Yağlı Yiyecekleri Neden Daha Lezzetli Buluruz?

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Genel olarak insanlar yağlı yiyecekleri daha lezzetli bulurlar. Pişirme yöntemi olarak yağı kullanmalarının en büyük nedeni yağlı yiyeceklerin tadıdır. Yapılan birçok çalışmada diyetteki kişilerin yağlı yiyecekleri diğer yiyeceklere göre daha çok arzuladığı ortaya çıkmıştır. Diyetteki kişilere bunun nedeni sorulduğunda, büyük çoğunluğun yanıtı ''daha lezzetli'' olmuştur. Peki gerçekten yağlı yiyecekler daha mı lezzetlidir ya da lezzet yağ moleküllerinde mi bulunur? Gelin bu konuya bir de bilim perspektifinden bakalım.

Yağın Tadını Algılayabilir miyiz?

Dilimizle kimyasal olarak algılayabildiğimiz 6 tane tat bulunur. Bunlar; tatlı, ekşi, acı, tuzlu, umami (içine monosodyum-glutamat eklenmiş yiyeceklerde bulunur) ve oleogustustur (yağ tadıdır). Dilimizde bu tatlara özgü reseptörler bulunur. Dolayısıyla bu tatlara özgü bir protein ve bu proteinin sentezlenmesinden sorumlu bir gen bulunur. Oleogustus terimi Latince'de, ''yağlı'' kelimesinin kökünden gelen ''oleo'' ve ''tat'' anlamına gelen ''gustus'' kelimelerinin birleştirilmesi ile oluşmuştur.

Yağlı besinler sunan yemek endüstrisinin gelişmesi ile birlikte obezite insidansı da (belirli bir nüfusta belirli bir zaman dilimi içerisinde belirli bir hastalığın veya hastalıkların yeni olgularının sayısı) ciddi bir şekilde artmıştır. Bilim insanları, yağ tadını algılamamızı sağlayan proteini sentezleyen gen üzerinde yapılabilecek değişiklikler sayesinde obezite hastalığı olan insanları yağdan uzaklaştırarak obeziteyi kontrol edebileceklerini düşünmektedir.

''Lezzet'' Algısı Nedir?

Dilimizdeki tat tomurcuklarının (papilla) aksine vücudumuzda lezzeti algılayacak herhangi bir reseptör bulunmaz. Çünkü ''lezzetli'' diye adlandırılabilecek ve sadece lezzet algısının oluşmasını sağlayacak bir madde yoktur. Lezzet sadece beynimizde oluşan bir algıdır. Beynimizde bu algının oluşmasını sağlayan iki önemli reseptör grubu vardır; koku ve tat reseptörü.

Tat reseptörleri besin ağza alındığı anda çalışmaya başlar ve her bir tat reseptöründen beynin ilgili bölgesine farklı tatlar hissedildiğine dair uyarılar gönderilir. Koku reseptörleri ise besinin yaydığı ve çiğnerken ortaya çıkan kokuyla aktifleşerek doğrudan beynin ilgili bölgesine uyarılar gönderir. Bu iki farklı uyarının kombinasyonu kişinin daha önce hissettiği ve sevdiği kombinasyonlara benziyorsa, kişi besini ''lezzetli'' olarak tanımlar. Lezzet algısının oluşmasında besinin sıcaklığı ve dokusu da önemlidir. Çünkü ağzımızda sıcaklıkla aktifleşen reseptörler de vardır. Örneğin farklı bir uyaran oluşturduğu için genelde sıcak çorbayı daha lezzetli buluruz.

Görsel olarak güzel görünen yiyecekler insanları daha çok kendine çeker.
Görsel olarak güzel görünen yiyecekler insanları daha çok kendine çeker.
Pixabay

Yağlı Yiyecekler Daha mı Lezzetlidir?

Yağlı yiyeceklerin insanlar tarafından neden daha lezzetli bulunduğuna dair çeşitli teoriler vardır. Bu teorilerden biri, yağın besinin dokusunu insanın hoşuna gidecek ve onu rahatlatacak şekilde değiştirdiğidir. Yani içine yağ katılan bir çikolatanın ağızda erimesi, kızartılmış tavuk derisinin çıtırlaşması sonucu ısırdığınızda çıkan ses veya yağlı peynirlerin kremamsı dokusu bizi yağlı yiyeceklerin daha lezzetli olduğunu düşündürür. Beynimiz de bunu böyle algılar. Sonuçta çıtırlığı da kremamsı dokuyu da sağlayan yağdır. Aynı teoride yağın aroma ve koku verici bazı kimyasalları çözdüğü, çiğneme ve pişirmenin etkisi ile bu kimyasalları serbest bırakarak hoş koku verdiği ve lezzet algısına önemli katkı sunduğu da yer almaktadır.

Yağ, besinlerin dokusunu değiştirir.
Yağ, besinlerin dokusunu değiştirir.
Pixabay

İkinci bir teori ise insanın evrimi ile ilgilidir. Diğer makro besin ögeleri olan karbonhidrat ve proteinlere göre yağların yaklaşık 2 kat daha fazla kalori içerdiği ve dolayısıyla daha çok enerji verdiği bilimsel bir gerçektir. İlk insanlar hayatta kalabilmek için yemek seçimi yapmak zorundaydı çünkü her besin yeterli ve aynı düzeyde enerji sağlamıyordu. Dolayısıyla ilk insanlar için yağlı besinler daha avantajlıydı. Dolayısıyla, milyonlarca yıl içerisinde dilimizdeki tat tomurcukları yağlı tada göre evrimleşmiştir ve insanlar hayatta kalma içgüdüleri ile yağlı tadı daha ''lezzetli'' bulmaya başlamıştır.

Sonuç

Yukarıda bahsettiğimiz teoriler, yağlı yiyecekleri neden daha çekici ve lezzetli bulduğumuza dair teorilerden sadece ikisidir. Yağ ve lezzet arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışan daha farklı teoriler de bulunmaktadır veya geliştirilmektedir ancak değişmeyen şey insanların yağlı besinleri tüketmeye olan eğilimidir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 8
  • Tebrikler! 19
  • Bilim Budur! 4
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 3
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 3
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 17
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • D. Breitman. Why Do Fatty Foods Taste So Good?. (2017, Ocak 20). Alındığı Tarih: 26 Eylül 2019. Alındığı Yer: Earth Sky
  • G. L. Wenk. Why Does Fat Taste So Good?. (2012, Ocak 13). Alındığı Tarih: 26 Eylül 2019. Alındığı Yer: Psychology Today
  • S. Zhang. The Science Behind Why Fat Tastes So Good. (2014, Ocak 29). Alındığı Tarih: 26 Eylül 2019. Alındığı Yer: GIZMODO
  • J. McQuaid. Scientists Say They've Isolated The Taste Of Fat, And It's Terrible. Why?. (2015, Temmuz 21). Alındığı Tarih: 26 Eylül 2019. Alındığı Yer: Forbes

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 15/12/2019 23:12:22 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7993

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Johannes Kepler, kendisinin yaptığı son derece hassas gözlemlerin, uzun yıllardır beslediği inançları ile uyuşmadığını gördüğünde, rahatsız edici olan gerçekleri kabul etti. Zorlu gerçeği, en kıymetli hayallerine tercih etti. Bilimin kalbinde yatan budur.”
Carl Sagan
Geri Bildirim Gönder