Taksonomi - 2: İnsanlar ve Yakın Akrabalarının Taksonomik Sınıflandırılması Üzerine...

Yazdır Taksonomi - 2: İnsanlar ve Yakın Akrabalarının Taksonomik Sınıflandırılması Üzerine...

Merhaba arkadaşlar,

 

İnternette, Türkçe kaynaklar son derece sınırlığı olduğundan, ne yazık ki bazı önemli bilgilere ulaşmak mümkün değil. Biz de Evrim Ağacı olarak bu eksikliğin üzerine giderek, internette başka yerde kolay kolay bulunamayacak veya yeterli derinlikte anlatılmamış konuları zenginleştirmeyi ve yaratmayı hedefliyoruz. Bu sebeple, halk arasından "insan" olarak adlandırılan, bilimsel adı Homo sapiens olan hayvan türünün ve taksonomik sınıflandırma birimlerinden Takım'a kadar olan akrabalarının birbirleriyle olan ilişkilerini izah etmek üzere bu yazıyı hazırlıyoruz.

 

Yazımıza başlamadan önce, ilk olarak şu notu okumanızı ve anlayana kadar irdelemenizi tavsiye ediyoruz, yoksa aşağıdaki bazı kavramları anlamakta güçlük çekebilirsiniz:

 

https://www.facebook.com/note.php?note_id=177458288978921

 

Ayrıca bu yazının, "İnsan maymundan mı gelmiştir?" sorusuna da en bilimsel cevap olacağını düşünüyoruz. Ancak yine de, öncelikle şu notumuzu okuyarak, konu hakkında ön bilgiye sahip olabilirsiniz:

 

https://www.facebook.com/note.php?note_id=168448296546587

 

Bu ön bilgileri edindikten sonra, yazımıza başlayabiliriz:

 

İnsan, bildiğiniz üzere zekası bugüne kadar en çok evrimleşmiş hayvan türüdür. İnsanı insan yapan özellik, apaçık bir şekilde, zekasıdır. Bu zekanın yan ürünü olarak gelen veya diğer hayvanlardan fazla gelişen algı, düşünme, merak vb. kavramlar sonucunda insan, kendi özünü merak etmiş ve arayışa yönelmiştir. Bu arayışta, pek çok iddia ortaya atılmakla birlikte, biri hariç tamamı günümüzde bilimsel geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde, açık bir şekilde ortadadır ki, insan Hayvanlar Alemi'ne ait bir hayvan türüdür ve ortaya çıkışı, kendisinden önceki bazı hayvan türlerinin evrimleşmesi sonucunda gerçekleşmiştir. Bilimsel olarak artık bunu sorgulamaya dahi gerek yoktur ve bilimsel bir gerçek olarak literatürdeki yerini almıştır. Zaten insanın, hayvanlarla olan trilyonlarca benzerliğine rağmen, tek bir zeka evriminden ötürü farklı olduğunu düşünmek, açık bir biçimde, insan zekasının kibrini, kendini övme ve yüceltme arzusunu ve dolayısıyla insanın zeki olsa bile akıllı bir hayvan olamadığını bizlere göstermektedir. Bu konulara başka yazılarda zaten değinmiştik, tekrar girmeyeceğiz; ancak merak edenler, aşağıdaki bağlantıya göz atabilirler:

 

https://www.facebook.com/note.php?note_id=174667295924687

 

Peki, insan, tüm canlıların yerleştirildiği Evrim Ağacı'nda veya daha bilimsel adıyla Filogenetik Sınııflandırma Ağacı'nda nerededir? Evrimsel Biyoloji sayesinde biliyoruz ki, insan da, tüm diğer canlılar gibi, kendisi haricindeki tüm canlılarla belirli bir uzaklıkta akrabadır. Ama en yakın akrabalarıyla ilişkileri nelerdir? İnsanı oluşturacak canlı grupları ne zaman diğer canlılardan ayrılıp kendi evrim yollarına girmiştir? Şimdi bunları ele alacağız. Belki biraz uzun bir yazı olacak; ancak meraklısı için bulunmaz bir kaynak olacaktır diye düşünüyoruz.

 

Bu konuda yazılmış tahminimizce en kapsamlı kaynak, Richard Dawkins'in "Ataların Hikayesi" isimli kitabıdır. Bu kitapta, insana gidecek olan kollar, tersten, en son ürün olan insandan başlayarak ele alınır ve ilk canlıya kadar takip edilir. Böylece taksonomik sınıflandırma dahilinde Alem (Kingdom) ve hatta Alan (Domain) düzeyine kadar çıkılır. Biz bu yazıda, o kadar geriye gitmeyeceğiz, çünkü bir yerden sonra oldukça karmaşıklaşmakta ve insan ile artık o kadar da bariz bir alakası kalmayan hayvan türlerine girilmekte. En nihayetinde insan ve insanı atalarımız, 7 milyon yıldır var olan türler; tüm maymunların ortak atası ise 47 milyon yıl yaşında. Evrim Tarihi'nin yaklaşık 4.000 milyon yıl (4 milyar yıl) olduğu düşünülürse, 4.000 sayısının yanındaki 47 sayısının ne kadar önemsiz olduğu görülebilir, hele ki 7 sayısı ele alındığında bu önemsizlikdaha da belirginleşir. Modern insan dediğimiz Homo sapiens'in ise sadece 200.000 yıldır (0.2 milyon yıl) olduğunu göz önüne alacak olduğumuzda ise, bu önemsizlik akıl almaz boyutta artacaktır. Dolayısıyla biz, o kadar geriye gitmeyeceğiz ve insanın sadece yakın akrabalarını ele almaya çalışacağız.

