Skeptikler Kılavuzu

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

2010 senesinde Türkiye'deki evrimsel biyolojiye dair bilgi düzeyini arttırmak amacıyla Evrim Ağacı'nın kurulmasından bu yana, yazar kadrosuna birbirinden donanımlı araştırmacıların alınmasıyla birlikte adeta bir "Bilim Ağacı" haline dönüştüğümüzü söylemek yerinde olurdu. Bu süreçte bilim camiasının karşısında duran ve popülerliği yüksek olan sahtebilimsel iddiaları da ele almamak bir hata olurdu. Karşımıza her gün çıkan onlarca bilgiyle bombardımana uğruyoruz ve nelerin gerçek olup olmadığını sorgulamakta zorlanıyoruz. İşte bu sebeple devreye bir filtre sistemi görevi gören Bilimsel Şüphecilik (İng: Scientific Skepticism) adını verdiğimiz bir yöntem giriyor.

Sadece site üzerindeki paylaşımlarla da yetinmedik, 2017 senesinde kolları sıvayıp sizler için bir kitap çalışmasına başladık ve 2018 senesi içerisinde bitirmeyi planladığımız bu kitap ile önemli bir katkıda bulunacağımızı umut ediyoruz. Buradaki makale bu kitabın bir özeti sayılabilir, ancak bu kadarıyla da asla yetinmeyin. Araştırın, sorgulayın ve daha fazlasını merak edin...

 

Özetle Skeptisizm Nedir?

Günümüzde Skeptisizm (ya da diğer adıyla Şüphecilik) birçok kişi tarafından yanlış anlaşılmaktadır ve sıklıkla İnkârcılık (İng: Denialism) ile karıştırılmaktadır. İnkârcılık, karşımıza konulan tüm kanıtlara rağmen onları görmezden gelme durumudur, ancak bilimsel şüphecilikte bu yoktur. Bilimsel şüpheciliğin kalbinde Eleştirisel Düşünce (İng: Critical Thinking) yatar. Şüphecileri eleştiren insanlar onları genellikle kapalı fikirli olmakla itham ederler, ancak genel amaç öne sürülen iddiaların ne kadar Kanıta Dayalı (İng: Evidence-Based) olduğu ve Bilimsel Metodolojiye (İng: Scientific Methodology) ne kadar sadık kaldığını ortaya çıkarabilmektir. Tanım gereği her bilim insanı ve her araştırmacı bir şüpheci olmalıdır. Aksi taktirde günümüzde gördüğümüz gibi birbirinden hatalı ve bazı durumlarda zararlı bilgilerin yayıldığını görebiliriz.

Bazı bireyler bu şüphecilik seviyesini olduğundan daha ileriye götürebilmektedir. Bu kişileri Komplo Teorisyenleri (İng: Conspiracy Theorists) olarak tanıyabilirsiniz. Biz bu aşırı noktalara çıkarılan şüpheciliğe Sahte-Şüphecilik (İng: Psuedoskepticism) adını veriyoruz, çünkü bilimsel şüpheciliğin sadık kaldığı prensipleri ve kuralları görmemezlikten gelmektedir. Elbette sistemi sorgulamak ve gerçekleri öğrenme isteği birer haktır ancak bunu yapmanın da doğru yolları vardır ve elbette onlar da her ne kadar zor görünse de ikna edilebilirler. Bu kişilerden bazıları kendilerini birer şüpheci olarak tanımlasalar bile, ortaya konulan kanıtları görmezden geldikleri için asıl tanım "inkârcılıktır" (NASA'dan şüphe eden Düz Dünyacılar, NIST'ten şüphe eden 911 Truther'lar ve IPCC'den şüphe eden ABD'li Cumhuriyetçiler gibi). Hala toplumun Teori kelimesini bilim dünyasında "bir fikir, bir düşünce, bir kişisel görüş" olarak algılaması ve "Sadece bir teori!" diyerek küçümsemesi terminolojiyi daha iyi öğrenmemizi ve öğretmemizi göstermektedir. Şüphecilik de bu terimlerden birisidir.

Şüpheciliğin tarihini ele aldığınızda, Antik Yunan dönemlerine kadar geriye gittiğini görebilirsiniz, ancak buradaki yazımız bu konuları ele almak amacıyla yazılmamıştır. Buna dair birbirinden harika felsefe kaynaklarından faydalanabilirsiniz. Bilimsel şüphecilik dünyasında komplo teorileri, gizemli olaylar, uzaylılar, alternatif tedaviler ve nice iddialar ele alınmaktadır. Şunu da belirtmekte fayda vardır ki Türkiye'de bu akıma Septisizm denilmektedir, ancak tıbbi kaynaklarda kullanılan anti-septik terimin olması yanlış anlaşılmalara yol açabileceği için yabancıların da kullandığı şekliyle Skeptisizm demeyi ve kendimizi birer Skeptik olarak tanımlamayı daha doğru buluyoruz.

Eğer birer skeptik olarak karşınıza çıkan iddiaları düzgünce incelemek istiyorsanız, gökbilimci Carl E. Sagan'ın Zırvalık Saptama Kiti'ni (İng: Baloney Detection Kit) özetleyecek şekilde Skeptic Magazine'in baş editörü Michael Shermer tarafından hazırlanan bu listedeki soruları ön planda tutunuz:

  1. İddianın kaynağı ne kadar güvenilir?
  2. Kaynak benzer iddiaları mı sunuyor?
  3. İddialar başkaları tarafından doğrulandı mı?
  4. Dünya'nın işleyişiyle uygun mudur?
  5. İddiayı yalanlamaya çalışanlar oldu mu?
  6. Ağır basan kanıt neye işaret etmektedir?
  7. İddia sahibi bilimin kurallarına uymakta mıdır?
  8. İddia sahibi kendi teorisini destekleyen pozitif kanıt sunuyor mu yoksa diğer teoriyi destekleyen kanıtı mı inkâr ediyor?
  9. Yeni teori eski teori kadar birçok olayı açıklayabiliyor mu?
  10. İddia sahibinin kişisel inançları, ideolojileri ve dünya görüşü araştırmasını yönlendiriyor mu yoksa tam tersi mi?

 

Sahtebilim (Psuedoscience) Nedir?

Sahtebilim (ya da diğer adıyla Sözdebilim) tanımı gereği bilimsel-gibi görünen iddiaları içermektedir (Dikkat: Burada sözdebilimden bahsediyoruz. Bilim-dışı konular ayrıdır. Ayrıntılı bilgi için Demarkasyon Problemi'ni araştırınız). Bu akım, bilim dünyasındaki verileri bir büfeden yemek seçermiş gibi kendi görüşleriyle uyumlu kısımları alıp araya birbirinden farklı terimler ekleyerek (Örnekler: Kuantum, Enerji, Boyutlar, Bilinç vb.) insanları ikna etmek amacını taşımaktadır. İşte bu sebeple girdiğiniz tartışmalarda "Ama bilim de bunu destekliyor!" gibi bir savunma görebiliyorsunuz, ya da bir tanıdığınız "Ama bunu televizyon programındaki profesör/doktor/uzman söyledi!" diyebiliyor. Hatta senelerini araştırmalara verdiğini belirten ve kendince unvanlar takınan ufolog, astrolog ve refleksolog gibi kişilerle de bu yüzden karşılaşabiliyorsunuz.

Sahtebilimsel iddialarda birbirinden farklı Mantıksal Safsatalar (İng: Logical Fallacies) da yer almaktadır ve araya inanç-bazlı konular da takviye olarak eklenebilmektedir (Örnekler: Mistisizm, Spiritüelizm/Ruhsalcılık, Din vb.). Bazı kişilere göre de belirli gerçekliklere ancak seçilmiş ya da aydınlanmış olanlar ulaşabilmektedir (Bkz: Ezoterizm). Elbette evrende henüz keşfetmediğimiz ve göremediğimiz şeyler bulunmaktadır, ancak bunlara gizemli yollarla ulaşılabileceğine inanan ve günümüzde Yeni Çağ akımı (İng: New Age) olarak bildiğimiz konularla ilgilenen insanlar sadece sahtebilimsel iddialara da sarılmakta kalmıyor, beraberinde ritüelistik ve gizem içerikli olan uygulamaları da (Örnekler: Tarot Kartları, Oujia Tahtası, Şifalı Kristaller vb.) dahil ediyorlar. Hatta bazıları uzaylıları da işin içine karıştırmaktadır (Bkz: Ufoloji). Kısacası Bilim Dünyası ile Ruhsal Âlem karışımı bir İnanç söz konusudur. Türkiye'de tanıyor olabileceğiniz bu bâtıl uygulamaların bazıları da şunlardır: Falcılık, Kurşun dökme, Üzerine yumurta kırma, Nazar boncukları, Cinlerin ele geçirmesi, Kısmetin bağlanması, Bedduanın gerçekleşmesi, vs.

Konfüçyüs der ki "Karanlığa söveceğine, bir mum yak." (Görsel Kaynak: Unsplash)

 

Paranormal Dünya

Konuşmalarda Parapsikolojik konuların da eşlik ettiğini görebilirsiniz, tıpkı bazı insanlarda Duyu-Dışı Algılamaların (Bkz: ESP) ya da Psişik Güçlerin olduğu iddia edilmesi gibi; Psikokinezi ile zihin gücüyle objeleri hareket ettirebilmek, telepati ile zihinler-arası iletişim kurabilmek, insanların yaydıkları auraları görebilmek, meleklerden yardım alabilmek, astral seyahate çıkmak ve öteki dünyaya göç edenlerle konuşmak verilebilecek onlarca örnekten sadece birkaçı. Özellikle insanları yetenekleriyle ikna edebilme konusunda ustalaşmış illüzyonistler, mentalistler, falcılar ve medyumlar Soğuk Okuma (İng: Cold Reading) gibi "bunu nasıl bilebildin?" demenize neden olacak teknikleri çok iyi biliyorlar. Tek fark, bu kişilerden bazıları gerçekten bir yeteneğe sahip olduklarını düşünmesidir. Adeta maddeye hükmeden bir zihne sahip olduklarına ve/veya olağanüstü güçlere erişebildiklerine inanmaktadırlar, ancak illüzyonist Derren Brown ve majisyen James Randi gibi değerli skeptikler bu insanların numaralarını ortaya çıkarmaktadır. Hatta uzun seneler boyunca farklı organizasyonlar tarafından da yapıldığı halde en meşhuru olan JREF'in (James Randi Eğitim Vakfı) $1,000,000 ödülü herhangi bir paranormal iddiayı kanıtlayabilene verileceği açıklanmıştı. Bu ödül en sonunda kaldırıldı (hiç kimsenin kazanamadığını belirtmek isteriz).

 

Sahtebilimle Olan Mücadele

Bazı bilimseverler bu konularla uğraşmanın vakit kaybı olduğunu ve bu tarz düşüncelere sahip olan insanları ikna etmenin imkansız olduğunu belirtmektedir. Söz konusu bilime olan ilginin ve yapılan çalışmalara desteğinin artmasını istiyorlar ise, bu mücadelede yer almaları ya da en azından bu mücadeleyi verenlere az da olsa destek göstermeleri gerekir. Elbette herkesin tartışma ortamlarına katılmasını istemeyiz, lakin bazı insanlar her ne kadar kendini bir bilim tutkunu olarak tanıtsa bile, bu iyi bir savunmacı olacağını da garanti etmez. Eğer gençlerdeki odağı astrolojiden astronomiye ve zihinsel levitasyondan süperiletkenliğe doğru çevirmek istiyorsak, argümantasyon kurallarından, insan psikolojisinden ve bilimsel metodolojisinden bir nebze de olsa anlamamız gerekir. Haliyle paylaşılan paranormal görüntülere inanmak yerine sorgulamasını bilen, bir haberi okurken kaynakçayı görmek isteyen ve bir iddiayla karşılaşınca doğrusu nedir diye araştırmaya koyulan nesiller yetişecektir. Ancak "beni ilgilendirmiyor" gibi bir tavır takınırsak meydanı sahtebilimcilere vermiş oluruz ve bu durumda da "Neden bilgisizlik seviyesi bu kadar yüksek!" diye söylenemeyiz.

Sahte e-postaları ifşa eden Hoax-Slayer, viral iddiaları ele alan Snopes, dergi çıkartan Skeptic Magazine, buluşmalar ayarlayan TAM (The Amaz!ng Meeting), sözlük düzenleyen The Skeptic's Dictionary, sahtebilimin zararlarını listeleyen What's The Harm?, alternatif tedavileri inceleme altına alan Science-Based Medicine, hatalı tarihsel iddiaları gözden geçiren Bad Archaeology ve hatta Türkiye'de sahtebilimi inceleyen Yalansavar ile siyasi iddiaları ele alan Doğruluk Payı gibi oluşumlar bu mücadelenin önemli birer parçaşıdır. Toplumda bilime yönelik önyargıların oluşmasını engellemek amacıyla ellerinden geleni yapmaya çalıştıkları için hepsini beğenerek takip ediyoruz.

 

Dikkat Çekici Başlıklar ve Önyargılar

"X Teorisini sarsan keşif! Bilim insanları bunu açıklayamadı! Bu buluş bütün Dünya'yı değiştirecek! Dünya'nın sonu mu geliyor! Bu bitki bütün dertlerinize çare! İnanılır gibi değil ama doğru!" gibi meraktan tıklamanıza neden olabilecek birbirinden farklı haber başlıklarını mutlaka görmüşsünüzdür. Ne yazık ki özellikle bilimi ilgilendiren alanlarda haber ajanslarında doğru dürüst araştırmaların yapılmadığı açıkça görülebilmektedir. Bunları gören okurlar da bilime yönelik çeşitli önyargılara sahip olarak temeli zayıf argümanlara sarılabilmektedir. Bunlardan birkaçı şöyledir:

 

1. Gizem Argümanı

İnsanlar henüz bilimsel bir açıklama getirilmemiş olaylara işaret etmekten hoşlanırlar, ama bazen bu durumda kendi açıklamalarını dile getirmekten çekinmezler. Bunun doğru bir davranış olduğunu söyleyemeyiz. "A değilse B'dir o zaman" mantığı olmamalı. Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson bu durumu güzel bir örnekle açıklar:

Birileri gökyüzünde parıldayan bir ışık görmektedir. Daha önce böyle bir şey görmemişlerdi. Ne olduğunu anlayamıyorlar. "Bu bir UFO!" diyorlar. U harfinin açılımı Unidentified (Tr: Tanımlanmamış). Sonra da "Ne olduğunu bilmiyorum, öyleyse başka bir gezegenden ziyaret eden bir uzaylıdır!" diyorlar. Ama onu tanımlayamıyorsanız, o zaman konuşmayı bu noktada bitirmeniz gerekmektedir. Buna birden tanım veremezsiniz!

Kısacası bilim insanlarının açıklayamadığı bir durumda sizin kanıta dayalı olmayan bir başka açıklama getirmeniz hatalı olacaktır. Bazen bir açıklamanın nihayet getirildiği durumlarda da bazıları bu gizemcilik oyununu sürdürmeye devam edip mevcut açıklamaları reddediyorlar ve bilimcilerin söylediklerini geçiştirici bir şey olarak yorumluyorlar. Örneğin garip olayların yaşandığı iddia edilen Bermuda Şeytan Üçgeni'nde gerçekten özel bir durumun olmadığı senelerdir bilinse bile halen orayı çözümlenmemiş bir gizem olarak gören insanlar bulunmaktadır. Bir açıklama getirmeniz ortadaki gizemi ve güzelliğini yok ettiğinizi düşünenler de olabilmektedir ve hatta önyargılı bir şekilde tepki gösterebilirler. Bunlardan en bilindik örnek UFO'lara dair bilimsel bir analiz yapıp ortada herhangi bir kanıtın olmadığını vurguladığınızda "Evrende yalnız olduğumuzu düşünecek kadar sığ görüşlü müsün!?" gibi bir tepkiyle karşılaşmanızdır, böyle bir şeyi ima etmemiş olsanız bile.

 

2. Mucizevi Tedaviler Argümanı

Bütün sahtebilimsel iddiaların arasındaki en tehlikeli olanı Alternatif Tıp'ı ilgilendiren iddialardır. Altta "Kandırmaya Dair" başlığında iyimser insanlardan da bahsettik ancak burada işin hoş olmayan tarafına değineceğiz. Bir aralar limonun kanser tedavisinde kemoterapiden 10,000 kat daha güçlü olduğu iddiası yayılmıştı. Bu iddia sebebiyle kim bilir kaç insanın umutlarıyla oynanmıştı. Buna benzer iddialar seneler boyunca sağlık sektöründe yorulmak bilmeyen çalışanların emeklerine hakaret etmekten farksızdır. Özellikle aşı-karşıtı kampanyaların yer almasıyla hem çocuklara hem de çevreye yapılabilecek zararın farkında olmayan ebeveynler sözde uzmanların eksik çıkarımlı araştırmalarından etkilendikleri için tıp dünyasına olan kuşku iyice artmıştır, bu da alternatif yöntemlere olan başvuru sayısını arttırmıştır. Şunun iyi anlaşılması gerekir ki, tıbbın bir alternatifi olamaz!

Pozitif düşünmek ve sevdikleriniz tarafından destek görmek bir hasta için çok güzel bir şeydir, ancak bu durum vücudunuzda yer alan tümörü ortadan kaldırmayacaktır. "İyi hissetmek" ile "iyi olmak" iki ayrı şeydir ve bu sıkça unutulur. Ayrıca her bedeni de birbiriyle kıyaslamamak gerekir, tanıdığınız bir X kişisi olumlu düşüncelerle ve/veya alternatif bir tedaviye başvurarak kanserini yendiğine inanıyor diye sizin de aynı yöntemleri deneyerek üstesinden gelebileceğinize inanmamalısınız. Tıpkı 80 yaşına kadar sigara içtiği halde yaşayabilen insanların olması gibi bu durum tütün ürünlerinin sağlıklı olduğunu kanıtlamaz. Dilerseniz bir şifacıya gidebilirsiniz, ancak kendinizi ve sevdiklerinizi korumak istiyorsanız lütfen tıbbın gücünü hafife almayın ve tedavi süreçlerinizi de ihmal etmeyin.

 

3. Tesadüf Argümanı

Sayılarla ilgili hatalı bir kavrayış vardır. Özellikle evrenin ve yaşamın var oluşuna dair yapılan hesaplamaların tesadüfen gerçekleşmesinin imkansızlığını anlatan iddialar en çok öne çıkanlardır. Bir uçak kazasında 299 kişi hayatını kaybedip 1 kişi kurtulduğunda buna "mucize" etiketini yapıştırırız. Hatta çoğunuz ilginç bir şekilde geçen gece rüyanızda uzun zamandır görmediğiniz bir kişiyi görüp bir sonraki gün kendisinden bir mesaj ya da arama aldığınızda şaşırmış olabilirsiniz. Ancak gerçek şu ki tesadüfler zaten yoktur, evrimin işleyişinde bile ona karşı çıkanlar bunu iddia ederken hataya düşmektedirler. Burada rastgelelik kelimesiyle karıştırıldığını anlayabiliyoruz ve ikisini eşanlamı sanabiliyoruz. Yazımızın başında da söylediğimiz gibi, terminolojiyi iyi öğrenmek gerekir.

Gördüğünüz rüya gibi hayatınızda gerçekleşen garip olaylarda Algıda Seçicilik (İng: Confirmation Bias) daima bir rol oynamaktadır, hatta neredeyse hepimiz her durumda algıda seçiciliğe başvurabiliyoruz. Koca bir yıl boyunca gördüğümüz onca rüyanın herhangi bir anlam taşımadığı halde tek bir rüyanın bir öngörü olduğu izlenimine kapılabiliriz. Diyelim ki milli piyangodan büyük ikramiyeyi kazanma olasılığınız %0.001'dir. İmkansıza yakın gibi görünse bile siz de çok iyi biliyorsunuz ki eninde sonunda bir kişi bu ikramiyeyi kazanacaktır. Bu bir mucize ya da tesadüf değildir, sadece matematiksel olarak açıklanabilen bir olasılıktır.

Nobel ödüllü Walter Gilbert der ki "Bilimin erdemleri, skeptisizm ve özgür düşüncedir." (Görsel Kaynak: Unsplash)

 

Kandırmaya Dair

Bu konuya dair birkaç şey de söylemek gereklidir. Elbette insanlara yanlış bilgi vermek ve karşılığında para almak etik bir şey değildir. Bunu bilerek yapan insanlara bu sebeple Şarlatan sıfatı verilmiştir, ancak bu konularla genellikle yeni tanışan bazı skeptiklerin yaptıkları ilk hatalardan birisi de insanlara karşı sert bir tutum sergilemeleridir. Elbette bilimi savunmak, hatalı bilgileri ifşa etmek ve bunları dürüstçe dile getirmek önemli ve faydalıdır, ancak tepede listelediğimiz konulara inanan milyonlarca insanın çoğu gerçekten söyledikleri şeylere inanmaktadırlar ve niyetleri başkalarını kandırmak değildir. Sıklıkla sevgi, saygı, evrenle bir olma ve tüm insanları kucaklama gibi konulardan söz edip ruhsal dünyanın güzelliklerine inanıp anlatmakla meşguller ve bazıları bu bilgileri paylaşmanın ve başkalarına da öğretmenin önemli olduğunu düşünerel bir meslek olarak edinebilirler. Her refleksologun amacı sizi kandırmak ve paranızı çalmak değildir, çünkü kendileri de bu uygulamalara inanmaktadırlar ve hastalarına karşı oldukça sıcakkanlı bir tavırla yaklaştıkları için ciddi ve soğukkanlı olan bazı doktorlara nazaran hastalar bu gibi kişileri daha samimi bulabilirler. Bu sebeple her gördüğünüz kişiye "Sen bir şarlatansın, bu saçmalıklara nasıl inanabiliyorsun?" şeklinde yargılamanız çoğu kişinin fikrini değiştirmesine yardımcı olmayacaktır. Özellikle yüzyüze tartışmanın internet üzerinden tartışmaktan çok daha etkili olduğu söylense bile bu tartışmaların çoğu internet üzerinden yer aldığı için, karşıdaki insanın psikolojik durumunu hesaba katmadan daha empatik bir yaklaşım sergilemek ve daha sağlıklı bir diyalog kurmak güçleşecektir.

 

Mantıksal Safsatalar

Kurulan argümanlarda safsatalara da başvurulduğunu belirtmiştik. Safsataların sayısı burada göründüğünden çok daha fazlasıdır ve işin gerçeği şu ki çoğu insan tartışırken bunları kullandığının farkında bile değildir bu sebeple her tartışığınız insana "Şu safsataya başvuruyorsun" demeniz pek etkili olmayacaktır. Sizin de tanıyabileceğiniz bu safsatalardan en çok bilinen 6 tanesini şöyle sayabiliriz:

1. Çoğunluğa Başvurmak (Appeal to Population): Bir iddiayı ne kadar çok sayıda kişi doğru buluyorsa o iddia bir o kadar doğrudur safsatası. Oysa bilimsel gerçekler ona kaç insanın inanıp inanmadığına göre değişmez.

2. Otoriteye Başvurmak (Appeal to Authority): Belirli unvanlara sahip insanların söylediklerini doğru bulma safsatası. Bu durumu özellikle kişilerin uzmanlık alanı dışındaki bir konuya dair fikir beyan ettiklerinde görebilirsiniz (Bkz: Dunning-Kruger Sendromu), ancak unvanınız ne olursa olsun, bilimi kendinize göre yorumlayamazsınız. Örneğin bir Homeopati derneğinde çalışan birisinin "Bana güvenin, ben doktorum" demesi homeopatinin kanıtını ortaya koymaz.

3. Cehalete Başvurmak (Appeal to Ignorance): "Olmadığını kanıtlayamazsın" safsatasıdır. Bir şeyin var olduğu iddia ediliyor ise bunun ispatlama yükümlülüğü daima iddia sahibine aittir. Bilimde bir şeyin var olmadığı kanıtlanamaz, ama bu o şeyin var olduğu anlamına da gelmez (Bkz: Betrand Russell'ın Çaydanlığı). Bu durumlarda Sagan'ın sıkça yanlış anlaşılan meşhur "Kanıtın yokluğu yokluğun kanıtı değildir" sözü paylaşacaktır, ancak Sagan'ın aynı zamanda "Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir" dediği de bilinmesi gerekir.

4. Post Hoc: Bir X olayından sonra Y olduysa, Y'nin sebebini X olarak görmek safsatasıdır. Örneğin bir şehirde şiddetli bir depremin gerçekleşmesinin sebebini orada yaşayan insanların evililik dışı cinsel yaşantıları yüzünden olduğunu söyleyen insanlar bu safsataya başvururlar.

5. Şahısa Saldırı (Ad Hominem): Sunulan argüman yerine argümanı sunan kişiye saldırma safsatasıdır.

6. Saman Adam (Straw Man): Karşı görüşteki kişiye ait bir görüşü yanlış yorumlayıp bundan sahte bir figür oluşturmak, ardından o figürü altüst etmenizle rakibinizi de altüst ettiğinizi sanma safsatasıdır. Kısacası karşınızdaki kişiyi yanlış temsil etmektir.

Bunlarla birlikte Kişisel Tecrübeleri (İng: Personal Experience) de hesaba katmamız gerekmektedir çünkü birçok kişi bu tecrübelerin birer kanıt olarak sunulabileceğini düşünmektedir, ancak mahkeme ortamında bile görgü tanıklarının tam olarak güvenilemeyeceğini biliyoruz. İsterseniz rüyanızda gelecekle ilgili bir şey görün, isterseniz uzaylılar tarafından kaçırılmış olun ve isterseniz karanlık bir ortamda cinler görün, bunların hepsi gerçek olsaydı bile kanıtlayamadığınız sürece hiçbir değeri olmayacak ve o tecrübe sadece sizin için gerçek kalacaktır.

 

Tartışma Ortamı

Şunu unutmayın ki elinizdeki en iyi argümanları ve kanıtları sunsanız bile, karşınızdaki kişinin fikrini büyük ihtimalle değiştiremeyeceksiniz, ancak bu tartışmayı toplu bir ortamda gerçekleştirirseniz, sizi dinleyenlerde bir etki yaratabilirsiniz. Karşınızdaki insanı küçümseyici tavırlarla karşı çıkmanız savunma mekanizmasını çalıştırmasına neden olacaktır, bu sebeple sabırlı davranmanızı tavsiye ederiz. Bununla birlikte bizim en çok tavsiye ettiğimiz ikna yöntemlerinden birisi Sokratik Yöntemidir, yani cevap sunmaktansa soru sorarak karşı taraftaki kişiyi düşündürmektir. Bu düşünce sürecinde kişi kendi bilgisini ve inançlarını gözden geçirmek ihtiyacı duyabilir, ancak bunun çok kısa bir sürede gerçekleşmesini bekleyemezsiniz çünkü insan beyni bir bilgisayar gibi anında yeniden programlanamaz. Karşıdaki insanı bu şekilde düşünmesini sağlamaya kısaca Kuşku Tohumlarını Ekme (İng: Seeds of Doubt) denir.

Bir diğer yöntem ise diğerine oranla daha katıdır ancak karşınızdaki kapalı fikirli oluşunu gösteren kişinin bilgisizliğini ortaya çıkarmakta nadiren de olsa işe yaramaktadır, ancak sizin de tavrınızı korumanız ve sakin kalabilmeniz çok önemlidir. Buna benzer bir cümle kurabilirsiniz: "Özür dilerim, ama sen bu konuda kaç kitap okudun, kaç makale inceledin, kaç belgesel izledin, kaç uzman ile görüştün, kaç tartışmaya katıldın, nereden ve kimlerden eğitim aldın, kaç konuşmaya katıldın, kaç deney yaptın, kaç kaynağa baktın?"

 

Son Mesajımız

Hiç kimse bir yalana inanmak istemez, bu sebeple tartıştığınız insanlar düşündükleri şeylerin doğru olduğunu, ancak asıl yanlış düşünenin siz olduğunu sanmaktadırlar. Kim bilir, belki de hatalı tarafta bulunan sizsinizdir? İşte bu yüzden şu kelimenin çok ama çok önemli ve herkese gerekli olduğunu da vurgulamak isteriz: Özeleştiri (İng: Self-Criticism)


Ana Görsel: Unsplash sitesinden alınmıştır. Canva uygulaması ile editlenmiştir.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Novella, S. (2016). Why Skepticism? CSICOP (Makale)
  2. Hansson, S.O. (2017). Science and Psuedo-Science. Stanford Encyclopedia of Philosophy (Makale)
  3. Randi, J. (2007). Medyumları Alaşağı Etmesi. TED Talks (Video)
  4. Shermer, M. (2010).Kendini Aldatmanın Altındaki Paternler. TED Talks (Video)
  5. Arıcan, I. (2014). Bilim ve Sözdebilim. Yalansavar (Video)
  6. Dawkins, R. (2007). The Enemies of Reason (Belgesel)
  7. Shermer, M. (2011). İnanan Beyin. ALFA Yayıncılık (Kitap)
  8. Sagan, C. (1995). Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı. TÜBİTAK (Kitap)

Selam komplocu dostlar! Burayı buldunuz ama gene yanıldınız. Hayır, biz Illuminati için falan çalışmıyoruz. Öyle bir şey yok zaten. :)

Amazon Ormanları'nın Gizemli Ağları

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim