Ara Geçiş Fosilleri ile İlgili Yalanlar ve Gerçekler

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Evrimsel biyolojinin en çok ilgi gören konularından birisi, "ara geçiş formları" ya da "ara geçiş türleri" olarak bilinen fosillerdir. Birçok insan, eğer ki evrim gerçekse, bu süreçte ata ile torun türler arasında bir başka tür olması gerektiğini bilir. Bu doğrudur da! Sıkıntı, bilim karşıtları bu ara tür konusunu abartarak, evrime karşı bir araç olarak kullanmaya çalıştığında ortaya çıkar. Bu yazımızda, bu ara türler konusunda yaygın olarak yanlış bilinen 5 önemli konuyu ele alacağız. Hazırsanız, başlayalım:

Ara Türler "Özel" Canlılar Değillerdir!

Ara tür, evrimsel biyolojide veya evrim tarihinde "özel" bir canlı demek değildir!

Var olmuş ve var olan her canlı türü, aynı zamanda bir ara türdür de! Bi düşünün: Biz insanlar da dahil olmak üzere şu ana kadar var olmuş bütün canlılar, kendilerinden önce gelen türlerden evrimleşerek var oldular. Hiçbir tür "puf" diye yoktan var olmadı.

Ayrıca her tür, durmaksızın evrimleşmektedir ve yeterince süre tanınırsa (özellikle de vahşi doğa şartları altında) yeni türlere evrimleşecektir. Yani türleşecektir. Bu durumda biz insanlar da, Australopithecus gibi milyonlarca yıl önce yaşamış olan atalarımız ile, gelecekte bizlerden evrimleşecek türler arasında bi geçiş türüyüz. Tabii bu şekilde bir evrim yaşanmadan önce kendimizi yok etmemeyi başarırsak...

Yani anlayacağınız, "tür" sözcüğü ile "ara tür" sözcüğü arasında pratik olarak hiçbir fark yoktur. Peki bu durumda hangi türlere "ara tür" deriz? Bu bizi ikinci noktamıza götürüyor:

Ara Tür Ne Demek?

Akademik literatürde ara tür; kendisinden önce gelen atalar ile kendisinden sonra evrimleşen torun türlerin ayırt edici özelliklerini bir arada gösteren, evrim tarihini anlamamız açısından önemli olan fosil türlerdir.

Aslında her türde evrime dair etkileyici örnekler bulmak mümkündür; ancak "ara tür" dediğimiz bu türler, bu geçişleri çok daha net bi şekilde gösterirler ve evrimsel biyolojinin ihtişamını gözler önüne sererler.

Örneğin tek açıklıklılardan olan Ornitorenk (ya da Platypus), teknik olarak bi memelidir; çünkü memelilerin ayırt edici özelliği olan kıllara ve süt bezlerine sahiptir. Ancak memelilerin atası olan sürüngenlere ait bir özellik olan yumurtlama yoluyla ürerler! Yani plasentalı ya da keseli memeliler gibi doğurmazlar; yumurtaları vardır! İşte bu, hem ataya hem de torunlara ait özellikleri bir arada taşıması dolayısıyla Platypus'u harika bir ara geçiş türü örneği yapmaktadır.

Platypus
Platypus
Medical News Today

Ayrıca bi parantez açalım: Platypus örneğinden de göreceğimiz gibi, ara geçiş türlerinin hepsi soyu tükenmiş canlılar değildir. Bazıları, günümüzde halen yaşamaktadır! Bu antik ve kadim türlere kimi zaman "yaşayan fosil" adı verilir.

İyi ama, Platypus ile insan arasındaki ara tür nerede? Platypus ile çam ağacı arasındaki? Neden vücudunun yarısı çam ağacı, diğer yarısı tembelhayvan olan bir ara tür yok? Neden ördek ile muz arasında bir geçiş türü yok? Evrim çöktü mü?

Elbette hayır!

Rastgele Türler Arası Geçiş Türleri Aramak...

Rastgele aldığınız iki canlı türü arasında bir ara tür bulmayı bekleyemezsiniz! Ara tür kavramı, tarihsel sürekliliği olan bir kavramdır. Eğer ki ara türlerden söz etmek istiyorsanız ele almanız gereken canlılar, tarihsel olarak birbirinden farklı dönemlerde var olmuş ve aralarında ata-torun ilişkisi olan canlılar olmalıdır.

Günümüzde aynı anda yaşayan iki canlıyı, mesela bir timsah ile ördeği alıp da aralarındaki ara geçiş türünü arayamazsınız. Zira evrimsel biyolojinin hiçbir noktasında timsahtan ördeğin evrimleştiğini iddia eden biri var olmamıştır. Bilim düşmanları, kafalarına göre bir "ara tür" tanımı yaparak, bilimi kendi çarpık görüşlerine göre sınamaktadırlar. Eğer ki bilim tartışılacaksa, akademik literatürde sözü edilen tanımlar üzerinden bir tartışma yürütülmelidir.

Şunu unutmayın: Günümüzde yaşayan, halen var olan canlılar birbirleriyle kuzendir. Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Sizinle amcanızın oğlu veya halanızın kızı arasında olan, yarısı amcaoğlunuz yarısı siz olan bir "ara geçiş bireyi" yoktur. Bu kişilerle sadece kuzensinizdir. Ancak dedeniz ile sizin aranızda bir geçiş canlısı vardır: babanız, veya anneniz! Dolayısıyla ara tür kavramı çok iyi anlaşılmalıdır. Ara tür kavramı, tarihsel bir kavramdır. 

İyi tamam, sürüngenler ile memeliler arasında geçiş türü olarak Platypus örneğini verdik. Peki Platypus ile memeliler arasındaki tür nerede? O tür ile memeliler arasındaki? Onunla bizim aramızdaki?

Sonsuz Ara Türler...

Ara tür arayışınızı teknik olarak sınırsız olarak sürdürebilirsiniz; ancak bir yerde tıkanmanız normaldir.

Evrim karşıtları, durmaksızın "Şununla bunun arasındaki ara tür nerede?" diye sorarlar. Bu aslında yerinde ve araştırmayı tetikleyici bir sorudur... Elbette iyi niyetle sorulduğu ve bilimin sınırları anlaşıldığı müddetçe.

Ara türler, tarihsel olmaları nedeniyle neredeyse her zaman fosil olarak bulunurlar; çünkü yüz binlerce, milyonlarca, hatta yüz milyonlarca yıl önce yaşamış canlılardır. Ancak fosilleri, günümüze kadar ulaşabilmiştir. Ne var ki fosilleşme, aşırı nadir olan bir olaydır. Tam sayıyı bilmek imkansız; ancak 1999 yılında Donald Prothero tarafından yazılan bir makaleye göre, yaşamış bütün bitki ve hayvanların sadece %1'inden azı fosilleşmiştir! Bunlarınsa çok ufak bir kısmını biz insanlar keşfedebilmekteyiz; çünkü fosil bulmak, doğru zamanda doğru yere bakmayı gerektiriyor.

Ancak bu zorlu araştırmada, evrimsel biyoloji düşmanımız değil, dostumuz. Bize tutarlı bir yaşam tarihi sunduğu için, evrimsel biyolojiden gelen verilere bakarak doğru zamanda doğru yere bakmayı bilebiliyoruz. Örneğin, evrimsel biyoloji olmasaydı, karasal omurgalıların ilk olarak nerede evrimleştiğini asla bilemezdik. Evrimden ve jeolojiden gelen bilgilerimiz sayesinde Neil Shubin ve ekibi doğru zaman diliminde, doğru yere bakarak Tiktaalik fosilini keşfettik. Tiktaalik, denizel omurgalılar ile karasal omurgalıların özelliklerinin bir karışımı gibidir! Tam bir ara geçiş formudur!

Tiktaalik
Tiktaalik
The Academy of Natural Sciences


Ancak yine de fosilleşme ve o fosil kalıntıları bulmak aşırı zor bir iştir. Bu nedenle, atasal A türü ile ile torun Z türü arasında bulunan M türünü sorgulayabilirsiniz. Bu bir ara geçiş türüdür. Bu türü keşfetmeyi kafaya koyarsanız, bilimsel yöntemin alet çantasına sahipseniz ve yeterince uğraşırsanız, M türünü bin bir zahmetle de olsa keşfedersiniz. Ancak şimdi, 2 adet boşluk oluşmuştur. A ile M türleri arasındaki G türü... Ve M ile Z türü arasındaki T türü...

Bilim insanları bin bir çaba gösterip bu iki türü de keşfederler. Ancak bilime düşman kişiler, oturdukları yerden, "Peki, onu da buldunuz. Peki A türü ile G türü arasındaki fosiller nerede? G ile M arasındaki? M ile T arasındaki? T ile Z arasındaki?" diye sorarlar. 

Bunu durmaksızın devam ettirebilirsiniz ve bilim insanları da zaten sizin daha sormanıza gerek kalmadan bu canlıları merak edip araştıracaktır. Ancak bu fosilleri bulmak her zaman kolay bir iş değildir ve bir noktadan sonra durup, eldeki fosillere bakarak büyük resmi görmeyi başarmak gerekmektedir. Sonuçta türümüzün evrimsel tarihinde koskoca bir beyin boşuna evrimleşmedi, öyle değil mi?

Eğitimli ve donanımlı bir göz, A, G, M, T, Z türlerini keşfettikten sonra, aradakilerin neye benzemesi gerektiğini ve sürecin nasıl işlediğini tespit edebilecektir. Çünkü evrim, uzun bir video gibidir. Fosillerse, o uzun videodan alınan ekran görüntüleridir. Bu ekran görüntülerine bakarak, videonun neyi anlattığını ve ne gibi bir sürece tabi olduğunu anlamak mümkündür. Bilim insanlarının yaptığı da tam olarak budur! Fosillere ve eldeki diğer verilere bakarak evrim tarihini parça parça bir araya getirirler.

Bu kısımdan da görebileceğiniz gibi, bilim ile bilim karşıtlığı arasında sadece eğitim ve bilimsel algı konusunda bir uçurum yoktur. Emek konusunda da bir uçurum vardır. Gerçekleri ortaya çıkarmak aşırı zor bir iştir ve bunu bilim insanları özverili çabaları sayesinde yaparlar. Bilimle uzaktan yakından alakası olmayan insanlarsa, bu verilere bakarlar ve kafa karıştırıcı bir manipülasyon aracına dönüştürürler. Oturdukları yerden bilim eleştirisi yapabileceklerini sanarlar. Bu tip kimselere kanmayınız.

Evrimi Görmek İçin Gereğinden Fazla Ara Tür Fosiline Sahibiz!

Bugüne kadar binlerce ara geçiş formu tespit edilmiştir. Bunlar, akademik makaleleri yayınlanmış, sayısız bilim insanı tarafından kontrol edilmiş ve bin bir farklı açıdan incelenmiş fosillerdir. Peki bunlar hangileri? 

Binlerce olduğunu söylemiştik. Bu videoda Tiktaalik ve Platypus gibi sadece birkaç tanesinden, son derece yüzeysel olarak bahsettik. Çok daha fazlasını, buradaki videomuzda görebilirsiniz. Ayrıca şu yazı dizimizi okuyarak yüzlercesiyle tanışabilir, fosillerini ve kabaca neye benzediklerini (rekonstrüksiyonlarını) görebilirsiniz.

Ara geçiş türleri evrimle ilgili bize enfes bilgiler veren bulgulardır. Lütfen şunu unutmayın: Evrimin geçerliliğini anlamak için bu geçiş fosillerine ihtiyacımız yoktur. Matematik, simülasyonlar, doğadan gelen gözlemler, genetik araştırmalar, karşılaştırmalı morfoloji çalışmaları ve daha nicesi, evrimi sayısız farklı açıdan zaten ispatlamaktadır!

Ancak bu ara geçiş formlarını bulabiliyor olmamız, evrimin gerçekliğini gösteren bir diğer bulgudan ibarettir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 1
  • 1
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/07/2019 06:35:24 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7724

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder