Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Evet, Paralel Evrenler Teorisi'nin deneysel bir boyutu olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu boyut, laboratuvarda paralel evrenler yaratmak şeklinde değildir. Bu boyut, Paralel Evrenler Teorisi'nin mümkün olabileceğini düşündüren kuantum olgularını deneysel olarak test edip, bunların Evren'in oluşumundaki dinamiklere uygulanması sonucu, Büyük Patlama'nın çok sayıda evrenden oluşan bir sistemin ürünü olup olmadığının anlaşılması çabasına yöneliktir. Kozmoloji'deki deneysellik çoğu zaman bu şekilde temel kuantum ve astrofizik olgularının Evren ölçeğinde hesaplanması ve bu öngörülerin deneysel olarak test edilmesinden gelir. Yoksa kastedilen, elbette "yeni evrenler yaratma" veya "Büyük Patlama'ya giderek birden fazla evrenin gerçekten var olup olmadığını gözlemleme" noktasında değildir.

Paralel Evrenler Teorisi oldukça karmaşık ve çok alt başlıklı bir teoridir. Örneğin, teorinin kuantum mekaniği ayağında kısaca multiverse olarak bilinen Çok Dünyalar Kuramı yatmaktadır. Bu kurama göre, bir sistemin olası tüm durumlarını ifade eden Schrödinger Denklemi, her "gözlem" yapıldığında belli bir olasılığı çöker; ancak bu olurken diğer olasılıklar da "gerçeklenir". Yani her gözlem, en az iki adet "paralel evren" yaratır. Böyle bir parçalanma (ya da kuantum fizikçilerinin kullandığı ismiyle "çökme"), yalnız gözlemcilerin ölçümleri nedeniyle değil; genelde kuantum olaylarının makroskopik büyümesi nedeniyle tekrar tekrar oluşur ve bu şekilde oluşan evren dalları, çılgınca dal budak salmaya başlar. Böylece her an, sonsuz sayıda paralel evren oluşur. Bu tarz bir "paralel evrenler" kavramı, fizik denklemlerinin bir yorumu olarak değil, bizzat denklemlerin bir öngörüsü olarak ortaya atılmıştı.

Teorinin kozmoloji ayağında ise gerçek, fiziksel olarak birbirinden ayrı evrenler kavramı yer almaktadır. Buna göre Büyük Patlama anında sadece 1 değil, çok sayıda evren var olmuştur ve her biri kendi yoluna gitmiştir. Yani bizim Gözlenebilir Evren dediğimiz yapı, Evren içindeki çok sayıda evrenlerden sadece birisidir.

Tabii ki bunlar, teorinin yüzeysel anlatımıdır. Birazcık daha fiziksel perspektiften ele alalım:

Elektron ile Deney

Bir elektron ile "oynamakta" olduğumuzu varsayalım. Q ve R adlı iki noktada, bu elektronu yakalayabilecek; örneğin artı yüklü iki iyonun oluşturduğu; nano ölçekteki iki "potansiyel çukuru" bulunsun. Potansiyel çukurları, potansiyel enerjinin minimum olduğu yerel bölgelerdir. Eğer bu çukurlardan iki adet varsa, elektron hareketi sırasında ya Q çukuruna ya da R çukuruna kayacaktır. Eğer Q'da yakalanmışsa farklı; R'de yakalanmışsa farklı delta fonksiyonu* formunda bulunacaktır. Delta (dalga) fonksiyonu, Schrödinger Denklemi'ni sağlayan ve parçacığın enerjisi, momentumu gibi bilgileri içinde bulunduran bir fonksiyondur. Bu fonksiyon, potansiyel enerjinin sıfır olduğu alanları ve sonsuz olduğu tekil bir noktayı temsil eder.

Q tuzağını solda, R tuzağını da sağda ele alıp, elektronun Q'ya yakalanmış olduğunu varsayalım. Q'da bulunan elektrona sol taraftan, yönü sola doğru olan bir elektrik alanı uygulayarak, elektronu harekete zorlayalım. Eksi yükler üzerindeki elektrik kuvvet, alana ters yönde olduğundan elektron, R tuzağına doğru harekete geçer. Yani Q dalga fonksiyonundan sıyrılıp, R dalga fonksiyonuna geçiş sürecine girer. Fakat yeterince kısa bir süre sonra, bu geçiş tamamlanamadan, elektrik alanını ortadan kaldıralım. Elektron ''iki arada bir derede'' kalır. Örneğin, R'ye geçişi %36 oranında tamamlanmış olsun; %64 oranında da Q'da kalmış olsun. Kuantum mekaniğinin garipliği, işte burada başlıyor. Sistem, yani örneğimizdeki elektron, bileşik kuantum durumunda iken konumu ölçüldüğünde, ilk elde ölçümün bize Q ve R'nin %64 ve %36 ortalamayla ölçülmüş olasılıklar vermesi beklenebilir. Halbuki sonuç öyle değildir. İki değerden birini rastgele verir. Peki %64 ve %36 olasılıkların anlamı nedir? Şudur: Aynı deney yeterince fazla sayıda tekrarlandığında, ölçümlerin %64 ünde A, %36'sında B'de görünecektir. Kısaca anlamamız gereken, tek ölçümle, ağırlıklı bir ortalama değer bulunamayacağıdır.

Kısaca ''deneysel'' olarak niteleyebilmemizin sebebi, budur. Çünkü bu deney sonucunda, deneysel yöntemlerle temel parçacıkların farklı şekillerde çökebileceği gerçeği gözlenmiş olur. Bu durumda Evren'imizi ifade eden kuantum dalga denklemi, her "an" sayısız farklı olasılıktan birine çökmektedir ve bizim içinde bulunduğumuz Evren'in çöktüğü olasılıklar dışında kalanlar, Evren dışındaki evrenleri temsil ediyor olabilir.

Kozmolojik "Deneyler"

Kozmolojik ölçekte kontrollü bir deney yapmak mümkün olmasa da, Evren'e yönelik gözlemlerimizin bir kısmı paralel evrenlerle uyumlu olabilir. Örneğin NASA, ESA ve İngiltere'nin Kraliyet Astronomi Cemiyeti tarafından yürütülen bir araştırmada, uzayda daha önceden keşfedilmiş olan soğuk bölge adı verilen bir bölgenin, daha önceden sanıldığı gibi galaksi noksanlığından kaynaklanmadığı gösterilmiştir. Soğuk Bölge, Büyük Patlama'dan arda kalan Mikrodalga Art Alan Işıması'nın kısmen düzensiz olduğu bir bölgedir. Bu yapı, Evren'in ilk doğum anlarında, yani günümüzden 13.8 milyar yıl kadar önce oluşmuştur.

Bu soğuk bölgeyi açıklama yollarından birisi standart Büyük Patlama Teorisi çerçevesinde izah edilebilecek, beklenmedik bir çalkalanmadır. Ancak eğer ki gerçek cevap bu değilse, daha "egzotik" potansiyel açıklamalar bulunmaktadır ve bunlardan birisi, Evren'imizin erken genişleme döneminde bir diğer "balon evren" (veya "evren baloncuğu") ile çarpışmasıdır! Bu konuya buradaki yazımızda bir miktar değinmiştik.

Eğer bu açıklama doğrulanabilirse, Paralel Evrenler Teorisi kozmolojik olarak sınanmış ve doğrulanmış olacaktır. Bunu yapmak elbette kolay değil; ancak bir kavramın deneysel olabilmesi için basit olması gerekmiyor.

Deneysellik ve Kesinlik

Bu konudaki tartışmaların birçoğu deneysellik ile kesinlik kavramlarını karıştırmaktan kaynaklanmaktadır. Bir kavramın deneysel olması, o kavramla ilgili yapılabilecek bir deneyin, kavramın öngörüsünü doğrulaması gerektiği anlamına gelmez. Çoklu Evrenler Teorisi, belirli kuantum gözlemlerinden ileri gelen bir yorumdur; belki bir hipotez olarak görülebilir. Bu hipotezin deneysel olması bir şeydir, kesinleşmesi başka bir şeydir. Çoklu Evrenler Teorisi, bu bakımdan deneysel olsa da, henüz kesinliği doğrulanmış bir temele dayanmamaktadır.

Bu konuda söylenmesi gereken bir diğer nokta ise şudur: Çoklu Evrenler Teorisi, kulağa çılgınca bir fantezi gibi geliyor olsa da, fiziksel anlamda önemli bazı sonuçları da doğurmaktadır. Örneğin Çoklu Evrenler Teorisi, rastgele bir şekilde meydana gelen radyoaktif bozunma olgusunu, kuantum fiziğinin tamamen deterministik olan denklemleri ile buluşturmayı başaran en önemli yorumlardan birisidir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 1
  • 2
  • 3
  • 1
  • 1
  • 2
  • 1
  • 3
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 22/08/2019 22:30:01 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/859

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilimde bir tahminde bulunmak bilim dışı değildir. Ancak bilim dışından olan herkes, bunun bilim dışı olduğuna inanır.”
Richard Feynman
Geri Bildirim Gönder