Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu içerik tıp ve sağlık ile ilişkilidir. Sadece bilgi amaçlı olarak hazırlanmıştır. Bireysel bir tıbbi tavsiye olarak görülmemelidir. Evrim Ağacı'ndaki hiçbir içerik, profesyonel bir hekim tarafından verilen tıbbi tavsiyelerin, konulan bir teşhisin veya önerilen bir tedavinin yerini alacak biçimde kullanılmamalıdır. Daha fazla bilgi için buraya tıklayınız.

Travma kelime olarak Antik Yunancadan günümüze kadar gelmiştir. Kelime anlamı "yara" ya da "mağlubiyet" olarak tercüme edilebilir. Günümüzde psikolojik bir tanım olarak kullanılan travma, kontrol edilemez psikolojik stres ve acıya neden olay olarak tanımlanır. Trafik kazaları, doğal afetler, taciz, cinsel taciz, tecavüz, savaş, yas tutma, hayati tehlike içeren hastalık geçirme gibi olayların travmaya neden olduğu araştırmalar aracılığı ile biliyoruz.

Hayati tehlikeye neden olabilecek olaylar psikolojik travmaya neden olan durumların başında geliyor. Ancak, travmanın oluşabilmesi için hayatı tehlike zorunluluğu yok. Tanısal ve İstatistiki Mental Rahatsızlıklar El Kitabı, tanıdıklarınızın başına gelen olayların tıpkı sizin başınıza gelmiş gibi etkileyebileceğinden bahsediyor. Örneğin, hemşireler, doktorlar, ambülans şoförlerinin hastalarının başına gelen olaylara tıpkı kendileri yaşamış gibi travma tepkileri verdikleri gözlemlenmiş ve günümüz TSSB kritlerinden biri olarak literatürde yerini almıştır.

PxHere

Travma Sonrası Stres Bozukluğu(TSSB)

Yüksek fiziksel ve duygusal stres yaratan durumların Travma Sonrası Stres Bozukluğu'na neden olduğu neredeyse yüz elli yılı aşkındır bilinen bir kavramdır.

İngilizce adı "Post Traumatic Stress Disorder (PTSD)" olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu, 19. yüzyılda Jacob Mendes Da Costa’dan zamanından beri bilinen psikolojik ve medikal bir rahatsızlık. Tarih boyunca ismi değişmiş olsa da (Asker Hastalığı ("Soldier’s Heart"), Savaş Bunalımı ("Shell Shock") gibi isimlerle de anılıyor), Travma Sonrası Stres Bozukluğunun çok sayıda tanımı vardır.

Yapılabileğimiz en basit tanım, travma anında takılıp kalma olacaktır. Kişi, travma anını tekrar tekrar fiziksel ve psikolojik olarak deneyimler. Örneğin, çatışma sırasında yaralanmış bir asker, seneler sonra evinin önünde patlayan bir egzoz sesi ile o anı tekrardan yaşayabilir.

Birey Nasıl Etkileniyor?

TSSB’yi anlayabilmek için deneyimlenen stres yanıtları üç ana semptom kümesi olarak özetlemek mümkündür. Bunlar:

  • Tekrardan hatırlama/yaşama,
  • Hiper-uyarılma
  • Kaçınma.

Tekrardan Hatırlama

Tekrardan hatırlama/yaşama semptomları hafıza ile alakalı. Bu tür durumlarda örnekte bahsettiğimiz asker egzoz sesini duyduğu anda kendini yere atıp siper alması, TSSB’nin tekrar yaşamaya örnek gösterilebilir. Bu tür etkiler kişinin devamlı tetikte olması, sinir, uykusuzluk, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğuna neden olduğu gibi, rahatsız edici semptomların bitmek bilmeyen etkisinden kurtulabilmek için, alkol, uyuşturucu ve benzeri bağımlılık yaratan maddelere başvurması ve bağımlılık problemlerine neden olabiliyor. 

Travmanın hafızaya etkileri sadece onu hatırlamak ile kalmayabiliyor. TSSB bazı durumlarda kişilerin olayları başkasının başına gelmiş gibi (dışarıdan izlermiş gibi) deneyimleyebiliyorlar. Olayı hatırlayamama ya da bölük pörçük bozuk şekilde hatırlamak çok görülen şikayetlerden birisi.

Hiper Uyarılma

Hiper Uyarılma vücudun tehlike anında aktive ettiği hayatta kalma mekanizmasının nedensiz yere çalışmasıdır. Mesela daha önce örnek olarak kullandığımız asker, travma anını her hatırladığında beraberinde anksiyete semptomlarını hissedecektir. Peki nedir bu hiper uyarılma semptomları? Tıpkı hayati tehlike anında olduğu gibi sempatik sinir sistemi, parasempatik sinir sisteminden kontrolü ele alıp bir dizi reaksiyon silsilesini aktive eder. Önce adrenalin ve noradrenalin salgılanır. Bu hormonlar bir çeşit yakıt gibi tehlike sistemini aktif tutar. O anda askerimizin iki seçeneği var; savaşmak ve kaçmak. Bu iki seçenekte yüksek bir enerji gerektirdiği için kalp atışları artmaya başlar, kaslar gerilip aksiyona hazırlanır, enerjinin yakılabilmesi için dışarıdan oksijen girişi artıp, hızlı ve derin nefes almaya başlar. Vücut sindirim, boşaltım gibi o anda gereksiz olan sistemleri kapatarak bütün dikkatini karşıdaki tehlikeli duruma yöneltir.

Bütün bu reaksiyona “Savaş ya da Kaç” tepkisi denir. TSSB diğer semptom gruplarından biri olan hiper-uyarılma ve "Savaş ya da Kaç" sisteminin aşırı hassas bir şekilde çalışması olarak tanımlanabilir. Travmanın kontrol edilemez bir şekilde tekrar yaşanması, aşırı hassas Savaş ya da Kaç tepkisi ile birleştiğinde, kişi genelde dış uyarıcılardan elinden geldiği kadar kaçınmaya çalışır.

Kaçınma

Kaçınma tepkisi anlık hissedilen stresi azaltır. Ancak tedavi edilmediği sürece kaçınma tepkisi bir sonraki kriz anının daha şiddetli geçmesine yol açtığı gibi, aynı zamanda kişinin etkinlik ve yetkinliğini aşırı derece sınırlayan bir hale getirmesi muhtemeldir. Mesela, araba sesleri yaşadığı travmayı hatırlatan askerimiz bir süre sonra işe gitmeyi bırakabilir, işini kaybedebilir, bir süre sonra kendine bakamayacak bir hale kaçınma yüzünden gelebilir.

TSBB aslında hayati tehlikeye karşı insan vücudunun geliştirdiği evrimsel bir cevap. Bu açıdan baktığınızda TSSB bir dizi ihtiyat tepkisinden ibaret. Serengeti düzlüklerinde hayat kavgası veren bir ceylanın hayatta kalmak için kullandığı tepkilerin aynısı. Avlanmayı bırakan bir toplumun üyeleri olarak, İstanbul sokaklarında TSSB semptomları baş edilemeyecek kadar büyük bir sorun olarak kalıyor.

Birincil Travma ve İkincil (Dolaylı) Travma

Travma teorisyenlerinin uzun süredir tartıştığı kavramlardan biri de birincil ve dolaylı travma kavramları. Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) İkincil Travma ya da Dolaylı travma, travmatik bir olayın ilk elden anlatımı yoluyla maruz kalma olarak tanımlıyor. Tanısal ve İstatistiki Mental Rahatsızlıklar el kitabının beşinci versiyonunda ikincil travma bir tanısal kriter olarak yer alıyor. Horesh gibi araştırmacılar ikincil travma tanımının genişletilmesinden memnun; ancak tanımın daha da genişletilmesinden yana.

Konu ile ilgili tartışmaların odağında İkiz Kuleler'e yapılan 11 Eylül 2001 terörist saldırılarının ardından yapılan araştırmalar alıyor. Kitleler binlerce insanın can verdiği korkunç olayı canlı olarak izledi. Yakın zamanda yapılan farklı araştırmalar, aynı zamanda 11 Eylül saldırılarını sadece televizyondan tanık olan kişilerin Travma Sonrası Stres Bozukluğu semptomlarını sergilediklerini ortaya koyuyor.

Medya Travması
Medya Travması
Unsplash

Farklı popülasyonlarla tekrar edilen bu tip araştırmalar medya üzerinden tanık olunan travmatik olayların Travma Sonrası Stres Bozukluğu Semptomlarına neden olduğunu gösteriyor. Bu araştırmalara örnek olarak Saylor Conway’in İkiz kule saldırılarının çocuklar üzerinde etkisini, Nelson Yeung Sichuan Depremi ardından medya yayınlarının genç nüfus üzerindeki etkilerini Yaakov Hoffman, İsrail’e yapılan füze saldırılarından medya aracılığı ile haberdar olan kişiler üzerindeki etkilerini araştırmış. Birbirinden ayrı olarak yapılan bütün bu araştırmalar Travma Sonrası Stress Bozukluğu semptomlarında dikkate değer artış görmüşler.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?

Travma sonrası stress bozukluğu için tavsiye edilen en etkili tedavi şekli psikoterapidir. Davranışçı Bilişsel Terapi ve EMDR klinik travma tedavisi için etkili bir şekilde kullanılmaktadır.

Davranışçı Bilişsel Terapi

Davranışçı Bilişsel Terapi'nin teşhir tekniği bilinen en etkili tedavi şeklidir. TSSB'nin doğası gereği bu rahatsızlıktan şikayetçi bireyler başlarına gelen olay ile ilgili konuşmaktan çekinirler. Onları suçlayabilir misiniz? Çünkü hikayeyi anlatmanın kendisi olayı baştan yaşamak, anksiyete semptomlarını deneyimlemek manasına gelir.

Fobi, sosyal anksiyete, obsesif kompolsif rahatsızlıklarda da kullanılan teşhir tedavisinin uygulanması TSSB için çok daha zordur. Çünkü teşhir tedavisi klinik ortam içerisinde kontrollü bir şekilde korku, kaygı, stress ve anksiyete üretici konu yada objelere kontrollü bir şekilde teşhir edilme esasına dayanır. Travma teşhiri için kişinin başına gelen olayı anlatması istenir. Hikayenin kendisini anlatabilmek anlık hem fiziksel hem de psikolojik stres yaratır.

Ancak, uzun vadede hikayenin kendisini anlatmak Savaş ya da Kaç tepkisinin etkilerini azaltır. Çıkarılan tedavi planına göre değişmek ile birlikte travma sayısız kere anlatılır. Bir çok travma teşhir terapisti hastanın anlattığı hikayeyi ses kaydına alıp, klinik dışında hergün kendi seslerinden hikayeyi dinleterek, anksiyete semptomlarının azalmasını sağlamaya çalışır. Kullanılan tekniklerden bir başkası ise, senaryo yazarı gibi hikayeyi baştan istenilen şekilde anlatılmasıdır.

Terapi teşhir tedavisine ek olarak kişinin travma ile birlikte güçlendirdiği kendisi ve etrafı hakkındaki olumsuz görüşleri değiştirmeyi de amaçlar. Örnek olarak, çatışma sırasında arkadaşını kaybeden bir asker, arkadaşını kurtaramadığı için kendini suçlayıp, zayıf bir insan olduğuna ve zayıf insanların yaşamaya haklarının olmadığına inanabilir. Davranışçı Bilişsel Terapi bu tip negatif duygu, düşüncüler kognitif yapılandırma alternatifler sunar. İnanılanın aksine psikoterapi sadece pozitif düşünce ve tepkilerin uygulandığı bir yer değildir. Burada amaç, kişinin etrafındaki olan olayları nasıl yorumladığının farkına varmasını sağlamaktır.

EMDR

EMDR dilimize Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme olarak çevrilmektedir ve Travma tedavisinde etkili bir şekilde kullanıldığı çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 5
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/04/2020 08:08:20 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8144

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilgiden kaçış yoktur.”
Larry Niven
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder