Bilim İnsanları "Adem ve Havva" ile "Nuh Tufanı" Anlatılarını Akademik Bir Çalışmayla Doğruladılar mı?

Bu içerik, Evrim Ağacı'nın Gerçeklik Analizi Araştırmaları'nın bir parçasıdır. Bu sistem çerçevesinde analiz edilen iddialar, "Gerçek", "Karışık", "Sahte" şeklinde üç sınıfa ayrılmaktadır. Aynı analiz sistemi çerçevesinde, ünlü insanlara atfedilen sözler de incelenmektedir. Bu sözler, "Gerçek", "Hatalı Atıf", "İspatsız" ve "Sahte" şeklinde dört sınıfa ayrılmaktadır.

İddia

Araştırmacılar, günümüzdeki tüm insanların 200.000 yıl önce yaşamış, birbiriyle çift olan bir kadın ve bir erkekten geldiğini gösterdiler. Aynı araştırmacılar, 100.000 yıl kadar önce tüm türleri yok eden bir doğa felaketi olduğunu da gösterdiler. Böylece mitolojideki hem Adem ve Havva hikayesi, hem de Nuh Tufanı hikayesi doğrulanmış oldu.

Gerçek mi?

Sahte

Gerçek Ne?

Homo sapiens türünün yakın ve uzak tarihinin hiçbir döneminde popülasyon büyüklüğü 2 bireyden ibaret olmamıştır (kimi zaman binlerce bireyden oluşacak kadar ufak sayılara düşmüş olsa da). Bugüne kadar yapılan "Mitokondriyal Havva" ve "Y Ademi" ile ilgili çalışmalar, insanlığın birbiriyle çift olan iki bireyden var olmadığı bilimsel olarak net bir şekilde göstermektedir. Konuyla ilgili terminolojiyi daha iyi anlamak için aşağıdaki videomuz izlenebilir:

Daily Mail gazetesi tarafından konu edinilen akademik makalede de böyle bir iddia zaten bulunmamaktadır; gazetenin internet sitesi yazarı, tamamen temelsiz bir iddiaya dayalı bir başlık atarak insanları tık tuzağına düşürmeyi hedeflemiştir. Metnin içeriği yayından sonra düzenlenmiş ve değiştirilmiştir.

Benzer şekilde, bilim insanlarının 100.000 yıl önce tüm türleri yok eden bir doğa felaketine dair herhangi bir bulgusu bulunmamaktadır. Araştırmacılar, çalışmalarına yönelik bu yorumların tamamen hatalı ve gazeteler ile çeşitli kesimler tarafından çarpıtılmış olduğunu bildiren bir açıklama yayımlamışlardır. 4 Aralık 2018'de yapılan açıklamada şunları söylemişlerdir:

Bu araştırma temelini Darwinci evrimden almaktadır ve bunu güçlü bir şekilde desteklemektedir. Bu desteğe, tüm canlılığın milyarlarca yıl önce yaşamış tek ve ortak bir biyolojik kökenden evrimleştiği de dahildir. Bu çalışmada ana akım insan evrimi görüşleri takip edilmektedir. Tek bir "Adem" veya "Havva" olduğu iddiamız bulunmamaktadır. Herhangi bir kitlesel yıkım olayının varlığı da iddia edilmemektedir.

Daily Mail, 6 Aralık 2018 tarihinde haber içeriğini güncelleyerek yukarıdaki bildiriyi metin sonuna eklemiştir. Ayrıca şu ibareyi de eklemiştir:

Araştırma, bazı dindar kesimler tarafından yanlış anlaşılmıştır. Bu kişi ve gruplar, bu araştırmanın 100.000 yıl önce Büyük Patlama-vari bir ani olayla var olmaya başladığımız anlamına geldiğini düşünmektedirler. Ancak araştırmanın gerçekte ortaya koyduğu bu değildir. Stoeckle ve Thaler'in bulguları, türümüzün yok oluşlardan sandığımızdan daha sık kurtulmak zorunda kaldığını ve bunun, diğer hayvan türlerinin de başından geçen bir olay olduğunu göstermektedir.

İddianın Kökeni

İngiltere'nin Daily Mail gazetesinin 24 Kasım 2018 tarihinde yaptığı bir haberin başlığı şöyleydi: "Bir araştırmanın gösterdiği üzere, tüm insanlar sadece İKİ kişiden geliyor olabilir ve yıkıcı bir olay 100.000 yıl kadar önce TÜM türleri neredeyse yok etmiş olabilir."

Başlıktan ve haberin yapılış biçiminden, habercilerin akademik bir çalışmayı detaylıca incelemeksizin bir popüler bilim haberine dönüştürdüğü görülmektedir. Bu hata, söz konusu asılsız iddiaları doğurmuştur. Aynı haberi LAD Bible ve Inquistr gibi kaynaklar da yaymıştır. Türkiye'de ise bu hatalı haberi Onedio gibi kaynaklar yaymışlardır.

Başlığın sözünü ettiği araştırma aslen Mayıs 2018'de yayımlanmıştır ve o dönem Phys.org gibi güvenilir bilim siteleri, The Independent gibi gazeteler, News gibi haber kaynakları tarafından doğru bir şekilde haberleştirilmiştir. Ancak Daily Mail, tık tuzağı ve sansasyonel haber yapma merakıyla konuyu Kasım 2018'de tekrar gündeme getirmiştir.

Bundan yola çıkarak birçok bilim dışı kaynak, "Adem ve Havva" ile "Nuh Tufanı" gibi mitolojik hikayelerin bilimsel olarak ispatlandığını açıkça söyleyen veya ima eden içerikleri özellikle sosyal medya üzerinde yaymışlardır.

Bilgiler

Daily Mail gazetesinin attığı başlıktaki her iki iddia da hatalıdır. Bilim insanları Human Evolution (İnsan Evrimi) jurnalinde yayımladıkları akademik makalelerinde her iki iddiayı da haber kaynağının iddia ettiği şekilde ileri sürmemektedirler. Hatta bunun bu kadar yanlış lanse edilmesi üzerine hem jurnale, hem de gazeteye yazarak yukarıda verdiğimiz bildiriyi yayınlamak durumunda kalmışlardır.

Makalenin giriş sayfası...
Makalenin giriş sayfası...
Human Evolution

Makale açık kaynak olduğu için buraya tıklayarak ücretsiz olarak okunabilir.

Sözü Edilen Araştırmanın Konusu Nedir?

Araştırmanın konusu türümüzün kökenleri ile ilgili değildir; "Adem ve Havva" veya "Nuh Tufanı" gibi mitolojik anlatıları ispatlama amacıyla da yapılmamıştır. Araştırma, DNA Barkodlama adı verilen bir yöntemin ne kadar işlevsel olduğuyla ilgilidir. Bu barkodlama yöntemi, mitokondriyal DNA (mtDNA) üzerinde bulunan sitokrom oksidaz 1 (CO1) isimli bir genin incelenmesi yoluyla türlerin teşhis edilmesinde kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemin, kusursuz olmasa da oldukça etkili olduğu bilinmektedir; çünkü aynı türe ait olan bireylerin CO1 genleri birbiriyle neredeyse aynıdır. Bunu kullanarak bir türü bir diğer türden ayırmamız mümkün olmaktadır.

Araştırmacılar, türlerin CO1 genlerindeki bu benzerliğin nedenlerini araştırmaktadırlar ve Daily Mail gazetesi tarafından hatalı bir şekilde haberleştirilen akademik çalışmalarında bunun için iki olasılık ileri sürmektedirler:

  1. Evrimsel süreçte türlerin CO1 genlerini özgün olacak biçimde değiştiren bir seçilim baskısı olmalıdır,
  2. Tüm türlerin genetik çeşitliliği yok olma noktasına gelecek kadar azalmıştır; dolayısıyla çok küçük popülasyonlardan günümüze ulaşmışlardır.

İkinci olasılıkla ilgili olarak çalışma yapan araştırmacılar, türlerin genetik çeşitliliğini kıracak bir kitlesel yok oluş olayının günümüzden 100.000 ila 200.000 yol önce yaşanması gerektiğini göstermişlerdir.

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Araştırmacılar yaşanmış olabilecek yıkım olayını çekirdek genomunda bile bulunmayan mtDNA'nın tek bir genindeki benzerlikten yola çıkarak yapmaktadırlar. Bu, aceleci bir genellemeye neden olabilir. mtDNA, bazı istisnalar haricinde sadece anneden yavruya geçen, dolayısıyla sadece anne tarafının soy hattına dair bilgiler verebilen bir genetik yapıdır. mtDNA ile ilgili en büyük sorun, aşırı kısa bir DNA zinciri olmasıdır. Çekirdekteki genomumuz 3.2 milyar baz çifti uzunluğa sahiptir; mtDNA ise sadece 16.500 baz çifti uzunluğa... Bu, ondan bilgi alamayacağımız anlamına gelmez elbette; ancak tüm türleri ilgilendiren bir konu olduğunda mtDNA'dan çok daha fazla bulguya ihtiyacımız olduğunu hatırlatmaktadır. Örneğin Neandertal mtDNA'sı ilk dizilendiğinde, bizimle genetik akrabalıkları olduğuna dair herhangi bir iz tespit edilememişti: Halbuki Neandertaller, evrim tarihinde yaşamış en yakın kuzenlerimiz! Ne zaman ki çekirdek genomu dizilendi, o zaman bu gerçeği tartışmaya yer bırakmaz şekilde gördük.

Afrika'daki memeli evrimine dair fosil kayıtlarının gösterdiği üzere, birçok tür küçük kurucu popülasyonlardan başlayıp sonradan genişlemiştir ve sonradan genetik diziler üzerinde yapılan incelemeler, Buzul Çağı'nın sonradan yaşanan genişlemenin önünü açacak bol miktarda fırsat sağladığını göstermiştir.

İşin kitlesel yok oluş tarafında ise çok daha ciddi bir diğer problem var: Günümüzden 200.000-100.000 yıl önce yaşanmış gibi gözüken bir kitlesel yok oluşa dair hiçbir jeolojik kanıt bulunmuyor. Sadece fosillerde değil, kayaçlarda da! Fosillerde hiçbir iz olmaması bir problem, çünkü böylesine ciddi bir kitlesel yok oluşun izlerini fosillerdeki yok oluş oranlarındaki kritik bir artış olarak görmeyi bekleriz: Çünkü Dünya tarihi en az 6 büyük kitlesel yok oluş gördü ve her birinin bariz jeolojik izleri bulunuyor. Kayaçlarda hiçbir iz olmaması da bir problem, çünkü böylesine büyük bir kitlesel yok oluşu tetikleyen çevresel bir değişim olmalıdır: depremler, volkanik olaylar, göktaşı olayları, seller, yangınlar, atmosferik gaz değişimleri, vs. Buna dair hiçbir iz bulamıyoruz!

Bunun bir nedeni, verilen zaman aralığının aşırı geniş olması olabilir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili şunu söylemeye benzer: Türkiye Cumhuriyeti, piramitlerin inşasından sonra ama Uluslararası Uzay İstasyonu'nun inşasından önce kurulmuştur. Bundan yola çıkarak tekil bir olayı tespit etmek pek mümkün değildir.

Bulgularla İlgili Üçüncü Alternatif Ne?

Araştırmanın bir sıkıntısı, olası yanıtların yukarıda verdiğimiz iki olasılıktan ibaret olduğunu ileri sürmektir. Buna Hatalı İkilem Safsatası denmektedir. Halbuki en az bir adet olasılık daha vardır: Araştırmada incelenen türlerin kısmen yakın geçmişte evrimleşmiş olması.

Bu, diğer bilimsel araştırmalardan gelen verilerle daha çok uyuşan bir açıklama; çünkü biz Homo sapiens de dahil olmak üzere gezegenimizdeki birçok türün kısmen daha yakın geçmişte evrimleştiğini biliyoruz. Örneğin biz, son 300.000 yıldır varız, kutup ayıları ise son 400.000 yıldır varlar. Birçok diğer tür de son birkaç yüz bin ila birkaç milyon yılda evrimleşmiş canlılar; çünkü her soy hattı her an evrimleşmeye devam etmektedir. Bir türün (örneğin atasal bir türün) çok uzun süreler aynı türün sınırları içinde kalması mümkün olmamaktadır. Ufak değişimler birikerek devasa değişimler yaratmaktadır. Gerçekten de uzmanlar, bir türün yok olmadan veya yeni bir türe evrimleşmeden önce ortalamada varlığını 500.000 ila 10 milyon yıl kadar süreyle koruyabildiğini düşünmektedirler. Bu, oldukça tahmini bir yaklaşımdır; çünkü tüm türlerin tüm evrimsel tarihinin fosil kaydı eksiksiz değildir ve tür tanımlarımız çok keskin ve isabetli değildir. Ancak yine de eldeki birçok bilimsel veri buna işaret etmektedir.

Adem ve Havva

Bilimsel bilginin derinliklerinden yoksun birçok mitolojik anlatı, varlıkların oluş kökenini kendilerine benzer bir "ilk varlık" veya "ilk canlı"ya atfeder; çünkü bu, konu hakkında eğitimsiz bir akla gelen ilk açıklamadır. Dolayısıyla birçok mitolojik hikayede insanlığın başlangıcında "bir erkek ve bir kadın" olduğu söylenir. İbrahimi dinlerde erkeğe "Adem", kadına "Havva" adı verilir. Hatta birçok anlatıda erkeğin kadından önce yaratıldığı, kadının erkekten var edildiği anlatılır (halbuki bu da yanlıştır; zira dişiliğe ait karakterlerin erkek dediğimiz cinsiyetten daha önce evrimleştiği bilinmektedir).

Ancak böyle bir "ilk insan" hiçbir zaman var olmamıştır. Türler, "ilk birey"lerden değil, atasal popülasyonların kademeli ve yavaş bir şekilde değişiminden türerler. Örneğin Homo sapiens olarak bizler, Homo heidelbergensis isimli bir diğer türden evrimleştik. Ancak hiçbir noktada bir Homo heidelbergensis annesi, bir Homo sapiens yavru doğurmadı; çünkü buna ihtiyaç yok! Türlerin ayırt edici özellikleri bizler tarafından sonradan tanımlanmış özellikler. Doğada ise bu tarz kategorik değişimler yok, süreğen değişimler var. Buradaki yazımızda bu yumuşak geçişin nasıl bambaşka türler yaratabileceğini görsel olarak anlatmıştık. Biz bu süreğen değişimi kategorilere ayırmaya çalışıyoruz; çünkü onlardan bahsetmek ve onları incelemek bu şekilde daha kolayımıza geliyor. Bir canlının hem ebeveyni, hem yavrusu "aynı tür" olmasına rağmen atasal türlerden yeni türlerin nasıl evrimleşebileceğini merak ediyorsanız, buradaki yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Daily Mail tarafından hatalı bir şekilde haberleştirilen akademik çalışmada, insanların sadece iki bireyden gelebileceği iddiası bir olasılık olarak verilmekte; hemen sonrasındaysa insanların "on binlerce yıl boyunca sabit kalmış, binlerce kişiden oluşan bir popülasyon"dan gelmesinin daha olası olduğu belirtilmiştir. Hatta makalenin kendisinde "tek bir çift" kavramının geçtiği tek yer, büyük evrimsel biyolog Ernst Mayr'ın 1942 yılında yaptığı röportajlarla ilgili 2004 yılında yapılmış bir derlemeden yapılan şu alıntıdır:

Kimi zaman ufak popülasyonlardaki çeşitlilik kaybının nedeni yanlışlıkla olan gen kaybı değil, tüm popülasyonun bir noktada tek bir çift veya tek bir döllenmiş dişiyle başlamış olmasıdır. Popülasyonun bu "kurucuları", atasal popülasyonun genetik çeşitliliğinin sadece ufak bir kısmını taşıyabilmişlerdir. Bu "kurucu" prensibi kimi zaman daha da büyük popülasyonlardaki düzenliliği açıklayabilmektedir; hele ki bu popülasyonlar iyi izole edilmişlerse ve kendi türünün bulunduğu bölgelerin sınırlarında yaşıyorlarsa.

Bu alıntıdan da görülebileceği üzere, insanın iki bireyden gelmiş olabileceğinden bir olasılık olarak bahsetmekte bir sakınca yok; çünkü bazı diğer türlerde bunu gerçekten de görüyoruz. Peki insanda bu yaşandı mı? Hayır. Yani insan popülasyonu uzunca bir süre oldukça küçük kalmış olabilir; ancak bu "oldukça küçük" kavramının "iki kişi" olmadığını anlamak gerekiyor. Makalede şöyle deniyor:

Modern dizileme verilerinden yola çıkarak, mitokondriyal veya Y kromozomu klonalitesinin aynı zamanda mı (yani tek bir kurucu çifte indirgenecek kadar yoğun bir darboğaz etkisiyle mi), yoksa içinde binlerce insanın bulunduğu ve binlerce yıl boyunca sabit kalmış bir popülasyon içindeki dizilenmeyle mi olduğunu söylemek mümkün gözükmemektedir. Kuhn'un da söylediği gibi, çözülemez argümanlar retoriğe kaymaya meyillidir.

Bu konuda kesin bir yargıya varamama sebebimiz, daha önce de izah ettiğimiz gibi, mtDNA verilerinin türlerin tarihiyle ilgili sadece genel geçer sınırları anlatıyor olması; çok detaylı bilgileri veremiyor oluşudur.

Konuyla ilgili bir diğer problem, daha önceden sözünü ettiğimiz bir konu: İnsanlığın 300.000 yıldır var olması; Stoeckle ve Thaler'in makalesindeki iddiaların altını oyuyor. Uzunca bir süre boyunca Homo sapiens türünün 200.000 yıl önce evrimleştiğini düşünüyorduk; ancak güncel veriler bu tarihi 300.000 yıl kadar geriye çekti. Üstelik bu, bildiğimiz anlamıyla Homo sapiens'in evrimleştiği tarih. En yakın kuzenlerimiz olan, şimdi soyu tükenmiş Homo neanderthalensis (Neandertaller) ile evrimsel yollarımız günümüzden 500.000 yıl önce ayrıldı. Yani türümüzün en erken bireyleri, günümüzden 500.000 yıl kadar önce yaşamış bile olabilir! Bu durumda makalenin sözünü ettiği söylenen "200.000 yıl önce yaşamış iki insan" kavramı, modern arkeolojik verilerle uyumsuzdur.

Sonuç

Sonuç olarak, söz konusu akademik makaledeki dilin kullanımı bazı kafa karışıklıklarına neden olabilecek olsa da, akademisyenlerin ortaya koyduğu çalışma insanın sadece 2 bireyden türediği veya Nuh Tufanı benzeri bir katastrofik yıkımın yaşandığını söylememektedir. Bunu iddia edenler ya sansasyon yaratma peşindedir ya da ideolojik bir mücadele içerisindedirler. Araştırmacıların bu haberler sonrasında yayınladıkları bildiri de bunu doğrulamaktadır.

"Mitokondriyal Havva" ve "Y Kromozomu Ademi" gibi konularda daha fazla bilgi almak için buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  • Ana Görsel Kaynağı: Wikimedia Commons
  • M. Marshall. No, Humans Are Probably Not All Descended From A Single Couple Who Lived 200,000 Years Ago. (2018, Kasım 26). Alındığı Tarih: 07 Aralık 2018. Alındığı Yer: Forbes
  • M. Y. Stoeckle, et al. (2018). Why should mitochondria define species?. Human Evolution, sf:1-30.
  • L. McManus. All humans may be descended from just TWO people and a catastrophic event almost wiped out ALL species 100,000 years ago, study suggests. (2018, Kasım 24). Alındığı Tarih: 07 Aralık 2018. Alındığı Yer: Daily Mail

Fototrof-Fotosentez Farkı ve Fotosentezin Sesi!

Ichthyosaur Deniz Sürüngenleri Sıcakkanlıydı!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim