Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Kadına Şiddeti Durdurun! Şiddete Bağlı Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Neler Yapmalı?

Kadına Şiddeti Durdurun! Şiddete Bağlı Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Neler Yapmalı? NBC News
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Kadına yönelik şiddet, yasal ve psikososyal, sonuçları nedeni ile farklı disiplinlerin ele alması gereken temel bir insan hakları ihlali ve toplumsal bir sağlık sorunudur. Kadına yönelik şiddet türleri arasında fiziksel şiddet, sözel veya psikolojik şiddet, ekonomik şiddet ve cinsel şiddet bulunmaktadır.[1]

Fiziksel şiddet, şiddetin en sık ve görünür biçimidir. Bu şiddet türü bedene yöneliktir ve hafif yaralanmalara neden olan eylemlerden cinayete kadar geniş bir yelpazede gerçekleşebilmektedir. İçerisinde kadını itip kakmak, bağırmak, dövmek, sağlıksız koşullarda yaşamaya mecbur bırakmak, kesici maddelerle bedene zarar vermek ve sağlık hizmetlerinden yararlanmasına izin vermemek gibi davranışlar vardır. Fiziksel şiddet kadın üzerinde kendini değersiz hissetme, öz saygısını yitirme ve korku gibi olumsuz etkiler bırakmaktadır.[9]

Psikolojik şiddet, kadını aşırı kontrol altında tutmak, aşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek, yok saymak, sevgi ve şefkat göstermemek, evden kovmak ya da ayrılmakla ilgili tehdit etmek gibi davranışları içermektedir. Fiziksel şiddetin olduğu yerde genel olarak psikolojik şiddet de görülmektedir. Tespit edilmesi daha zordur; fakat etkisi fiziksel şiddete göre çok daha büyük kalıcı hasarlara sebep olmaktadır. Kadın üzerinde, öz saygı ve öz yeterlilik düzeylerinde azalma, kişilik gelişimi ile ilgili sıkıntılar, intihar düşüncesi ve hayali, değersizlik algısı ve strese dair fiziksel şikâyetler gibi etkiler yaratmaktadır.[1]

Ekonomik şiddet, kadının çalışmasına izin vermemek veya zorla çalıştırmak, başlık parası karşılığı kadını satmak, mirastan yoksun bırakmak, ailenin ekonomik ihtiyaçlarını karşılamamak, bakmakla yükümlü olunan kadının barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak maddi desteği sağlamamak ve kadının gelirine el koymak gibi davranışlardır. Bu şiddet türü yaşanılan toplumun gelenekselliğinden, kültüründen, toplumda hâkim olan ekonomik ideolojiler tarafından belirlenmektedir.[2]

Cinsel şiddet, kadını kendi isteği dışında güç kullanarak cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüz, taciz, fuhuşa zorlama gibi olaylardır. Toplumda mahrem bir alan olarak görüldüğü için çoğu zaman gizlenir ve bu nedenle de tespiti oldukça güç bir olgudur. Cinsel şiddetin fiziksel ve duygusal birçok sonuçları doğabilmektedir.

Şiddet Türleri
Şiddet Türleri

Nasıl ve Nerede Sorun Yaşarlar?

Kadına yönelik şiddetin kaynağı ve yaygınlığı hem de ruhsal ve fiziksel olarak birçok sağlık problemi için risk faktörü oluşturması, kadını sosyal hayattan soyutlanması sonucu ile kompleks bir şiddet olgusudur. Kadına yönelik şiddet, insan hakları ihlalleri içinde büyük bir yer kapsamaktadır. Kadına yönelik şiddet genelde erkekler tarafından, fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik şiddet gibi türler başta olmak üzere şiddetin her türüne maruz kalmaktadırlardır. Son yıllarda giderek artan bir inceleme alanı olarak, önleyici ve müdahaleci politikalar geliştirilmesi amacı ile araştırmalar daha da derinleştirilmekte ve bu sorunu gittikçe görünür kılınmaktadır.[11]

Çığlık gibi tek olan şiddet, bugün bilim gibi evrensel olmuştur. Dün yargılanıyordu, bugün ise yasa koymaktadır...[12]

Toplumda “şiddet” denildiği zaman akla ilk gelen kadına yönelik aile içi şiddettir. Kadına yönelik şiddet, uzun yıllardır süregelmektedir. Bu şiddet türü, ataerkillik ve özel mülkiyetle ilişkili olan ve tarihsel olarak birçok toplumda görülmektedir; sosyal bir problem olarak varlığını ne yazık ki uzun zamandan beri sürdürmektedir.

Diğer bir yandan ise akla gelen bir diğer olgu toplumsal cinsiyete dayalı şiddettir. Bu tür bir şiddet, ülkemizde ve dünyanın çoğu yerinde var olan potansiyelleri gerçekleştirmelerdeki en önemli engellerden birisi olmaya devam etmektedir. Başta kız çocukları ve kadınlar; aile içinde, sosyal hayatımızın her alanında fiziksel ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmaktadırlar. Bu yaşanan şiddet, kız çocuklarının eğitiminden mahrum bırakmakta, kadınların toplumda ve sosyal hayatta etkin kalabilmelerini engellemekte ve kadınların çocuklarına uyguladıkları şiddettin artması, istenmeyen evliliklerin artması, sakatlıklar ve ölümlere kadar çok kapsamlı, ağır sonuçlara sebep olmaktadır.

Toplumumuzda güçlü bir yere sahip olan "namus" kavramından güç alan insanların kadınlara uyguladıkları şiddet, en ölümcül ve görünür şiddet biçimlerini ortaya çıkarmaktadır. Bu yaşanan durumlar karşısında kadının bedensel ve ruhsal bütünlüğü tehdit edilmektedir. Ülkemizde ve diğer ülkelerde yapılan çalışmalara göre bu şiddet türlerinin azalması gerekirken, aksine artmaktadır. Moses’in dediği gibi, "şiddet olaylarının meydana geldiği her toplum, belli bir süre sonra şiddete alışmakta ve şiddet olayları ile ilgili haberlere karşı duyarsızlaşmaktadır."[6]

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin en hazin sonu da kadın cinayetleridir ve bu durum her geçen yıl artmaktadır. Kadına yönelik olan bu şiddetlerin sonuçlarıyla mücadele ederken kadına "zavallı biriymiş gibi ve acıyarak bakmak", onu güçsüz gibi görüp toplumda kadının konumunu küçültmeye yol açar. Kadına şiddete karşı olunmasının nedeni kadının zayıflığı değil, şiddetin durdurulması gereken bir tehdit olmasıdır. Şu anda şiddetin ana hedefindeki grupların başında kadınlar geldiği için, kadın şiddeti de doğal olarak daha ön planda olmaktadır. Dolayısıyla kadına şiddete karşı çıkmak cinsiyetçilik değildir; ancak kadına şiddete karşı çıkanları diğer şiddet olaylarına karşı çıkmamakla suçlamak sadece cinsiyetçilik olmakla kalmaz; aynı zamanda birden fazla mantık hatasına aynı anda düşmektir (bkz: aceleci genelleme, sen decilik ve peki buna ne diyorsunculuk).

#Kadınaşiddetehayır
#Kadınaşiddetehayır

Şiddete maruz kalmak, bedensel sağlık sorunları ile birlikte ruh sağlığı sorunları bakımında da ciddi bir risk faktörü oluşmaktadır. Şiddet geçmişi olan kadınların olmayanlara göre daha yüksek oranda psikopatolojik rahatsızlıklar görülmektedir. Şiddete uğrayan kadınların ruh sağlığı sorunlarının başında Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) gelmektedir. [13], [14], [15], [16], [17]. Ayrıca şiddete maruz kalmak düşük öz saygı ve beden algısı düzeyleriyle de ilişkilendirilmektedir.[18]

Kadınlara yönelik şiddetle mücadelenin önemli parçalarından biri, şiddete uğramış kadınlar veya varsa çocuklarına barınma, güvenlik, hukuki, psikolojik ve sağlık gibi destek sağlayarak, onları şiddet ortamlarından uzaklaştırmayı ve kendilerine şiddetten tamamen arınmış bir hayat kurma mücadelelerinde onların yanında olmayı hedefleyen kadın sığınma evleridir.

Kadınların Şiddet Sonucu Yaşadığı Psikolojik Sorunlar Nelerdir?

Şiddetin kadınlar üzerinde oluşturduğu psikolojik etkileri şiddetin türüne, şiddetin süresine sosyal desteğe ve başa çıkma yöntemine göre değişiklik gösterir. Başlangıç olarak; benliğinde hissizleşme, gelecekte tekrar olacak mı korkusu, kadında güvensizlik, çaresizlik, umutsuzluk duygularını hissetmeye yol açar. Kadının kendisine olan saygısında, kendisine verdiği değerde ve öz yeterlilik değerlerinde azalma, kendini beceriksiz hissetme, herhangi bir sorumluluk almada görülen isteksizlik, duygusal ilişkilerde zorluk, diğer bireylerle kurduğu ilişkilerde sorun yaşarlar. İntihar düşünceleri vardır.

Bu durum, sistematik olarak şiddete maruz kalan kadınların nesiller boyunca toplumda hak ettikleri yeri bulamamalarına neden olur, başarılarının önüne set çeker. Günümüzde kadınlara ve diğer ezilmiş azınlıklara verilen haklı değer ve hatta pozitif ayrımcılık, asırlardır süregelen bu tür baskıların neden olduğu sistematik problemleri tersine çevirmeye, kadınların sosyal hayatta daha kolay yer edinmesinin önünü açmaya yaramaktadır. Asırlardır sistemlere ve zihinlere işlemiş olan kalıpların bir gecede tersine çevrilmesi imkansızdır; bu nedenle toplum olarak belirli kolaylıkların ve kadınlara geçici süreyle verilen öncelik ve ayrıcalık tanınması yoluyla ezilmiş grupların yeniden entegrasyonu hedeflenir.

#Kadınaşiddetehayır
#Kadınaşiddetehayır

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Şiddet gören kadınlarda görülen psikopatolojik bozukluklar depresyon, anksiyete ve yaygın olarak Travma Sonrası Stres Bozukluğu görülür. Kadının yaşadığı şiddeti tekrar tekrar düşünmesi ve zihninde sahnelemesi korku ve kaygı yaratır. Kendi benliğine dair güvenlik algısının zarar görmesiyle yaşanılan güvensizlik ve çaresizlik duygusu, olayın tekrar yaşanıyormuş gibi tepkiler davranışlar göstermesi, rüyalarında yaşadığı şiddet olayını görmesi travma sonrası stres bozukluğu tanısı almalarındaki önemli kriterlerdir.

#Şiddetehayır
#Şiddetehayır

Şiddete uğramış sığınma evlerinde kalan kadınların %48'inde TSSB belirtileri yüksek düzeyde gözlenirken, %33’ünde depresyon gözlenmektedir. Yaşam boyu birden fazla şiddet türüne (çocukluk çağı cinsel istismarı, aile içi şiddet, tecavüz, cinsel taciz vb.) maruz kalmak, kadınların genel sağlık durumları üzerinde daha fazla olumsuz etkide bulunmakta; bu etkinin bir göstergesi ve aynı zamanda nedenlerinden biri olarak yorumlanabilecek biçimde birden fazla şiddet türüne maruz kalmış kadınlarda TSSB’na sıklıkla rastlanmaktadır.[19], [20]

Çocukluk çağı ihmal ve istismar yaşantıları, daha sonraki dönemlerde görülen reviktimizasyona (yeniden kurban olmaya) zemin hazırlamakta, böylece TSSB’na karşı risk yaratmaktadır.[21] Çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde karşılaşılan farklı şiddet yaşantıları kümülatif bir etki yaratarak TSSB belirtilerini arttırmaktadır.[22] Partnerleri tarafından birden fazla şiddet türü (fiziksel, cinsel, psikolojik) uygulanan kadınlarda daha fazla sayıda TSSB belirtisi görülmektedir.[23]

#Kadınaşiddetehayır
#Kadınaşiddetehayır

Kadına Yönelik Şiddetin Kuramsal Açıklamaları

Psikanalitik kuram alanında çalışan psikologlar, birey olma yolunda cinsiyetin rolü, kimlik gelişimi, şiddetin kuşaklar arası aktarımı ve özdeşim süreçleri çerçevesinde şiddeti doğurduğu düşünülen psikolojik mekanizmaları araştırmaktadır. Aile içi şiddete uğrayan ya da tanık olan çocuklarda içselleştirilen korku, öfke, çökkünlük duyguları ve bu duygularla şekillenen ruhsal yapı, şiddetin farklı şekillerini ortama yansıtan bir saldırganlık kaynağı oluşturmaktadır, böylece şiddet kuşaktan kuşağa aktarıldığı düşünülür.[24]

Eşleri tarafından fiziksel şiddete uğrayan kadınların, şiddet içeren evliliklerini neden sonlandıramadıkları veya neden ayrıldıkları eşlerine geri döndükleri sorusunu, mazoşizm kavramından yola çıkarak psikanalitik bir bakış açısı ile yorumlanmaya çalışılmıştır.[25] Mazoşizm, genellikle acı duyma yoluyla haz almaya dayanan bir psikolojik sorun olarak değerlendirilir. Psikanalitik teori, bu tür davranışları erken dönem istismar yaşantıları ile ilişkilendirerek, çocukluk çağında aileleri tarafından istismar edilmiş kadınların acı çekmekten zevk aldıkları için değil, bağlanma figürleri ile kurdukları travmatik eşlemeler ve şiddet döngüsü nedeniyle ilişkilerinde kalmaya veya onlara geri dönmeye zorlandıklarını göstermektedir.[25]

Bilişsel Davranışçı kuramda ise; gerçek tehditten ziyade algılanan tehdit, TSSB belirtilerinin birçoğunun daha iyi bir yordayıcısıdır. Bilişsel terapi, kişinin çevresindeki olayları uyumlu olmayan biçimde algılama biçimini ele alabilir. Ayrıca suçluluk gibi olumsuz duygulara sebep olan gerçek dışı varsayım ve inanışları değiştirmek için de kullanılabilir.[8]

Bilişsel terapi ve sürekli maruz bırakmanın ikisi de TSSB belirtilerini azaltmak üzerinde yaklaşık olarak eşit olarak etkilidir. TSSB tedavisinde çeşitli türlerden antidepresan ilaçlar da etkili bir tedavi türüdür. Gerçek uygulamada, bilişsel-davranışçı terapi sıklıkla ilaç kullanımı ile birlikte olur.[8]

#Kadınaşiddetehayır
#Kadınaşiddetehayır

Sonuç ve Öneriler

Kadın ve erkek arasında asırlardır gelen ve halen devam etmekte olan, eşit olmayan ve güç ilişkilerinin bir göstergesi olan kadına yönelik şiddet; ağır bir insan hakkı ihlali ve ciddi bir toplumsal sorun teşkil etmektedir. Coğrafi, kültürel, ekonomik, sınır tanımaksızın tüm dünyada ve ülkemizde varlığını halen sürdürmektedir.

