Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Ben Şerafettin Sabuncuoğlu, 1386 yılında şehzadeler şehri diye anılan Amasya’da doğdum. Soy kütüğümüze göre babamın adı Ali Çelebi, dedem ise Sabuncuoğlu Hacı İlyas Çelebi’dir.

Dedem Sabuncuoğlu Hacı İlyas Çelebi 1408-1421 yıllarında, babam Ali Çelebi’de 1421-1451 yıllarında Amasya Bimarhanesi'nde yani o dönemlerin hastanesinde hekimbaşılık yapmış ünlü hekimlerdi.

Eğitimli bir aileden geldiğim için baba mesleğini yapmadan önce mutlaka medrese okumam şarttı. Ancak çok küçük yaşlarımdan itibaren usta-çırak ilişkisi biçiminde hekimlik öğrenmeye başladım. Temel hekimlik eğitimini Hekim Burhanettin Ahmet’ten Amasya Darüşşifâsı'nda aldım. Hayata çok erken atıldığımız için pek çocukluğumuzu yaşayamazdık. Henüz 17 yaşında iken hekimliğe başladım. Bundan sonra hayatımı okumaya, araştırmaya ve deneylere verdim. Tam 14 yıl boyunca kesintisiz hekimlik yaptım ve Anadolu halkına hizmet verdim.

Hekimliğin usta çırak usulüyle bakkal ya da terzi gibi dükkanlarda yapıldığı bir dönemde yaşıyordum. Bir darüşşifada çalışabilmek gerçekten çok güçtü ve böyle bir hizmet ancak eğitim almış, ün ve liyakat sahibi üstatlara veriliyordu.

Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.
Dr. Feza Köylüoğlu

15. Yüzyılda yaşayan birçok hekimin aksine özellikle “cerrahi” ile ilgilendim. Genel olarak hekimler cerrahiye pek ilgi duymamışlar hatta cerrahi tedavinin gerekli olduğu durumlarda bile, ısrarla ilaçla tedaviyi tercih etmişlerdi. Bunun sebebi cerrahi girişimler için kaynak kitapların azlığı neticesinde bilginin yetersizliği, hayati tehlikenin ve sakatlık riskinin çok yüksek olması ve bu tehlikeleri en aza indirerek ameliyatı kolaylaştıracak bazı teknik olanakların bulunmamasıdır. Özellikle anestezi yani hastayı uyuşturma ve uyutma uygulamaları henüz çok yetersizdi. Bu tip imkanların oluşması; yani antibiyotik, ağrı kesici, antiseptiklerin ve bunların yanı sıra anatomi bilgisinin yeterince gelişmesi ancak benden 400 yıl sonra gerçekleşecektir. 

Eserlerim

3 temel eserim vardır:

  • Akrabadin Tercümesi
  • Cerrahiyyeti'l-İlhaniyye
  • Mücerrepname

Size bu eserlerimden bahsedeyim…

Akrabadin Tercümesi

II. Bayezid, şehzadeliği zamanında, Amasya Valisi iken (1481-1512), benden Zeyneddin el-Cürcânî'nin (öl. 1136) Zahire-i Harzemşâhî diye bilinen eserini tercüme etmemi istemişti. Bu çok kapsamlı eserin sadece farmakoloji yani ilaç bilimiyle ilgili kısmını çevirdim. Ayrıca kitabın sonuna yeni bilgileri içeren iki bölüm daha ekledim.

Eserde ilaçların özellikleri, hazırlanması, gargara, yağlar, merhemler anlatılmaktadır. Ayrıca; kusturucular, müshiller, ağız, dil ve damak, diş, göz ilaçlarına ve lavmanlara da yer verilmekteydi. Eserin sonunda ise çevirirken karşılığını bulduğum ve kullandığım Türkçe tıp terimlerini yazdım. O günlerde tüm dünyada bilim dili Arapça ya da Latince olduğu için, bilim dünyası Türkçeyi gereksiz ve anlamsız bulunsa da bu yaptığım Anadolu tıp tarihi için çok değerliydi.

Cerrahiyyeti'l-İlhaniyye

Benim yazdığım ikinci ve daha meşhur olan eserimdir. Bildiğim kadarıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nda yazılmış tek resimli cerrahi eseridir. 11. yüzyılda Endülüs'te yaşamış olan Ebû'l-Kâsım Zehrâvî'nin Kitâbü'l-Tasrîf adlı eserinin cerrahi ile ilgili kısmının tercümesidir diyenler oldu. Ancak yanılıyorlar. Çünkü her ne kadar büyük ölçüde söz konusu kitaptan kaynak olarak yararlanmışsam da eseri doğrudan tercüme etmiş değildim. Kitapta kendi gözlem ve deney sonuçlarımın yanında hastalarla ilgili deneyimlerimi de aktardım. Doğal olarak kendimden önce yaşamış belli başlı cerrahlardan olan Zehrâvî'den de yararlanmıştım. 

Örneğin; kaynak eserde sadece yapılan ameliyatlar ve bu ameliyatlarda kullanılmış olan aletler gösterilmişti. Oysa benim kitabımda yer alan ve daha önce hiçbir eserde rastlanmayan çok önemli bir unsur da, ameliyatların nasıl yapıldığını gösteren temsili resimlerin mevcut olmasıdır. Kendi çizdiğim bu resimlerde hasta ve doktorun uygulama esnasındaki duracakları yerler ile cerrahi aletlerin nasıl kullanıldığı da gösterilmektedir. Benim kitabım, sizin şimdiki zamanınızda cerrahların eğitimlerinde sıklıkla kullanılan cerrahi atlasların ilk örneğini oluşturmaktadır.  

Kitabımın 3 bölümü vardır. Birinci bölümde; 54 tedavi, 7 alet ile 4 kesi yöntemi ve uzuvlardaki hastalıkların dağlanması anlattım. İkinci bölümde; 58 tedavi, 131 alet çizimi ve 10 kesi yöntemi ile apselerin yarılması, dikilmesi ve tedavisi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise; 24 tedavi yöntemi, 11 alet tanıtımı ile kırık ve çıkıkların tedavisi hakkında bilgi verdim. Kitabı Türkçe yazmamın nedeni ise şu:

Benim yaşadığım devirde tüm Anadolu-Rum kavimleri Türk dilini kullanmaktaydı. Ayrıca bu dönemin cerrahlarının çoğu okuma yazma bilmemekteydi ve okuma yazma bilenler ise ancak Türkçe yazılmış kitap okuyabilmekteydiler. Böylece benim kitabımdan daha fazla kişi faydalanabilecekti. İşin aslını öğrenerek hastalıkları iyileştirecekler, kendilerini hatadan ve beladan koruyabileceklerdi.

Kitabımın bilinen üç kopyası vardır. Bunlardan ikisi İstanbul’da, birisi de Paris Bibliotheque National’dedir. Fatih Sultan Mehmet Han’a takdim ettiğim ve içinde II. Bayezid’in mührü bulunan kopya eserin kapağındaki kayda göre; Tanzimat Meclisi üyesi Yasinci Zade Mehmet İlmi Efendi tarafından 186O yılında kitabımı Fransız hekimi Bırjuven’e armağan edilmiştir. 

Mücerrebnâme

1468 yılında yazdığım eserin ön sözünde yazdığım gibi kitabımı Amasya’daki hekim çevresinin isteği üzerine kaleme aldım. Kitapta çeşitli hayvanlar, insanlar ve kendi üzerimde denemiş olduğum ilâçların hazırlanışı ve kullanılışını anlattım. Özellikle bazı zehirlerle ilgili yaptığı hayvan deneylerini ön plana çıkardım. Bu deneylerde denek olarak horozları kullanmıştım. Yazım biçimini şimdilerde modern tıp biliminde kullanılan olgu sunumlarına benzer şekilde oluşturmuştum. On yedi bölüm olup, bölümler ilâçların etki ve kullanım alanlarına göre düzenlenmiştir; bu sebeple ilâçlar çok kullanılandan az kullanılana doğru sıralanmıştır. Eserim Türk tıp tarihinde bir hekimin kendi buluşu ilaçları ve tedavi yöntemlerini derlediği ilk kitap olması bakımından önemlidir. 

Eserde geçen bazı deneyleri kısaca anlatayım:

Birinci deneyim: Yılan sokmasına karşı kendi hazırladığım panzehiri içtim ve ardından elimin orta parmağını yılana ısırttım. Ne parmağım şişti ne de vücudunda belirti gözlendi, panzehir sayesinde zehirden hiç etkilenmemiştim.

İkinci deneyim: Yılan zehrinin etkisini araştırmak amacıyla yapmıştım. Deney hayvanı olarak bir horoz seçtim ve hayvanın bir budunun tüylerini yolarak çok zehirli bir yılana çıplak derisinden ısırttım. Ardından daha önce hazırlanan ve zehrin etkisini yok eden tiryak yani panzehiri horoza içirerek hayvanı gözetim altına aldım. Ertesi gün deride yeşilimtrak bir yara gördüm ve tekrar tiryak verdim. İkinci günde derideki belirti de kayboldu ve hayvan eşleriyle gezinir hale geldi.

Olgulara özgü gözlem, deney ve tedavi yöntemlerine cerrahi eserimde yer verdim. Diş ağrısına akupunktur kullanması, trakeotomili yani nefes alabilmesi için boğazından delik açılan hastaya deliği kapatmak için yaptığım estetik cerrahi ameliyatı ve boğaza kaçan cisimlerin çıkarılması hakkındaki yöntemler en ilgi çekici olanlarındandır.

Bana göre, ancak tıbbi tedavi başarısız olursa cerrahi yol denenmelidir. Ayrıca, ameliyat sonrası bakımın önemine de vurgu yaptım. Denediğim ilaçlarda görülebilecek yan etkileri de kayıt altına almıştım.

Eserlerimde alıntı yaptığım yerlerde mutlaka kime ait olduğunu kaynak olarak göstermiş, bilgilerimi anlatırken ayrıntılara dikkat etmiş, hastalarıma deneme yoluyla yaptığım tedavilerimi gözlemleyerek notlar almış, bunları eksiksiz olarak ve gizlemeden aktarmış olmam, benim bugünkü tıp etiği yaklaşımına uygun bir bilim insanı olduğumun göstergesidir.

Candaroğlu İsfendiyar Bey zamanında 5 yıl süreyle Kastamonu’da kaldım. Cerrâhiyye-i İlhâniyye’yi yazdığında İstanbul’a giderek kitabını Fatih Sultan Mehmet’e sundum. Dönüşünde de Bolu, Gerede ve Tosya’ya uğradım. Bu seyahatten sonra memleketim Amasya’ya dönüp ölene dek burada hizmete devam ettim.

Amasya kentinde çalıştığım Darüşşifa binası adıma müze olarak düzenlenmiştir ve siz değerli ziyaretçilerini beklemektedir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 4
  • Tebrikler! 4
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 3
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/01/2020 19:44:09 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8109

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanlar bana bilimin hayattaki büyük soruları asla yanıtlayamayacağını söylüyorlar. Saçmalık! Problem, sizin sorularınızın yeterince büyük olmaması!”
Phil Plait
Geri Bildirim Gönder