Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
1,000 ATP Ödüllü Soru: Son zamanlarda film ve kitaplarda bulunan kötü karakterelere karşı artan ilgi ve hayranlığın sebebi ne olabilir? Hemen cevapla! Okan Alver'in cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Söz
Mery West
Mery West
52.0K UP
Alıntıyı Ekleyen 4 gün önce
“The mind is sharper and keener in seclusion and uninterrupted solitude”

“ Zihin yalnızlık ve kesintisiz sessizlik içinde daha keskin ve uyanık olur”
Kaynak: X—physicsinhistory (X)
3
4 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ferit Görür
Ferit Görür
203.8K UP
1 gün önce
İnsan zihni her şeyi net kutulara koymaya bayılır. Çekmeceler, dosyalar, hatta evrim ağacımız. Ama doğanın bu kutularla işi yok. Dik yürümeye başlayan atalarımızın kollarının hemen insanlaştığını sanırız. Oysa beyinleri büyürken o uzun kollar onlarla kaldı. Çünkü evrim, hayatta kalmaya yük olmayan özellikleri aceleyle silmez. Bugün bile insan soyunun tam nerede başladığı tamamen belirsiz. Kategoriler bizim işimizi kolaylaştırıyor ama doğada aslında böyle keskin köşeler yok.
38 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 5 gün önce 2 dk.

Herbivor, anatomik ve fizyolojik olarak bitki materyali (yaprak, alg vb.) tüketmeye adapte olmuş canlılardır ve diyetlerinin temelini bunlar oluşturur. Herbivorlar; yaprak, çimen ve ağaç kabuğu gibi bitki materyallerini çiğneyebilmek için düz dişlere sahip olacak şekilde evrimleşmişlerdir. Türkçede otobur ya da otçul olarak da geçer.

Diş yapılarının tüketilen materyalin et veya bitki olmasına göre değişim göstermesi, aynı zamanda paleontolojik çalışmalarda geçmişte yaşayan canlıların beslenme biçimleri hakkında da bilgi sağlamaktadır.

13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

İnceleme
İrem Kaplan
İrem Kaplan
193.2K UP
İnceleyen 2 gün önce
2023 yılında yazdığım filme dair eleştirimi bu platformda da paylaşmak istedim. İyi okumalar

Gerçek olamayacak kadar güzel olan Barbie esasında gerçek. Biliyorum inanması güç ama Barbie, Barbara Handler adlı bir kız çocuğundan esinlenerek yaratıldı. Ayrıca Barbie’nin kökeni, müstehcen bir Alman çizgi roman karakteri olan Bild Lilli’ye dayanıyordu! Her zaman çalınan fikirler daha çok ilgi görür, popüler olur ve orijinallerini unutturur. Lilli’yi unuttuğumuz gibi. Hikayeyi başa saralım.
1950’lerin başında annesi Ruth Handler kızının yetişkin gibi görünen bebeklere ilgisinin normal bebeklere olan ilgisinden çok daha fazla olduğunu farketmiş. Kızı oyuncak bebeklere hep yetişkin rolleri veriyormuş. Ama yetişkinleri temsil eden hiçbir oyuncak yokmuş. Çünkü o dönemde yetişkin bebekler sadece kartondan yapılıyormuş. Böylelikle eşi Mattel’in kurucu ortaklarından olan anne, piyasada büyük bir açıklık görüyor ve durumu izah ediyor. Herkes fikrin asla tutmayacağını söylüyor ve Ruth İsviçre’ye tatile gidiyor. İşte o zaman Lilli ile karşılaşıyor.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra erkekler arasında popüler olan çizgi romanın, oyuncak bebekleri de yapılmıştır. O yıllarda oyuncakları hem erkekler birbirlerine hediye edermiş hem de çocuklar arasında da gittikçe popüler olmuş. Amerika’ya döndüğünde Mattel’i ikna etmiş ve kızı Barbara’nın isminden ilham alarak Barbie’yi 9 Mart 1959’da piyasaya sürmüş. Bu bebek üç boyutlu, doksan altmış doksan, kusursuz bir bebek. Onunla oynayan çocukları çirkin hissettiren, güzellik algılarını bozan, yıllar sonra estetik yaptırmalarına sebep olan, kaburgalarını aldıran, bellerini bir sıkımlık yaptıran, gözlerini solucan deliği gibi genişletip burun deliklerini nefes alamama pahasına küçülttüren bir bebek.
1961’de “Barbie’nin erkek arkadaşı yok mu?” sorularına yanıt olarak, oğlu Kenneth’dan ismini alan Ken bebek gelmiş. Lilli’nin üreticileri 1960’larda Barbie’ye dava açsa da Mattel, Lilli’nin bütün haklarını satın almış. Nitekim de hayalleri gerçek olmuş. Barbie’nin üretilmesinden bu yana güzelliğin kriteri ulaşılması zor o betimden aşağı taşamamış. Ne kadar kısa boylu, göbekli, çirkin, çarpık bacaklı versiyonları çıkmış olsa da. Ama ben en çok Barbara Handler’a üzülüyorum. Psikolojisi acayip bozuk değilse ben de İrem değilim.
Aslında bir kısım çocuk için doğru. Bizim jenerasyonda renkli lens kullanan da çoktur mesela mavi göz takıntısı yüzünden. Sırf Barbie gibi gözükebilmek için yemek yememe hastalığına yakalandılar. Ben etkilenmedim ama internet üzerinde öyle hikayelerle karşılaştım ki… Ne kadar doğru bilemem ama etkilenmediyseniz çok güzel bir şey. Ama tabi etkilenen çocuklar bundan etkilenmese başka bir şeyden etkilenecekti. Olumlu yönleri de yoktu diyemem, mesela şu an birçok aile ve bir çok öğretmen için sorun olan bir konu: Oyun kurma. Biz çocukken oyuncak ile oyun kurmayı öğrendik. Hayal kurduk, kendi dünyamızı kurduk. Şimdi ki çocuklar tabletler ile hazır oyunları oynuyor ama bu başka yazının konusu… Barbie bende hiç güzellik algısı oluşturmadı sadece hayal kurdurttu ve Barbie, Winx gibi yapımlar bana ilham oldu özgüvenimi geliştirdi her şeyi yapabileceğime onlar inandırdı. Çünkü benim kurduğum dünyada aklıma geleni yapmam mümkündü ve yapamadığım yerde de bir şekilde onu yapılabilecek hale sokardım. Bu sebeple de oyuncaklarım, oyunlarım iyi ki varlardı. Barbie ne kadar güzellik algısı ile ünlü olsa bile aynı zamanda kızlara hem feminen olup hem de her şeyi yapabileceklerini gösteriyor, "Barbie ile her şey mümkün" sloganı buradan geliyor. Bir yerde doktor, bir yerde savaşçı bir yerde peri, prenses oluyor. Bazen seyahate çıkıyor. Bazen anne oluyor… Barbie bir devrimdir. Bu devrimin gelin bir de filmine bakalım:
Barbie filmi tüm dünyada pembe boya kıtlığına sebep oldu, biliyor muydun? Yönetmen sette her şeyin pembeye boyanması konusunda epey ısrarcı olmuş. Bunun nedeni pembenin çocuksuluğu koruyacağı düşüncesiyle ve yönetmene göre çocuksuluğu korumak diğer her şeyden daha da önemliydi. Yapım ekibinin görevi pembe aksesuarlar, giysiler ve film çerçevesine yerleştirilmiş pembe olan her şeyden oluşan bir dünya yaratmaktı. Bu durum da tüm pembe boyaların tükenmesine neden oldu. Bu yeri göğü pembe dünyayı görmek için sabırsızlananlar filmin gişe rekorlarını kırdı. Çok abartıldığı için birçok kişi hüsrana uğradı. Çok beğenenlerin yanında keşke çizgi film olarak kalsaydı diyenler de oldu. Ayrıca film yer yer pembeden nefret ettirip dünyamız ne güzelmiş dedirtti, yer yer de çocukluğumdaki hayallerin hala aşırı güzel ve imkansız olduğunu hatırlattı.

Benim bu filmden beklentim gerçekten yüksekti. Belki de az önce de dediğim gibi sebep sadece aşırı abartılması ve aylarca hakkında konuşularak devasa reklamının yapılmasıydı ama ben de hüsrana uğradım. Ben de pembe, şeker gibi görünen bu yapının aslında cesur ve sert bir hikaye sunacağı izlenimini uyandırmıştı bende. Hedef kitlesini geniş tutmaya çalışıp hem çocukluğunu Barbie bebekleriyle geçiren orta yaş izleyicilere göz kırpması hem de 13 yaşındaki izleyicilere hitap etme çabası arasında denge sağlamakta zorlanmış gibi geldi. Barbie bebek üzerinden toplumun ve kadının belli bedensel ve toplumsal kalıplara hapsedilmesini eleştiren film bu eleştiriyi erkek izleyicilere de empati yaptırabilecek bir bakış açısıyla sunuyordu. Margot Robbie ve Ryan Gosling’in Barbie ve Ken rolleri için yaratıldığına eminim. Margot plastik bir bebek olan Barbie’nin kusursuzluğunu ve zamanla insana dönüşen karakterini harika bir şekilde ayırt ederek doğallıkla sunuyor. Ryan ise beklenmedik derecede komikti. Ryan için birçok laf yapıldı, yok yaşlıymış, olmamış, bilmem ne… Bu adamın bir işe girip de kötü olması imkansız. Özellikle yaptığı mimikler yeterdi. Yönetmen ise popüler kültüre ve Hollywood filmlerine yerinde göndermeler yaparak izleyicileri gülümsetmeyi başardı. Ancak bu detayları spoiler vermeden anlatmam mümkün değil bu sebeple filmin en iyi yanına geçiyorum: Yaratılan atmosfer. Gerçekten Barbie’nin diyarını ziyaret ettiriyor gibi hissettiriyor.

Özetle bu film genel olarak ortalama bir gişe filmi olabilir ancak ele aldığı temalar ve yapılan cesur tercihlerle dikkat çeken bir film oldu.

Değinmek istediğim bir diğer konu daha var. Aylarca medya pompalanarak hedef kitle arttırılmaya çalışıldı. Oppenheimer’in yönetmenlerinin çok meşhur olmasından dolayı prim yapılmaya çalışıldı. Aynı kategoride bile olmayan iki apayrı film sürekli gereksiz yere kıyaslandı. Bu da iki film için beklentiyi yükseltti ve vermek istedikleri mesajı verememelerine sebep oldu. Bu bağlamda bakıldığında izleyici Barbie’den beklediğini alamadı zaten bence pek de sonuçlanmadı film. İkinci bölüme olması gereken olayları ikinci yarıya sığdırdılar. Bu da kısıtlı sürede alelacele bir şeyler anlatmayı gerektirdiği için yaratıcılığı öldürdü. Ayrıca da finali de çöktürdü. Çok eğlenceli ve yaratıcı olması gereken film ikinci yarıda mesaj bombardımanına döndü. O kadar çok mesaj vardı ki hiçbirini anlamamayla sonuçlandı. O yüzden Greta Gerwig Barbie gibi bir markadan efsane bir sinema yapıtı yaratmayı başaramadı. En azından eğlenceli olabilirdi, o da maalesef olmadı.

Hiç izlemeyenler için verdiği mesajlara dair de bir açıkla yapmak istiyorum. Film başta Barbie dünyasındaki her şeyin kadın elinde olduğu bir görüşü anlatıyor. Dünya’ya geldiklerinde ise bunun tam tersi bir dünya ile karşılaşıyorlar ve Barbie dünyasını Ken, ataerkil hale getiriyor. Sonra kadınlar tekrar gücü ellerine alıyorlar ve mutlu son ama bence mutsuz son. Bizim eksiğimiz kıyas yapmak zaten. Az önce de dedim. Apayrı iki şeyi kıyaslamaya bayılıyoruz. Ya kadının yeterlilikleri belli erkeğin belli. Neden birini diğerinden daha baskın yapmaya çalışıyoruz? Bence filmin varması gereken son, iki cinsiyetin de eşit olduğu bir dünya olmalıydı.

Ben bir kadın olarak yapıma dair eleştirimi bu cümleyle bitirmek istiyorum: Kadınların yaşadığı zorlukları ve erkekler üzerindeki gereksiz baskıyı anlatmanın en pembe haliydi, hüzünlü bir şekilde ayrıldım sinemadan. Gerçekler yüzüme vurdu, dışardan bir göz olarak dünyayı izledim.
Film
6.0/10
(29 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
125.5K UP
İnceleyen10 1 ay önce
Fen Bilgisi Öğretmenliği Lisans Programı'nda almış olduğum "Astronomi" dersinde kullandığımız kaynaktı.