 

Öncelikle, insanın taksonomik sınıflandırmasına bir göz atalım:

 

Tip: Canlılık (Biota)

Süper Alan (Superdomain): Arkeler ve Ökaryotlar (Neomura)

Alan: Ökarya (Eukarya) 

Klad: Amipler, Hayvanlar, Mantarlar (Unikonta) 

Klad: Arkadan Kamçılılar, Hayvanlar ve Mantarlar (Opisthokonta) 

Klad: Hayvanlar ve Tek Hücreli Yakın Akrabaları (Holozoa) 

Alem: Hayvanlar (Animalia) 

Alt Alem: Gerçek Dokulular (Eumetazoa)

Klad: Çift Yanlı Simetrikler (Bilateria)

Üst Şube: İkincil Ağızlılar (Deuterostomia)

Şube/Filum: Kordalılar (Chordata) 

Alt Şube: Omurgalılar (Vertebrata)

İnfra Şube (Infraphylum): Gerçekçeneliler (Gnathostomata)

Üst Sınıf: Dört Üyeliler (Tetrapoda) 

Sınıf: Memeliler (Mammalia) 

Alt Sınıf: Doğuran Memeliler (Theriiformes) 

İnfra Sınıf (Infraclass): Plasentalı Memeliler / Eteneliler (Eutheria / Placentalia) 

Üst Takım (Superorder): Kemiriciler, Tavşanımsılar, Sivri Sincapçıkgiller, Primatlar, Abalı Memeliler (Euarchontoglires) 

Takım: Primatlar / İri Beyinli Yüksek Memeliler (Primata)

Alt Takım: Kuru Burunlu Primatlar (Haplorrhini)

İnfra Takım (Infraorder): Maymunlar (Simiiformes / Simians)

Geçiş Takımı (Parvorder): Eski Dünya Maymunları ve İnsaymunlar (Catarrhini)

Üst Familya: İnsaymunlar / İnsansılar (Hominoidea / Apes)

Aile/Familya: Büyük İnsaymunlar (Hominidae / Great Apes)

Alt Familya: İnsanlar, Şempanzeler, Goriller ve Ataları (Homininae)

Oymak/Tribü: İnsanlar, Şempanzeler ve Ataları (Hominini)

Alt Oymak: İnsanlar ve Ataları (Hominina)

Cins: İnsan (Homo) 

Tür: Anatomik Olarak Modern İnsanlar / Düşünen İnsanlar (Homo sapiens)

Alt Tür: Modern Düşünen İnsan (Homo sapiens sapiens / Wise Human)

 

Bu kapsamlı sınıflandırma, sadece insan için değil, tüm canlılar (ve hatta cansızlar) için yapılabilmektedir. Yukarıda verdiğimiz Taksonomi ile ilgili temel bilgileri içeren bağlantımızda verdiğimiz birkaç örnekte daha kısa sınıflandırma vermemizin sebebi, kafa karışıklığına engel olmaktı. Ancak oradaki canlılar da, bu şekilde ayrıntılı sınıflandırılabilmektedir.

 

Yukarıdaki her bir basamağın, aşağıya inildikçe daha da spesifik bir grup (klad) haline geldiğini unutmayınız. Zaten bir göz atacak olursanız, her bir basamakta canlıların nasıl sınırlandığını ve belirginleştiğini görebilirsiniz. Yerden kazanmak adına, yukarıdaki basamakların Takım'dan üstünü izah etmeyeceğiz. Ancak ilerde, gerekli görürsek bunlarla ilgili açıklamalar yapacağımız yazılar yayınlayabiliriz.

 

Görebileceğiniz gibi, kavramların Türkçe karşılıklarının olmaması veya en azından tek kelimelik, basit karşılıklarının olmaması sıkıntı yaratabilmektedir. Bu sebeple, biz de Latince kavramlar üzerinden gideceğiz. Dolayısıyla, yukarıdaki parantezler içerisindeki Latinceleri gözden geçirmenizde fayda görüyoruz.

 

Burada önemli bir soru sormak gerekir:

 

"Maymun" nedir?

 

Maymun, parafiletik (ortak bir ataya ait tüm torun türleri içerisine almayan taksonomik grup) bir gruptur. Maymun, Biyolojik olarak Eski Dünya Maymunları (Cercopithecoidea) ile Yeni Dünya Maymunları'na (Platyrrhini) hep birlikte verilen isimdir. Bu duruma göre İnsansılar/İnsansı Maymunlar/İnsaymunlar (Ape) olarak bilinen Hominoidea; yani insanlar, insansı ataları ve yakın akrabaları (şempanzeler, bonobolar, goriller, orangutanlar) birer maymun değildir! Biz her ne kadar bir şempanzeye düşünmeden "maymun" diyor olsak da, yaygın olarak kabul edilen bilimsel terminoloji açısından şempanze de, tıpkı insan, orangutan ya da goril gibi bir maymun değildir.

 

Öte yandan Yeni Dünya Maymunları arasında bulunan marmosetler, tamarinler, kapuçin maymunları, sincap maymunları, baykuş maymunları, titiler, saki maymunları, uakariler, örümcek maymunları, bağıran maymunlar; Eski Dünya Maymunları arasında bulunan babunlar, makaklar, vervetler, kolobus maymunları, lutunglar, surililer, langurlar, doklar, proboskisler, domuz-kuyruklu maymunlar isimlerinden de anlaşılabileceği üzere birer maymundur. Bunlardan başka onlarca maymun türü bulunmaktadır, biz sadece bazı örnekler verdik.

 

Ne var ki, bu kullanım kafaları karıştırabilmektedir. Çünkü insanların dahil olduğu İnsaymunlar (İnsansı Maymunlar), Eski Dünya Maymunları ile yakın, Yeni Dünya Maymunları ile uzak akrabadır. Dolayısıyla, Eski Dünya Maymunları ve Yeni Dünya Maymunları içine alan "maymun" sözcüğü, insanları ve yakın akrabaları olan insaymunları dışlamaktadır (her ne kadar "insansı maymun" derken "maymun" sözcüğünü kullansak da). 

 

Ancak modern taksonomide sınıflandırmalar en küçük gruptan başlayarak, en yakın akrabaları içine alarak genişleyerek yapılmaktadır; buna rağmen "maymun" sözcüğü bu genel yaklaşıma ters bir isimlendirme olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bunun sebebi, ne yazık ki bilim insanlarının günümüzden on yıllar önce şahsi görüşlerinin yanılgılarına düşmeleridir. Tıpkı bilim düşmanı olan kitlelerin kendi düşüncelerinden yola çıkarak doğayı kafalarına göre yorumlayıp isimlendirme merakları gibi, bu şekilde çok çok nadir de olsa bilimin içerisinden gelen insanlar da, düşünceleri, ahlaki yaklaşımları, şahsi inançları ve kimi zaman da insanları korkutup galeyana getirmeme meraklarından ötürü bilimsel tarafsızlıklarını yitirmektedirler. İnsanları, "maymun" olarak saymamak ve isimlendirmemek adına, maymun sözcüğü insanları içine alan bir grup olarak kullanılmamış ve tamamen anlamsız ve kafa karıştırıcı bir şekilde sadece Eski Dünya Maymunları ile Yeni Dünya Maymunları'nı kapsamıştır. Bunun kültürel sebepleri oldukça anlaşılırdır; ancak bilimsel bakıldığında bu tam bir saçmalıktır.

 

Ancak neyse ki bilim hatalarından ders almayı bilen ve kendini geliştirmekten çekinmeyen bir bilgi türü olduğu için günümüzde, modern ve gerçekçi bilim insanları, bu kavramı değiştirmeye başlamışlardır. Evrim Ağacı olarak biz de, bu korkusuz, gerçekçi ve modern bilim insanları arasında, onlara destek olmaktayız. Yazılarımızda insanın bir "maymun türü" olduğunu açıkça belirtmekteyiz, çünkü bu sadece bir isimlendirmedir ve "maymun" kelimesi sanılanın ve düşünülenin aksine bir hakaret değil, bilimsel bir terimdir.

 

Maymun kelimesi günümüzde giderek, her ne kadar parafiletik bir grubu kastetse de, filogenetik olarak anlamlı olabilmesi için "Simiyen" (Simiiformes = Simiyen) infratakımı ile eşanlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yukarıdaki fotoğrafta Simiiformes'in kapsadıklarını görebilirsiniz. Bu sayede "maymun" sözcüğü, Eski Dünya Maymunları, Yeni Dünya Maymunları ve İnsansı Maymunlar (İnsaymunlar) gruplarını kapsayacak hale gelecektir. Evrim Ağacı olarak bizler, bu bilimsel duruşun Türkiye'de yayılmasını sağlayacak kaynak olmak üzere çalışıyoruz.

 

İnsan türü olarak, kendimizi diğer hayvanlardan ve maymunlardan dışlamaya çalışmanın anlamı yok. İnsan türü, yeni gelişen ve benimsenen bilimsel terminolojiye göre bir primattır, bir "maymun" türüdür ve daha spesifik olarak bir İnsansı Maymun'dur. Bunda alınacak, darılacak, bozulacak bir taraf bulunmamaktadır ve bulunmamalıdır da. Böylece insanın maymunlardan gelmediği, diğer maymunlarla ortak atası bulunduğu ve kendisinin de zaten bir maymun türü olduğu daha net anlaşılabilecektir.

 

 

Devam edelim... Yol haritamıza bakacak olursak:

 

Primatların Soy Ağacı

 

Dediğimiz gibi, biz bunları Takım'dan itibaren ele alacağız. Öyleyse başlayalım:

 

Primatlar, insanın en yakın akrabalarını içine alan, en geniş gruptur. Primat, kelime anlamı olarak Latinceden gelir ve "birincil", "birinci kademe" gibi anlamlar taşır.

 

Primatlar içerisinde Ön Maymunlar (Prosimians, Prosimiyenler: lemurlar, lorisler, galagolar, ayaylar ve tarsiyerler) ve Maymunlar (Simians: Eski Dünya Maymunları ve İnsaymunlar) bulunur. Primatlar bunun haricinde, Nemli Burunlu Maymunlar (Strepsirrhini) ve Kuru Burunlu Maymunlar (Haplorrhini) şeklinde iki büyük Alt Takım'a da ayrılabilirler.  

 

  • Nemli Burunlu Maymunlar (Strepsirrhini): İçerisinde 32 tür cüce lemur ve fare lemuru, 1 tür ayayı, 22 tür lemuru, 26 tür sportif lemuru, 19 tür yünlü lemuru, 9 tür loris, potos ve türevlerini, 19 tür ise galagoyu barındıran gruptur. Temel olarak tarsiyerler hariç büyün Ön Maymunlar'a Nemli Burunlu Maymunlar denir.
    • Ön Maymunlar (prosimiyenler); sadece Madagaskar Adası'nda ve Güney Doğu Asya'da bulunurlar. Bir grubu, Afrika'da da yaşamaktadır. Lemurlar, lorisler, galagolar, ayaylar ve tarsiyerler bu gruba girerler. Yukarıda açıkladığımız Nemli Burunlu Maymunlara, tersiyerleri eklediğimizde elde ettiğimiz grup Ön Maymunlar'dır. 
      Cüce Lemur

      Fare Lemur

      Ay Ay

      Sportif Lemur
       
      Loris

      Galago
  • Kuru Burunlu Maymunlar (Haplorhini): Temel olarak tarsiyerleri, maymunları (simiyenler) ve insaymunları (apes) barındıran gruptur. İçerisinde barınan türler ve miktarlarına aşağıda değineceğiz.
    • Tarsiyerler (Tarsiidae): İçerisinde 9 tür tarsiyeri barındıran familyadır. Tüm bireyleri Güney Doğu Asya'da bulunur. Devasa gözlere sahiptirler; hatta gözlerinin her biri, beyinleriyle aynı büyüklüktedir. İsimlerini uzun tarsus kemiklerinden alırlar. Gececil (nokturnal) hayvanlardır. 
      Filipin Tarsiyeri
    • Maymunlar (simiyenler); Yeni Dünya Maymunları'nı, Eski Dünya Maymunları'nı ve İnsaymunları kapsar. Maymunlar, genel olarak Ön Maymunlar'dan daha iridirler.
      • Yeni Dünya Maymunları (Platyrrhini ailesi geçiş takımı veya Arthropoidea infra takımı); marmosetlerin ve tamarinlerin 42 türünü, kapuçinler ve sincap maymunlarının 17 türünü, baykuş maymunlarının 10 türünü, titiler, sakisler ve ukarislerin 42 türünü ve örümcek maymunlarının 28 türünü barındırır. Bu maymunlara "Yeni Dünya Maymunu" denmesinin sebebi, Güney Amerika'da keşfedilmiş ve yaşıyor olmalarıdır. Temel olarak ortalama büyüklüktedirler. Bilimsel isimlerini veren Platyrrhini, "basık burun" demektir. Yeni Dünya Maymunları'nı ayırt etmenin en kolay yolu, burunlarının basık olup olmadığına bakmaktır. Burun delikleri, iki yana dönük gibidir. Yeni Dünya Maymunları'nın bir diğer ayırt edici özellikleri, "kavrayıcı kuyruk" yapısına sahip olmalarıdır. Yeni Dünya Maymunları, 3 renkli (trikromatik) görüşe sahip değildirler. Yeni Dünya Maymunları'nı, diş yapılarına bakarak da ayırt edebiliriz. Bu tip maymunların 12 adet premolar dişi (kesici ile çiğneyici dişler arasındaki geçiş dişleri) bulunur. Bu maymunların 40 milyon yıl önce insana gidecek Evrim Ağacı kolundan ayrıldığı düşünülmektedir.
        Marmoset (Yavru)

        Marmoset (Yetişkin)

        Tamarin

        Kapuçin

        Sincap Maymunu

        Baykuş Maymunu

        Titi Maymunu

        Saki Maymunu

        Ukaris Maymunu

        Örümcek Maymunu
      • Eski Dünya Maymunları (Cercopithecidae ailesi veya Catarrhini geçiş takımı) (babunlar ve makaklar); 135 tür maymunu kapsamaktadır. Çok geniş bir alanda yaşarlar ve temel olarak Afrika ve Asya'da bulunurlar. Bunlar, genellikle irilik açısından ortalama bir büyüklüğe sahiptirler. Kimi ağaçlar üzerinde yaşarken (arboreal), tamamen karada yaşayan (terrestial) türler de bulunmaktadır. Ağaçlar üzerinde yaşayan türlerin baş parmakları, ağaçlara asılı kalmaya elverişli bir biçimde evrimleşmiştir.  Eski Dünya Maymunları'nın burunları basık değildir ve dardır. Ayrıca Yeni Dünya Maymunları'ndan farklı olarak kavrayıcı bir kuyruğa değil, kısa ve güçsüz bir kuyruğa sahiptirler. Bu tip maymunlarda 3 renkli (trikromatik) görüş bulunmaktadır. Eski Dünya Maymunları'nın 8 adet premolar dişi bulunmaktadır. Eski Dünya Maymunları'nın çoğu hem etçil hem otçuldur (omnivor) ancak genel olarak yeşillik ile beslenmeyi tercih ederler. Aralarında vejetaryen olaran türler de bulunur.  
        Babun

        Makak
      • İnsaymunlar (Apes / Hominoidea); 135 tür gibonu barındıran Gibongiller (Hylobatidae: "küçük insansı maymunlar" veya "düşük insaymunlar") familyasını ve 4 tür yüksek maymunu barındıran İnsangiller (Hominidae: büyük insansı maymunlar) familyasını kapsar. Bu İnsangiller ise şempanzeleri, gorilleri, insanları ve orangutanları barındırmaktadır. Goriller ve insanlar hariç tüm gerçek insaymunlar ağaçlara tırmanmakta ustadırlar. Hemen hemen hepsi hem etçil hem otçuldur (omnivor). İnsan türü Dünya'nın her yerine yayılmış olsa da, geri kalan İnsaymunların çoğu Afrika ve Asya'da yaşamaktadır. İnsanlar dışındaki insaymunların çoğu yok olma tehlikesi altındadırlar veya seyrek bulunurlar.

 

Okumanın zorlaşmaması adına, burada alt başlıklara bir son vererek yeni bir dallanmaya başlamak istiyoruz. Ancak öncesinde, bazı toparlayıcı açıklamalar yapmakta fayda görüyoruz: Buraya kadar anlamış olabileceğiniz gibi, hayvanların sınıflandırılması oldukça karışık ve zorlu bir iştir. Gerçekten Biyoloji konusunda uzman olmak gerekmektedir ve her biyologun da ustalıkla altından kalkabileceği bir iş değildir. Tek bir türün filogenetik sınıflandırılmasını incelemek bile çok uzun yıllar alabilmektedir. Bu sebepledir ki, birileri (binlerce bilim insanı) bütün ömürlerini tek bir türü ve ailesini anlamaya harcarken, 3-5 cahil veya bilgisiz insanın sırf para kaynaklarını kullanarak televizyon, gazete ve diğer yayın organları aracılığıyla, güvenilmez ve şahsi inançlarının kendilerine verdiği sözde yetkilere dayanarak, bu narin emeği hiçe sayarak bilime saldırmaları; sadece bilim düşmanlığından değil, emek hırsızlığı, korkaklık, üşengeçlik ve adilikten de kaynaklanmaktadır. Bu sebepledir ki Evrim Ağacı katiyetle bilim-dışı kaynaklara itibar etmez, edenlerin de bu manipülasyona alet olmasına izin vermez. 

 

Bu önemli gördüğümüz açıklamayla birlikte, bilime dönecek olursak: Burada ilk gözümüze çarpan nokta şu olmalıdır: İnsanlar, maymunlardan gelmezler! İnsanlar, zaten maymundurlar! Bunu defalarca söylemiş olsak da, yukarıdaki taksonomi, bunu açıkça ortaya koymaktadır. Yine de, yukarıda kalın harflerle yazdığımız yazının manipüle edilip yanlış anlaşılabileceğini düşünerek izah edelim: İnsanlar, maymunlar (simiyenler) infra takımının bir üst familyasıdır. Yani insanlar, bilimsel olarak zaten maymundurlar. Evrimsel Biyoloji açısından ve dolayısıyla yine bilimsel olarak ise, "insan" dediğimiz tür, "maymun" dediğimiz infra takımdan "gelemezler" ve "evrimleşemezler". Çünkü bu infra takımın günümüzdeki üyeleri zaten modern hayvanlardır ve bir modern hayvanın atası, çağdaşı bir diğer modern hayvan olamaz! Bu sebepledir ki, insanlar ile diğer maymunların ortak atası, bir diğer maymun olamaz. Bu canlıya "maymunsu" gibi yeni bir isim vermemiz gerekmektedir. Bu ortak ata, bundan yaklaşık 47 milyon yıl önce Eosen Dönemi'nde yaşamış olan Darwinius masillae isimli (popüler adı: Ida) bir türdür. Bu tür, Ön Maymunlar (Prosimiyenler) ile Maymunlar (Simiyenler) arası "geçiş türü"dür ya da "kayıp halka"dır ve yapbozu muhteşem bir şekilde tamamlar.

 

Darwinius masillae (Ida)

 

Şimdi, vakit kaybetmeden daha alt kısımlara da inebiliriz:

 

  • İnsaymunlar (Hominoidea): Zaten genel hatlarıyla yukarıda açıkladığımız bu grup bir üst familyadır. Dediğimiz gibi 135 tür Gibongil'i ve 4 tür yüksek maymunu barındırır. Şimdi bunları inceleyelim:
    • Gibongiller (Hylobatidae): Bunlara, aynı zamanda "düşük insaymunlar" ya da "küçük insansı maymunlar" da denmektedir. Kromozom sayılarına göre 4 cinse ayrılırlar: Hilobatlar (Hylobates), Hulok Gibonları (Hoolocks), Sarı Yanaklı Şebekler (Nomascus) ve Siyamang (Symphalangus). Gibonlar genellikle tropikal veya alt tropikal iklimde yaşarlar ve dolayısıyla Hindistan ve Endonezya'daki yağmur ormanlarında, Kuzey ve Güney Çin'de, özellikle de Sumatra, Borneo ve Java'da yaşarlar. Kendilerine "düşük insaymunlar" denmesinin sebebi, "yüksek insaymunlar"a göre küçük olmalarından, daha az cinsel çift-biçimli (sexual dimorphism) olmalarından, yuvalarının olmamasından ve bazı anatomik farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Gibonlar, gerçek bir hareket ustasıdırlar ve çok hızlı bir şekilde ağaçtan ağaca ilerleyebilirler. Bunu, yerden 15 metre yükseklikte, saatte 56 kilometre hızla yapabilirler. Ayrıca 8 metreye kadar sıçrayabilirler. Üstelik gerekirse, yerde iki ayakları üzerinde yürüyebilirler (bipedalism). Açık ara farkla, uçamayan memeliler arasındaki en hızlı hayvandırlar. Aralarından en irisi Siyamang'dır. Gibonların en önemli özelliği, bilek eklemlerinin "yuvalı topuzlu eklem" (ball in socket) şeklinde olmasından dolayı bileklerini iki yönde de hareket ettirebilmeleridir. Gibonlar, son derece sosyal hayvanlardır ve alanlarına çok ciddi bir biçimde bağlıdırlar. Alanları ihlal edildiğinde, vahşi bir biçimde saldırabilir veya çığlıklarla saldırganı uzaklaştırabilirler. Sesleri, 1 kilometre uzaktan bile duyulabilmektedir. Ses çıkarma konusunda uzman bir hayvan olan Gibonlar için, çiftleşme sırasında da karşıt cinslerin yaptıkları düetler önem arz etmektedir. Çiftleşme sırasında genellikle erkekler şarkı söyleyerek dişileri etkilerler; ancak kimi zaman, beraber söyleyerek gibonlara göre en uyumluların seçildiği de görülmektedir. Gibonlar, insaymun soyağacında dış grup (outgroup) olarak yer alırlar. Bu, ortak atadan ayrılan ilk aile olmalarından kaynaklanmaktadır. Gibonlar, diğer maymunlardan yaklaşık 15-20 milyon yıl önce ayrılmışlardır. 
      Lar Gibonu (Hylobat)

      Hulok Gibonu

      Sarı Yanaklı Şebek (Nomascus)

      Siyamang

      Dış Grup (Outgroup)
    • Yüksek İnsaymunlar (Hominidae): Bu aile 4 cinsi taşır: şempanzeler, goriller, insanlar ve orangutanlar. Ortak ataları bundan 14 milyon yıl kadar önce yaşamıştır ve orangutanlarla geri kalan aileler, bu türden evrimleşmiştir. Henüz bu türe ait fosil kaydı bulunmamaktadır; ancak çalışmalar sürdürülmektedir. Hominidae ailesinin kendi içerisindeki ilişkileri, bilimin ilerlemesiyle birlikte birkaç defa değiştirilmiştir. Temelde çok köklü değişimler olmasa bile, cinslerin birbirleriyle olan akrabalıkları gözden geçirilmiştir. Günümüzde, bütün yüksek insaymunlara hominid denmektedir. Bu noktada, konuyla ilgili bazı terimleri vermekte fayda görüyoruz: Hominoid kelimesi, insaymun kelimesi ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Kısaca, Hominoidea üst familyasının tamamına işaret eder. Hominine kelimesi, Homininae alt familyası demektir; yani goriller, şempanzeler ve insanlardan bahsederken kullanılmaktadır. Hominin kelimesi Hominini oymağı için kullanılır ve bonobolar, şempanzeler ve insanları kasteder. Hominan kelimesi Hominina alt oymağına işaret eder ve sadece insansıları kapsar. Human (İngilizce) kelimesi ise Homo cinsine ait bir birey için kullanılır. Hominidae, büyük ve kuyruksuz maymunlardan oluşmaktadır. En küçüğü, 30-40 kg. ağırlığındaki Bonobo maymunlarıdır. En büyükleri ise erkekleri 140-180 kg. ağırlığına ulaşabilen gorillerdir. Zaten genelde hominidlerin erkekleri dişilerinden daha iri olmaya meyillidir. Pek çoğu, yarı-zorunlu dört ayaklılardır (predominant quadraped); gerektiği zaman (alet yaparken, yiyecek toplarken, vs.) iki ayak üzerinde yürüyebilseler de çoğunlukla ellerini de yürümek için kullanırlar. Çoğu hem etçil hem otçuldur (omnivor) ancak insanlar hariç çoğu daha çok meyve yemeyi tercih eder. Yiyecek miktarı az olduğunda, bambu yaprakları ve gövdelerini de yiyebilirler. İnsanlar, Neolitik Devrimi'nden beri (avcı-toplayıcı düzenden tarımsal düzene geçiş) tahıl ve nişastalı besinleri ve özellikle de eti tercih etmektedirler. Beslenmedeki bu önemli değişim, zekanın evriminde çok önemli role sahiptir. Hominidlerin dişleri temel olarak Eski Dünya Maymunları'na benzerken, insanların dişleri ve çeneleri diğer insaymunlara göre oldukça daha küçüktür. Bunun sebebi de, atalarımızın ve bizim bir milyon yıl kadar bir süredir pişirilmiş et yememizdir. İnsaymunların çoğunda gebelik 8-9 ay arası sürmektedir. Goriller ve şempanzeler, 5-10 kişilik aileler halinde yaşarlar. Kimi zaman bu sayılar artabilmektedir. Bu hayvanlarda erkek egemen bir düzen hakimdir. Ancak dişiler, besin stokları azaldığı zaman farklı yönlere giderek besin arayabilirler ve erkekler onları kontrol edemez hale gelirler. Dişiler, bu arayışları sırasında başka erkeklerle çiftleşebilirler. Böylece gen akışı meydana gelmiş olur. Gorillerde, şempanzelere göre daha fazla cinsel çift-biçimlilik bulunmaktadır (sexual dimorphism). Ayrıca tüm Yüksek İnsaymunlar'da gelişmiş zeka ve ses çıkarma becerisi bulunmaktadır. Bu konulardaki araştırmalar halen sürdürülmekle birlikte önemli bir örnek olarak Kanzi isimli bir bonobo maymunu, insan dilini %93'lük bir başarıyla anlamakta, kelimeleri ve cümleleri analiz edip algılayabilmektedir. Bunlara, başka bir yazımızda tekrar değinebiliriz. Hominidae de kendi içerisinde ikiye ayrılır: Homininae (İnsanlar, Goriller ve Şempanzeler) ve Ponginae (Orangutanlar).

Bundan sonraki alt başlıklardan da, yine okuma kolaylığı açısından bu şekilde maddeler halinde değil ama tek tek bahsetmek istiyoruz. Böylece çok daha güçlü bir algılama düzeyine ulaşabileceğinize inanıyoruz.

 

Ponginae (Orangutanlar): Bu alt aile, Hominidae ailesi içerisinde ayrılan ilk gruptur. 7 farklı cinsi barındırmakla birlikte, ne yazık ki bunların 6 tanesinin soyu tükenmiştir. Geriye kalan tek cins, Pongo cinsidir ve orangutan anlamına gelmektedir. Geriye kalan Gigantopithecus, Sivapithecus, Lufengpithecus, Ankarapithecus, Ouranopithecus ve Griphopithecus cinslerinin soyu tükenmiştir. Bunlardan bizim açımızdan ilginç olanı, Ankarapithecus isimli cinstir. Bu cins, Geç Miyosen Dönem'de (bundan 5 ila 10 milyon yıl önce) yaşamış olan, 25 kilogram ağırlığındaki bir türdür ve 1950'lerde Ankara'da keşfedilmiştir.

 

Orangutan Ailesi

 

Orangutan (Yavru)

 

Orangutanlardan geriye kalan son cins olan Pongo'ya bakacak olursak: Bu cins, Asya'da (sadece Endonezya ve Malezya'da) ağaçlar üzerinde (arboreal) olarak yaşamaktadır. Diğer insaymunlara göre daha uzun kollara sahiptirler. En zeki insaymun cinsleri arasında yer alırlar ve dalları kullanarak kendilerine yatak, çatal, silah, vb. aletler üretebilmektedirler. Genellikle kızıl-kahverengi renktediler. Orangutan kelimesi, Malezya dilinde "orman insanı" anlamına gelmektedir. Günümüzde bu cinse ait iki tür yaşamaktadır: Pongo pygmaeus (Borneo Orangutanı) ve Pongo abelii (Sumatra Orangutanı).

 

Orangutan (Yetişkin Erkek)

 

Orangutan, Alet Kullanımı ve Avlanma

 

Orangutanlar, genel olarak 1.2-1.5 metre boyunda, 30-80 kilogram arasındadır. Orangutanların elleri, insanların ellerine oldukça benzemektedir ve parmak yapıları benzerdir. Ancak ayaklarında, insanlardan farklı olarak, hareketli bir başparmağa sahiptirler, bu sayede ağaçlar üzerinde avantaj sağlayabilirler.

 

Tek bir popülasyon hariç, orangutanlar yüzemezler. İnsaymunlar arasında en çok ağaçlar üzerinde kalan alt familyadır ve hemen hemen tüm zamanları ağaçlarda geçer. Günün çoğunu beslenerek ve avlanarak geçirirler. Diyetlerinin %65-90 arası meyvelerden oluşur. Genellikle yalnız başlarına yaşarlar; ancak anne ile yavru arasında sıkı bağlar gözlenebilir. Popülasyonları genelde sabit ve değişken bireylerden oluşabilir; kimi sürekli aynı popülasyonda kalırken, kimi popülasyondan popülasyona yer değiştirebilir. Bu sebeple bilim insanları onları "yalnız ama sosyal" hayvanlar olarak tanımlarlar.

 

Orangutan (Yeni Doğan)

 

Orangutanlar kendilerine alet yaparak böcekleri yuvalarında avlayabilirler. Bu konuda onlarca araştırma yapılmıştır ve her biri, "orangutan zekası" denen kavramı ortaya koymaktadır. Hatta kimi orangutanlar, yapraklara şekil vererek onları hoparlör şeklinde kullanabilmekte ve bu sayede seslerini daha uzaklara duyurabilmektedirler. Benzer şekilde yaptıkları aletlerle, düşmanlarına göz dağı verebilecek kadar çok ses çıkarabilirler.

 

Dişi Orangutan ve Yavrusu

 

Orangutanlarda Şefkat

 

  • Homininae (İnsanlar, Goriller ve Şempanzeler): Bu alt aile, temel olarak Hominini (İnsanlar ve Şempanzeler) oymağı ile Gorillini (Goriller) cinsini barındırır. Şimdi burada, bizden 7 milyon yıl önce ayrılan gorilleri görelim:

 

Gorillini (Goriller): Goriller, Orta Afrika'da yaşayan güçlü yapılı insaymunlardır. 2 türe ve 4-5 alt türe ayrılırlar: Gorilla gorilla ve Gorilla beringei.

 

Gorillerin genleri, insanlardan sadece ortalama %1.6'lık bir kısımla farklıdır. Goriller, genel olarak el parmaklarını boğum yaparak ve onlardan destek alarak, dört ayak üzerinde yürürler. Kısa mesafelerde iki ayak üzerinde yürüdükleri de tespit edilmiştir. Genelde erkekler, 1.70 metre civarındadırlar ve 140-200 kg. arasında olabilirler. Dişilerse, genelde erkeklerin yarısı kadardırlar. Renkleri değişebilse de, çoğunlukla koyu renklerde veya siyahtırlar. Hemen hemen bütün gorillerin kan grubu aynıdır ve B tipidir. İnsanlar gibi kendilerie has parmak izleri vardır.

 

Goril (Genel Duruş)

 

Goril (Erkek)

 

Goriller, gruplar halinde yaşarlar. Her grubun erkek bir lideri bulunur ve tüm kararları o alır, anlaşmazlıkları çözer, ekibi yönlendirir ve korur. Dişiler, erkeklere bağımlı olarak yaşarlar. Erkekler ve dişiler arasında genelde sert bir ilişki vardır; ancak erkekler çok nadir vakalar hariç asla dişileri yaralamazlar. Gorillerin kimi gruplarında birden fazla erkek lider bulunabilir. Hatta kimi grupta sadece erkekler vardır. Gorillerde, sadece bonobolar ve insanlara özgü olduğu düşünülen yüzyüze cinsel birleşme görülmüştür. Genelde hamilelik 8.5 ay kadar sürer. Yılda 1 defa çiftleşirler. Gorillerde, dişiler erkekleri cinsel birleşme için etkilemeye çalışırlar ve dikkatlerini çekmek için sesler çıkarır, tepinir ve vururlar.

 

Goril (Tehdit Çığlığı)

 

Anne Goril ve Yavrusu

 

Gorillerde de gelişmiş bir ses yapısı vardır. Her bir durum için ayrı ses çıkarırlar ve bu sesleri ayırt etmek kolaydır. Bilim insanları , 25 farklı ses tipi tanımlayabilmişlerdir.

 

Albino Goril (Dünya'da bir defa görülmüş)

 

Gorillerde zeka da oldukça gelişmiştir. Koko isimli bir goril, Amerikan İşaret Dili'ne ait 1000'den fazla işareti anlayıp bu dilde cevap verebilmektedir. Aynı zamanda 2000 civarı İngilizce kelimeyi tanımaktadır. Ayrıca goriller, insan hariç diğer insaymunlardan farklı olarak gülerler ve acı çekerler. Çok güçlü duygusal bağlara sahip olabilirler ve ailelerine bağlıdırlar. Çok önemli ve ilginç bir şekilde, geçmiş ve gelecek ayrımının (zamanın) farkındadırlar. Hatta bazı gorillerin dini inançları olduğu düşünülmektedir. Goriller de oldukça gelişmiş bir şekilde alet yapıp kullanabilmektedirler. Bazı goriller, taşları keskinleştirerek sert kabuklu meyvelerin kabuklarını kırmayı keşfetmişlredir; bu da insanların ilk zamanlardaki yaptıkları aletlerin evrimine benzemektedir.

 

Goril (Yeni Doğan)

 

Goril (Yavru)

 

  • Hominini (İnsanlar ve Şempanzeler): Hominini oymağı, goriller ayrıldıktan sonra geriye kalan İnsanlar (Homo) cinsi ile Pan (Şempanzeler ve Bonobolar) cinsini barındırmaktadır. Hominina alt oymağı insanlara giden kolu oluşturmuştur. Pan cinsi, insanlardan, bundan 6 milyon yıl önce ayrılmıştır. Şimdi, bu ayrımdaki Pan cinsini görelim:

Pan (Şempanzeler ve Bonobolar): Bu cins, Kongo Nehri'nin iki yakasında yaşayan, coğrafi olarak izole olmuş iki ayrı türü barındırmaktadır: Pan troglodytes (Şempanze) ve Pan paniscus (Bonobo). Bu iki tür, birbirinden yaklaşık 1 milyon yıl önce, coğrafi izolasyon sonucu meydana gelen türleşme sonunda ayrılmıştır.

 

Şempanze (Genç)

 

Bonobo (Genç)

 

Bu iki tür, insana en yakın olan hayvanlardır. Türler arasında %94-99 arası benzerlik bulunmaktadır. İlginç bir şekilde uzun bir süre şempanzelere ait fosilleri bulmak mümkün olmamıştır. 2005 yılından itibaren ise şempanze fosilleri bulunmaya başlamıştır ve Dünya'nın farklı yerlerinden fosil bulgularına ulaşılabilmiştir. Kenya'da bulunan fosiller sayesinde, 1.5 milyon yıl kadar önce, Orta Pliyosen Dönemi'nde Pan cinsi ile insanların birlikte yaşadığını biliyoruz.

 

Şempanzeler, yaklaşık 1.7 metre boyundadırlar ve 70 kilograma kadar ağırlığa sahip olabilirler. Dişileri biraz daha küçük olabilmektedir. Şempanzelerin de kolları bacaklarından uzundur. Bonoboların daha kısa kolları ve daha uzun bacakları vardır. Karada, şempanzeler gorillerle aynı şekilde yürürler. Şempanzelerin ayak yapısı, iki ayak üzerinde yürümeye -insanlar hariç- en uygun olan insaymundur. Bonobolar ise, bu konuda şempanzelerden bile iyidir ve çoğu zaman iki ayak üzerinde yürürler. Şempanzeler de kuyruksuzdur ve genellikle koyu renktedirler. Yüzleri, elleri ve ayakları kılsızdır. Derileri pembeden koyu renklere kadar değişebilmektedir.

 

Bonobo

 

Bonobolar ile Şempanzeler arasındaki farklar henüz aşırı olmamakla birlikte (türleşme meydana gelmiş olsa da ıraksama tamamlanmamıştır) iki türü ayırt etmek kolaydır. Özellikle cinsel ve davranışsal olarak çok temel farklara sahiptirler. Şempanzeler birincil erkeğin (alpha male) liderlik ettiği ikincil erkeklerden (beta males) oluşan bir ekiple avlanırlar ve omnivordurlar. Ayrıca şempanzeler oldukça saldırgan bir yapıda olabilirler. Bonobolar ise daha çok meyvelerle beslenirler ve cinsiyetler arası eşitlikçi, saldırgan olmayan ve anaç yapıdadırlar. Bonobolar çok sık cinsel ilişkiye girerler ve eşcinsellik bonobolarda oldukça yaygındır. Bonobolar, popülasyon içi sorunlarını cinsel ilişki aracılığıyla çözerler. İki tür de oldukça başarılı bir şekilde alet üretebilirler; ancak tercihleri farklı olabilmektedir.

 

Şempanzeler, yiyecek toplamak ve duygularını ifade etmek için aletler üretirler. Sembollerle iletişimi öğrenebilir, birbirlerine öğretebilir ve kullanabilirler. İnsanların dilini anlayabilir ve tepki verebilirler. Üstelik çok önemli bir şekilde, gelecek hakkında planlar yapabilirler. Şempanzeler, yaptıkları aletlerle termitleri yuvalarında avlarlar. Şempanzelerin son 4.300 yıldır alet kullanabildiği bilinmektedir. Bu da, şempanze beyninin de evrimleştiğini göstermektedir. Bazı şempanzeler, mızraklar yapıp fırlatabilirler. Bu şekilde Galagoları (Nemli Burunlu Maymunlar'dan) avlarlar.

 

Şempanzelerde Şefkat

 

Şempanze (Alet Yapımı)

 

Şempanze (Alet Kullanımı)

 

Şempanzelerde güçlü bir empati yetisi bulunur. Şefkat, en gelişmiş duygulardan biridir. İlginç bir şekilde, şefkat konusunda bencildirler ve sadece kendi gruplarındaki bireylere şefkat duyarlar, başka gruptakileri önemsemezler. Kimi durumda, erkek şempanzelerin terk edilmiş yavru şempanzeleri korumaları altına aldıkları gözlenmiştir. Şempanzelerin gelişmiş duyguları arasında aşkın bulunduğu da düşünülmektedir. Ayrıca bu tür, gün batımı gibi estetik kavramlara da tepki vermektedirler. İlginç bir şekilde "yağmur dansı" yapan şempanze grupları gözlenmiştir. Ayrıca şempanzeler, etraftaki cisimleri kullanarak kendi aralarında oyunlar üretip oynayabilirler ve bunu, oyunu bilmeyenlere öğretebilirler.

 

Şempanze (İletişim)

 

Şempanze ve İnsan Bebeği (Şefkat)

 

Şempanzelerde Sarılma

 

Şempanze (Öpücük)

 

Şempanzelerde algı ve düşünme gelişmiştir ve gelişmektedir.

 

Şempanzeler öğrendiklerini diğerlerine öğretebilirler.

 

Şempanzeler, kelimeleri kullanmadan, özelleşmiş seslerle iletişim kurabilirler. Ayrıca çok güçlü bir şekilde jest ve mimiklerini de kullanırlar. Evolve dergisinde çıkan bir araştırma sonucuna göre, şempanzeler iletişim kurarken, insanlarda da sözlü iletişiminden sorumlu olan Broca Bölgesi'nin bulunduğu beynin ortası aktif olur. Washoe isimli bir şempanze, Amerikan İşaret Dili'ndeki 800 simgeyi öğrenmiş ve araştırıcıların müdahalesi olmadan diğer şempanzelere öğretebilmiştir. Ayrıca şempanzeler 1'den 9'a kadar olan sayıları ve aralarındaki ilişkileri öğrenip, yıllarca unutmadan kullanabilmektedirler. Ayrıca bazı araştırmalar, şempanzelerde fotoğrafik hafıza olduğunu ortaya çıkarmıştır. Şempanzeler, gördükleri bir şeyi unutmazlar ve yıllarca hatırlayabilirler.

 

Şempanze (İşaret Dili)

 

Washoe (İşaret Dili ile İletişim)

 

 

Şempanzeler kahkaha atabilmektedirler ve aynada kendilerini ve fotoğraflarda tanıdıklarını ayırt edebilirler. Üstelik gıdıklanmaya insanlarda olduğu gibi gülerek tepki göstermektedirler. Bonobolar da bunu yaparlar ve Bonoboların gülüşü, insanlarınkine çok daha yakındır.

 

Şempanze (Ayna)

 

Burrito isimli şempanze aynada kendisine bakıyor.

 

Jody ve Ayna

 

Şempanze (Kahkaha)

 

Şempanzeler ile ortak yüz kasları paylaşırız ve ifadelerimiz benzerdir.

 

Bonobo gülüşü bizimkine daha da yakındır.

Bonobo laughing, Pan paniscus, D.R. Congo Copyright © Frans Lanting / Frans Lanting Stock

 

Homo (İnsan): Şempanzeler ve bonoboların ortak atasıyla olan ortak atasından 6 milyon yıl önce ayrılan insan kolu, günümüze kadar gelmektedir. Homo cinsine, bundan 2.5 milyon yıldan daha öncesinde rastlanmamaktadır. 6 milyon yıl arası ile 2.5 milyon yıl arasında aşağıdaki bağlantımızda görebileceğiniz cinsler görülmektedir. Homo cinsine ait ilk türün Homo habilis olduğu düşünülmektedir.

 

Dişi İnsan ve Yavrusu

 

İnsan (Yetişkin Erkek)

 

İnsan (Yetişkin Dişi)

 

İnsan (Kahkaha)

 

İnsan yavruları da aynada kendini tanımak konusunda şempanzeler kadar iyidirler.

 

İnsanlar da öğrendikleri bilgileri başkalarına öğretebilirler.

 

Bu konuyla ilgili oldukça ayrıntılı bir yazımız olduğu için, daha fazla bu yazıyı uzatmayarak, oraya bağlantı vermek istiyoruz:

 

https://www.facebook.com/note.php?note_id=168454029879347

 

Görebileceğiniz gibi, her canlının akrabalarıyla oldukça karmaşık ve bir o kadar da muhteşem bir ilişkisi vardır. Evrimsel Biyoloji, sadece tek bir açıdan değil, yüzlerce ve hatta binlerce açıdan olaya bakarak, bir dedektif edasıyla canlılar arasındaki tüm ilişkileri ortaya çıkarır ve Taksonomi'yi kullanarak bu bağları gösteren şemalar hazırlar, sınıflandırmalar yapar. Bu bilgiler, moleküler biyoloji, antropoloji, arkeoloji, karşılaştırmalı anatomi gibi diğer bilim dallarınca kontrol edilir ve desteklenir. Bu sebeple, Evrimsel Biyoloji çok güçlü bir bilim aracıdır ve bizlere kim olduğumuzu söyleyebilecek apaçık tek bilgi türüdür.

 

Oldukça uzun olsa bile, içimize sinen bir yazı oldu. Tahmin ediyoruz ki Türkçede bu kadar kapsamlı ve sistematik bir anlatımı daha bulunmamakta, bulunsa bile erişimi bu kadar kolay olmamaktadır. Bu sebeple, umuyoruz ki gelecek araştırmalarınızda önemli bir taban ve kaynak olabilecek bir yazı olmuştur.

 

En içten saygılarımızla.

 

ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum