Sölekantlardaki Genetik Ayrışma, İnsan-Şempanze Ayrımından Daha Fazla!
Sölekantlardaki Genetik Ayrışma, İnsan-Şempanze Ayrımından Daha Fazla!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Başlık oldukça kışkırtıcı gelebilir, ancak genler yalan söylemez, yalın bir gerçekten bahsedilmektedir. İzah edelim:

Daha önceki bir yazımızda açıkladığımız gibi, genomlarda yapılan analizler türlerin birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini ve türün kendi geçmişini tartışmasız bir şekilde ortaya koyabilmekte, birçok gözle görülemeyecek bilgiyi ortaya sermektedir.

Öte yandan, yine bir başka yazımızda izah ettiğimiz gibi, her tür aynı hızda evrimleşmemektedir. Türden türe evrim hızları değişmektedir. Üstelik her genetik değişim, fiziksel değişime yol açmadığı için, bir tür genetik olarak köklü evrimsel değişimler yaşasa da, bu durum fiziksel görüntüsüne hiç yansımayabilir ya da çok az yansıyabilir. İşte bu şekilde, çok eski zamanlardan günümüze oldukça az fiziksel değişimle gelen canlılara yaşayan fosiller demekteyiz.

Günümüzde sadece iki türü bilinen sölekantlar, yani Coelacanthiformes takımı, yaşayan fosillerin bilindik örnekleridir. Bu canlılar, son birkaç yüz milyon yıldır oldukça az fiziksel değişim yaşamışlardır. Ancak genomlarında yapılan analizler, evrimsel değişimlerini ve geçmişlerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hatta biri 2010, biri 2012 yılında olmak üzere 1995 yılından beri yayınlanan 4 farklı bilimsel çalışma, sölekantların evrimsel süreçte fiziksel olarak göreceli olarak az değiştiği bilgisinin kanıta dayanmadığını, genom olarak göreceli olarak yavaş bir evrimsel süreçten geçiyor olsa da, türün aslında evrimsel süreçte fiziksel olarak da oldukça değiştiğini ileri sürmektedir. Ancak bu yazı dahilinde, sölekantların iddia edildiği ve bilim düşmanları tarafından sıklıkla çarpıtıldığı gibi gelin çok az değiştiklerini varsayalım.

Günümüzde yaşadığı bilinen iki türden biri Batı Hint Okyanusu Sölekantı olarak bilinen Latimeria chalumnae, ikincisi ise Endonezya Sölekantı olarak bilinen Latimeria menadoensis türüdür. Türler o kadar nadir bulunmaktadır ki, son 75 yılda sadece 309 bireyi tespit edilebilmiştir. Bu iki tür, birbirinden ortalama olarak 23 milyon yıl kadar önce ayrılmıştır ve günümüze kadar ulaşabilmiştir. Türün atalarına ve kuzenlerine yönelik olaraksa 80 farklı türün tarihte yaşadığı bilinmektedir.

Şimdi asıl konumuza gelelim: Nature dergisinde yayımlanan bir makalede, bu iki türün de genomları analiz edilmiş ve evrimsel olarak birbirleriyle kıyaslanmıştır. Son derece az değiştiği, yaşayan fosil olduğu, hatta bilimden anlamayan çevreler tarafından evrimi "çürüttüğü" iddia edilen bu canlıların, iki yaşayan türünün genomları birbirlerine %98.7 oranında benzemektedir. Yani bu "az evrimleşen" canlılar birbirlerinden %1.3 oranında farklıdır. 

Öte yandan aralarında "dağlar kadar fark" olduğu iddia edilen (ve aslında olmadığı bilinen) şempanzeler ile insanlar arasındaki genomik kıyaslama, benzerlik oranının %98.77, yani ayrışma oranının %1.23 olduğunu göstermektedir.

Bu da bize çok ironik bir gerçeği söylemektedir: çok az değiştiği iddia edilen sölekantların birbirine olan evrimsel yakınlığı, birbirinden çok farklı olduğu iddia edilen şempanze ile insanların evrimsel yakınlığından daha azdır. 

Bu balıklar üzerinde yapılan evrimsel araştırmaların bir diğer sonucu da şöyle: Araştırmalar, şimdiye kadar hep olduğu gibi, moleküler evrim alanında da tahminlerimizi doğrulamaktadır. Evrimsel biyolojiye göre sabitlenen mutasyonların bir kısmı adaptif iken, bir kısmı genetik sürüklenme sonucunda tesadüfen yayılır. Bu balıkların genomik evrim hızı, diğer dallara göre oldukça yavaştır, tıpkı morfolojileri gibi genleri de yavaş evrimleşmiştir. Neredeyse hiç pozitif doğal seçilime uğramamışlar; yani bu türlerde "en adaptif olan hayatta kalmamış", çünkü hiçbir çevresel strese maruz kalmamışlar. 

Ancak yaklaşık Nötral Teori'nin ileri sürdüğü gibi gibi, hiç seçilim baskısı olmasa bile genetik sürüklenme sonucunda evrim kaçınılmazdır. Çevrenin tam sabit olduğu koşullarda (ki aslında hiçbir zaman çevre %100 aynı kalamaz; ancak kaldığını varsaysak bile), yeni gelen bütün mutasyonlar nötral veya zararlı olurlar. Yine de nötrale yakın olanların bir kısmının sabitlenmesi kaçınılmazdır. İşte bu balıkların genom sonuçları evrilmenin kaçınılmaz olduğunu tartışmasız bir şekilde ispatlamaktadır. 


Teşekkür: Barış Dallı

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Nature
  2. Genome Research
  3. Journal of Vertebrate Paleontology
  4. Boletim do Museu Paraense Emílio Goeldi Ciências Naturais

Seks Yapmak İçin Mi Ayağa Kalktık?

Albino Sincap

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim