Özgecilik eylemleri maske takmış bencilliklerdir.
Bilim yoluyla anladığımız gerçek dünya, kendine has bir büyüye sahiptir: gerçeğin büyüsü. Bu, herhangi bir doğaüstü masaldan veya hileli bir sihirbazlık numarasından çok daha büyüleyicidir.
Güçlü karşıt kanıtlara rağmen sürdürülen kalıcı yanlış inanç, psikiyatride sanrı olarak tanımlanır.
Karmaşık bir dünyada öngörülerde bulunmak bir şans işidir. Bir yaşamkalım makinesinin alacağı her karar bir kumardır ve beyni önceden programlayarak genelde sonuç verecek kararlar alınmasını sağlamak da genlerin işidir. Evrim kumarhanesinde kullanılan fişler ise yaşamkalımdır.
Bir başka düzeyde, kendimizi özveriyle kurban edişimizden en çok fayda sağlayan ulustur ve genç erkeklerin ülkenin büyük zaferi uğruna, birer birey olarak ölmeleri beklenir. Bunun da ötesinde, haklarında farklı bir ulustan olduklarından başka bir şey bilmedikleri başka bireyleri öldürmeleri için cesaretlendirilirler. Gariptir ki, barış zamanında bireylere yaşam standartlarını artırma hızlarında biraz özverili olmaları için yapılan çağrılar, savaş zamanında hayatlarını ortaya koymaları için yapılan çağrılardan daha az etkili gibi görünüyor.
Eğer günün birinde uzaydan Dünya'ya üstün yaratıklar gelirse, uygarlığımızın düzeyini değerlendirmek için soracakları soru şu olacaktır: “Evrimi keşfettiler mi?”
Öte yandan bilimdeki en önemli gelişmelerden bazıları, hali hazırda anlaşılmakta olan bir konu ile henüz gizemini koruyan başka bir konu arasındaki benzeşim bazı akıllı insanlar tarafından fark edildiği için ortaya çıkmıştır. Bu yüzden işin püf noktası, bir yanda ayrım gözetmeksizin aşırı benzeşimler yapma ile, öte yanda verimli benzeşimlere tamamen kör kalma arasında bir denge noktası bulabilmektir.