Büyük Patlama'yla İlgili Yeni Keşif Çoklu Evrenler Modeli'ne Kapı Aralayabilir!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Eski boyutlarınızdan sıkıldınız mı? Yukarı, aşağı, ileri ve geri. Çok sıkıcı. Sıkı durun! Büyük Patlama üzerine çalışan kozmologların son bulguları bizi bu sıkıcı 4 boyutlu evrenimizden kurtarabilir! Kozmik bir alev topunun sonrasında ortaya çıkan kütleçekim dalgaları bizlerin çok sayıda evrenden birinin içerisinde yaşıyor olduğumuza işaret ediyor. Evrenlerle dolu evrenler!

Çünkü bu kütleçekim dalgaları oldukça üretken ve yüksek potansiyele sahip bir erken genişleyen evren modeli ortaya koyuyor. 13.82 milyar yıl önce, Büyük Patlama'dan sonraki ilk an içerisinde uzayın boyutlarının bizim kozmosumuzunkine göre kat kat fazla miktara kadar genişlediğini gösteriyor. Stanford astrofizikçisi olan ve erken genişlemenin kaşiflerinden biri olan Andrei Linde, BICEP2 araştırmacılarının kütleçekim dalgalarıyla ilgili sonuçlarını açıkladıkları Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi tarafından düzenlenen etkinlikte şöyle diyor:

"Birçok modele göre, eğer ki erken genişleme varsa, çoklu evrenler de var."

Temel olarak, BICEP2'nin gözlemlerini destekleyen modellerde evrenin genişlemesine neden olan süreç, sadece bir defaya mahsus olmak için fazlasıyla üretken. Büyük Patlama bir kere gerçekleştikten sonra, bu tür bir patlama birçok sefer, birçok yöne doğru gerçekleşmiş olmalı. MIT fizikçisi Alan Guth ise şöyle söylüyor:

"Çoklu evrenler, kendi evrenimize has olarak yaptığımız gözlemlerin açıklanması konusunda çok kullanışlı bilgiler sunuyor. Yaşamın bu evrende olması gerçeği gibi mesela... Büyük Patlama ve erken genişleme, görebileceğiniz en düzeydeki bedava yemek gibidir. Hiçbir şey ödemeden, her şeye sahip olmanızı sağlar."

Ancak Linde bunu bir adım daha öteye götürüyor: Linde'ye göre evren, hayalinize gelebilecek her türlü yemeği size sunan bir açık büfe gibidir.

Tüm bunlar şu anlama geliyor: Her türlü evren, Büyük Patlama'dan sonra var olmuştur. Bizimkisine benzeyen ve sayısız yıldızı barındıran evrenlerden tutun da, çok daha fazla sayıda boyutu içeren, çılgın yapılı, ancak bizdeki gibi atomları veya ışığı içermeyen evrenlere kadar...

Bu "kaotik" erken genişlemeden doğan çoklu evrenlerde Büyük Patlama sadece bir başlangıç noktasıdır. Bu noktada bizimkisi gibi birçok evren var olmuştur ve akıl almayacak büyüklükte mesafelerle bu evrenler birbirlerinden ayrılmıştır. Peki bu çoklu evrenler nereye kadar gidebilir? MIT fizikçisi Max Tegmark'a göre, muhtemelen sonsuza kadar.

Çoklu Evrenlerin Kazandırdıkları

Yani bizim yaklaşık 92 milyar ışık yılı genişliğe sahip gözlenebilir evrenimizin çok daha dışında, çok fazla sayıda boyuta sahip, çok daha farklı fiziksel özelliklere ve parametrelere sahip diğer evrenler bulunmaktadır. Alan Guth şöyle devam ediyor:

"Ben çoklu evrenleri savunmaktayım; ancak yine de bu iddianın doğru olduğunu savunmamak gerekiyor. Ancak yine de, çoklu evrenlerin bugün kozmologların kafasını karıştıran pekçok şeyi açıkladığı da bir gerçek."

Örneğin, 1988 yılında yapılan bir keşif evrenimizin giderek artan bir hızla genişlediğini gösterdi; halbuki ortak kütleçekim etkisi evren genişlemesini yavaşlatmalıydı. Bu keşif, 2011 Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü ve bu, çoğu zaman "karanlık enerji"nin bir delili olarak kabul edilir. Karanlık enerjinin, kozmik skalada kütleçekime karşıt etkide bulunduğu düşünülüyor. Bunun doğası ise köklü bir gizemdir. Chicago Üniversitesi'nden Michael Turner'ın dediği gibi karanlık enerjiye dair bildiğimiz tek şey, ismidir. Guth şöyle anlatıyor:

"Karanlık enerjiyle ilgili hesapladıklarımızla gözlemlediklerimiz arasında abartılı bir fark vardır."

Kuantum teorisine göre atom altı parçacıklar sürekli bir şekilde, anlık olarak var olup uzay vakumunda yok olurlar. Bu parçacıkların enerjileri olmalıdır; ancak teorik olarak hesaplanan bu vakum enerjisi, evrende gözlediğimizin 10120 kat fazlasıdır (1'in yanında 120 tane sıfır). Bu uyumsuzluk, fizikçilerin uzun zamandır utanç kaynağı olmaktadır.

Çoklu evrenler ise bu sorunu derhal ortadan kaldırabilir. Kozmik genişlemeyle var olmuş tüm evrenlerde, bizim evrenimiz belki de şans eseri göreceli olarak zayıf olanlardan birisidir. Diğer evrenlerin bazılarında, anti-kütleçekimi kuvveti belki de fizikçilerin beklentilerine uyuyordur ve tüm maddeyi paramparça ediyordur.

Çoklu evrenler aynı zamanda bir diğer utancı ortadan kaldırmaktadır: süpersicim teorisinin öngördüğü çok sayıda boyutları... Sicim teorisi atom altı parçacıkları çok ufak enerji iplikçikleri (sicimleri) ile tanımlar. Ancak buna göre, evrende 11 boyut bulunmalıdır, gözlemlediğimiz üzere 4 değil. Belki de sicim teorisi tüm olası evrenleri tanımlıyordur, sadece bizimkisini değil. Bu duruma göre, aşırı fazla sayıda olasılıkta evren olabilir: 10500 civarında! 

Linde 9 Mart 2014'te yazdığı makalesinde "Çoklu Evrenler Kulübü'ne katılın!" diyor. Görünen o ki bir dizi matematiksel utanç, açıklamalar bulutu içerisinde yok oluyor. Çoklu bir evren modelinde, bir fizikçinin felsefesi dahilinde hayal edebildiklerinden daha fazlası bulunabilir. Böylece sadece kendi, mutsuz dünyamıza ve "cennetlere" [İngilizcede "gökyüzü" ve "uzay" anlamında kullanılır] bağlı kalmak zorunda değiliz.

Yaşam, Evren ve Her Şey!

Çoklu evrenler aynı zamanda kendi evrenimizle ilgili halen süregelen bazı paradoksları da çözebilir. Örneğin antropik ilke sorununu: bizlerin, gözlem yapabilmemiz için var olduğumuz iddiası [bir diğer deyişle, evrenin bizler için var olduğu düşüncesi].

Kozmologlara göre evrenimiz rahatsız edici düzeyde yaşam için "hassas bir şekilde" ayarlanmış gibi gözükmektedir. Fiziksel değişkenlerin (elektronları atomlara bağlayan kuvvetten tutun da, göreceli olarak zayıf olan kütleçekime kadar her değişkenin) harika bir şekilde bir araya geldiği Goldilocks bölgeleri olmaksızın, gezegenler, yıldızlar, biyokimya ve yaşamın kendisi mümkün olmazdı. Guth şöyle diyor:

"Eğer ki 4'ten fazla boyut olsaydı atomlar birbirlerine yapışırdı."

Büyük Patlama'yla var olan tek evren bizimkisiyse, böylesine yaşama uygun parametrelerin var olması aşırı düzeyde olanaksız gibi görünüyor. Ancak zibilyonlarca evreni barındıran bir çoklu evren modelinde, şansa bağlı olarak az sayıda yaşama uygun evren var olabilir. Biz de, bunlardan birinde bulunuyor olabiliriz. Guth sözlerini şöyle sonlandırıyor:

"Bir çoklu evren içerisinde yaşam, kendisi için uygun olan bir avuç vakumlu bölgede var olmuş olabilir. İşte bu sebeple gördüğümüz şeyleri görmekteyiz. Özel olduğumuz için değil, yapabildiğimiz için."


Yazan: Dan Vergano

Görsel: Moonrunner Design

Kaynak: Bu yazı NatGeo sitesinden çevrilmiştir.

Wikipedia'nın Kurucusunun Sahtebilimcilere Çarpıcı Cevabı

Kalkolitik Çağ'a Genel Bir Giriş

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim