Maya Kehanetinden Öğreneceklerimiz

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

2015 senesinde neden 21 Aralık 2012’ye dair bir makale yazdığımızı merak etmiş olabilirsiniz. Bu yazıyı paylaşma amacımız gelecekte olası kıyamet iddialarını daha dikkatli bir şekilde ele alabilmek içindir, çünkü mitlerin bir sonu gelse bile bu tarz iddiaların bir sonu gelmeyeceği gibi görünmektedir. Bir takım insanlar “yeni bir çağ” beklentisinde olup umutlu iken başka insanlar da Dünya’nın sonu gelebilir diye korku içinde yaşamıştır. Her türlü bu konuda yayınlar yapan ve kitap yazıp satanlar insanları kandırarak para kazanmıştır. Türkiye’de Şirince’nin “kıyamet menüsü” ile bundan kâr elde etmediğini de söyleyemeyiz.

Bu listeden daha öncelerinde de Dünya’nın sona ereceği tarihler hesaplanmıştı (daha doğrusu tahmin edilmişti): List Of Dates Predicted For Apocalytpic Events

Her seferinde “hala buradayız” demekle yetiniyoruz. Aynı kişiler tarafından öne sürülen tarih hatalı çıktıktan sonra başka bir tarih söylenince bu kişileri takip edenlerin hala bu kişilere güvendiklerini görebiliyoruz. Tekrar hatalı çıktıklarında hala takip etmeyi bırakmayanlar olabilmektedir maalesef.

Nedense birçok sayıda insan günümüzde onca başarıyı elde etmiş ve örneğin Mars gezegenine insan yapımı araç indirebilmiş insanlara kulak vermektense, eski insanların aydın(!) bilgilerine başvurmayı tercih etmektedirler. Adeta “hayır hayır, astronomi konusunda doktora yapmış olabilirsin ve gözlemevlerinden adlarını heceleyemediğim gök cisimlerini inceliyorsundur ama ben yine de tapınaklar inşa edip insan kurbanları veren eski insanların astronomik bilgilerine güvenmeyi tercih ediyorum” demekten farksız bir durum oluyor. Yazımızın devamında bahsedilen bu aydın(!) bilgilere biraz daha yakından bir bakalım.

 

Maya Takvimleri

Mayaların “Popol Vuh” adında kutsal saydıkları bir kitapları bulunmaktadır. Anlamı “zamanların kitabı” ya da “olayların kitabı” olmakla birlikte klasik Kiçece dilinde yazılmıştır. Kitabın içeriğinde yaratılış hikayeleri yer almaktadır ve bahsedilenlere göre bizler dördüncü Dünya’da yaşayan varlıklarız, çünkü ilk üç var oluşumuzda başarısızlıklar yaşanmıştır. Bir önceki Dünya 13. b'ak'tun'un sonunda bitmiştir (ortalama 5125 sene). Mayaların “Uzun Sayılı Takvimin” başlangıç noktasını Gregoryen takvimine göre hesaplarsak, tarihin M.Ö. 11 Ağustos 3114 olduğunu buluyoruz. 21 Aralık 2012 tarihinde dördüncü Dünya'da yaşayanlar olarak 13. b'ak'tun'un sonuna yaklaşmıştık (Maya tarihine göre bu 13.0.0.0.0 oluyor). Takvimin “sonuna” gelmek işte bu sebeple insanlarda panik yaşanmasına sebep olmuştur, oysa bu durum günümüzde kullandığımız 365 günlük takvimin 365’üncü günün bitişine gelmekten farksızdır.

 

Mayaların 3 tane takvimi vardır; 365 gün uzunluğunda bir güneş takvimi (Haab') ve 260 gün uzunluğunda törensel takvimi (Tzolkin) kullanıyorlardı. Bu iki takvim de her 52 yılda bir eş zamanlı olurlar. Daha uzun zamanları hesaplayabilmek için ''Uzun Sayılı'' takvimi geliştirdiler. Tıpkı bizim saniyeleri ve dakikaları hesaplamak için kullandığımız iki basamaklı sayılar gibi, onlar da tarihleri belirten 5 sayı kullandılar. Örneğin, Maya Uzun Sayılı Takvimin ilk günü 0.0.0.0.0. olarak gösterilir. Yani bir sonraki gün 0.0.0.0.1 olmuş olur. Bu sayılar 20'ye geldiklerinde bir yandaki sayı artar. Mesela şöyle; 0.0.0.0.19 kısacası 19. gün demek oluyor, bir sonraki gün ise 0.0.0.1.0. olarak gösterilir. Kullanılan kelimeler şunlardır: Kin “Gün”, Uinal “20'lik Gün”, Tun “360 Gün”, Katunn “7200 Gün”, ve Baktun “144,000 Gün” demektir. Ancak nedense sondan ikinci sayı her zaman 18'in altında gösteriliyor (Örnek: 0.0.0.17.0'den sonra 0.0.0.18.0 değil ama 0.0.1.0.0. oluyor). Tüm bunlara bakarak 20 Aralık 2012 tarihi 12.19.19.17.19 olmuş oluyor ve bir sonraki gün de 13.0.0.0.0. oluyor (yani toplamda 5126 yıl geçmiş oluyor).

Peki ondan sonra ne oluyor? Başa dönüyor elbette, tıpkı bizim her sene 365 günden sonra takvimin ilk gününe (1 Ocak) başlamamız gibi. Hazır takvimlerden de bahsetmişken, durmadan etrafta bir takvim fotoğrafı paylaşılıyordu. Altta gördüğünüz bu takvim gerçekte Maya Takvimi değil, Azteklerin “Güneş Takvimi” idi.

Peki Mayalar Dünya'nın sona ereceğini iddia etmişler miydi? 21 Aralık 2012 kıyamet hikayesi günümüzdeki insanların iddiasıdır, Mayaların değil. Ayrıca, bahsettiğimiz Maya takvimlerinden daha uzun süreçler de bulunmaktadır. Mesela bir Piktun, yaklaşık olarak 20 Baktun ediyor (bir Baktun 394 yıldır). Şu an içerisinde bulunduğumuz Piktun 4772 senesinde bitiyor. Bir başka döngü daha var, o da 63 milyon yıllık bir sürece sahiptir. Yani Mayalar 21 Aralık 2012'de bir kıyametin yaşanacağını söylemediler.

 

Nibiru, Marduk, X Gezegen & 12. Gezegen

NASA’dan Dr. David Morrison'un bu konu hakkında yazdıklarını tercüme ederek birkaç paragrafını birleştirip burada sizlerle paylaşmak isteriz:

“Bu hikaye, sözde Dünya'ya doğru gelen ve Sümerler tarafından keşfedilen Nibiru gezegenin iddiasıyla başlar. Eski Mezopotamya uygarlığı olan Sümerler üzerine kurgular yazan Zecharia Sitchin, birçok kitabında (Örneğin: 12. Gezegen, 1976 yılında yayınlandı) her 3600 yılda bir Güneşin etrafında dönen Nibiru adlı gezegenini tanımlayan Sümer dokümanları bulduğunu ve tercüme ettiğini iddia etmişti. Bu Sümerli fabllar Annuki denilen bir uzaylı uygarlığından Dünya'ya gelen ''Eski Astronotlar'' hakkında hikayeler içermektedir. Daha sonra, kendini psişik olarak ilan etmiş Nancu Lieder, uzaylılarla bir kanal kurduğunu iddia edip, Zetatalk adlı sitesinde Zeta Reticuli yıldızı etrafında bulunan hayali bir gezegende yaşayanlar ona Dünya'nın bir X Gezegeni ya da Nibiru tarafından tehlike altında olduğu konusunda bir uyarı yaptıklarını yazmıştır. Bu felaket 2003 Mayıs için tahmin edilmişti, ama bir şey olmayınca bu Kıyamet-Günün tarihi tekrar hesap edilmiştir (Kıyamet-Güncüler için standart bir prosedürdür) ve Aralık 2012'ye taşınmıştır. Daha yakın zamanlarda bu iki fabl Mayaların uzun-sayımlı takvimi 2012'deki Kış gündönümü 21 Aralık 2012’deki tahmin edilen Kıyamet-Günü ile ilişkilendirildi. Nibiru, Babil Astrolojisinden gelen ve bazen tanrı Marduk ile ilişkilendirilen bir isimdir. Assurbinapil, Asur Kralı (İ.Ö. 668-627) kütüphanesinde kaydedilen Enuma Elish isimli Babil Yaratılış şiirinde Nibiru küçük bir karakter olarak görülmektedir. Sümerler daha öncesinde M.Ö. 23.yüzyıldan 17.yüzyıla kadar gelişmişti. Sümerler tarafından bilinen ve Nibiru'nun bir gezegen olduğu iddiası (Zecharia Sitchin hariç) eski Mezopotamya’nın yazılı kayıtlarını çeviren ve inceleyen bilginler tarafından çelişiyor. Sümer özellikle tarım gelişimi, su işletimi, kentsel yaşam ve özellikle yazı açısından gerçekten muazzam bir uygarlık idi. Fakat geriye az sayıda astronomik kayıtlar bıraktılar ve kesinlikle Uranüs, Neptün ve Plüton hakkında bilgileri yoktu. Sümerlerin bitişinden 2 milenyum sonra Eski Yunan gezegenlerin Güneşin etrafında döndüğü düşüncesi konusunda da bilgileri yoktu. Sümerlerin gelişmiş bir astronomik bilgiye sahip olduğu, ya da Nibiru adlı bir tanrının bile olduğu iddiaları, sadece Sitchin'in hayal gücünün ürünleridir. “X Gezegeni” de gerçek bir objeye uygulandığında sözleri ters anlamda kullanılarak kuvvetlendirilen bir şeydir. Bu genel terim astronomlar tarafından son yüzyıldır olası ya da şüpheli bir obje için kullanmıştır. Obje bir kez bulunduğunda, ona gerçek bir isim verilir, Plüton ve Eris ile yapıldığı gibi, çünkü ikisi de zamanında X Gezegenleri olarak tanımlanıyordu. Eğer yeni bir objenin gerçek olmadığı ya da bir gezegen olmadığı ortaya çıkarsa, o zaman onun hakkında bir daha bir şey duyamazsın. Eğer gerçek ise, o zaman adı X Gezegeni olarak kalmaz.” [Kaynak: Dr. David Morrison, 2012 and Counting, Skeptic Magazine]

Bir de şunu belirtmek isteriz ki, bu gizemli gezegenin boyutları konusunda da net bir cevap yoktur ve Dünya'ya çarpacağı veyahut yakından geçeceği söylenmiştir. İnternet üzerinden yayınlanan birkaç görselde bu gezegeni gördüğünü söyleyenler oldu, ancak bunlar ya kamera lens parlamasıdır, ya da “Sun Dog” denilen”'İki Güneş” gök olayıdır. Başkaları da bu gezegenin Güneşin öbür tarafında olduğunu iddia etmiştir. Bir de NASA'nın Güney Kutup Teleskobunu (SPT) kurup Nibiru'nun gözlemlendiği de iddia edilmiştir, oysa NASA böyle bir teleskop kurmadı. Bu teleskop Ulusal Bilim Vakfı tarafından desteklenen bir radyo teleskopudur ve hiçbir şekilde bir gözlem aleti değildir. Ayrıca, Nibiru gerçekten var olsaydı, sadece Güney Kutbundan görülecek bir şey olmazdı. Eğer gelseydi, tüm güney yarım-küreden bakılınca görülmesi beklenirdi. Google Sky gibi gökyüzü programlarında da kara bir kutu görüldü ve burada X Gezegenin gizlendiği iddia edildi. Bu programların hepsinin ana kaynağı DSS'dir (Digitized Sky Survey) ve burada kullanılan veriler 1958 senesine aittir ve görülen şey basit bir veri hatası idi, ancak şimdi böyle bir şey yoktur. Üstelik, varsayalım ki gerçekten de orası gizleniyordu. Bu bölgeyi Dünya'dan astronomlar rahatlıkla teleskoplarıyla inceleyebilirlerdi ve ortada hiçbir gezegen göremezler.

 

Karanlık Aralık, Galaktik Dizilim & Foton Kuşağı

Tekrardan Dr. David Morrison'dan bir alıntı yapmak isteriz:

“ 'Karanlık Aralık' (Dark Rift) Samanyolu Galaksisinin iç kolunda geniş ve dağınık toz bulutları için kullanılan popüler bir isimdir, ve galaktik merkeze olan bakışımızı engeller. Bu “galaktik dizilim” korkusu gülünçtür. Aralık sonlarında Güneş her zaman Galaksi merkezinin yönünde olur Dünya'dan görüldüğü gibi, ne olmuş yani? Görünüşe bakılırsa korkutmak isteyenler bu “dizilimler” ve “karanlık aralık” ve “foton kuşağı” gibi manasız cümleleri kullanmayı tercih etmişler çünkü toplum tarafından anlaşılmıyorlar. Dünya'nın güvenliği ele alındığında, küresel ısınma ve biyolojik çeşitliliğin kayıpları, ya da asteroit veya bir kuyruklu-yıldızın çarpabilmesi gibi şeyler önemli tehditlerdir, 2012 gibi sözde-bilim iddiaları değildir.” [Kaynak: Dr. David Morrison, 2012 and Counting, Skeptic Magazine]

Galaktik dizilim üzerinde biraz duralım: Dünya'mız, Güneş'imiz ve bizden ortalama 30,000 ışık yılı uzaklıktaki galaksimizin merkezi bir sıraya gireceği söyleniyor. Ancak bunun herhangi bir etkisi bulunmamaktadır zaten. Dünya'nın üzerindeki en büyük etki Güneş ve Ay'ın kendisidir ve üstelik bu dizilim her Aralık sonu gerçekleşmektedir. Foton Kuşağına girince de şunların olacağı iddia edilmişti: Elektrikler kesilecek, karanlık günler yaşanacak, ruhsal bir aydınlanma olacak, boyut atlaması olacak, altın çağ başlayacak, DNA'mız değişecek, uzaylılar gelecek vs...

 

Kutup Kayması, Güneş Patlamaları, Felaket Artışları & Süpervolkanlar

“Kutup kayması yaşanacak, 180 derece dönecek ve bu depremlere yol açacak!” gibisinden bir iddia bulunmaktaydı. Doğrusu bu kutup kaymaları birden gerçekleşen şeyler değildir ve binlerce yıl sürmektedir. En son manyetik kutup ters dönmesi 780,000 yıl önce gerçekleşti ve bugüne kadar bilinen kutupların tersine dönme arasındaki en uzun süreç 30 milyon yıldır. Dönme ekseninde ani bir değişim hiçbir zaman da olmadı ve böyle bir şey mümkün değildir ve Dünya'nın dönüşünde bir sapma yoktur, çünkü böyle bir şey olsaydı GPS sistemlerimizde ani bir hata tespit etmemiz gerekirdi. Felaket artışlarına gelirsek, Dünya normal bir şekilde davranmaktadır, ancak iklimsel değişiklik, seller ve kuraklar da bir artış görebiliriz çünkü bunlar Küresel Isınmanın sonucudur ve 2012 kehaneti ile bir ilişkisi yoktur. Bunların dışında depremler ve volkanik patlamalar gibi doğa olaylarında büyük değişiklikler yoktur. Bunların arttığı düşüncesi daha çok çağımızda haberleşmenin yaygınlaşması sebebinden dolayıdır. Eskiden bunları kaydedecek ve başka insanlara gösterilebilecek kameralar ve televizyon yoktu. Süpervolkanların patlaması da şu an için söz konusu değildir ve olsa bile bunların Dünya’nın sonuyla ilişkilendirilmesi hatalıdır. Yellowstone hakkındaki bazı iddialar da doğru değildir. Yellowstone en son ortalama olarak 70,000 yıl önce patladı ve bundan 20,000 yıl sonra patlayabilir (bu bile belli değildir). En son olarak da Güneş patlamalarını inceleyelim. Güneş patlamaların seviyesi minimum ve maksimum olarak değişmektedir ve bu döngü 11 yıl sürmektedir. Beklenen maksimum patlama 2012'de değil 2013'de bekleniyordu, ki bu en fazla uydulara zarar verebilir, ama bize bir zararı dokunmamaktadır.

Bundan sonraki senelerde kurulan kıyamet senaryolarını daha iyi bir şekilde araştırmanız ve iddialara şüpheyle bakmanızı diliyoruz.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Skeptoid "Apocalypse 2012" Makalesi
  2. Yalansavar "Önümüz (Kış) Kıyamet" Makalesi
  3. SETİ "Doomsday 2012 Fact Sheet" Makalesi
  4. Açık Bilim "22 Aralık'ta Görüşürüz: Sözde Maya Kıyameti" Makalesi
  5. Wikipedia "Maya Calender" Makalesi
  6. Wikipedia "2012 Phenomenon" Makalesi
  7. Skeptic "2012 And Counting" Makalesi
  8. Bad Astronomy "Re-Cycled Mayan Calender Nonsense" Makalesi
  9. NASA "Beyond 2012: Why The World Didn't End" Makalesi
  10. NASA "The Great 2012 Doomsday Scare" Makalesi
  11. CSICOP "The Myth Of Nibiru And The End Of The World In 2012" Makalesi
  12. Phys.org "Maya Demand An End To Doomsday Myth" Makalesi
  13. LiveScience "World To End In 2012: A Hoax Gone Too Far?" Makalesi
  14. Kozmik Anafor "Sahi, Bi Marduk Vardı, Ne Oldu Ona?" Makalesi

Meyvelerin Vitamini Kabuğunda Mıdır?

Mars Yerine Kanada'ya Gidebilirsiniz: İkisi De Eşit Derecede Soğuk!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim