Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat

Sirkadyan Döngü ve Üçüncü Göz: O Kadar Da Mistik Değil!

Sirkadyan Döngü ve Üçüncü Göz: O Kadar Da Mistik Değil! Pixabay
15 dakika
21,891
  • Kronobiyoloji
Evrim Ağacı Akademi: Canlıların Evrimi Yazı Dizisi

Bu yazı, Canlıların Evrimi yazı dizisinin 26. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Oksijenli Solunum Nasıl Evrimleşti? İlkel Hücreler Nasıl Oldu da Oksijeni Kullanabilecek Biçimde Evrimleştiler?" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al

Sirkadyan Döngü/Ritm (Circadian Rhytm), bir canlının yaklaşık olarak 24 saat içerisinde geçirdiği ve temel olarak ışık ve karanlıktan etkilenen; biyokimyasal, fizyolojik ve davranışsal süreçlerinin tümüne verilen genel isimdir. Bitkilerde, hayvanlarda, mantarlarda ve hatta bakterilerde bile bulunmaktadır ve bilim insanları tarafından günümüze kadar oldukça ayrıntılı incelenmiştir. Bu konuyla ilgili genel açıklamalar için aşağıdaki yazımız okunabilir:

https://www.facebook.com/note.php?note_id=167673513290732

Tüm Reklamları Kapat

Ancak yukarıdaki yazı okunduktan sonra, bilinmesi gereken bir nokta, Sirkadyan Döngü'nün bir biyolojik saat olmadığıdır. Biyolojik saatler, Sirkadyan Döngü'nün bir parçasıdır ve döngünün devamlılığını sağlarlar. Sirkadyan Döngüleri de, Biyolojik Saatleri de inceleyen bilim dalına kronobiyoloji denir. 

Sirkadyan Döngü, insanların çok uzun zamandır dikkatini çekmektedir. Milattan Önce 4. Yüzyıl'da Androsthenes demirhindi bitkisinin gündüz ve gece aktivitlerini birbiriyle kıyaslarak sirkadyan döngüyü ilk defa keşfeden kişi olmuştur. Kendisi bir gemi kaptanıdır. Daha sonra Fransız bilim insanı Jean-Jacques d'Ortous de Mairan, 1729 yılında sirkadyan dalgalanmaları inceleyerek bu bilgiyi bir adım öteye götürmüştür. Mimosa pudica bitkisinin yapraklarının 24 saat içerisindeki hareketlerini ve dalgalanmalarını ayrıntılı bir şekilde çalışmıştır. Daha sonra pek çok bilim insanı konu hakkında inceleme yapmış; ancak 1950 yılında Franz Halberg tarafından "sirkadyan" (Latincede "gün boyunca" demektir) terimi ilk defa ortaya atılmıştır. 

Tüm Reklamları Kapat

Bir döngünün sirkadyan döngü olarak sayılması için 4 temel kriter bulunur:

1) Ritm, 24 saat (1 gün) içerisinde bir defa tekrar etmelidir. Bunun sebebi, Dünya'nın hareketinden kaynaklanan 24 saatlik günün, biyolojik saat ile çakışıyor olması ve her gün, aynı noktada, saat ile biyolojik saat aynı durumu gösteriyor olmasıdır. Yani her sabah kalktığınızda, yaklaşık olarak aynı saatte karnınızın aç olması gerekir.

2) Ritm, dış etmenler olmadan da sürüyor olmalıdır. Gün içerisinde kimi zaman fiziksel dış etmenlere bağlı olarak bazı basit tepkiler veririz. Bu tepkiler, sirkadyan döngüye dahil değildir. Bu sebeple hiçbir dış etki bulunmaması gerekmektedir, bulunuyorsa da etkiye verilen tepkiler tespit edilmeli ve araştırmadan çıkarılmalıdır.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

3) Ritm, yerel saate uygun olarak değiştirilebilir olmalıdır. Ritm, ışık ve ısı gibi değişimlerden etkilenerek yerel saati algılayabilmeli ve buna adapte olabilmelidir. Örneğin Türkiye'den Amerika'ya gittiğinizde gündüzleriniz tamamen gecelerinizle yer değiştirir; ancak biyolojik saatiniz (sirkadyan döngünüz) buna adapte olacaktır.

4) Belirli bir sıcaklık aralığında sirkadyan döngü sabit şekilde sürüyor olmalıdır. 

Bu kriterler, bizim konumuz açısından çok önemli olmasa da, bir sirkadyan döngüyü tanımlamak için önem arz etmektedirler. Bu arada bir noktayı belirtelim: 3. maddede yer alan "adapte olmak"tan kasıt elbette evrimsel bir adaptasyon süreci değil, geçici bir modifikasyon ile ortama ayak uydurmaktır. Yani oradaki "adapte olmak" ile Evrimsel Biyoloji'deki "adaptasyon" aynı kavramlar değildir.

Bu tip geçici adaptasyon, beyinde bulunan ve "ana saat" ("master clock") olarak isimlendirilen bir bölgeyle sağlanır. Bu bölge, yukarıda verdiğimiz yazımızdaki biyolojik saatlerin tümünü kontrol eden ana bölgedir; bu saatlerin kontrolüyle Sirkadyan Döngünün sürekliliği sağlanır. Ana Saat, beynin Suprachiasmatic Nucleus (SCN) denen bölgesindeki sinirler tarafından kontrol edilir. Buna tekrar geleceğiz. 

Daha fazla bu konuda ilerlemeden önce, bu döngünün canlılardaki uzun süren evrimine bir göz atmamız gerekiyor. Sirkadyan Döngü'nün varlığı, sayesinde kolayca açıklanabilir ve döngü gerçekten büyüleyici bir evrimsel geçmişe sahiptir. Sirkadyan Döngü'nün, evrimsel süreçteki ilk canlılardan beri var olduğu düşünülmektedir. Tabii bu canlılarda bulunan döngü, günümüzdekinden oldukça ilkel ve basittir: temel görevi, gündüz ile gecenin ayırt edilmesi sayesinde hücrelerin sadece gece bölünmesini sağlayarak güneş ışınlarının yüksek morötesi ışınlarından DNA'yı korumaktır. Bu, ilkin hücre yapıları için çok önemlidir, çünkü DNA'larında, günümüzdeki kadar güçlü koruma, düzeltme ve hata ayıklama mekanizmaları henüz evrimleşmemiştir. Bu yüzden Güneş'ten gelen ışınlar, DNA için ölümcül olabilmektedir. Günümüzde,Neurospora cinsi mantarlar, halen bu ilkin sistemi kullanırlar ve genellikle gece çoğalırlar.

Tüm Reklamları Kapat

Bilindiği üzere en azından son 4.5 milyar yıldır Dünya sürekli olarak kendi ve Güneş'in etrafında dönmektedir. Bu yüzden, oldukça sabit bir şekilde gece gündüzü takip etmekte, mevsimler Dünya'nın belirli bölgelerinde, hemen hemen aynı zamanlarda yaşanmakta ve bir döngü halinde devam etmektedir. İşte canlılar, bu tip bir gezegende evrimleştikleri için, bu "sabit değişimleri" takip edebilmek adına bu biyolojik ritmi, Sirkadyan Döngü'yü geliştirmişlerdir; daha doğrusu buna sahip olanlar ve koruyabilenler, günlük ve mevsimlik değişimleri takip edemeyenlere göre avantajlı konuma gelerek seçilmişlerdir. Günümüzde de Sirkadyan Döngü hemen hemen bütün canlılarda bulunmakta ve gece farklı, gündüz farklı ve hatta farklı mevsimlerde farklı hormonlar, enzimler salgılanmakta, vücutlar farklı işlevler görmektedir. Böylece canlıların sürekli, her işi yapmalarındansa belli dönemlerde, en uygun olduğu zamanlarda, belli işlerin yapılması sağlanmakta, enerjiden tasarruf edilebilmektedir.

Bilinen en ilkin Sirkadyan Döngü'ye canlılığın ilk başladığı dönemlerden beri Dünya'da var olan siyanobakterilerde rastlanmaktadır. Örneğin Synechococcus elongatus türü bakteriler, 22 saatlik bir döngüye sahiptirler ve laboratuvarda yapılan araştırmalar, beyinde bulunan sadece 3 protein ile bu döngünün sürdürülebildiğini göstermiştir. Ayrıca elbette döngünün sürdürülebilmesi için enerji, yani ATP gereklidir. Bu araştırmalardan önce, Sirkadyan Döngü'nün genetik temelli olduğu ve DNA tarafından kontrol edildiği düşünülmekteydi, böylece bu bilgi yanlışlanmış oldu.

Sirkadyan Döngü'nün, siyanobakterilerde olduğu gibi, tek bir hücre içinde bile sağlanıp sürdürülebildiği bilinmektedir. Aynı zamanda, çok hücrelilerde, farklı hücreler Sirkadyan Döngü'nün sağlanmasına katılarak, birbirleriyle iletişim kurabilirler ve döngüyü sürekli kılabilirler. Bu, sinir sistemi ile yürütülür; hormonal (endokrinal) sistem ile kontrol edilir. Örneğin memelilerde, gözlerden alınan ışık bilgisi (şiddet, yön, miktar, vs.) ile beyindeki SCN bölgesi uyarılır ve beyin, gündüz mü gece mi olduğunu anlayarak, duruma göre gerekli hormonların salgılanmasını sağlar. Bu sayede uyku/uyanma saatleri, vücut sıcaklığı, susuzluk, açlık ve benzeri durumlar koordine edilebilir ve sürekli aynı ya da yakın saatlerde gerçekleştirilebilir. Bunlara tekrar döneceğiz.

İlkin hücrelerin bir grubu günümüz protistalarına gidecek kolu, bir grubu günümüz bitkilerine gidecek kolu, bir diğer grubu günümüz hayvanlarına gidecek kolu oluşturmaktadır (elbette başka kollar da yer alır). Protistalarda, göz noktası denilen bir bölge bulunur. Bu bölgede yoğunlaşan ışığa duyarlı bazı kimyasallar, hücrenin gerektiği zaman ışığa yönelmesini sağlarlar. Buna, aşağıdaki yazımızda ayrıntısıyla değinmiştik:

Tüm Reklamları Kapat

https://www.facebook.com/note.php?note_id=180480228676727

Ayrıca bitkilerde de ışığa duyarlı hücreler veya organeller bulunmaktadır; en basitinden klorofil, bu hücrelerden biridir. Daha sonra, bitkilere doğru süren evrimde bu nokta özelleşerek, ışığa duyarlı hücrelerin var olmasını sağlamıştır. Bu sayede bitkilerin pek çoğu yapraklarını Güneş'e döndürebilir ve maksimum güneş ışığından faydalanabilir.

Hayvanlara giden kolda ise, yine yukarıdaki yazımızda açıkladığımız gibi, özellikle çok hücrelilerde, öncelikle ışığa duyarlı hücreler bir araya gelerek, bir nevi "koloni" kurmuşlar ve bugün göz dediğimiz organın temellerini atmışlardır. Sonrasında, bu hücrelerde, diğer pek çok hücrede olduğu gibi bulunan ve esasen hareket etme görevini üstlenen siller zamanla farklılaşarak ışığın algılanmasına destek olacak hale gelmeye başlamışlardır. Bu da temel olarak biyokimyasal etkileşimle sağlanır ve hücreye dahil olan bazı kimyasallarla ve elbette Doğal Seçilim ile sağlandığı düşünülmektedir. Bu sayede bu silli ve ışığa duyarlı hücreler evrimleşmişlerdir ve günümüzde, Hayvanlar Alemi'nde göz dediğimiz organ içerisinde çok daha farklı bir görevi üstlenir hale gelmişlerdir: cisimlerin şeklini ve yönünü algılamak. Lise eğitiminden hatırlayacağınız üzere, bu görevleri üstlenen koni ve çomak hücreleri dediğimiz yapılar, bünyelerindeki sil yapıları ışığı algılamaya yönelik evrimleşmiş hücrelerden ibarettir. Konumuzdan sapmamak adına burada daha fazla uzatmıyoruz, zaten yukarıda açıklamıştık.

Bildiğiniz gibi pek çok hayvanda simetrik iki göz veya göz bütünü vardır. Örneğin omurgasızlardan olan bir sinekte, bileşik göz dediğimiz yapı dahilinde binlerce göz bulunur; ancak bu gözlerin oluşturduğu yumaklar kafanın iki yanında, iki tane olacak şekilde yer alır. Denizyıldızı gibi omurgasızlarda, ayakların ucuna dağılmış binlerceışığa duyarlı hücre bulunur. Bunlar, Sirkadyan Döngü'nün sağlanmasına doğrudan katkı sağlamaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Don Juan / Hepsi Sana Miras Serisi

“Siz delisiniz, efendim.”
“Yanlış: Yaşayan biriyim ben, hepsi bu.”

Bir gece Commendatore, Don Juan’ı kızını zorla öpmeye çalışırken yakalar ve onu düelloya davet eder. Don Juan galip gelir fakat bu, hazin bir sonunun başlangıcıdır.

On kitaplık HEPSİ SANA MİRAS serisinin sonuncu kitabında Don Juan’ın eşsiz hikâyesini, Alessandro Baricco yeniden anlatıyor, Alessandro Maria Nacar resimliyor.

“Klasiklerin yarım yamalak çevirilerini, ya da doğru düzgün sadeleştirilmiş baskıları olmadığı için, güzel de olsa ‘zorlu’ orijinal baskılarını okumak zorunda kalarak, edebiyattan da klasiklerden de soğuyacak bir kuşağın bu seriyle önüne geçilebilir.”
Aslı Tohumcu – Radikal Kitap

“Matbuat aleminde iyi şeyler oluyor. Kapak tasarımından sayfa düzenine, renk seçiminden resimlere bugüne dek karşılaştığınız en şık kitaplar.”
Şeref Birsel – İyi Kitap

Devamını Göster
₺62.00
Don Juan / Hepsi Sana Miras Serisi

Öte yandan omurgalıların evriminde çok ilginç bir olay gerçekleşmiştir. Omurgalıların tamamında iki adet göz bulunur ve bazı istisnalar hariç bu gözler kafanın iki yanında veya insanda olduğu gibi yan yana yer alır; yani omurgasızlar gibi çok gözlü değillerdir. Ancak ilginç olan, ilkin omurgalılarda sadece iki gözü bulunmamıştır. Belki de insana beklenmedik gelen bir şekilde, kafalarının üst kısmında, üçüncü bir göz yapısı bulunmaktadır. Buna, Üçüncü Göz (Third Eye ya da Parietal Eye) denir.

Üçüncü Göz, elbette mistik insanların uydurması olan "çakra" ya da benzeri bilim dışı kavramların ürünü olan üçüncü göz ile aynı değildir; zira bu göz, gerçekten bir gözdür; ilkin bir lens yapısına ve retinaya sahiptir. Günümüzdeki omurgalılarda bu gözün eskiden bulunduğu yerdeki boşluğun kalıntılarına hala rastlıyoruz. Ve ayrıca, günümüzdeki her hayvan, buna insan da dahil, Üçüncü Göz'e sahiptir. Ancak tabii ki artık bir göz şeklinde değildir, evrim geçirmiş ve özelleşmiştir. 

Üçüncü Göz, omurgalıların ilkin atalarında Sirkadyan Döngü'yü ayarlamaktadır. Ancak evrimsel süreçte, beynin gelişmesiyle birlikte beynin içerisine gömülmüş ve farklılaşarak bir bez haline gelmiştir. Günümüzde, az sonra değineceğimiz bu beze halen "Üçüncü Göz" denmektedir; ancak artık ışığa hiçbir duyarlılığı kalmamıştır; sadece asıl gözlerimizden gelen bilgilere uygun olarak salgı yapmaktadır. Ancak aşağıdaki fotoğraflardan görebileceğiniz üzere, halen sürüngenlerde ve amfibilerde gelişimin bazı dönemlerinde, atalarından ışığa duyarlı olduğu dönemlerden kalma bu göze ait boşluk veya ilkin yapılar üretilir. Hatta bazılarında, yukarıda belirttiğimiz gibi retina ve tam olarak çalışmayan bir lens üretilir. Kimi türde sonradan yok edilir, kiminde ise sürekli olarak kalır. Dolayısıyla artık görme işine yaramayan bu organ, "körelmekte olan organlar" kategorisine alınabilir. Aslında tam bir yok olmaya gidiş yoktur; sadece organ işlevini yitirmeden, farklı bir yapıya dönüşmekte ve beynin bir parçası haline gelmektedir. Fotoğraflara bakacak olursak:

Yukarıdaki fotoğrafta görülen ergen bir boğakurbağasıdır. İki gözü arasındaki gri, oval noktacık, Üçüncü Göz'ün kalıntısıdır. 

Yukarıdaki fotoğrafta ise bir Amerikan Kertenkelesi'dir (Anolis carolinensis). Gri, ufak noktacık, yine Üçüncü Göz'dür ve çok net görülebilir.

 Kafatasının arkasına doğru yerleşmiş olan Üçüncü Göz net olarak görülebilir. Üstelik bu türde bu göz görev yapmaktadır ve Güneş'in konumu ve şiddeti ile ilgili olarak beyne sinyaller gönderebilmektedir.

Yukarıdaki fotoğrafta da Batı Çit Kertenkelesi (Sceloporus occidentalis) görülmektedir. Kafatasının arkasına doğru yerleşmiş olan Üçüncü Göz net olarak görülebilir. Üstelik bu türde bu göz görev yapmaktadır ve Güneş'in konumu ve şiddeti ile ilgili olarak beyne sinyaller gönderebilmektedir.

 epifiz bezi gibi, diğeri parietal organ gibi çalışır. Kafatasının arka bölgesine yerleşmişlerdir. Zaten bekleneceği gibi, taşemenler yaşayan en ilkin omurgalılardır ve dolayısıyla atalarından aldıkları bu özelliği günümüze kadar başarıyla taşıyabilmişlerdir. "

Günümüzde Üçüncü Göz'e sahip bir diğer canlı, yukarıda gördüğünüz ve Türkçede "taşemen" ya da "bofa balığı" olarak geçen ve bilimsel adı Petromyzon marinus olan türdür. Bu canlılarda iki tane "Üçüncü Göz" bulunur ve bunlardan biri epifiz bezi gibi, diğeri parietal organ gibi çalışır. Kafatasının arka bölgesine yerleşmişlerdir. Zaten bekleneceği gibi, taşemenler yaşayan en ilkin omurgalılardır ve dolayısıyla atalarından aldıkları bu özelliği günümüze kadar başarıyla taşıyabilmişlerdir.  Günümüzde, dediğimiz gibi bu organ pek çok canlıda beynin içinde bulunur ve artık bir göz yapısında değil, endokrinal (hormonal) sisteme ait bir bez görevi görmektedir. Genellikle epitalamus (duygularımızı ve günlük faaliyetlerimizi düzenleyen limbik sistemi beynin diğer parçalarına bağlayan bölge) içerisinde bir parça olarak görev alır ve iki ana kısımdan oluşur: epifiz (pineal organ, pineal bez) ve parietal organ. Genellikle canlılarda sadece epifiz bulunmaktadır ve eğer genel olarak endokrin sistemle çalışmaktaysa "epifiz bezi" adını almaktadır. Ancak yukarıda gördüğünüz gibi, kimi canlıda "parietal organ" denen ikincil bir yapı bulunur ve bu, epifizin üzerinde, kafatasının çatısını oluşturan "diencephalon" bölgesi içerisinde oluşur. Eğer bu yapı canlıda tamamen körelmediyse, ışığa duyarlı (fotoreseptif) olabilir ve işte bu durumda adı Üçüncü Göz olur.

Epifiz bezi (epiphysis cerebri), belirttiğimiz gibi omurgalıların beyninde bulunur ve serotonin türevi bir hormon olan melatonin hormonu salgılayan bölgedir. Melatonin, gece/gündüz dengesini ayarlar ve mevsimsel değişimlere vücudun adapte olmasını sağlar. Parietal organ ise yukarıdaki fotoğraflarda gördüğünüz ufak göz benzeri yapıdır ve kimi canlıda ışığa karşı duyarlıdır. Parietal organ her zaman gerçek görüşü sağlayan gözlerden çok daha küçüktür. 

Tüm Reklamları Kapat

Yukarıdaki fotoğraflardan net olarak görüldüğü gibi, Üçüncü Göz'ün bulunduğu yer (soket), halen omurgalılarda bir damga gibi taşınmaktadır. Sürüngenlerde, balıklarda ve amfibilerde kafatasının iki yarısının birleştiği bölgenin tam ortasında, foramende bir oyuk halinde bulunur. Memelilerde ve kuşlarda ise kimi zaman bu oyuk görülmekle birlikte, genelde hiç oluşmaz. Ancak bir memeli türü olan insanda, atalarından kalan bu yapı hala bulunmaktadır ve bebeklerde görülür. Halk arasında bıngıldak denen ve doğumdan sonra 2-3 ay boyunca sertleşmeyen yumuşak bölge, Üçüncü Göz'ün, daha doğrusu parietal organın kalıntısıdır.

İşte bu yapı ve onun evrimi sayesinde günümüzde neredeyse milyarlarca yıl önce yaşamış atalarımızın yaptığı işi, Güneş'in konumuna göre biyolojik saatimizi ayarlama işini yapabiliyoruz. Yukarıda verdiğimiz bilgileri edindikten sonra, şimdi tekrar Sirkadyan Döngü'ye dönelim ve günümüz memelilerinin nasıl döngüyü sağladıklarına bakalım:

Memeliler'de bu döngüyü kontrol eden hücreler, daha önce de belirttiğimiz gibi, Suprachiasmatic Nucleus (SCN) denen ve hipotalamus içerisindeki bir bölgede bulunur. Bu bölgenin hasar gördüğü canlılar, gece/gündüz kavramlarını tamamen yitirirler. Günümüzde gece/gündüze dair bilgi, normal gözlerimizle edinilen ışık bilgisiyle alınmaktadır. Beyin, gözden gelen ışığı yorumlayarak gece/gündüz dengesini kurar. SCN'de bulunan bu hücrelerde melanopsin denen bir kimyasal bulunur ve bu kimyasalın ışığa farklı şekillerde duyarlı, farklı formları sayesinde gece/gündüz ayrımı yapılabilir. Hatta bu bölgeden alınan hücreler kendi başlarına yetiştirilirlerse, doğrudan ışık bilgisi dahilinde gece/gündüz ayrımını yapma işlevlerini sürdürebilmektedirler. 

İnsanlarda da Sirkadyan Föngü, diğer hayvanlarla aynı şekilde kontrol edilmektedir. Yapılan araştırmalara göre insanlar Sirkadyan Ritmleri'ne göre iki gruba ayrılmaktadırlar: 23.5 saatlik döngüye sahip olanlar ve 24.65 saatlik döngüye sahip olanlar. Neden böyle bir ayrım olduğu tam olarak bilinmemektedir. Konuyla ilgili çok mantıklı bir açıklama bulunmaktadır; ancak henüz kesinleştirilmemiştir: Dünya, 4.5 milyar yıldır kendi etrafında dönmektedir ve dönüş hızı zaman geçtikçe yavaşlamaktadır. Bu sebeple günler de uzamaktadır. Dolayısıyla canlılar ve biyolojik saatleri bu değişime yavaş da olsa adapte olmaktadırlar. Bu sebeple iki farklı varyasyon ve iki farklı Sirkadyan Döngü grubu bulunduğu düşünülmektedir. Muhtemelen canlılardaki bu varyasyon üzerindeki seçilim süreci halen devam etmektedir.

Tüm Reklamları Kapat

Kısaca Sirkadyan Döngü, insanın evrimsel kökenlerini ve bir hayvan olduğunu açıklamak için çok bilgilendirici bir biyolojik sistemdir. Günümüzde, ne yazık ki insanların yaşam biçimlerinden dolayı bu konuda da doğaya meydan okumaktayız. Pilotlar, sürekli olarak Sirkadyan Döngüleri'ne ters olacak şekilde biyolojik saatlerini değişmeye zorlamaktadırlar. Gençler, çok geç saatlerde yatıp, çok geç saatlerde uyanmaktadırlar. İnsan, diurnal (gündüz yaşayan) bir hayvan türüdür. Dolayısıyla gece uyuması gerekir. Ancak bunu yapmadığımız sürece hormonal dengelerimiz bozulmaya başlar. Bunun sonucunda kısa dönem ve uzun dönemde farklı sorunlar meydana gelir. 

Bu sorunların sebeplerinin en başında, epifiz bezi tarafında salgılanan hormonlar ve bu hormonların tetiklediği diğer hormonlar gelir. Örneğin vücudumuz uyku sırasında, yaklaşan yeni sabaha kendisini bu hormonların etkisiyle salgılanan kortizol ile hazırlar. Ancak kortizol, normalde milyonlarca yıldır alıştığımız düzene göre, sabaha karşı saat 4-5 civarında salgılanır. Ancak birey, eğer bu saatte uyanıksa, hormon hiçbir işe yaramayacak ve bir dahaki sabaha kadar salgılanmayacaktır. Bu durumda da kişide gün içerisinde stres ve gerginlik oluşabilecektir.

Benzer şekilde Büyüme Hormonu (GH) da, temel olarak gece salgılanan bir hormondur. Henüz yetişkin olmamış bireylerde (bebekler, çocuklar ve ergenler) gece vaktinde uyumak bu yüzden çok önemlidir. Gece uyumayan bireyin beyni büyüme hormonunu yeterince salgılayamacak ve çocuk, ebeveynlerinin onu uyutmak için uydurduklarını sanmasının aksine, gerçekten olması gerekenden az büyüyecektir.

Üstelik bunlar, kısa dönemde etkisi olan göreceli olarak önemsiz durumlardır. Uyku düzeninin bozulmasından ötürü ciddi hastalıklarla da baş edilmek zorunda kalınabilir. Bu hastalıkların başında Dönemsel Etklieyici Bozukluk (SAD), Gecikmiş Uyku Fazı Sendromu (DSPS) ve daha pek çok değişik hastalık gelmektedir. Bu sebeple uykuların doğru zamanda alınması ve doğru zamanda uyanık olunması çok önemlidir. Örneğin jet lag bu konuda en yaygın olarak bilinen durumdur. Yerel saatin değişmesinden ötürü vücut yeni gece/gündüz dengesine alışmaya çalışır ve bu yaklaşık 1 hafta alır. Bu sürede halsizlik, dikkatsizlik ve uykusuzluk gibi belirtiler görülür. Bunların sıklaşması, yukarıda bahsettiğimiz daha ciddi sorunları doğurabilir.

Tüm Reklamları Kapat

Dolayısıyla zekaya sahip olmak güzel bir özellik. Ancak zekamıza güvenerek, doğaya meydan okumak hiç ama hiç akıllıca bir hareket değil. Böyle diyoruz ama, şu anda bu notu yazdığımızda Türkiye saati sabah 05.14'ü gösteriyor. Demek ki bilim insanlarının dediğini yapmak, yaptığını yapmamak gerekiyormuş.

Teşekkür: Asil Işık

Alıntı Yap
Okundu Olarak İşaretle
Evrim Ağacı Akademi: Canlıların Evrimi Yazı Dizisi

Bu yazı, Canlıların Evrimi yazı dizisinin 26. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Oksijenli Solunum Nasıl Evrimleşti? İlkel Hücreler Nasıl Oldu da Oksijeni Kullanabilecek Biçimde Evrimleştiler?" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al
11
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 8
  • Merak Uyandırıcı! 4
  • İnanılmaz 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Umut Verici! 1
  • Muhteşem! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/01/2023 12:33:43 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/238

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Tüm Reklamları Kapat
Size Özel (Beta)
İçerikler
Sosyal
Böcekler
Antibiyotik
Ergen
Maske Takmak
Canlı
Grip
Ekonomi
Yiyecek
Evrim Teorisi
Koruma
Yeme
Yapay Zeka
İspat Yükü
Yok Oluş
Avrupa
Atom
Kütle
Hekim
Nöron
Sahtebilim
Bakteri
Böcek
Klinik Mikrobiyoloji
Antik
Nükleik Asit
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Gönder
Ekle
Soru Sor
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Alıntı Yap
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
Ç. M. Bakırcı. Sirkadyan Döngü ve Üçüncü Göz: O Kadar Da Mistik Değil!. (3 Eylül 2011). Alındığı Tarih: 28 Ocak 2023. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/238
Bakırcı, Ç. M. (2011, September 03). Sirkadyan Döngü ve Üçüncü Göz: O Kadar Da Mistik Değil!. Evrim Ağacı. Retrieved January 28, 2023. from https://evrimagaci.org/s/238
Ç. M. Bakırcı. “Sirkadyan Döngü ve Üçüncü Göz: O Kadar Da Mistik Değil!.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, 03 Sep. 2011, https://evrimagaci.org/s/238.
Bakırcı, Çağrı Mert. “Sirkadyan Döngü ve Üçüncü Göz: O Kadar Da Mistik Değil!.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, September 03, 2011. https://evrimagaci.org/s/238.

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'ndaki reklamları, bütçenize uygun bir şekilde, kendi seçtiğiniz bir süre boyunca kapatabilirsiniz. Tek yapmanız gereken, kaç ay boyunca kapatmak istediğinizi aşağıdaki kutuya girip tek seferlik ödemenizi tamamlamak:

10₺/ay
x
ay
= 30
3 Aylık Reklamsız Deneyimi Başlat
Evrim Ağacı'nda ücretsiz üyelik oluşturan ve sitemizi üye girişi yaparak kullanan kullanıcılarımızdaki reklamların %50 daha az olduğunu, Kreosus/Patreon/YouTube destekçilerimizinse sitemizi tamamen reklamsız kullanabildiğini biliyor muydunuz? Size uygun seçeneği aşağıdan seçebilirsiniz:
Evrim Ağacı Destekçilerine Katıl
Zaten Kreosus/Patreon/Youtube Destekçisiyim
Reklamsız Deneyim
Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Moderatöre Bildir

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya size sunulan (oylama gibi) diğer araçlar ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Öncül Ekle
Sonuç Ekle
Mantık Hatası Seç
Soru Sor
Aşağıdaki "Soru" kutusunu sadece soru sormak için kullanınız. Bu kutuya soru formatında olmayan hiçbir cümle girmeyiniz. Sorunuzla ilgili ek bilgiler vermek isterseniz, "Açıklama" kısmına girebilirsiniz. Soru kısmının soru cümlesi haricindeki kullanımları sorunuzun silinmesine ve UP kaybetmenize neden olabilir.
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Soru Ara
Aradığınız soruyu bulamadıysanız buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.
Tür Ekle
Üst Takson Seç
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, yaşamış ve yaşayan bütün türleri filogenetik olarak sınıflandırdığımız ve tanıttığımız Yaşam Ağacı projemize, henüz girilmemiş taksonları girebilmeniz için geliştirdiğimiz bir platformdur. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Takson adlarını doğru yazdığınızdan emin olun.
Taksonların sadece ilk harfleri büyük yazılmalıdır. Latince tür adlarında, cins adının ilk harfi büyük, diğer bütün harfler küçük olmalıdır (Örn: Canis lupus domesticus). Türkçe adlarda da sadece ilk harf büyük yazılmalıdır (Örn: Evcil köpek).
2
Taksonlar arası bağlantıları doğru girin.
Girdiğiniz taksonun üst taksonunu girmeniz zorunludur. Eğer üst takson yoksa, mümkün olduğunca öncelikle üst taksonları girmeye çalışın; sonrasında daha alt taksonları girin.
3
Birden fazla kaynaktan kontrol edin.
Mümkün olduğunca ezbere iş yapmayın, girdiğiniz taksonların isimlerinin birden fazla kaynaktan kontrol edin. Alternatif (sinonim) takson adlarını girmeyi unutmayın.
4
Tekrara düşmeyin.
Aynı taksonu birden fazla defa girmediğinizden emin olun. Otomatik tamamlama sistemimiz size bu konuda yardımcı olacaktır.
5
Mümkünse, takson tanıtım yazısı (Taksonomi yazısı) girin.
Bu araç sadece taksonları sisteme girmek için geliştirilmiştir. Dolayısıyla taksonlara ait minimal bilgiye yer vermektedir. Evrim Ağacı olarak amacımız, taksonlara dair detaylı girdilerle bu projeyi zenginleştirmektir. Girdiğiniz türü daha kapsamlı tanıtmak için Taksonomi yazısı girin.
Gönder
Tür Gözlemi Ekle
Tür Seç
Fotoğraf Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, bizzat gözlediğiniz türlerin fotoğraflarını paylaşabilmeniz için geliştirilmiştir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Net ve anlaşılır görseller yükleyin.
Her zaman bir türü kusursuz netlikte fotoğraflamanız mümkün olmayabilir; ancak buraya yüklediğiniz fotoğraflardaki türlerin özellikle de vücut deseni gibi özelliklerinin rahatlıkla ayırt edilecek kadar net olması gerekmektedir.
2
Özgün olun, telif ihlali yapmayın.
Yüklediğiniz fotoğrafların telif hakları size ait olmalıdır. Başkası tarafından çekilen fotoğrafları yükleyemezsiniz. Wikimedia gibi açık kaynak organizasyonlarda yayınlanan telifsiz fotoğrafları yükleyebilirsiniz.
3
Paylaştığınız fotoğrafların telif hakkını isteyemezsiniz.
Yüklediğiniz fotoğraflar tamamen halka açık bir şekilde, sınırsız ve süresiz kullanım izniyle paylaşılacaktır. Bu fotoğraflar nedeniyle Evrim Ağacı’ndan telif veya ödeme talep etmeniz mümkün olmayacaktır. Kendi fotoğraflarınızı başka yerlerde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
4
Etik kurallarına uyun.
Yüklediğiniz fotoğrafların uygunsuz olmadığından ve başkalarının haklarını ihlâl etmediğinden emin olun.
5
Takson teşhisini doğru yapın.
Yaptığınız gözlemler, spesifik taksonlarla ilişkilendirilmektedir. Takson teşhisini doğru yapmanız beklenmektedir. Taksonu bilemediğinizde, olabildiğince genel bir taksonla ilişkilendirin; örneğin türü bilmiyorsanız cins ile, cinsi bilmiyorsanız aile ile, aileyi bilmiyorsanız takım ile, vs.
Gönder
Tür Ara
Aradığınız türü bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.