Kırmızı Et ve Kanser İlişkisini Doğru Anlamak: Dünya Sağlık Örgütü'nün İletişim Konusundaki Becerisi(zliği) ve Sigara Tüketimi
Kırmızı Et ve Kanser İlişkisini Doğru Anlamak: Dünya Sağlık Örgütü'nün İletişim Konusundaki Becerisi(zliği) ve Sigara Tüketimi

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

2015 yılının en çok ses getiren bilimsel olaylarından birisi, Dünya Sağlık Örgütü'nün bir kolu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) işlenmiş kırmızı et tüketiminin kanser olma riskini arttırdığını duyurması oldu. Vejetaryenler, bu haberle derin bir nefes almış olmalılar. Ancak medyada kırmızı et tüketimi ile kanser arasındaki ilişkiyle ilgili yer alan haberler aşırı yanıltıcıdır. Kırmızı et tüketimini sigara tüketimiyle kıyaslamak? Kesinlikle yanlış bir yaklaşım! Kırmızı et tüketmenin size sigara içmek kadar zarar verdiğini ileri sürmek? Tamamiyle saçmalık ve baştan sona hatalı! Kırmızı et tüketimi ile kanser arasındaki ilişki kesinlikle böyle değildir. Hele hele kırmızı et yemek, kesinlikle sigara tüketmek kadar zararlı değildir!

IARC, 2 açıdan meşhurdur: İlki, haşere ilaçlarından güneş ışığına kadar kansere neden olan unsurları dikkatlice analiz etmek ve bunlarla ilgili riskleri ilan etmek. İkincisi... Bu alandaki bulgularını yayınlama konusunda berbat olmaları... 2015 yılında et-kanser ile ilgili bulgularını yayınladıklarında bu berbat iletişim becerilerini bir kez daha, net bir şekilde gördük. The Atlantic'ten Olga Khazan'ın da raporladığı gibi, IARC'nin 22 kişilik bilim insanı ekibi, var olan büyük bir araştırma makalesi veritabanını tarayarak "kırmızı et tüketiminin insanlar için muhtemelen karsinojen olduğu kategorizasyonunu (Grup 2A)" ve "işlenmiş etin insanlar için karsinojen olduğu kategorizasyonunu (Grup 1)" ilan ettiler.

Bunun ne demek olduğunu izah edelim: Organizasyon, her şeyi 5 kategoriden birine sokmaya çalışmaktadır. En üst grup (Grup 1), karsinojen olduğu kesin olan unsurları barındırır. Sigara içmek, asbestos, alkol ve şimdi de işlenmiş et, bunun örnekleridir. Diğer 2 grup (Grup 2A - Yüksek Olasılıkla Karsinojen ve Grup 2B - Bir İhtimal Karsinojen), kanser ile unsur arasındaki ilişki daha az belirgin olanlar içindir. Grup 3 ise veri yetersizliği nedeniyle kategorize edilemeyen unsurlar içindir.

Sorun şu: Bu kategorizasyonlar, veri gücüne bağlı olarak yapılmaktadır; risk derecesine göre değil!

Biri kanser riskini 3 kat arttıran, bir diğeri sadece bir gıdım arttıran iki farklı risk faktörü aynı kategoriye girebilir. Bir unsur, diğerinden çok daha fazla çeşitte kansere neden olmasına, çok daha geniş bir popülasyonu etkilemesine, daha güçlü kanserlere neden olmasına rağmen diğeriyle aynı kategoriye sokulabilir. Yani bir şeylerin kansere neden olabilecek olması, o şeylerin her birinin eşit derecede kanser riski doğurduğu anlamına gelmez! Bir unsur, kanser riskinizi göz ardı edilebilecek bir miktar arttırabilir. Bir diğer unsur, aynı kanser riskini kat kat arttırabilir. Ancak bunların her ikisi de, kanser riskini arttırdığı ve biz bunu bildiğimiz için aynı kategoriye sokulur.

Bir diğer deyişle, bu kategorizasyonlar bir şeyin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermemektedir! Sadece, bir şeyin tehlikeli olduğundan ne kadar emin olduğumuzu göstermektedir. Ancak 2015 yılında çıkan et-kanser ilişkisi haberlerinde öyle bir dil kullanılmıştır ki, her şeyi kökünden değiştiren bu önemli ayrım tamamiyle göz ardı edilmiştir. Sigara tüketmek ile kırmızı et yemek aynı kategorilerde bile değildir (ilk Grup 1'dedir, ikincisi Grup 2A'da). Grup 1'e dahil edilen etler, genellikle fast food zincirlerinde bulacağınız işlenmiş etlerdir. Ancak onlar bile, sigara tüketmek ile aynı derecede riske sahip değildir! Bunu iddia etmek akıl dışıdır. Bilimden anlamayan bazı haber sitelerinde (özellikle de militan vegan kaynaklarda) kullanılan dilin ne kadar tehlikeli, hatalı ve yalan dolu olduğunu birkaç sayıyla gösterelim:

Sigara tüketiminin akciğer kanserine neden olma ihtimali aşırı yüksektir. İngiltere'de sadece 2012 senesinde tespit edilen akciğer kanseri vakalarının tamamının (44.488 yeni vakanın) %86'sı tütün tüketiminden kaynaklanmaktadır! Ancak sigara tüketiminin neden olduğu kanserlerin tek örneği akciğer kanseri değildir. Birleşik Krallık Kanser Araştırmaları'nın (CRUK) yaptığı araştırmaya göre insanlığın bildiği tüm kanser vakalarının %19'u (her 5 kanserden 1'i) sigara nedeniyle oluşmaktadır. Bir diğer açıdan bakacak olursak: Eğer ki sigara tüketimini bugün tamamen durduracak olsaydık, her sene sadece İngiltere'de 64.500 adet daha az kanser hastası olurdu!

Buna karşılık, kırmızı et tüketimi ile, bu tür etlerin neden olduğu en yaygın kanser türü olan bağırsak kanseri arasındaki ilişki bambaşkadır. Kırmızı et tüketimi, İngiltere'deki tüm bağırsak kanserlerinin (41.600 vakanın - ki bu, yıllık akciğer kanseri sayıyla neredeyse aynıdır) sadece %21'ine neden olmaktadır. Eğer ki tüm kırmızı et tüketimi bugün yok edilseydi, İngiltere'de sadece 8.800 adet daha az kanser hastası olurdu!

İşte Dünya Sağlık Örgütü ve IARC'nin yarım yamalak yayınladığı ve medya kanallarının üzerinde düşünmeksizin yayınladığı haberler arkasında yatan hatalı algılar, bu sayılarla çok daha net bir şekilde anlaşılmaktadır. Dahası da var: Örneğin, bir unsuru ne kadar tükettiğiniz, kanser riskinizi doğrudan belirleyecektir. Kırmızı et veya işlenmiş et, bağımlılık yapıcı unsurlar değillerdir. Ancak sigara, en yüksek bağımlılık yapıcı etkiye sahip zehirlerden birisidir. Dolayısıyla sigara tüketenlerle kırmızı et tüketenleri kafa kafaya kıyaslamak, cehaletin en ilginç örneklerinden birisini gözler önüne sermektedir.

 

Kategorizasyonu Anlamak...

Grup 1, "insanlar için karsinojen" olan unsurlardır. Bu, söz konusu unsurların insanlarda kansere neden olma potansiyeli olduğuna dair yeterince kanıtımız olduğu anlamına gelir. Ancak haberlere taşırken düzgün ve doğru dilin kullanılmaması, söz konusu unsurların risk faktörlerinin göz ardı edilmesine ve örneğin sigara içmek veya işlenmiş et yemenin kesinlikle kansere neden olacağının ispatlandığını düşünmeye neden olmaktadır. Bu, hatalıdır.

Benzer şekilde, Grup 2A "insanlar için yüksek ihtimalle karsinojen" olan unsurları barındırır. Bunun kaba tercümesi, "söz konusu unsurların kansere neden olabileceğine dair bazı kanıtların olduğu, ancak bunlardan emin olamadığımız"dır. Yine, "ihtimal" sözcüğü bireysel risk faktörleriyle ilgilidir; ancak kategorizasyonun bireylerle hiçbir alakası yoktur.

Grup 2B, "insanlar için bir ihtimal karsinojen" olan unsurları barındırır ve muhtemelen en kafa karıştırıcı olan budur. "Bir ihtimal" ne demektir? Bir şeyin gerçek olmadığını ispatlamak aşırı zordur. Tam olarak bu nedenle Grup 4, yani "insanlar için muhtemelen karsinojen değil" kategorisinde IARC tarafından incelenen yüzlerce unsurdan sadece 1 tanesi bulunmaktadır.

Dolayısıyla, pratik olarak Grup 2B, IARC tarafından incelenen unsurlar için devasa bir çöplük gibidir. Ne ispatlanabilen, ne de ispatlanamayan maddeler ve unsurları barındıran bir gruptur. Yani... Neredeyse tüm unsurları! Fazlasıyla şişirilmiş bir kategoridir. Özünde, epidemiyolojik bir çöplükten başka bir şey değildir. Ancak bunu bilmeyen ve bu konuda bilgisi olmayan birine, "elektrik telleri bir ihtimal karsinojeniktir" demeyi bir deneyin ve bundan ne anladığını bir sorun! 

 

Bu İlk Değil!

Daha da beteri, kanserle ilişkili riskleriyle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadan (veya görselleştirmeye başvurmadan) faktörleri kategorilere sıkıştırmak, insanların onlarla ilgili "benzer benzere benzer" ilkesi çerçevesinde düşünmesine neden olmaktadır. Bu da, Guardian gibi devasa medya kuruluşlarının saçma sapan ve hatalı başlıklar atmasıyla sonuçlanmaktadır. Örneğin: "Dünya Sağlık Örgütü: İşlenmiş Et, Kansere Neden Olmak Konusunda Sigara İçmekle Aynı Kategoride!"

Bu kafa karışıklığı yeni değil. Tekrar tekrar başımıza geliyor. IARC cep telefonlarını, Round-Up haşere ilacını ve dizel dumanlarını kategorize ettiğinde de yaşanmıştı. Ve yine de, hiçbir şey değişmiyor. Aslında bu özünde bir sorun değil; ancak IARC bu kategorilerle ilgili her seferinde basın açıklamalarında bulunuyor. 2015 yılında yaptıkları, hatalı yorumlara yol açmak konusunda harika bir iş beceriyor:

"Uzmanlar, günlük olarak tüketilen 50 gram işlenmiş etin kolorektal kanseri %18 oranında arttırdığı sonucuna vardı."

Arka plan bilgisi olmaksızın bu bilgi işe yaramazdır. Neye göre %18 arttırmaktadır? Dahası, işlenmiş etin sigara içmek ve asbestos gibi diğer Grup 1 karsinojenlere kıyasla nasıl bir etkisi olduğundan bahsedilmemektedir.

 

Yapılan İşi Düzgün Yapmak Mümkün!

Aslına bakarsanız bu bilgiyi doğru düzgün aktarmak zor değil: Örneğin CRUK'un mutlak risklere, arka plan bilgisine, basit dile ve anlaşılır görsellere başvurduğu harika açıklamasına bir göz atın! Her ne kadar bu kategorizasyon kararı, ayrıca yapılan bir Soru-Cevap seansı ile birlikte gelmiş olsa da, eğer ki kategorizasyon sisteminiz bu kadar esrarlıysa (öyle ki, bunu netleştirmek için 5 sayfalık bir ek dökümana ihtiyaç duyuyorsanız), belki de sisteminizi gözden geçirmenin ve halka nasıl ilan ettiğiniz konusunda düzenlemelere gitmenin vakti gelmiştir.

O zamana kadar, önümüzde olan klasik bir fildişi kule mantığından ibarettir: Bir grup akademisyen bir odaya kapanırlar, Dünya'ya açıklamalarda bulunurlar ve her seferinde bu açıklamaları takip eden kaosa kulaklarını tıkarlar. Dünya Sağlık Örgütü, her ne kadar oldukça başarılı bir ekip olsa da, sadece kırmızı et tüketimi konusunda değil, evrimagaci.org/makale/523">akupunktur gibi zırvalara zamanında destek olması bakımından da bilim camiasından tepki görmüştür. Her ne kadar yaptıklarını iyi niyetlerle yaptıklarını düşünmek istesek de, bulgularını raporlama biçimi kabul edilemezdir.

Belki de bilim organizasyonlarının "insanlar için kafa karıştırıcı" diye yeni bir kategorizasyon şeması yaratmasının vakti gelmiştir...

 

Kaynaklar ve İleri Okuma: 

  1. CRUK
  2. IARC
  3. The Atlantic
  4. The Guardian

Yaşam Dünya'da Sanılandan 300 Milyon Yıl Erken, Günümüzden 4.1 Milyar Yıl Önce Başlamış Olabilir!

Finikeli Noel Baba

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim