Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Tazmanya Canavarlarının Korkulu Rüyası Olan Bulaşıcı Kanser Nedir?

14 dakika
1,062
Tazmanya Canavarlarının Korkulu Rüyası Olan Bulaşıcı Kanser Nedir? ABC News
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?

  • Tazmanya şeytanı, Dasyuridae familyasına ait, güçlü çeneleri ve leşçil beslenme alışkanlığıyla bilinen, küçük ama güçlü bir etçil keseli hayvandır.
  • Devil Facial Tumour Disease (DFTD), Tazmanya şeytanlarında bulaşıcı ve parazitik özellikler taşıyan ölümcül bir yüz kanseri olup, popülasyonun %50'sini azaltmıştır.
  • DFTD hastalığına karşı bağışıklık geliştiren bireylerin ortaya çıkması, türün hızlı evrimleştiğini ve hastalıkla uzun vadede birlikte yaşayabileceğini göstermektedir.

1806 yılında Hobart Town olarak bilinen küçük bir yerleşim yeri, o dönemde Ayı opossumu (İng: "Bear Opossum") olarak adlandırılan tuhaf bir yaratığın uğultularıyla yankılanıyordu. Akşam karanlığı çöktüğünde, George Harris yine aynı rahatsız edici sesleri duymaya başladı. Her gece aynı sorun tekrarlanıyordu; karanlık çöktüğünde bu gürültü dayanılmaz hale gelebiliyordu.

George Harris, Hobart'ın yeni kurulmuş olan bu sürgün kasabasında asistan haritacı olarak görev yapıyordu.[1] Bunun yanı sıra doğa bilimlerine büyük ilgi duyan bir doğa bilimciydi ve yerel halkın "şeytan" olarak adlandırdığı bu küçük, siyah hayvanları incelemeye karar vermişti. Tazmanya şeytanlarını yakalamak zor olmamıştı. Her biri küçük bir köpek büyüklüğündeydi. Ayak izleri sıklıkla Hobart'ın kumlu plajlarında görülüyordu. Harris, çiğ et parçalarıyla tuzaklar kurarak iki Tazmanya şeytanını yakalamış ve onları evine getirip boş bir tahta fıçıda tutmaya başlamıştı.

Harris, bir tahta fıçının yanına yaklaşıp kapağını kaldırdı. İçeride, erkek ve dişi şeytanlar birbirlerine öfkeyle çığlık atıyordu. Harris, onları birbirlerine alışmalarını umarak zincirle bağlamıştı. Fakat gündüzleri huzur içinde uyumalarına rağmen, karanlık çökünce kavga etmeye başlıyorlardı. Onları evcilleştirip evcil hayvan olarak besleme umudu hızla tükeniyordu.[2] Bu hayvanlar inanılmaz derecede vahşiydi. Görünüşe göre şeytanların tek iyi yanı, mahkumlar için taze et sağlamalarıydı. Harris, bu canlılardan tatmamıştı ama etlerinin tadının dana etine benzediğini duymuştu.

Tüm Reklamları Kapat

Harris, içinde bulundukları duruma duyduğu umutsuzlukla, şeytanlara bakakaldı. Ardından, bu yaratıklarla ilgili notlarını yazmaya devam etmek için masasının başına döndü. Ünlü doğa bilimci Joseph Banks'e, Londra'ya gönderilmek üzere uzun bir betimleme yazmaya kararlıydı. Harris, hayvanın ayrıntılı bir çizimini bile yapmış ve ona Didelphis ursine adını vermişti. Bu isim "ayı opossumu" anlamına geliyordu. Ancak sonraki bilim insanları, Tazmanya şeytanının ne bir ayı ne de bir opossum olduğunu belirleyecekti.

Harris tarafından çizilen 1808 tarihli ilk illüstrasyon. Tazmanya canavarı ve Tazmanya kaplanı.
Harris tarafından çizilen 1808 tarihli ilk illüstrasyon. Tazmanya canavarı ve Tazmanya kaplanı.
Wikimedia Commons

Avrupalı yerleşimciler, Tazmanya şeytanının küçük boyutuna rağmen ne kadar ürkütücü ve vahşi olabileceğini çabucak keşfettiler. Bu yaratıkların geceyi temsil eden kötü varlıklar olarak görülmesi, onların kötü şöhretini daha da artırdı. Tazmanya şeytanlarına verilen bilimsel isimler bile, Avrupalıların bu garip ve vahşi hayvana nasıl şaşkınlık ve korkuyla yaklaştıklarını gösteriyordu. Örneğin, Sarcophilus satanicus (Tr: "şeytani etsever") ve Diabolus ursinus (Tr: "şeytani ayı") gibi isimler verilmişti.

