Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat

Beyniniz, Gerçeklik Algınızı Sansürlüyor: Burnumuzu, Ona Özellikle Bakmazsak Neden Göremiyoruz?

Beyniniz, Gerçeklik Algınızı Sansürlüyor: Burnumuzu, Ona Özellikle Bakmazsak Neden Göremiyoruz? Quanta Magazine
13 dakika
7,296
Tüm Reklamları Kapat

Ufak bir detay hariç, sıradan bir yaz akşamıydı: Tony Cornell, İngiltere'nin Cambridge kentinin sakinlerini, bir hayalet olduğuna inandırmaya çalışıyordu. Üzerine bir çarşaf geçirdi ve kollarını sallayarak, halka açık bir parkta bir o yana bir bu yana yürüdü. Bu sırada asistanları, civardaki insanların tavırlarını izleyip, ortada tuhaf bir şey olduğunu fark edip fark etmediklerine dair ipuçlarını gözlüyorlardı.

Hayır, bu Candid Camera programı için çekilen bir bölüm değildi. Cornell, doğaüstü olaylarla ilgilenen bir araştırmacıydı. Buradaki fikir, önce insanların olan biteni fark etmelerini sağlamak ve sonra, gözleriyle gördüklerini nasıl yorumladıklarını tespit etmekti. Hayaleti gerçek bir "hayalet" olarak mı, yoksa çarşaf giymiş bir budala olarak mı görürler?

Tüm Reklamları Kapat

Yoldan geçen tek bir kişi bile onu umursamadığı için, plan suya düştü. Eğer bir başarı aranıyorsa, civardaki çiftliklerde bulunan birkaç inek hayaleti fark etti ve Cornell'i bir o yana bir bu yana takip ettiler. Cornell'in 1959 tarihli raporunda da belirttiği gibi, bu sadece bir şans mıydı, yoksa insanlar kuşkulu adamı "görmek istemediler" mi?

Tamam, bu pek de iyi bir akademik araştırma sayılmazdı; ama ondan 20 yıl kadar sonra, ünlü psikolog Ulric Neisser bu konuda daha iyi bir iş çıkardı: Bir basketbol topunu ileri geri paslayan iki takım öğrencinin videosunu çekti ve şemsiyeli bir kızın, ekranın tam ortasından geçmesini istedi. Çalışmasındaki deneklere verilen görev, topun kaç kez pas atıldığını saymalarıydı; bu sırada pembe şemsiyeli kız, ekranın tam ortasından geçiyordu! Deney sonrasında bu kızı fark edip etmedikleri sorulduğunda, şaşırtıcı bir şekilde katılımcıların %79'u şemsiyeli kızı fark edemedi. O zamandan bu yana geçen yıllarda yapılan diğer yüzlerce çalışma, dikkatimiz eğer o anda tek bir şeyle meşgulse, genellikle diğer şeyleri gözlerimizin önünde olsa bile fark edemediğimiz fikrini doğruladı.

Tüm Reklamları Kapat

Bu çalışmaları ilk duyduğunuzda kulağınıza çok garip gelebilirler. Burnumuzun dibindeki şeyleri sıklıkla fark edemiyor olmamız gerçekten mümkün mü? Neyi görüp, neyi göz ardı edeceğimizi filtreleyen gizemli bir güç var mı? Neisser'e göre cevap evet! Çevremizdeki dünyanın çoğunu, sürekli gözden kaçırıyoruz ve hayır, bu konuda gizemli hiçbir şey yok.

Anahtar, dikkatin tam da bu olguyla aynı şey olduğunu fark etmektir: seçicilik. Sınırlı bir bilgi işleme gücüne sahip bir beyin için, bir şeye odaklanmak demek, zaten diğer her şey hakkında çok daha az bilgi toplamak anlamına gelir. Ama zaten bu şekilde herhangi bir şeye konsantre olabilir ve dünyanın geri kalan cıvıl cıvıl ve uğultulu gürültüsünü göz ardı edebiliriz. İşte bu durum, bir basketbol maçını izlemeye gömüldüğümüzde, evdekilerin bizim çöpü dışarı çıkarma taleplerimizi görmezden gelmemizi rahatlıkla açıklıyor. Bir şeye öncelik vermek ve diğer her şeyi ihmal etmek, aynı madalyonun iki yüzüdür.

Seçiciliğiniz de Seçicidir!

Yine de basit bir seçicilik olgusu, bu konunun tüm taraflarını izah etmeye yetmez; çünkü son araştırmalar, dikkatimizi vermediğimiz bazı şeyleri, diğerlerinden daha fazla gözden kaçırdığımızı gösteriyor. Bu, şu anlama geliyor: Beyin, seçici olarak seçicidir.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Yeni araştırmada Jazmin Brown-Iannuzzi, Sophie Trawalter, Kelly Hoffman ve Keith Payne, bu "bilinçsiz tarayıcının" (ya da "bilinçsiz filtrenin") kendine ait öncelikleri olup olmadığını sorarak, seçici seçicilik fikrini daha da ileri götürdük.[1] Bu araştırmadan önce yapılan çok sayıda çalışma, bilinçli olarak iyi niyetli olan insanlar arasında bile, bilinçdışı zihnin basmakalıp ve önyargılarla dolu olduğunu göstermişti. Yeni çalışmada yapılansa, bilinçsiz tarayıcının önyargılı olup olmadığını sormak oldu.

Araştırmacılar, Neisser'in ilk çalışmasında olduğu gibi, iki takımın birbirine basketbol topuyla pas attıkları bir videoyla başladılar. Sonra bu paslaşma videosu üzerine, duruma göre genç bir siyahi adamı ya da genç bir beyaz adamı gösteren bir videoyu eklediler (yani iki videoyu üst üste bindirdiler). Hangi adamın fark edileceğine yönelik, ırklara dayalı bir eşitsizlik olur muydu dersiniz?

Kare Psychology

Sosyal Mesafe Etkisi ve Irkçı Önyargılar

Araştırmacıların tahmini, bu eşitsizliğin, araştırmanın katılımcılarının akıllarındaki hedeflerin türüne bağlı olacağı yönündeydi. Sosyal bilimciler tarafından yapılan ve on yıllara yayılan araştırmalar, önyargıların sosyal bir mesafe etkisi gösterdiğini biliyorlar: İnsanlar, yakın ve kişisel olanlardan ziyade; soğuk ve kişisel olmayan bir mesafede önyargılı ve basmakalıp fikirleri pekiştiriyorlar. Örneğin, beyaz Amerikalılar ile yapılan anketler, bu kişilerin yakın kişisel bağları desteklemektense (kendi aileleri içerisinden birinin, başka ırktan biriyle evlenmesini desteklediklerini söylemek gibi), kendilerine uzak olan siyahi Amerikalılar için eşitliği destekleme olasılığının daha yüksek olduğunu (örneğin, kendilerine uzak olan mahallelere siyahların entegre edilmelerini veya çalışma alanlarında genel olarak daha çok siyahi Amerikalı görme fikrini desteklediklerini söylemek gibi) göstermektedir. Tüm bu konulara yönelik tutumlar, 1960'lardan beri giderek daha az önyargılı hale gelse de, yakın ve uzak sosyal mesafeler arasındaki uçurum oldukça sabit kaldı.

Araştırmacılar, beyaz kadınlardan oluşan gruplara, birkaç dakika içinde, birkaç rolden biri için en iyi eşleşmeyi seçmeleri için, bazı çevrimiçi erkek profillerine bakmalarının isteneceğini söylediler. Gruplardan ikisi, sosyal olarak daha uzak bir eşleşmeyi (örneğin bir komşu veya bir iş arkadaşını eşleştirmeyi), ikisi daha yakın bir eşleşmeyi (bir arkadaş veya bir partneri) arayacaktı. Ayrı bir kontrol grubuna, profillerin aranması hakkında hiçbir şey söylenmedi.

Katılımcılar ne arayacaklarını anladıktan sonra, araştırmacılar, katılımcıların göreve dikkat ettiklerinden emin olmak için önce bir konsantrasyon testi tamamlamaları gerektiğini söyleyerek çalışmayı yarıda kestiler. Evet, tahmin ettiğiniz gibi, katılımcılara verilen konsantrasyon görevi, basketbol topuyla atılan pasları içeren videoydu ve katılımcılardan, gözlerini topun üzerinde tutmaları istendi. Araştırmanın peşinde olduğu asıl soru ise, kendilerine yakın bir bağ arayan kadınların, beyaz adamı görme olasılığının daha yüksek olup olmayacağıydı.

Tüm Reklamları Kapat

Kadınların yaklaşık üçte ikisi, önceki araştırmalara benzer şekilde, önlerinde ekranda bir erkeğin yürüdüğünü fark etmediler bile. Şüphelendiğimiz gibi, kimi gördükleri zihinlerinde ne olduğuna bağlıydı. Kadınlar uygun gördükleri bir komşu veya iş arkadaşı aramaya odaklanmışken, siyah adamla beyaz adamı eşit sıklıkta gördüler. Ancak bir arkadaş veya randevu/partner aradıklarında, beyaz adamı siyah adama göre iki kat daha fazla fark ettiler. Bilinçsiz tarayıcının ırksal tercihleri varmış gibi görünüyordu; ancak sadece beyazları veya sadece siyahları görmek konusunda basit bir önyargı yoktu. Kadınlar bilinçsizce, videodaki erkeğin aradıkları türden bir adam olup olmadığına karar veriyorlardı. Eğer erkek aradıkları kişi değilse, bu erkeği fark etmiyorlardı bile.

Burnunuzun Dibindeki Burnunuzu Fark Etmiyorsunuz!

Seçicilik ile ilgili bu basit gerçeğinin, çok büyük sonuçları vardır: Her an çevremizdeki her şeyin sadece küçük bir parçasının farkındayız. Şu anda bu yazıyı okurkenki görsel deneyiminizi düşünün. Görüş alanınıza odaklanacak olursanız, görmenizin sonlandığı bir çizginin olmadığını görürsünüz; sadece görüş alanınız dış kısımlarına doğru fark ettiğiniz şeyler kademeli olarak kaybolur. Gözlerinizi kenarları bulmak için hareket ettirebilirsiniz elbette; ama normalde görüş alanınızın sınırındaki bu yokluğu fark etmezsiniz. Öyle ki, burnunuz bile her an görüş alanınızda olmasına rağmen, eğer ona özellikle bakmaya çalışmazsanız; görüş alanınız içerisindeki yarı-şeffaf bir hayaletten ibaret gibi gözükmektedir. Yani burnunuzda beyninize her an görsel sinyal gidiyor olsa bile, beyniniz burnunuzu etrafınızla ilgili gerçeklik algınızdan çıkarmaktadır.

Bazı psikologlar ve filozoflar, çevremizdeki dünyanın zengin ve ayrıntılı bilinçli deneyiminin büyük bir yanılsama olduğunu düşünüyorlar. Buzdolabının ışığı her zaman açık gibi görünür; çünkü karanlık olduğunda bakmayız. Aynen bu şekilde, bilinçli deneyimimiz dünyanın zengin ve ayrıntılı bir resmi gibi görünüyor; çünkü olmadığı yerlere dikkat etmiyoruz.

Seçici Seçiciliği Anlamak...

Seçici seçicilik fikri, bilinçsiz zihnin deneyimlerimizi önceden düşünüldüğünden daha dinamik bir şekilde şekillendirebileceği, gördüklerimizi hedefler ve duygulara göre taradığı anlamına gelir. Bilim insanları, seçici seçiciliğin nasıl çalıştığını anlamaya daha yeni başlıyorlar.

Tüm Reklamları Kapat

Her bir gözünüz farklı bir şey görseydi, ne deneyimleyeceğinizi bir düşünün. Bu günlük hayatta olmaz, ancak laboratuvarda bilim insanları, görüntüleri her bir göze bağımsız olarak yansıtan özel bir tür gözlük kullanırlar. Örneğin bir göz bir yüz görür, diğeri ise bir fili görür. Beyne bu bilgiler aynı anda gittiğinde, beyniniz aynı anda iki resim mi görür dersiniz, yoksa bir fil hortumuyla karışmış bir yüz mü deneyimlersiniz?

Hiçbiri! Bilinçli deneyim, bir an yüz ve bir sonraki an fili deneyimleyecek şekilde, iki görsel arasında gidip gelir. Bilinçsiz tarayıcı; kararsızdır, ancak kesindir.

Georg Alpers ve Paul Pauli isimli psikologlar, kısa süre önce bazı tür resimlerin görülme olasılığının diğerlerinden daha yüksek olup olmadığını test ettiler.[2] Deneylerinin bazı denemelerinde, bir göze lamba gibi nötr bir fotoğraf gösterildi; diğer göze ise kanlı bir şiddet sahnesi gösterildi. Diğer denemelerde, bir göze yine nötr bir fotoğraf gösterildi; diğerine ise erotik bir çıplak fotoğraf gösterildi. Deneklerin resimlerle ilgili bilinçli deneyimleri durmaksızın yer değiştiriyordu; ancak seks ve şiddet sahnelerinin ilk görülenler olma ihtimali, nötr fotoğraflara göre daha yüksekti ve bu tür sıra dışı görseller, bilinci, sıkıcı nötr görüntülerden çok daha uzun süre işgal ettiler.

Birkaç çalışma; yılanlar, kızgın adamlar ve hırlayan köpekler gibi tehlikeli şeylerin konsantrasyonumuzu bozabileceğini ve bilince müdahale edebileceğini doğruladı. Kirli sözler ve cinsel fotoğraflar da aynı etkiye sahiptir. (Bu tür çalışmaları yapmak isteyen profesörlerle etik kurullar arasındaki tartışmaları düşünmek bile eğlenceli!)

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Klasikler Seti 1 (7 kitap)

Aurélia

Gérard de Nerval

“Yavaş yavaş aydınlanan belirsiz bir yeraltıdır uyku, burada gölgeden ve gecenin içinden, arafı mesken tutmuş, ciddiyetle hareketsiz duran soluk siluetler çıkagelir.”

Nerval rüyaları bildiğimiz dünyayla gerçeküstü dünya arasındaki iletişimi sağlayan bir vasıta olarak görür. Yazıları onun mantık ve tutarlılıkla kuvvetli bağını sarsan hayaller ve fantezilerle doludur. Bunun en önemli örneklerinden biri olan ve en önemli eseri kabul edilen Aurélia’da düşle gerçeklik, delilikle yaratıcılık arasındaki belirsiz, gizemli çizgiyi, kendi ruhsal deneyim ve arayışlarından yola çıkarak inceliyor.

Fransız romantizminin önemli yazar ve şairlerinden, sembolizm ve gerçeküstücülük akımını olduğu kadar T. S. Eliot, Ahmet Hamdi Tanpınar, Charles Baudelaire ve Marcel Proust gibi pek çok yazarı etkilemiş Nerval eşsiz ve zarif edebi üslubuyla saflık, kaybedilmiş gençlik, kendini gerçekleştirme ve güzellik ideallerini yansıtan imgeleri Aurélia’da buluşturuyor.

Beyaz Geceler

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

“Hayalperest eski hayallerinin arasında, külleri karıştırır gibi, soğumuş yüreğini yeniden ısıtacak, onu yeniden hayata döndürecek bir kıvılcım arar boş yere. Bulacağı kıvılcımla sönen o güzel hayallerinin ateşini yeniden yakacak, kanını kaynatan, mutluluk gözyaşları döktüren müthiş düşlerine tekrar kavuşacaktır.”

Sekiz yıldır yaşadığı St. Petersburg’da kimseyle yakınlaşamamış ama şehri evleriyle, yüzleriyle ezbere bilen yalnız, kederli, hayalperest bir genç adamın dört beyaz gecesinin öyküsü bu.

Hayalperestimiz sıradan gece yürüyüşlerinden birinde Nastenka’yla karşılaşır. Hayatın yabancısı bu ikili kısa sürede hikâyelerini, dertlerini, hayallerini paylaşacak kadar yakınlaşır; birlikteyken kederleri, huzursuzlukları uğramaz yanlarına; geceleri ve ruhları aydınlanır. İnsanın tek başınalığı, kalbini birine korkusuzca açabilmesinin imkânıyla bir aradadır Beyaz Geceler’de. Bu imkân bir an kadar bile olsa, “Böyle bir an ömrü boyunca yetmez mi insana?”

Dünya edebiyatının en güçlü yazarlarından Dostoyevski’nin külliyatında kendine has, ayrı bir yeri olan Beyaz Geceler zarif ve yalın üslubuyla insan ruhunda derin bir iz bırakıyor.

Dönüşüm

Franz Kafka

“Gregor Samsa bir sabah yatağında huzursuz düşlerden uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Kabuklu sert sırtının üzerinde yatıyor, başını birazcık yükselttiğinde, kayıp düşmek üzere olan yorganın tepesinde zar zor tutunduğu kahverengi, bombeli ve yay şeklinde şeritlerle bezeli karnını görüyordu. Gövdesine göre acınacak incelikteki pek çok bacağı gözlerinin önünde çaresizlikle titreşiyordu.”

Bu sarsıcı, tuhaf cümlelerle başlayan Dönüşüm, keskinliği ve yalınlığıyla Kafka’nın edebi yoğunluğunu en iyi anlatan eseridir.

Köpeklerin Sohbeti

Miguel de Cervantes

Talihsiz bir evlilik yüzünden hastaneye düşen bir teğmen hasta yatağında yatarken sokakta iki kişinin konuştuğunu duyar. Sohbetin çekiciliğine kendini iyice kaptıran teğmen konuşanların aslında hastanenin bekçi köpekleri olduğunu anlar ve bu mucizevi sohbeti kağıda aktarır.

Bir süreliğine konuşma kabiliyeti kazanan iki köpek başlarından geçenleri anlatırken insanlığın derin mevzularına değinirler: ahlak, yozlaşma, dedikodu, haset, talih, onur, sinsilik, tahakküm…

Cervantes’in yaşadığı dönem ve ülke üzerine yoğun bir hiciv içeren bu uzun öyküsü, bütün bir insanlık tarihinin (ve muhtemelen geleceğimizin de) güzel bir eleştirisine dönüşüyor.

Palto

Nikolay Gogol

Önüne ne pahasına olursa olsun ulaşacağı bir hedef koyan insanlar gibi kendini şimdiden daha hayat dolu hissediyor, karakteri güçleniyordu. Yürüyüşünde ve hareketlerinde kararsız ve ikircikli ne varsa gitmiş, gözlerinde yeni bir ateş parlamaya başlamıştı. Hatta en cüretkâr hayallerinde bazen paltosuna sansar kürkü bir yaka diktirmeyi bile kurar olmuştu.”

“Küçük adam”ın çektiği sıkıntılar, maruz kaldığı eşitsizlik ve acılar bu uzun öykünün başkahramanı Akakiy

Akakiyeviç’in hayatı üzerinden yalın bir gerçekçilikle anlatılıyor. Böylesi bir anlatım, her ne kadar dönemin Çarlık Rusya’sında büyük tepki alsa ve Gogol, Rus insanını aşağılamakla suçlansa da, Rus edebiyatında büyük bir çığır açıyor. Elinizde tuttuğunuz bu muhteşem eseri daha önce yayınlanmış örneklerinden farklı kılansa, otuzdan fazla kitapta imzası olan ödüllü çizer Noemí Villamuza’nın büyüleyici çizimleri.

“Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.”

Dostoyevski

“Gogol’un Palto’da sergilediği sanat, paralel doğruların kesişmekle kalmayıp, solucan misali kıvrılabileceklerine, karmakarışık hale gelebileceklerine işaret eder.”

Vladimir Nabokov

Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü

Adelbert von Chamisso

“Sevgili dostum, insan bir kere düşüncesizlik edip doğru yoldan ayrılırsa, onu hep aşağıya, daha aşağıya çeken başka yollara da sapar; gökyüzünde ona yön gösterecek bir yıldız araması da boşunadır; zira çaresi yoktur, yokuş aşağı gidecek ve intikam tanrıçasına kurban olacaktır.”

Modern insanın çaresizliğinin masallara özgü bir üslupla aktarıldığı Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü, sonsuz bir servet elde etmek adına Şeytan’a gölgesini satan Peter Schlemihl’in diğer insanlar tarafından aşağılanıp dışlanmasını anlatır. Adelbert von Chamisso’nun edebiyat tarihine damgasını vuran bu eşsiz hikayesi, aradan geçen iki yüzyıla rağmen hâlâ geçerliliğini koruyor.

“Damgalanmış ve dışlanmış bir adamın çektiği ızdırapların derin bir tasviri.”

Thomas Mann

Satranç

Stefan Zweig

Stefan Zweig’ın intihar etmeden kısa süre önce kaleme aldığı Satranç zulüm, saplantı, aklın gücü ve bu gücün yaratacağı kötülükleri ele alan ve yayımlandığından beri bütün dünyada büyük yankı uyandırmış bir klasik. Satranç tahtasının siyahı ve beyazı gibi iki kutbun –iyiyle kötünün, kibarla kabanın, insanla makinenin, akılla deliliğin, cehaletle bilginin, açgözlülükle kanaatkârlığın– arasında, kendi içimizde bitmeyen bir satranç maçına devam eden bizim hikâyemiz…

New York’tan Buenos Aires’e giden bir gemide yolcular arasında Dünya Satranç Şampiyonu Mirko

Czentovic de bulunmaktadır. Kaba, vurdumduymaz, cahil, açgözlü bir insan olsa da Czentovic tam bir satranç dehasıdır. Gemidekiler kendisiyle maç yapmak isterler. Genç satranççı bu isteklerini geri çevirmez ve üst üste galip gelir, ta ki bir maç sırasında ağırbaşlı, çekingen bir yabancı ortaya çıkıp oyuna müdahale edinceye kadar. Bu yabancı uzun zamandır satranç tahtasına elini sürmediğini söylese de verdiği taktikler sayesinde maç berabere biter.

Devamını Göster
₺400.00
Klasikler Seti 1 (7 kitap)
  • Dış Sitelerde Paylaş

Tüm bunlarda ortak nokta, duygular gibi görünüyor. Eğer bir şey kalbiniz hızlandırıyorsa, dikkatiniz ona dönecektir.

Seçici Seçiciliğin Evrimsel Temelleri

Bu, evrimsel açıdan son derece mantıklıdır: Zihnin, kaynaklarının çoğunu elindeki göreve ayırabilmesi için seçici olması önemlidir. Ancak beklenmedik durumlara karşı bir gözü veya bir kulağı tetikte tutmak da faydalıdır; özellikle de o "beklenmedik durum" sizi yiyebilecek veya onunla çiftleşebileceğiniz bir şeyse...

Şöyle düşünün: Gazetenize ve espressonuza dalmış, mutlu bir şekilde kaldırımdaki bir kafede oturuyorsunuz. En sevdiğiniz parti ile, onlarla aynı fikirde olmayan mantıksız manyaklar arasındaki son siyasi savaşla ilgili bir köşe yazısında kendinizi kaybederken, gürültülü trafik, şarkı söyleyen kuşlar ve kafenin yanından nefes nefese koşarak geçen koşucular zihninizde silikleşip kayboluyorlar. Ama tam da o anda, hırlayan bir pitbull ile koşan seksi bir koşucu yanınızdan geçip gidiyor. Böyle bir durumda kim siyasete konsantre olabilir ki?

Daha da önemlisi, bu spesifik koşucunun bilincinize hükmetmesine, ancak önceki beşinin görünmez olması gerektiğine kim karar verdi? Kararı veren, bilinçli "siz" olamaz, çünkü koşucunun farkına vardığınızda, karar çoktan verilmişti. Zihnin görüntüleri ve sesleri takip eden bir parçası olmalı, ama tam olarak neye dayalı olarak bu takibi yapıyor?

UX Planet

Bu araştırmayı eleştirenler, bunun duygudan başka bir şey tarafından yönlendiriliyor olabileceğini öne sürüyorlar. Her bir göze dini sembollerin resimlerini gösteren eski bir çalışmada, Katolik deneklerin bir haç görme ihtimali, Yahudi deneklerinse bir Davut Yıldızı görme ihtimali daha yüksekti. Eleştirmenler, bu farkın kişisel önemle ilgili olmadığını, sadece Katoliklerin daha fazla Haç görmesi ve Yahudilerin daha fazla Davut Yıldızı görmesi ve bu da, bu sembollerin beyinde işlenmelerini kolaylaştırmasıyla ilgili olduğunu savunuyorlar. Bilinçsiz alarmlarımızı harekete geçiren kan kırmızısı veya çıplak bir bedenin anatomisinin, duygusal önemi olmayan bir tarafı var mı?

Psikolog Emily Balcetis ve meslektaşları, resimleri sabit tutarak ve insanlar için ne anlama geldiğini değiştirerek, bu soruya bir cevap aradılar.[3] Çalışmadaki bir grup deneğe, gözlüklerinde belirleyebildikleri her harf için, bir çekilişte ekstra şans kazanabilecekleri söylendi. Başka bir grupsa, tespit edebildikleri her sayı için fazladan şans kazandı. Her bir göze harflerin ve sayıların resimleri o kadar hızlı gösterildi ki, katılımcıların bir harf veya sayıyı görebilmek için sadece bir ânları vardı. Bir sayı görmek için teşvik edildiklerinde, insanlar bir sayı gördü. Bir harfi görmek için teşvik edildiklerindeyse, bir harf gördüler.

Seçici Seçicilik Ne Kadar Zeki?

Bilim insanları, onlarca yıldır, bilinçsiz tarayıcının ne kadar zeki olduğunu tartışıyorlar. Bazıları bunun; ışık, renk ve hareket gibi temel duyusal özellikleri algılayabilen, ancak anlam yaratmaya yarayacak şekilde kelimeleri okuyamayan veya resmin ne olduğunu anlayamayan aptal bir olgudan ibaret olduğunu düşünüyorlar. Bu görüş doğruysa, filtreyi daha basit parçalara ayırmak ve anlamak kolay olacaktır; çünkü bu durumda filtrenin yaptığı, dijital bir kameranın yaptığından daha karmaşık değildir.

Ancak basitlik hipotezi, seçici seçiciliği açıklayamaz. Sizin için ne ifade ettiklerine bağlı olarak bazı olayların neden görünür veya görünmez hale geldiğini açıklayamaz. Bunu yapabilmek için, zihinsel filtremizin daha zeki olması gerekir.

Yani aptal olma ihtimali yok; ancak soru, zihinsel filtremizin, elimizdeki bu bulguları açıklayabilmemiz için ne kadar akıllı olması gerektiğidir. Bugün hiçbir bilim insanı, bilinçli zihni aldatmak için plan yapan, kendi tuhaflıkları ve dürtüleriyle donanmış, Freudçu bir bilinçdışına inanmıyor. Günümüzde bilinçdışı, daha yavaş olan bilinçli düşünmenin işlemleri tamamlaması için kuyrukta beklemek yerine, bilgiyi verimli bir şekilde işlemeye yardımcı olan, geniş bir bilgi, alışkanlık ve çağrışım deposu olarak yorumlanmaktadır.

Seçici seçiciliği açıklamak için, bilinçsiz tarayıcı en az iki şeyi yapabilmelidir:

Tüm Reklamları Kapat

  • Öncelikle amacın ne olduğunu bilmek zorundadır.
  • İkincisi, bilincin odaklanacağı adayın hedefe uygun olup olmadığına dair yaklaşık bir kestirimde bulunmalıdır.

Bu iki aşamalı basit karşılaştırma, tehlikeli ve seksi şeyler gibi duygusal olayların neden ortaya çıktığını açıklayabilir; çünkü seks yapmak ve bir şeylere yem olmamak kadar temel hedefler, her zaman önemlidir.

Seçici Seçicilik, Ürpertici ve Kısmen Tehlikelidir!

Tarayıcının ne kadar karmaşık olabileceği henüz belli değildir. Ancak araştırmaların ırksal önyargılarımız ile ilgili bulguları, bilinçdışının yaptığı varsayımlar hakkında yeni bir şeyler önermektedir. Yeni bulgular, en azından bilinçdışının bir arkadaş, bir randevu veya iş arkadaşı aramak gibi sosyal hedefleri temsil edebilecek kadar karmaşık olduğuna işaret etmektedir. Ve zihinsel filtremizin, bunların her biri için, hangi tür insanların bu rollere daha uygun olduğuna dair fikirleri var gibi görünüyor. Bu tür ayrımlar, bilim insanlarının bugüne kadar varsaydığına nazaran, daha karmaşık ve belki de daha rahatsız edici düzeyde bir filtreleme olduğunu göstermektedir.

Bu önyargı türünde özellikle rahatsız edici bir şey var; çünkü bir güç asimetrisi var: Bilinçsiz tarayıcı, bilinçli "siz"in neyi göreceğinizi şekillendirir; ancak bilinçli "siz", bu karar üzerinde veto hakkına sahip değildir. Elbette, farkına vardığınızda dikkatinizi değiştirmeye veya hedeflerinizi değiştirmeye çalışabilirsiniz; ancak o zamana kadar iş işten geçmiş olabilir. Bilinçdışı, size karşı her zaman bir avantaja sahiptir.

The Conversation

Farklı ırklardan insanlar arasındaki kişisel temas, her zaman önyargıyı azaltmanın güçlü bir yolu olarak görülmüştür. Dünya gittikçe daha çok kültürlü ve küreselleştikçe, bu bilinçsiz jaluziler bizi bu çeşitliliğe karşı bağışık hale getirebilir. Eğer onlara bakar ama onları görmezsek, insanları tanıyamayız veya onlardan bir şeyler öğrenemeyiz.

Tüm Reklamları Kapat

Modern dünya, bu etkileri ikinci bir şekilde de büyütebilir; çünkü bilinçdışının gücü, dikkatimiz en yoğun talepler altındayken, en fazladır. Günümüzün çok görevli dünyasında, dikkatimizi Facebook ile gerçek arkadaşlar arasında, kreşlerimiz ile çocuklarımız arasında, dizüstü bilgisayarlarımız ve sevdiklerimiz arasında paylaştırdığımızda, bilinçdışına daha da fazla yetki veriyoruz.

Acaba bugün kime baktınız; ama görmediniz?

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
50
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Merak Uyandırıcı! 17
  • Tebrikler! 11
  • Muhteşem! 8
  • İnanılmaz 8
  • Bilim Budur! 4
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 4
  • Güldürdü 1
  • Umut Verici! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Scientific American | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 04/03/2024 04:57:40 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/10316

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Madde
Görüş
Toplumsal Cinsiyet
Uzay Görevleri
Argüman
Plastik
Element
Akademi
Boyut
Çeviri
Video
Ağız
Moleküler Biyoloji
Elektron
Uzaylı
Hasta
Diş Hekimi
Kertenkele
Anksiyete
Meteor
Normal Doğum
Beslenme Davranışı
Ateş
Hastalık
Fotoğraf
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Youtube
OceanGate Faciasının Ses Kayıtları Yayınlandı!
OceanGate Faciasının Ses Kayıtları Yayınlandı!
Milyon Dolarlık Bahis: Yapay Zeka, Matematikte Liselileri Yenebilir mi?
Milyon Dolarlık Bahis: Yapay Zeka, Matematikte Liselileri Yenebilir mi?
Gerçek Bir Pokemon: Aksolot!
Gerçek Bir Pokemon: Aksolot!
"Domates Gribi" Hastalığı Neyin Nesi?
Bir Odaya Neden Girdiğinizi Neden Unutuyorsunuz?
Bir Odaya Neden Girdiğinizi Neden Unutuyorsunuz?
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
K. Payne, et al. Beyniniz, Gerçeklik Algınızı Sansürlüyor: Burnumuzu, Ona Özellikle Bakmazsak Neden Göremiyoruz?. (30 Mart 2021). Alındığı Tarih: 4 Mart 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/10316
Payne, K., Bakırcı, Ç. M. (2021, March 30). Beyniniz, Gerçeklik Algınızı Sansürlüyor: Burnumuzu, Ona Özellikle Bakmazsak Neden Göremiyoruz?. Evrim Ağacı. Retrieved March 04, 2024. from https://evrimagaci.org/s/10316
K. Payne, et al. “Beyniniz, Gerçeklik Algınızı Sansürlüyor: Burnumuzu, Ona Özellikle Bakmazsak Neden Göremiyoruz?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Çağrı Mert Bakırcı, Evrim Ağacı, 30 Mar. 2021, https://evrimagaci.org/s/10316.
Payne, Keith. Bakırcı, Çağrı Mert. “Beyniniz, Gerçeklik Algınızı Sansürlüyor: Burnumuzu, Ona Özellikle Bakmazsak Neden Göremiyoruz?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, March 30, 2021. https://evrimagaci.org/s/10316.
ve seni takip ediyor
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close