Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
2,000 ATP Ödüllü Soru: 2 boyutlu nesneleri prizma yaparak 3 boyutlu nesneler yapıyorsak eğer 3 boyutlu nesnelerle prizma yaparak 4 boyutlu nesneler yapabilir miyiz? Hemen cevapla! Goktug Han'ın cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat

Ruhsat Var mı Bilmiyorum Ama İnşaat Var

5 dakika
0
Ruhsat Var mı Bilmiyorum Ama İnşaat Var
  • Blog Yazısı
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

Bir sabah kalkıyorsunuz. Yirmi üç yaşındasınız, yirmi dört, yirmi beş, fark etmiyor. Gün başlıyor, bir şeyler yapıyorsunuz, akşam oluyor. Ama içinizde bir şey tam oturmuyor. Doğru yerde misiniz, doğru şeyleri mi yapıyorsunuz, bu his ne zaman geçecek. Cevap gelmiyor. Yarın da gelmeyecek büyük ihtimalle.

Bu his yirmili yaşların en tanıdık hissi ve kimse bunu tam anlatmıyor. Çünkü anlatması zor, çünkü o dönemden çıkanlar unutuyor, çünkü içindeyken kelimeler bulunamıyor ama tam ortasındaysanız, biliyorsunuz. Çok iyi biliyorsunuz. Yirmili yaşlar garip bir eşik. Çocukluk bitti, yetişkinlik başladı, ama ne bitti ne başladı tam olarak netleşmedi. İki dünyanın arasındasınız. Bir ayağınız geride, bir ayağınız ileride, ikisi de tam tutmuyor. Çocukken kim olduğunuzu size söylüyorlardı. Aileniz söylüyordu, okulunuz söylüyordu, çevreniz söylüyordu. Uslu çocuksun, matematikçisin, sanatçısın, en küçüksün, polissin, savcısın... Bunlar kimlik değildi, kimlik kılavuzuydu. Hazır cevaplar, hazır çerçeveler. Sormak zorunda kalmıyordunuz çünkü cevaplar zaten oradaydı. Şimdi o çerçeveler yetmiyor. "Ben kimim" sorusu ilk kez gerçekten ciddileşiyor. Soyut bir soru değil artık, hayatınızın her kararında karşınıza çıkıyor. Ne okuyacaksınız, nerede yaşayacaksınız, kimi seveceksiniz, neye inanacaksınız, hangi işi yapacaksınız. Her tercih bir cevap veriyor o soruya ve her cevap sizi biraz daha şekillendiriyor. Ama bunu fark etmeden yapıyorsunuz çoğunlukla. Seçimler birikip karaktere dönüşüyor, karakter oluşurken izlemiyorsunuz. Sonra bir gün eski bir fotoğrafa bakıyorsunuz ve "ben buydum" diyorsunuz. Hem tanıyorsunuz hem de yabancı biri.

Yirmili yaşlarda zaman tuhaf akıyor. Aylar geçiyor, bakıyorsunuz, hiçbir şey değişmemiş gibi hissediyorsunuz. Aynı oda, aynı endişeler, aynı döngü. Sıkışmış gibi. Sonra yıllar sonra o döneme bakıyorsunuz ve her şeyin değiştiğini görüyorsunuz. Bambaşka biri olmuşsunuz ama o değişim içinde yaşanırken görünmüyordu. Bu dönemin paradoksu bu. Çok yavaş hissettiriyor, çok hızlı geçiyor ve bu yavaşlık içinde bir yas var. Kimse bunu böyle adlandırmıyor ama var. Çocukluğun yasını tutuyorsunuz. Eskiden sonsuza kadar süreceğini düşündüğünüz arkadaşlıkların yasını. Artık gerçek olmayan ihtimallerin yasını. Üniversiteye gittiğinizde bazı kapılar kapandı. Bir şehre taşındığınızda başka kapılar kapandı. Her seçim, seçilmeyenin yasını da beraberinde getiriyor. Bu yası yaşamak için izin yok toplumda. "Şu yaştasın, ne yası, ilerle" deniyor. Ama içeride gerçek bir şey var. Geçmişten taşınan, tam bırakılamayan, adı konulamayan bir ağırlık. O ağırlıkla yürümek yirmili yaşların bir parçası.

Tüm Reklamları Kapat

Bir de yetişme hissi var. Sürekli, sinirli edici, neredeyse fiziksel. Herkes bir yere geç kalıyormuş gibi hissediyor. Kariyer kurmak lazım ama nasıl. Para kazanmak lazım ama nereden. İlişkileri oturtmak lazım ama ne zaman. Kendini bulmak lazım ama nerede. Bu liste uzuyor, uzadıkça ağırlaşıyor ve sosyal medya bu hissin üzerine tuz basıyor. Çünkü insanlar hayatlarının sonuçlarını paylaşıyor, süreçlerini saklıyor. Terfiyi paylaşıyor, terfi öncesindeki iki yıllık çaresizliği paylaşmıyor. İlişkinin mutlu anını paylaşıyor, o ilişkinin içindeki karmaşayı paylaşmıyor. Şehir değişikliğini paylaşıyor, o kararı almak için geçirilen uykusuz geceleri paylaşmıyor. Siz kendi karmaşanıza bakıyorsunuz, başkalarının vitrinlerine bakıyorsunuz. Bu iki bakış hiç adil bir karşılaştırma değil. Ama yine de yapılıyor ve yapıldıkça bir eksiklik hissi büyüyor, "ben neden hâla bu noktadayım" sorusu geliyor. O soru yanlış soru ama içindeyken bunu görmek çok zor.

Arkadaşlıklar bu dönemde başka bir hal alıyor. Çocukluktaki arkadaşlıklar çoğunlukla yakınlıktan geliyordu. Aynı okul, aynı mahalle, aynı sınıf. Seçmiyordunuz, koşullar getiriyordu. O arkadaşlıkların güzelliği de buydu, seçilmemişliklerinde bir saflık vardı. Yirmilerde bu değişiyor. Yollar ayrılıyor. Farklı şehirler, farklı hayatlar, farklı öncelikler. Bazı arkadaşlıklar sessizce geçip gidiyor. Büyük bir kavga yok, dramatik bir son yok. Sadece mesajlar seyrekleşiyor, sonra duruyor. Birbirinizi özlüyorsunuz ama hayatlar artık örtüşmüyor. Bu kayıp bir gerçek, toplumun bu kayıp için bir ritüeli yok. Bir ayrılık töreni yok, bir yas prosedürü yok. Sadece olan bir şey. Fark etmeden kaybedilen bir şey. Ama aynı dönemde başka bir şey de oluyor. İlk kez gerçekten seçtiğiniz insanlar geliyor hayatınıza. Değerlerinize göre seçiyorsunuz, kim olduğunuza göre seçiyorsunuz. Bu arkadaşlıklar daha az rastlantısal, daha çok bilinçli. Yirmili yaşlarda hem en çok kaybediyorsunuz hem de en değerli şeyleri buluyorsunuz. İkisi aynı anda.

Hata meselesi de bu dönemin tam ortasında. Çocukken hata yapabilirdiniz, sonuçları sınırlıydı. Yetişkinlikte hata yapıyorsunuz, sonuçlar gerçek. İş hatası, ilişki hatası, para hatası, hayat kararı hatası. Bunlar izler bırakıyor ve ilk kez "bu hata benim" diyorsunuz. Başkasına yükleyemiyorsunuz, koşullara bağlayamıyorsunuz tamamen. Kendi kararlarınızın ağırlığını hissediyorsunuz. Bu ağırlık olgunlaşmanın en can acıtıcı kısmı. Ama aynı zamanda en değerlisi. Çünkü o ağırlığı hissedebilmek, gerçekten var olmak demek. Kendi hayatınızın öznesi olmak demek. Hata yapıyorsunuz, utanıyorsunuz, toparlıyorsunuz, devam ediyorsunuz. Fikirleriniz değişiyor, bir zamanlar çok emin olduğunuz şeylerden geri adım atıyorsunuz. Yeniden başlıyorsunuz. Bu tekrar oluyor, birden fazla kez. Bunu zayıflık olarak görmeyi bırakmak gerekiyor. Tam tersi, bu dönemin tam olarak yapılması gereken şey.

Kimse tam olarak ne yaptığını bilmiyor bu yaşlarda. Bunu anlamak çok rahatlatıcı, ama çok geç anlaşılıyor. Çünkü herkes emin görünmeye çalışıyor. Sosyal medyada, iş görüşmelerinde, aile yemeklerinde. "Her şey yolunda, planlıyım" performansı. Ama odalarında, gecenin geç saatinde, o aynı soru dönüyor hepsinde. "Doğru yapıyor muyum?"

Tüm Reklamları Kapat

Emin görünmek ile emin olmak çok farklı şeyler. Yirmili yaşlarda emin görünenler de çoğunlukla sadece görünüyor. Bu bilgi paylaşılsaydı daha az yalnız hissedilirdi. Ama paylaşılmıyor. Çünkü kırılganlık pahalı hissettiriyor bu dönemde, zaten çok şey belirsizken bir de bunu göstermek çok fazla.

Sonra otuzlar geliyor, kırklar, daha ötesi. Ama burada bir durak oluşuyor. Çünkü bakış, bulunduğu yerden ötesini netleştirmeye yetmiyor. Mesafe eksik kalıyor, ayrıntılar flu, yön duygusu parçalı. Bazı dönemler ancak geriye bakıldığında bir forma kavuşuyor. İçindeyken ise her şey aynı anda oluyor: ilerleme de, duraksama da, dağılma da. Bir inşaat alanı gibi; neyin kalıcı olacağı, neyin sadece geçici bir iskele olduğu ayırt edilemiyor.

İnşaat alanında asıl ilerleme, uzaktan bakıldığında fark edilen değil; içerideyken tozun, gürültünün ve dağınıklığın arasında anlamı seçilemeyen o küçük, kesintisiz değişimdir.
Okundu Olarak İşaretle
1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/05/2026 15:09:06 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22889

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Deneyim, bilimlerin anasıdır."
Miguel de Cervantes
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)