Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Pandemi ve Toplumsal Evrim: Belirginleşen Risk Toplumu

Pandemi ve Toplumsal Evrim: Belirginleşen Risk Toplumu
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Açık biçimde ifade etmek gerekirse, ölüm korkusu ile sınandığımız bir dönemden geçiyoruz. Bu korku bizi paniğe sürüklüyor. Panik aklımızı baskılıyor. Bu zincirleme reaksiyon, belirsizliklerin artması ile daha da kuvvetleniyor. Bu tarz bireyler ise risk toplumu ismi ile kavramlaştırılan bir toplumu oluşturuyor. Bu toplum, toplumsal evrimin bir üst basamağı, aklın önemini kaybettiği bir devrin de kavramı. Fakat görülebileceği üzere, bir tezat gibi görünmekle birlikte, artan risklerin, belirsizliklerin maliyeti de son kertede aklı öne çıkaran çözümler ile yönetildiği ölçüde azalıyor. Bu hali ile risk toplumu ve geçireceği süreçte irdelenmeyi hak ediyor.

Bu bir yazar görüşü makalesidir. Makalelerimizin geri kalanı aksine, bu içerikte yazar kendi görüşlerine yer vermektedir. Bu görüşlerin yayınlanması, Evrim Ağacı yöneticileri ve editörleri tarafından desteklendiği veya kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Bu makaleler genellikle şeffaflık ve/veya tarafsızlık ilkelerini pekiştirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Hepimizin malumu olduğu üzere, yoğun bir sağlık krizinden geçiyor, belli seviyede ölüm korkusu yaşıyor ve bırakın gelecek beş on yılı, belki de kelimenin tam anlamı ile yarını dahi öngöremiyoruz. Böylesi zamanlarda, özellikle korku adı verilen duygu içimizi kemiriyor, zaman zaman normalde hiç önemsemeyeceğimiz ufak solunum sıkıntıları ise kalbimizi hızla çarptırmaya yetiyor. Eğer sizde de durum böyle ise, yalnız değilsiniz.

Yalnızlık, panik ve korku
Yalnızlık, panik ve korku
Pexel

Korkunun Egemenliği, Çöküşü ve Yükselişi

Böylesi zamanlarda, korku duygumuzun baskınlığı ile olsa gerek, aklımız kapanıyor ve korku ile olayları yorumlamak, daha çok duygularımız ile hareket etmek yoğun hale geliyor. Bu durumdan ileri geliyor olsa gerek, komplo teorileri, sosyal medya ve de sokakta birbirimize karşı sözlerimiz ve davranışlarımız daha da öngürülemez ve daha da irrasyonel hale geliyor. Özellikle bu son durum, irrasyonalitenin yaygınlaşması da postmodern toplum teorilerine haklılık payı veriyor. Özellikle bu teorilerden risk toplumu tahayyülü ise bu günlerde daha da önemli hale geliyor. Post-truth olarak adlandırılan politika yapım biçimi egemenliğini pekiştiriyor. 

Özellikle risk toplumu, adı üstünde, risklerin hayatımızda hiç olmadığı kadar belirgin biçimde egemen olması ile ilişkili ve yarını öngöremediğimiz bu günler, hepimizin üstüne fikir birliği sağlayacağı üzere ölüm riskinin de belirginleşmesi ile daha da riskli bir duruma bizi taşıyor. Risk toplumu da bundan olabildiğince beslenen bir algı üzerine yükseliyor. Bu toplumsal düzen ise belirli bir sürecin sonu ve belli bir toplumsal biçimin de bitişi kuşkusuz.

Düşünüyorum öyleyse ben, benimden, inanıyorum öyleyse haklıyıma.
Düşünüyorum öyleyse ben, benimden, inanıyorum öyleyse haklıyıma.
Anonim

Bu toplumsal düzen, eğer organizmacı toplum görüşü ile konuya yaklaşırsak1 belli bir evrimsel sürecin sonucudur. Nasıl ki insan türü belli bir evrimin sonucunda bugünkü haline ulaşmış ise toplum da ilk mevcut olduğu zamanlardan bugüne belli bazı seviyeleri geçmiş ve bugüne gelmiştir. Örneğin bu süreci İbn-i Haldun2 belli bir neden-sonuç zinciri ile tasvir eder. Buna göre toplumlar, belli üretim ve yaşam düzeylerinden geçerek evrimleşmektelerdir. Toplum denilen yapıyı da yine böyle bir yaklaşım ile ele alırsak, kabaca, avcı-toplayıcı dönem, tarımsal dönem, modern toplum (sanayi toplumu da denir) ve post modern toplum dönemlerini yaşamış ve yaşamakta olan bir yapı olarak inceleyebiliriz.

Bu dönemlerin iç dinamikleri incelendiğinde belli bazı kurumsallaşan davranış kalıplarının kendisini gösterdiği görülür. Bu davranış kalıpları bireylerin hayatını kuşatır ve onları dönüştürür.3 Buna göre örneğin insanların doğa olaylarının sonuçlarını ve nasıl oluştuklarını ön göremedikleri zamanlarda bu doğa olaylarına karşı belli bir tapınım için de oldukları görülmektedir. Özellikle bu tarz dönemler büyü gibi yaklaşımların, irrasyonelitenin de daha fazla var oldukları dönemler olarak anlaşılabilir. Bu dönemlerde kehanet, çok tanrılı tapınım yaygındır ve toplum yönetiminde de aktiftir (Meşhur Romalı komutan Sezar’ın hayatının ilk zamanlarında rahip olmak istediği unutulmamalır). Nitekim, bilinmeyen çoktur ve onlardan korkulur. Bu dönemler, modern çağa kadar geçen süreci, avcı toplayıcı dönemi ve tarımsal devirlerin hepsini kapsar.

İnsanlığın bu uzun geçmişi bir yana, tarihin belli bir noktasında modern toplumu var etmiştir. Bu toplum kendisini sanayileşme ile birlikte göstermiş, Weber’in rasyonel bürokrasisi ve buna göre düzenlenmiş yönetim sistemi ile yakın zamana kadar var olmayı başarmıştır. 

Modern toplumu var eden algının, doğa olaylarını bilmek, sonuçlarını anlamak ve öngörmek üzerine yükseldiği ifade edilebilir ya da başka bir şekilde ifade edersek, modern toplumun var olması için insanlığın, hastalıklar, doğal olaylar gibi dünyadan gelen dışsal etkiler ile etkileşiminde görece başarılı olduğu bir devire ulaşması gerekmiştir. Nitekim, sanayi çağının gelişi yani kabaca 19. yüzyıl ile birlikte tıp, kimya gibi bir çok alanda ilerlemeler sağlanmış, insanlık, doğa bilimlerinde ilerlemeye başlamıştır. Bu dönemin öncesinde de Aydınlanma Çağı yaşanmıştır. Dolayısıyla, bilimsel ve teknik ilerleme birbirini izleyerek gelişmiştir. Zamanla da tifüs, kolera gibi birçok salgın hastalık insanlık için bir tehdit olmaktan çıkmış, açık bir biçimde iklim olayları kavranmaya başlanmış, eskiden canlı olduğu düşünülen madenlerin ne olduğu da anlaşılmıştır (örneğin ilk jeoloji kurumları 19. asrın başında kurulmuştur). Bu tarz gelişmeler de insan bilgisinin doğa hakkında belli bir seviyeye çıkmasını sağlamış, böylece görece gelişkin teknikler ve bilgi ile birlikte hastalıklar ve benzerleri ile mücadele edebilir hale gelinmiştir. Depremlerin ya da kasırgaların da maddesel nedenlerinin kavranmasıyla birlikte daha anlaşılabilir, akla yatkın bir doğa anlayışı ile yarının belirsizliği azalmıştır.

Blue and White Planet Display, Dünya'nın Ay'dan Görünümü. (Bu fotoğraf, dünyanın ve çevresinin daha nesnel anlaşılması, bu yönde daha çok araştırma yapılabilmesinin sonucunda çekilebilmiştir. Dünya, artık dışından da gözlemlenebilmektedir)
Blue and White Planet Display, Dünya'nın Ay'dan Görünümü. (Bu fotoğraf, dünyanın ve çevresinin daha nesnel anlaşılması, bu yönde daha çok araştırma yapılabilmesinin sonucunda çekilebilmiştir. Dünya, artık dışından da gözlemlenebilmektedir)
Pexel

Nihayetinde anlaşılacağı üzere nehirlerin taşkın vakitleri, salgın hastalıklar, çekirge istilaları, sel felaketleri gibi vakaların anlaşılmasıyla, modern toplum insanı doğa karşısında daha güçlü bir konuma gelmiştir. Bu insanlardan oluşan toplum da rasyonel yani akıl yoluyla yönetilmeye başlanmıştır. Özellikle bu durum sanayileşen ülkelerde böyle olmaktadır. Böylelikle sanayi çağının doğa karşısında gelişen teknikleri ve bilgisi modern toplumu oluşturmaktadır. Bu toplum, geçmiş zamanların doğa karşısında kırılgan ekonomisi ve sağlık sisteminden farklı ve kelimenin tam anlamıyla gelişkin imkanlara sahiptir. 

Modern toplum ve onun inşa etmeye çalıştığı birey ise dünyaya determinist olarak yaklaşır. Nihayetinde Newton’un fizik kanunları üzerine işleyen bir doğa düşüncesi vardır. Fakat bu durum zamanla değişecektir. İlk olarak Einstein’ın görelilik kuramı ve ardından özellikle de kuantum fiziğinin gelişimi, doğa hakkında bilinen tasvirin yıkılmasına yönelik sosyal bilimlerde yeni arayışlara sebep olacaktır. Özellikle belli bir nedenin belli bir sonuca varması zorunluluğunun olmaması üzerine gelişen bilimsel teoriler, nihayetinde modern toplumun sosyal bilim teorileri için de değişim anlamına gelmiştir. Bu sonucun postpozitivizme vardığı ifade edilebilir. Post pozitivizm en basiti ile olasılıksal sonuçları kabul eder ve dünya determinist değilse, biz ne yaparsak yapalım her zaman risk ile karşı karşıya kalırız.

Bu aktarılanlar bağlamında da ifade edilebilir ki insanlığın gelişen bilimsel bilgisi, ilerleyen teknikleri, yeni buluşları ve toplumsal örgütlenmeleri etkilemektedir. Özellikle, bu etkilemede önemli olan noktalardan birisi de doğanın anlaşılması, topluma dıştan yani doğadan gelecek etkilerin bilinmesi ya da bilinememesidir. Doğayı anlama düzeyi, toplumların dünyaya bakışını, algısını ve hayatı anlamlandırmasını değiştirmektedir. Bu değişim silsilesi de sosyal bir evrim süreci olarak ele alınabilir. Zira yeni ortaya çıkan şey eskisine bazı açılardan benzer iken bazı açılardan tamamen farklıdır. 

Risk Toplumu Çağı

İçinde bulunduğumuz son on yıllar bu evrimde yeni bir dönemdir. Sosyolog Ulrich Bech’in de 1986’da ortaya koyduğu teoriye göre evrimde ki yeni basamağın adı risk toplumudur. Bu toplum eski zamanlarda bireylerin hayatlarında hemen hemen kesin olan birçok şeyin artık belirsiz olduğu üzerine kuruludur. Kiminle evlenileceği, ne iş yapılacağı, nerede yaşanılacağı, ne şartlarda nasıl bir ekonomik düzeyde tüketim yapılabileceği gibi birçok değişken küreselleşme ve gelişen yeni ekonomik ortamda artık belirsizdir. Böylesi bir toplumda, eskiden insanların önemsemek zorunda kalmadıkları birçok konu, örneğin evlenme konusu bile çok büyük bir mesai harcanarak çözülebilecek bir konudur. Zira, Giddens’ın da örneklediği üzere evlenmek için artık birey, evlenecek birini bulmalıdır, onunla müzakere etmeli ve anlaşma sağlamalıdır. Bunun için en nihayetine ciddi bir emek harcayacaktır. Fakat bu emeğin sonucu ise başarı getirmeyebilir. Evliliğin sürüp sürmeyeceği, dışsal birçok etkiye de bağlıdır. 

Risk toplumu düzeyi mutlak bilginin olmadığı ya da insanın bunu bilemeyeceği üzerine bir dünya görüşü ortaya koyar. Ne yaparsak yapalım risk altındayızdır. Hemen hemen hiçbir şey belirli değildir. Belli bir kesin neden – sonuç zinciri ile bu dünyayı anlamak mümkün değildir. Bu düşüncenin en keskin söylemi ise ölüm korkusu altında yarının belirsizliği olacaktır.

En azından benim düşüncem Bech’in bu toplum teorisini sağlık gibi hayati bir krizi ele almadan ortaya koyduğu yönündedir. Zira kendisine göre bu yeni toplum biçiminin yaşayacağı riskler teknoloji ile alakalı gelişecektir ve yeni tip riskler olacaktır. Fakat görüleceği üzere şu an yaşadığımız salgın krizi de bu toplum teorisini de gayet açıkça ortaya koymaktadır. Zaten bu salgının bu denli çabuk yayılması da esasında yoğun ulaşım imkanları gibi teknik nedenlerin katalizörlüğü ile gelişmemiş midir? Buna kuşku yoktur ki cevap evet olacaktır.

Kaldı ki bu salgın krizi, esasında bir şeyi göstermiştir. O da başımıza gelen risklerin esasında doğasını ve asıl nedenlerini bilim sayesinde anlayabildiğimizdir. Bu anlama gücü de dolayısıyla riskleri de yönetebileceğimiz sonucuna bizi götürecektir. Dolayısıyla da bu risk toplumu, riskler ile birlikte yaşarken, bilimin kendisine verdiği imkanları kullanırsa minimum maliyetler ile hayatını idame ettirebilecektir. Bu minvalde de ifade edilebilir ki post pozitivist bu toplum, irrasyonel olmak yerine rasyonel düşünceye önem verir ise maksimum faydayı bulacaktır. Riskler azalacaktır. Son kertede salgının olacağını öngören bilimsel teoriler de bize bunu göstermemiş midir? İlerleyen zaman risk toplumu, bilimin toplum yaşamında ki yeri gibi bir çok konuda düşünmeyi gerektirecektir.

Notlar:

1 Burada toplumun, bireyden bağımsız bir yapı olarak mevcut olduğunu ifade ediyoruz. Yani toplum tek tek bireylerin toplamından öte, kendi bütünlüğü ile mevcuttur. Hatta ileri bir ifadeyle zaten birey de o toplumun bir uzvudur. Özellikle Farabi İdeal Devlet tasviri ile de bu görüş Türk – İslam toplum anlayışında yerini almıştır. Bu dünya algısında tek başına bir birey mevcut olamaz.

2 Bu noktada okuyucunun umran bilimi ile ilişkili okuma yapmasını öneririm. Özellikle sosyoloji adı verilen bilimin varlığından çok önce ortaya konmuş bir bilim dalı olarak oldukça değerli olduğu konusunda belli bir görüş birliği bulunan bu bilgi sistematiğinin toplum yaşantısı, toplumsal tarih ve bu açıdan toplumsal evrim ile alakalı ufuk açıcı nitelikte olduğu kanatindeyim. 

3 Bu önerme sosyal bilimlerde var olan yeni kurumsalcı yaklaşımın bir önermesidir. Okuyucunun Daron Acemoğlu’nun kitabı olarak hatırlayabileceği Ulusların Düşüşü kitabı da bu yaklaşımla kaleme alınmıştır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 4
  • Muhteşem! 1
  • Bilim Budur! 1
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/10/2020 06:36:09 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8554

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Kelebek
Örümcek
Editör Seçkisi
Kadın
Yumurtalık
Zooloji
Sinirbilim
Enerji
Evrimsel Antropoloji
Obezite
Mantar
Kas
Goril
Olasılık
Salgın
Yağ
Çocuklar İçin Bilim
Epidemik
Sars-Cov-2
Evrimsel
Popülasyon
Uçuş
Duygu
İnsanın Evrimi
Türlerin Kökeni
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Gerçekliğe kıyasla bilimimiz oldukça ilkel ve çocukçadır. Ancak o, sahip olduğumuz en değerli şeydir.”
Albert Einstein
Geri Bildirim Gönder