Evrim Nedir? Birikimli Seçilim ve "Ara Türler" Üzerine...

Yazdır Evrim Nedir? Birikimli Seçilim ve "Ara Türler" Üzerine...

Merhaba arkadaşlar,

 

Birkaç okurumuzun Evrim'in henüz en temel noktalarını anlamamış olmasından yola çıkarak bu yazıyı yazma ihtiyacı duyduk. Ne yazık ki gerek sanal ortamda, gerekse de medyada çıkan asılsız ve bilimdışı haberler, Evrim'in henüz en temel, en basit, en özel noktalarının anlaşılmamasına, dolayısıyla bu eksik bilginin üzerine görüşlerin kurulmasına sebep olmakta. Bunun önüne geçmek durumundayız. Bu yazımızı, Evrim'in nasıl işlediğiyle ve türlerin nasıl kademeli olarak birbirine dönüştüğüyle ilgili kafasında soru işaretleri olanlara; türlerin nasıl ve neden, hangi yollarla bugüne geldiğini merak edenlere adıyoruz. Umarız faydalı olur. Temel olarak birkaç arkadaşımıza verdiğimiz cevapları derleyerek bu notu hazırlayacağız.

 

Zaman Kavramı

 

Evrim'i anlamadan önce anlaşılması gereken ilk kavram, "zaman"dır. Çünkü günlük yaşantımızda dakika, saat, gün, ay ve yıllarla yaşarız. Ömrümüz, birkaç on yıldan ibarettir. Medeniyetler, birkaç bin yıl ömre sahiptir. Türler, birkaç milyon yıl ömre... Evrim ise, 4 milyar yıllık bir ömre sahiptir ve bir bu kadar daha ömrü olduğu tahmin edilebilir (Dünya'nın tahmini kalan yıllarının bu kadar olmasından ötürü). 4 milyar yıl ile bizim basit yıllarımız arasındaki farkı anlamak, ilk aydınlanmayı yaşamanızı sağlayacaktır. Bu yüzden sizi, aşağıdaki yazımızı okumaya davet ediyoruz:

 

https://www.facebook.com/note.php?note_id=196870210371062

 

Bir okurumuzun sorusundan yola çıkarak şöyle bir bilgi verelim: Okurumuz, eğer kendimiz sürekli denizde yaşarsak, çocuklarımızı da yaşatırsak, bir süre sonra denize adapte olup olmayacağımızı sordu bize. Bu sorusunun çıkış noktası, yunus ve balinaların atalarının nasıl olup da kademeli olarak karadan denize adapte olduğunu anlamaktı. Ancak yukarıdaki notumuzdaki yanılgıya düştü. Kendi kısa ömrüyle, Evrim'in inanılmaz uzun yaşamını kıyaslamaya çalıştı. Aslında sorusunun özünü anlamak mümkün, sürekli suya alıştırılan torunlar nasıl oluyordu da zamanla denizel canlılara dönüşebiliyordu? Buna az sonra geleceğiz. Ancak burada, devam etmeden önce anlaşılması gereken şudur: Zaten balinalar (ya da herhangi bir canlının herhangi bir evrimi) bu şekilde birkaç haftada ve hatta birkaç nesilde olmamıştır. Aslında zaten Evrim için, birkaç haftadan fazla suya dayanabilen (ya da adapte olunacak ortam her neyse ona dayanabilen) canlılara ihtiyaç da yoktur. Buna sonra değineceğiz. Şimdilik zamanın önemine odaklanmanızı rica ediyoruz. Yine de, karasal hayvan türlerinin (örnek: insan) uzun nesiller denizde yaşamasının ne gibi bir etkiye ve adaptasyona sebep olabileceğini merak ediyorsanız, aşağıdaki videoyu tavsiye ediyoruz:

 

https://www.facebook.com/video/video.php?v=112988932120428

 

Bu konuda daha başka bir şey söylemeye gerek yok, yukarıdaki notumuzda her şey anlatılıyor çünkü. Zaman kavramını ve Evrim'in ne kadar uzun süredir canlılar üzerinde etkisi olan bir doğa yasası olduğunu anladıktan sonra, bu notumuzu okumaya devam edebilirsiniz. 

 

Bireyler Evrimleşmez, Nesiller Evrimleşir!

