Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Kinsey Institute isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Cinsiyetler, Üreme ve Cinsellik yazı dizisinin 15. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Eşcinsellik doğada yüzlerce farklı hayvan türünde bulunmaktadır. Halbuki üreme olasılığını düşüren bir varyasyonun popülasyon içinden elenmesini beklerdik. Bu durum, bilim insanlarının uzun süredir aklını kurcalamaktadır. Evrim Ağacı olarak biz de bugüne kadar eşcinselliği farklı açılardan ele alan içerikler yayınladık: Örneğin buradaki yazımızda, eşcinselliğin ve genel olarak cinselliğinevrimsel arka planına detaylı bir bakış attık. Burada ise, yüzlerce hayvan türünde eşcinselliğin görülmesini evrimsel olarak açıklayan 2 önemli hipotezden bahsettik. Eşcinselliğin genetik altyapısı henüz net olmadığı için, bu konuda yapılan evrimsel araştırmalar da kısıtlı olabilmektedir.

Eşcinselliğin genellikle yavru üretimiyle sonuçlanmıyor olsa bile, elenmemesinin ana nedenlerinden birinin popülasyonun geri kalanına pozitif bir dolaylı uyum başarısı katkısı sağlıyor olması olduğu düşünülmektedir. Yani eşcinselliğin bulunduğu popülasyonlar, hiç bulunmayan popülasyonlara göre yavru koruması ve bakımı açısından daha avantajlıdır. Bu da, popülasyon içinde bir miktar eşcinsel bireyin bulunmasını evrimsel açıdan avantajlı kılmaktadır. Elbette bunun genetik ve fizyolojik altyapısı halen çalışılmakta olan bir konu.

Öte yandan insan popülasyonları üzerinde yapılan çalışmalar, insanlardaki cinsel yönelimin tek eksenli ve çift kutuplu ("ya heteroseksüelsindir, ya homoseksüel") şeklinde olmadığını, kişilerin bu ikisi arasında yer alabildiğini, hatta farklı yaş gruplarında bir kişinin Kinsey Skalası gibi eşcinsellik-düzcinsellik skalalarında kutupsal olarak olmasa da, komşu seviyelere kayma yoluyla yer değiştirebildiği gösterilmiştir.

İşte tüm bunlar ışığında, demografik çalışmalardan yola çıkarak eşcinselliğin insan popülasyonları içindeki sıklığını ölçebilir ve bunu evrimsel, biyolojik ve sosyolojik modellerle kıyaslayabiliriz. Bu yazımızda yapacağımız, eşcinselliğin görülme sıklığına yönelik araştırmaların bir özetini çıkarmak olacaktır.

Eşcinselliğe Yönelik İstatistiki Araştırmalar Önündeki Engeller

Sıradan bir hayvan türü olarak insanlarda da eşcinsellik normal bir şekilde görülüyor. Elbette toplum baskısı gibi nedenlerle bu kişilerin kendi kimliklerini özgürce ifade edebilmesi mümkün olmuyor; ancak zaman değişiyor ve her geçen yıl eşcinsellik daha normal bir şekilde, toplumun daha geniş bir kesimi tarafından kabul ediliyor. Daha alınacak yol çok; fakat bu yönde atılan adımlar ister istemez eşcinselliğin ne kadar yaygın olduğu konusunu akıllara getiriyor.

Bu tarz araştırmalarda toplum baskısından ötürü doğan çekincelerin yanı sıra, eşcinsel ilişkinin tanımının da araştırmadan araştırmaya değişmesi bir sorun yaratabilmektedir. Bazı çalışmalarda cinsel temas eşcinsel etkileşim için yeterli görülmekteyken; bazı diğerlerinde cinsel birleşme eşcinsel etkileşimin temeli alınmıştır.

Dahası, Kinsey Skalası ve benzerlerinin de gösterdiği üzere, insanlarda cinsel yönelim iki kutuptan ibaret değildir. Her çalışma farklı yaklaşımlar kullanabildiği için, kimi zaman eşcinselliğin tanımı da bir miktar farklı olabilmektedir: Örneğin "Kinsey Skalası üzerinde kısmen eşcinsel olmak, eşcinsellik sayılır mı, sayılmaz mı?" sorusuna verilen yanıt araştırmaya göre farklılık gösterebilmektedir. Dolayısıyla sonuçları bir bütün olarak değerlendirmekte fayda vardır.

Aşağıda, bu alanda yapılan çalışmalardan bir kısmının sonuçlarını özet olarak listeleyeceğiz. Bu çalışmalar hem tekil makaleleri, hem de bu tekil makaleleri bir arada inceleyen literatür taraması makalelerini içerecektir. Böylece farklı çalışmaların ne tür sonuçlar verdiğini görmeniz mümkün olacaktır diye düşünüyoruz.

Eşcinselliğe Yönelik Araştırmaların Özeti

1970'lerde Hunt tarafından yapılan bir araştırmada erkeklerin %7'si, kadınların %3'ü hayatlarında en az 3 yıl boyunca eşcinsel deneyimler yaşamıştır. Hunt'ın çalışmaları sonrasında Kinsey'in %37'lik "hemcinsi ile orgazmla sonuçlanan ilişkiye giren erkek" oranı %25'e, Kinsey'in %4 olarak bulduğu tamamen eşcinsel oranı %2-3 arasına çekilmiştir. Araştırmada 2036 katılımcı kullanılmıştır.

Pietropinto ve Simenauer tarafından 1977 yılında 4066 erkek üzerinde yapılan bir araştırmada, katılımcıların %1.3'ü sadece erkeklerle cinsel ilişkiye girdiğini, %3.1'i ise hem kadın hem erkeklerle cinsel ilişkiye girdiğini söylemiştir.

Fay, Turner, Klasser, and Gagnon tarafından 1989 yılında yapılan bir çalışmada, Kinsey'in istatistikleri, 1988 yılında Ulusal Fikir Araştırmaları Merkezi (NORC) tarafından toplanan bağımsız verilerle kıyaslanmıştır. Erkeklerin hemcinsleriyle orgazmla sonuçlanan ilişkiye girme oranı %20.3 olarak tespit edilmiş; 20 yaş üzeri erkeklerde "aralıklarla" veya "oldukça sık" bir şekilde yapılan eşcinsel seks oranı %3.3 olarak bulunmuştur.

Harry tarafından 1990 yılında 663 erkek üzerinden telefonla yapılan bir araştırmada katılımcıların %3.7'sinin eşcinsel veya biseksüel olduğu tespit edilmiştir.

Smith tarafından 1991 yılında yapılan bir araştırmada, NORC tarafından yapılan 1988 ve 1989 yılı verileri analiz edilmiş ve 18 yaş üstü erkeklerde eşcinsel veya biseksüel olma oranı %5-6 arası bulunmuştur. Tamamen eşcinsel olanların oranı %1'in altında çıkmıştır.

Rogers ve Turner tarafından 1991 yılında yapılan bir literatür taramasında, yetişkinlikleri boyunca hemcinsleriyle cinsel temasa girmiş erkeklerin oranının en az %5-7 arası olmasını beklediklerini belirtmektedirler.

Johnson ve diğerleri tarafından 1992 yılında yapılan bir çalışmaya göre İngiltere'deki erkeklerin %6.1'i hayatlarında en az 1 defa "eşcinsel deneyim" yaşamış, %3.6'sı ise hayatlarında en az 1 defa "eşcinsel partner ile birlikte olmuştur".

1993 yılında Janus ve Janus tarafından yapılan bir araştırmada, 18 yaş üstü Amerikan erkeklerinin %9'u, kadınlarının ise %52i "sıklıkla" veya "halen devam etmekte olan bir süre boyunca" eşcinsel deneyimler içinde bulunduklarını belirtmişlerdir. Bir diğer veri analizinde, erkeklerin %4'ü, kadınlarınsa %2'si kendilerini eşcinsel olarak tanımlamıştır. Araştırma için 4550 anket dağıtılmış, 3260 sonuç toplanmış, 2765 tanesi kullanılamaz olduğu için araştırmaya dahil edilmemiştir.

Billy, Tafner, Grady ve Klepinger tarafından 1993 yılında 3321 erkek üzerinde yapılan ulusal ölçekli bir araştırmada, 20-39 yaş arası olan ve hiçbir suç geçmişi bulunmayan cinsel olarak aktif erkeklerin %2'si son 10 yıl içinde eşcinsel ilişkiye girmiştir, %1'i ise kendini tamamen eşcinsel olarak tanımlamaktadır.

1993 yılında Taylor tarafından yapılan bir çalışmada 16-50 yaş arası erkeklerin %4'ünün, kadınlarınsa %3'ünün son 5 sene içinde eşcinsel ilişkiye girdiği tespit edilmiştir.

Yine 1993 yılında Diamond tarafından yapılan bir literatür taramasında, sadece ABD popülasyonu değil, ABD dışından da popülasyonlarda eşcinselliğin sıklığına bakılmıştır. Popülasyonların ortalamasına bakıldığında, erkekler arasında eşcinselliğin ortalamada %5.5, ortanca değer olaraksa %5.3 sıklıkla görüldüğü gösterilmiştir. Kadınlarda ise ortalama %2.5, ortanca değer ise %3.0'dır. Bu araştırmada, Kinsey Raporları'nın temelini oluşturan verilerin tutarsız olduğu da ileri sürülmüştür.

Laumann, Gagnon, Michael ve Michaels tarafından 1994 yılında yapılan bir çalışmada, 18-59 yaş arası 3432 erkek ve kadından toplanan veriler incelenmiştir. Erkeklerin %9'u, kadınlarınsa %4'ü ergenlik çağından beri en az 1 defa eşcinsel ilişkiye girdiğini söylemiştir. Erkeklerin %2.8'i, kadınlarınsa %1.4'ü ise kendilerini "bir miktar eşcinsel" olarak tanımlamıştır.

Binson, Michaels, Stall, Coates, Gagnon ve Catania tarafından 1995 yılında yapılan bir çalışmada birçok farklı anketten gelen veriler ortak olarak analiz edildi ve erkeklerin %5.3'ünün 18 yaşından itibaren en azından 1 kez kendi cinsiyetinden bir partner ile cinsel ilişkiye girdiği tespit edildi. Araştırmanın Ulusal AIDS Davranış Anketi kısmından gelen verilerde, erkeklerin %6.5'inin son 5 sene içinde bir erkekle seks yaptığı belirlendi. Bu tarz cinsel ilişki, özellikle büyük şehirlerde (%14.4) ve yüksek eğitim oranına sahip beyaz erkeklerde (%10.8) görüldüğü tespit edildi.

Sell, Wells ve Wypij tarafından 1995 yılında yapılan bir çalışmada Amerikalı erkeklerin %6.2'si, kadınların %3.6'sı son 5 sene içinde kendi cinsiyetinden veya her iki cinsiyetten de en az bir insanla cinsel ilişkiye girdiğini belirtmiştir. Katılımcı erkeklerin %20.8'i, kadınlarınsa %17.8'i 15 yaşından beri bir miktar eşcinsel davranış veya çekim hissettiğini belirtmiştir. Son 5 yılda hemcinslerinden başka hiç kimseyle cinsel ilişkiye girmediğini söyleyenlerin oranı %1'in altında seyretmiştir.

Gonsiorek, Sell ve Weinrich tarafından 1995 yılında yapılan bir literatür taramasında, yine Kinsey Raporları eleştirilmekle birlikte, eşcinsel davranışların minimum görülme sıklığının %2-5 arasında olduğu gösterilmiştir. Araştırma, eşcinsel davranış sıklığının popülasyon genelinde %4-17 dolaylarında olduğunu ileri sürmektedir.

Bagley ve Tremblay tarafından 1998 yılında yapılan bir araştırmada Kanada'nın 780.000 küsür nüfuslu Calgary bölgesinden, katmanlı rastgele bir şekilde toplanan verilerden elde edilen sonuçlar, üç ayrı eşcinsellik ölçütüne göre incelenmiştir. Buna göre erkeklerin %15.3'ü en azından bir miktar eşcinsel olduklarını belirtmiştir.

Hewitt tarafından 1998 yılında yapılan bir literatür taramasında, 1970-1994 yılları arasında eşcinselliğin sıklığı incelenmiş ve eşcinselliğin; "açık tercihi eşcinsel", "baskılanmış tercihi eşcinsel", "biseksüel", "deneysel eşcinsel" ve "durumsal eşcinsel" şeklinde 5 kategori altında toplanabileceği sonucuna varılmıştır.

Mosher, Chandra ve Jones tarafından 2005 yılında yapılan bir çalışmada, 18-44 yaş arası erkeklerin %90'ı kendini heteroseksüel olarak, %2.3'ü homoseksüel olarak, %1.8'i biseksüel olarak, %3.9'u "diğer" olarak tanımlamaktadır. Aynı yaş grubundaki kadınların %90'ı heteroseksüel, %1.3'ü homoseksüel, %2.8'i biseksüel, %3.8'i ise "diğer" olarak tanımlamaktadır.

2008 yılında 1000 İngiliz üzerinde yapılan bir çalışmada, katılımcıların %2'si kendini biseksüel, %4'ü eşcinsel, %92'si ise heteroseksüel olarak tanımlamıştır.

2009 yılında 75.000 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada, katılımcıların %90.9'u heteroseksüel, %5.8'i gey, lezbiyen veya biseksüel olarak tanımlanmıştır.

2010 yılında Ulusal Cinsel Sağlık ve Davranış kurumu tarafından yapılan bir çalışmada, Amerikalı kadınların %7'si, erkeklerinse %8'i kendilerini eşcinsel, lezbiyen veya biseksüel olarak tanımlamaktadır.

Chandra, Mosher, Copen ve Sionean tarafından 2011 yılında 13.495 erkek ve kadın üzerinde yapılan bir çalışmada, kendilerini eşcinsel olarak tanımlayan erkeklerin oranı %2-4, kadınların oranı ise %1-2 olarak belirlenmiştir. Kendilerini biseksüel olarak tanımlayan erkekler %1-3 arası, kadınlar ise %2-5 arasıdır. Erkeklerin %4-6 arası hayatlarında en az bir kez hemcinsleriyle cinsel temas yaşamıştır. Kadınlarınki ise %4-12 arasındadır.

Gates tarafından 2011 yılında yapılan bir literatür taramasında, sadece ABD'de 8 milyondan fazla lezbiyen, gey ve biseksüel bulunduğu, bunun genel popülasyonun %3.5'ini oluşturduğu tahmin edilmiştir. Aynı araştırmada, sadece ABD'de 700.000 civarında trans birey olduğu ileri sürülmüştür.

Gallup Araştırma Merkezi tarafından 2012 yılında yapılan ankette kendisini LGBT olarak tanımlayan Amerikalıların oranı %3.5 iken, bu oran 2016 yılında %4.1'e çıkmıştır. Bu oran, "milenyaller" olarak bilinen, kabaca 1980 ortaları ile 2000'lerin başı arasında doğan kişiler arasında 2012'de %5.8 iken, 2016'da %7.3 olarak ölçülmüştür. Buna göre, 2016 yılında sadece ABD'de 10.052 milyon LGBT birey olduğu düşünülmektedir.

Sonuç

Görülebileceği üzere, evrimsel biyolojinin öngörülerinden de beklediğimiz üzere insan popülasyonları içindeki eşcinsellik ve eşcinsel davranış oranları yaklaşık olarak %2-10 arasında seyretmektedir diyebiliriz. Genel eğilimin, bu oranın artması yönünde olduğunu söylemek mümkün. Bu, popülasyon içi eşcinsel oranlarının artmasından ziyade, eşcinsellerin kendilerini daha rahat ifade edebilmesi sonucunda anketlere katılımların daha isabetli sonuçlar vermesi olarak yorumlanabilir; ancak kesin olarak bir yargıya varmak için henüz erken.

Türkiye'de bu konuda çalışma bulunmadığı için ne yazık ki oranları bilememekteyiz. Ancak uluslararası istatistiklere bakılacak olursa, Türkiye'de de ortalamada %2-4'lük bir popülasyonun hayatlarında en az bir defa eşcinsel deneyim yaşadığı veya kendini eşcinsel olarak tanımlayacağını beklediğimizi söyleyebiliriz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 3
  • 12
  • 5
  • 5
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11
  • 2
  • 3
  • 5
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 24/07/2019 04:34:13 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/636

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!

Kinsey Skalası: Düzcinsellikten, Eşcinselliğe Yelpaze

Evlat Edinilen Çocuklar ve Gelişim: Ebeveynlerin Cinsel Yöneliminin Önemi Var Mı?

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder