Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Piramitler: Tarihsel ve Bilimsel Bir Bakış Açısı

Piramitler: Tarihsel ve Bilimsel Bir Bakış Açısı Unsplash (@lesanderson)
21 dakika
100,145
Evrim Ağacı Akademi: Sahtebilim Yazı Dizisi

Bu yazı, Sahtebilim yazı dizisinin 76. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Bilimin Anlamını Gölgeleyen Tehlike: Sahtebilim!" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al
Tüm Reklamları Kapat

Elbette ortaya sürülen bazı çalışmalardan bahsedeceğiz, ancak “Mısır piramitleri böyle inşa edilmiştir” gibisinden bir iddiada bulunmuyoruz. Buradaki yazı daha çok “Piramitleri ele alırken üzerinde düşünmeniz gereken şeyler"i ele almaktadır. Eğer Evrenin Karanlığında Evrimin Işığı (2017) adlı kitabımızı okuduysanız, içeriğinde zaten Mısır piramitlerine dair paylaştığımız bilgileri okumuşsunuzdur zaten. Burada benzer cümleler kullanmakla birlikte yeni görseller ve ek bilgiler de sunacağız, bu sebeple “Zaten diğer kitapta okumuştum” diyerek es geçmenizi tavsiye etmeyiz.

Mimarlık tarihi oldukça uzun ve kapsamlı bir konudur. Öyle ki birbirinden farklı yapıları tanıtan renkli-baskılı kitaplar bile “Daha fazlasını eklemek isterdik ancak çok fazla sayıda yapı bulunuyor” diyebilmektedirler. Bu sebeple insanlar günümüzdeki şehirlerin dışında birkaç antik esere bakıp mimarlığın sadece bunlardan ibaret olduğunu düşünmemelidirler. Eğer göz atma şansınız olursa, Mısır piramitlerinden çok daha karmaşık yapılar hakkında yeni şeyler öğrenebilir ve fotoğraflarına bakabilirsiniz. Avrupa'daki bir Gotik yapıda ya da Uzak Doğu'da yer alan bir Budist tapınağında bile işlenen detaylar inanılmaz bir ustalık gerektirmektedir ve onları inşa ederken çok sayıda kişi hayatından olmuştur.

Yine de, Mısır piramitleri hakkında bazı bilgiler verince, onların muazzamlığını küçümsediğimizi düşünen Antik Uzaylı Teorisyenleri olabilecektir. Aksine, bir şeyi daha iyi anlamamız ona daha fazla değer vermemize neden olacaktır. Üstelik, bu tarz durumlarda asıl küçümseyenler bahsi geçen teorisyenler olabilmektedir, çünkü o dönemlerde yaşamış olan insanların bu tarz yapıları uzaylıların yardımı "olmadan" (Eski Mısır’da devlerin olduğu ve levitasyon gücünün kullanıldığı gibi çeşitli iddialar da ortaya atılmıştır) inşa edemeyeceklerini ileri sürmektedirler.

Tüm Reklamları Kapat

Evrim Kuramı’nı sadece günümüz insanlarına (Homo sapiens sapiens) bakarak anlamaya çalışırsanız elbette böylesine karmaşık bir biyolojik yapının nasıl doğal süreçlerle meydana gelebileceğini anlayamazsınız. Diğer türleri incelemek, sayısız bilimsel alanı araştırmak, fosilleri ve geçmişi incelemek gerekir. Aynı şekilde Mısır piramitlerinden bahsederken insanların akıllarına hep Gize’deki üç piramit (Menkaure, Khafre ve Khufu) gelmektedir ve sadece bu piramitlere bakarak elbette “Oldukça büyük ve karmaşık görünüyorlar, nasıl yaptılar anlayamıyorum!” demeniz normaldir, bu yüzden Mısır’ın geçmişini incelemek, mitolojisini irdelemek ve yaptıkları diğer yapılara göz atmak bu piramitlerin nasıl bu hale geldiklerini anlamamızı kolaylaştıracaktır. Ancak bunu yapmadan önce, hızlı bir şekilde Dünya’daki diğer piramidal formlardan da bahsetmek yararlı olacaktır.

Dünya’dan Piramit Örnekleri

Mısır piramitlerinden bile daha önce gelen en eski piramidal form “Zigguratlar”dır. En eski olanların MÖ 3000’lerde inşa edildikleri belirtilmektedir. Bu yapılar Mezopotamya’da Sümerler, Süryaniler, Babilliler, Elamitler, Akkadlar ve Eblaitler tarafından yerel inançlar için inşa edilmişlerdir. Günümüzde en bilindik olanları Irak’taki "Ur" ve "Aqar Quf" zigguratları ve İran’daki "Chogba Zanbil" zigguratıdır.

Sudan’da yaklaşık 220 adet (bazı kaynaklar 255 yazar) “Nubian Piramidi” bulunmaktadır. Bunlar Napata ve Meroe’nin kral ile kraliçeleri için birer mezar olarak inşa edilmişlerdi. Oldukça küçük olmalarıyla birlikte uzun bir süre boyunca iyi bir şekilde korunuyorlardı, ancak hazine bulma amacıyla bazıları ne yazık ki talan edilmişti. 1800’lerde bir hazine avcısı olan Giuseppe Ferlini, 40 adet Nubian piramidinin tepesini yıkarak altın ile mücevher arıyordu. Yakın zamanlarda birkaç piramitte restorasyon çalışmaları yapıldı.

Mezoamerika’da da birçok piramit bulunmaktadır. Bunların arasındaki en meşhur olanlardan biri “Güneş Piramidi”dir (İng: Pyramid of the Sun). Meksika'da bulunan Teotihuacan’daki en büyük, Mezoamerika’daki ikinci en büyük ve Dünya’daki üçüncü en büyük piramit olarak bilinmektedir. Turistlerin Meksika'da sıkça ziyaret ettikleri bir diğer piramit de Yucatan’da bulunan “Kukulkan Tapınağı”dır.

Tüm Reklamları Kapat

Bütün bunların yanında Nijerya’daki “Nsude Piramitleri”, İspanya’daki “Güimar Piramitleri”, Hindistan’daki “Thanjavur Tapınağı” ve Endonezya’daki “Borobudur” gibi nice piramidal formda yapı bulunmaktadır. Bu yapı formu (daha doğrusu eğimi az olan formlar) günümüzde bile kullanılmaktadır. Örnekler arasında Fransa'nın Paris şehrinde mimar I.M. Pei’ın tasarladığı “Louvre Piramidi”, ABD'nin Las Vegas şehrinde “Luxor Oteli” ve yine ABD'de bulunan Long Beach’te “Walter Piramidi” sayılabilir.

Görsel 1: (1) Ur Ziggurat’ın önden görünüşü. (2) Nubian piramitleri. (3) Güneş Piramidi. (4) Paris’teki Louvre Piramidi
Görsel 1: (1) Ur Ziggurat’ın önden görünüşü. (2) Nubian piramitleri. (3) Güneş Piramidi. (4) Paris’teki Louvre Piramidi
1, 3 ve 4: Pixabay / 2: Wikimedia Commons, Wufei07, 2009

Mısır Piramitlerinin Geçmişi

Tarih boyunca bir şeyleri başarabilmek için her zaman deneme-yanılma yoluyla deneyimler kazanılmıştır. Örneğin inşaat alanında yeni malzemeler ürettik, yeni yöntemler geliştirdik, arada farklı mimari akımlar yer aldı ve günümüzde de yeşil tasarım ile yenilenebilir enerjileri dikkate alarak geleceğe odaklı yapı malzemeleri ve türleri üzerinde yoğunlaşıyoruz. Her ne kadar birçok konsept kağıt üstünde olsa bile, detaylı şehir planlamalarından inanılmaz peyzaj düzenlemelerine kadar adeta birer ütopya inşa edebilecek kadar bilgi topladık ve tasarım fikirleri geliştirdik. Bugünlere gelebilmemizi eski insanların emeklerine, hesaplamalarına ve hatalarından öğrendikleri derslere borçluyuz. Kısacası Gize’deki o meşhur piramitler birden dikilmedi, onların da ataları bulunmaktaydı.

1842 ile 2008 seneleri arasında yapılan araştırmalarda Mısır’da yaklaşık olarak 118 adet (bazı kaynaklar 138 diye belirtiyor, nelerin piramit sayılıp sayılamayacağı bazen tartışma konusudur) piramit keşfedilmiştir. Gize’de gördüğünüz piramitlerin türü Gerçek Piramit (İng: True Pyramid) olarak bilinir. Size özetle bu türden öncesine dair kısa bilgiler verelim:

  • Eski Mısır’ın Krallık dönemlerinden evvel (İng: Predynastic Period) ölüler derin olmayan çukur ovalarda kişisel eşyalarıyla birlikte gömülürlerdi. İlerleyen zamanlarda Mısırlılar bunları oval yerine dikdörtgen şeklinde inşa etmeye başlayıp üzerini ahşap çatıyla örttüler. Büyük bir çoğunluğu kumdan yapıldığı için günümüzde maalesef fazla kalıntı bulunamadı.
  • Krallık dönemlerinin başlarında bu yapıların yok oluşunu önlemek amacıyla çamur tuğlalar kullanılmaya başlandı ve bu şekilde ilk Mastabalar ortaya çıkmış oldu.
  • III. Krallık döneminde Kral Zoser başa geçti. Yapıları taş ile inşa etmenin mucidi sayılan veziri İmhotep MÖ 27. yüzyılda Kral Zoser için Sakkara’da 6 basamaklı bir piramit inşa etti. Bu piramit mastabaların üst üste konulmuş hali gibi görünüyordu, bu sebeple bu piramit türüne Basamaklı Piramit (İng: Step Pyramid) denilmektedir.
Görsel 2: (1) Zoser’in Piramidi, 62 metre yüksekliğinde. (2) Meidum Piramidi, ilk haliyle 91 metre yüksekliğinde. (3) Bükülmüş Piramit, 104 metre yüksekliğinde. (4) Kızıl Piramit, 105 metre yüksekliğinde
Görsel 2: (1) Zoser’in Piramidi, 62 metre yüksekliğinde. (2) Meidum Piramidi, ilk haliyle 91 metre yüksekliğinde. (3) Bükülmüş Piramit, 104 metre yüksekliğinde. (4) Kızıl Piramit, 105 metre yüksekliğinde
1, 3 ve 4: Pixabay / 2: Arsel B. Acar, 2012
  • IV. Krallık döneminde başa Kral Sneferu geçince, Meidum’da basamaklı bir piramit inşa edildi ve dış kaplaması üzerinde de çalışıldı. 8 basamaktan oluştuğu söylenen bu piramidin dış katmanları çöktü, bugün sadece üstteki 3 basamak görülebilmektedir. Bu piramit ile ilk Gerçek Piramidin yapılması amaçlanmıştı ve yüklerin dağılabilmesi için bir kemer görevi gören "Bindirme" tekniği (İng: Corbelling) geliştirilmişti. Ayrıca normalinde yer altına yapılan mezar odasının kendisi de yapının içine yerleştirilmişti.
  • Kral Sneferu, Dashur’da yeni bir piramidin yapılmasını emretmişti. 54 derecelik eğimle inşa edilmeye başlanan bu piramit yerden 49 metre yüksekliğe gelindiğinde, mezar odaları üzerindeki yük sebebiyle taşların çökme riskini önlemek için eğim 43 dereceye düşürülerek yapı tamamlandı. Bükülmüş gibi bir görünümü olduğu için bu piramit türü Bükülmüş Piramit (İng: Bent Pyramid) olarak tanımlandı. Gerçek Piramit yapımına çok yaklaşılmıştı.
  • Bunun üzerine Kral Sneferu yeni bir piramit inşa edilmesini emretti. En nihayetinde ortaya “Kızıl Piramit” (İng: Red Pyramid) çıktı. İlk Gerçek Piramit başarılmıştı.
  • Kral Sneferu’nun oğlu Khufu (Keops olarak da bilinir) ilerleyen yıllarda Gize platosu üzerinde Büyük Piramidi (İng: Great Pyramid of Giza) inşa ettirdi. Büyük Piramit neredeyse 3800 yıl boyunca Dünya’nın en yüksek yapısı unvanını korudu. Her bir taban kenarının uzunluğu 230 metredir. 2.3 milyon bloktan oluştuğu düşünülmektedir ve toplam ağırlığı neredeyse 6 milyon tondur. Tabandaki bloklar 15 tona yakın olabiliyorken, yukarıya çıkıldıkça blokların ortalama ağırlıkları 2.5 tona kadar düşer.
Görsel 3: Gize’deki piramitlerin konumları. Menkaure 65 metre, Khafre 143 metre iken bugün 136 metre ve Khufu da 146 metre iken bugün 138 metre yüksekliğindedir.
Görsel 3: Gize’deki piramitlerin konumları. Menkaure 65 metre, Khafre 143 metre iken bugün 136 metre ve Khufu da 146 metre iken bugün 138 metre yüksekliğindedir.
Wikimedia Commons, MesserWoland, 2006

Mısır piramitleri genellikle Nil nehrinin batı tarafında, tapınakları da doğu tarafında yapılmıştır. Bunun sebebi, tapınakların doğuşu, mezar amacı taşıyan piramitlerin de ölümü temsil etmesidir. Bu şekilde ölülerin ruhları bu döngüye katılabilmektedir. Sonuçta Ra (Güneş tanrısı) Eski Mısır'da çok övülürdü.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Genel İddialara Yönelik Bir İnceleme

Mısır piramitlerine dair ortaya atılan iddialar genel olarak 3 şekilde özetlenebilirler:

  1. Yapı Durabilitesi/Dayanıklılığı: “Günümüze kadar dayandılar ancak günümüzdeki yapılar sadece birkaç sene ayakta kalabiliyor.”
  2. Dış Yardım İhtiyacı: “Mısır piramitleri "sadece" insanlar tarafından yapılamayacak kadar karışık, ağır ve büyüktür. Kullanılan taşlar uzaktan getirilmiştir ki insanların gücü buna yetmez.”
  3. Teknoloji Üstünlüğü: “Nasıl yapıldıkları anlaşılmıyor, belki de bilmediğimiz teknolojileri vardı.”

Tepede sıraladığımız iddiaları tek tek inceleyelim. Öncelikle Yapının Dayanıklılığı açısından Mısır piramitlerinin günümüze kadar ayakta durmaları şaşırtıcı değildir. Mısır’da keşfedilen 118 piramidin hepsinin de çok iyi bir şekilde dayandığını söyleyemeyiz, aralarında çökenler de görülebilmektedir. Ancak ana odağımız Gize’deki piramitler ise, şunu göz önünde bulundurmak gerekir ki geniş bir taban alana sahip oldukları için piramitlerin dayanıklı olması ve depremlere karşı dirençli olması anlaşılabilir bir durumdur. İkincisi, eski medeniyetlerde yüksek yapılar inşa etmek için piramit şeklinden başka seçenekleri olamazdı. Günümüzdeki en yüksek yapılar bile eğimleri az olsa da birer piramit biçiminde görünürler, çünkü geniş bir tabanla başlayıp tepeye doğru küçülürler, kolonların boyutları da aynı şekilde yukarıya çıkıldıkça küçülmektedir. Peki günümüzdeki yapılar neden kısa bir süre dayanıyorlar? Örneğin betonarme bir yapı yaklaşık olarak 50 yılı geçince, orada deprem riski sebebiyle kalmamanız önerilebilir. Gize’deki piramitlerin iç yapılarını incelerseniz çok küçük bir kısmı boşluklardan (mezar odası, iç koridor vs.) oluşmaktadır. Günümüzde bir daire satın aldığınızda ise “brüt” ve “net” alan gibi kavramları duymuş olabilirsiniz ki brüt alan netten daha fazla olmaktadır, yani boşluk oranı daha fazladır çünkü kolon ve kiriş gibi ana taşıyıcı sistemleri geliştirdik.

Görsel 4: Khufu Piramidi’nin içini gösteren bir illüstrasyon. Proje yönetiminde Khufu’nun akrabası Hemienu bulunmaktaydı.
Görsel 4: Khufu Piramidi’nin içini gösteren bir illüstrasyon. Proje yönetiminde Khufu’nun akrabası Hemienu bulunmaktaydı.
Wikimedia Commons, R.F.Morgan, 2013

5. Uluslararası İleri Teknolojiler Sempozyumu’nda (IATS’09) paylaşılan bir araştırmada günümüz yapılarının hizmet ömürleri şu şekilde özetlenmiştir:

  • 10 Yıla Kadar: Geçici Yapılar (geçici sergi, şantiye vs.)
  • 25 - 49 Yıl Arası: Ortalama Ömürlü Yapılar (sanayi yapıları, katlı otoparklar vs.)
  • 50 - 99 Yıl Arası: Uzun Ömürlü Yapılar (konut, sağlık yapıları, eğitim yapıları, ticaret yapıları vs.)
  • En Az 100 Yıl: Sürekli Yapılar (anıt yapıları, tarihi yapılar vs.)

Zamanla yapıların yeni ihtiyaçları doğmaktadır ve bu hizmetleri karşılamak için yeni yapılar inşa edilecektir. 2000 sene önce yaşamış olan Romalı yazar, mimar ve mühendis Marcus V. Polio, De Architectura - Mimarlık Üzerine On Kitap adlı eserinde başarılı bir mimarlık için şu üç özelliği saymıştır: Utilitas (İşlevsellik), Firmitas (Sağlamlık) ve Venustas (Estetik). Eğer bunları önem sırasına göre değerlendirseydik önce Sağlamlık, sonra İşlevsellik ve en son Estetik gelirdi. Elbette bu özelliklerin yanında Ekonomiklik, Kalite, Sürdürülebilirlik, Hijyenlik ve Geçicilik gibi şeylere de bakılabilir. Yapı tasarımları için yönetmeliklere bakılır ve belirli “standartlar” uygulanır. Bu standartlar arasında Türk Standardı (TS) ve Alman Standardı (DIN) gibi örnekler bulunur. Bunların yanında Uluslararası Standartlar Teşkilatı (ISO) ve Avrupa Standardizasyon Komitesi (CEN) de bulunmaktadır.

Bir hastanede kullanılan teknoloji zamanla eskiyebilir ve yeni teknolojik cihazları barındırabilmesi için yeni bir yapı tasarımına ihtiyaç duyulabilir. Asansörsüz apartmanlar yaşlı, hamile veya yürüme engeli olan insanlar için bir zorluk çıkaracağından artık asansörlü olmaları gerekmektedir. Aynı zamanda yapı tasarımlarında dış etkenler (deprem, rüzgar, yağmur, kar vs.) ve iç etkenler (su taşması, yangın, soğuk-sıcak hava akımı vs.) gibi şeyler de düşünülmektedir. Örneğin Türkiye’de bir yapının inşaatında İksa (Kazı), Mekanik (Sıhhi Tesisat), Elektrik, Ruhsat (Mimari) ve Statik (Betonarme) gibi projeler üzerinde çalışılmaktadır. Bunlarda bina statik hesapları, otopark araç manevra alanı, sıhhi tesisat geçiş hatları, telefon ve elektrik bağlantıları gibi ve hatta yapının konumuyla Güneş açısı, çevre gürültüsü, hakim rüzgar yönü, bitki örtüsü ve zemin yapısı gibi binbir çeşit şey üzerinde çalışmalar yapılabilmektedir. Sonuçta bir hastane yapacaksanız, ulaşım rahatlığını da düşünmeniz gerekmektedir. Her yapının (okul, müze, alışveriş merkezleri vs.) ihtiyaç duyduğu şeyler bu nedenle farklıdır. Mısır piramitleri ise genel tabiriyle birer “mezar” olarak inşa edilmişlerdir. Aradaki tek fark, günümüzde bu kadar detaylı yapıların tasarım ve inşaatlarında sadece insanların yer aldığı gerçeğini kabullenebilmemiz, ancak eskiye dair olan şeyleri nedense olağanüstü ve insanüstü görmemizdir.

Bu da bizi Dış Yardım konusuna getiriyor. Yıldızlararası seyahate çıkıp gezegenimizi ziyaret eden uzaylıların taş bloklardan piramitler oluşturdukları fikri ilginç olduğu kadar aslında insan potansiyelini de küçümseyen bir görüştür. Termitlerin yüksek tepecikler (İng: Termite Mounds) oluşturabildiklerini biliyoruz. Öyle ki eğer termitleri insan boyutlarına çıkarsaydık ve oluşturdukları bu tepecikleri aynı oranda büyütseydik, oluşturdukları en yüksek tepeciğin 2000 metre yüksekliğe ulaşabileceğini görürdük. Unutmayın ki bu makalenin yazıldığı tarihe kadar Dünya’nın en yüksek yapısı Dubai’deki Burç Halife’dir (en üst noktasıyla birlikte 830 metre) ve şu anda bu rekoru geçecek olan Cidde (Kraliyet) Kulesi de Suudi Arabistan'da inşa aşamasındadır. Ancak daha da ilginci, termitler bu tepeciklerini daima kuzey yönüne bakacak şekilde yapmaktadırlar.

Tüm Reklamları Kapat

Görsel 5: Bir termit tepeciği
Görsel 5: Bir termit tepeciği
Pixabay

Termitler kadar küçük canlılar bile böylesine muazzam yükseklikteki tepecikleri inşa edebiliyorlarsa, insanların da Gize’deki büyük piramitleri tek başlarına inşa ettiklerini düşünmek anormal olmayacaktır. Bu da bizi en son iddiaya getiriyor: Teknoloji Üstünlüğü

Günümüzde süren tartışmalar “kullanılan taşların bölgeye nasıl taşındığı” ile ilgili değildir, aksine bu taşların nasıl yükseltilip yerleştirildiği üzerinedir. Bu durumda henüz bir netlik olmamasına karşın (çünkü o dönemlerde yaşamıyorduk, inceleyebileceğimiz pek fazla kayıt yok ve çekim yapabilecek kameralar da yoktu) insanlar direkt “Aha! O zaman uzaylılar yaptı!” şeklinde bir iddia ortaya atabiliyorlar (“A değilse B’dir” yanılgısı), ancak belirttiğimiz gibi, eskiye dair şeyleri çözümleyebilmek kolay değildir ve bu alanlarda çalışmalar yapan insanların emekleri çok değerlidir.

Gize’deki piramitlerin yapımında kullanılan taşların çoğu yakınlarda bulunan taş ocaklarından getirilmiştir. Zaten nummulit kireç taşının (İng: nummulite limestone) çoğu Gize platosunda bulunmaktadır. Kaplama için kullanılan açık beyaz kireç taşı (İng: light white limestone) piramitlerden birkaç kilometre ötede Nil nehrinin öbür tarafında bulunan ve Gize’den ortalama 15 kilometre uzaktaki Tura’dan getirilmiştir, ama ne yazık ki bu kaplama artık yoktur, fakat etrafta düşmüş birkaç parçası görülebilmektedir. Kral odası için kullanılan ve 25 ile 80 ton ağırlığı arasında olan gül graniti de (İng: rose granite) nehir yoluyla 930 kilometre ötedeki Asvan’dan getirilmiştir. Eski Mısırlılar nehir üzerinden taşıyacakları taşların içine tahta kamalar çakıp suyla ıslattıkları zaman bu kamalar genleşip taşın çatlamasını sağlıyordu. Bu şekilde kesilmiş taşları daha rahat bir şekilde taşıyabiliyorlardı. Hesaplara göre 5.5 milyon tonun üzerinde kireç taşı kullanıldı ve 8000 ton granit de Asvan’dan getirtildi. Elbette Eski Mısır’da piramitlerin yapımında vinçlerin kullanıldığına dair bir bulgu olmadığı gibi bu taşların nasıl teknelerle taşındıkları üzerinde de düşünülmüştür. Ortaya atılan fikirlerden biri iki teknenin yan yana olup taşları ortalarında taşımalarıdır.

Tüm Reklamları Kapat

Kireç taşı gibi yumuşak taşların şekillendirilmesi için bakır keskiler ve farklı aletler kullanılıyordu, bu sebeple günümüzdeki aletlere ihtiyaç duyulmuyordu. Granit gibi daha sert olan taşlar ise bakır aletlerle kesilemezdi, bu sebeple dolerit taşıyla dövülür ve kuvars kumu gibi bir aşındırıcı kullanılırdı ki bunlar da uğraştırıcı işlerdi. Ağır taşların taşınması konusunda 2.5 tonluk bir blokun 20 kişi tarafından çekilmesi gayet mümkündür. Hatta Amsterdam Üniversitesi ile FOM kuruluşundaki fizikçiler, yaptıkları bir araştırmada Djehutihotep mezarında yer alan tasvire bakarak devasa bir heykelin nasıl taşındığını incelediler ve küçük deneyler gerçekleştirdiler. Heykelin hemen önündeki bir insan figürünün kızağın önüne su döktüğü görülmektedir. Su oranını fazla kaçırmadan uygulanabilecek bu ıslak kum tekniği ile ağır blokların kızakların üzerinde taşınması daha rahat ve hatta iş gücü kullanımını da azaltmaktadır. Kumun kuru olması durumunda kızağın önünde bir kum yığını oluşur ve ilerlemeyi engellerdi.

Görsel 6: Duvar tasvirinin bir illüstrasyonu
Görsel 6: Duvar tasvirinin bir illüstrasyonu
Wikimedia Commons, Sir John Gardner Wilkinson, 1854

Söylenenlere göre Gize’deki Khufu Piramidi’nin inşaatı 20+ sene sürmüştür ve Eski Mısır bilimcileri 20,000 – 30,000 arasında işçinin kullanıldığını tahmin etmektedirler. O zamanki Mısır’ın nüfusu 1 – 2 milyon arasıydı, bu sebeple bu sayı akla yatkındır. Toplam sürenin 20 sene sürdüğünü varsayarak bazı kişiler şöyle kısa bir hesap yapmaktadırlar: 

  • 20(çalışılan yıl) x 365(bir yıldaki gün sayısı) = 7300(çalışılan toplam gün sayısı)
  • 2.3 milyon(taş) / 7300 = 315(bir günde yerleştirilen taş sayısı)
  • 315 / 24(bir günde toplam saat) = 13(bir saatte yerleştirilen taş sayısı)
  • 60(bir saatteki toplam dakika) / 13 = 4.6(dakika olarak bir taşın yerleştirildiği süre)

İlk başta akılları karıştırıp “Bunu nasıl yaptılar?” diye düşündüren bir hesaplama gibi görünse de bazı kusurlar içermektedir. Bu hesaplama taşların tek tek "sırayla" taşındıklarını ve işçilerin 20 sene boyunca "aralıksız" çalıştıklarını varsaymaktadır. Oysa gerçekte bu taşların gruplar halinde taşındıklarını ve taş başına en fazla 20 işçinin düştüğünü ve toplamda 20,000 işçinin çalıştığını düşünürseniz o zaman durum daha iyi anlaşılacaktır. 315(bir günde yerleştirilen taş sayısı) x 20(bir taş için gerekli insan sayısı) = 6300(bir günde tüm taşlar için gerekli insan sayısı). Varsayalım ki 20,000 işçinin 7400’ü taş ocaklarında çalışıyor, geriye 12,600 işçi kalırdı, bu da demin hesapladığımız 6300’ün iki katıdır. Kısacası istediğiniz kadar hesap yapın, sayılar her türlü ortada herhangi bir “imkansızlığı” ima etmemektedir. Örneğin bir ayda 10 kere uçak seyahati yaptığınızı varsayalım. 30 günde bu "her 3 günde 1 uçağa binildi" gibi bir hesabı ortaya koysa da, bu durum bir günde birkaç kere uçaklar arası aktarma yapabileceğinizi varsaymadan yapılmış bir hesaptır.

Arkeolog Mark Lehner, Nova’nın This Old Pyramid (1992) belgeseli için piramitlerin inşaatına dair bir deney düzenlemiştir. Çölde kalan 12 adam toplamda 21 gün içerisinde yeni bir taş ocağı açıp 186 taş çıkartmışlardır. Kullandıkları aletlerin demir olması haricinde birçok işi de elleriyle yapmışlardır. Bunun üzerine Lehner basit hesaplamalarla her gün Khufu Piramidi’ne 340 taşın taşındığını varsayarak yaklaşık olarak 400-500 işçinin gerekli olduğunu görmüştür. Kullanılan demir aletlerini doğru bulmayarak buna karşılık olarak 12 adamın yanına 20 adam daha eklediğini varsayıp tekrardan hesap yapması üzerine yaklaşık olarak 1200 işçiye gerek duyulduğunu belirtmiştir. Günde 10 saatlik çalışmayla 340 taşın taşınması saat başı 34 taşın taşınması demektir, her taş için de 20 işçi çalışıyorsa o zaman günde 2000 işçinin taşımacılık görevini üstlenmesi gerekir. Taş ocaklarında da demin belirtildiği gibi 1200 işçi olsa, toplamda 3200 işçi sayısı elde edilir. Bunun üzerine bir de taşları kesip yerleştiren insanları da hesaba kattığınızda her türlü 20,000 işçi sayısının çok daha altında bir sayı elde etmiş olursunuz. Kısacası Lehner burada daha az sayıdaki insanla bile bu işlerin yapılabileceğini göstermeye çalışmıştır.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Matt Haig Tüm Kitaplar Seti

Gece Yarısı Kütüphanesi
“Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün…Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”

Nora Seed berbat halde. Kedisi öldü. İşinden kovuldu. Abisi onunla konuşmuyor. Kimsenin ona ihtiyacı yok. Art arda alınmış kötü kararların sonucunda bir kütüphanede buluyor kendini. Zamanın hiç akmadığı bir gece yarısı kütüphanesinde, sonsuz sayıda kitabın ortasında… Kitapların her birinde Nora’nın farklı bir hayatı yazılı. Başka kararlar verseydi yaşamış olabileceği hayatlar. Farklı kariyerler, farklı eşler, farklı arkadaşlar, farklı şehirler arasında gidip gelen Nora’nın aklı sorularla doluyor. Mutluluk sadece önemli sandığımız seçimlerde mi gizli? Yanlış giden her detayın sorumlusu gerçekten biz miyiz? Hayatı yaşanılır kılan ne? Yanlış bir karar insanın tüm hayatına mal olabilir mi?

İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Matt Haig; Nora’nın pişmanlıklara, ihtimallere ve yeniden seçme imkânına dair çıktığı bu yolculukta, ona eşlik edecek okurlara sürükleyici ve insanın en temel sorunlarını konu alan bir kurgu sunuyor.

İnsanlar
“Bu satırları okuyanlarınızın büyük çoğunluğunun, insanların bir mitten ibaret olduğuna inandığını biliyorum ama ben size onların gerçekten var olduklarını bildirmek üzere buradayım. Bilmeyenler için söyleyeyim, insan dediğimiz şey orta zekâlı ve iki ayaklı bir yaşam formu; evrenin çok ıssız bir köşesinde yer alan küçük ve sulu bir gezegende, büyük ölçüde yanılsamalarla dolu bir varoluş sürdürüyor.”

Yağmurlu bir akşamda Profesör Andrew Martin, önce dünyanın en büyük matematik bilmecesini çözmeyi başarıyor, ardından sırra kadem basıyor. Nihayet bir yol kenarında çırılçıplak halde bulunduğunda, kıyafetsizlikten daha ciddi bir meselesi olduğu ortaya çıkıyor: Andrew Martin artık insanlardan tiksiniyor; görünüşlerinden de yiyip içtiklerinden de bitmeyen şiddet ve savaş arzularından da… Yabancı bir tür arasında kaybolmuş hissediyor kendini. Sevgi ve aile kavramları onda şaşırtıcı bir ilgi uyandırsa da tüm sakinlerinden nefret ediyor bu gezegenin. Newton hariç… Ama o da bir köpek işte…

Sahi, kim bu adam? Onun –ya da herhangi birinin– insanlık hakkındaki tüm fikrini değiştiren şey ne olabilir?

Son yılların en önemli romancılarından Matt Haig, onca karmaşıklığına rağmen hayatın içindeki mutluluğa ve insan doğasına dair alışılmadık bir hikâye sunuyor. İnsanlar, neşeli ve etkileyici bir üslupla “bizi” bize anlatıyor.

Nevrotik Bir Gezegenden Notlar
Dünya aklımızı zorluyor. çılgın ve gergin bir gezegen, telaşlı ve gergin insanlarını yaratıyor; politikadan vücut kitle endeksimize hemen her şey bizi dehşete düşürüyor.

Çılgın bir dünyada çıldırmadan nasıl yaşarız?
Çevremiz kesintisiz anksiyete kaynağına dönüşmüşken nasıl mutlu hissedebiliriz?

Matt Haig, haberlerden sosyal medyaya, iş ortamından bağımlılıklara çevremizi kuşatmış dış etkenlerin “nasıl hissettiğimiz” üstündeki etkisini anlamaya, dijital çağın törelerini sorgulamaya, biraz daha serinkanlı olmaya çağırıyor bizleri. Nevrotik Bir Gezegenden Notlar, anksiyete ve panik atakla uzun yıllar mücadele etmiş bir 21. yüzyıl insanından, böyle bir yüzyılda kendimizi mutlu, bütün ve insan hissedebilmek üzerine kişisel ve yaşam dolu bir bakış. Duygularımızın, sahip olduklarımız kadar mühim olduğunu gösteren, dünyadaki o pek kıymetli vaktimizi nasıl harcadığımızı değiştirebilecek bir kitap.

Rahatlama Kitabı: Suyun Üstünde Kalmamı Sağlayan Düşünceler
Hiçbir şey, pes etmeyen ufacık bir umuttan daha güçlü değildir.

Rahatlama Kitabı, zor günlerden çıkarılmış derslerin ve öyle zamanlarda biraz olsun iyi hissettirecek önerilerin bir derlemesi.

Gece Yarısı Kütüphanesi ve İnsanlar gibi sevilen kitapların yazarı Matt Haig, Rahatlama Kitabı’nda kendi deneyimlerinden öğrendiklerini, Marcus Aurelius, Emily Dickinson, James Baldwin gibi fikirleriyle ilham vermiş isimlerden edindikleriyle harmanlayarak yaşamın iniş ve çıkışları üzerine kısa ve umut dolu metinler sunuyor. Zihnin zindanlar yaratabileceğini ama yanında anahtarlarını da verdiğini gösteriyor bizlere. Mutluluğun ancak “olmanız beklenenleri” bir kenara bıraktığınızda filizlenebildiğini hatırlatarak, yaşama telaşı arasında şöyle bir yavaşlayıp, var olmanın güzelliği ve tahmin edilmezliğinin değerini bilmeyi yüceltiyor.

Bir dostun aklına, sarılmanın huzuruna –ve en kötü zamanlarda bile umudu hatırlamaya– ihtiyaç duyduğunuzda elinizde olmasını isteyeceğiniz bir kitap.

Zamanı Durdurmanın Yolları
Tom Hazard’ın tehlikeli bir sırrı var. 41 yaşında sıradan bir tarih öğretmeni gibi görünse de nadir rastlanan bir hastalık yüzünden aslında yüzyıllardır hayatta. Shakespeare’le aynı sahnede yer almış, Kaptan Cook’la açık denizleri fethetmiş, Fitzgerald’larla içki içmiş. Ama şimdi, tek istediği normal bir hayat sürmek. Kimliğini değiştirmeye devam ettiği sürece geçmişini geride bırakabilir ve hayatta kalabilir.

Yapmaması gereken tek bir şey var, âşık olmak.

İngiltere’nin en önemli yazarlarından Matt Haig’in büyükövgü toplayan, 37 dile çevrilen ve yakında Benedict Cumberbatch tarafından sinemaya aktarılacak kitabı Zamanı Durdurmanın Yolları, insanın kendini kaybedip tekrar bulmasına dair güzel bir roman.

Yaşama Tutunmak İçin Nedenler
“Yaşamak istiyorum. Hayatı yazmak, okumak, hissetmek; yaşamak istiyorum. Göz açıp kapayıncaya dek geçen ömrümüz süresince hissedilebilecek her şeyi hissetmek istiyorum. Depresyondan nefret ediyorum. Ondan korkuyorum. Hatta düşündükçe dehşete düşüyorum. Ama diğer yandan beni ben yapan şey de o. Ve eğer –benim için– yaşamı hissetmenin bedeli buysa, ödemeye değer.”

Yaşama Tutunmak İçin Nedenler, dünyadaki vaktimizi en iyi şekilde geçirebilmek hakkında. Matt Haig yirmi dört yaşındayken kelimenin gerçek anlamıyla uçurumun kenarındaydı ve atlamak üzereydi. Bu kitap onun neden atlamadığının, nasıl iyileştiğinin, anksiyete ve depresyonla yaşamayı nasıl öğrendiğinin hikâyesi. Aynı zamanda, nasıl daha iyi yaşanır, daha iyi sevilir, daha iyi okunur ve daha fazlası hissedilir gibi sorulara dair iyimser ve cesaretlendirici bir keşif yolculuğu.

Haig’in zihninden geçenleri okudukça kendimizi daha iyi görüyor, içimizdeki dehlizlere inmeye daha kolay cesaret ediyoruz. Yaşama Tutunmak İçin Nedenler, iyi hissetmenin mümkün olmadığını düşündüğümüzde, halimizden dolayı suçluluk duymadan, yaşama bir ucundan tutunabilmek için yazılmış alçakgönüllü bir manifesto.

“Muhteşem. Bir oturuşta bitirdim. Dokunaklı, komik, kışkırtıcı ve içten. Depresyondan mustarip olan ya da böyle birini tanıyan herkesin –yani hepimizin– okuması gerek.
S. J. Watson

“Haig’in zihinsel çöküşünün ve iyileşme sürecinin hikâyesi, depresyona dair anlatılar arasında en samimi ve yararlısı.”
Sunday Times

“Hayat kurtarabilecek küçük bir başyapıt”
Joanna Lumley

Devamını Göster
₺745.00
Matt Haig Tüm Kitaplar Seti
  • Dış Sitelerde Paylaş

Peki sayılar konusunda bir sorun olmadığına göre, taşların piramitlere nasıl yerleştirildiği konusunda neler denilmektedir? Bazı piramitlerin yanlarında rampaların kullanıldığına dair bulgular elde edilmiştir, bu da Gize’deki piramitlerde de rampaların kullanılmış olabileceğine dair düşünceleri doğurmuştur. Eski Mısır bilimcileri de buna sıcak baktıkları halde, herkes hemfikirdir ki henüz bunu doğrulayacak bir şey görülmemiştir. Eğer Khufu Piramidi’ne çıkan 8 derecelik bir rampa olsaydı, uzunluğu da 1.5 kilometrenin üzerinde olabilirdi, bu sebeple bu düşünce oldukça eleştirilmektedir. Bazıları değişik rampa stilleri üzerinde düşünmüşlerdir, mesela Gize’deki piramitler de basamak piramitlerine benzer şekilde yapılıp dışı kaplandığından dolayı basamaklar arasında rampaların kullanılmış olabileceği olası görülmüştür. En eski görüş MÖ 450’de Mısır ziyaretinde bulunan tarihçi Herodotus tarafından öne sürülmüştür. Blokların kaldırılması için vinç sistemini akla getiren “makineler”in kullanıldığını ifade etmiştir. 300 yıl sonra tarihçi Diodorus da akla rampaları getiren ifadeler kullanmıştır.

Görsel 7: Rampa fikirlerinden iki tanesi. Soldaki gayretli bir iş iken, sağdaki biraz daha akla yatkın bir yöntem olabilir.
Görsel 7: Rampa fikirlerinden iki tanesi. Soldaki gayretli bir iş iken, sağdaki biraz daha akla yatkın bir yöntem olabilir.
Hazırlayan: Neşe Abbak, 2017

3 boyutlu modeller üretebilmek için bilgisayar programlarından yardım alarak senelerdir Khufu Piramidi’ni inceleyen Mimar Jean-Pierre Houdin ise bu rampaların dışta değil, içte olabileceğini düşünmüştür. Mühendis Robert Carson ise rampalar yerine su gücü kullanılarak bu blokların yerleştirildiğini düşünmüştür. Piramit yapımı yükseldikçe içindeki geçiş alanlarının bir tür hidrolik taşıma sistemi gibi kullanılarak suyun kaldırma kuvvetiyle blokların tepeye kadar taşındıklarını düşünmüştür. Gize platosunda bir su tabakası mevcuttur ve yapılan jeolojik araştırmalarda piramitlerin yapıldığı dönemlerde bu su tabakasının daha da yükseklerde olduğu belirtilmiştir. Tüm bu olası açıklamalardan farklı olarak da malzeme bilimcisi Joseph Davidovits birçok eleştiriye sebep olan bir fikri ileriye sürmüştür, o da kullanılan kireç taşı incelemeleri sonucunda bunların aslında çıkarılıp taşınmadıklarını, aksine çimento gibi oluşturulup kurutularak yerinde yerleştirildiklerini belirtmiştir, bu da neden taşların birbirleri üzerine bu kadar uyumlu bir şekilde oturduklarına dair bir açıklama olarak da gösterilmektedir.

Oturdukları yerden internet üzerinden biraz araştırmayla “Ben piramitlerin uzaylılar tarafından yapıldığına inanıyorum” gibi şeyler diyen insanlar olabilmektedir. Ancak gidip bizzat yerinde araştırmasını yapan, bilimsel yönteme önem veren ve senelerini bu çalışmalara adayan insanlar ortaya koydukları birbirinden ilginç tezler ve kulağa çılgınca gelen fikirlere rağmen uzaylıların da işin içinde olduğu iddiasına sıcak bakmamaktadırlar, çünkü yaptıkları röportajlarda bile araştırma yaptıkça bu yapıların insanlar tarafından yapıldıklarına daha çok ikna olmakla birlikte bu gerçekle daha da büyülendiklerini belirtiyorlar, özetle insanların ellerinden çıkan bu eserle gurur duyuyorlar.

Görsel 8: Mısır ziyareti sırasında Gize’de Khufu Piramidi’nin önünde. Arkadaki insanlara bakarak blokların büyüklükleri konusunda bir fikir edinebilirsiniz.
Görsel 8: Mısır ziyareti sırasında Gize’de Khufu Piramidi’nin önünde. Arkadaki insanlara bakarak blokların büyüklükleri konusunda bir fikir edinebilirsiniz.
Arsel B. Acar, 2012

Bütün bunlarla birlikte Mısır piramitleri ile ilgili çok sayıda temelsiz iddia da ortaya atılmıştır. Bazıları şöyledir:

  • “Şeytan tarafından yapılmışlardır”: Bunu kanıtlamanın bir yolu yoktur.
  • “Nuh Peygamber tarafından inşa edilmişlerdir”: Bunu kanıtlamanın bir yolu yoktur.
  • “Atlantisliler tarafından inşa edilmişlerdir”: Atlantis’in varlığı kesin değildir.
  • “Birer elektrik santrali görevi görürler”: Eski Mısır’da elektrik kullanılmadı, Dendera Lamba’ya bakınız.
  • “Orion takımyıldızında yer alan Orion kemeri ile Gize Piramitleri birbiriyle uyumludur”: Astronomlar böyle bir bağlantı bulamadılar.
  • “İçeriye bırakılan gıdalar bozulmamaktadır”: MythBusters ekibi bunun doğru olmadığını gösteren bir deney düzenlemişlerdi.
  • "10,000 yaşındadırlar”: Piramitlerin yapımı MÖ 27. yüzyıldan sonra başlamıştır.
  • “Büyük Piramit’in konumu Dünya’nın tam merkezindedir”: Koordinat sisteminden kontrol edince bu doğru değildir.
  • “Eski Mısırlılar piramitlerin yapımında bilerek Altın Oranı ve Pi sayısını kullandılar”: Hesap edince bazı piramitlerde Pi sayısına “yakın” bir sayı bulunabilir ancak matematikçilerin de belirttikleri gibi Eski Mısırlılar bunu bilerek kullanmamışlardı.
  • “Piramitlerin altında UFO’lar gizleniyor”: Araştırmacılar böyle bir şey bulmadılar.

Elbette bunlara “Piramitlerin şu kısmını şurayla çarparsanız / eklerseniz / çıkarırsanız bilmem ne ile aynı sayıyı elde edersiniz” gibi astronomik bilgileri kanıtlamaya çalışan iddialar da eşlik etmektedir. Belki de insanları en çok şaşırtan durum bu yapıların yapımında kölelerin kullanıldığınaa dair arkeolojik bulguların olmadığını öğrenmeleridir. Piramitlerin inşaatında ustalarla birlikte Nil nehrinin taşmasından dolayı işsiz kalan eli becerikli kişiler yer alıyordu. Hepsi değerli besinler yiyebiliyor, tedavi görebiliyor, ödeme alıyor ve kalabilecekleri yerleri oluyordu. Sonuçta böylesine muazzam yapıların inşaatında yaralı, hasta ve çalışmaya elverişli olmayacak hale getirilen kölelerin olması iş gücü ve zaman açısından daha az verimliliğe sebep olurdu.

Mısır’ı gezme fırsatınız olursa, Kahire’deki müzede bulunan muhteşem eserler dahil birbirinden harika tarihi yerleri görebilirsiniz. Yapıları, heykelleri ve mitolojik hikayeleri bile sizleri hayran bıraktırabilir. Ancak her ne kadar gelişmiş gibi görünseler bile, onları günümüzde gereğinden fazla renklendirmemek gerekir, sonuçta mumyalama prosedüründe organları çıkarıp kanopik kavanozlarda saklayan ve beyni yerinden söküp normalde onda bulunan özellikleri kalbe atfedip öteki yaşamda en çok kalbe ihtiyaç duyulduğunu sanan bir medeniyet olduklarını da unutmayınız.

Belki tam olarak hangi aletlerle ve hangi tekniklerle piramitleri inşa ettikleri tam olarak bilinmeyebilir, hatta 2017’de kozmik ışınlar sayesinde Khufu Piramidi’nde daha önce görülmemiş bir boşluk keşfedilmişti ve kim bilir daha ne gibi gizemler ortaya çıkacaktır, ancak bunları daha iyi anlamak için araştırmaları ciddiye alan, güneşin altında kazı çalışmalarına giden ve bilimsel düşünüp hesaplamalarla uğraşan insanların daha olası açıklamalar öne süreceklerini biliyoruz. Uzaylıların yaptığını söylemek bir cevap sunmanın aksine durumu daha da karmaşık bir hale getirecek, cevaplandırılması gereken soruların sayısını arttıracaktır. Uzaylıların yaptığını söylemek sadece "Kim yaptı?" sorusunu cevaplandırmak için yeterli kalırdı, ama "Nasıl yaptılar?" sorusunu yine yanıtsız bırakacaktır.

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
Evrim Ağacı Akademi: Sahtebilim Yazı Dizisi

Bu yazı, Sahtebilim yazı dizisinin 76. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Bilimin Anlamını Gölgeleyen Tehlike: Sahtebilim!" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al
24
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 15
  • Muhteşem! 11
  • Bilim Budur! 7
  • İnanılmaz 6
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 3
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/07/2024 12:55:30 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1334

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Kuyruksuz Maymun
Deniz
Dna
Hastalık Kontrolü
Sağlık Bakanlığı
Hastalık Yayılımı
Hindistan
Sperm
Gıda
Gebelik
Einstein
Damar
Organizma
Erkek
Beslenme Davranışı
Eşey
Kimyasal Element
Karar
Bilgi
Öğrenme Alanı
Hızlı
Filogenetik
Grup
İmmünoloji
Sars Mers
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
A. B. Acar, et al. Piramitler: Tarihsel ve Bilimsel Bir Bakış Açısı. (1 Ağustos 2013). Alındığı Tarih: 20 Temmuz 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/1334
Acar, A. B., Bakırcı, Ç. M. (2013, August 01). Piramitler: Tarihsel ve Bilimsel Bir Bakış Açısı. Evrim Ağacı. Retrieved July 20, 2024. from https://evrimagaci.org/s/1334
A. B. Acar, et al. “Piramitler: Tarihsel ve Bilimsel Bir Bakış Açısı.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, 01 Aug. 2013, https://evrimagaci.org/s/1334.
Acar, Arsel Berkat. Bakırcı, Çağrı Mert. “Piramitler: Tarihsel ve Bilimsel Bir Bakış Açısı.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, August 01, 2013. https://evrimagaci.org/s/1334.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close