Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Çınar Ege Bakırcı
Yazar 20 Ocak 2015 6 dk.

Hepimiz Güneş Sistemi'ndeki 8 gezegenin ismini Güneş'e olan sırasıyla sayabiliriz. En azından öyle umuyoruz; eğer emin değilseniz, sırası şöyle: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve son olarak, Neptün. Ancak bu gezegenlere neden bu isimlerin verildiğini çoğu insan tam olarak bilmiyor. Biz de bu sorunu çözerek, gezegenlerin isimlerinden kısaca bahsetmek istedik. 

Öncelikle genel bir kuraldan bahsedelim: teleskop tam olarak icat edilene kadar bilinen 5 gezegene (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn) Romalılar hep kendi tanrılarının isimlerini vermişlerdir. Sonradan keşfedilen gezegenlerden olan Neptün'e de Roma Tanrısı'nın adı verilmiştir. Tabii günümüzde bu tanrılara artık inanan pek kimse kalmadığı için, onlara "mitolojik tanrılar" adı verilmektedir. Bunun haricinde bu tür isimlendirmenin yalnızca 2 adet istisnası vardır: Dünya ve Uranüs. Bunların hepsini sırasıyla izah edeceğiz. Şimdi isimlerin nereden geldiğine, baş döndürücü fotoğraflarıyla birlikte, tek tek bakalım:

174
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 5 Kasım 2019 3 dk.

Kimi zaman internetteki tartışmalarda veya arkadaşlar arası sohbetlerde bilimin son derece hatalı bir şekilde karakterize edildiğine tanıklık etmişsinizdir. Bunun birçok farklı örneği var; ancak en yaygın örneklerden birisi, bilimin alanını keyfi bir şekilde kısıtlandırmak adına, bilimin sadece "Ne?" sorusuna yanıt verebildiği, "Neden?" ve "Nasıl?" sorularına yanıt veremeyeceği, bu iki soruya sadece "din" ve "felsefe" gibi bilgi türlerinin cevap verebileceği iddia edilir. Bu, baştan sona, tamamen hatalıdır.

Bunun hatalı inancın altında yatan sebep, "Evren neden var?" gibi henüz bilimsel yanıtını tam olarak bilmediğimiz sorularda bilimin (şimdilik) kesin yanıtlar veremiyor olmasıdır. Dolayısıyla bu az sayıda (ama büyük) sorudan yola çıkan bazı insanlar, bilimin hiçbir alanda "Neden?" ve "Nasıl?" sorularına yanıt veremeyeceğini ileri sürerler. Bu fazlasıyla yanlıştır; çünkü bilim, "Ne?" sorusunun yanı sıra, "Neden?" ve "Nasıl?" sorularına da düzenli olarak yanıtlar arar.

69
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Psikoloji konusunda geliştirebilirsin.

Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 13 Ağustos 2018 13 dk.

Schrödinger'in Kedisi, büyük fizikçi Erwin Schrödinger tarafından geliştirilmiş meşhur bir düşünce deneyidir. Schrödinger, bu düşünce deneyini Kopenhag Yorumu olarak bilinen ve modern fizikçilerin çoğu tarafından kabul edilip kullanılan bir kuantum mekaniği yorumuna tepki olarak geliştirmiştir.

Kopenhag Yorumu'na göre Evren'deki tüm temel parçacıklar, bir dalga fonksiyonu tarafından tanımlanan olasılıklar çerçevesinde belli bir hız ve konuma sahiptir. Yani atom etrafındaki bir elektron, aslında belirli bir noktada değildir; belirli bir olasılıkla belirli bir noktada ve hızda bulunur. Ancak biz, bunu kesin olarak bilemeyiz. Ta ki gözlem (ölçüm) yapana kadar. Heisenberg'in Belirsizlik Kuramı çerçevesinde, gözlem yapsak bile hız ve konumu aynı anda tespit edemeyiz; ancak en azından bir tanesini ölçmemiz mümkündür. Ancak nasıl olur da belirli olasılıklar çerçevesinde herhangi bir konumda ve hızda bulunabilecek olan bir elektron, gözlem yapıldığı anda belirli bir konuma veya hıza sahip olur? Eğer ki gözlem öncesinde bu elektronun pozisyonu ve hızı belirsiz ise, gözlem sonrasında bu pozisyon veya hızdan en azından 1 tanesi nasıl belirli hale geçer?

196
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Tamer Genç
Tamer Genç
70.4K UP
Alıntıyı Ekleyen 13 Ekim 2024
Bedenlerde olduğunuz sürece kurtulma halini ( istiğnâ ) nasıl ümit ediyorsunuz ? Bedene mahkum olduğunuz halde hürriyete nasıl kavuşabilirsiniz ?
Kaynak: TAHKÎKU MÂ LÎ'L-HİND
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ege Can Karanfil
Ege Can Karanfil
133.8K UP
Çeviren 12 Nisan 2021
Temel parçacıklar ne kadar hızlı yalpalar? Görünüşte önemsiz görünen bu sorunun şaşırtıcı cevabı, ABD New York’taki Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’ndan 2001 yılında geldi ve fizikte yaydın olarak benimsenen parçacık fiziğinin Standart Modelinin eksik olduğunu gösterdi. Daha spesifik konuşmak gerekirse, ağır elektron ile benzerlikler gösteren parçacık yani müon, g-2 olarak bilinen bir dizi deneyde incelendiği sırada nispeten büyük bir yalpalamaya sahipti. Brookhaven’ın bulguları, dünyanın dört bir yanındaki diğer deney gruplarını, çalışmayı onaylamaları için harekete geçirdi ve teorisyenlere bunu daha iyi anlamaları için baskı yaptı. Geçtiğimiz hafta, Illinois’deki Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı‘nda (Fermilab) yürütülen ve burada gösterilen en hassas müon yalpalama deneyi de Brookhaven’ın sonucuyla aynı fikirde. Beklenmedik bu yalpalama hızı, şimdiye kadar var olmuş olan sanal parçacık denizinin şu anda bilinmeyen türleri içerdiğini gösterebilir. Alternatif olarak, karmaşık teorik öngörü hesaplamalarında kusurların var olduğunu gösterebilir. Fermilab’ın g-2 deneyinde yapılacak olan çalışmalar, ölçtüğümüz evren ile anladığımız evren arasındaki istatistiksel farkı daha da artırabilir.
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Furkan Arduç
Eseri Ekleyen 23 Mart 2022 Film
10.0/10
(4 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Beste Zorlu
Beste Zorlu
151.1K UP
Uyarlayan 9 Haziran 3 dk.

Doğada canlı gruplarının avcılarına karşı geliştirdiği farklı savunma mekanizmaları mevcuttur; kamuflaj, mimikri, çeşitli özelleşmiş yapılar ve zehir bu savunma başında gelir. Bu mekanizmaların arasında doğası sebebiyle en çok çalışılan ve merak uyandıran başlık zehirdir.[1][2]

Özellikle bazı canlı grupları zehirleri nedeniyle "en çok korkulan", "en tehlikeli" gibi isimlerle anılır olmuştur. Bazı böcekler, örümcekler, kurbağalar, yılanlar, kaplumbağalar zehirlidir ve her biri yaşadığı habitatın coğrafyasına göre farklı kimyasal içerikli zehirlere sahiptir. Bu başlıklar içerisinde yılanların zehirleri en tehlikelilerden biri olarak kabul görür.

32
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Zelal Karakaş
Zelal Karakaş
20.3K UP
6 gün önce
tüm zincirlerimizden kopmalıyız,beynimize çivi gibi saplanan önyargılardan,korkulardan,zaaflardan,öylesine özgür olmalıyız kendimizi duymak için illa o sesi duymak için sessizliğe ihtiyaç bulunmamalı,çok gürültülü bir an da bile duymalı, içselleştirmeli,dokunabilmeli gerekirse sımsıkı,
49 görüntülenme
3
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 15 Ekim 2020 5 dk.

Sadece 1 ve 2'lerden oluşan bir sayı dizisi hayal edin: Örneğin 1 1 1 2 1 2 2 1 1 2 2... diye giden bir seri... Ya da 2 2 1 2 2 2 2 1 1 1 1 2 1 gibi... Şimdi, öyle bir seri oluşturun ki, yani bu 1'ler ve 2'leri öyle bir sırada yazın ki, arka arkaya gelen 1'lerin sayısını ve 2'lerin sayısını ayrı bir seri olarak yazdığınızda, ilk seriyle birebir aynı seriye ulaşalım. Karmaşık mı oldu?

Rastgele yazdığımız ilk seriyi ele alalım: 1 1 1 2 1 2 2 1 1 2 2...

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Küresel Yıldız Kümesi 47 Tuc

Küresel yıldız kümesi 47 Tucanae, güney göklerinin bir mücevheridir. NGC 104 olarak da bilinen küme, diğer 200 küresel yıldız kümesi ile birlikte Samanyolu Galaksisi’nin halesinde gezinir. Dünya gezegeninden görülen en parlak ikinci küresel yıldız kümesi (Omega Centauri‘den sonra) olan 47 Tuc, yaklaşık 13.000 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Tukan (Toucan) Takımyıldızı’ndaki Küçük Macellan Bulutu‘na yakın bir bölgede çıplak gözle görülebilir. Bu yoğun küme, sadece yaklaşık 120 ışık yılı genişliğe sahip bir hacimde yüz binlerce yıldız barındırıyor. Teleskoptan alınan bu keskin görüntüde, kümenin eteklerindeki kırmızı dev yıldızlar sarımsı renkleriyle kolayca seçilebiliyor. İyice sıkıştırılmış küresel küme 47 Tuc, aynı zamanda şimdiye kadar bildiğimiz bir kara deliğe en yakın yörüngede dönen bir yıldıza da ev sahipliği yapıyor.

24 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı & Telif Hakkı: Jose Mtanous
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
İnceleme
Ali Sert
Ali Sert
84.9K UP
İnceleyen 10 Kasım 2022
Bilimkurgu sevenler için orta seviyede bir dizi. Hareketli, merak uyandırıcı ve akıcı bir dizi olsa da mantıksal kopuklukların ve bilimsel açıdan eksikliklerin olduğu söylenebilir. Diziyi izlerken ''şimdi bu da nereden çıktı'' diyeceğiniz anlar çok oluyor. Dizinin ilk bölümleri gayet güzel ve ilgi uyandırıcıyken bölümler ilerledikçe vasatın altına düşüyor. Biyoloji ve genetik bilimi açısından ilgililer yorum yapmalı fakat bilimsel açıdan iddialı konular ele alınsa da eleştiriye açık olduğu söylenebilir.
Dizi
9.3/10
(18 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
13
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çiftçi Ne Yapar?

Möööö… Gıt gıt gıdaaaak… Meeeeee…

Çiftçi sabah erkenden uyanıyor. Çünkü çok işi var:
Hayvanları besleyecek, inekleri sağacak, yumurtaları toplayacak, dev
traktörünün de yardımıyla tarlasına mısır, patates, buğday ekip biçecek… Biz
de sayesinde lezzetli sandviçler yiyip tazecik sütümüzü yudumlayacağız.
İŞTE SANA ÇİFTÇİ VE ÜRETTİĞİ LEZZETLİ GIDALAR HAKKINDA HARİKA
BİLGİLERLE DOLU BİR KİTAP.

Devamını Göster
₺195.00
Çiftçi Ne Yapar?
İnceleme
Esat Kudret
Esat Kudret
747.4K UP
İnceleyen 15 Ağustos 2024
GEORGE ORWELL VE 1984
Can çekişen bir düzenin (kapitalizmin) ömrü nasıl uzatılır!

Can çekişiyor çünkü bir zamanlar ilerici olarak tarih sahnesine çıktığı rolünü tarihsel olarak tamamlamıştır. İç çelişkileri o denli büyümüştür ki; kendi yaratısı olan işçi sınıfına ikisinden birinin yokluğu dışında bir seçenek bırakmamıştır.

Bunun adı sömürüdür. Varlık koşulu sömürüye bağlıdır ve fakat onu artı değer ile var eden emek –emekçi olmadan bunu sürdürmesi mümkün değildir. Bunun için de sömürüden vazgeçmesi gerekir. Bu da doğasına uygun değildir. İşte temel açmaz budur.

Bu açmaz bugün emperyalist aşamada o denli boğucu bir hal almıştır ki, soluk borusu olarak iki tane dünya (emperyalist paylaşım ) savaşına vesile olmuştur.

Hele ki sanayi devrimini müteakip bilginin dolaşımının sınırları aşması ve bilinçlenen işçi sınıfının , iddia edilenin aksine ( iddia: İşçi sınıfı zihinsel yetilerden yoksundur, o ancak el becerileri ile var olabilir ve hizmete amadedir, yönetemez) zihinsel yetilerin de en alasına sahip olduğunu somut olarak Sovyetler deneyiminde ve sosyalist bir içerikle kanıtlayınca; emperyalist burjuva sınıfının etekleri tutuşur ve buna mutlaka dur denecek süreçlerin acilen devreye sokulmasını zaruri görür.

Önce aklı egemenlik altına almak için bilginin ana rahmi olan felsefe ile işe başlanır. Bu süreçte üç ismi öne çıkarır. Üçü de Amerikalıdır bunlar: Polonya asıllı Amerikalı Zbigniev Kazimierz Brezinski, Samuel Philips Huntington ve Francis Fukuyama’dır. Ortak noktaları Harvord Üniversitesi’dir.

Vizyonları liberal demokrasi kisvesi altında misyonları farklı, daha eşit ve adil bir dünya arayışının gerekli olmadığının, aranacak ne varsa kapitalist düzende bulunabileceğinin ısmarlama felsefi temellerini yaratmak.

Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” , Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” , Brezinski’nin “ Büyük Çöküş” kitapları bunun için temel çıkış noktaları oldu. Her üçünde de Sovyet sosyalist deneyimine atıf üzerinden insanlığın çok hatalı bir yoldan “şükür ki” geri döndüğü vurgusu temeldir.

Devamında ve alternatif olarak Liberal demokrasinin tek çıkış yolu olduğu, tarihin sonunun geldiği ve dolayısı ile sınıfların esasında mevcut olamadığı, sınıf savaşımının temelinin ve gerekçesinin olmadığı ve hatta bundan sonra olacak olan olası üçüncü dünya savaşının sadece kültürel alanda olacağı iddiası başattır.

Gerekçesi ise basittir: Kapitalist sistem açmazdadır ve kendine ancak kendi yarattığı yıkım ile, iç savaşlarla, bölgesel savaş ve ayaklanmalarla soluk boruları açabilir. Ancak bu uzun soluklu bir çıkış değildir, çok masraflıdır ve eninde sonunda tekrar krizlere gebedir.

Hazır insanlığın ağırlıklı bir bölümü de artık bunu yutmuyor, o halde onlara manipülatif öyle bir felsefi alt yapı ile öyle siyasi argümanlar sunalım ki; onlar da gerçekte bir arayış varmış gibi bir yanılsamanın içine girsin.

İnsanların ağırlıklı çoğunluğu ne istiyor: Adalet, yeni bir düzen ve öyle olmalı ki tüm sınırları kaldırsın ve insanlığı tek bir amaç etrafında birleştirsin. Emek en yüce değer olsun ve özgürlük tartışılamayacak denli mahrem bir alan olsun. Hatta yöneten yönetilen de ve dolayısı ile devlet tahakkümü de olması.

Esasında bu sosyalizmin düşüdür ve Sovyet deneyiminde kesintiye uğramıştır. Ötesi ise komünizm düşüdür. Sınıfsız, sömürüsüz ve devletsiz bir dünya özlemi…

İnsanlar eninde sonunda bilgi çağında eşyaya adını koyacak ve buna yönelecek endişesi bu üç Amerikalı için önlerinde duran ve acilen çözülmesi gereken bir sorun olarak tanımlanmıştır.

Öyle bir şey yapmalı ki dilde kalsın fakat insanların gelecek dünya düşlerine de vurgu yapsın ve onları sistem içinde tutsun. İşte KÜRESELLEŞME kavramı ve bunu müteakip “YENİ DÜNYA DÜZENİ” tezi bir kurtarıcı olarak her kanal ve sermaye desteği ile ve özellikle ülkelerin eğitim sistemleri hedef alınarak, medya ve kimi bilim çevreleri kullanılarak halkların zihinlerine pompalanmıştır.

Halkların gelecek arayışı “YENİ” , sınırsız dünya özlemi “KÜRESELLEŞME” , devlet tahakkümünün üstünün örtülüşü “DÜNYA” ve adalet arayışı “DÜZEN” kavramları ile tersyüz edilmiştir. Halen de devam etmektedir.

Buraya kadar tamam da George Orwell ve 1984 romanı ile alakası ne.

George Orwell hem Hayvan Çiftliği hem de 1984 romanı ile buna edebiyat cephesinden dahil olmuştur.

O da muazzam bir kalem ustası olmasına rağmen ( Ki bu yeteneğini , sosyalist öğretiye yakın durduğu zamanlarda en üst seviyeye çıkardığı ifade edilir) bu konuda dürüst davranmamış ve gerçekleri tersyüz etme yarışında ustalarını geride bırakmıştır.

Tıpkı onlar gibi ( Brezinski, Fukuyama, Huntington) , halkın yeniyi arayışına vesile olan ceberrut bir düzenin , kapitalizmin reddi görüntüsü altında , kapıdan kovulmuş görüntüsü verilen kapitalizmi arka pencereden içeri alma uğraşı içine girmiştir.

Öyle ki hepsinin etrafında birleştikleri bu “yeni dünya düzeni” ve “Küreselleşme” tezlerinin, onları bu işe koşan kapitalizmin kaçınılmaz krizleri ile yine kapitalizm eli ile altının boşalması, hepsinde yankı bulmuştur ve bu aşamada aynı zamanda onları, gelecek ile ilgili kurgularda yılgınlığı, umutsuzluğu, akla ve bilime ziyan bir şekilde durağanlığı, değişmezliği ve bu nedenlerle kadere boyun eğişi, kabullenmeyi öğütler konumuna sokmuştur.

Artık “TARİHİN SONU” tezine, her şey boşuna, uğraşmayın” diyen yeni bir ek yapma zorunluluğu doğmuştu. Kısa sürede de “HİÇLİK FELSEFESİ ” ile bu boşluk doldurulmuştur.

Bunu çok açık bir şekilde Orwell’in gerek Hayvan çiftliği gerekse 1984 romanında görmek mümkündür. Bunun için Orwell’in hayat hikayesi çok ufuk açıcıdır.

Geroge Orwell’ın ÜRÜN Sosyalist Dergi’de yayımlanan hayat hikayesine ilgili derginin internet sayfasından ulaşılabilir.
Kitap
9.6/10
(453 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close