Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Bildiğimiz Anlamıyla Yaşam İçin Suyun Önemi: Su, Canlılık İçin Neden Önemli?

Suyu, Yaşam İçin Bu Kadar Vazgeçilmez Kılan Nedir?

Bildiğimiz Anlamıyla Yaşam İçin Suyun Önemi: Su, Canlılık İçin Neden Önemli? Cool HD Wallpapers
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazımızda biraz suyun, bizim bildiğimiz anlamıyla hayat için neden bu kadar önemli olduğu üzerine duracağız. Öncelikle suyu bir molekül, yani kimyasal bir madde olarak tanıyacağız, ondan sonra hayat için önemine geçeceğiz.

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Evrimi Anlamak yazı dizisinin 34. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Su, hepimizin artık ezbere bildiği üzere, iki Hidrojen ve bir Oksijen atomunun kovalent bağlar yoluyla bağlanması sonucu oluşan bir moleküldür. Kimyasal formülü H2O’dur. Oksijen, 6A grubu elementidir ve bir ametaldir. Hidrojen de, bildiğiniz gibi 1A grubunda bulunan ancak genel kuralın aksine metal değil, ametal olan bir atomdur. İki ametal arasındaki bağa da, kovalent bağ dediğimizi muhtemelen biliyorsunuzdur. Kovalent bağ, bildiğimiz sıradan bağlar arasındaki en güçlü bağlardır.

Suyun bu iki Hidrojen ve bir Oksijen atomundan oluşan yapısı, polar, yani kutuplu bir yapıdadır. Oksijen, kovalent bağın karakteristik özelliği olan “elektron paylaşımı” içerisinde, paylaşılan elektronları kendisine daha kuvvetli çeker. Çünkü elektrona olan çekimi, Hidrojen atomuna göre daha fazladır. Bu da, suyun doğrusal bir molekül değil, “kırık” bir yapıda olmasına sebep olur. Aşağıdaki resimde bunu görebilirsiniz:

 

Görüldüğü gibi Oksijen ve Hidrojen atomları doğrusal bir çizgi gibi, yan yana gelerek suyu oluşturmazlar. Daha çok "V" şeklindedirler ve bunun sebebi, Oksijen atomunun elektronları daha kuvvetli çekmesidir. Tıpkı uzun bir ipi ortasından tutarak havaya kaldırmaya çalıştığınızda uçları aşağıda kalacağı için bir "V" harfine benzeyeceği gibi, su molekülleri de bu görünümdedir. Ayrıca yukarıdaki görselde pembe rengin bulunduğu taraf en yüksek negativiteye, yeşil rengin bulunduğu taraf ise en yüksek pozitif kutba (en düşük negativiteye) sahiptir. Bu nedenle su, polar (kutuplu) bir moleküldür.
Görüldüğü gibi Oksijen ve Hidrojen atomları doğrusal bir çizgi gibi, yan yana gelerek suyu oluşturmazlar. Daha çok "V" şeklindedirler ve bunun sebebi, Oksijen atomunun elektronları daha kuvvetli çekmesidir. Tıpkı uzun bir ipi ortasından tutarak havaya kaldırmaya çalıştığınızda uçları aşağıda kalacağı için bir "V" harfine benzeyeceği gibi, su molekülleri de bu görünümdedir. Ayrıca yukarıdaki görselde pembe rengin bulunduğu taraf en yüksek negativiteye, yeşil rengin bulunduğu taraf ise en yüksek pozitif kutba (en düşük negativiteye) sahiptir. Bu nedenle su, polar (kutuplu) bir moleküldür.

Ayrıca suyun yapısındaki Hidrojen ve Oksijen atomlarının varlığı, moleküller arası oluşan çok önemli bir bağa, Hidrojen Bağı’na imkan verir. Hatırlanması gereken şey, kovalent bağlar, iyonik bağlar, metalik bağlar moleküllerin içerisinde, atomlar arası olan bağlarken; hidrojen bağları, adhesif bağlar, kohesif bağlar gibi bağlar, moleküller arası oluşan, atomlar arası oluşmayan bağlardır; yani iki molekülü birbirine bağlayan bağlardır.

Birden fazla su molekülü bir arada bulunduklarında, bu moleküller arasında çok güçlü bir bağ olan (ancak kovalent bağa göre daha zayıf olan) hidrojen bağları kurulur. Bu bağlar, moleküllerin Hidrojen tarafındaki pozitivitenin, diğer bir molekülün Oksijen tarafındaki negativite ile etkileşiminin bir ürünüdür.
Birden fazla su molekülü bir arada bulunduklarında, bu moleküller arasında çok güçlü bir bağ olan (ancak kovalent bağa göre daha zayıf olan) hidrojen bağları kurulur. Bu bağlar, moleküllerin Hidrojen tarafındaki pozitivitenin, diğer bir molekülün Oksijen tarafındaki negativite ile etkileşiminin bir ürünüdür.

Suyun Yaşam ve Canlıların Cansızlıktan Evrimi İçin Önemi

Peki su, bizim gibi canlıların oluşması için neden şarttır? Kimyasal evrim için neden gereklidir? Cansızlıktan canlılığın oluşmasında ve sonrasında bu canlılığın kararlılığında, suyun önemi nedir?

Bu soruyu aşağıdaki maddelerde toplayarak cevaplayabiliriz:

1. Buz Yüzer

Suyun katı hali olan “buz”, hidrojen bağları sayesinde bir arada tutulur. Her bir su molekülü, diğer 4 su molekülüne bağlanır ve sağlam, dayanıklı bir kristal yapısı doğurur. Her ne kadar buzun yapısı oldukça sağlamsa da, suyun buz halindeki atomlar, sıvı halindeki atomlar kadar sıkı bir halde paketlenmemiştir. Bir diğer deyişle suyun sıvı hali, katı halinden daha yoğundur. Bu da, Arşimet’in meşhur yoğunluk ilkeleri dahilinde, buzun su üzerinde yüzebilmesini açıklar.

Şimdi, buz suyun üzerinde yüzemeseydi neler olurdu bir düşünün: Bir kere, nehirler, göller, vs. yüzeyden başlayarak değil, buz batacağı için dibinden başlayarak yukarıya doğru donardı. Bu da sudaki tüm canlılığı yok ederdi – ki cansızlıktan canlılığın evriminin suda gerçekleştiğini hatırlayınız. Ancak normal haliyle buz, su üzerinde yüzebileceği için, hem bu şekilde su canlılarının ölmesine engel olur, hem de suyun içerisindeki ısının soğuk havalarda dışarıya kaçmasını önleyen bir tabaka görevi görür. Bu da, balıkların, su bitkilerinin ve benzeri hayvanların 0 dereceden soğuk havalarda dahi hayatta kalabilmelerini sağlar.

Ayrıca suyun buzdan daha yoğun olması, buharlaşmayı da yavaşlatır, yağmurları ciddi anlamda kısıtlardı. Tüm bunlar, öncelikle atmosferin oksijen kaynağı olan alglerin hayatta kalamamasına neden olurdu, bu da muhtemelen hiçbir zaman bildiğimiz kadar çeşitli bir yaşamın evrimleşememesine neden olurdu.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

2. Suyun Erime-Donma Noktaları ve Isı Kapasitesi

Diğer moleküllerle kıyaslandığında buzu eritmek için çok daha fazla enerji (ısı) gerekir. Bunun sebebi, suyun yapısındaki sayısız hidrojen bağı ve bunları kırmak için gereken enerjinin yüksekliğidir. Unutmamak gerekir ki buzu sıvı su yapmak için, buz moleküllerinin arasındaki tüm Hidrojen Bağları’nın kırılması gerekir. Tam tersi tepkime olan donma sırasında da etrafa büyük oranda enerji salınır (Hidrojen Bağları’nın kurulması sırasında). Buzun kolay kolay erimemesi, kutup noktalarında biriken ve tüm Dünya'nın iklimine katkı sağlayan buzulları mümkün kılabilmektedir. Buz kolaylıkla eriseydi, günümüz iklimleri çok daha farklı ve sıcak olurdu. Ayrıca su, oldukça yüksek bir ısı kapasitesine (ısıl kapasite) sahiptir. Isı kapasitesi, herhangi bir molekülün 1 gramını, 1 santigrat derece ısıtmak için gereken enerji miktarıdır. Bu da, sudan oluşan bir gezegende, sıcaklık düzeylerinin oldukça sabit ve düzenli olmasını sağlar. Bu, Dünya’nın Mars’taki gibi gündüz 300 derece, gece -200 derece olmamasını açıklar. Eğer suyun ısı sığası çok daha düşük olsaydı, yine tüm iklimler alt üst olurdu. Belki canlılık buna adapte olur, buna göre evrim geçirirdi ama yine de, bildiğimiz anlamıyla yaşam evrimleşemezdi.

