Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Elanur Çetin
Elanur Çetin
106.5K UP
Üye 22 saat önce
Bilimsel olarak ölünce yok olacağız yani hiçliğe döneceğiz. Bu son zamanlarda beni derinden etkilemeye başladı. Bu gerçeğe rağmen nasıl hayatıma devam edebilirim? Siz nasıl başa çıkıyorsunuz. Benim korkudan uykularım kaçıyor. Sürekli kafamda. Korkuyorum.
1 Cevap - 243 görüntülenme
Cevap Ver 1,000 UP
8
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Bilge Kağan Açık
Uyarlayan 10 Şubat 2020 14 dk.

Teleskoplar, özellikle amatör gök gözlemcilere (İng: “skygazers”), gökyüzündeki nesnelerin büyütülmüş manzaralarını görmek için harika bir yol sunar. Ancak birinci, ikinci ya da beşinci teleskobunuzu alıyor olsanız bile, mağazalara gitmeden veya internetten sipariş vermeden önce tam olarak bilgi edinmeniz, en iyi seçimi yapmanız için önemlidir.

Bilimsel bir cihaz olan teleskop, uzun vadeli bir yatırımdır. Bu sebeple araştırma yapmanız, terminolojisini öğrenmeniz ve ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurmanız gerekecektir. Örneğin, gezegenleri gözlemlemek için mi bir teleskop istiyorsunuz, yoksa “derin gökyüzü” (İng: deep-sky”) nesneleri ile mi ilgileniyorsunuz? Gökyüzüne hakim misiniz, yoksa daha yeni mi başlıyorsunuz? Niyetinizi belirlemeniz, hangi teleskobu alacağınıza karar vermenizde yardımcı olacaktır.

76
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.4K UP
Eseri Ekleyen 1 gün önce Film
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 2 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 25 Nisan 2020 18 dk.

Bu yazımızda sizlere Biyoloji disiplininin bir alt dalı olarak karşımıza çıkan Hidrobiyoloji disiplininden bahsedilmeye çalışılacaktır. Öncelikle nedir? Çalışma alanları nelerdir? gibi temel sorulara cevaplar verildikten sonra akabinde bu alanda çalışmalar yürüten bir laboratuvarda süreçlerin nasıl işlediği hakkında kısaca bilgiler verilecektir.

Hidrobiyoloji kelimesi tahmin edilebileceği üzere "su" anlamı taşıyan hidro ve "canlı bilimi" olarak karşımıza çıkan biyoloji kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. İki anlamı birleştirmeye çalıştığımızda karşımıza şu şekilde bir anlam çıkabilir; su ile doğrudan ya da dolaylı olarak etkileşim içerisinde olan canlıları inceleyen bilim dalı. Bu tespit çok da yanlış olmamak ile beraber gerçek anlamına oldukça yakın bir yaklaşımdır. Yakın olmasının sebebi ise tespitin tam anlamı ile yeterlilik sağlayamayıp eksik kalmasından dolayıdır.

84
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sevcan Aslan
Sevcan Aslan
172.3K UP
Yazar 30 Ocak 2021 2 dk.

Holmiyum, "Ho" sembolü ile gösterilen ve atom numarası 67 olan kimyasal bir elementtir. Lantanid grubunun bir parçası olan holmiyum, bir tür nadir toprak elementidir. Holmiyum, periyodik tablonun 6. satırında bulunur.

Holmiyum, 1879'da İsveçli kimyager Per Teodor Cleve (1840-1905) tarafından keşfedildi. Elemente doğum yeri olan İsveç'in Stockholm kentinin adı verildi. Holmiyum, monazit ve gadolinit gibi minerallerde diğer nadir toprak elementleriyle birlikte oluşur.

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Şafak Tok
Seslendiren 1 Ocak 2022 13:10
Evrimin gidişatına bakacak olursak, biz de bir noktada kendimizin daha üstün bir versiyonuna dönüşeceğiz. Asıl soru ise, türümüzden evrimleşecek yeni...
40
Berk Çakan
Berk Çakan
23.4K UP
Çeviren 5 Ağustos 2020 1 sa.

“Sosyobiyoloji” kavramı ilk olarak E.O. Wilson’un “Sosyobiyoloji: Yeni Sentez” (1975) adlı kitabında “tüm sosyal davranışların biyolojik temeline ilişkin sistematik bir çalışma” şeklinde ortaya koyulmuştur. (Wilson, 1975, 4). Wilson burada “davranışların biyolojik temeli” derken, bireylerin sergiledikleri davranışlara sebebiyet veren nöral ve psikolojik mekanizmalar yerine, hayvan popülasyonlarındaki davranışların evrimini yönlendiren sosyal ve ekolojik sebeplere gönderme yapıyor gibi görünmektedir, fakat Wilson çok net bir şekilde sosyobiyoloji ve sinirbilim arasında önemli bir kuramsal etkileşim olduğunu düşünmektedir(Wilson 1975, 5). Wilson evrim terimini kullanırken de, her ne kadar seçilimin hayvan toplulukları üzerindeki etkilerinin popülasyon seviyesinde uyumsuz sonuçlar doğurabileceği görüşünü kabul ediyor olsa da (örnek olarak bkz. Wilson, 1975, Bölüm 4), genellikle doğal seçilim yoluyla evrime göndermede bulunmaktadır.

Dolayısıyla, “sosyobiyolojinin” olası anlamlarından biri, Wilson’un kitabının insan olmayan hayvanlardan bahseden bölümünde bahsetmiş olduğu şekliyle, hayvanların davranışlarının doğasını ve sebeplerini anlamaya yönelik metodolojik olarak adaptasyoncu bir yaklaşımdır. Fakat, sosyobiyoloji terimi, özellikle de Wilson’un kitabının büyük bölümünde açıklamış olduğu şekliyle, aslında bir tür yeni terimdir ve Wilson bu terimi kendi çalışmaları için bu terimi kullanmayan bilim insanlarının çalışmalarına göndermede bulunmak için kullanır. Fakat sosyobiyoloji terimi hiçbir zaman bu bilim insanları tarafından da genel anlamda kabul gören bir terim olmamıştır. Gerçekte ise durum şudur: Çok az sayıdaki bilim insanı kendi çalışmalarını tanımlamak için sosyobiyoloji terimini kullanmaktayken (örneğin, Hrdy, 1999), sosyobiyoloji üzerine ihtilafların ortaya çıktığı dönem ve sonrasında bu tür yaklaşımları kullanan bilim insanları, en çok kullanılanı “davranışsal ekoloji” olmak üzere alternatif diğer terimleri kullanmaya yönelmişlerdir (Krebs ve Davies, 1978).

72
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Nevzat Keskin
Seslendiren 2 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
5
Halime Samsa
Halime Samsa
34.2K UP
Yazar 18 Ekim 2020 15 dk.

Dünyaya gözlerimizi iki temel dürtünün ışığında açarız, tüm insanlık olarak içimizde yaşamın ve ölümün varlığını taşırız. Freud’a göre, yaşam dürtüsü; libidodan kuvvet alarak üretmeye, insanlarla duygusal bağ kurmaya, çoğalmaya ve canlılığı sürdürmeye çalışırken madalyonun diğer yüzünde bulunan ölüm dürtüsü ise saldırganlıktan kuvvet alarak parçalamaya, kurulan bağları koparmaya ve kendini yok ederek inorganik bir hale dönmeye çalışır.[1] Yani, aşkın tanrısı Eros ile ölümün tanrısı Thanatos sırt sırta eşlik ederler insana hayat boyunca. Hangisinin öne geçeceği ise, biraz genetik yatkınlıklarımıza ve mizacımıza biraz da benliğimizin oluştuğu erken dönem ilişkilerimize bağlıdır.

Doğumla birlikte, güvenli alanından dünyaya gözlerini açan bir bebek için yaşam ve ölüm arasındaki bu mücadele oldukça yoğun bir kaygı yaratır. Doğumla birlikte anne ile kurduğu güvenli birlik halini kaybederek ilk kaybını yaşayan bebeği, dünyaya uyumlanma gibi zorlu bir yolculuk da beklemektedir. Klein'a göre, bebek bu zorlu yolculukta açlık, libidinal arzular ve bu mücadelenin yarattığı yoğun kaygı ile onu besleyen bir memeye yönelir.[2] Bebek, önce memenin, sonra da annenin kendisindeki yıkıcı ölüm dürtüsünü yatıştırmasını arzulayarak, yaşam dürtüsüne yatırım yapar. Anne ve bebek arasında kurulan bu ilişkide hangi dürtünün baskın olacağı, tabii ki doğum deneyiminin travmatik geçip geçmemesine, annenin bebeğe bakmak isteyip istememesine, bebeğin mizacına ve sütü zevkle kabul etme yeteneğine de bağlıdır.

171
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çınar Ege Bakırcı
Yazar 5 Ekim 2022 17 dk.

Klasik koşullanma (veya tepkisel koşullanma), bilinçsiz veya otomatik olarak gerçekleşen bir öğrenme türüdür. Klasik koşullanma, doğal uyarıcılara verilen doğal bir tepkinin, yapay bir uyarıcı tarafından da uyarılır hale getirilmesini ifade eder. Rus fizyolog Ivan Pavlov tarafından keşfedildiği için Pavlovyen koşullanma olarak da bilinir. Davranışsal psikolojinin temelini oluşturduğu için genellikle psikoloji tarihindeki en önemli keşiflerden biri olarak kabul edilir.

Klasik koşullanmanın günümüzdeki en basit örneklerini reklamcılıkta görebiliriz. Örneğin, güzellik ürünleri satan firmalar, reklamlarında temiz ve pürüzsüz bir cilde sahip oyuncuları kullanır. Böylece reklamı izleyenler, ürünü "sağlıklı bir cilt" ile ilişkilendirir. Günlük hayatta klasik koşullanmanın bunun gibi birçok örneğini görmek mümkündür.

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
149
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Serkan Culum
Serkan Culum
31.1K UP
Yazar 11 Kasım 2021 4 dk.

Otomatik Portakal, 1962 yılında Anthony Burgess tarafından kitap olarak yayınlanmış ve 1971'de Stanley Kubrick tarafından sanatın en güçlü mecrası olan beyazperdeye taşınmış olan distopik bir suç filmidir. Kubrick, filminde yönetmenlik dehasını devreye sokmuş ve kitabı okurken zihnimizde kurduğumuz imgeleri beyazperdeye başarıyla aktarmıştır.

Sahi nedir bu "otomatik portakal"? İnsanın aklını önce bu kurcalıyor. Fakat Burgess, bunun merak edileceğini bildiği üzere açıklamasını yapıyor:[1]

44
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 18 saat önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Zişan Nur Yalçıntaş
fikir belirtmek istedim 5 Mayıs 2023 Sen de Cevap Ver

yaşımız büyüdükçe öğrenme kapasitemiz artıyor olabilir bu yüzden daha fazla bilgi alabiliriz ve daha zor problemleri çözebiliriz örneğin ilk okuma yazmadan başlıyoruz sonra daha zor metinler bunun sebebi kendimizi gelistirmemiz için

5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Okan Alver
Okan Alver
203.9K UP
Mec.Eng. 2 gün önce Sen de Cevap Ver
1 Cevap - 243 görüntülenme
Eğer bir evrende fizik yasaları matematiksel olarak ifade edilebiliyorsa, bu onun simülasyon olduğu ihtimalini artırır mı, azaltır mı?
Eğer bir evrende fizik yasaları matematiksel olarak ifade edilebiliyorsa, bu onun simülasyon olduğu ihtimalini artırır mı, azaltır mı?

Merhaba

Bu soruyu uzun süredir düşünüyorum ve kendi vardığım sonuç şu: fizik yasalarının matematiksel olarak ifade edilebilir olması, evrenin simülasyon olduğu ihtimalini tek başına ne artırıyor ne de azaltıyor. Ama bu yargıya, matematik = kod sezgisini ciddiye alarak ulaşıyorum.

Şöyle ki:

Tüm Reklamları Kapat

Matematiğin doğayı bu kadar isabetli betimleyebilmesi gerçekten çarpıcı. Lakin bu durum, simülasyondan çok daha eski bir problemi öne çıkarıyor. Matematik evrene mi ait, yoksa evreni anlamak için kurduğumuz bir dil mi? Benim sezgime göre burada belirleyici olan nokta bu ayrım. Eğer matematik evrenin ontolojik bir parçasıysa, o zaman hem gerçek hem de simüle edilmiş bir evren zaten matematiksel olmak zorundadır. Bu durumda matematiksel düzen, simülasyon lehine özel bir delil üretmez. Eğer matematik bizim bilişsel soyutlama aracımızsa, o zaman gördüğümüz düzen büyük ölçüde zihinsel bir seçiciliğin sonucudur ve düzensiz olanı yasa olarak adlandırmıyoruz. Evren yazılmış gibi hissi bana göre bilimsel bir çıkarımdan çok, çağımıza özgü bir metafor. Zira saat metaforu, makine metaforu gibi bugün de bilgisayar metaforu baskın haldedir. Bu yüzden matematiksel yasalar bize kod çağrışımı yapıyor. Benim düşünceme göre burada kritik ayrım şu: matematik evrenin ontolojik bir özelliği mi, yoksa bizim bilişsel epistemik bir aracımız mı? Eğer matematik evrenin kendisine özgü, Platoncu anlamda orada olan bir yapıysa, o zaman simülasyon varsayımı özel bir avantaj kazanmaz. Çünkü simülasyon da simüle edilen gerçek evren de zaten matematiksel olmak zorundadır. Kodlanmış bir evren matematiksel olur evet, ama matematiksel olan her evren kodlanmış değildir. Öte yandan, eğer matematik temelde bizim soyutlama kapasitemizin bir ürünü ise yani düzenli olanı seçip ayıklama, gürültüyü dışarıda bırakma ve tekrar eden örüntüleri sembolleştirme biçimimizse zira o zaman matematiksel ifade edilebilirlik, evrenin yapısından çok bizim evrenle ilişki kurma tarzımızı yansıtır. Bu durumda kod hissi büyük ölçüde zihinsel bir projeksiyon olur. Düzen görüyoruz çünkü düzensiz olanı zaten fizik yasası olarak adlandırmıyoruz. Sonuç olarak kendi kanaatim şu: matematiksel düzen, simülasyon hipotezinin kanıtı değil aksine insan zihninin düzenle kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır. Bu bağlantı ontolojik olmaktan çok epistemolojiktir ve şimdilik sezgisel bir yankı olarak kalır.[1] Saygılarımla

Kaynaklar

  1. Okan Alver. (). Kişisel Yorum.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikEğitim
Fırat Gümüştekin
Etkinliği Ekleyen 1 hafta önce İstanbul₺500,0016 Şubat
Sinematografik Anlatıda İleri Seviye Kurgu: Final Cut Pro Eğitimi
16 Şubat 2026 18:00 tarihinden 16 Şubat 2026 21:00 tarihine kadar.

"Bir yönetmen gözüyle, ham görüntülerin nasıl profesyonel bir hikayeye dönüştüğünü keşfedin. Bu eğitimde sadece Final Cut Pro'nun teknik araçlarını değil; kurgu ritmi, renk derecelendirme (color grading) ve görsel devamlılık gibi sinematografik unsurları nasıl bilimsel bir titizlikle işleyeceğimizi öğreneceğiz. Özellikle bilimsel belgeseller ve kısa filmler için etkili kurgu tekniklerine odaklanacağız."

Devamını Göster
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

Tüm Reklamları Kapat
Söz
Eray Şeyhan
Eray Şeyhan
101.1K UP
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Sevmek için bilinçli bir şey gerekir bu şey de hiçbir makinede bulunmaz. Ama elbette beyin de bir makinedir, kalp ciğerler ya da böbrekler gibi bütün yetilerinin nihayetinde mekanik olarak açıklanacağı bir organdır
Kaynak: Bilinç Açıklanıyor Sayfa 43
Puan Ver
Felsefesi ve Bilimiyle Bilinç
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hüseyin Güngör
İnceleyen6 21 Haziran
Yönetmen Michael Haneke bir sanat filmi yönetmeni. Muhtemelen en meşhur filmi Amour ile 2 Oscar adaylığı kazanmış. 100'ün üzerinde ödülü var. Hemen her filmiyle ya Palme d'Or ya da başka bir Cannes ödülü kazanmış. Bu film de Brand Prize of the Jury ödülünü ve en iyi başroller ödülünü kazanmış. Uluslararası bağlamda çalışan birisi. Kendisi Almanya doğumlu Avusturyalı. Film ise Fransızca. Başrol oyuncumuz Isabelle Huppert bol ödüllü tek Oscar adaylıklı belli ki iyi bir oyuncu. Film 2 saatlik psikolojik drama tarzında o ucube filmlerimizden bir tanesi. Aslında özellikle dönemimizde ciddi bir kanayan yarayı işliyor.

Baba yokluğuyla birlikte evin içinde fazlaca güç kazanıp kızının hayatına OKBvari şekilde ve narsisistikçe yatırım yapıp müdahale etmeye çalışan bir annenin yarattığı daha da OKBli başka bir entelektüel kadının cinsel açlığını konu alıyor. Karakterin motivasyonunu anlamaya çalışmak kafa karıştırıyor ama bir noktada çözdüğümü düşünüyorum. Annesinin projesi durumunda olduğu için mazoşist bir dürtüyle kendini sabote edip annesini cezalandırmaya çalışıyor. Kadının entelektüel görüntüsünün arkasındaki potansiyeli muhtemelen sezen genç bir erkeğin duvarları yıkmaya çalışmasını izliyoruz. Aleni sahneleri olsa da erotik demek güç. Oldukça rahatsız edici sahneleri var. Garip ama izlettiriyor.
6.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Felsefe konusunda geliştirebilirsin.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close