Bilimsel Tartışma - 11: Biased Sample / Önyargılı Örnek ve Hasty Generalization / Aceleci Genelleme

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bu iki mantık hatasını bir arada gruplandırma nedenimiz, ikisinin de benzer safsatalar olmasıdır. Her ikisi de, özellikle istatistiksel verilerin kanıt olarak kullanıldığı durumlarda sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Taraflı örneklem safsatası, bir sonuca varmak için kullanılan örnekleri taraflı olarak seçmek suretiyle argümanın geçerliliğini manipüle etme çabasıdır. Aceleci genelleme ise, az sayıda örnekten yola çıkarak büyük genellemelere ve dayanaksız sonuçlara varma safsatasıdır.

Diyelim ki içinde metal ve plastik toplar olan bir havuz içindeki topların hangisinin çoğunlukta olduğunu merak ediyorsunuz. Metal mi, plastik mi? Bunu tespit etmek için, özel bir kıskaç kullanıyorsunuz. Ancak bu kıskaç, manyetik özelliğe sahip olduğu için metal topları üzerine çekiyor ve onları daha kolay yakalıyor. Arada sırada plastik de yakalıyor olsa da, havuzdan çektiğiniz topların çoğu metal toplar. Buna bakarak, havuzdaki topların çoğunun metal olduğunu iddia ederseniz, taraflı örneklem safsatasına düşmüş olursunuz. Eğer ki havuzda gerçekten de metal toplar çoğunluktaysa ve buna bağlı olarak, içine metal ve plastik toplar doldurulan havuzların çoğunun metal toplardan oluşacağını iddia ederseniz ise, aceleci genelleme safsatasına düşmüş olursunuz. Çünkü elinizdeki havuz sadece 1 örnektir ve yalnızca bu örneğe bakarak tüm havuzlara doğru ve isabetli bir genelleme yapmanız mümkün değildir.

Her iki safsata da, bilim insanlarının özenle kaçındığı ve çok dikkatli oldukları safsatalardır. Çünkü bir bulgu, bilim insanının çalışmalarını ve tahminlerini doğruluyorsa heyecan vericidir. Ancak o bulgunun, araştırmacının önyargılarından ötürü o şekilde olmadığından emin olmamız gerekmektedir. Dahası, söz konusu bulgu doğruysa bile, yetersiz miktarda bulgudan yola çıkarak büyük sonuçlara varmadığımızdan da emin olmamız şarttır. Özellikle de Beslenme Bilimi gibi sahalarda, tekil araştırmalar ve kısıtlı verilerden yola çıkarak büyük sonuçlara varılabildiği bilinmektedir. Hele ki sosyal medyanın “tıklama tuzağı” (İng: clickbait) olgusundan ötürü, “Çikolata kanseri önlüyor.” şeklindeki aceleci genelleme safsatasına düşen araştırmalar veya haberler popülerlik kazanmaktadır. Bilimde, önyargılı örneklerin önüne geçmek için 3 temel metot geliştirilmiştir:

  1. Rastgele Örnek: Adından da anlaşılabileceği gibi, hakkında istatistik çıkartılacak olan grubun ya da popülasyonun içerisindeki bireylerin her birinin, diğeri ile aynı seçilme/kullanılma şansının olduğundan emin olunması gerekir. Genellikle bu zor bir iştir; ancak araştırmacı tarafsızlık ilkesine bağlı biriyse, bunu sağlayacak yöntemler geliştirecektir. Bu sebeple kimi zaman örnekler, 5 duyu organının tamamen devre dışı bırakıldığı ortamlarda alınır.
  2. Çok Katlı Örnek: Bu yöntem şu şekilde uygulanır: Önce bir popülasyonu oluşturan tüm katmanlar (alt gruplar) belirlenir. Her bir alt katmandaki bireylerin sayısı belirlenir. Her bir alt katmandan, popülasyon büyüklüğü ile orantılı sayıda rastgele örnek alınır.
  3. Zamanaşımlı Örnek: Bu yöntemde, bir popülasyondan rastgele veya çok katlı bir örnek aldıktan belli bir süre sonra, aynı örneği bir defa daha alarak eldeki istatistiği kıyaslama amacıyla yapılır. Bu sayede, aynı zamanda Aceleci Genelleme mantık hatasının da önüne geçilmiş olur.