Kadına şiddetin çözümünün yükü, kadınlara yüklenmemelidir. Kadına uygulanan şiddetin ezici çoğunluğunu erkekler uygulamaktadır; dolayısıyla erkeklerin bu konuda küçük yaştan itibaren eğitilmesi, kadın şiddetinin toplumsal bir mesele olarak görülmesi, bu tür davranışsal sergileyenler için hem toplumsal kınama nezdinde hem de yasal düzlemde caydırıcı ve ağır cezalar verilmesi, kültürün içindeki kadını ikinci sınıf vatandaş konumunda gören algıların düzeltilmesi yönünde eğitim ve kampanya çalışmaları düzenlenmesi, kadına toplum içinde en az eşit söz hakkı verilmesi gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası ve 6284 Numaralı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gibi ulusal yasaların etkili bir şekilde uygulanması önemli adımlar olacaktır.

Bunların en kısa sürede yapılması elzem olsa da, gerçekçi bir bakış açısıyla bakıldığında elbette bir toplumun algısının gün aşırı bir şekilde değişmesi mümkün olmayacak, dolayısıyla bu yönde çabalar sarf edilirken dahi kadına şiddet ve cinsiyetçilik devam edecektir. Bu nedenle bir yandan toplumun genelinin kadına şiddete karşı eğitilmesi ve bu sorunun kökten çözülmesi çabaları devam ederken, diğer yandan da an itibariyle şiddet gören kadınların korunması ve kollanması gerekmektedir. Burada karşımıza kadın sığınma evleri ve psikolojik yardım ağları çıkmaktaıdr.

Evrensel dünyanın en önemli sorunlularından biri şiddettir. Şiddete ait haberlere artık alışılmış bir duruma gelinmiştir. Eğer çok vahşice veya değişik değilse konu, medyanın da ilgisini çekmez bir hale gelmiştir. Çünkü toplumlar artık şiddete karşı duyarsızlaşmıştır ve bu tür haberlere ilgi göstermemektedir. Evrensel bir sağlık sorunu olan kadına yönelik şiddetle mücadele, sığınma evlerinin gerekliliği tartışılmaz bir biçimde kabul görmüştür.[1]

Sığınma evlerinde barınan kadınlar ve çocuklara sunulan hizmetlerin sadece güvenlik ve barınmayla sınırlı kalmıştır. Sığınma evleri kuruluş amaçlarını yerine getirilmesinde yeterli değildir. Sığınma evinde kalan kadınlara verilen hizmetler arasında, yaşanılan şiddetin nedenleri ve sonuçlarına dair bilinçlendirici çalışmaların yapılması ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine dair farkındalığın artırılması da yer almalıdır.

Kadınların eğitim, ekonomik ve siyasal katılım alanlarında güçlendirilmesi gerektiğine ve bu alanlarda yaşadığı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasının kadına yönelik şiddetin önlenmesinde çok önemli bir rolü bulunmaktadır.[1]

Kadına yönelik şiddet toplumsal bir yapı problemidir ve bu problemin engellenmesi ya da çözülmesi için toplumsal kurumlar arasında iş birliği sağlanmalıdır.

Sığınma evinde yaşayan kadınların başta TSSB olmak üzere çeşitli ruh sağlığı sorunlarına sıklıkla rastlandığı görülmüştür. Ayrıca düşük benlik saygısı da sığınma evinde yaşayan kadınların büyük bir çoğunluğunun yaşam standartlarını ve psikolojik iyilik halini bozan bilişsel süreçlerin başında gelmektedir. Bu sonuçlarla yakından ilişkili olarak sığınma evinde yaşayan kadınların öz kıyım girişiminde bulunma oranının yüksek olduğu da dikkat çekmiştir.

Yapılan bir diğer çalışmalarda ise ortaya çıkan çarpıcı sonuçlardan biri, ağır şiddet doğrudan maruz kalmış kadınların küçük bir bölümünün yaşadıkları şiddet ile başa çıkabilmek için psikolojik destek alması olmuştur. Sığınma evinde yaşayan kadınlara psikolojik desteğin sağlanması, kadınların yeniden kuvvetlenebilmesi ve hayatlarını yeniden kurabilmeleri için verilmesi gereken hizmetlerden biri olmalıdır. Bu nedenle, her sığınma evinde, kurum bünyesi altında ya da dışarıdan destek ile bir psikoloğun görev alması, kadınlar için olumlu bir gelişme yol açacaktır. Bu uzmanlar gerektiğinde daha farklı tıbbî ve psikolojik destek içinde yönlendirme yapabilmelilerdir.[26]

Görsel, Afrika'daki Salvation Army'nin hazırladığı ve Şubat 2015'te tüm interneti birkaç günlüğüne kasıp kavuran mavi-siyah elbise furyasından faydalanan bir kampanyanın Türkçeye uyarlanmış halidir.
Görsel, Afrika'daki Salvation Army'nin hazırladığı ve Şubat 2015'te tüm interneti birkaç günlüğüne kasıp kavuran mavi-siyah elbise furyasından faydalanan bir kampanyanın Türkçeye uyarlanmış halidir.
Evrim Ağacı

Yapılan çalışmalarda, fiziksel şiddet nedeniyle psikolojik destek alan kadınların sayısı cinsel şiddet alan kadınlara oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgu da kadınların cinsel şiddet yaşantılarını her zaman paylaşmadıklarını göstermektedir.[26] Psikolojik sorunların kaynağını doğru bir şekilde anlayabilmek ve etkili bir biçimde başa çıkma yollarını geliştirebilmek için şiddet mağduru kadınlarla yapılan terapötik çalışmalarda cinsel şiddetin varlığı mutlaka değerlendirme içine alınmalıdır.

Kadınların işlevselliğini ve yaşam uyumunu önemli bir ölçüde bozan TSSB’nin, kadın sığınma evlerinde yapılan bireysel ve grup terapilerinde mutlaka değerlendirilmesi gerekmektedir. Danışmanlık ya da psikoterapi çalışmalarının, kadınlar sığınma evinden ayrıldığı zaman yarıda kalmaması için uygun koşulların oluşturulması ve gerekli izleme çalışmalarının yapılması önerilmektedir.[26]

Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelede karşılaşılan önemli sorunlardan biri, şiddete uğrayan kadının, daha sonra aile üyeleri veya bizzat şiddet uygulayan tarafından uzlaşmaya ikna edilmesi ya da şikâyetinden vazgeçmeye veya ifadesini değiştirmeye zorlanmasıdır.[27]

Bu sorunun varlığının farkında olunması ve insan haklarına uygun bir şekilde çözülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde kadınlar üzerine kurulmuş kısır döngüler hiçbir şekilde kırılamayacak ve kadın şiddeti, evrensel bir insan hakları problemi olarak değil, "aile içerisinde" çözülebileceğine inanılan yerel bir rahatsızlık olarak algılanacaktır. Nasıl ki bir cinayet, bedenin ortadan kaldırılmasıyla yok olmuyorsa, kadına şiddet de bir kez yaşandıktan sonra, o yaşantıyla ilgili şikayetten dönülmesi yoluyla ortadan kalkmamalıdır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Umut Verici! 3
  • İnanılmaz 3
  • Tebrikler! 2
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Üzücü! 2
  • Muhteşem! 1
  • Korkutucu! 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/10/2020 22:34:57 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/9419

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Instagram
Küresel Isınma
Dilbilim
İklim Değişikliği
Zehir
Richard Dawkins
Saç
Tıp
Teknoloji
Tutarlılık
Anatomi
Balıkçılık
Habercilik
Uçuş
Ortak Ata
İnsan Evrimi
Kemik
Ornitoloji
Makina
Yas
Şüphecilik
Felsefe
Sürüngen
Uterus
Bağışıklık
Popülasyon
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar gerektirir.”
Marcello Truzzi
Geri Bildirim Gönder