Sorulara Dön
17
Sahtebilim & Şüphecilik

Büyü ve cin konularının gerçek olma ihtimali nedir?

Bir çok kişiden bizzat yaşadıkları olaylar dinliyorum ve büyüden kurtulmak için gittikleri farklı yerlerden birbirine tutarlı cevaplar almaları beni de şaşırtıyor. Saçma geliyor bana ama açıklaması ne olabilir?

28
11,034 görüntülenme
Teşekkür (1)
Hatırla (2)
Takip (1)
Paylaş
Reklamı Kapat
28 Cevap
Orijinal Soru: Cinci hocaların sırrı nedir?

Metafizik, akıl ile madde arasındaki ilişki, töz ile nitelik arasındaki ve potansiyellik ile güncellik arasındaki ilişki dahil olmak üzere gerçekliğin temel doğasını inceleyen felsefe dalıdır. "Doğal olanın ötesinde veya arkasında" anlamına gelir.[1]

Felsefi açıdan bakarsak tabii ki olabilir ama bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Bu tür videolar hiçbir kanıt barındırmaz. Zaten bu tür videolar kelimenin tam anlamı ile "sihirbazlık numarası"dır ve hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur. Sadece basit "sihirbazlık numaraları" ve tiyatro ile "tık" kazanma çabası.

Birkaç tık uğruna, sırf birkaç kişi kanar belki diye Youtube videosu çekerek hiçbir şey kanıtlanamaz. Madem gerçek neden bu kişiler bağımsız bilim insanlarının denetiminde "tiyatro" veya "sihirbazlık numarası" gibi durumlar için alınan önlemlerin karşında yapmamış bu cin çağırma deneyini de sadece birkaç tık uğruna Youtube'da video çekmiş? bugüne kadar böyle bir paranormal olayı yaşadığını söyleyen tek bir insan bile bunu bilimsel bir ortamda ispatlayamamıştır hem de milyon dolarlık ödül koyulmasına rağmen.

https://evrimagaci.org/james-randi-kimdir-paranormal-olgular-neden-bilimsel-olarak-ispatlanamiyor-1507

https://evrimagaci.org/kahve-fincani-ve-ouija-cin-tahtasi-kullanarak-ruhcinolu-cagirmak-mumkun-mudur-2808

7,180 görüntülenme
Kabul Edilen Cevap
12
Teşekkür (6)
Paylaş
12
Bu cevap, soruyu soran kullanıcı tarafından kabul edilen cevap seçilmiştir ve bu nedenle önde gösterilmektedir. Bir cevabın soruyu soran tarafından kabul edilmiş olması, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.

Kaynaklar

Bahsetmiş olduğunuz konuların hiç bir şekilde bilimsel bir yönü veya geçerliliği yoktur. Bu tür şeyler yaptığını iddia eden sahtekarlar çeşitli merdiven altı psikoloji taktikleri uygulayarak karşı taraftaki kişiyi manipüle ederek kandırmayı hedeflerler.

7,034 görüntülenme
Kabul Edilen Cevap
9
Teşekkür (7)
Paylaş
9
Bu cevap, soruyu soran kullanıcı tarafından kabul edilen cevap seçilmiştir ve bu nedenle önde gösterilmektedir. Bir cevabın soruyu soran tarafından kabul edilmiş olması, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
Orijinal Soru: Herhangi bir büyüye şahit olan var mı?

Babama olduğu söyleniyor.Biz çocuğuz diye bizi (kardeşimle beni) olaydan uzak tuttular ancak söyleyebilirim ki: Kişinin yaşadığı psikolojik travma ya da rahatsızlıklarının böyle şeylere sebep olduğunu düşünüyorum.Dini altyapısı bence çok sakat.İslam büyünün varlığını kabul eder, cinlerin varlığını kabul eder, ve Müslümanlara Allah'ın korumasında oldukları söylenir ancak Allah'ın lanetlediği kimselerin dua ve isteklerini Allah kabul eder ve büyü olmuş olur. İnsan kendine sormadan edemiyor: niye? Kuran'da bundan korunma yolları açıklanır ancak büyüye maruz kalan kişinin hoca hoca dolaşması ve para dökmesi gerekir.Tamamen anlaması güç ve bana sorarsanız saçmadır. Büyü geleneği Orta Doğu coğrafyasının kadim geleneklerindendir. Sümer,Babil,Asur,Mısır... uygarlıklarından gelen bu gelenek binlerce yıldır insanların içine öylesine işlemiştir ki bugün bile hala insanların bundan bahsettiklerinde yüreklerine korku serpmektedir. Bence psikolojik rahatsızlıkların toplumda bilinmeyişi ve bunun büyü olarak adlandırılmasından başka bir şey değildir.

17,025 görüntülenme
Kabul Edilen Cevap
6
Teşekkür (5)
Paylaş
6
Bu cevap, soruyu soran kullanıcı tarafından kabul edilen cevap seçilmiştir ve bu nedenle önde gösterilmektedir. Bir cevabın soruyu soran tarafından kabul edilmiş olması, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
Orijinal Soru: Herhangi bir büyüye şahit olan var mı?

Hem güya büyü ve cin çağırma seanslarına katılmış, hem de büyü gibi bir şeyin neden ve nasıl olabileceğine kafa yormuş gibi olarak, büyünün tıpkı astroloji gibi uydurma bir inanç sistemi olduğunu söyleyebilirim. Hüsnükuruntu ("olacağına inanıyorum, demek ki olacak" düşüncesi), ideomotor etki ve telkine açık zihinlerin soğuk okuma veya aldatılma yoluyla kandırılmasının bir kombinasyonundan ibaret. Bugüne kadar büyü yapabildiğini ispatlamış 1 kişi bile yok; tarihte de yapıldığı iddia edilen şeylerin gerçekten büyü olduğunu kesin olarak gösterebilecek 1 tane kanıt yok. Herkes mistisizmin ördüğü gizemli masallar üzerinden anlatıların peşine takılıyor; ancak bir anlığına inanmak için okumayı bırakıp, şüpheci bir gözlükle bakıldığında, hiçbir iç tutarlılığı olmayan, sadece zaten inanmak isteyen kişilerin inatçı iddiaları üzerine kurulmuş, dayanaksız bir inanç sistemi ortaya çıkıyor.

Büyü dediğimiz şey nedir? En klasik anlamıyla belirli malzeme ve sözcükleri bir araya getirerek, belirli bir uzamsal mesafeden çeşitli nedensellik örüntülerini etkileme iddiası, öyle değil mi? Sorulacak ilk şey, bunun mekanizması olmalı: Birbirine karıştırılan malzemeler ve söylenen sözcükler ile, bunların etki edeceği iddia edilen kişi veya durumlar arasında nasıl bir etkileşim var? Çünkü fiziksel bir evrende yaşadığımızdan eminiz ve bu evrenin kurallarını biliyoruz. Mezo ve makro boyuttaki olayların nedenselliğini etkileyebilmek için, o kişi ve durumlara doğrudan değecek, doğrudan etki edecek bir mekanizma gerekiyor. Düşünün, Güneş'in kütleçekimi bile Dünya'ya anlık olarak etki etmiyor, 8 dakika 20 saniye gecikmeli bir şekilde etki ediyor ve biz, bunu ölçebiliyoruz. Büyüde bu etkiyi taşıyan şey nedir? Nasıl çalışır? Nasıl "akıllı bir ajan" gibi davranabilir? Bunların cevaplarını verebilen kimse yok. Sadece sözde metodoloji anlatılıyor ("şunu yaparsan bu olur" gibi iddialar); ancak bunları sistematik olarak inceleyen, bu metodolojinin geçerliliğini ve mekanizmalarını sınayan, sonuçları sistemli bir şekilde raporlayıp, tekrar edilebilirliğini gösterebilen, bu sonuçların ne anlama geldiğinin ve nasıl çalıştığının tartışmasını yapan kimse yok.

Büyüyle ilgileniyorsanız size sık sık söylenecek şey, sadece çalıştığına inanmanız ve fazla sorgulamamanız. Hikmet, yücelik, gizem, evrenin bilinmezlikleri gibi bir dolu zırva sayılıyor. Evet, evrene dair bilmediğimiz çok fazla şey var; bunu kimse reddetmiyor. Ancak evrendeki hiçbir kural, bize bu bilmediklerimizi sorgulamamamız veya test etmememiz gerektiğini söylemiyor. Yani büyü fanatikleri, cehalete başvurma safsatasına da düşüyorlar: Bilmiyoruz, demek ki gerçek olabilir. Bilmediğimiz bir şeyin gerçek olduğunu değil, gerçek olmadığını varsayarız; sonra bu pozisyonumuzu çürütmeye çalışırız (bkz: bilimde boş hipotez kavramı).

Bu tür kişilere yapılabilecek en iyi şey, meydan okumak olur: Bilimsel standartlara uygun gözlem koşulları ve bağımsız gözlemcilerin varlığı altında, iddialarını tekrar edebiliyorlar mı? Bilimsel olarak tertiplenmiş bir deneysel ortamda "büyülerini" yapabiliyorlar mı? Bugüne kadar yapabilen olmadı; ancak bu yapılabilirse, ancak o noktadan sonra ciddiye almaya başlayabiliriz. O zamana dek, çocukluk hayallerinden kurtulamamış büyükler için bir masaldan fazlası olarak görülmemeli... Ve tabii çaresiz insanları ağına düşüren, tehlikeli bir para tuzağı...

14,153 görüntülenme
18
Teşekkür (10)
Paylaş
18

    Sıfırdır. Hemen açıklayalım, bu kadar gerçekliği iddia edilen hiçbir büyü, cin olayı; hiçbir cinci hoca, rahip, imam veya herhangi biri tarafından niçin şimdiye kadar bir heyet karşısında bile bilimsel olarak kanıtlanamamış, yaptıkları hiçbir şey bir işe yaramamıştır. Hatta kandırmaya çalıştıkları açıkca görülmüştür. Bunu açıklamak için başlıca bilimsel 3 şeyden bahsedelim:

  1. Şartlanma etkisi: Eğer bir şeyin varlığına gerçekten şartlanır ve onun o etkiyi oluşturabileceğine inanırsanız beyniniz sizi yanlış çıkartmamak, doğrulamak için uğraşıcaktır. Haliyle bu durum; var olan olayları açıklamaya çalışmak, arkasındaki fiziki ve doğal etmenleri incelemektense üstüne gitmeyip inanmanıza yol açar. Bu şartlanmışlık refleksi sadece yaşadığınız olayları değil gördüğünüz rüyaları da gerçek olarak algılamanızı sağlar. Haliyle, gördüğünüz rüyayı gerçek olarak algılayabilirsiniz. Bu etki sizin çevrenizden duyduğunuz olaylara da daha kolay inanmanızı ve haliyle benzeri şeylerin siz de yaşadığınızda, beyninizin rahatlama isteği için oluşturduğu tanrı ve cin gibi figürlere sığınmanıza yol açar. Aynı zamanda bu etki 2. maddede bahsedeceğim olaya yardım eder ve cinler daha büyük bir aşk duymamızı sağlar.
  2. Beynin tam anlaşılmayan görsele olan etkisi: Bu etki aslında her an karşılaştığımız bir şey; göz reseptörlerinden gelen sinir atımı beyne ulaştığında beyin derinlik ve boyut katmanın yanı sıra daha önceki ve beynimiz sinir ağında yer kaplayan birçok bilgiyi kullanarak onları, sentezlemeye hem anlaşılabilir hem de kendince doğru olan duruma sokar. Ama bu her zaman doğru olan durum değildir. Aslında bu etkiyi sosyal medya da dahi göz yanılması adı altında paylaşılan birçok görselle yaşıyorsunuz. Bu olay, beynin gelen bilgiyi sentezlemesinden kaynaklanan bir hatadır. Haliyle tam görülmeyen, alacakaranlıktaki veya görüş açılarımızın kenarlarına denk gelerek tam görülmeyen vb. durumlardaki nesnelerin ve olayların sentezlemesi sırasında beynin kullandığı bilgilerin yanlış sonuca götürmesi olayıdır. Aslında bu olayları hepimiz yaşıyoruz? Düşünsenize, kaç kere  çok değişik bir cin veya cinimsi obje olarak gördüğünüz paranormal nesnelerin yanlarına gidildiğinde, ışık açıldığında veya daha net bakıldığında aslında bir ceket, yanlış yerde duran bir kitap, su bardağı vb. olduğunu fark etmişizdir.
  3. Rahatlama etkisi: İster tanrı, ister cin veya diğer tüm mitolojik ögeler olsun aslında ortaya çıkış amaçları budur (Elbette, sizin Tanrınızdan bahsetmiyorum, O gerçek). İlkel insan olduğumuz çağlardan beri açıklayamadığımız olaylarda, umuda ihtiyacımız olduğu zamanlarda, korktuğumuzda, ölmek istemediğimizde (ah, kim ister!) vb. durumlarda kullandığımız bu ögeler, aslında bizim zihnimizi koruma amacı güderler. Cin de bunlardan birisi, açıklayamadığımız olayları bunlar yapıyor biz de bunlardan tanrıya sığınalım, diye bizi rahatlatıyor aslında çünkü. Hem kimin yaptığını hem de nasıl korunacağını biliyorsun (ohh, double ferahlama! bedava reklam oldu ya.)

Velhasılıkelam, cin olsun büyü olsun ve daha niceleri olsun, hiçbiri bilimsel bir gerçeklik atfetmediği gibi Harry Potter dünyasında çıkma varlıklar gibidir. Benden bir tavsiye, ''AVADA KEDAVRA!'' demek işe yarayabilir. Bir düşünün bunu. Biraz komik bir dille yazayım dedim, güzel bir cevaptır umarım.

5,165 görüntülenme
18
Teşekkür (9)
Paylaş
18

Kaynaklar

Orijinal Soru: Büyü ,sihir,efsun gibi olayları bilimsel olarak nasıl açıklarız?

İnsanoğlu var olduğu günden itibaren bilinmeyene karşı merak içerisinde olmuştur. Nitekim bu merakın bir neticesi olarak; edebi ve kutsal metinler, arkeolojik kalıntılar, mağaraların duvarlarına yapılmış olan resimler, heykeller vb. incelendiğinde hemen her toplumda sihir, büyü ve tabiatüstü güçlere başvurulduğu görülmektedir. Bu noktada günümüz modern toplumunda yaşayan bireylerin sihir, büyü ve tabiatüstü güçlerle alakalı tutumlarının belirlenmesi, bu inançların sürekliliğini anlamak açısından önem kazanmaktadır. büyüsel inançların bir yükleme/atıf biçimi olduğu iddia edilmektedir. Yükleme faaliyetlerinin, kısmen de olsa insanın tanık olduğu olayları birtakım inançlara dayalı geniş çerçeveli anlam sistemleri içerisinde anlama, yorumlama ve açıklama gayretlerinden oluştuğu ileri sürülmektedir. Yükleme kuramının temel mantığı, ‘çevremizde yaşanan olayları anlamlandırırken veya başa çıkamadığımız süreçleri açıklarken kendimiz dışında, kontrol edemediğimiz bir merkeze atıf yaparak sorumluluktan kurtulmaya ve psikolojik olarak rahatlamaya çalıştığımız’ şeklindeki ilkeye dayanmaktadır. Bu anlamda büyüsel etkinlikler ve inançlar tabiatüstü güçlere atıf yapma seçeneği sunmaktadır ve bu şekilde kişi, başa çıkamadığı olayların ağırlığından kurtulmak için yüklemeye başvurur ve kaygısını gidermeye çalışır.

Sihir kavramı, sözlükte "bir şeyi olduğundan başka türlü göstermek, aldatmak, oyalamak; birinin ilgisini çekmek, gönlünü çelmek" manalarında kullanılmaktadır. Büyü kavramı ise, Eski Türk dilinde büyü; bügi, bügü seklinde yazılmakta ve "sihirbaz, din adamı” anlamına gelmekteydi. Malinowski, büyüyü, “bir amacın aracı olarak yapılan bir dizi saf pratik eylem” olarak tanımlamaktadır. Frazer, ilkel büyü konusundaki klasik çalışmasına (The Golden Bough), büyüye inanmanın iki tip yanlış zihinsel çağrıştırmaya bağlı olduğu teziyle başlar. Bunlar, benzerlik yasasına bağlı olan homeopatik büyü ile temas yasasına bağlı olan bulaşıcı büyüdür. Din fenomenolojisi bakımından büyüsel davranışları ele alındığında, insanın çevresinde olan nesne, kötü ruh ve hatta tanrıları kendi istediği şekilde değiştirebileceği düşüncesine dayandığı görülür. Tanımları birlikte değerlendirdiğimizde büyü için, ‘’tabiatüstü gizli güçlerle ilişki kurularak yahut kendilerinde gizli güçler bulunduğuna inanılan bazı tabii nesneler kullanılarak zararlı, faydalı veya koruma gayeli bazı sonuçlar elde etmek için yapılan işler’’ denebilir. Arkeolojik eserler insanoğlunun her zaman hayatında var olan sihir ve büyünün tarihinin M.Ö. binlerce yıl geriye gittiğini göstermektedir. Eski Asur ticaret kolonilerinin merkezi olan Kültepe’nin aşağı şehrinde yani kārum alanında bazı Asurologlar tarafından okul metinleri olarak değerlendirilen, ikisi henüz yayımlanmamış 8 adet büyü metni, farklı tüccarlara ait arşivlerde ele geçmiştir (Erol 2014). Şanlıurfa arkeoloji müzesinde bulunan Yeni Asurlular Döneminde çıkan pişmiş toprak tabletleri incelediğimizde kötü gözlere karşı yapılan büyü örnekleri, kapanmış ağıza yapılan büyü örnekleri, çift dilli büyü örnekleri gibi büyüsel birtakım işlemler karşımıza çıkmaktadır. Frazer, “insanlık tarihinde büyü çağının din çağından önce geldiğini” iddia etmektedir. Eserinde büyüyü, ilk çağlardan itibaren insanların dinlerinin ve dini ayinlerinin bir parçası olarak gördüğünü belirtmiştir. Malinowski, bu konuda “ne kadar ilkel olursa olsun büyüsüz ve dinsiz toplum yoktur” demektedir. İnsanlar her zaman kendi kontrolleri dışında gerçekleşen olaylara anlam bulma çabasındadırlar. Bu sebepten bireyler olaylara anlam yükleme çabasına girmiş ve büyücülüğün ilk adımlarını atmışlardır. Büyücülüğün ilk olarak nerede başladığı bilinmemekle beraber başlangıç yeri olarak özellikle Mısır ve Sümer uygarlıklarının inanç sistemlerinde bu tür işlemlere yer verilmesinden dolayı Orta Doğu kabul edilir. Babil diyarında yani Irak’ta ise bölgede yaşayan “Keldaniler” isimli topluluğun Astronomi ve Astroloji’ de çok ileri gittiği ifade edilmektedir. Tılsım; nazar boncuğu, üçgen şeklinde sarılmış dualar, iğde çekirdeği, Meryem ana eli, Fatma ana eli gibi şekillerde ve isimlerde karşımıza çıkar. Ülkemizde yaygın olanları göz şeklinde olan nazar boncuğu ve üçgen şeklinde sarılmış dualardır. Bunların taşıyan kişileri kötülüklerden korumasının yanında kişiye, mutluluk, bereket, uğur getirdiğine inanılmaktadır. Uğurluğun muskadan farkı kötülüklerden koruma özelliğinin olmamasıdır. Uğur eşyası genellikle kişisel ve tesadüfîdir. Uğur eşyasının koruyuculuğu inancı Türkiye’de önemli sayılabilecek oranda kabul görmektedir. Nazar (Göz Değmesi), parapsikoloji dilinde “Psikokinezi” denilen nazar yani göz değmesi de bir çeşit büyülemedir. Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan nazar inancının ülkemizde çok yaygın olduğu söylenilmektedir. İnsanlar her dönemde nazardan korunmak için çeşitli yollara başvurmuştur. Westermack, İslam dünyasında kadınların peçe takmasını nazarla ilişkilendirmiş ve kadınların evlerinin dışında, düğünlerde, panayırlarda yabancı erkeklerin kem gözlerinin etkisinden korunmak için peçe taktığını söylemiştir.

Bazı antropolog ve araştırmacılar, büyünün sistematik felsefi düşüncenin başlangıcından önceki kaynaklarından biri olduğunu savunurken, bazı araştırmacılar buna karşı gelerek, dinin ve bilimin büyüden doğduğunu söyleyip, büyü için bilimden önceki bilim demişlerdir. Orta çağda sihir yapanlar ve sihre başvuranlar çok ağır bir şekilde yargılanıyordu. Bununla beraber bu çağda zaman geçtikçe şatolarda büyücü bulundurmak moda haline gelmiştir. Büyüsel işlemlerinin yaygınlaşması ve bunun bir müessese haline gelmesi zamanla din dünyasını daha da rahatsız eder hale gelmişti. Papa IX. Gorigirius’un 1374 senesinde yayımladığı kararla birlikte büyücülerin ceza olarak yakılması yaygınlaşmıştır. Bu ceza sonucunda Cenova’da üç ay içerisinde beş yüz sihirbaz yakılmıştır. İngiltere hükümeti büyücülüğü suç sayan ‘’Büyücülük Yasasını’’ 1951 yılında iptal etmişti. Bu konuda Russell şöyle demektedir, “Büyücülüğün kanıtları (Avrupa’da) hiçbir zaman çürütülmedi; yalnız, üzerinde durulmaya değer bir konu olmaktan çıktı.”

Sonuca gelirsek; yaşadığı deneyimleri ve gözlemlediği olayları anlama ve açıklama ihtiyacıyla güdülenen kişi büyük ölçüde kendisini rahatlatacak bir takım açıklamaları arama, bulma ve bunları deneme ile meşguldür. Çünkü o, gerek fiziksel gerekse toplumsal çevresinde olup biten olaylara anlam vermek zorundadır. Aksi takdirde kendisini psikolojik ve bilişsel bir boşlukta hissedecektir. Kuşkusuz bu durum, insanın fiziksel ve sosyal çevresiyle iyi giden ilişkilerini alt-üst eden bir durumdur. Bundan dolayı bireyler hem fiziksel dünyada cereyan eden olayları hem de kişileri, grupları ve toplumsal yaşamda meydana gelen olayları kendileri için anlamlı kılacak açıklamalara ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaç ise onları zaman zaman büyüve tabiatüstü güçlere başvurma yoluna götürmektedir. Yane arkasında hiçbir bilim yoktur insan sadece kendini tatmin etmek için böyle yollara başvurur.

2,777 görüntülenme
4
Teşekkür (3)
Paylaş
4

Kaynaklar

  • Yazar Yok. Büyü Ve Tabiatüstü Güçlere Başvurma Nedenleri Üzerine Bir Saha Araştırması. (02 Temmuz 2020). Alındığı Tarih: 02 Temmuz 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
Orijinal Soru: Cinler gerçekten var mı?

Bilimsel bilgi test edilebilir olmak zorundadır. Yani bu örnekte cin gördüğünü söyleyen bir kişi başkalarına da gösterebilmelidir. Bu durum söz konusu değilse bu kavramlar bilimin konusu dışındadır. Yani bilime göre yoktur.

Ayrıca geçmişte doğaüstü herhangi bir şeyin (cin, büyü, telepati vs.) ispatına vadedilen ödüllerin yıllarca sahipsiz kalması bu iddiaların yalan olduğuna inanmamız için bir sebeptir.

7,477 görüntülenme
4
Teşekkür (5)
Paylaş
4
Orijinal Soru: Cin veya şeytan konulu, tüm dünyada kayıtlara geçmiş insanların şahit olduğu vakaları bilimsel açıdan açıklar mısınız?

Aslında durum tam tersi. Onlar bilimi ikna edemediler ki. Bilim neden onları ikna etmeye çalışsın? Şu ana kadar cin, şeytan veya başka metafiziksel varlıkları kanıtlayabilen tek bir kişi dahi yok. Sadece mahallelerde, Youtube gibi platformlarda tık kazanmak için videolar veya anektodal anlatımlar var. Bunların hiçbiri kanıt değildir.

"Bilim, kendi kendini kandırmamanın bir yoludur. İlk kuralı, kendini kandırmamaktır. Çünkü kandırması en kolay kişi, kendinizsiniz." - Richard Feynman

İnsan kendini kandırabilir. Bunun birçok yolu olabilir. Örneğin karabasan olayını bile üzerine görünmez bir varlık oturuyor gibi sanabiliriz. Kendini gerçekleştiren kehanet gibi durumlara düşebiliriz. İdeomotor etkisine düşebiliriz. Dolayısı ile kendimizi kandırmanın yolu çok. Önemli olan bu etkileri minumuma indirip kontrollü deneyler yaparak kendimizi kontrol etmek. Böyle çok vaka olması onu gerçek kılmaz.

Gerçekten cin çağırma veya herhangi bir metafiziksel varlık ile etkileşime geçebildiğini söyleyen kişilerden biri bile bütün bu kendini kandırma etkilerinin minumuna indirildiği kontrollü deneyler karşısında neden bunu bilimin önünde kanıtlayamadı? Binlerce kişi başvurdu, hepsi ön elemeyi bile geçemedi. Bütün kenidmizi kandırma etkileri minumuma indirilip deneyler yapılınca neden olmadı aynı şeyler? Milyon dolarlık ödüllere rağmen. Hatta bırakın milyon dolarları bu aşırı büyük bir ün sağlamaz mıydı? Ama sadece anektodal anlatımlar veya Youtube'daki sihirbazlık gösterisi tarzında tıklar ile kaldı.

https://evrimagaci.org/james-randi-kimdir-paranormal-olgular-neden-bilimsel-olarak-ispatlanamiyor-1507

https://yalansavar.org/2020/10/27/halep-oradaysa-arsin-burada/

637 görüntülenme
3
Teşekkür (1)
Paylaş
3
Orijinal Soru: Herhangi bir büyüye şahit olan var mı?

İlk öncelikle şunu anlamakta fayda var; Sen beyinsin. Senin tüm farkındalığın beynin.

Kafana darbe alırsan; kişiliğin tamamen değişebilir, tüm hayatını unutabilir, 7 sezon ispanyolca dizi izlediğin için anadilin gibi ispanyolca konuşabilirsin. Bunların hepsi muhtemel ve kanıtlanmış şeyler.

Başka bir açıdan bakarsak bir şizofren olmayan şeyler görebilir. Gerçekte olmayan varlıkları, gerçekte olan bir varlık kadar gerçekçi görürsün. Dokunursan dokunduğunu hissedersin. Koklarsan kokusunu alırsın. Konuşursan normal bir insan gibi geri konuşabilir. Bunlar da muhtemel ve kanıtlanmış şeyler.

Eğer LSD alırsan uçarsın. Uçtuğunu görürsün. Rüzgar yüzüne çarpar, soğuktan tüylerin kalkar. Düşecek gibi olursun ama düşmezsin. Havada kalırsın.

Uyurken bir uçurumun kenarında koştuğunun rüyasını görürsen. Ve koşarken birden ayağın takılıp uçurumdan düşmeye başlarsan gerçekten düştüğünü hissedersin. Rüzgar sertçe yüzüne vurur. Kollarını ve bacaklarını hareket ettiremezsin. İçinde korku yükselir. Hatta tam yere çarparken yataktan düşebilir veya zıplayarak kalkabilirsin.

Veya eğer uyku düzenin kötüyse mesela 30 saattir uyumadıysan. Adam akıllı da beslenmeyip, yeterince su içmediysen beynin düzgün çalışmaz. Gerçek olmayan şeyleri, gerçek algılarsın. Cin görürsün. Evde ki eşyaların hareket ettiğini görürsün. Gaipten gaipten sesler duyarsın.

Nöbet geçirip, çarpıldığını sanırsın. Bitkileri ezip ilaç yapan kadınları cadı diye asarsın. Kumlu toprağa ölü gömüp, ölü topraktan çıkınca büyü yapılmış diye kaçarsın. Ve bu gibi şeyler.

Yolun sonunda hacı hoca kılıklı adam evine gelip arapça şarkı söylesin diye 300 tl bayılmak var. Gerçek büyü orada. 3-5 rastgele arapça cümle söyleyerek karşındakinden para almak.

5,179 görüntülenme
3
Teşekkür (2)
Paylaş
3
Orijinal Soru: Büyü ,sihir,efsun gibi olayları bilimsel olarak nasıl açıklarız?

ALINTIDIRSıfırdır. Hemen açıklayalım, bu kadar gerçekliği iddia edilen hiçbir büyü, cin olayı; hiçbir cinci hoca, rahip, imam veya herhangi biri tarafından niçin şimdiye kadar bir heyet karşısında bile bilimsel olarak kanıtlanamamış, yaptıkları hiçbir şey bir işe yaramamıştır. Hatta kandırmaya çalıştıkları açıkca görülmüştür. Bunu açıklamak için başlıca bilimsel 3 şeyden bahsedelim:

Şartlanma etkisi: Eğer bir şeyin varlığına gerçekten şartlanır ve onun o etkiyi oluşturabileceğine inanırsanız beyniniz sizi yanlış çıkartmamak, doğrulamak için uğraşıcaktır. Haliyle bu durum; var olan olayları açıklamaya çalışmak, arkasındaki fiziki ve doğal etmenleri incelemektense üstüne gitmeyip inanmanıza yol açar. Bu şartlanmışlık refleksi sadece yaşadığınız olayları değil gördüğünüz rüyaları da gerçek olarak algılamanızı sağlar. Haliyle, gördüğünüz rüyayı gerçek olarak algılayabilirsiniz. Bu etki sizin çevrenizden duyduğunuz olaylara da daha kolay inanmanızı ve haliyle benzeri şeylerin siz de yaşadığınızda, beyninizin rahatlama isteği için oluşturduğu tanrı ve cin gibi figürlere sığınmanıza yol açar. Aynı zamanda bu etki 2. maddede bahsedeceğim olaya yardım eder ve cinler daha büyük bir aşk duymamızı sağlar.

Beynin tam anlaşılmayan görsele olan etkisi: Bu etki aslında her an karşılaştığımız bir şey; göz reseptörlerinden gelen sinir atımı beyne ulaştığında beyin derinlik ve boyut katmanın yanı sıra daha önceki ve beynimiz sinir ağında yer kaplayan birçok bilgiyi kullanarak onları, sentezlemeye hem anlaşılabilir hem de kendince doğru olan duruma sokar. Ama bu her zaman doğru olan durum değildir. Aslında bu etkiyi sosyal medya da dahi göz yanılması adı altında paylaşılan birçok görselle yaşıyorsunuz. Bu olay, beynin gelen bilgiyi sentezlemesinden kaynaklanan bir hatadır. Haliyle tam görülmeyen, alacakaranlıktaki veya görüş açılarımızın kenarlarına denk gelerek tam görülmeyen vb. durumlardaki nesnelerin ve olayların sentezlemesi sırasında beynin kullandığı bilgilerin yanlış sonuca götürmesi olayıdır. Aslında bu olayları hepimiz yaşıyoruz? Düşünsenize, kaç kere çok değişik bir cin veya cinimsi obje olarak gördüğünüz paranormal nesnelerin yanlarına gidildiğinde, ışık açıldığında veya daha net bakıldığında aslında bir ceket, yanlış yerde duran bir kitap, su bardağı vb. olduğunu fark etmişizdir.

Rahatlama etkisi: İster tanrı, ister cin veya diğer tüm mitolojik ögeler olsun aslında ortaya çıkış amaçları budur (Elbette, sizin Tanrınızdan bahsetmiyorum, O gerçek). İlkel insan olduğumuz çağlardan beri açıklayamadığımız olaylarda, umuda ihtiyacımız olduğu zamanlarda, korktuğumuzda, ölmek istemediğimizde (ah, kim ister!) vb. durumlarda kullandığımız bu ögeler, aslında bizim zihnimizi koruma amacı güderler. Cin de bunlardan birisi, açıklayamadığımız olayları bunlar yapıyor biz de bunlardan tanrıya sığınalım, diye bizi rahatlatıyor aslında çünkü. Hem kimin yaptığını hem de nasıl korunacağını biliyorsun (ohh, double ferahlama! bedava reklam oldu ya.)

Velhasılıkelam, cin olsun büyü olsun ve daha niceleri olsun, hiçbiri bilimsel bir gerçeklik atfetmediği gibi Harry Potter dünyasında çıkma varlıklar gibidir. Benden bir tavsiye, ''AVADA KEDAVRA!'' demek işe yarayabilir. Bir düşünün bunu. Biraz komik bir dille yazayım dedim, güzel bir cevaptır umarım.

1,346 görüntülenme
3
Teşekkür (3)
Paylaş
3

Kaynaklar

Orijinal Soru: Cinler var mı? Eğer varsa evrimleri nasıl olmuştur? Eğer yoksa şizofreni belirtisi mi?

Bu konuda ben bilimsel bir bilgiye sahibim. Hayır cinler yok. Cinlerin ya da daha iyi bir tanımla insan dışı ama insanla aynı zekaya ve kültüre sahip farklı bir boyutta yaşayan bir şeylerin varlığı hakkında hiç bir bilimsel dayanağımız yok. Cin gördüğünü iddia edenlere psikolojik açıklamalar getiriliyor ama ben psikolojiden anlamıyorum çok fazla. Olaya fizik açısından bakarsak henüz daha bildiğimiz 4 boyut dışında bir boyut olup olmadığını da bilemiyoruz. Eğer cinlerle gerçekten bir şekilde etkileşebiliyor olsaydık yaşadıkları boyutları da keşfetmiş olurduk.

893 görüntülenme
3
Teşekkür (1)
Paylaş
3
Orijinal Soru: cinlerin bilimdeki yeri nedir?

Bilim natüralisttir. Cinler, melekler, şeytanlar ve aklına gelebilecek her türlü metafiziksel canlı natüralizme aykırıdır, dolayısıyla bilim de bunlarla ilgilenmez. Bu sebeple cinler bilimin sahası dışındadır diyebilirim.

Ancak olay çoğu zaman bu kadar basit olmuyor. Sadece metafiziksel ortamda yaşayan ve fiziksel dünyayla ilişkiye veya iletişime geçmeyen bir varlıktan bahsediyorsan yukarıdaki cevap geçerli olabilir. Ancak dini hikayelerde cinlerin çoğu zaman fiziki dünyayla iletişime geçebileceğini öğreniriz. Dolayısıyla bilimin de alanına girmelidirler. Çoğu kişinin zaten bildiği gibi, bu anlamda cinlerin hiçbir kanıdı yoktur, dolayısıyla gerçek olarak kabul edilmezler. Tabii bu konuda çok katı kurallar yok, yani cinlerden bahsedenin ağzını bantlayıp göndermiyor bilim. Paranormal aktiviteleri ispatlayanlar için para ödülü veren bir ton etkinlik var. Tahmin edilebileceği gibi, hiçbirinin kazananı olmadı henüz.

569 görüntülenme
2
Teşekkür (1)
Paylaş
2

Kaynaklar

Orijinal Soru: cinlerin bilimdeki yeri nedir?

Yoktur öyle bir yer. Bilim maddi olanı açıklamak için uğraşır. Bilimin konusu olan şeylerin sağlaması gereken bazı özellikler vardır. Kabaca, nesnellik tekrar edilebilirlik, doğrulanabilirlik ve yanlışlanabilirlik bu özellikler arasında sayılabilir. Elbette bilim ve yöntem çok ayrıntılı bir konu ve başlı başına bir inceleme alanı. Ancak yukarıda bahsedilen özellikleri sağlamayan şeylerin bilimin konusu olamayacağını söyleyebiliriz. Bu nedenle cinlerin bilimde yeri yoktur.

527 görüntülenme
2
Teşekkür (2)
Paylaş
2
Orijinal Soru: Büyü gerçek midir? Beynimiz ile ilişkili midir?
Bunun sebebi çok eskiye dayanmaktadır. Pek çok kültürde ve dinde olduğu için genel bir gerçeklikmiş gibi düşünülebilir fakat bu böyle değildir. Türk kültüründe konuyu ele alacak olursak ki bu diğer kavimlerde de böyle işlediği için tek bir kavim üzerinden anlatacağım. Bitki ile iyileştirme de büyü olarak görülebiliyordu. Mezopotamya da şifa sadece büyü ile yapılma çalışıldığı için hiç gelişmemiş bir sağlık anlayışı ile karşılaşıyoruz. Büyü ile yani inandığı Tanrının yardımı ile iyileşmeye çalışanlar sağlık konusunda çok geri kalmışlardır. Türklerde şifalı karışımlar dışında falcılık vb. şeylerde büyü olarak sayılır ve ona göre iş yapılırdı Sam oğullarında olduğu gibi. Ok atılarak sağ gelirse bu işi yapacağım, sola gelse yapmayacağım, orta gelirse bir süre bekleyeceğim gibi anlamlar yüklenerek iş yapıldığı için bir çok toplumun kültürüne derinden gerçeklikmiş gibi işlemiştir. Anlatılan efsanevi saçma hikayeler ile doludur büyücülük hikayeleri. Örneğin 2 Kamın Uygurların tarafında yer alıp Tibetlilere dondurucu bir tipi gönderdiği ve yüz binlere Tibetli öldürmesi gibi. Soğuktan ölen bir Tibetli hayal etmek bile zordur oysa ki bu yüzden böyle masallar ile gerçekliklerini ispatlamaya çalışmışlardır. Beyine etkisi ise böyle bir geçmişten gelen inanışın genlerimize işlemiş olmasıdır. Yani binlerce yıllık inanışı karakterimizi hemen değiştiremiyoruz. Yani pek çok kişinin üstünde psikolojik etki bırakmaktadır. Bir doktor yanlışlıkla sana kanser olduğunu söylediğinde yapacağı etkiye benzetebiliriz kısmen bunu fakat büyü yapıldığı düşüncesinin etkisi geçmişteki atalarımızın korkmasından dolayıdır. 
1,312 görüntülenme
2
Teşekkür (3)
Paylaş
2

Kaynaklar

  • Yazar Yok. Türk Halk İnancında Büyü. (20 Haziran 2019). Alındığı Tarih: 20 Haziran 2019. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
Orijinal Soru: Cin, peri gibi ruhani varlıkları bilim insanları gelecekte kanıtlayabilme olasılığı yüzde kaç sizce?

Şu anda metafiziksel varlıklara dair bir kanıt yok. Kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı da varlığın kanıtı da da değildir. Eğer gerçekten böyle varlıklar varsa ve bilim, bir gün bugün "metafiziksel" olarak gördüğümüz varlıklara yönelik bulgu, veri bulabilecek seviyeye gelirse neden olmasın? Hatta belki metafiziksel varlıklar var ama asla o seviyeye gelemeyeceğiz, o yüzden onları asla bilemeyeceğiz hatta belki de aslında öyle varlıklar olmadığından bulamıyoruz ve bulamayacağız.

Şu anda "metafiziksel" varlıklar var mı bilmiyoruz. Örneğin Dünya-dışı yaşama dair olasılıkları hesaplamaya çalışıyoruz. En azından yaşamın ne olduğu ne olabileceği ve evrende dünya dışı yaşamın olasılığına dair veriler ve evrenle ilgili bilgilerimiz ve fikirlerimiz var. Ama hiçbir bilgi, veri, bulgu olmayan bir konu hakkında olasılık atamanın doğru olacağını düşünmüyorum.

787 görüntülenme
1
Teşekkür (2)
Paylaş
1
Orijinal Soru: Linkteki videoda bulunan paranormal olay nasıl mümkün olabilir ?

Youtube videosu hiçbir kanıt barındırmaz, kanıt olmanın yakından bile geçemez.

O kadar ispatlamak istiyorlarsa tık kazanmak için bir Youtube videosu çekmek yerine bağımsız bilim insanları, sihirbazlık numaraları konusunda uzman bir ekip ve herhangi bir dijital hileye karşı da uzman bir teknik ekibin karşısında çift kör deneyler ile kanıtlasınlar, göstersinler. "Olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir."

Zaten bugüne kadar böyle bir paranormal olayı yaşadığını söyleyen tek bir insan bile bunu bilimsel bir ortamda ispatlayamamıştır (bu konuda ödüller konmuş olmasına rağmen[1] [2] ). Tüm cin/ruh/ölü çağırma hikayeleri sihirbazlık gösterisi ya da manipülasyonundan kaynaklanmaktadır. Hiçbir doğa üstü arka planı bulunmamaktadır. Bunun başka bir versiyonu da cin çağırma hikayeleri... [3] Kaynaklara göz atmak isteyebilirsiniz. Bu tür Youtube videoları görürseniz gönül rahatlığı ile görmezden gelebilirsiniz.

361 görüntülenme
1
Teşekkür (1)
Paylaş
1

Kaynaklar

  • A. B. Acar. James Randi Kimdir? Paranormal Olgular Neden Bilimsel Olarak İspatlanamıyor?. (14 Ekim 2011). Alındığı Tarih: 21 Aralık 2020. Alındığı Yer: Evrim Ağacı | Arşiv Bağlantısı
  • Wikipedia. List Of Prizes For Evidence Of The Paranormal. (05 Aralık 2020). Alındığı Tarih: 21 Aralık 2020. Alındığı Yer: Wikipedia | Arşiv Bağlantısı
  • Ç. M. Bakırcı. Kahve Fincanı Ve Ouija (Cin) Tahtası Kullanarak Ruh/Cin/Ölü Çağırmak Mümkün Müdür?. (11 Ekim 2014). Alındığı Tarih: 21 Aralık 2020. Alındığı Yer: Evrim Ağacı | Arşiv Bağlantısı
Orijinal Soru: Cinler gerçekten var mı?

Serdar bey, ironi mi yapıyorsun bilmiyorum ama el cevap diyeyim:

Sen hangi boyut tasın ki ? ya da görenler hangi boyuta geçmiş? veya metafiziksel şeyleri gördüğünü iddaa eden insanların , senin tabirinle nasıl bir frekans algılayabilme yeteneği var bunu hiç ölç- türdü mü? Bu kadar saçma sapan zavallı argümanlara sığnılıyor ?

İslam alimleri bile cinlerin kendi suretlerinde kesinlikle görünmez bir yapıları olduğunu üstüne basa basa söylüyor ...

(bkz Hasan Karakaya ( eski ezher dekanı ) Cin Risalesi )

4,014 görüntülenme
1
Teşekkür
Paylaş
1
Orijinal Soru: Cinler gerçekten var mı?

Bilge bey size neye,kime göre konuşuyorsunuz bilmiyorum ama bilimsel bir açıklamada değil bu. Frekans (Hz) Ölçülebilir ve ölçülmeyebilirdir. Nasıl sen belirli bir frekansa kadar duyup ötesini duyamiyorsan,ve senin duymadığın o ötesini kediler devralıp duyabiliyorsa. Orda bi hop demen gerek. Duyuların kadar konuş! derler insana. Madde her yerde vardır. Sadece duyularının müsade ettiğini görebilir insanoğlu. Bazen insan frekansı yükselir ve alçalır. Buralarda boyut değiştirme mevzu. Ve o zaman ufoda görür,melekte,şeytanda. :) sen bunu deneyimlememişsin. o boyuta gelememişsin diyelim. 3 boyutlu algıladığın bir sistemin içindesin! Hatırlatırım :) Saygılar.

3,658 görüntülenme
1
Teşekkür (3)
Paylaş
1
Orijinal Soru: Cinci hocaların sırrı nedir?

Herhangi bir sır yoktur aslında. Bir gerçek vardır tersine, bu gerçek ise bilimden uzaklaşan ve gerçeği hurafeden bulan insanlardır. Örneğin sizin bu soruyu sormanız dahi söylediğim gerçekleri destekler nitelikte

Buna mukabil bu konulardaki bilinçsizliği eğitimsizlik te etkilemekte velhasıl kelam gerçeği bilimde aramak gerekir. Tabi gerçek sizlere neyi çağırıştırıyorsa.

205 görüntülenme
0
Teşekkür
Paylaş
0
Orijinal Soru: Cin, peri gibi ruhani varlıkları bilim insanları gelecekte kanıtlayabilme olasılığı yüzde kaç sizce?

İlk olarak geleneksel inançlarda cin kelimesinden görünmeyen varlıklar olarak bahsedilir. 'Görünmeyen varlıklar' anlamında yorumlanırsa 2 tür yorum vardır . 1. yorum çıplak gözle göremediğimiz şeyler mesela bakteriler mikroplar olabilir varsa uzaylılar olabilir , ki bu yorum zayıftır.2 yorum da gerçekten hiçbir zaman göremeyeceğimiz şeyler olan 4 temel kuvvetle etkileşime girmeyen varlıklar olabilir. Mesela nötrino parçacığı elektromanyetik kuvvetle etkileşime girmediği için ve bizler de elektromanyetik kuvvet olduğumuz için şu anda içimizden sayısızca nötrino parçacığı bizi delip geçer ama zayıf nükleer kuvvetle etkileşime girdiği için nötrino parçacığı tespit edebilmektedir. Ama 4 temel kuvvetin hiçbiriyle etkileşmeyen bir şey düşünün bu şeyi tespit etmek mümkün değil ki bu şey cin olabilir .

399 görüntülenme
0
Teşekkür
Paylaş
0

Kaynaklar

Orijinal Soru: Büyüler gerçek midir? Arkadaşımın ailesine cidden büyü yapılmış olabilir mi?

merhabalar Ö Ö

soruyu okuyunca açıkcası üzüldüm, 21. yüzyılda olmamıza rağmen hala ortaçağ hikayelerine inanan insanları gördüğüm için... falcılık, büyücülük, cin peri vesayre hepsi ortaçağda insanların başka insanlardan para koparmak amacıyla yaptıkları, hiç bir bilimsel dayanağı olmayan, etkisi şu ana kadar ispatlanamamış, dayanağı dinlere bağlanan ritüeller. şuana kadar bilim dışı, olağan üstü diye tanımlanabilecek hiç bir şey kayıt edilememiştir. falcılara giden, ruh yada cin çağırma gibi şeyleri görmüş biri olarak söylüyorum ki hepsi yalan, zırva şeyler hiç bir şey gerçekleşmiyor.

arkadaşının durumuna gelecek olursak, tahminimce ve daha olması muhtemel olan şey, milyoner olmak herkesin yapabileceği bir şey değil, kendi kusurlarından dolayı büyük işlerin yada büyük risklerin ters tepmiş olması daha olağan. hele ki işler yolunda gitmiyor diye cinci hocalara gidip danışması, mantıklı insanların yapacağı bir iş değil:) mantıklı bir insan yaptığı hatalardan yada ters giden işlerden ders çıkarır, iyice araştırmasını yapar, bir daha aynısı olmaması için uğraşır, şanssızlığını büyülere bağlamaz hoca hoca gezmez.

460 görüntülenme
0
Teşekkür (1)
Paylaş
0
Orijinal Soru: Büyü gerçekten var mı?

Şu ana kadar kimse kanıtlayamadı. İspat yükü iddia sahibindedir. Bu kişiler büyülerini hiçbir zaman bilim önünde kanıtlayamamışlardır.

Öncelikle bu durum her zaman yaşanıyor mu? Hayır, algıda seçicilik var için içinde.

İkinci olarak bir olayın diğerinden sonra olması onun nedeni olduğu anlamına gelmez.

Büyü yapılmayan kişiler de ayrılabiliyor çünkü ilişkilerinde bazı sorunlar yaşıyorlar. Bu, büyü yapılan kişilerde de geçerli. Her büyü yapılan da sorun yaşamadığı için büyü tutmuyor. O zaman da "bağışıklık sistemleri güçlü." mü diyeceğiz? Diyelim ki o sorunları büyü yaptırdı. Peki nasıl etkiliyor hayatı? İnanın büyüyü yapanlar da bilmiyor. Tamamen "Ya tutarsa" mantığı.

476 görüntülenme
0
Teşekkür
Paylaş
0
Orijinal Soru: Cinler var mi acaba?

Bu soruyu cinler dahil olmak üzere bütün metafiziksel varlıklar için ele alabiliriz. Bilimsel bakışla bakacak olursak cinlerin varlığına dair hiçbir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. "İspat yükü iddia sahibindedir." Cinlerin var olduğunu iddia eden kişiler bunu bilimsel olarak kanıtlayabilmelidir. Aksi takdirde yok olarak kabul edilir. Bu durumu daha iyi anlamak için bilimdeki boş hipotez kavramına bakalım. [1] [2]

En basit tanımıyla boş hipotez, bilimsel olarak ispatı henüz yapılmamış bir iddia ileri sürüldüğünde, bilimin o iddiayı otomatik olarak ("varsayılan tutum" olarak) yanlış varsaymasıdır.

Bu durum, bu yazının en başındaki ana görselde gösterilmiştir. Eğer ki çoraplarınızın kaybolduğunu tespit ettikten sonra, açıklama olarak ispatsız bir şekilde uzaylıları suçluyorsanız, bir bilim insanının varsayılan tutumu, bu tip bir iddianın gerçek olmadığı yönünde olacaktır. Bilimsel şüphecilik, bunu gerektirir.

Ancak bu, içi boş bir umursamazlık veya "ben bilirimcilik" değildir. Boş hipotez belirlendikten, yani ispatsız olarak ileri sürülen iddia reddedildikten sonra, bu boş hipotez çürütülmeye çalışılır. Bunu anlamanın en kolay yolu, ünlü filozof Bertnard Russell'ın bu konudaki meşhur "çaydanlık" örneğinin bir çeşidini incelemektir:

Size bir arkadaşınızın heyecanla geldiğini ve şunu iddia ettiğini düşünün: "Bütün gökkuşaklarının var olma nedeni, gezegenimiz etrafında durmaksızın dönen ve tamamen görünmez olan bir teflon tavadır!"

Bu iddia doğru olabilir mi? Kulağa ne kadar inanılmaz gelirse gelsin, elbette, olabilir! Olası bütün evrenler düşünülecek olursa, bize oldukça yabancı olan bir evrende, gökkuşakları yaratan unsur bir gezegen etrafında dönen teflon tavalar olabilir! Ancak bu iddiayı sorgulamaksızın kabul etmek ve "A ha! Evet evet! Bu söylediğin kesinlikle doğru! Gökkuşaklarının sırrını şimdi çözdük. Daha fazla sorgulamamıza ve araştırmamıza gerek yok." demek son derece kötü bir yaklaşımdır. Bu iddia, kulağa oldukça olası gelen bir örnekle değiştirilecek olsa bile (örneğin, gökkuşaklarının nedeninin insanların uçaklarının yaydığı su buharı olduğunun iddia edildiğini düşünün), sorgulamaksızın açıklamayı kabul etmek hatalı, kötü ve zararlı bir tutum olacaktır.

Sağlıklı ve iyi bir yaklaşım ise şöyledir: "Hayır, böyle bir teflon tavanın olduğunu düşünmüyorum. Şimdi gözlem yaparak, varsayımımı çürütmeye çalışacağım." Konuya bu şekilde yaklaşan biri, hem gerçek olmayan iddialara saf bir şekilde atlayıp kanmamış olur, hem de hayata çok daha gerçekçi ve güvenilir bir perspektiften bakabilir.

Ayrıca Carl Sagan'ın Garajımdaki Ejder hikayesine bakabilirsiniz. [3]

302 görüntülenme
0
Teşekkür
Paylaş
0

Kaynaklar

  • Ç. M. Bakırcı. Boş Hipotez, Din Ve Bilim: Bilim, Neden Tanrısal (İlahi) Açıklamaları Reddeder?. (26 Şubat 2018). Alındığı Tarih: 18 Ekim 2020. Alındığı Yer: Evrim Ağacı | Arşiv Bağlantısı
  • Ç. M. Bakırcı. Bilimin 3 Temel İlkesi: Şüphecilik, İspat Yükü Ve Kanıt Kalitesi. (18 Ağustos 2017). Alındığı Tarih: 18 Ekim 2020. Alındığı Yer: Youtube | Arşiv Bağlantısı
  • S. Çağlar. Carl Sagan: Garajımdaki Ejder. (30 Aralık 2016). Alındığı Tarih: 18 Ekim 2020. Alındığı Yer: matematiksel.org | Arşiv Bağlantısı
Orijinal Soru: Cinler gerçekten var mı?

Benim yasadigim bire bir doga ustu olaylar var. Ustelik ispatli... Sahitli.

Benimkiler telepati ile olmustu. Birebir benimle yasayanlar var.

Bilim henuz doga ustu olaylari cozebilecek kadar gelismis degil. Belki bir gun o noktaya erisir.

3,710 görüntülenme
0
Teşekkür
Paylaş
0
Orijinal Soru: Büyü gerçek midir? Bu konu hakkında yapılan araştırmalar var mıdır var ise nelerdir?

Büyünün gerçek olması hakkında herhangi bir bilimsel kanıt bulunmamakta.Batıl inanç diyebiliriz.Çeşitli semavi din kitaplarında geçiyor ama dediğim gibi hiçbir bilimsel kanıtı bulunmamakta.İyi forumlar

161 görüntülenme
0
Teşekkür
Paylaş
0
Orijinal Soru: Büyü ,sihir,efsun gibi olayları bilimsel olarak nasıl açıklarız?

Mümkün değildir. Bilimin konusu olabilecek şeyler ve süreçler belirli bazı koşulları sağlamak zorundadır. Her ne kadar bu koşulların neler olduğu konusunda uzlaşma sağlanamamış olsa da, maddi olma, tekrarlanabilir olma, nesnel olma koşullarına muhtemelen kimse itiraz etmez. Soruda bahsi geçen olaylar bu koşulları sağlamamaktadır, dolayısıyla biliminin inceleme konusu olamazlar.

572 görüntülenme
0
Teşekkür
Paylaş
0
Orijinal Soru: Cinler gerçekten var mı?

Tanrı, allah, god vb yoktur. Olmayan tanrının yarattığı söylenen cin, şeytan, melek vb varlıklarda yoktur.

Olmayan cin, şeytan vb varlıklar insana zarar veremez.

Cin gördüğünü söyleyen kişiler aldıkları herhangi bir uyuşturucu madde ( lsd, esrar) etkisi ile halüsinasyon durumu yaşayabilirler.

Halüsinasyonlarda kişi, bir hastalığının olduğunu bilmeden, gördüğü, işittiği ve hissettiğine bütünüyle inanır.

Hastanın düşünce ve fikirlerinin dışarıya aktarıldığını sanması, düşüncelerinin bir başkası tarafından biliniyormuş hissine kapılması, yabancı fikirlerin kafasına direkt olarak sokulduğunu zannetme gibi çeşitli ruhsal halüsinasyonlar da vardır.

Ruh hastalıklarından şizofreni, psikozlar, psikonevrozlar, kısa sürede gelişen iç sıkıntısı hallerinde halüsinasyonlar sık görülür.

Beynin bir kısmını veya tamamını ilgilendiren tahribatlarda, tifo, menenjit, aşırı alkol kullanımı gibi durumlarda da çeşitli halüsinasyonlar ortaya çıkabilir.

En güzel insan, elinden geldiğince, gücü yettiğince çevresine, diğer insanlara iyilik yapan insandır.

5,894 görüntülenme
0
Teşekkür (4)
Paylaş
0

Kaynaklar

Orijinal Soru: Herhangi bir büyüye şahit olan var mı?

Toplumdan topluma değişir. Bilimsel bir cevap vermek yanlış olur.

Büyüyü doğuştan gelen bir parça olarak gören toplumlarda var mesala.

Sudan'ın güneyinde yaşayan Azandeler büyüyü cadılık ve kâhinlik birlikte doğanın ve toplumun olağan bir parçası olarak görürler. Böylece farklı olgular, her parçası ötekini destekleyen kapalı bir mantık sistemi oluşturur ve hem doğal ve toplumsal düzen için, hem de düzensizlik ve rastlantı için akılcı bir nedensellik sistemi ortaya çıkar.

6,722 görüntülenme
0
Teşekkür
Paylaş
0
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Sorulara Dön

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Sizi Takip Ediyor

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın