Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Söz
Ardil Yıldırım
Alıntıyı Ekleyen 2 gün önce
Karanlık bir okyanusta, elinde küçücük bir fenerle yürüyen ve o fenerin aydınlattığı alanı 'tüm dünya' sanan yolcularız.
Kaynak: Felsefik süzgeç.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen9 6 gün önce
Açlık romanını okurken, kahramanı ister istemez Tabutta Rövaşata’daki Mahsun’a benzettim. Elbette iki eser birebir aynı şeyleri anlatmıyor; bu benim kişisel çağrışımım. Ancak her ikisinde de yoksulluk, insanı küçülten değil, tuhaf bir onur ve iç direnç yaratan bir durum olarak sunuluyor. Açlık ve yoksunluk, karakterleri edilgenleştirmiyor; aksine onları sessiz, kırılgan ama inatçı bir varoluşa itiyor. Bu benzerlik, Açlık’ın bende bıraktığı etkiyi daha da derinleştirdi.
Kitap
7.8/10
(4 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Sult
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ece Müker
Ece Müker
598.4K UP
3 gün önce
Güneş, 1–2 Şubat tarihlerinde arka arkaya dört güçlü X sınıfı güneş patlaması üretti. İlk patlama 1 Şubat’ta 12:33 UTC’de X1.0 şiddetinde gerçekleşirken, yaklaşık 11 saat sonra X8.1 büyüklüğünde çok daha güçlü bir patlama kaydedildi. Bu olay, Ekim 2024’ten bu yana gözlenen en güçlü güneş patlaması olurken, ölçülen en güçlü 19. patlama olarak kayıtlara geçti. Ardından 2 Şubat’ta X2.8 ve X1.6 şiddetinde iki patlama daha meydana geldi.

NASA’nın Güneş Dinamikleri Gözlemevi tarafından kaydedilen patlamalar, NOAA’ya göre Dünya’ya dönük hareketine yeni başlayan RGN 4366 adlı büyük bir güneş lekesi grubundan kaynaklandı. Uzmanlar, bu bölgenin karmaşık yapısını koruması ve güçlü patlamalar üretmeye devam etmesi halinde, yüksek enerjili parçacık olayları ve koronal kütle atımları (CME) riskinin artabileceğini belirtiyor. CME’ler kutup ışıkları gibi görsel etkiler yaratabilse de, uydular, elektrik şebekeleri ve iletişim sistemleri üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabiliyor.

Bilim insanları, Güneş’in 11 yıllık döngüsünün en aktif dönemini geride bırakmasına rağmen uzay havasında hareketliliğin bir süre daha sürebileceğini vurguluyor. NOAA Uzay Hava Tahmin Merkezi, önümüzdeki günlerde “daha fazla heyecan verici aktivite” beklendiğini açıkladı.

213 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
10
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 3 gün önce 4 dk.

3D yazıcı, bilgisayar ortamında oluşturulan tasarım dosyalarını alıp elle tutulur gerçek nesnelere çeviren bir tür makinedir. Çok çeşitli tipleri bulunsa da günümüzde en yaygın olarak kullanılanı Fused Deposition Modeling (FDM) tipi yazıcıdır. Bu tür yazıcılar basit bir şekilde, verilen plastik materyali alır ve sıcak bir uçta eriterek arzu ettiğiniz nesneyi katman katman yazarak bir bütün haline getirir. Bu yazıda yazıcılardan bahsederken FDM tipi olanları kast ediyor olacağız.

Öncelikle yapılması gereken, elde bir tasarım dosyasının bulunmasıdır. Bunu SolidWorks gibi CAD programları kullanarak kendiniz tasarlayabileceğiniz gibi, 3D tarayıcı kullanarak bir nesneyi taratarak da elde edebilirsiniz. Yani ya gerçek bir nesneyi taratmanız ya da sanal bir nesneyi kendiniz bilgisayarda oluşturmalısınız. Buna bir diğer alternatif ise başkalarının yaptığı tasarımları ilgili platformlarda (GrabCad, Thingiverse gibi) aratarak indirmektir. Özetle, elinizde bir tasarım dosyası bulunmalıdır. Dosyanın formatı ise STLolmalıdır.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alara Üstal
Alara Üstal
12.8K UP
Çeviren 26 Nisan 2020 6 dk.

MIT'deki araştırmacılar; MGH, MIT ve Harvard Ragon Enstitüsü (İng: the Ragon Institute of MGH, MIT and Harvard); MIT ve Harvard Broad Enstitüsü (İng: the Broad Institute of MIT and Harvard) ve dünyanın dört bir yanından diğer meslektaşları ile, COVID-19 pandemisine neden olan koronavirüsün hedefleri gibi görünen belirli tip hücreleri tespit ettiler.

Araştırmacılar, farklı hücre tiplerinde bulunan RNA ile ilgili mevcut verileri kullanarak, SARS-CoV-2 virüsünün insan hücrelerine girmesine yardım eden iki proteini ifade eden (İng: "expression") hücreleri araştırdılar. Akciğer, geniz yolu ve bağırsakta bu proteinlerin her ikisi için de diğer hücrelerden çok daha fazla RNA ifade eden hücre alt kümeleri buldular.

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnci Şardağ
İnci Şardağ
58.9K UP
Uyarlayan 25 Aralık 2020 22 dk.

HIV’in keşfinden çeyrek asır sonra bilim insanları, laboratuvar hayvanları üzerinde yüzlerce aday aşı geliştirmişti. Aşıların bir düzineden fazlası, insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda en azından erken faz testlerinden başarıyla geçti. Ancak henüz hiçbirinin insanlarda HIV’e karşı yeterli koruma sağladığı tespit edilemedi. AIDSVAX’ın Amerika ve Tayland’daki ve Merck/STEP’in Amerikadaki klinik araştırmaları sonucunda karşılaşılan başarısızlıklar, bilim insanlarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde aşı üretme umutlarını tamamen yitirmesine sebep oldu. 2008 yılının şubat ayında Amerikan Bilim İlerleme Derneği Başkanı David Baltimore bu durumu şu sözlerle özetledi:

Tayland'da son yayımlanan araştırmalarda, Sanofi Pasteur'ün ALVAC'ına güçlendirici AIDSVAX dozları eklendiğinde HIV vakalarında gözlemlenen %31'lik düşüş, basın tarafından bile şüpheyle karşılandı. Çünkü önceki denemelerde iki aşı adayı da birlikte veya ayrı ayrı koruyuculuk sağlayamamıştı. Bu yazıda, HIV aşısına ilişkin mevcut karamsarlığın yanlışlığına değinmek istiyoruz. Her ne kadar bilimsel engeller oldukça zorlu olsa da ekonomik engeller de onlarla aynı zorluk derecesindedir.

95
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
151.0K UP
İnceleyen 1 ay önce
Cengiz Aytmatov – Toprak Ana, savaşın ve yoksulluğun ortasında insanla toprak arasındaki etik ve varoluşsal bağı merkezine alan, sade diliyle derin bir ağıt niteliği taşıyan bir romandır. Aytmatov bu eserde büyük politik söylemlerden çok, acıya rağmen ayakta kalmaya çalışan sıradan insanların sessiz direncini anlatır.

Romanın merkezinde Tolgonay vardır. O hem bir anne hem bir emekçi hem de toprağın sesi gibidir. Toprak, romanda cansız bir nesne değil; konuşan, tanıklık eden, acıyı taşıyan yaşayan bir özneye dönüşür. Tolgonay’ın toprağa seslendiği an, romanın felsefi kalbini açar:

“Toprak Ana, söyle bana, insan neden acı çeker?”

Bu soru, yalnızca bireysel bir yasın değil, insanlık durumunun sorusudur. Savaş, romanda soyut bir felaket değil; oğullarını, eşini ve hayatını yitiren bir kadının somut deneyimi olarak karşımıza çıkar.

Aytmatov’un toprağı bir anne metaforuyla kurması bilinçlidir. Toprak hem besler hem alır; hem umut verir hem kaybı saklar. Romanda bu iki yönlülük şu ifadeyle yankılanır:

“Toprak bağrına basar her şeyi; sevinci de acıyı da.”

Burada toprak, insanın yazgısına kayıtsız değildir; ama adildir. İnsan ne ekerse, onu biçer. Emek, acı ve sabır iç içedir. Bu nedenle Toprak Ana, kaderci değil; acıdan doğan bir bilgelik taşır.

Savaş eleştirisi romanda açık sloganlarla değil, suskunlukla yapılır. Tolgonay’ın kayıpları karşısındaki sessizliği, binlerce sözden daha ağırdır. Aytmatov bu durumu yalın bir cümleyle ifade eder:

“Savaş insanı yalnız bırakır, kalabalıklar içinde bile.”

Bu bakımdan roman, sadece savaş karşıtı değil; insanı araçsallaştıran her düzenin eleştirisidir. Kadınlar ve yaşlılar, üretmeye ve yaşamı sürdürmeye mecbur kalırken, savaşın “kahramanlık” anlatısı bilinçli olarak dışarıda bırakılır.

Sonuçta Toprak Ana, toprağı vatan olarak yücelten romantik bir metin değildir; emeğin, kaybın ve direncin ahlakını anlatır. Aytmatov, insanın toprağa hükmeden değil, onunla birlikte var olan bir canlı olduğunu hatırlatır. Roman kapanırken geriye şu düşünce kalır: İnsan her şeyini kaybedebilir, ama toprağa tutunduğu sürece yeniden yaşamayı öğrenebilir.

Bu yönüyle Toprak Ana, sadece bir savaş romanı değil; insanlık onurunun, acı içinden filizlenen umudun edebi ifadesidir.
Kitap
8.0/10
(3 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Toprak Ana
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 15 saat önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 30 Ocak 2016 12 dk.

Size bir soru: Zamanı geriye sarıp, tekrar başlatsaydık ve evrim, aynı atalardan yeniden başlatılmış olsaydı... Aradan aynı miktarda zaman geçtikten sonra ortaya çıkan sonuç, şu anki bildiğimiz Dünya yaşamına benzer miydi?

Bu soru ilk defa açık bir şekilde, 1989 yılında büyük evrimsel biyolog Stephen Jay Gould tarafından soruldu. O gün bugündür de teorik bir tartışma konusu olarak farklı görüşlere ev sahipliği yapmakta. 

155
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hero Hero
İnceleyen10 4 gün önce
Kuzey şençiçek isimli şahsiyetsiz şahsın dediği her şey yanlıştır utsuro >Dr doom
Dizi
5.9/10
(11 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 銀魂 (Gintama)
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Aslıhan Niksarlı
Yazar 16 Aralık 2021 11 dk.

Bonobo (Pan paniscus), şempanzelerle birlikte Pan cinsini oluşturan iki türden biridir. Günümüzde şempanzelerden farklı bir tür olarak kategorize edilseler de, ilk keşfedildiklerinde fiziksel benzerliklerinden ötürü şempanzelerin (Pan troglodytes) bir alttürü olduklarına inanılmıştır.

Bonoboların vücutları ve suratları siyah kıllarla kaplıdır ancak yüzlerinde, kulaklarında, parmaklarında, ellerinin içleri ve ayaklarının altlarında kıl bulunmaz. İnce bir üst gövdeye, dar omuzlara, ince boyuna, uzun kollara, bacaklara ve büyük, uzun parmaklı ellere sahiptirler. Kolları bacaklarından daha uzun, esnek ve güçlüdür. Koyu renkli yüzleri, büyük pembe dudakları, geniş burun delikleri ve ortadan ayrılmış saçları, en önemli ayırt edici fiziksel özellikleridir. Erkekleri 34 ila 60 kg, dişileri ise ortalama 30 kg civarında olurlar.

105
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 10 Ocak 2018 3 dk.

Birçoğumuz yaz mevsimini denizde geçirmenin hayallerini kurar, fakat Toronto Üniversitesi’nden arkeolog Carrie Fulton için bu durum sıradan bir iş günüdür.

Mississauga Toronto Üniversitesi Tarih bölümünde yardımcı doçent olan Carrie Fulton, 2017 yazında Kıbrıs açıklarındaki antik bir bölgenin üç yıllık alan çalışmasının ilk sezonunu tamamladı. Fulton ve beş kişilik araştırma ekibi antik ticaret yollarının izini aramak için Akdeniz’de günlük dalışlar yaptı.

14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 2 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
2
Korku ve Dehşet: Mars’ın Uyduları

Aynı zamanda korku ve dehşet olarak da bilinen Mars’ın uyduları Phobos ve Deimos, Cadılar Bayramı’nda geceleyin gökyüzünüzü takip edecek. Mars’ın 2020‘deki karşı konuma gelmesi 13 Ekim’de idi. Bu yüzden Kızıl Gezegen gün batımından kısa bir süre sonra yükselmeye devam edecek. Yakındaki Cadılar Bayramı’nda gökyüzünde olacak olan dolunayın garip sarımsı parıldaması, gece boyunca diğer yıldızları gölgede bırakacak. Mars’ın iki küçük uydusu oldukça sönük ve gezegene yakın yörüngede olduğundan, küçük bir teleskopla bile görülmeleri zorlaşıyor. Uyduları, dikkatlice açıklanmış bu birleşik görselde bulabilirsiniz. Gezegenin aşırı pozlamadan kaynaklı parıldaması azaltılmış. İçteki uydu Phobos’un ve dıştaki uydu Deimos’un yörüngeleri, 6 Ekim’de çekilen görüntülerin dijital olarak birleştirilmelerinden sonra görsel üzerine yerleştirilmiş. Mars’ın çok küçük olan uyduları 1877’nin Ağustos ayında astronom Asaph Hall tarafından, ABD Deniz Gözlemevi’nde bulunan 26 inçlik Büyük Ekvatoral Alvan Clark mercekli teleskobuyla keşfedilmiştir.

30 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Kompozit Görsel Kaynağı & Telif Hakkı: Dennis Simmons
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Betül Parlak
Seslendiren 25 Ağustos 7:58
Eminiz ki okurlarımız arasında hatırı sayılır bir çoğunluk merakla Breaking Bad'i izlemiştir ve sonlandığı için derin ve tedavi edilemez bir üzüntü duyuyordur....
17
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Gökçen Yanıklar
Üye 6 gün önce
charles darwinin insanın türeyişi adlı kitabında geçen şu söz "farklı insanlarda farklılık göstermeyen hiçbir parça yoktur." beni şüpheye düşüren bir ifadeydi konuyla ilgili kanıt olsun çeşitli bilgileriniz olsun varsa paylaşabilir misiniz
1 Cevap - 340 görüntülenme
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Cem Ergünay
Cem Ergünay
149.8K UP
Sosyoloji ve antropoloji ilgi alanım 4 Eylül 2024 Sen de Cevap Ver

Bence çok güzel bir makale ve size katılıyorum. Bu davranışlar tam olarak "sebep budur" dedirtmese bile bunlarla ilişkilendirilebilir.

Makalede genel olarak 5 önemli nokta var:

  1. Davranışsal Bağışıklık Sistemi: İğrenme, patojen teması riskini belirten ipuçlarına yanıt olarak hijyenik davranışları tetikleyen bir "davranışsal bağışıklık sistemi" görevi görür.
  2. Uyarlanabilir Değişim: İğrenme tepkisi bireyler arasında psikolojik özelliklere (ör. nevrotiklik) ve fizyolojik durumlara (ör. hamilelik, bebeklik) göre değişir.
  3. Öğrenme Mekanizmaları: Üç özel öğrenme mekanizması (Garcia etkisi, değerlendirici koşullanma ve bulaşma yasası) tiksinti tepkisini değiştirir.
  4. Sosyal ve Kültürel Etki: Hijyen davranışı 'sık olanı kopyala' gibi sosyal öğrenme buluşsal yöntemlerinden etkilenir ve saflık ve kirlilikle ilgili kültürel kuralları da kapsar.
  5. Halk Sağlığına Etkileri: Hastalıktan kaçınma psikolojisini anlamak, hijyeni iyileştirmeyi ve patojen yaygınlığını azaltmayı amaçlayan halk sağlığı programlarına bilgi sağlayabilir.

Bu maddelerden 3 ve 4 bence konumuzla ilgili önemli noktalar.

Tüm Reklamları Kapat

Öğrenme Mekanizmaları

  1. Garcia Etkisi: Bireyler olumsuz bir deneyim sonrasında belirli yiyeceklere karşı tiksinti geliştirebildiği gibi, farklı ırk veya etnik gruplardan insanlara da olumsuz deneyimlerle ilişkilendirmeleri halinde onlara karşı da tiksinti geliştirebilirler. Örneğin, eğer birisi belirli bir gruptan bir kişiyle olumsuz bir karşılaşma yaşarsa, bu deneyimi haksız yere tüm gruba genelleyebilir.
  2. Değerlendirmeli Koşullanma: Bu mekanizma, nötr uyaranların (farklı ırksal kökenden gelen insanlar gibi) olumsuz uyaranlarla (olumsuz medya tasvirleri veya aşağılayıcı yorumlar gibi) tekrar tekrar eşleştirildiği durumlarda ırkçılığa yol açabilir. Bu ilişki zamanla bireylerin bu gruplara karşı olumsuz tutumlar geliştirmesine neden olabilir.
  3. Bulaşma Yasası: Bu ilke, ırkçılıkta dernek yoluyla “kirlenme” fikri yoluyla ortaya çıkabilir. Örneğin, bir kişi belirli bir ırksal grubun "kirli" veya "tehlikeli" olduğuna inanıyorsa, o grubun üyeleriyle her türlü temastan kaçınabilir ve onlara bulaşmış gibi davranabilir.

Sosyal ve Kültürel Etki

  1. Sosyal Öğrenme Buluşsal Yöntemleri: İnsanlar genellikle başkalarını, özellikle de rol modeli veya otorite figürü olarak gördükleri kişileri gözlemleyerek davranış ve tutumları benimserler. Bir toplumdaki etkili kişiler veya çoğunluk ırkçı tutumlar sergiliyorsa, bu davranışlar başkaları tarafından da kopyalanıp sürdürülebilmektedir. Bu, "sık olanı kopyala" buluşsal yöntemi olarak bilinir.
  2. Kültürel Normlar ve Kurallar: Kültürel normlar, bir toplumda neyin kabul edilebilir veya kabul edilemez olarak kabul edildiğini belirler. Bir kültürün belirli ırksal veya etnik grupları değersizleştiren normları varsa, bu normlar ırkçı tutum ve davranışları güçlendirebilir ve meşrulaştırabilir. Saflık ve kirlilikle ilgili kültürel kurallar da belirli grupların haksız yere "saf olmayan" veya "kirlenmiş" olarak görülmesinde rol oynayabilir.
  3. Grup İçi ve Grup Dışı Dinamikler: Sosyal ve kültürel etkiler genellikle grup içi (bize benzeyenler) ve grup dışı (farklı olanlar) arasındaki ayrımı vurgular. Bu durum, ırkçılığın temel bir yönü olan iç gruba yönelik kayırmacılığa ve dış gruba karşı ayrımcılığa yol açabilir.
  4. Medya ve Temsil: Medya, sosyal ve kültürel algıların şekillenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Medyada belirli ırksal veya etnik grupların olumsuz tasvirleri stereotipleri güçlendirebilir ve ırkçı tutumların gelişmesine katkıda bulunabilir.

Kaynaklar

  1. V. Curtis, et al. (2011). Disgust As An Adaptive System For Disease Avoidance Behaviour. The Royal Society, sf: 389-401. doi: 10.1098/rstb.2010.0117. | Arşiv Bağlantısı
  2. The Dish on Science. Disgust: Your Behavioral Immune System. (21 Aralık 2018). Alındığı Tarih: 4 Eylül 2024. Alındığı Yer: The Dish on Science | Arşiv Bağlantısı
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Umut Kuzu
Umut Kuzu
134.7K UP
İnceleyen10 26 Eylül 2023
En sevdiğim animenin film'i çok güzeldir, ana animenin devamını anlatıyor, kesinlikle göz atın derim.
10.0/10
(13 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 劇場版 ヴァイオレット・エヴァーガーデン, Hepburn: Gekijōban Vaioretto Evāgāden - Gekijouban Violet Evergarden
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Bizler hikaye anlatıcı hayvanlarız ve günlük yaşantılarımızın sıradanlığını kabul etmeye tahammül edemiyoruz.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
26
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close