3. Kohezyon ve Yüzey Gerilimi

Kohesif kuvvetler, benzer moleküllerin arasında oluşan çekim kuvvetidir. Bu, su moleküllerinin birbirini çekmesini açıklamaktadır. Hepimiz, yağmurlu bir günde arabanın camına düşen su damlacıklarının birbiriyle birleşerek daha büyük su damlaları oluşturduğunu görmüşüzdür. Bunun sebebi, kohesif kuvvetlerdir. Kohesif kuvvetler sayesinde su, bitkilerin köklerinden en yapraklarına kadar ince borularla iletilebilir. Ayrıca suyun yüzey gerilimi sayesinde, bazı böcekler ve minik hayvanlar suyun üzerinde yürüyebilmektedirler. Bu da canlılık için önemli bir özelliktir. 

4. Su, Harika Bir Çözücüdür!

Vücudumuzdaki hücreler için vazgeçilmez bir özellik, suyun çözücü gücüdür. Suyun içerisinde pek çok molekülü çözüp iyonlarına ayırmak mümkündür. Bu da hücrelerin aktif taşıma, pasif taşıma, sinyal iletimi gibi pek çok özelliğe sahip olabilmelerini açıklar. Ayrıca yaşamın ilkel başlangıcını ve kimyasal evrimini mümkün kılan ortam da su olmaktadır.

5.  Su Çözeltileri Asidik de, Bazik de Olabilir!

Su hem zayıf bir asittir, hem de zayıf bir bazdır ve bu ikisini aynı anda olabilen nadir moleküllerdendir (tek değildir). Bildiğiniz gibi asit, çözeltiye pozitif Hidrojen atomu (H) verebilen maddelere denir. Baz ise çözeltiye negatif Hidroksit (OH) molekülü verebilen maddelere denir. Su, bu ikisinin bir karışımıdır ve çözeltiye, duruma göre, iki iyonu da verebilir. Bu “duruma göre” tabiri, içinde çözülmesi beklenen maddenin kimyasal özelliklerine bağlıdır. 

6. Su, Güçlü Bir Radyasyon Kalkanıdır!

Güneş'in, hele ki atmosferin olmadığı dönemlerdeki ölümcül radyoaktif ışınları, Dünya'nın erken zamanlarında oluşan okyanuslar ve denizler tarafından bloke edilmiştir. Günümüzde halen radyoaktif ışınlar pratik olarak deniz yüzeyinin 200 metreden altına erişemezler. Yaşamın da okyanus tabanlarında başlamış olması, suyun bu koruyucu yapısı ile yaşamın başlangıcı arasında bir ilişki olduğunu düşünmemizi sağlar.

Su ile İlgili 50 Şaşırtıcı Gerçek

Görebileceğiniz gibi su, hayatın temelidir. Şu anda bile bütün "uzayda yaşam arayışı" programlarımız suyun gezegen üzerinde sıvı halde bulunup bulunamayacağına dayandırılıyor. Çünkü bildiğimiz anlamıyla yaşam, su olmaksızın var olamaz.

Elbette bir ihtimalle su olmayan yaşam formları da hayal ve inşa edilebilir; ancak şu anda elimizde böyle bir örnek yok. Buna karşılık elimizde su sayesinde oluşan yaşamdan evrimleşebileceğini bildiğimiz yüz milyarlarca canlı ve yok olmuş tür var! Dolayısıyla suya odaklanmak, okyanus içerisinde spesifik bir su damlasını arayan biz insanlar için şu etapta iyi bir tercih gibi gözüküyor.

Fakat suyla ilgili bildiklerimiz, yukarıda verdiklerimiz kadar değil. Çok daha fazlasını biliyoruz. Aşağıda, buna yönelik detaylı bir derleme göreceksiniz.

Su ile ilgili 50 şaşırtıcı gerçek. Bu infografiği dilimize kazandıran Mehmet Onurcan Kaya'ya teşekkür ederiz.
Su ile ilgili 50 şaşırtıcı gerçek. Bu infografiği dilimize kazandıran Mehmet Onurcan Kaya'ya teşekkür ederiz.
Visually

Sonuç

İşte tüm bu sebeplerle ve belki daha da fazlasıyla, su bizim bildiğimiz anlamıyla hayat için son derece önemlidir. Su olmasaydı, Dünya'da yaşam muhtemelen başlamayacaktı diyoruz, çünkü bildiğimiz tüm canlılık, öyle veya böyle su moleküllerine muhtaç.

Ancak aslında "Su olmasaydı yaşam başlayamazdı." ifadesi biraz fazla anlam yüklü bir ifade... Çünkü örneğin Karbon olmasaydı veya Oksijen olmasaydı da Dünya'da yaşam asla başlamayabilirdi. Dolayısıyla, farazi bir "olmasaydı..." ifadesi, çok fazla anlam taşımıyor ve bireylerin neden-sonuç ilişkisi yanılgısına düşmesine neden oluyor. Su var olduğu için zaten yaşam başladı; olmasaydı ne olacağını bilmenin çok fazla yolu yok. Evet, bugün etrafımızda su bulunmayan hiçbir gezegende yaşam yok; ancak şu ana kadar incelediğimiz gezegenlerin sayısı, Evren'deki gezegenlerin sayısının yanında bir elin parmaklarının sayısını geçmez. Hele ki üzerine iniş yaparak, gerçekten detaylı bir analiz yaptığımız gezegen sayısı yok denecek kadar az. Dolayısıyla, yaşamın ne şartlarda başlayabileceğini sadece gezegenimizden edindiğimiz bilgilere bakarak çıkarıyoruz. Tek bir gezegeni örnek almak ise, muhtemelen sayısız tanımımızı hatalı kılıyor.

İşte bu yüzden yazı boyunca “bizim bildiğimiz anlamıyla” kelimelerini vurguladık. Burada dikkatinizi çekmek istediğimiz bir şey var: Biz bu evrende yaşıyoruz, bu evrenin fizik kurallarına tabiiyiz. Bu evrenin fizik kuralları dahilinde, şu anda etrafımızda gördüğümüz şekilde moleküller oluştu. Bu evrenin fizik yasaları sebebiyle, Dünya dediğimiz gezegen, Güneş dediğimiz yıldız etrafında var olabildi. Bu evrendeki fizik yasaları sayesinde su Dünya’yı kapladı. Aynı yasalar sayesinde, cansız maddelerden, milyonlarca yıl içerisinde, bugün bizim “canlı” dediğimiz, halbuki cansızlardan kimyasal açıdan çok da bir farkı olmayan varlıklar oluşabildi. Ancak -varsa- başka bir evrende ya da evrenimizin başka bir köşesinde, aynı fizik yasalarının getirdiği bambaşka koşulların etkisi alında, bizim bilmediğimiz türden “canlılar” var olabilir. Daha farklı atomik kombinasyonlara sahip canlılar... Suya ihtiyaç duymayan canlılar…

Sonuçta unutmamamız gereken bir şey var: “Canlılık” tabirini, bizler, bu gezegende var olan canlılar olarak icat ettik. Bu tabiri, bildiğimiz varlıklar arasında kıyaslamalar ve gözlemler yaparak bulduk. Ancak Evren'in tamamını bilmiyoruz. Evrenin "dışında" ne var, onu da bilmiyoruz. Dolayısıyla şu anda kullandığımız “canlılık” tabiri son derece kısıtlı olabilir. Hatta tamamen yanlış da olabilir.

Siz siz olun, canlılığa gereğinden fazla anlam yüklemeyin. Çünkü unutmayın, bir kömür parçasını ya da kütüğü oluşturan atomlarla, sizi oluşturan atomlar tamamen aynı yapıdalar. Tek farkları, milyarlarca yıl öncesinden başlayarak geçirdikleri farklı evrim süreçleridir. Canlılık, kimyasal bir evrimin sonucunda cansızlıktan oluştu ve biyolojik bir evrim sayesinde bugüne kadar, bu kadar dallanarak ulaştı. Bir kömür parçası ise, fiziksel ve kimyasal bir evrimin sonucunda bugününe ulaştı; biyolojik bir evrime asla tabi olmadı, canlılığın oluşumunu sağlayan kimyasal evrim sürecini yaşamadı. Ancak ne olursa olsun, canlılardaki ve cansızlardaki Karbon aynı Karbon, Hidrojen aynı Hidrojen ve Oksijen aynı Oksijen…

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 5
  • Tebrikler! 5
  • Bilim Budur! 3
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 1
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • D. E. Sadava, et al. (2012). Life: The Science Of Biology. ISBN: 1464141266. Yayınevi: W. H. Freeman.
  • J. Atteberry. Why Is Water Vital To Life?. (15 Mart 2019). Alındığı Tarih: 15 Mart 2019. Alındığı Yer: How Stuff Works | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 26/09/2020 06:20:07 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Instagram
Rna
Biyolojik Antropoloji
Biyokimya
Abiyogenez
Ara Geçiş Türleri
Sosyal Mesafelendirme
Mikroevrim
Oyun Teorisi
Gazetecilik
Diş Hekimi
Mühendislik
Kromozom
Maymun
Beslenme Bilimi
Doğa Yasası
Astronot
Uterus
Primat
Yeme
Kemik
Endokrin Sistemi
Beslenme
Şempanze
Türlerin Kökeni
Fotosentez
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“DNA'nın gerçek büyüsü, arada bir hata yapıyor olmasıdır. Eğer bu özelliği olmasaydı, şu anda halen oksijensiz solunum yapan bakterilerdik ve müzik üretemiyor olurduk.”
Lewis Thomas
Geri Bildirim Gönder