Taraflı örneklem safsatasının en yaygın örnekleri, anket çalışmaları sırasında görülür. Eğer ki anket uyguladığınız kitle rastgele seçilmediyse ve araştırmanın sonucunu etkileyebilecek düzeyde benzer görüşlere sahiplerse, araştırmanızın sonuçları da kaçınılmaz olarak önyargılı olacaktır. Her iki safsatanın da bir arada kullanıldığı bir örnek olarak şu verilebilir:

  • Anket Firması: “Antalya, Mersin ve İzmir'de çok geniş çapta anketler düzenlenmiştir. Bu anketlerin sonucuna göre ortalama olarak insanların %80'i yılda en az 2 haftalarını deniz kenarında geçirmişlerdir. Bu durumda, Türkiye insanının %80'i, her yıl en az 2 hafta deniz kenarında vakitlerini geçirmektedir sonucuna ulaşılabilir.”

Burada iki hata yapılmaktadır: İlk olarak, Önyargılı Örnek hatasına düşülmektedir, çünkü anketin yapıldığı iller zaten deni zkenarındaki illerdir; dolayısıyla elbette insanlar en az iki haftalarını deniz kenarında geçireceklerdir! Bu, taraflı örneklem safsatasıdır. İkincisi, 81 ile sahip bir ülkenin sadece 3 ilinde yapılan araştırma ile tüm Türkiye hakkında bir yargıya varmak hatalıdır. Bu da, aceleci genelleme safsatasıdır. Bir diğer örnekle bitirelim:

Hasan: “Biliyor musun, evrimi kabul eden herkes ateist.”

Nalan: “Gerçekten mi? Nereden çıktı?”

Hasan: “Evet. Geçen gün Richard Dawkins diye bir adamın sunumunu dinledim. Dediğine göre insanların atalarının dinî inançlara sahip olacak biçimde evrimleşmesinin nedeni; yıldırımlar, depremler ve ölüm gibi açıklayamadıkları doğa olaylarına uydurma da olsa bir açıklama getirme eğilimiymiş. Kutsal kitaplarda anlatılan yüce yaratıcı fikrinin bilimsel bir ispatı yokmuş.”

Nalan: “Ee, ne var bunda?”

Hasan: “İşte gördün mü, evrimci Dawkins yaratıcıya inanmadığına göre, tüm evrimciler ateist.”

Hasan’ın burada düştüğü mantık hatası, aceleci genelleme safsatasıdır. Tek bir bilim insanının şahsi inançları (veya inançsızlığı) geniş bir insan grubunun genelinin inançlarını tespit etmek için kullanılamaz. Gerçekten de, daha önceden de belirttiğimiz gibi, evrimsel biyologların yarısı civarı bir yaratıcının varlığına ve/veya dine inanmaktadır.

Genellemeler, elbette ki bilimin de, tartışmaların da kaçınılmaz parçalarıdır. Dolayısıyla her türlü genellemeden mutlak suretle kaçınılması gerektiğini ileri sürmek de hatalı olacaktır. Yapılması gereken, akılcı ve bilimsel olarak makul genellemeler yapmaktır. Örneğin “Tüm balinalar denizde yüzer.” önermesi bir genellemedir. Her ne kadar karada yaşayan bir balina bugüne kadar keşfedilmemiş olsa da, Dünya üzerindeki tüm balinalar da tek tek gözlenmemiştir. Ancak elimizde bu genellemeyi mantıklı kılacak bol miktarda geçerli kanıt vardır: balinaların sucul memeliler olması, yüzgeçlerinin olması, bacaklarının bulunmaması ve daha nice fizyolojik özellikleri, sadece su yaşantısıyla uyumlu olup, kara yaşantısıyla uyumlu değildir. Yani nesnel konularda yapılan genellemelerin doğru olma ihtimali yüksektir. Öte yandan, daha öznel olan konularda yapılacak genellemeler genellikle yanlış olacak veya yanlış olmaya daha müsait olacaktır: Örneğin, “Tüm feministler erkek düşmanıdır.”, “Tüm Müslümanlar teröristtir.”, “Tüm ateistler ahlaksızdır.” gibi argümanların tamamı hem aceleci genelleme safsatasına düşmektedir; hem de bilimsel veriler nezdinde hatalıdır.

Ne var ki, Kompozisyona Dayalı Safsata ve Bölümlere Dayalı Safsata şeklindeki iki alt başlıktaki örnekler, az önce verdiğimiz örnekler kadar açık ve net olmayabilir. İlkini şöyle formülize edebiliriz:

  1. F; A, B, C gibi karakteristiklere sahiptir.
  2. O zaman F'lerden oluşan Z; A, B, C gibi karakteristiklere sahiptir.

Bu formdan da anlaşılabileceği gibi bir nevi “özelliklere/kompozisyona dayalı genelleme” durumu söz konusudur. Bunu, aşağıdaki form biraz daha açık ortaya koymaktadır:

  1. X'in parçalarının A, B, C karakteristikleri vardır.
  2. Dolayısıyla X'in bir bütün olarak A, B, C karakteristikleri vardır.

Örnekler, konuyu anlamanıza katkı sağlayacaktır:

  • Bir savaş tankı, bir arabadan daha fazla benzin harcar. Dolayısıyla Dünya'daki tüm tanklar, toplamda, Dünya'daki tüm arabaların toplam harcadığından daha fazla benzin harcar.
  • Bir kaplan, bir insandan daha fazla yemek yer. Dolayısıyla kaplanların bir yılda yediği toplam yemek, tüm insanların bir yılda yediği toplam yemekten daha fazladır.
  • Atomlar bilinçsizdir. Dolayısıyla atomlardan oluşan insanlar da bilinçsiz olmalıdır.
  • Takımın her bir oyuncusu, harika birer futbolcu. Dolayısıyla takım, harika bir takımdır.
  • Filmde kullanılan her efekt harikaydı. Dolayısıyla film, harika bir filmdir.
  • Sodyum (Na) ve Klor (Cl), tek başlarına insan için zararlı elementlerdir. Dolayısıyla oluşturdukları her türlü bileşik de insanlar için zararlıdır.

Bunların hepsi, mantık safsatasına dayalı argümanlardır. Hiçbirinin bilimsel geçerliliği bulunmamaktadır. Her birinde, parçadan yola çıkarak bütünle ilgili aceleci bir genelleme yapılmaktadır. Ancak yine her birinde, parçadan bütüne gidiş sırasında farklı unsurlar devreye girerek varılan sonucu hatalı kılmaktadır. Örneğin bir tank arabadan daha fazla benzin harcıyor olabilir; ancak Dünya’da günlük olarak aktif biçimde kullanılan araba sayısı, tank sayısından çok daha yüksek olduğu için, argüman geçersiz olmaktadır. Keza, atomların bilinçsiz olmasının, atomlardan oluşan her şeyin bilinçsiz olması gerektiğine yönelik argüman da, “sinerji” kavramını görmezden gelmektedir: Parçaların toplamı, parçaların her birinden daha esnek ve yüksek beceriye sahip olabilir (karıncaların her biri oldukça düşük zekalı olsa da, bir karınca sürüsünün müthiş bir sürü zekasına sahip olması gibi). Ne yazık ki bu argümanlar, genel bilim tartışmalarında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bunların birer safsata olduğunu bilmek, karşı tarafa argümanlarınızı daha etkili bir şekilde izah etmenizi mümkün kılacaktır.

İkinci alt tür olan bölümlere dayalı safsata ise, bunun tam tersi olarak düşünülebilir:

  1. Bir bütün olan X'in; A, B, C gibi karakteristikleri vardır.
  2. Dolayısıyla X'in parçalarının da A, B, C gibi karakteristikleri vardır.

Örneklerle gösterelim:

  • Bu top mavidir, dolayısıyla bu topu oluşturan atomlar da mavi renkte olmalıdır.
  • Canlıları oluşturan hücreler organiktirler. Dolayısıyla hücreleri oluşturan kimyasallar da organik olmalıdır.
  • Murat büyük bir apartmanda oturmaktadır, dolayısıyla Murat'ın evi de büyük olmalıdır.
  • Sodyum Klorür (sofra tuzu) güvenle yenilebilir; dolayısıyla parçaları olan Sodyum ve Klor da güvenle yenilebilir.
  • Dünya çapında düşünüldüğünde erkekler, kadınlardan daha fazla okula gönderilmekte ve eğitim almaktadırlar; dolayısıyla Dr. Hasan Kantar, Dr. Meltem Zengin'den daha zekidir.

Yine, bu örneklerin her biri, her ne kadar günlük yaşantımızda sıklıkla duyduğumuz argümanlar olsa da, tamamen hatalıdır. Bunların neden hatalı olduğunu anlamak, bilimsel gerçekleri değerlendirmek konusunda size büyük avantajlar sağlayacaktır.

Bu konuda üçüncü bir alt başlık olaraksa, Spot Işığı Safsatası örnek verilebilir. Bu tip mantık hataları, spot ışıklarını üzerine çeken konuların gerçeklik değerinin daha yüksek olduğunu varsaymaya dayalıdır.

Bildiğiniz gibi medyada bazı konular, diğerlerinden çok daha fazla rağbet görürler. Ayrıca medya çoğunlukla kontrol edilebilir bir bilgi aktarım kaynağı olduğu için, bu gücü elinde bulunduranlar "spot ışıklarını" istedikleri gibi ayarlayabilirler. Böylece değeri çok daha yüksek bir haber, sırf gündeme gelmesin diye hasır altı edilebilir. Benzer şekilde, son derece önemsiz bir haber, spot ışığı altına konularak popüler hale getirilebilir. Ama daha tehlikelisi, spot ışıkları yalan haberler üzerine tutularak halk bunlara inandırılabilir. İşte burada, mantık hataları doğmaya başlar. Genel formları şu şekildedir:

  1. Q Kalitesi'ne sahip X Konusu, medyada geniş ilgi görmektedir.
  2. Dolayısıyla tüm X'ler Q Kalitesi'ne sahiptir.

Örnekler üzerinden gidelim:

Selim: “New York'a asla gitmek istemiyorum. Tamamen beton ve kirlilikten oluşuyor.”

Sam: “Şehrin tümü öyle değil.”

Selim: “Eminim ki öyle. Ne zaman haberleri izleyecek olsam hep betondan gökdelenler ve bir dolu kirlilik gösteriliyor.”

Sam: “Elbette ki bu haberlerin gösterdiği ancak New York Şehri'nde bundan çok daha fazlası var. O şehrin sadece küçük bir kısmı. Ama en çok ilgiyi o kısmı çekiyor.”

Burada görüldüğü gibi, bir şehir, haberlerdeki görüntüsünden yola çıkılarak yargılanmaktadır. Ne var ki haberler, çoğu zaman sadece meşhur, popüler ve ilgi çekecek olanları gösterir, her şeyi değil.

Bilimsel Tartışma - 10: Burden of Proof / İspat Yükü veya Argumentatum Ad Ignorantiam / Cehalete Başvurma

Bilimsel Tartışma - 12: False Dilemma / Hatalı İkilem ve Middle Ground / Orta Yol

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim