Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Obezite ve Karbonhidrat-İnsülin Modeli: Enerji Dengesi, Obezite Gelişiminde Ana Mekanizma Olmayabilir mi?

Obezite ve Karbonhidrat-İnsülin Modeli: Enerji Dengesi, Obezite Gelişiminde Ana Mekanizma Olmayabilir mi? Deccan Herald
Ultra İşlenmiş Besin Tüketimi
6 dakika
2,825
Tüm Reklamları Kapat

Obezite, 21. yüzyılın en önemli toplumsal salgınıdır ve sıklığı giderek artmaktadır.[1]Kardiyovasküler sistemin yanı sıra bütün sistemlerdeki hastalıkların artışı ile ilişkili olan obezite, Avrupa ve Kuzey Amerika'da erken ölümün sigaradan sonraki ikinci temel risk faktörüdür.[2]

Kilo fazlalığı ve obezite sıklığındaki artış, yalnızca Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri gibi ekonomik refah düzeyi yüksek ülkelerde değil, düşük ve orta gelir seviyesindeki ülkelerde de dikkati çekmektedir. Özellikle şehirleşmiş toplumlarda olanaksızlıklardan kaynaklanan fiziksel aktivite yetersizliği ve kalori içeriği yüksek diyet alışkanlıkları nedeniyle, aşırı kilo ve obezite sorunu çocukluk çağlarından itibaren başlamakta ve yaşla birlikte giderek artmaktadır.[3]Dünya Sağlık Örgütü dünya genelinde toplam 650 milyon insanın obez (BKİ>30 kg/m2) ve 1,9 milyar insanın aşırı kilolu (BKİ>27 kg/m2) olduğunu tahmin etmektedir. [4]Türkiye Sağlık Araştırması 2019 yılı verilerine göre ülkemizde obezitesi olan bireylerin oranı 2018'de %21 olarak belirlenmiştir. Kadınların %24,8'inin, erkeklerin %17,3'ünün obez olduğu tespit edilmiştir.[5]

Halk arasında daha yaygın olarak bilinen enerji dengesi modeline göre, obezitenin oluşma nedeni, yoğun enerjli ve lezzetli olan ultra işlenmiş besinlerin tüketiminin artmasıyla, alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması ve adipoz dokuda birikme gerçekleşmesidir.[6]

Tüm Reklamları Kapat

Ancak obezitenin neden yaşandığına yönelik tek açıklama bu değildir. Son zamanlarda popülerlik kazanan karbonhidrat-insülin modeline göre obezite salgınının asıl nedeni aşırı besin alımı değil, bunun aksine başta basit karbonhidratlar olmak üzere aşırı glisemik indeksli besin tüketme alışkanlığı ve beraberindeki hormonal süreçlerdir.[7]

Bu yazıda, özellikle de karbonhidrat-insülin modeli perspektifinden obeziteye bir bakış atıp, bu alternatif modelin avantaj ve dezavantajlarından söz edeceğiz.

Obezitede Karbonhidrat-insülin Modeli Nedir?

13 Eylül 2021'de Amerikan Klinik Beslenme Dergisi'nde yayınlanan ve obezite alanında çalışan araştırmacılar arasında çok tartışılan bir yayında, enerji modeline alternatif bir model olan karbonhidrat-insülinin modelinin obezite ve kilo alımını daha iyi açıkladığı öne sürülerek, enerji dengesi modelinde eksiklikler olduğu belirtilmiştir.[8]Araştırmacılar, enerji dengesi modelinin yetersiz bulunan taraflarını şu açıklamalarla belirtmişlerdir:

İnsanları daha az yemeye ve daha fazla egzersiz yapmaya teşvik eden halk sağlığı mesajları, artan obezite ve obezite ile ilişkili hastalık oranlarını engelleyememektedir. Kilo almanın, harcadığımızdan daha fazla enerji tüketmekten kaynaklandığını söyleyen enerji dengesi modeli, kilo alımını sağlayan biyolojik mekanizmaları dikkate almadan, sadece bir fizik ilkesini yeniden şekillendirmektedir.

Yayında, karbonhidrat-insülin modelinin güçlü tarafları olarak ise şu iddialarda bulunulmuştur:

Tüm Reklamları Kapat

Uzun vadede, pozitif bir enerji dengesi artan yağlanmaya neden olmaz. Yağ depolanmasını destekleyen hormonal süreçler pozitif bir enerji dengesini yönlendirir. Mevcut obezite salgını gıda kalitesindeki değişikliklere, özellikle metabolizmayı temelden değiştiren yüksek glisemik yüklü besinlere verilen hormonal tepkilerden kaynaklanmaktadır. Ne kadar yediğimizden çok ne yediğimize odaklanmak, kilo yönetimi için daha iyi bir stratejidir.

Harvard'ta profesör olan baş yazar Dr. David Ludwig'e göre, daha yaygın olarak başvurulan enerji dengesi modeli, kilo alımının biyolojik nedenlerini anlamamıza yardımcı olmamaktadır. Ludwig, yayındaki ifadesinde bunun sebebini şöyle açıklıyor:

Örneğin bir büyüme atağı sırasında, ergenler besin alımını günde 1000 kalori kadar arttırabilir. Fakat aşırı yemeleri mi büyüme ataklarına neden oluyor, yoksa büyüme atakları mı ergenlerin acıkmasına ve daha fazla besin almalarına neden oluyor?

Karbonhidrat-İnsülin Modeli Nasıl Çalışıyor?

Yüksek oranda işlenmiş karbonhidratları yediğimiz zaman, vücudumuz şekeri hücrelere sokabilmek için insülin hormonunun salgısını artırır ve glukagon hormonunun salgısını bastırır. Bu durum, yağ hücrelerine daha fazla enerji depolaması için sinyal vererek, kasları ve diğer dokuları beslemek için daha az enerji sağlar. Beyin, vücudun yeterince enerji almadığını algılar ve bu da açlık hissine yol açar. Ek olarak, vücudun yakıt tasarrufu girişiminden dolayı metabolizma yavaşlayabilir. Bu nedenle, yağ almaya devam etsek bile aç hissederiz.

Karbonhidrat-insülin modeli, mevcut obezite salgınının büyük kısmını yüksek glisemik yüke sahip besinlerin aşırı tüketimi ile karakterize edilen modern diyet kalıplarına, özellikle de işlenmiş ve hızlı sindirilebilir olan basit karbonhidratlara yükler. Bu besinler metabolizmamızı temelden değiştirek; yağ depolamayı, kilo alımını ve beraberinde obeziteyi arttıran hormonal tepkilere neden olur.

Bu modele göre, obezite salgınını anlamak için sadece ne kadar yediğimizi değil, aynı zamanda yediğimiz besinlerin hormonlarımızı ve metabolizmamızı nasıl etkilediğini de düşünmek daha başarılı sonuçlar sağlayabilir. Modelin savunucularının iddiasına göre enerji dengesi modeli, yapbozun bu kritik parçasını gözden kaçırıyor olabilir.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Karbonhidrat-İnsülin Modeline Karşıt Yayınlar

Elbette bu model de sorunsuz değildir ve beslenme bilimciler arasında genel geçer olarak kabul görmemektedir. Bu kısımda, karbonhidrat-insülin modeline karşı birkaç yayından söz edeceğiz.

Ketojenik Diyetler İşe Yaramıyor!

2019 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, enerji alımı ve ağırlık kazanımında enerji dengesinin birincil rol oynadığı, karbonhidrat-insülinin modelinin desteklediği ketojenik diyetlerin çok da işe yarar olmadığı gösterilmiştir. Bu çalışmanın hipotezi şudur: Eğer karbonhidrat-insülin modeli geçerli ise diyette yer alan karbonhidratların yağlar ile izokalorik olarak yer değiştirilmesi durumunda insülin sekresyonu azalmalı, dolaşımdaki yakıtlar artmalı ve enerji harcaması da artmalıdır. İzokalorik düşük karbonhidratlı ketojenik diyetin, enerji harcaması solunum katsayısındaki ve vücut kompozisyonundaki değişikliklerle ilişkili olup olmadığı bu çalışmada araştırılmıştır.

Araştırmada 17 fazla kilolu ve obezitesi olan erkek katılımcı, dört hafta boyunca yüksek karbonhidratlı temel diyet ve ardından dört hafta izokalorik olarak değiştirilmiş ketojenik diyetleri tükettikleri metabolik servislere alınmışlardır. Katılımcılar her hafta art arda iki gün solunum odalarında kalmış ve günlük enerji harcamaları ölçülmüştür. Diyet periyotları arasında günlük enerji harcanmasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ketojenik diyet sırasında 2650 kkal/gün harcanırken, temel diyet sırasında 2617 kkal/gün harcandığı izlenmiştir. Sonuç olarak izokalorik ketojenik diyete, artan vücut yağ kaybının eşlik etmediği belirtilmiştir.[9]

Hayvan Çalışmalarında Olumsuz Sonuçlar

Karbonhidrat-insülinin modelinin doğru olup olmadığını inceleyen hayvan çalışmalarında doymuş yağ aşırı yüksek olmamasına rağmen, genel itibariyle yüksek yağlı bir diyette de insülin direncinin meydana geldiği görülmüştür. Bu nedenle karbonhidrat-insülin modeli, obezite epidemisini açıklamakta sadece karbonhidrata odaklandığı için yetersiz bulunmaktadır.

Ancak şunu vurgulamakta fayda var: Bu modeli test eden ve kesin sonuçlar sağlayan yeterli düzeyde insan çalışması yoktur. Hayvanlardan elde ettiğimiz bulguların insanlar için de geçerli olup olmayacağı da belirsizdir.[10]

Hormonal Açıklamalar Yetersiz!

İnsülin hormonu vücut ağırlığının düzenlenmesinde önemlidir; ancak karbonhidrat-insülin modeli, karbonhidrat alımıyla birlikte artan öğün sonrası insülin düzeyi ve yalnızca adipozit dokuya odaklandığı için yetersiz olabilir. Bu modelin yetersiz olması, düşük karbonhidratlı diyet yapanların kilo vermede başarısız olacağı anlamına gelmez. Düşük karbonhidratlı diyetlerde günlük alınan toplam enerji azalacağı için kilo kaybı şaşırtıcı olmamaktadır. İnsülinin daha kapsamlı ele alınacağı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.[11]

Tüm Reklamları Kapat

Obezitenin Oluşumunda Büyük Rol: Ultra İşlenmiş Besinler

Cell dergisinde yayınlanan ve 20 kişide yapılan randomize kontrollü bir çalışmada, ultra işlenmiş besinlerce zengin beslenmenin aşırı enerji alımını ve obeziteyi tetikleyici bir faktör olup olmadığı araştırılmıştır. 14 gün süren çalışmada iki gruba ayrılan katılımcılara ultra işlenmiş ve işlenmemiş besinlerden oluşan öğünler çalışma süresi boyunca verilmiştir.

Çalışmanın sonucunda ultra işlenmiş besinlerden zengin beslenen grupta günlük alınan kalori ortalama 500 kkal daha fazla bulunmuştur. 14 günün sonunda değerlendirilen vücut ağırlığı değişimleri alınan kalori ile bağlantılı olup, ultra işlenmiş besinlerden zengin beslenen grupta kilo artışı gözlenmiştir. Çalışmanın sonuçları bize obezitenin önlenmesinde ultra işlenmiş besin tüketimini azaltmanın önemli bir strateji olabileceğini göstermektedir. [12]

Ultra İşlenmiş Besinlerin Satıldığı Bir Market
Ultra İşlenmiş Besinlerin Satıldığı Bir Market
Pan American Health Organization

Sonuç

Sonuç olarak obezitenin oluşumunda etkisi olan modeller üzerine daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Obezite etiyolojik olarak genetik, metabolik, hormonal, psikolojik, davranışsal, çevresel, ekonomik ve toplumsal faktörlerin kombinasyonlarını içeren heterojen ve önlenebilir bir hastalıktır.

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 11
  • Bilim Budur! 5
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 3
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Üzücü! 2
  • Muhteşem! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 25/04/2024 14:23:42 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/11577

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Kas
Foton
Diş Sorunları
Hormon
Güneş Sistemi
Üreme
Yatay Gen Transferi
Ekonomi
Buz
Haber
Halk Sağlığı
Kalıtım
Yörünge
Önyargı
Cinsel Yönelim
Depresyon
Hekim
Yaşlılık
Hindistan
Fotoğraf
Ufo
Yaşanabilir Gezegen
Egzersiz
Işık Hızı
Obstetrik
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
L. Z. Bakkal, et al. Obezite ve Karbonhidrat-İnsülin Modeli: Enerji Dengesi, Obezite Gelişiminde Ana Mekanizma Olmayabilir mi?. (20 Mart 2022). Alındığı Tarih: 25 Nisan 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/11577
Bakkal, L. Z., Bakırcı, Ç. M. (2022, March 20). Obezite ve Karbonhidrat-İnsülin Modeli: Enerji Dengesi, Obezite Gelişiminde Ana Mekanizma Olmayabilir mi?. Evrim Ağacı. Retrieved April 25, 2024. from https://evrimagaci.org/s/11577
L. Z. Bakkal, et al. “Obezite ve Karbonhidrat-İnsülin Modeli: Enerji Dengesi, Obezite Gelişiminde Ana Mekanizma Olmayabilir mi?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, 20 Mar. 2022, https://evrimagaci.org/s/11577.
Bakkal, Leman Zeynep. Bakırcı, Çağrı Mert. “Obezite ve Karbonhidrat-İnsülin Modeli: Enerji Dengesi, Obezite Gelişiminde Ana Mekanizma Olmayabilir mi?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, March 20, 2022. https://evrimagaci.org/s/11577.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close