Ornitorenk (Platypus) nedir? Ornitorenk'in ve Memeliler'in Evrimi Üzerine...

Yazdır Ornitorenk (Platypus) nedir? Ornitorenk

Merhaba arkadaşlar,

 

Bu notumuzda sizlere Evrim Ağacı olarak oldukça meşhur ve yeryüzündeki gerçekten de en ilginçler arasında sayabileceğimiz canlılardan biri olan Ornithorhynchus anatinus veya günlük olarak bilinen adıyla Ornitorenk veya Platypus'tan, bu canlının ilginç özelliklerinden ve evriminden bahsedeceğim.

 

Ornitorenk, günümüzde yalnızca doğu Avusturalya ve Tazmanya'da bulunan bir yarı-sucul memelidir. Ancak ornitorenk, diğer memelilerin aksine çok ilginç bir özelliğe sahiptir: Yavrularını plasenta veya kesede değil, yumurtaların içinde doğurur; tıpkı sürüngenler gibi. Bunu yapan tek memeli değildir (4 farklı Echidna türü de bunu yapar); ancak şimdiye kadar bilinen yumurtayla yavrularını hayata getiren 5 memeli türünden biridir. 

 

Bu noktada şu bilgiyi vermekte fayda vardır: Richard Dawkins'in Ataların Hikayesi isimli kitabında da ayrıntılı olarak ele alındığı üzere, memeliler, sürüngenlerden bundan 130 milyon yıl önce ayrılmaya başlamışlardır. Günümüzdeki fosil kayıtları ve moleküler kanıtlar gösteriyor ki, bu ayrılmanın ilk kahramanları, tek-delikliler olarak da anılabilecek olan (çünkü üreme hücrelerinin, dışkı ve idrarın açıldığı tek bir delik, bilimsel adıyla kloak'a sahiptirler; tıpkı kuşlar gibi) Platypus ve Echidna türleridir. Bu sıradışı canlılar, Evrim'in çok güzel örnekleridirler, çünkü hem sürüngenlere ait, hem memelilere, hem de kuşlara ait özellikler taşımaktadırlar. Bunlara az sonra değineceğiz.

 

Ornitorenk, ilk olarak 1798 yılında Kaptan John Hunter tarafından resmedilmiştir. Daha sonra ise pek çok bilim adamı, bir gagalı memeli olan ornitorenk üzerinde çalışmalar yapmıştır. Ornithorhynchus anatinus, Latince'de "kuş burunlu ördek benzeri" demektir. Bu isim bile ornitorenk'in ne kadar ilginç bir canlı olduğunu anlatmaya yetecektir. 

 

Ornitorenk'in düz ve yassı bir kuyruğu bulunur. Vücudu, yoğun ve kahverengi kıllarla sarılıdır. Kuyruk, genellikle koyunlarda olduğu gibi yağ deposu olarak kullanılır. Ayakları büyük ve ağlıdır. Kuşlarda gaga genellikle besin toplamak için kullanılırken, Platypus'taki gaganın en önemli işlevi algıdır. Platypus, inanılmaz bir algılama sistemi geliştirmiştir ki buna az sonra değineceğim. Bazı bilim adamları, Platypus'un rahatsız edildiğinde düşük şiddette bazı sesler çıkardığını belirtmektedirler. Dolayısıyla bu hayvanlarda da ses kullanımı bulunmaktadır.   

 

Ortalama 1.5-2 kg. arasındaki bu canlının vücut sıcaklığı normal memelilerde görülen 37 santigrat derecenin biraz altındadır ve genellikle 32 santigrat civarında ölçülür. Bu, genellikle hayatını suda geçirmesinin getirdiği bir adaptasyon olarak görülmektedir. Belirtmekte fayda var, ornitorenk de bir sıcak-kanlıdır; bu özelliğiyle de sürüngenlerden ayrılır; kuşlar ve memelilere yakınlaşır. 

 

Ayrıca Platypus'u bir memeli yapan diğer özelliklerden biri ise, alt çene kemiğidir. Tıpkı bir memelide olduğu gibi, tek ve bütün bir alt çene kemiğine sahiptir. Sürüngenlerde ise, alt çenenin üzerinde ekstradan 3 kemik daha bulunur. Memelilerde bu kemikler daha yukarılara kayarak ve evrimleşerek örs, üzengi ve çekiç kemiklerini oluşturmuşlardır. Platypus'ta da bu durum görülür.

 

Sürüngenler arasında zehirli dişlere saihp olmak oldukça yaygın olmakla birlikte, birkaç hafif zehirli fare hariç memeliler arasında neredeyse hiç görülmeyen bir özelliktir. Erkek ornitorenkler ise, tıpkı bir sürüngen gibi zehirli uzuvlara sahiptir. Bu memelide tırnaklar yerine "mahmuz" (spur) denen yapılar bulunur ve bunlar aracılığıyla zehir düşmana aktarılır. Zehrin içerisinde DLP (defensin-like protein) denen bir protein bulunur ve bu proteinin 3 farklı çeşidi, sadece Platypus'ta görülmüştür. Platypus'un savunma sistemi tarafından salgılanan bu zehir, kedi-köpek gibi göreceli olarak küçük hayvanları öldürebilecek kadar güçlüyken, insanı öldürememekte ancak etkisiz hale getirmektedir. Zehrin boşaltıldığı noktada ödem oluşur ve hızla büyür. Bu zehrin vücuda girmesinden sonra, hasta kurtulsa bile aylarca sürebilecek olan hyperalgesia (acıya aşırı duyarlılık) görülebilir. 

 

Platypus'un bir diğer büyüleyici özelliği, bazı balıklarda görülen ve "electrolocation" (elektrik kullanarak yön ve av bulmak) olarak isimlendirilen algı sisteminin evrimleşmiş olmasıdır. Canlının boyutuna göre orantısız gibi görünen gaganın temel işlevi, daha önce de belirtildiği gibi algılamadır. Gagada şeritler halinde bulunan elektro-algılayıcılar ile dağınık olarak bulunan mekanik-algılayıcılar sayesinde Platypus avının veya gideceğin yerin yönünü son derece ayrıntılı bir şekilde "görebilmektedir". Yöntem, temel olarak basittir: Vücudundaki kasların kasılması sırasında elektrik sinyalleri oluşur ve genellikle av ortamı olan suya bu düşük voltajlı elektrik dalgaları yayılır. Bu elektrik sinyalleri, suda hareket eden canlılara veya cansızlara çarptığı zaman çeşitli şekillerde dağılır. Platypus, algılayıcıları sayesinde bu elektrik sinyallerindeki bozulmaları algılar ve beyin zarında (cerebral cortex) bu bilgiler değerlendirilir. Ayrıca, mekanik reseptörleri sayesinde sudaki dalgalanmaları da algılayabilir. Bu iki bilginin birleşimini kullanarak avının yerini kolayca tespit eder. Beynin büyük bir kısmı, bu algılayıcılar için özelleşmiştir.

 

Ayrıca Platypus'un avlanma davranışına bakılacak olursa, suya daldığı zamanlarda gözlerini, kulaklarını ve burun deliklerini sıkıca kapattığı gözlenir. Bu sayede, bütün dikkatini sadece gagasındaki algılayıcılara verebildiği düşünülmektedir ve bu diğer algı organlarından gelebilecek yanlış bilgileri bu şekilde elimine ettiği düşünülmektedir. Ancak kara yaşantısında, normal olarak duyu organlarını kullanmaktadır. Dawkins, Ataların Hikayesi'nde oldukça ilginç hipotezlerine yer vermektedir. Bu hipotezlerinde, tıpkı bizim en özelleşmiş duyu organımız olan gözümüze ait farklı algılara isimler vermemiz gibi (kırmızı, yeşil, mavi, vb.); yarasaların ana algı organı olan kulaklarına ait dalgalara farklı özellikler ve anlamlar yüklediği, Platypus'un ise gagasından gelen bilgilere farklı özellikler ve anlamlar yüklediği ileri sürülmektedir. Bu ne kadar doğrudur, bunu zaman ve araştırmalar gösterecektir. 

 

Platypus, temel olarak böcek larvaları, karidesler ve solucanlarla beslenir. Elektrik ve mekanik algılayıcıları sayesinde kumlara gömülü canlıları bile "görerek" avlayabilir. Platypus bir gecede, kendi ağırlığı kadar yiyecek yiyebilir. 

 

Bu ilginç canlıya ait birkaç fotoğraf, aşağıdaki gibidir:

 

 

 

 

 

 

 

Platypus'un evrimine biraz bakacak olursak:

 

İlk zamanlarda Platypus ilkel-memeli olarak düşünülmüştür ve henüz "evrimini tamamlamadığı" ileri sürülmüştür. Günümüz modern Evrim anlayışında, böyle bir durumun söz konusu olmadığı aşikardır. Hiçbir modern canlı ilkel olamaz, çünkü elenmeden günümüze gelebilecek kadar yeterli özelliklere sahiplerdir. 

 

Daha önce de belirttiğimiz gibi, sürüngenlerin memelilerden ayrılan ilk atalarından birinin Platypus'u ve yakın kuzenleri Echidnaları meydana getirecek olan kol olduğu düşünülmektedir. Bu ayrım yaklaşık 130 milyon yıl önce gerçekleşmiştir. Ancak Platypus ve Echidnaların birbirinden ayrılması, göreceli olarak daha yakın bir zamanda meydana gelmiştir: Ortalama 30 milyon yıl önce (19-48 milyon yıl arası olduğu düşünülmektedir). Bu verileri moleküler saat hipotezi de desteklemektedir. 

 

En eski Platypus fosili, 100.000 yıl öncesine aittir. Platypus'un atalarının soyları tükenmiş tek-delikliler olan Teinolophos trusleri ve Steropodon galmani olduğu düşünülmektedir. Bu atalara ait elimizdeki fosiller 110 milyon yıl öncesine dayanmaktadır. Platypus'un en eski ataları olan Monotrematum sudamericanum ise Gondwana süperkıtasında yaşamıştır ve fosiller 167 milyon yıl öncesine kadar gitmektedir. 

 

Platypus'a ait moleküler kanıtlar da oldukça ilgi çekicidir: Bir Platypus'un 10 adet cinsiyet kromozomu bulunur. Bu sayı, diğer memelilerde genel olarak 2'dir: X ve Y. Bildiğiniz üzere, XX bir memeli dişi, XY bir memeli ise erkektir. Ancak bir erkek Platypus'un cinsiyet kromozomları XYXYXYXYXY şeklindedir. XY'nin erkekliği belirlemesi açısından, memelilerle yine benzerlik gösterir. Ancak bu 10 cinsiyet kromozomlu yapı, daha çok kuşlarda bulunan ZZ/ZW kromozom sistemine benzer. Bu açıdan da Ornitorenk'in ne kadar harika bir tür olduğu görülebilir, kuşların da sürüngenlerden evrimleştiği düşünülürse... Ayrıca Platypus'ta, diğer memelilerde cinsiyeti belirleyen SRY geni bulunmaz. Bu sebeple Platypus'larda hangi genlerin cinsiyetleri belirlediği hala bir soru işaretidir. Platypus'un da genom haritası çözülmüştür ve diğer memelilerle %80'lik bir benzerlik gözlenmiştir. Bu da Platypus'un bir nevi "sınıflar arası geçiş türü" olduğunu göstermektedir.

 

Günümüzde pek çok "türler arası" ve hatta "sınıflar arası" ve hatta "krallıklar arası" geçiş türleri, cinsleri, aileleri görülmektedir. Ancak akılda tutulması gereken nokta, aslında "ara geçiş türü" diye bir kavramın Evrimsel Biyoloji'de yerinin olmadığıdır. Her canlı bir "ara geçiş türü"dür; çünkü geçmişindeki ataları ile gelecekteki torunları arasında bir "geçiş türü" teşkil eder. Bizim kullandığımız "geçiş türü" kavramı ise, özellikler açısından bakıldığında, iki farklı özellik grubu arasında kalan canlılardan kastetmek içindir.

 

Umarım yazı faydalı olabilecektir.

 

Saygılarımla.

 

ÇMB (Evrim Ağacı)

 

 

http://www.platypus.org.uk/

http://www.australianfauna.com/platypus.php

http://australian-animals.net/plat.htm

http://www.enchantedlearning.com/subjects/mammals/platypus/Duckbillprintout.shtml

http://en.wikipedia.org/wiki/Platypus


6 Yorum