Hepimiz Renkleri Aynı Mı Görürüz?

Yazdır Hepimiz Renkleri Aynı Mı Görürüz?

Okurlarımızdan Sn. Vasko Tan bize şöyle uzun ama çok önemli bir soru yöneltti:


Merhaba Evrim Ağacı,

Sorum algıladığımız renklerle ilgili olacak. Okuduğum kitapta buna "tersine dönmüş tayf düşünce-deneyi" deniyor. Tanımı olduğu gibi aktarıyorum: "Buna göre benim olağan nesnelere bakarken edindiğim renk duyumu yelpazesinin sizin edindiğiniz renk duyumlarına göre basitçe tersine dönmüş olduğu bir durum kolaylıkla düşünülebilir. Bir domatese bakarken sizin normalde kırmızı duyumunu edinmenize rağmen ben gerçekte bir yeşil duyumu edinebilirim; bir muza bakınca ben mavi duyumunu edinirken siz de normal sarı duyumunu edinebilirsiniz. Ancak bu içsel iç-nitelikleri kıyaslamanın hiçbir yolu olmaması ve benim de nesneler arası bütün gözlemsel ayrımları tıpkı sizin gibi yapmak zorunda olmam yüzünden, benim tayfımın sizinkine göre ters olup olmadığını söylemenin bir yolu yoktur.Benim duyum tayfım sizinkine göre ters olsa bile, hepimiz birbirimize göre işlevsel olarak eşyapılı olmayı sürdürürüz. Benim bir domatese baktığımda edindiğim görsel duyum, sizin domatese baktığınızda edineceğiniz görsel duyumla işlevsel olarak özdeştir. dolayısıyla bunlar tam da aynı durum tipidir ve benim kendi duyumumun "gerçekten" bir yeşil duyumu olduğunu varsaymamın hiçbir anlamı yoktur. Bir duyum, kırmızı duyumu olmanın işlevsel koşullarını karşılıyorsa tanım gereği bir kırmızı duyumudur.(...)"Paul M. Churchland

Merak ettiğim soru şu:kendimi bildim bileli aynı algıladığım "kırmızı" duyumum ile diğer herkesin -benimle aynı şeylere kırmızı demelerinden dolayı içgüdüsel olarak aynı duyumu paylaştığımızı varsaydığım- kırmızı duyumu gerçekten de aynı mıdır? Yukarıdaki düşünce deneyinin somut bir karşılığı olduğunu varsayarsam kırmızı ve diğer renk duyumlarının şu ya da bu şekilde olmasıyla ilgilenen beyindeki yerin adı nedir? Renk duyumları (bir bozukluk olmadıkça) tüm insanlarca aynı ise bu tek tipliğin evrimsel açıdan avantajı nedir? Çünkü dünyayı farklı renk duyumları ile algılıyor olsak bile hepimizin aynı nesnelerde aynı renk isimlerini koymaması için herhangi bir engel yok gibi görünüyor. Aynı isimdeki renklerin ciddi anlamda farklı renk duyumlarına karşılık geliyor olmaması için ortada evrimsel bir neden var mı? İsim değil de duyum olarak sorarsak neden kırmızı, neden mavi vs.?

Benim tahminim, kırmızının içsel olarak nasıl duyumsandığı değil de, kırmızı dediğimiz dalgaboyunu diğer dalgaboylarından ayırt etme yeteneğinin seçilmiş olması yönünde. Kan renginin içsel duyumu nasıl olursa olsun (yeşil, sarı, mor vs.) onun renk olarak algıladığımız dalgaboyunu diğer dalgaboylarından ayırt edebilmek bir çok bariz nedenlerden ötürü hayati bir önem taşır.Ama eğer içsel renklerimiz birbirinin tamamen aynı ise bunun nedeni evrimsel tarihin bir zamanında ilk ilkel gözlerin evrildiği atalarımıza şans eseri bu dalgaboyu aralığına bu içsel renk duyumlarının düşmüş olmasıdır ve bu atasal canlının renkleri duyumsayış tarzı insan türüne kadar değişmeyerek veya ufak değişikliklerle gelmiş olmalı.Ve alıntıda dendiği gibi iki kişinin dalgaboyu renk duyumlarının farklı olup olmadığını söylemenin imkansız olduğunu söylemek abartılı olabilir; bu, beyinlerinin bu konuyla ilgilenen kısımlarının karşılaştırılarak çözülebilecek bir sorundur. Farklıysa farklı duyumlar söz konusudur, aynı ise aynı duyumlar. Ama sanırım sadece bu kadarı söylenebilir...

Tabi bu fazlasıyla ayrıntısız naif tahminimden ziyade sizin bilgilerinize daha çok güveniyorum. 

Başarılarınızın devamını diliyorum arkadaşlar...

Vasko


Sorusu, kısaca şu:

Bütün renkleri, hepimiz, aynı mı görüyoruz?



Evrim Ağacı olarak kendisine şöyle bir yanıt vermek istiyoruz:


Merhabalar,


Bu yüzyılların sorusudur belki de: "Ben ve sen, aynı kırmızıyı mı görüyoruz?"


Açıkçası, yazarın dediği gibi bunun tam olarak gösterilebilmesinin bir yolu yok, zira küçüklükten itibaren renklerin tanımlarını öğrenmemiz, ne görüyor olursak olalım renk bazında değil, cisimler bazında öğreniyoruz isimlerini. Bu sebeple küçüklükten itibaren "kırmızı" kelimesi altında öğrendiğimiz renk hangisiyse, onu her gördüğümüzde ona "kırmızı" diyoruz. Herkes aynısını yaptığı için, bireysel farklılıklar yok olmuş oluyor.


Bu işin iki boyutu var: Sizin de dediğiniz gibi, dalgaboyları bize fikir veriyor. Ancak bu, bizim ne "gördüğümüz" ile ne "algıladığımız" arasındaki farka yanıt veremiyor malesef: Ne olursa olsun, evrensel olarak "kırmızı" diye tanımladığımız renk, 700-635 nanometrelik dalga boyuna sahip ışığın rengidir. Bu, böyle kabul edilmektedir ve cisimlerden yansıyan ışığın dalgaboyu bu ise, rengi tartışmasız olarak kırmızıdır. Diğer her isimlendirmede olduğu gibi, bu da bir genel kabuldür (ağaca neden "ağaç" dediğimizi bilmiyoruz; buna linguistik bilimde "nedensizlik ilkesi" denir).


Ancak gözümüze bu dalga boyu ulaştıktan sonra, beynimizde oluşan renk, hepimizin göreceği aynı şey midir? Kanın rengini, çatıların rengini, kırmızı bir arabanın rengini hepimiz aynı mı görürüz? 


2009 yılında Nature dergisinde çıkan bir makalede, Dr. Jay Neitz'in bulgularına göre cevap hayır. Normalde, dikromatik (çift renk görüşlü) olan sincap maymunları, sadece mavi ve yeşil renkleri görebilir. Ancak ekip, genetik olarak kendilerinin yarattıkları bir virüsle, bir maymunun gözündeki yeşile duyarlı koni hücrelerini değiştirebilmektedirler. Bu virüsün DNA'sı, yeşil koni hücrelerini enfekte ettiğinde, bu hücrelerin DNA'larını değiştirerek onları kırmızı koni hücreleri, yani kırmızıya duyarlı hücreler haline getirmektedir. Dolayısıyla, aslında kırmızıyı göremeyen bir canlının beynine (ki beyni de buna adapte olacak şekilde evrimleşmemiştir), gözlerinden kırmızı renge dair bilgiler gitmeye başlamıştır. Kısa bir süre sonra, beyin plastisitesi (değişebilirliği) sebebiyle bu maymunlar, kırmızı rengi ayırt edebilmeye ve algılamaya başlamışlardır. Yani gri noktaların içerisinde, kırmızı noktaları ayırt edip seçebilmeye başlamışlardır. 


Bu, renk körlüğü için bir tedavi umudu doğuruyor olsa da, daha önemli bir diğer sonucu vardır: Dediğimiz gibi, her ne kadar maymunun beynindeki renk algılayıcı nöronlar, yeşil rengi algılamak üzere evrimleşmiş olsalar da, kısa bir süre içerisinde kırmızıyı da algılayabilmeye başlamışlardır. Burada, Dr. Neitz'in sorduğu soru şudur: "Peki, bir maymun, kırmızıyı ilk kez algıladığında, ne gördüğünü düşünmüştür?"


Bu soru üzerinde biraz düşünecek olursanız, renklerin her birimiz tarafından aynı algılanmayacağını fark edebilirsiniz. Çünkü genetik yapımızdaki bireysel farklılıklar (varyasyonlar), bu kadar kolay, bu kadar devasa bir renk değişikliğini bile sağlayabilen beyinlerimizin, renkleri farklı algılamasına mutlaka neden olacaktır. Dolayısıyla beynimizdeki bu nöronlar, bireysel farklılıklarımıza göre renkleri bireysel olarak algılayacaklardır. Belki bu farklılıklar devasa değildir (tür içerisindeki birçok varyasyonun devasa olmadığı gibi), ancak yine de doğal süreç içerisinde seçilim baskısı altında evrime sebep olabilecek kadar fazladır.


Renkleri algılamamıza sebep olan nöronlar, doğuşumuzdan itibaren özelleşmiş değildirler (ki beynimizin oksipital lobunda, en arka kısmında, renkler algılanmaktadır). Dolayısıyla, bireysel farklılıklar, renkleri farklı algılıyor olmamıza neden olabilecektir. Yani biz, senin mavi olarak isimlendirdiğin rengi, sizin kırmızı olarak isimlendireceğiniz renk şeklinde görmemize rağmen, evrensel olarak "mavi" ve "kırmızı" tanımları bebeklikten itibaren yapıldığı için, sorunsuz olarak iletişim kurabiliriz. Ancak aynı renkleri, aynı şekilde görüyor olsak da, aynı şekilde algılamıyor olabiliriz. Unutmamalı ki, göz sadece bilgiyi iletir, gören ise beyindir.


Umarız açıklayıcı olmuştur.


Sevgilerle.

ÇMB (Evrim Ağacı)



Kaynaklar ve İleri Okuma:

http://www.nature.com/news/2009/090916/full/news.2009.921.html


Carroll, J., Baraas, R.C., Wagner-Schuman, M., Rha, J., Siebe, C.A., Sloan, C., Tait, D.M., Thompson, S., Morgan, J.I.W., Neitz, J., Williams, D.R., Foster, D.H., & Neitz, M. (2009). Cone photoreceptor mosaic disruption associated with Cys203Arg mutation in the M-cone opsin. Proc Natl Acad Sci106, 20948-20953


Mancuso, K., Hauswirth, W.W., Li, Q., Connor, T.B., Kuchenbecker, J.A., Mauck, M.C., Neitz, J., & Neitz, M. (2009). Gene therapy for red–green colour blindness in adult primates. Nature461, 784-788.


http://www.neitzvision.com/content/publications.html


6 Yorum