 

Karasal canlıların denize dönmesi olayından Evrim'i irdelemeye devam edelim. Belki gelecekte sırf bu konuya özel bir not hazırlayabiliriz ancak kısaca durum şudur: Denizden karaya çıkış, her zaman sudan biraz daha fazla uzak kalabilen canlıların binlerce nesil (milyonlarca yıl) sonunda adım adım farklılaşarak karaya adapte olmaları şeklinde olmuştur. Yani canlı esasında suda yaşarken, karanın daha güvenli olması, farklı besin ve yaşam alanları olması (karalar o zamanlar sadece bitkiler tarafından işgal edilmişti), vb. avantajlarından ötürü ve en önemlisi sudaki avcılardan kaçabilmek konusunda üstünlük sağladığı için fayda sağlamış ve canlılar farklılaşmaya başlamışlardır. Ancak bu farklılaşmanın hiçbir basamağı bireyler üzerinde olmaz. Bu, istatistiki birikimsel bir gelişimdir. İşte zaten bu, Evrim'dir. Yani her zaman en kolay hayatta kalabilenler yavru üretirler ve kendilerindeki bu "kolay hayatta kalabilmeleri"ne sebep olan özellik her neyse onun genlerini yavrularına aktarırlar. Ancak yavrular kendileri de evrimleşmezler, bu farklı ailelerden gelen yavrular arasında en fazla hayatta kalabilenler en kolay ve çok ürerler ve bu sayede anne babalarından aldıkları ve bu sırada, öncesinde veya sonrasında mutasyonlar, eşeyli üremenin etkileri, transpozonal sıçramalar gibi etmenler sebebiyle meydana gelen farklılaşmalar etksi altında değişik varyasyonlardan en başarılıları kendilerindeki "üstün gen"leri yavrularına aktarırlar.  

 

Burada anlaşılması gereken en önemli nokta şudur: Bu süreçte, hiçbir "birey" evrimleşmez. Yani siz, asla evrimleşmeyeceksiniz. Bugün yaşayan bir at popülasyonundaki bir birey, asla değişmeyecek. Çünkü Evrim, birey üzerinde gerçekleşen bir olay değildir. Bireylerdeki şahsi değişimlere modifikasyon denir ve bunların Evrimsel açıdan ufak avantaj etkileri olması haricinde hiçbir etkileri bulunmaz. Modifikasyonlarla ilgili olarak aşağıdaki yazımız okunabilir:

 

https://www.facebook.com/note.php?note_id=174661995925217

 

Peki evrimleşen bireyler değilse, kimlerdir? Nasıl olur da bireyler tek tek evrimleşmeden, bir türden farklı ve yeni türler oluşabilir? İşte burada, ilk maddeye dönerek, süreci upuzun bir zaman skalasına dökmenzi gerekir. Bunu yaptığınızda, nesiller sonunda, binlerce nesil önceki canlıdan farklı bir canlı elde edersiniz. Çünkü bu ufak farklılıklar o kadar fazla ve uzun miktar birikmişlerdir ki, bu genlerden oluşan bireyler, ataların genlerinden oluşan bireylerden kökten farklıdır. İşte üreyemeyecek kadar farklılaşan bu bireylere de "yeni türler" diyoruz.

 

Biraz açalım: "Başarılı" (fit: üreme ve hayatta kalma konusunda diğerlerinden daha iyi) olan ebeveynler daha kolay hayatta kalabilir ve daha fazla yavru üretebilirler. Bu yavrulara, kendilerini diğerlerine üstün kılan varyant (farklı) genleri daha büyük bir ihtimalle aktarırlar. Tüm ebeveynleri "birinci nesil" olarak alalım. Bu ebeveynlerden gelen tüm yavruların toplamı, "ikinci nesil" olacaktır. Bu nesil, ebeveynleri "başarılı" olan yavrulardır. Bu yavrular da, o andaki doğa koşullarına göre doğal yaşam mücadelesine tabi tutulurlar. Kendilerindeki farklı genlerden en üstün olanları, yani en başarılılar, daha kolay hayatta kalır ve daha çok ürerler. Böylece tamamı ikinci nesildekilerin yavrularından oluşan "üçüncü nesil", hem birinci neslin, hem ikinci neslin doğa koşullarına ve birbirlerine üstün kılan genlerine sahip olma şansını bulurlar. Burada görüldüğü üzere, her bir nesil sadece mücadele verir ve ürerler. Ancak bir değişim göstermezler. Fakat sürece genel olarak baktığımızda, bir değişim vardır, çünkü başarı, birikimli olarak aktarılır ve nesilden nesle geçer. Nesil sayısını arttırdığınızda, örneğin "bininci nesil"de, artık o kadar fazla özellik seçilerek birikmiştir ve o kadar fazla özellik zayıf kalarak elenmiştir ki, elinizde birinci nesilden tamamen farklı yeni bir tür elde edersiniz. Bu türün morfolojisi, fizyolojisi, anatomisi, davranışları, üreme sistemi değişmiştir. Belki genel olarak birinci nesildeki bireyleri andırır; ancak bilimsel gözlüklerle yapılan ayrıntılı bir inceleme, farkları ortaya dökecektir.  

 

Uzun lafın kısası, bireylerin hiçbiri değişmese de, nesiller, birikimli olarak farklılaşarak evrimleşecektir. İşte "Evrim" süreci, bu şekilde yürür.

 

Evrim'e Sebep Olan Mekanizmalar

 

Bu konuda o kadar uzun ve ayrıntılı yazılarımız var ki, burada hiçbirine tekrar değinmeyeceğiz. Zaten Evrim'i anlamak isteyen birilerinin mutlaka Yazı Dizini'mize girip bu kategorileri ve altındaki yazıları adı gibi bilmesi gerekiyor. Henüz bunları bilmeyen bir insanın Evrim hakkında yorum yapması cahillikten başka bir şey değildir. 

 

Ancak burada bilinmesi gereken, Evrim'in 6 temel mekanizmasının bilindiğidir (belki daha fazlası da vardır ve keşfedilmeyi bekliyordur) ve bunların hepsinin toplamının Evrim'e sebep olduğudur. Yani Evrim, mutasyonlardan ya da Doğal Seçilim'den ibaret değilidir, çok daha fazlasıdır. Bu sebeple, Evrim'in mekanizmaları bilinmeden, Evrim'i anlamak imkansızdır. 

 

Türleşme ve "Ara Tür" Kavramı

 

Eğer halen "tür" bilimsel olarak ne demek, neye göre tanımlanıyor ve Evrimsel Biyoloji'de türleşme nasıl oluyor, bunları bilmiyorsanız, acilen Yazı Dizini'mize başvurarak Türleşme yazı dizimizi okumalısınız. Konuyla ilgili biraz bilgi verelim, yine denize dönüş örneğinden:

 

Evrim o kadar yumuşak ve narin bir geçiştir ki, her birey kendisinden önceki ile sonraki arasında bir geçiş türüdür aslında. Bu sebeple bilimsel olarak bir "ara tür" kavramından bahsedilemez. Bunu anlamak için şu fotoğraf incelenebilir:

 

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=171713299553420&set=a.171713289553421.41880.163940083664075&type=1

 

Ancak "ara tür" kavramı, bilimdışı kaynaklarca literatüre zorla sokulmuş, daha sonradan da bilimselleştirilmiş bir kavramdır. Bilimsel literatürde "ara tür" bu upuzun ve kademeli, yavaş Evrim süreciiçerisinden belli başlı noktalar alındığında ve bu noktadaki bireylere bakıldığında görülen türlerdir. Yani aslında bu noktalar tek "ara tür" noktaları değildir, ancak en nihayetinde bir nokta almak gerekmektedir. Örneğin karadan denize geçiş incelendiğinde, şu noktalar "ara türler" olarak karşımıza çıka: Sinonyx, Pakitecus, Ambulocetus, Rodhocetus, Basilosaurus, Dorudon. Elbette bunlar arasında da bireyler ve geçişler vardır; ancak bu geçiş çok yumuşak olduğu için, ayrıca fosilleşme çok nadir olan bir olay olduğu için bu türlere ya ulaşılamaz ya da ulaşılsa ve aslında az önce saydığımız iki tür arasında olsa da, türlerden birine dahil edilir. 

 

Umarız faydalı olmuştur.

 

Saygılarımızla.

ÇMB (Evrim Ağacı)


6 Yorum