Tazmanya Şeytanının Kötü Şöhreti

Bazı yerleşimciler, onları "Beelzebub'un yavruları" olarak adlandırdı, zira bu yaratıklar, şeytan Beelzebub gibi geceyle ilişkilendirilen kötü varlıklar olarak kabul ediliyordu. Beelzebub, genellikle Hristiyan geleneğinde ve Batı mitolojisinde şeytan ya da bir iblis olarak bilinen bir varlıktır. İsminin kökeni, antik Filistin'deki Ekron şehrinin tanrısı Baal-Zebub'a dayanır. Beelzebub, "sineklerin efendisi" anlamına gelmektedir ve zamanla şeytani bir figür olarak tanımlanmıştır. Hristiyanlıkta Beelzebub, cehennemin baş iblislerinden biri olarak kabul edilir ve genellikle Şeytan'ın başka bir adı ya da ona yakın bir iblis olarak anılır.[3]

Tazmanya canavarları, yeni kurulan yerleşimlerin etrafında sıkça görülüyordu ve tavukları öldürerek halkın kinini kazanıyordu.[4] Bu da zaten kötü olan ününü daha da kötüleştiriyordu. Avustralya'nın yerli hayvanlarını genellikle savunan saygın doğa bilimci John Gould bile bu canlıya kötü bir itibar kazandırmada diğerlerine katıldı.[5] Tazmanya canavarı için şunları söylüyordu:[2]

Tüm Reklamları Kapat

Siyah rengi ve çirkin görünüşü ona Şeytan veya Yerli Şeytan gibi isimler kazandırdı. (Bu hayvan) doğası itibarıyla son derece vahşi ve evcilleştirilemez.

Tazmanya canavarları o kadar efsaneleşecekti ki, 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Tazmanya şeytanı sürüleri tarafından tuzağa düşürülüp canlı canlı yenilen insanlara dair hikayeler anlatılmaya başlandı. Büyük köpeklerin Tazmanya şeytanı sürüleri tarafından parçalanıp yok edildiğine dair söylentiler de hızla yayıldı.

Tazmanya canavarları, dünyada ün kazandı. Karikatüristler tarafından çizilen versiyonlar, gerçek Tazmanya şeytanlarıyla neredeyse hiç benzerlik taşımıyordu. Ancak gerçekte, bu canlı ne korkutucu bir avcıydı ne de yerleşimcilerin düşündüğü kadar güçlüydü. Neyse ki, Tazmanya kaplanları ile aynı kaderi paylaşmadılar ve insanlar tarafından avlanıp zehirlenmelerine rağmen hayatta kalmayı başardılar. Nihayetinde Tazmanya'nın çok sevilen bir simgesi haline geldiler.

Looney Tunes serisinde yer alan Tazmanya canavarları.
Looney Tunes serisinde yer alan Tazmanya canavarları.
Disney Art On Main Street

Tazmanya şeytanı, Dasyuridae adı verilen bir keseliler ailesine aittir. Tazmanya şeytanı, günümüzde yaşayan en büyük etçil keselidir, ancak eğer soyu tükenmemiş olsaydı, bu unvanı Tazmanya kaplanı alacaktı.

Büyük, geniş bir başı ve oldukça güçlü çeneleri olan bu yaratıklar, biraz köpeği andırır. Güçlü bir kokuya sahiptirler ve George Harris'in de bahsettiği gibi, özellikle beslenirken inanılmaz derecede yüksek sesle çığlık atabilirler.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Tazmanya canavarı, temelde leşçidir. Bulabildiği her şeyi yer ve özellikle leşleri yemekten hoşlanır. Küçük boyutlarına rağmen, son derece güçlü bir ısırığı vardır. Çeneleri o kadar kuvvetlidir ki kalın kemikleri bile kırabilir ve dişleri öylesine keskindir ki avının kürk, kemik ve dişleri dahil her parçasını yiyebilir.

Her ne kadar temel olarak leşle besleniyor olsalar da Tazmanya canavarları küçük memeliler, kuşlar, sürüngenler, kurbağalar, böcekler ve hatta deniz omurgasızları gibi canlıları da avlarlar.

Geçmişte çiftçiler koyun leşleri üzerinde beslenirken görüldükleri için onların koyunları öldürdüğünü düşünüp onlardan hoşlanmazlardı.[6] Ancak gerçekte, sadece ölü koyunları ve sığırları yedikleri için, çiftlik arazilerini sineklerden ve kurtlardan temizleyerek dolaylı yoldan fayda sağlıyorlardı.

Tazmanya canavarı besleniyor.
Tazmanya canavarı besleniyor.
Wikimedia Commons

Bir asırdan fazla bir süre boyunca, Tazmanya canavarları tuzaklarla yakalandı ve zehirlendi. Uzun bir süre boyunca kimse onları korumak için çaba göstermedi. Ancak Haziran 1941'de, Tazmanya yasaları sonunda bu canlıları koruma altına aldı. Yavaş yavaş sayıları artmaya başladı. Ne yazık ki, Tazmanya canavarlarının varlığı bu kez korkunç yüz tümörleri oluşturan ölümcül bir hastalık nedeniyle yeniden ciddi bir tehdit altına girdi.

Tazmanya Canavarlarını Etkileyen Yüz Tümörü

Tazmanya canavarlarını tehdit eden en büyük tehlikelerden biri, Devil Facial Tumour Disease (DFTD) olarak bilinen agresif, viral olmayan, bulaşıcı bir parazitik kanserdir. Bulaşıcı kanserlerden muzdarip bir diğer canlı da köpeklerdir.[7] Bu hastalık, Tazmanya canavarlarının ağız çevresinde veya içinde küçük lezyonlar veya şişlikler şeklinde başlar ve hızla yüz, boyun ve bazen de vücudun diğer bölgelerinde büyük tümörlere dönüşür. Bu tümörler, hayvanların beslenmesini engeller ve etkilenen canlı genellikle açlıktan ölür. Kanser bir kez belirgin hale geldiğinde, neredeyse her zaman ölümle sonuçlanır.

Kanserden muzdarip bir Tazmanya canavarı.
Kanserden muzdarip bir Tazmanya canavarı.
Nature

Hastalığın ortaya çıkmasından bu yana Tazmanya canavarı nüfusunun %50 oranında azaldığı tahmin edilmektedir. Hastalık, Tazmanya'nın %65'ine yayılmış olup en yoğun olarak adanın doğu kesiminde görülmektedir.

Tüm Reklamları Kapat

Bulaşıcı Kanser Nedir?

Bulaşıcı kanser, bir bireyden diğerine doğrudan kanser hücrelerinin geçişiyle yayılan nadir bir hastalıktır. Bu tür kanser, herhangi bir virüs veya bakteri gibi enfeksiyöz ajanlar aracılığıyla değil, doğrudan kanserli hücrelerin aktarılmasıyla bulaşır. Bulaşıcı kanserler genellikle aynı türde ya da birbirine yakın türler arasında yayılır. Hayvanlarda bazı bulaşıcı kanser türleri doğal olarak evrimleşmiştir, ancak insanlarda bu durum çok nadirdir.

Bulaşıcı kanserlerin yayılabilmesi için belirli koşulların bir araya gelmesi gerekir. İlk olarak, bireyler arasında genetik çeşitliliğin düşük olması, kanser hücrelerinin bir bireyden diğerine geçişini kolaylaştırır. Bu durum, kanser hücrelerinin yeni bir ev sahibinde bağışıklık sisteminden kaçmasına olanak tanır. İkinci olarak, kanser hücrelerinin transferi için etkili bir taşıma sistemi gereklidir. Bu taşıma, doğrudan fiziksel temas (örneğin, ısırma veya cinsel temas) yoluyla ya da çevresel faktörler aracılığıyla gerçekleşebilir. Son olarak kanser hücrelerinin başka bir bireye bulaşabilmesi için yeterli sayıda bulaşıcı hücrenin transfer edilmesi şarttır.[8] Bu koşullar bir araya geldiğinde bulaşıcı kanserler yayılma potansiyeli kazanır.

Kanserden muzdarip Tazmanya canavarları.
Kanserden muzdarip Tazmanya canavarları.
ResearchGate

Bulaşıcı kanserler gerçek birer parazit gibi davranır. Parazitlerle benzer şekilde, DFTD hücreleri de ev sahibinin hayatta kalması için gerekli olan kaynaklara erişir ve bu kaynakları kullanarak büyür. Ancak bir parazitten farklı olarak, DFTD hücreleri ev sahibini hızla tüketir ve öldürür. Bu tip bir kansere, köpeklerde görülen Köpeklerde bulaşıcı venereal tümörü (İng:"Canine Transmissible Venereal Tumor") (CTVT) hastalığı da örnek olarak verilebilir. Bu tür hastalıklar, genellikle yoğun popülasyonlarda daha kolay yayılır; çünkü daha fazla potansiyel konakçı bulunur.

Tüm Reklamları Kapat

Bulaşıcı Kanserin Genetik ve Evrimsel Dinamikleri

DFTD'nin ilk gözlemleri 1996'da yapılmış, ancak bilimsel olarak belgelenmesi 2006'ya kadar sürmüştür. Yapılan araştırmalar, DFTD hücrelerinin tamamında belirli ortak kromozomal anormallikler bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, hastalığın etiyolojisinin viral veya parazitik bir enfeksiyondan kaynaklanmadığını, aksine bulaşıcı bir kanser olduğunu güçlü bir şekilde desteklemektedir.

Tipik olarak, kanser hücreleri farklı bireylerde rastgele genetik mutasyonlara sahiptir. Ancak DFTD vakalarında, tümör hücrelerinin tüm Tazmanya canavarlarında aynı genetik yapıya sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, DFTD'nin klonal bir hücre hattı üzerinden yayıldığını, yani hastalığın bir bireyde ortaya çıkan orijinal kanser hücrelerinin diğer bireylere bulaşarak yayıldığını göstermektedir. Hastalığın yayılma mekanizması, genellikle Tazmanya canavarlarının birbirini ısırması gibi fiziksel temaslar yoluyla, canlıdan canlıya doğrudan aktarılabilen kanser hücrelerinin transferi şeklinde gerçekleşmektedir.

Kanser hücrelerinin popülasyonları, eşeysiz üreyen tek hücreli organizmalarla aynı temel evrimsel süreçlere tabidir.[9] Bulaşıcı kanserler bir ev sahibi bireyden diğerine canlı kanser hücrelerinin fiziksel olarak transferi yoluyla yayılabilen klonal soy hatlarıdır.

Ek olarak DFTD, şu anda iki farklı kanser soyundan oluşmaktadır: 1996'da keşfedilen DFT1 ve 2014'te keşfedilen DFT2. DFT1, Tazmanya'nın büyük bir kısmına yayılmışken, DFT2 daha küçük bir bölgede sınırlı kalmıştır. DFTD'nin iki farklı kanser soyundan oluştuğu gerçeği, Tazmanya canavarlarında birbirinden bağımsız iki bulaşıcı kanser türünün ortaya çıktığı anlamına gelir.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)

Bedreddin: Hayatı ve Düşünceleri

Murat Küçük

“Adil bir dünyanın özlemini duyuyordum. O dünyada hepimize yer olmalıydı. Oysa iktidar savaşlarıyla birbirini boğazlayan orduların ayakları altındaydı insanlık. Yoksulların çaresizliğini düşündükçe bir şeyler yapmamız gerektiğini hissediyordum.”

