Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Sinirbilim ve Beyin - 10: Diensefalon (Ara Beyin) - Hipofiz Bezi ve Diğer Diensefalik Yapılar

Sinirbilim ve Beyin - 10: Diensefalon (Ara Beyin) - Hipofiz Bezi ve Diğer Diensefalik Yapılar Getty Images
10 dakika
42,054
Evrim Ağacı Akademi: Sinirbilim ve Beyin Yazı Dizisi

Bu yazı, Sinirbilim ve Beyin yazı dizisinin 10. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Sinir Sisteminin Evrimsel Tarihi: Beyin ve Sinir Sistemi Nasıl Evrimleşti?" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al
Tüm Reklamları Kapat

Artık ara beyin olarak Türkçeleştirdiğimiz diensefalon yapısının son birkaç önemli kısmına daha bakıp bu kısmı noktalandıracağız. Ancak bu kısımlar, gerçekten çok önemli, zira vücudumuzun bir bütün halinde işleyebilmesinin tek şartı, sinir sistemi tarafından dikte edilen endokrin (hormonal) salgıların düzenli işleyebilmesidir. Burada meydana gelen en ufak hatalar, bir bireyin cinsiyetini değiştirebilir, bir bireyn duygularını değiştirebilir, bir bireyin karakterini baştan yaratabilir, bir bireyi ömür boyu yatağa bağlayabilir ve hatta bir bireyi tamamen öldürebilir. Bu sebeple, sinir sistemi ile salgı sistemi arasındaki ilişki çok iyi bilinmelidir.

Hatırlayacak olursanız diensefalonu talamus, hipotalamus ve hipofiz bezi ile diğer kısımlar olarak üç parçaya ayırmıştık. Şimdi hep birlikte, bu kısımları inceleyelim.

Hipofiz Bezi

Bu bezin ismi, tarih boyunca farklı şekillerde anılmıştır, ancak en yaygın bilinenleri pitüiter bez (pituitary gland) ve hipofiz bezi (hypophysis) isimleridir. Çok ilginç bir şekilde, aslında beynin bir parçası değildir ve anatomik olarak salgı sistemine dahil edilmektedir. Hipotalamusun ön alt kısmının evrimsel süreçte farklılaşmasıyla, sinir dokusunu yitirerek salgı dokusuna dönüşmüştür. Bu da, evrimsel sürecin en güzel örneklerinden biridir. Ancak buna rağmen, beynin tam ortasında yer almasından ötürü, sinir sistemi ile çok yakından ilişkisi vardır. Bu sebeple beyni işlerken hipofiz bezini incelemek büyük önem arz eder.

Tüm Reklamları Kapat

Aşağıda, hipofiz bezinin yeri gösterilmektedir:

Bu görselde, turuncu, ufak bir çıkıntı olarak gösterilmiştir. Yanal kesidi alınmış gerçek bir beyinde ise şu şekilde görülür:

Hipofiz bezi, 0.5 gramlık bir kütleye sahiptir ve bu kütlesiyle beynin sadece %0.035'lik bir kısmını kaplar. Buna rağmen, bütün salgı sisteminin belkemiği ve "beyni", hipofiz bezidir.

İşlevsel olarak hipotalamusa bağlıdır ve onun tarafından yönlendirilmeden pek bir işlev göremez. Bu da, evrimsel süreçte birbiriyle karşılıklı olarak evrimleşen yapıların, birbirlerine bağımlı olma durumlarını güzel bir şekilde örneklendirmektedir. Dahası, buradan da görebileceğimiz üzere beyin kusursuz bir yapı değildir ve gereksiz bağlantılara sahiptir. Normalde, mantıklı olan, eğer illa bir salgı kontrolü gerekiyorsa, bunun doğrudan tek bir merkezden yapılmasının yeterli olacağıdır. Ancak ne yazık ki evrim kusursuz işlemez ve elde olanı değiştirip, yeniden kullanmaya yönelik gelişir. Bu sebeple hipotalamus ve hipofiz bezi gibi iki birbirine bağımlı merkez bulunmaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Hipofiz bezinin 3 ana bölgesi bulunmaktadır:

  • Ön Hipofiz (Anterior Hypophysis veya Adenohypophysis)
  • Arka Hipofiz (Posterior Hypophysis veya Neurohypophysis)
  • Orta Hipofiz (Intermediate Hypophysis)

Bu kısımların işlevlerine az sonra geleceğiz, ancak öncelikle söylememiz gerekiyor ki, hipofiz bütün işlevlerini farklı bölgelerden üretip salgıladığı kimyasal hormonlarla yapmaktadır. Dolayısıyla bu salgıyı kontrol eden hipotalamus ile sürekli ilişki halindedir. Hipotalamusa infundibulum denen bir yapıyla bağlı olan hipofiz, hipotalamusun beyinden aldığı verileri değerlendirmesi sonucu ürettiği kararları uygulamaktadır. 

Aşağıda, hipofiz bezinin farklı bölgeleri görülmektedir:

Adenohipofiz bölgesi, hipotalamustan aldığı emirler doğrultusunda, aşağıda görevleri verilmiş hormonları üretir:

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

  • Büyüme Hormonu (GH): Somatotropin olarak da bilinen bu hormon, hipotalamustan salgılanan Büyüme Hormonu Salgılatıcı Hormon (GHRH) tarafından uyarılma sonucunda salgılanır. Adından da anlaşılabileceği gibi, canlının ömrü boyunca olan büyümesini kontrol eder. Hasarı, tahmin edilebileceği gibi cücelik, devlik ve benzeri büyüme anormallikleri ile sonuçlanır.
  • Tiroid Uyarıcı Hormon (TSH): Hipotalamustan salgılanan Tirotropin Salgılatıcı Hormon (TRH) tarafından uyarılma sonucunda üretilir. Yağ bazlı bu hormon tiroit bezinin çalışmasını kontrol eder. Bu sayede organizmanın metabolik faaliyetleri düzenlenir. Hasarı, tahmin edilebileceği gibi, metabolizmanın iflasına kadar gidecek ciddi sorunlar doğurabilir.
  • Adrenokortikotropik Hormon (ACTH): Hipotalamustan salgılanan Kortikotropin Salgılatıcı Hormon (CRH) tarafından uyarılma sonucunda üretilir. Böbrek üstü bezlerini uyararak bu bölgenin kendi salgılarını üretmesini tetikler. Bu sayede kortikosteroidler ve adrenojenik steroidler üretilir ve vücut içi denge sağlanır.
  • Beta-Endorfin (Beta-Adrenalin): Yine CRH etkisi altında salgılanan bir kortikotropin hormondur. Sinirsel iletimde görev gören bir kimyasaldır.
  • Prolaktin Hormonu (PRL): Aynı zamanda Lüteotropik Hormon (LTH) olarak da bilinir. Süt bezlerinden süt üretimini ve salınımını tetikleyen hormondur. Evrimsel süreçte balıklara kadar her omurgalıda bulunur; ancak memeliler haricinde vücudun su ve tuz dengesini ayarlamak için kullanılmaktadır. Dolayısıyla yine bir hormonun evrimsel süreçteki işlevsel değişimini görmekteyiz.
  • Lüteinleştirici Hormon (LH): Lütropin olarak da bilinen bu hormon, dişilerde ovulasyon (yumurta üretimi) olayını ve corpus luteum olarak bilinen yapının aylık üretimini tetikler. Erkeklerde ise testosteron üretimini tetiklemektedir. Folikül Uyarıcı Hormon ile birlikte çalışır. 
  • Folikül Uyarıcı Hormon (FSH): Hipotalamustan salgılanan Gonadotropin Salgılatıcı Hormon (GnRH) tarafından uyarılma sonucu üretilir (LH da bu hormonun uyarısıyla üretilmektedir). Birçok hayvan türünde bulunmaktadır. İki cinsiyette de gamet üretimini tetikler. Erkeklerde üreme hücrelerindeki özel bir bağlantının oluşturulmasını sağlar. Dişilerde ise üreme organlarındaki foliküllerin büyümesini tetikler. LH ile birlikte çalışır.

Nörohipofiz bölgesi ise temel olarak iki hormonu salgılamakla yükümlüdür. Hipotalamusta da bu iki hormonu salgılatıcı ve hatta doğrudan salgılayıcı bölgelerden bolca bahsetmiştik.

  • Oksitosin: Esasında büyük oranda hipotalamusun paraventriküler çekirdeği tarafından salgılanan bir hormondur. Ancak hipofiz bezi de halen üretmektedir. Beyin için çok önemli bir düzenleyici olan bu kimyasal, aynı zamanda cinsel üreme ve çocuk doğumu sırasındaki önemli etkileriyle de bilinmektedir.
  • Antidiüretik Hormon (ADH): Bir diğer adı vazopressin olan bu hormon, böbreklerden suyun geri emilimini sağlayan hormondur. Aynı zamanda kan basıncının ayarlanmasında ve iç dengenin sağlanmasında da görev almaktadır.

Orta Hipofiz bölgesi evrimsel süreçte insanda körelmiş organlardan ve yapılardan bir diğeridir. Yani artık giderek işlevini yitirmekte ve yok olmaktadır. Üzerinde yapılan sayısız araştırmaya rağmen, tek bir hormonun salgılanmasından başka hiçbir işlevine rastlanmamıştır ve moleküler olarak incelendiğinde, evrimsel süreçte küçüldüğü görülmektedir. Üstelik var olan tek görevi de, bireylerde giderek artan bir frekansta ön hipofiz bölgesi tarafından üstlenilmekte, var olan tek görevini de yitirmektedir.

  • Melanosit Uyarıcı Hormon (MSH): İntermedin olarak da bilinen bu hormon, hipofiz bezinin orta bölgesinden salgılandığı için bu ismi almaktadır. Derideki, gözlerdeki ve saçlardaki renk verici pigment olan melanin kimyasalının salgılanmasını tetikler. Aynı zamanda bu hormonun iştah ve cinsel uyartılarla da ilgisi vardır. 

Hipofiz Bezinin Kusurları, Hataları, Hastalıkları ve Sorunları 

Hipofiz bezi, yukarıdan da görebileceğiniz gibi çok ciddi görevlere sahiptir; ancak buna rağmen çok sık hasarlandığı görülmektedir. Şimdi sizlere hipofiz bezinin bu kusurlarından bahsetmek istiyoruz. Hipofiz bezinin her salgısındaki hata, daha önce de söylediğimiz gibi, çok kritik hastalıkları ortaya çıkarabilmektedir. Her bir hormonun belli eşik düzeylerinden az veya belli tavan düzeylerinden fazla salgılanması, organizmanın yapısını alt üst edebilmektedir. 

Hipofiz bezinin en önemli salgılarından biri olan büyüme hormonunun fazla salgılanması, akromegali (devlik) dediğimiz sendromu doğurmaktadır. Normalde, GH ergenlik çağının sonunda artık salgılanması minimuma indirilen bir hormondur. Ancak hiçbir yapımız kusursuz olamadığı için, gerek mutasyonların etkisi altında, gerek doğuştan gelen genetik faktörlerin etkisi altında, gerekse de çevrenin etkisi altında bu hormonun salgısı durdurulamayabilir. Kimi zamansa vücudumuzun istemsiz ve kusurlu olarak ürettiği tümörler, GH salgısını aşırı arttırabilir. Bu durumda, deri ve yumuşak doku büyümesi, vücudun büyümesine yetişemeyerek yırtılmaya başlar. Eller ve ayaklar aşırı uzar. Deri kalınlaşır. Aynı zamanda iç organlar bu büyümeye yetişemeyerek zayıf kalmaya başlar. Kalp kasları zayıflar. Kafatası genişler, ancak beyin büyüyemez. Bu da beyin hasarlarına neden olabilir. Alt çene aşırı büyür ve genişler. Dil şişer ve büyür. Alın çıkıntıları uzar. Tüm bunlar sonucunda sert ve uzun süreli baş ağrıları, artirit (eklem şişmesi), kalp genişlemesi ve yetmezliği, hipertansiyon, böbrek islafları ve daha nice durum oluşur. Aşağıda, bu sendroma sahip farklı kişilerden alınan görüntüler bulunmaktadır:

Sol tarafta normal bir el, sağ tarafta ise akromegalili bir el görülmektedir. Aşağıda ise kaş çıkıntısındaki farklılaşma görülmektedir. İlginç bir şekilde bu çıkıntı, atasal formlarınkine benzemektedir:

Burada ise çenenin büyümesi görülmektedir, bu sebeple kaslar çeneyi düzgün tutamaz ve ağız yamulur:

Tüm Reklamları Kapat

Hipofiz beziyle ilişkili bir diğer hastalık ise, akromegalinin tam tersi olarak karşımıza çıkan, büyüme hormonunun az salgılanması sonucu oluşan GH yetmezliği sendromudur. Sanılanın aksine, her zaman cücelik ile sonuçlanmaz. Miktarına ve sorunun başladığı yaşa göre farklı etkiler yaratabilir. Örneğin yenidoğanlarda hipoglisemi, yani düşük kan şekeri veya mikropenis, yani aşırı kısa ve küçük penis ile kendisini gösterebilir. Daha ileri yaşlarda ise büyümeyle ilgili sorunlar çıkararak cücelik ile sonuçlanabilir. Yetişkinlerde düşük vücut kütlesi ve zayıf kemik yoğunluğu ile de görülür. Neyse ki, akromegalinin aksine erken teşhis sayesinde dışarıdan hormon alınarak tedavi edilebilir. Aşağıda, cücelik sendromuna sahip bir çift görülmektedir:

Hipofiz bezinin, adrenokortikotroik hormon (ACTH) salgısında artış olduğunda ise, genellikle Cushing Sendromu denen bir hastalık oluşur. Aslında bu sendrom sadece ACTH salgısındaki artıştan kaynaklanmaz, ancak vakaların %70'inden fazlasında bu durum görülmektedir. Bu sendroma sahip kişiler çok kısa bir sürede aşırı kilo alırlar ve bu kilolar vücutta kitleler ve boğumlar halinde birikir. Bu da kalp damarlarının tıkanmasına ve kalp krizine kadar giden sorunlar doğurur. Genellikle "ay yüz" olarak tanımlanan yüzde aşırı yağlanma durumu görülür. Depresyon ve anksiyete sorunları da sıkça görülmektedir. Aşağıda, buna iki örnek verilmektedir: 

Hipotalamus'u anlatırken vazopressin ile ilgili sorunları anlatmıştık. Bu sebeple burada tekrar girmeyi gerekli bulmuyoruz. Hipotalamus'ta da, hipofiz bezinde de vazopressini salgılayan veya salgılatan bölgeler hasarlanırsa ve ADH (ya da vazopressin) çok az üretilirse diabetes insipidus denen ve aşırı susama, aşırı idrarlama ve böbrek dengesinin değişmesiyle karakterize edilen hastalık ile karşılaşılır. Eğer tam tersi olur da ADH üretimi aşırı artarsa, Aşırı ADH Sendromu olarak bilinen hastalık oluşur.

Tüm Reklamları Kapat

Hiofiz bezinin hastalıklarından diğerleri ise daha geneldir ve herhangi bir hormonun bozulması bunları tetikleyebilir. Örneğin herhangi bir hormonun aşırı az üretilmesi Sheean Sendromu ve Hipopitüiterizm denen iki farklı hastalığı tetikleyebilir. Sheean Sendromu genelde doğum sonras anneninı aşırı kan kaybından kaynaklanır. Çoğu zaman süt üretememe durumuyla kendini gösterir. Aynı zamanda aşırı yorgunluk, soğuğa dirençsizlik, kabızlık, şişmanlama gibi etkileri de vardır. Hipopitüiterizm ise genel olarak "hormon yetmezliği" sendromudur ve çeşitli sorunlar doğurabilir. 

Prolaktin hormonunda artış, diğerlerinde ise azalma olduğu durumlardaysa Pickardt-Fahlbusch Sendromu denen bir durum oluşur. Bireyin iç dengesinde ciddi bozulmalara neden olan bir sendrom tipidir.

Görülebileceği üzere hipofiz bezi, her anlamda önemli olan, ancak her yapı gibi kusurlarıyla birlikte evrimleşmiş bir bölgedir.

Şimdi, kısaca diğer bölgelere de değinerek bu yazımızı sonlandıracağız.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Öfke İle Başa Çıkma Yolları - Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum

İyi bir haberim var: Öfke, sandığın gibi kötü bir şey olmayabilir! Şiddet ile öfke sıklıkla karıştırılıyor ama aslında birbirleriyle alakaları bile yok!

Öfke faydalı bir duygudur. Kendimi ifade etmeme yardımcı olur. Kendimi tehdit altında hissettiğim zaman DUR dememi sağlar.

Peki öfke nasıl ortaya çıkar? Şiddete başvurmadan nasıl ifade edilmeli ve nasıl sakinleşmeli? Gelin, birlikte keşfedelim.

Fransa’da pozitif ebeveynlik yönteminde öncü psikoterapist Isabelle Filliozat ile psikoterapist ve çocuk terapisti Virginie Limousin tarafından kaleme alınan, Türkiye dahil yayımlandığı tüm ülkelerde büyük beğeni toplayan Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum serisinin ikinci kitabı Öfke İle Başa Çıkma Yolları, 100’den fazla etkinlik ve ebeveyn kitapçığıyla birlikte, çocukların içlerinde neler olup bittiğini anlayabilmelerini, öfkenin sağlıklı ve gerekli bir duygu olduğunu kavrayıp onu şiddetten ayırabilmelerini sağlayacak şekilde tasarlandı.

“Duyguyu anlama ve aktarma becerisi için kıymetli bir kitap bu. Ebeveynlerin de mutlaka okumasını dilerim.”
– Dr. Gülcan Özer (Serinin ilk kitabı “Duygularım” hakkında)

Kitabın arkasındaki ebeveyn kitapçığından:

“Öfkelenince ne kadar da çirkin oluyorsun!”, “Derhal sakinleşiyorsun!”, “Hemen odana git ve sinirin geçene kadar da çıkma.” Ailelerimiz öfkemizi kabul etmezlerdi, hatta açıkça ayıplarlardı. Kendi çocuklarımız öfkelendikleri zaman, biz de bunu kabullenmekte bazen zorlanıyoruz. Oysaki öfkeyi kabullenmenin önemli olduğunu biliyoruz. Yapılan araştırmalara göre, bastırılan öfke psikosomatik rahatsızlıklar gibi birçok farklı soruna yol açabiliyor. Hayal meyal ya da açık seçik, bir şekilde çocukluk yaralarımızı hatırlıyoruz. Anne babamız sinirlendiğinde, bunun sorumluluğunu sıklıkla bizim sırtımıza yüklerlerdi: “Gerçekten çekilmezsin!” “Bak aranıyorsun yine!” Öfkelenen onlar olduğunda bile bu hep bizim hatamızdan kaynaklanıyordu! Bağırıyor, kontrolden çıkıyorlardı… Hatta öfkelenmekte haklı olduklarını ve bunun eğitim olduğunu söylüyorlardı. Sonuç olarak biz de öfkenin iyi bir şey olmadığını ve sadece güçlü olduğumuzda öfkelenmeye hakkımız olduğunu içselleştirdik. Okulda da farklı bir şey öğretmediler. Öğretmenlerin öfkelenmeye hakkı varken, hatta onlar buna teşvik edilirken, öğrencilere yasaktı. Bir kez daha verilen mesaj gayet açıktı: Öfke güçlülere mahsustu. Hâlbuki öfke sadece en güçlülere tanınan bir hak ise o artık bir duygu olmaktan çıkmış, şiddetin tanımına dönüşmüştür! Yetişkinler davranışlarını haklı göstermek için öfke kelimesini kullandılar, zira hiç kimse şiddet yanlısı olarak nitelendirilmek istemez. Ama işin aslı pek de öyle değil. Öfke, benliğin oluşumunda ve uyumlu ilişkiler kurmada gerekli, sağlıklı bir duygudur. “Kendimizi kaybettiğimizde” ya da “sinirlerimiz boşandığında”, verilen duygusal tepki aşırı ve yıkıcı oluyor, hele ki bir diğer kişi üzerinde üstünlük kurmak için kullanılıyorsa, bunun adı artık hiddettir, hışımdır. Bu, öfke duygusu değil, geçmişimizden miras kalan zararlı bir duygusal tepki ve/veya şiddettir. Peki, ya bu öfke değilse? Gerçek öfke bir olumlamadır, saldırganlık değildir. Kalp atışlarımız hızlanır, bedenimiz harekete geçer, bu değişiklikler “Bana uygun olmayan bir şeyler var!” hissiyatına kapılmamızı sağlar. Öfkemizi dile getirmek, basitçe dur demektir, bizim açımızdan neler olduğunu ifade etmek, illaki bağırıp, fırtınalar estirmeden, sadece kararlı bir şekilde haklarımızı talep etmektir. Elbette ki çocuklar böylesi bir yetkinliğe sahip değildirler. Beyinleri, duygularını dengeleyecek bağlantıları henüz geliştirmediği için, onlara bunu ancak kademeli olarak öğretebiliriz…

Bilgiler ve Uyarılar:

  1. Bu ürün sipariş alındıktan 1-3 gün içinde postalanacaktır.
  2. Lütfen sipariş vermeden önce iade ve ürün değişikliği ile ilgili bilgilendirmemizi okuyunuz.
  3. Bu kampanya, Domingo Yayınevi tarafından Evrim Ağacı okurlarına sunulan fırsatlardan birisidir.
Devamını Göster
₺155.00
Öfke İle Başa Çıkma Yolları - Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum
  • Dış Sitelerde Paylaş

Epitalamus

Tek başına pek bir görevi olmayan, ancak limbik sistem, yani duygularımıza sebep olan sistem için önem arz eden bir diensefalon (ara beyin) bölgesidir. Melatonin üretiminde görev aldığı bilinmektedir ve bu salgısıyla döngüleri kontrol eder. Aynı zamanda duyguların oluşumunu ve kas-iskelet sisteminin denetiminde görev almaktadır. Aşağıdaki fotoğrafta gösterilen habenula, limbik sistemden gelen uyarıları mezensefalona (orta beyne) taşıyan çekirdek ve yolakları içermektedir, bu yüzden epitalamusu önemli kılmaktadır.

Pineal Bez (Epifiz Bezi)

Diensefalonun, yani ara beynin bir diğer önemli bölgesidir. Hakkında halen çok fazla şey bilinmemekle birlikte, evrimsel sürecin en baş döndürücü yapılarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Şurada, bu konuda detaylı bilgi bulabilirsiniz:

Sirkadyan Döngü ve Üçüncü Göz: O Kadar Da "Mistik" Değil!

Bu yazımızın en üstündeki görselde, epifiz bezinin de yeri belirtilmiştir. Bir diğer görselden de bakacak olursak:

Yine melatonin salgılama görevi bulunmaktadır ve aynı zamanda üreme ile ilgili fizyolojik ve davranışsal döngüleri kontrol eder. 

Tüm bu kısımları ve işlevleriyle, evrimsel süreçte önemli bir yapısı olan diensefalon da böylelikle tamamlanmış oldu. 

Artık çok daha heyecan verici, insanı "insan" yapan yapılara geçebilir ve bunların aslında ne kadar sıradan, bizim de buna bağlı olarak ne kadar normal olduğumuzu anlayabilir ve son zamanlarda giderek artan "üstünlük merakımızın" içinin boş olduğunu görebiliriz. Bu süreçte, bizi "biz" yapan bilincin nasıl ve nerede üretildiğini görebilir ve kendimizi üstün görmek için kullanabileceğimiz son niteliklerden biri olduğunu anlayabiliriz. Bunların hepsinin sırası gelecek.

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
Evrim Ağacı Akademi: Sinirbilim ve Beyin Yazı Dizisi

Bu yazı, Sinirbilim ve Beyin yazı dizisinin 10. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Sinir Sisteminin Evrimsel Tarihi: Beyin ve Sinir Sistemi Nasıl Evrimleşti?" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al
16
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 17
  • Tebrikler! 8
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 8
  • Bilim Budur! 6
  • Umut Verici! 5
  • Merak Uyandırıcı! 5
  • Güldürdü 4
  • İnanılmaz 4
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 23/04/2024 04:38:36 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/322

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Evren
Grip
Video
Etimoloji
Evrim Tarihi
Elektromanyetizma
Mühendislik
Sahte
Mikrobiyota
Ana Bulaşma Mekanizması
Safsata
Nasa
Sars Virüsü
Uluslararası Uzay İstasyonu
Freud
Kanat
Sinir Sistemi
Hastalıkların Tedavisi
Yavru
Göğüs
Vücut
Venüs
Şehir
Manyetik Alan
Hayvanlar Alemi
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
Ç. M. Bakırcı. Sinirbilim ve Beyin - 10: Diensefalon (Ara Beyin) - Hipofiz Bezi ve Diğer Diensefalik Yapılar. (21 Nisan 2012). Alındığı Tarih: 23 Nisan 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/322
Bakırcı, Ç. M. (2012, April 21). Sinirbilim ve Beyin - 10: Diensefalon (Ara Beyin) - Hipofiz Bezi ve Diğer Diensefalik Yapılar. Evrim Ağacı. Retrieved April 23, 2024. from https://evrimagaci.org/s/322
Ç. M. Bakırcı. “Sinirbilim ve Beyin - 10: Diensefalon (Ara Beyin) - Hipofiz Bezi ve Diğer Diensefalik Yapılar.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, 21 Apr. 2012, https://evrimagaci.org/s/322.
Bakırcı, Çağrı Mert. “Sinirbilim ve Beyin - 10: Diensefalon (Ara Beyin) - Hipofiz Bezi ve Diğer Diensefalik Yapılar.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, April 21, 2012. https://evrimagaci.org/s/322.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close