Fatih Sultan Mehmed ve Kazıklı Voyvoda (Drakula):
Edirne Sarayı'ndan Târgovişte'ye İhanet, Psikolojik Harp ve İki Liderin Çatışması
Gemini
- Blog Yazısı
XV. asrın ortalarında Balkan coğrafyası, nehirlerin kan aktığı, kalelerin el değiştirdiği ve cihanşümul imparatorluk vizyonu ile bölgesel hayatta kalma reflekslerinin çarpıştığı muazzam bir kaosa sahne olmaktaydı. Bu kaotik iklimin en dramatik ve tarihin seyrini psikolojik manada en çok sarsan kesiti, şüphesiz İstanbul’un fatihi Sultan II. Mehmed ile Osmanlı vekâyinamelerinde mülhid bir asi, Batı dünyasında ise Kont Drakula olarak maruf Eflâk Voyvodası III. Vlad (Vlad Țepeş) arasındaki husumettir. Bu iki figürün yolları, salt bir Osmanlı hünkârı ile tabi bir beyin sınır mukatelesi şeklinde değil, aynı sarayın ikliminde yetişmiş iki dâhinin zihin dünyalarındaki mutlak iktidar ve nizam-ı âlem mefkûresinin ölümcül çatışması olarak kesişmiştir. Dönemin birincil kronikleri ve modern akademik veriler tetkik edildiğinde, bu çatışmanın arka planında siyasi bir itaatsizlikten ziyade, tarihin gördüğü en tefessüh etmiş psikolojik harp taktikleri ve buna mukabil sergilenen sarsılmaz bir devlet aklı tecessüm etmektedir.
Bu kanlı satranç oyununun iptidası, 1442 yılında Eflâk Voyvodası II. Vlad’ın, Macar Krallığı ile Osmanlı Devleti arasındaki hassas muvazeneyi koruyabilmek adına iki oğlunu, yani Vlad ve kardeşi Radu’yu Sultan II. Murad’a rehine olarak teslim etmesiyle başlamıştır. Genç Vlad, ömrünün en hassas şekillenme yıllarını Edirne ve Amasya saraylarında, müstakbel fatih Şehzade Mehmed ile aynı semada, aynı hocaların rahle-i tedrisinden geçerek ve aynı devlet nizamını müşahede ederek geçirmiştir. Ne var ki popüler tarih yazımının iddia ettiği "kan kardeşliği" efsanesinin aksine bu süreç, Vlad’ın zihninde derin bir travma ve intikam hissi doğurmuş; zira o, sarayda lüks bir esaret hayatı yaşarken memleketinde babasının ve ağabeyi Mircea’nın boyarlar tarafından diri diri gömülerek katledildiği haberini almıştır. İki genç liderin Edirne sarayındaki bu mukayeseli ikameti, ileride birbirlerinin stratejik reflekslerini, askerî dehalarını ve psikolojik zaaflarını en ince detayına kadar bilmelerini sağlayacak ölümcül bir enstrümana dönüşecektir.
1456 yılında, Osmanlı ordusunun Belgrad Kuşatması ile meşgul olduğu fetret anından istifade eden Vlad, Osmanlı Devleti’nin de zımni rızası ve desteğiyle rakibi II. Vladislav’ı bertaraf ederek ikinci kez Eflâk tahtına oturmuş ve Fatih’e sadakat yemini ederek yıllık 10.000 duka altın haraç (cizye) ödemeyi taahhüt etmiştir. Ancak Vlad’ın Eflâk’ta tesis ettiği idare, salt bir feodal beylik düzeni değil, klinik bir paranoya ve mutlak güç arzusunun dehşet verici bir tezahürü olarak şekillenmiştir. Çocukluk travmalarının ve etrafını saran hain boyar sınıfının baskısıyla Vlad, otoritesini korumanın yegâne yolunu kitleleri paralize edecek bir teyatral vahşette bulmuş ve tarihe nâmını verecek olan "kazığa oturtma" (tepeş) ritüelini sistematik bir idari mekanizma haline getirmiştir. Onun gözünde şiddet, sadistik bir zevkin ötesinde, hem iç ricali sindirmek hem de dış düşmanlara karşı asimetrik bir korku duvarı örmek maksadıyla kurgulanmış, rasyonel ve makyavelist bir psikolojik terör enstrümanıdır.
Fatih Sultan Mehmed ise aynı siyasi ve felsefi iklimden tamamen zıt bir şahsiyet mimarisiyle çıkmış; meselelere bir hayatta kalma güdüsüyle değil, Roma İmparatorluğu’nun tevarüs ettiği evrensel cihan imparatorluğu ve nizam-ı âlem vizyonuyla yaklaşmıştır. Fatih; felsefe, coğrafya, matematik ve askeri stratejiyle yoğrulmuş, hiddetini ve kudretini kurumsal bir devlet rasyonalitesi içinde eritmeyi başarmış, soğukkanlı ve vizyoner bir entelektüeldir. Cihan padişahının dünyasında şiddet ve ceza, devletin adalet tekelini ve mutlak otoritesini tesis etmek için kanun dairesinde kullanılan meşru bir araçken, Vlad’ın dünyasında şiddet, kanunu ikame eden bizzat kuralın kendisi haline gelmiştir. Bu iki zıt dehanın şahsiyet analizi yapıldığında; Fatih’in muazzam bir kurumsal lojistik, kanunnameler ve düzenli ordularla inşa ettiği makro dünyaya karşı, Vlad’ın anarşi, korku, gerilla taktikleri ve asimetrik vahşetle örülü mikro dünyası amansız bir çarpışmaya doğru sürüklenmiştir.
Vlad’ın haraç ödemeyi keserek alenen isyan bayrağını açması, Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon İmparatorluğu’nu ilga etmekle (1461) ve Mora seferleriyle meşgul olduğu, Osmanlı hudutlarının en hassas olduğu döneme tesadüf etmektedir. Macar Kralı Matyas Korvin ile gizli bir Haçlı ittifakı içerisine giren Eflâk Voyvodası, Osmanlı’nın sabrını taşıracak diplomatik bir cinayete imza atmış; meselenin sulh yoluyla halli ve sadakat tazelemek üzere Niğbolu Sancakbeyi Hamza Paşa ile kâtip Thomas Katabolinos (Yunus Bey) riyasetinde gönderilen Osmanlı elçilik heyetini pusuya düşürerek tevkif etmiştir. Devlet-i Aliyye’nin diplomatik dokunulmazlığını ve haysiyetini ayaklar altına alan Vlad, başta Hamza Paşa olmak üzere tüm heyeti uzuvlarını keserek kazıklara oturtmuş ve paşanın mevkisine hürmeten (!) onun kazığını diğerlerinden daha yüksek tutarak alaycı bir vahşet sergilemiştir. Bu hadise, Osmanlı devlet aklı için artık sulh zeminini tamamen ortadan kaldıran ve mutlak bir cezalandırma (tedip) hareketini farz kılan tarihi kırılma noktası olmuştur.
Diplomatik cinayetin akabinde hırsını alamayan III. Vlad, 1416-1462 kışında donan Tuna Nehri’nin üzerinden geçerek güney yalılarındaki, yani doğrudan Osmanlı hâkimiyetindeki Bulgaristan ve Türk topraklarındaki köy ve kasabalara ani ve hunharca baskınlar düzenlemiştir. Dönemin Bizans asıllı tarihçisi Laonikos Chalkokondyles’in hamasi olmayan satırlarında açıkça zikrettiği üzere Vlad; kadın, çocuk, hamile veya yaşlı ayrımı yapmaksızın 23.884 Müslüman ve Hristiyan Osmanlı tebaasını katletmiş ve bu korkunç katliamın senedi olarak kurbanlarının kesik kulak, burun ve kafalarını saydırarak Macar Kralı’na bir zafer nişanesi olarak göndermiştir. Tursun Bey’in Târîh-i Ebü’l-Feth isimli eserinde "nâ-pâk ve bed-baht" sıfatlarıyla tavsif edilen voyvoda, bu eylemleriyle sadece Osmanlı ordusunu kışkırtmakla kalmamış, aynı zamanda Balkanlar'daki demografik ve psikolojik düzeni sarsarak Fatih’i bizzat kendi toprağında aciz göstermeyi hedeflemiştir.
Bu şeni tecavüzler ve halkın feryatları üzerine Fatih Sultan Mehmed, 1462 baharında bizzat ordunun başına geçerek Eflâk Sefer-i Hümâyûnu’na çıkmış; Osmanlı tarihinin en zorlu ve psikolojik yükü en ağır askeri harekâtlarından biri böylece başlamıştır. Muazzam yeniçeri ordusu ve Osmanlı topçusu karşısında bir meydan muharebesine girmenin mutlak bir intihar olacağını gayet iyi bilen Vlad, çocukken Edirne’de öğrendiği Osmanlı askeri stratejilerini tersine çevirerek asimetrik bir gerilla harbi başlatmıştır. Osmanlı ordusunun ilerleyiş güzergâhındaki tüm ekinleri yakmış, su kuyularını zehirlemiş, küçükbaş ve büyükbaş hayvanları telef ederek ve halkı Karpat Dağları’nın derinliklerine tahliye ederek "yanık toprak" stratejisi uygulamıştır; öyle ki hakanın askerleri günlerce ne yiyecek tek bir lokma ekmek ne de içecek temiz bir damla su bulabilmiştir.
Savaşın ve iki lider arasındaki psikolojik harbin zirve noktası, tarihe Târgovişte Gece Baskını (17 Haziran 1462) olarak geçen askeri vakadır. Ordusunun açlık ve salgın hastalıklarla yıprandığını gören Vlad, kumar oynayarak bizzat Türkçe konuşan ve Osmanlı zırhları giymiş seçkin fedaileriyle gece karanlığında Osmanlı karargâhının kalbine sızmıştır. Hedefi doğrudan otağ-ı hümâyûna ulaşıp çocukluk arkadaşı Fatih Sultan Mehmed’i uykusunda katletmek ve ordunun başsız kalarak panik halinde dağılmasını sağlamak olan bu intihar saldırısı, çadırların karıştırılması sebebiyle vezirlerin çadırlarına yönelmiş ve hünkârın şahsi muhafızları olan solaklar ile peyklerin cansiperane müdafaasıyla akamete uğratılmıştır. Gün ağardığında, Sadrazam Mahmud Paşa ve Mihaloğlu Ali Bey’in dirayetiyle toparlanan Osmanlı merkez ordusu Eflâk kuvvetlerini kılıçtan geçirmiş, Vlad ise karanlıktan istifade ederek Karpat Dağları’na doğru firar etmek mecburiyetinde kalmıştır.
Baskının şokunu atlatan ve firari voyvodanın peşini bırakmayan Osmanlı ordusu, Eflâk’ın başkenti Târgovişte önlerine ulaştığında, insan zihninin sınırlarını zorlayan ve Chalkokondyles’in "17 stadyum uzunluğunda bir saha" olarak tasvir ettiği bir dehşet manzarasıyla karşılaşmıştır. Bu saha; Hamza Paşa, Osmanlı askerleri, Bulgar köylüleri ve bizzat Vlad’a muhalefet eden Eflâk asillerinin de dahil olduğu yaklaşık 20.000 insanın kazıklara geçirilerek çürümeye terk edildiği, kargaların feryat ettiği muazzam bir "kazıklar ormanı"dır. Vlad’ın Fatih’in iradesini kırmak ve Türk askerini paralize etmek amacıyla kurguladığı bu son psikolojik saldırı karşısında Fatih Sultan Mehmed, hiddetine yenik düşüp fevri hareket etmek yerine sarsılmaz devlet rasyonalitesini çalıştırmış; Vlad’ın vahşetinden illallah eden boyarları yanına çekerek Eflâk tahtına Osmanlı kültürüyle büyümüş, uysal tabiatlı kardeşi Radu’yu (Güzel Radu) tayin etmiştir. Bu hamle, Vlad’ın içerideki tüm meşruiyetini zemine gömen ve onu kendi yurdunda yapayalnız bırakan kusursuz bir diplomatik şah-mattır.
Halkının, boyarlarının ve kilisenin desteğini tamamen yitiren III. Vlad, canını kurtarmak maksadıyla Erdel’e (Transilvanya) kaçarak Macar Kralı Matyas Korvin’e sığınmış; ancak Osmanlı’nın gazabını üzerine çekmek istemeyen kral, onu uydurma ihanet mektuplarını bahane ederek Vişegrad’da hapsetmiştir. Yaklaşık 12-13 yıl süren bu uzun zindan hayatında dahi hayatta kalma güdüsü ilkelerine galebe çalan Vlad, Katolikliği kabul ederek ve kralın bir akrabasıyla evlenerek serbest kalmayı başarmış; 1476 yılında Osmanlı’nın Balkanlar’daki nüfuzunu kırmak isteyen Macar ve Boğdan desteğiyle üçüncü kez Eflâk voyvoda unvanını gasbetmiştir. Ne var ki Fatih Sultan Mehmed’in bölgede kurduğu idari ve istihbari sistem kusursuz işlemektedir; nitekim Vlad’ın bu son saltanatı yalnızca birkaç hafta sürmüş, yeni Eflâk Voyvodası Basarab Laiotă ve Osmanlı akıncıları süratle reaksiyon göstererek onu Bükreş yakınlarında kıskaca almıştır.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
1476 yılının Aralık ayında veya 1477’nin ilk günlerinde vuku bulan şiddetli bir çarpışmada, tarih sahnesini kanla boyayan III. Vlad nihayet ortadan kaldırılmış; kendi adamlarının ihanetine mi uğradığı yoksa Mihaloğlu’nun akıncıları tarafından mı ifna edildiği hususu tarihsel bir muamma olarak kalsa da netice değişmemiştir. Hayatı boyunca kestirdiği on binlerce başın bedeli olarak Vlad’ın kesilen başı, öldüğünün katî bir vesikası olarak bal dolu bir fıçı içerisinde muhafaza edilerek İstanbul’a, Fatih Sultan Mehmed’in huzuruna sevk edilmiştir. Cihan padişahının emriyle cellat vurulmuş bu baş, ibret-i âlem için İstanbul meydanlarında bir kazığa dikilerek teşhir edilmiş; böylece ömrünü ve iktidarını kazık fetişizmi ve psikolojik terör üzerine inşa eden voyvoda, ironik bir şekilde kendi yarattığı vahşet ikonografisinin nihai kurbanı olarak bir kazık üzerinde tarihin karanlığına gömülmüştür.
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- F. Babinger. (1978). Mehmed The Conqueror And His Time. ISBN: 978-0691010786. Yayınevi: 0691010781.
- Halil İnalcık. (2010). Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481). ISBN: 978-9753898997.
- Radu R. Florescu, Raymond T. McNally, et al. (1989). Dracula, Prince Of Many Faces: His Life And His Times. ISBN: 978-0316286558. Yayınevi: 0316286559.
- Tursun Bey. (2014). Fatih'in Tarihi (Tarih-I Ebu'l-Feth). ISBN: 9786257541572.
- Aşık Paşazade, Derviş Ahmed Aşıki, et al. (2007). Aşık Paşazade / Osmanoğullarının Tarihi / Tevarih-I Al-I Osman. ISBN: 9786052480021.
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 12/06/2026 03:56:18 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23188
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.