Söz konusu Şeyh Bedreddin olunca yanıtları belki de her daim muğlak sorularla baş başa kalırız. Bir medrese âlimiyken neden tasavvuf yolunda menzil almıştır? Fikirlerinin Anadolu ve Balkanlar’da bu kadar etkili olabilmesinin nedeni nedir? Dinlerin eşitliğine dair düşüncelerinde Hıristiyan-Helen köklerinin etkisi var mıdır? İsyancılara atfedilen özel mülkiyet karşıtı fikirlerin ilham kaynağı gerçekten Şeyh Bedreddin midir? Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’le yolları nasıl kesişmiştir? İsyanı planlamış mıdır yoksa rüzgârın yönüne doğru mu yürümüştür sadece?

Murat Küçük zihninde bu sorularla altı yüzyıl önceye gidip söyleşiye davet ediyor Bedreddin’i. Daha yakından tanımak istiyor bu akılcı fıkıh âlimi, gönül gözü açık sufi ve isyankarların yoldaşı şeyhi… Tarihin karanlıklarında kalmış olayları hayali bir Bedreddin’le aydınlatma emeliyle akıl ve kalple dolu bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Okuyucuya Not: Hayali söyleşiler, dünyayı değiştiren, onu anlamamızı sağlayan önemli isimlerle tanışmak veya onları yeniden keşfetmek isteyenlere keyifli bir okuma sağlamak amacıyla hazırlandı. Bu söyleşiler hayal ürünü olsa da biyografik gerçeklere dayanıyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori

Murat Özbank

2013 yılının Haziran ayında, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nı dolduran çok dilli, çok dinli, çok ideolijili, çok kimlikli insan çoğulluğu arasında bir “ruh” dolaştı: özgürlük ve demokrasi ruhu. Bu ruh, Türkiye’de siyasal hayatı ve siyasal tahayyülü derinden etkileyebilecek gelişmelerin ve arayışların yolunu açtı. Peki nasıl doğmuş, nasıl büyümüştü bu ruh? Dile gelecek olsa hangi kavramlarla konuşur, nasıl bir kuramsal zemine yaslanırdı?

Gezi Ruhu ve Politik Teori bu sorulara yanıt arayan, öznellikle nesnelliği, bir siyaset gözlemcisinin kavramsal bakışıyla bir katılımcının heyecan, umut ve öfkesini harmanlayan, hem politik hem de teorik bir kitap. Bir yandan 2013 Haziran’ının o ateşli günleri üzerine yeniden düşünmek için bir fırsat veriyor, bir yandan da Weber, Arendt, Schumpeter ve Habermas’ın siyasete dair teorileri ve kavramlarıyla tanıştırıyor bizi. Hem politikaya ve politik teoriye merak duyanlar için bir başlangıç sunuyor, hem de Gezi olaylarının demokratik siyasetin bugünü ve geleceği açısından anlamı üzerine düşünmek isteyenlere özgün, berrak ve samimi bir üslupla rehberlik ediyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori olayların gerçekliğini doğrudan sunan bir fotoğraf değil, çıplak gözle görülenlerin gerisindeki ruhu, “Gezi Ruhu”nu yansıtan bir portre çalışması. Tam da o ruhun içerdiği öznelerarası niteliğe uygun şekilde…

WEBER’DEN ARENDT’E GEZİ’DE POLİTİK GÜÇ VE ŞİDDET

ERDOĞAN’DAN SCHUMPETER’E GEZİ’DE DEMOKRASİ VE POLİTİK MEŞRUİYET

GEZİ’DEN HABERMAS’A DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI

İşgal Et-İtaatsizlik Üzerine Üç Tez

W. J. T. Mitchell, Bernard E. Harcourt, Michael Taussig

Occupy hareketinin bir başka örneği de 2013 yılında Gezi Parkı Direnişi’yle Türkiye’de yaşandı. Direnişle birlikte Türkiye’de birçok ezberin bozulduğuna şüphe yok. Peki, Tahrir Meydanı’yla Zuccotti Park’ın “işgal”inin ardından tüm dünyayı etkisi altına alan bu hareketin temeli neye dayanıyor, talebi ne?

İşgal Et, Orta Doğu’dan New York, Chicago, Londra, Berlin, Frankfurt, Quebec ve Hong Kong gibi şehirlere uzanan “kamusal alanı işgal etme” eylemlerinin dinamiklerini üç farklı açıdan ele alıyor.

Taussig’in, eylemcilerin işgal ettiği Zuccotti Park üzerine kendi gözlemlerini etnografyayla harmanlayarak yazdığı açılış makalesinin ardından Bernard E. Harcourt “sivil itaatsizlik” ile “siyasi itaatsizlik” arasındaki önemli farkı inceliyor. Occupy Wall Street eylemcilerinin “siyasi itaatsiz”ler olarak, yani siyasi söylemleri ve stratejileri reddederek yeni, radikal bir protesto biçimini nasıl hayata geçirdiklerini gözler önüne seriyor. Son olarak medya eleştirmeni ve kuramcısı W. J. T. Mitchell, Occupy imgelerinin kitle iletişim araçları ve sosyal medya aracılığıyla tüm dünyaya yayılmasını mercek altına alıp devrim anıtı olarak “boş alan”ın nasıl kullanıldığını irdeliyor.

“Belirli talepleri olmadığı için Occupy hareketinin ilkel ve dağınık olduğunu düşünüyorlar. Sanki eşitlik bir talep, üstelik bireyi de gerçekliği de yeniden tanımlayan hem ahlaki hem ekonomik bir talep değilmiş gibi.”

-Michael Taussig

“İktidarla uzlaşmayı, geleneksel siyasete uymayı, kurallara göre oynamayı en baştan reddeden Occupy yeni bir siyasi angajman, yeni bir siyaset biçimi yarattı. Geleneksel siyasetin kelime haznesine meydan okuyan, kullandığımız grameri muğlaklaştıran, siyasetin dilini bütün oyunbazlığıyla çarpıtan yeni bir angajman biçimiydi bu.”

-Bernard E. Harcourt

“Belki de ‘boş alan’ yalnızca devrimin değil… gelecek yeni bir demokrasi, yeni bir küresel düzen ihtimalinin de tek gerçek anıtıdır.”

-W. J. T. Mitchell

Marcel Duchamp ve İşin Reddi

Maurizio Lazzarato

Zamanı ve dünyayı yaşamanın bambaşka bir yolu olarak tembel eylem!

“Duchamp kapitalist toplumdaki vazife, rol ve ölçülere teslim olmayarak hem sanatsal hem de ücretli işi inatla reddetmiş, üstelik sanatın ve sanatçının tanımlarına meydan okumakla da yetinmemiştir.” Onun radikal eylemsizliği kapitalist toplumun üç sacayağına birden meydan okumasından ileri gelir: Mübadele, mülkiyet ve emek.

Maurizio Lazzarato, Marcel Duchamp’ın yerleşik iktidar ilişkilerini askıya almanın, politik kırılmayı mümkün kılan koşulları yaratmanın ve yeni bir öznelliğin inşasının başlangıç noktası olarak tanımladığı “işin reddi” ve “tembel eylem” kavramlarını, hem sosyoekonomik bir eleştiri hem de felsefi bir kategori olarak ele aldığı kitabında, henüz çözülememiş bir ihtilafa işaret ederek Duchamp üzerinden yeni bir kapı aralıyor: “Amaçlanan çalışmama özgürlüğü müdür yoksa çalışarak özgürlüğe kavuşmak mıdır?”

“İşin reddi” ve “tembel eylem” bir olanağa işaret eder ve “Olanak bir zerreciktir,” der Duchamp. Artık aynı şekilde görüp aynı şekilde duymadığımız bu olanağa erişmekse başka bir yaşam biçimine bağlıdır, “zerreciğin tembel sakinleri” gibi.

Marx Okumak

Slavoj Žižek , Frank Ruda ve Agon Hamza

Bu kitapta sunulan felsefi okuma, Marx ile Platon, Descartes ve Hegel arasında üretken olabilecek kısa devreler sunmak üzere şekilleniyor: Kapitalist mağarada Platoncu Marx, öznellik düşmanlarına öznelliği savunan Kartezyen Marx, emek temelinde özilişkisel bir olumsuzluk gören Hegelci Marx bir araya geliyor.

Günümüzün önemli Marksist düşünürlerinden Žižek, Ruda ve Hamza, cesur bir felsefi hamleyle Marx’ı yeni bir özgürleşme siyasetine zemin sunabilecek tarzda yeniden yorumluyorlar. Sonuçta, parçacık fiziğinden güncel siyasi eğilimlere uzanan bir turla kapitalizmin içinde bulunduğu krize farklı bir yaklaşım getiren muhayyel, yaratıcı ve deneysel bir okuma çıkıyor karşımıza.

“Çok yerinde bir zamanlamayla kaleme alınmış bu eserde yazarlar, alışılagelmiş şekilde Hegel eleştirisi üzerinden Marx’ı anlama yaklaşımını tersine çeviriyor, işe Marx’tan başlayıp sonra Hegel’e dönüyorlar. Önümüze yepyeni bir entelektüel ufuk açıyorlar.”

Kojin Karatani

“Marx Okumak bizi günümüzde Marx’ın kazandığı yeni önemi anlamaya çağırdığı kadar, felsefe ile Marx’ı buluşturmanın gücünü de ortaya koyuyor. Her sayfası felsefi bir Marksizmi nasıl tasavvur edilebileceğini ortaya koyan ilham verici fikirlerle dolu.”

Todd McGowan, Vermont Üniversitesi

Mümkün Ütopya: Yaşanabilir Bir Toplum İçin Stratejiler

Michael Albert

“Zihinler değişiyor. Rejimler çöküyor. Yeni yapılar doğuyor. Çalkantılı zamanlar, çalkantılı değişimler yaşanıyor. Yine de zaferin kaçınılmaz olduğunu söyleyemeyiz. Peşine düşülen hedeflere erişmek için insanlar acı ve öfkeden sıyrılıp harekete geçmeli, bölünmüşlükten beraberliğe ve mücadeleden zafere yürümeli. Anlık zaferlerin ötesinde yeni toplumsal ilişkiler biriktiren ve çeşitlendiren kazanım yörüngelerine ihtiyacımız var.”

“Yeni bir toplum yaratma yolunda aktivist bir ‘toplumsal değişim ekibi’ işe nereden başlayacağını, nihai hedefini ve başlangıç noktasından bitiş noktasına nasıl gideceğini bilmek zorundadır. Bu kitabın konusu işte tam olarak budur.”

Mümkün Ütopya yaşanılabilir bir toplum için yeni seçenekler, davranışlar ve sonuçlar doğuracak yeni uygulamalar üzerine bir çalışma. Michael Albert mevcut gerçekliğe dair kıyamet senaryolarının kurgulandığı günümüzde sabırlı, ağırbaşlı ve cüretkâr olmanın altını çizerek “İnsanların küçümsendiği bir sığınak yerine karşılıklı yardım için bir aracıya dönüşen hareketleri” nasıl yaratabileceğimize kılavuzluk edecek bir teori ortaya koyuyor. Bunu yaparken bizi bir arada tutan hükümet, ekonomi, akrabalık ve kültürün birbirleriyle, değişimle ve tarihle ilişkisini anlamaya ve bildiğimiz toplumsal hiyerarşileri yaratmadan işlevlerini nasıl yerine getirebileceklerini görmeye yardımcı oluyor.

Birbirimiz adına nasıl harekete geçebiliriz?

Harekete geçtiğimizde karşılıklı olarak nasıl fayda sağlarız?

Kendimizi nasıl örgütleriz?

Siyasal bağlantılarımız sebebiyle ne tür faydalar ve sorumluluklar ediniriz?

İnsanlar bir toplumsal harekete katıldıktan ve o hareketin tanımlanmış hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden o hareketi terk ederler?

Mevcut kurumların kalıcılığını önden kabullenerek yalnızca kötü yanlarını iyileştirmekle mi yetineceğiz (yani reformist olacağız) yoksa mevcut kurumları ihtiyaç duyulan işlevlerini yeni yollarla karşılayan yeni kurumlarla mı değiştireceğiz (yani devrimci olacağız)?”

“Mümkün Ütopya adil bir dünya yaratabilecek dinamik bir hareket isteyen aktivistlerin yüzleştiği birçok soruyu yanıtlıyor.”

Bill Fletcher, Jr.

Rota

Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?

Bruno Latour

“Yaşayabileceğimiz bir toprağı nasıl bulacağız? […] Nereye gideceğimizi de, nasıl yaşayacağımızı da, kimlerle birlikte yaşayacağımızı da bilmiyoruz. Bir yer bulmak için ne yapmalıyız? Yönümüzü nasıl bulacağız?”

Toprak mefhumunun yapısı değişiyor, tüm aidiyetler dönüşüm sürecinde, herkes evrensel anlamda paylaşılabilir bir dünyanın, içinde yaşanabilir bir toprağın eksikliğiyle karşı karşıya ve yerküre direnmeye başladı; tarihte ilk defa insan toplumları, yer sisteminin insan eylemine verdiği tepkileri kavramak zorunda… Bruno Latour, Rota’da çizdiği bu manzaranın “belli bir tarihsel eğrinin sonu”na işaret ettiğini iddia ediyor ve bunu toplumsal sınıf mücadelesinin, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşümü olarak yorumluyor.

Latour dünyanın karşılaştığı üç büyük sorunu bu dönüşüm temelinde değerlendirerek göç krizinin, iklim durumunun inkârının ve inanılmaz boyutlara ulaşan eşitsizliğin aslında tek bir olay olduğunu iddia ediyor. Artık Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine “Modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki hareketi” gözetmemiz gerektiğini söylüyor: bir yandan toprağa bağlanmak, öte yandan dünyasallaşmak.

Devamını Göster
₺1,299.00
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)

BBC

Tazmanya canavarları arasında DFTD hızla yayılmış olsa da bazı bireylerin bu hastalığa karşı bağışıklık geliştirdiğine dair kanıtlar bulunmaktadır.[10] Bu durum, Tazmanya canavarlarının DFTD'ye karşı hızlı bir şekilde evrimleştiğini ve uzun vadede hastalıkla yaşayabilir hale gelcekleri beklenmektedir. DFTD, bir parazit gibi evrimsel stratejiler geliştirerek yayılmasını sürdürmüş ve Tazmanya canavarları ile bu kanserin bir süre daha birlikte var olabileceği anlaşılmıştır.

DFTD'nin gerçekten bulaşıcı bir kanser olarak tanımlanabilmesi için bu kanser hücrelerinin yeni bir Tazmanya canavarında aynı şekilde kanser oluşturabilmesi gerekmektedir. Genetik analizler, DFTD hücrelerinin Tazmanya canavarlarının kendi doku hücrelerinden tamamen farklı olduğunu ve hastalığın bu farklı hücreler tarafından yayıldığını doğrulamıştır. Dahası DFTD hücreleri, tıpkı parazitlerin ev sahibi organizmaların bağışıklık sistemini alt etme yolları bulduğu gibi, ev sahibi canlının bağışıklık sisteminden kaçabilmek için çeşitli stratejiler geliştirmiştir.

Araştırmacı Alex Kreiss, Avustralya'nın Hobart kentindeki Tazmanya Üniversitesi'ne bağlı Menzies Araştırma Enstitüsü'nde Tazmanya Şeytanı "Cedric"i tutuyor. Bir zamanlar, ikonik Tazmanya canavarlarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getiren bulaşıcı yüz kanserine karşı bağışık olduğu düşünülen Cedric, hastalığa yenik düştükten sonra, ötenazi uygulanarak hayatına son verildi.
Araştırmacı Alex Kreiss, Avustralya'nın Hobart kentindeki Tazmanya Üniversitesi'ne bağlı Menzies Araştırma Enstitüsü'nde Tazmanya Şeytanı "Cedric"i tutuyor. Bir zamanlar, ikonik Tazmanya canavarlarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getiren bulaşıcı yüz kanserine karşı bağışık olduğu düşünülen Cedric, hastalığa yenik düştükten sonra, ötenazi uygulanarak hayatına son verildi.
NBC News

Başlangıçta DFTD'nin Tazmanya canavarlarının yok olmasına yol açabileceği düşünülüyordu. Ancak, bazı canavarların bu hastalığa karşı direnç geliştirdiği gözlemlenmiş ve bu nedenle yok olma riski daha az olası hale gelmiştir. Sonuç olarak DFTD'nin parazit benzeri özellikleri ve evrimsel süreçleri, Tazmanya canavarları ile bu hastalığın uzun bir süre boyunca bir arada var olabileceğini göstermektedir. Bu da Tazmanya canavarlarının DFTD'ye karşı zamanla bir denge sağlayabileceği anlamına gelir.

DFTD'nin Bağışıklık Sisteminden Kaçış Mekanizmaları

Tazmanya şeytanında yüz tümörü hastalığı kanser hücrelerinin yayılabilmesinin en önemli nedenlerinden biri bu hücrelerin ev sahibinin bağışıklık sisteminden nasıl kaçabildiğidir. Normalde, bağışıklık sistemi vücuttaki yabancı hücreleri tanır ve yok eder. Ancak DFTD hücreleri bu sistemi atlatmanın yollarını bulmuştur.

DFTD kanser hücreleri, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan MHC (majör histokompatibilite kompleksi) moleküllerini yüzeylerinde bulundurmaz. Bu moleküller, hücrelerin yüzeyinde bulunarak bağışıklık hücrelerine "ben buradayım" mesajı verir ve saldırı başlatır. DFTD hücreleri, bu molekülleri yüzeylerinde bulundurmadığı için, bağışıklık sistemi bu hücreleri tespit edemez ve saldırmaz. Bu DFTD hücrelerinin Tazmanya canavarlarının bağışıklık sisteminden adeta "gizlenmesini" sağlar.

Normalde MHC moleküllerinin eksikliği, hücreleri doğal öldürücü (NK) hücreler için hedef haline getirir. Ancak, DFTD hücreleri NK hücrelerinden de kaçmayı başarır. Bu hücrelerin, NK hücrelerini etkisiz hale getiren bazı inhibitör moleküller ürettiği düşünülmektedir. Bu durum, DFTD hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçmasını ve hastalığın yayılmasını daha da kolaylaştırır.

Bu bağışıklık kaçış mekanizmaları, DFTD'nin neden bu kadar bulaşıcı ve ölümcül olduğunu açıklamaktadır. Parazitlere benzer şekilde davranan bu kanser hücreleri, Tazmanya canavarları arasında hızla yayılabilir ve bu türün sağlığı üzerinde büyük bir tehdit oluşturur. Ancak DFTD'nin sadece Tazmanya canavarları arasında bulaştığı ve diğer türlere geçmediği de bilinmektedir.

Koruma Çabaları ve Önlemler

Vahşi Tazmanya canavarı popülasyonları, DFTD yayılımını izlemek ve hastalığın yayılma hızını ve prevalansındaki değişiklikleri belirlemek amacıyla sürekli olarak izlenmektedir. Belirli bir bölgede canavarların tuzaklarla yakalanmakta, hastalığın varlığı kontrol edilmekte ve etkilenen hayvanların sayısının belirlenmektedir. Aynı bölgeler düzenli olarak ziyaret edilerek hastalığın zaman içindeki yayılımı izlenir.

Arazi çalışanları, hastalıklı Tazmanya canavarlarını yakalayıp popülasyondan çıkararak hastalığın yayılımını durdurmayı da denemektedir. Bu yöntemle, hasta bireylerin toplatılmasının hastalığın yayılmasını azaltacağı ve Tazmanya canavarlarının yetişkinliğe ulaşarak üremeye devam edebileceği umulmaktadır.[11]

Sigorta Popülasyonları ve Rehabilitasyon Çalışmaları

2005 yılından bu yana, hastalıksız "sigorta popülasyonları" (İng: "Insurance Population") oluşturmak için çalışmalar yapılmaktadır. Koruma çalışmalarında sigorta popülasyonu, nesli tükenme tehlikesi altındaki bitki veya hayvan türlerinin, vahşi doğada tamamen yok olma durumuna karşı güvence sağlamak amacıyla esaret altında tutulan bir üreme grubudur. Bu popülasyonlar, türlerin doğada ortadan kalkması durumunda bile nesillerinin tükenmemesini ve ileride yeniden doğaya salınmalarını sağlamak için oluşturulur.[12] Haziran 2012 itibarıyla bu sigorta popülasyonlarının toplamı 500 hayvana ulaşmıştır ve türün genetik çeşitliliğinin %98'i temsil edilmektedir. Bu Tazmanya canavarlarının çoğu Avustralya'daki hayvanat bahçeleri ve vahşi yaşam parklarında yaşamaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Kasım 2012'den itibaren, vahşi ve hastalıksız bir popülasyon oluşturma amacıyla Tazmanya canavarları Tazmanya'nın doğu kıyısındaki Maria Adası'na taşınmaya başlanmıştır.[13] Maria Adası'ndaki popülasyon başlangıçtaki 28 bireyden 90'a kadar büyümüş ve sağlıklı Tazmanya canavarlarının ana karaya geri taşınması planlanmaktadır. Fakat Maria Adası'na getirilen Tazmanya canavarları, adadaki kuş popülasyonlarına "felaket" niteliğinde bir zarar vermiştir. BirdLife Tasmania'ya göre, bu durum adada yaşayan kuş türleri üzerinde yıkıcı bir etkiye neden olmuş ve özellikle küçük penguenlerin tamamen yok olmasına yol açmıştır.[14] Hatta Tazmanya canavarları adaya getirildikten sonra normalde yerde yuva yapan bazı kuşların Tazmanya canavarlarından korunmak için ağaçlarda yuva yapmaya çalıştığı rapor edilmiştir.

Üreme Alışkanlıklarındaki Değişimler ve Ekolojik Etkiler

DFTD nedeniyle yaşam süresi azalan Tazmanya canavarları, daha genç yaşta üremeye başlamış ve birçoğu sadece bir kez üreme döngüsüne katılabilmiştir. Bu hastalığa yanıt olarak, Tazmanya canavarlarının üreme alışkanlıkları değişmiş; dişiler eskiden iki yaşında üremeye başlarken, artık bir yaşında üremeye başlamış ve kısa bir süre sonra DFTD'den ölmeleri yaygın bir durum haline gelmiştir. Bu erken üreme, popülasyonların hayatta kalma stratejisi olarak değerlendirilebilir.

Tazmanya canavarı yavrusu.
Tazmanya canavarı yavrusu.
IFL Science

Tazmanya canavarı sayılarındaki azalma, aynı zamanda ekolojik bir sorun yaratmıştır. Tazmanya canavarlarının orman ekosistemindeki varlığı, kırmızı tilkinin Tazmanya'da yerleşmesini engellemiştir. Ancak Tazmanya canavarı sayılarının azalmasıyla tilki popülasyonlarının artması ekosistem dengesi bozuldu.

Bilimsel Gelişmeler ve Gelecek Yönelimler

2009 yılında, DFTD hastalığını taramak için bir kan testi geliştirilmiştir. 2010 yılının başlarında, Tazmanya'nın kuzeybatısındaki bazı Tazmanya canavarlarının kanser hücrelerini yabancı olarak tanıyacak kadar genetik farklılığı olduğu keşfedilmiştir. Bu canavarlar, hastalığa karşı bir direnç geliştirmiştir. Ayrıca oosit bankacılığı, Tazmanya canavarlarının korunması çabalarında faydalı olabilir; çünkü dondurulmuş oositlerin hayatta kalma oranı %70'tir.

Tüm Reklamları Kapat

Bunun yanında DFTD için aşı geliştirme girişimleri de mevcuttur. Hobart'taki Tazmanya Üniversitesi'nden Andrew Flies ve ekibi, AstraZeneca ve Johnson & Johnson'ın COVID-19 aşılarından ilham alarak, Tazmanya canavarlarını DFTD'den koruyacak bir aşı üzerinde çalışmaktadır. Bu aşı, adenovirüs adı verilen ve genetik olarak değiştirilmiş bir virüs aracılığıyla canavar hücrelerine taşınmakta, hücrelerin tümör hücrelerinde bulunan, ancak sağlıklı hücrelerde olmayan proteinler üretmesini sağlamaktadır. Bu proteinler, bağışıklık sistemini tümör hücrelerini tanıyıp saldırmaya teşvik etmektedir. Aşı, 1996'da ortaya çıkan ve Tazmanya genelinde yayılan DFT1 üzerine odaklanmaktadır.[15]

Ek olarak genetik mühendislik ve türdiriltimi teknolojileri gibi teknolojiler de Tazmanya canavarlarının daha sağlıklı bir popülasyon bütünlüğüyle daha sağlıklı bir ekosistemde yaşamasını sağlayabilir.

Evrim Ağacı, sizlerin sayesinde bağımsız bir bilim iletişim platformu olmaya devam edecek!

Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...

O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...

O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.

Avantajlarımız
"Maddi Destekçi" Rozeti
Reklamsız Deneyim
%10 Daha Fazla UP Kazanımı
Özel İçeriklere Erişim
+5 Quiz Oluşturma Hakkı
Özel Profil Görünümü
+1 İçerik Boostlama Hakkı
ve Daha Fazlası İçin...
Aylık
Tek Sefer
Destek Ol
₺50/Aylık
Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
22
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 3
  • Tebrikler! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Bilim Budur! 1
  • Umut Verici! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/02/2026 20:43:31 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/18498

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
A. K. Selçukoğlu, et al. Tazmanya Canavarlarının Korkulu Rüyası Olan Bulaşıcı Kanser Nedir?. (14 Eylül 2024). Alındığı Tarih: 8 Şubat 2026. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/18498
Selçukoğlu, A. K., Alparslan, E. (2024, September 14). Tazmanya Canavarlarının Korkulu Rüyası Olan Bulaşıcı Kanser Nedir?. Evrim Ağacı. Retrieved February 08, 2026. from https://evrimagaci.org/s/18498
A. K. Selçukoğlu, et al. “Tazmanya Canavarlarının Korkulu Rüyası Olan Bulaşıcı Kanser Nedir?.” Edited by Eda Alparslan. Evrim Ağacı, 14 Sep. 2024, https://evrimagaci.org/s/18498.
Selçukoğlu, Alper Kaan. Alparslan, Eda. “Tazmanya Canavarlarının Korkulu Rüyası Olan Bulaşıcı Kanser Nedir?.” Edited by Eda Alparslan. Evrim Ağacı, September 14, 2024. https://evrimagaci.org/s/18498.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close