Evrenin oluşumu, kozmoloji, yıldızlar, galaksiler ve temel astronomi kavramlarını matematiksel detaya boğmadan, anlaşılır bir dille aktarmasıyla özellikle lisans seviyesindeki öğrenciler için oldukça erişilebilir bir eser. Astronomiye yeni başlayan bireyler için sağlam bir kavramsal temel oluşturur. Görsel anlatımlar ve örnekler, soyut kavramların zihinde canlandırılmasını kolaylaştırmaktadır.

Öte yandan, kitabın bu giriş seviyesi yaklaşımı, konulara derinlemesine ilgi duyan ya da ileri düzey fizik ve matematik altyapısı arayan okurlar için sınırlı kalabilir. Bazı başlıklar yüzeysel ele alınmakta ve teknik ayrıntılar bilinçli olarak dışarıda bırakılmaktadır. Bu nedenle eser, ileri düzey bir referans kitabından çok, temel bir başlangıç ve yönlendirici kaynak olarak değerlendirilmelidir.

Genel olarak Evren 101, astronomiye ilgi duyan öğrenciler, öğretmen adayları ve bilim okuryazarlığını geliştirmek isteyen okurlar için başarılı bir giriş kitabıdır. Daha derin akademik kaynaklara geçmeden önce okunması, kavramsal altyapıyı güçlendiren faydalı bir adım olacaktır.
Kitap
8.6/10
(8 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Astronomy 101
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 3 hafta önce Ankara₺2.900,00 - ₺9.900,0011 Nisan
Evrim Ağacı - Doğa ve Tarih Gezileri Serisi 1
11 Nisan 2026 08:30 tarihinden 03 Mayıs 2026 21:30 tarihine kadar.

Evrim Ağacı Doğa ve Tarih Gezileri Serisine Başlıyor!

Birbirinden çekici rotalarda bilim ve tarihi bir araya getirecek ve milyonlarca yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar doğanın ve insanlığın tarihini beraber gezerek öğreneceğiz. 


Gezilerimiz 2 ayrı seriden oluşmaktadır: 
 

1. Serimizde: 
 

  • Alacahöyük’ten Hattuşa’ya - 11-12 Nisan 2026 (1 gece konaklama)
  • Gordion’dan Polatlı’ya - 26 Nisan 2026 (Günübirlik)
  • Çatalhöyük’ten Taşkent’e – 2-3 Mayıs 2026 (1 gece konaklama) turlarımız olacaktır. 


İletişim Bilgileri ve Kayıt:

Keşfet 101, Evrim Ağacı iletişim hattı: 0543 232 73 92

  1. Tur otobüsleri belirtilen tarihlerde Pablo Artisan Cafe 100. Yıl, Çankaya/Ankara konumu önünden kalkacaktır.
  2. Serimiz için ulaşım bilgileri tarafınıza iletilecektir. 

Katılımcıların Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir. 

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir. 

Hava durumu göz önüne alınarak güneş gözlüğü ve şemsiyelerini almaları önerilmektedir. 

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.

Devamını Göster
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

Ecem Kaya
Ecem Kaya
207.3K UP
Araştırmacı 25 Temmuz 2020 Sen de Cevap Ver

Oğul Türkkan'ın Hürriyet'e yazdığı yazıda :

Yıllardır yaptığım konuşmalarda söylerim: “ben ağzıma alkol sürmem” diyenler kendilerini kandırıyor diye. Mayalı alkol (fermente alkol) doğal olarak taze meyve sularında, geçkin meyvelerde, hatta ekşi bozada kendiliğinden oluşur. Tamamen doğal bir süreçtir bu.Ama ne kadar alkol? Birada hacmen %5 civarı, şarapta %10 ila 15 olarak oluşan alkol, pastörize edilmemiş meyve suyunda %0,01 ile 0,03 arasında kendiliğinden oluşuyor. Biz insanoğlu, doğal olarak gerçekleşen bu süreci gözlemleyip; istediğimiz tat, koku, renk, ekonomik ölçek doğrultusunda doğal süreci taklit ederek, bira, şarap, cider, sake gibi içecekleri yapmışız. Yaklaşık 10.000 yıldır da bu fermente alkolü üretip içiyoruz.Meyvedeki şeker mayalı içki yapımında kullanılır. En verimlisi üzüm olduğundan, en yaygın meyve kökenli mayalı yani fermente içki de şaraptır. Üzüm dışında meyvelerden yapılanlar ise o meyvedeki potansiyel şekerin az olmasından dolayı düşük alkollü olmakta ve çabucak bozulmaktadır. Bir diğer alkol kaynağı da nişasta içeren besinlerdir. Arpa, buğday, pirinç, patates, mısır gibi. Bunlarda ise önce nişasta mayşeleme yolu ile şekere, şeker de daha sonra mayalama ile alkole çevrilir. En yaygın ve eski örnek arpadan yapılan biradır. Bira ekmekten bile önce yapılmıştır. Hatta denir ki “bira sıvı ekmek, ekmek katı biradır”. Tüm bu alkoller mayalı (fermente) alkoller olup, düşük alkollü içkiler kategorisini oluştururlar.Bir de yüksek alkollü içkiler vardır ki, bunlara damıtık veya distile içkiler de denir. Bunlara rakı, votka, viski, konyak gibi örnekler verebiliriz. Bu tip alkolü Suriye’de yaşayan Sami kavimi 14. yüzyıl civarında keşfetti ve alkol kelimesi de Arapça'dan, “al-kuhul” kelimesinden dünyaya yayıldı.Yıllarca simyacılar damıtık alkolü suni altın üretiminin anahtarı sanıp, herkesten gizlediler. Barutun karıştırılması için kullanıldı daha sonra bu alkol. Tıpta kullanıldı, dezenfektan olarak, ağrı kesici olarak.İlaç olarak daha kolay içilebilsin diye meyveler, baharatlar ile lezzetlendirildi. Daha sonra da keyif için içilmeye başlandı, votka, viski, rakı, cin olarak. İşte bu damıtık (distile) alkol, mayalı alkolün tersine doğal değildir. İnsanoğlunun zekâsı ve teknolojinin bir araya gelmesi ile imbiklerde üretilir. İçerdiği alkol yüksek olduğundan suyla seyreltilip içilir. Bugün alkollü içecekler yerine meyve yenmesi öneriliyor. Bu mantıktan yola çıkacak olursak, meyve ile kendimizi kısıtlamayalım. Ekmek, pilav, patates yemekleri aynı mantıkta alkollü içecek üretiminde kullanılan nişasta içerdiklerinden, alkollü içecekler yerine tüketilebilir demek aynı derecede yanlış olacaktır. Doğal olarak oluşan alkol, mayalama yani fermentasyon ile şarap, bira gibi içkilerde bulunurken, insanoğlunun damıtma yani distilasyon ile yarattığı alkol, rakı, viski, votka gibi içecekler bulunur.Alkol oluşturmak için meyvedeki şeker kadar hububattaki nişasta da kullanılabilir. Bu özellik bir tek meyveye özgü değildir.

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Yazar Yok. Hürriyet. (25 Temmuz 2020). Alındığı Tarih: 25 Temmuz 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
8
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikEğitim
Taner Beyter
Taner Beyter
403.0K UP
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Ankara & Çevrimiçi₺2.600,00 - ₺4.400,0015 Nisan
Taner Beyter İle "Acı, Ölüm ve Felsefe" Seminerleri
15 Nisan 2026 14:00 tarihinden 10 Mayıs 2026 19:00 tarihine kadar.

Ön başvuru sonrası detaylar için sizinle iletişime geçilecektir.
Dilerseniz 0532 374 1846 iletişim numaramızdan bize ulaşabilirsiniz.

- Yüz yüze (Ankara ) veya Online (Zoom) seçenekleriyle katılabilirsiniz.
- Haftada 1 gün | 2 Oturum (50dk + 50dk)
- Her ders sonu soru-cevap
- Ek kaynak ve okuma listeleri
- Katılım Belgesi

Taner Beyter ile Gri Alanlarda Bir Yolculuk

Yaşamak her zaman bir hediye midir, yoksa bazen bir yük müdür?
Ölüm ne zaman ve hangi koşullarda ahlaken doğru veya yanlış olur?
Acı yaşamın ayrılmaz bir parçası mı?

Gündelik hayatın akışında "doğru" ve "yanlış" dediğimiz pek çok kararın arkasında, aslında yüzyıllardır süregelen devasa bir felsefi tartışma yatar. Çoğu zaman alışkanlıklarımızla veya toplumsal kabullerimizle cevapladığımız en sarsıcı soruları; bu kez analitik felsefenin keskin araçlarıyla, Taner Beyter rehberliğinde masaya yatırıyoruz.

Bu program; birer "tabu" olarak görülen idam, ötanazi, hayvan hakları ve varoluşun etik yükü gibi meseleleri rasyonel argümanlar ışığında incelemeyi hedefliyor. "Acı"nın ve "Ölüm"ün felsefi karşılığını ararken, sadece teorik bilgi edinmeyecek; etik ikilemler karşısında nasıl tutarlı bir düşünce yapısı inşa edebileceğimizi de keşfedeceğiz.

1. Hafta:
Ötanazi Etiği : Biyoetik, uygulamalı etik, özerkliğin değeri
Ölüm hakkı yaşam hakkı kadar temel bir hak mıdır?
Durmak bilmeyen acıları çekmek ötanazi hakkını temellendirmek için yeterli mi?
Aktif ve pasif ötanazi arasında ahlaki bir fark var mı? Ötanazi suistimale açık mı?

2. Hafta:
Hayvan Etiği: Hak teorileri, normatif etik kuramlar, çevre etiği
Hayvanların çektikleri acılar gereksiz mi?
Toplam acı miktarı ve çeşitliliği göz önüne alınca vegan olmak en doğru tutum mu?
Hayvanların ahlaki statüsüne dair neler söyleyebiliriz?
Vegan etik lehine ve aleyhine argümanlar nelerdir?

3. Hafta:
İdam Etiği : Cezalandırma teorileri, hukuk felsefesi, prosedürel argümanlar
Acı ve ölüme sebep olanlar, acı ve ölümü mü hak eder?
İdamı hak eden spesifik suçlar var mıdır?
Suçluyu devlet eliyle öldürmek doğru mu?
İdam kötülük ve suçları azaltmasa dahi savunulabilir mi?

4. Hafta:
Antinatalizm ve Doğum Etiği: Metafizik, hayatın anlamı ve iyi oluş
Acı ile haz simetrik mi?
Acı dolu bir dünyaya çocuk getirmek ahlaken doğru mu?
Peki acı dolu bir dünyada hayatın anlamı bulunabilir mi?
Antinatalizm lehine ve aleyhine argümanlar nelerdir?

Eğitmen Hakkında: Taner Beyter (detaylı özgeçmiş için tıkla)
Öncül Analitik Felsefe Dergisi’nin kurucu kadrosunda yer alan Beyter, "Ötanazi Etiği" kitabının yazarı ve  Evrim Ağacı felsefe editörü ve yazarlarındandır. Akademik derinliği, herkesin anlayabileceği duru bir dille birleştirerek etik meseleleri geniş kitlelere ulaştırır.

Online (Zoom)
15 Nisan - 6 Mayıs 2026 Çarşamba, saat: 19:00 - 21:00
Ücret: 3.200 TL (800 x 4 ders)
Öğrenci: 2.600 TL  (% 20 indirim)

Yüz Yüze (Atölye) 
Kontenjan: 15 Kişi
19 Nisan - 10 Mayıs 2026 Pazar, saat: 14:00 - 16:00
Ücret: 4.400 TL (1100 x4 ders)
Evsahibimiz: Art Bahçe I Güneş sokak Güneş apartmanı 23/1 Güvenevler Çankaya / Ankara

* Görsel: Käthe Kollwitz, Pietà, 1937

Tüm programı veya istediğiniz haftayı hediye etmek isterseniz detaylar için iletişim bölümündeki numaradan bize ulaşabilirsiniz.

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Gözlediğimiz Evren değil, Evren'in bizim sorgulama yöntemimiz sonucunda ortaya döktükleridir."
Werner Heisenberg
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)