Hristiyanlık'ın Peygamberi İsa Aslında Hiç Var Olmadı Mı?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Öncelikle şunu belirterek başlamakta fayda var: Elbette ki günümüzden 2 milenyum önce yaşadığı iddia edilen bir şahsın gerçekten var olup olmadığını kesin bir şekilde ifade etmenin pratik bir yolu yok. Bu nedenle bu yazımızdaki amaç İsa'nın var olmadığını ispatlamak ya da var olduğunu ortaya koymak değil. Buradaki amaç, popüler medyada görülebilecek, İsa'nın tarihselliğini reddeden kaynakların kusursuz olmadığı ve onların muadili olan karşıt kanıtların akademik literatürde rahatlıkla bulunabildiği gerçeğini göstermek.

İsa’nın var olmadığı ya da varlığına dair kanıt olmadığı iddiaları batıdaki ateist bloglardan ve bazı ateist tarihçilerden Türkiye’ye ulaşmış durumda. Bunların özellikle Zeitgeist ve Religulous gibi popüler, popülist ve özellikle Zeitgeist örneğinde olduğu gibi baştan sona birçok hata ile dolu nonteist “belgeseller” tarafından yayıldığını görüyoruz. İddiaların Türkiye’deki ateistler için cazibesini anlamak zor değil. Eğer İsa var olmamışsa, İsa’nın varlığını varsayıyormuş gibi görünen İslam da otomatik olarak yanlışlanmış olur. Dolayısıyla İsa yaşamamışsa bu Türkiye ateistlerinin eline İslam’a karşı çok güçlü bir koz verir. Her ne ateist düşünce akımları açısından bu iddianın doğru olması arzulanır olsa da, İsa'nın gerçekten var olmadığına yönelik iddiaların birçok ciddi kusuru var.

Bu iddiaya cevap vermeden önce bir soru sormamız gerek: "İsa'nın varlığına dair kanıt yok derken, kanıt dediğimizde neyi kastediyoruz?" İnternette yapılan tartışmalarda bazen o kadar absürt kanıt talepleriyle karşılaşıyoruz ki insan bu taleplerde bulunanların gerçekten kanıt mı istediğini, yoksa şaka mı yaptığını anlamakta güçlük çekiyor. Örneğin İsa’nın varlığına inanmak için doğum sertifikası ve hatta video kaydı isteyen kişiler görmek mümkün! Sorun şu ki özellikle İlk Çağ öncesi tarihi kişiliklerin neredeyse hiçbirinin varlığına dair bu türden kanıta sahip değiliz ve video kaydı gibi yeni bir yöntemle kanıt bulmayı zaten beklememeliyiz. Karşılamamız gereken kanıt standardı, diğer tarihsel figürlerin varlığına dair kanıt standartlarımızla -en azından söz konusu kişinin varlığına inanmak açısından- aynı olmalı.

İsa’nın varlığının kanıtlarının bir özetini vermeden önce, hangi inanca (veya inançsızlığa) sahip olduğundan tamamen bağımsız olarak tarihçilerin genel görüşünün İsa’nın tarihsel bir kişi olduğunu, yani İsa'nın gerçekten yaşamış bir insan olduğunu kabul ettiklerini belirtmemiz gerekiyor. Örneğin seküler agnostik tarih bilimci Bart Ehrman, İsa'nın tarihselliğini tamamen reddeden ateist tarihçi Robert Price, klasik tarihçi Michael Grant ve Hristiyan tarihçi Richard Burridge gibi apayrı görüşlerden uzmanların anlaştığı tek nokta var: Tarih bilimciler, İsa'nın tarihselliği ve gerçek bir kişi olduğu konusunda hemfikirler. Bu konuyla ilgili bir büyük sıkıntı, tarihi akademik bir pratik olarak gören ve görmeyen şahısların tarihi tartışmalarla ilgili fikir bildirisinde bulunması ve bunun internet aracılığıyla müthiş bir hızla yayılması. Özellikle internette gördüğümüz, günümüzdeki ateistlerin “kaale aldığı” tarihçilerin çoğunun aslında kendi kendilerini eğitmiş, kendi kitaplarını kendileri yayınlamış “amatör tarihçiler” olduğunu görmemiz lazım. Eğer diğer tarihsel kişileri değerlendirdiğimiz kriterlerle düşünecek olursak, İsa’nın tarihsel bir kişilik olduğuna dair oldukça güçlü kanıtlar var. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

 

a) Mitik Hristiyanlık iddialarına dair hiçbir kanıt yok. 

Yani Hristiyanlık'ın İslam gibi bir din değil de, Zeuslu Afroditli bir mitolojik hikayeden ibaret olduğunu gösterebilecek herhangi bir kanıt bulmak mümkün değil. Çünkü Thor'un veya Herkül'ün gerçek birer kişi olmadığını, dönemin insanlarının doğal güçleri ve inançları kişileştirerek bu mitleri yarattığını döneme ait kaynaklara bakarak anlayabiliyoruz. Ancak İsa için aynı şeyi söylememiz mümkün değil. Elbette şunu anlamak gerekiyor: Bir şahsın var olmadığını ispatlamak, kolay yapılabilecek bir şey değildir. Sonuçta ispat yükü, bir şeyin gerçekliğini iddia edenin omuzlarındadır. Ancak eldeki kanıtlara bakarak, en azından iddialardaki gerçeklik payını ölçmemiz mümkün olabilir.

Hem erken dönem Hristiyanların, hem de erken dönem Hristiyanlık eleştirmenlerinin pek çok konuda fikir ayrılığına düşmelerine rağmen, fikir ayrılığına düşmedikleri tek konu İsa’nın tarihselliği (gerçekten var olduğu). Eğer Mitik İsa iddiaları gerçek olsaydı, erken Hristiyanlık’ın İsa’nın tarihi bir figür oluşunu reddettiği bir “orijinal Hristiyanlık” bulmamız gerekirdi. Ancak böyle bir şey yok. Böyle bir şey, gnostik Hristiyanlık için çok büyük bir nimet olurdu; zira onlar, İsa’yı tam anlamıyla ruhsal ve bizi fiziksel Dünya’dan tamamen kurtaracak bir varlık olarak görüyorlardı. Oysa onlar bile İsa’yı tasvir ederlerken hep tarihi bir figür olarak tasvir ettiler ve İsa’nın bir “beden illüzyonuna sahip” tamamen ruhani bir varlık olduğunu iddia ettiler. Yani İsa'yı yaşamış bir kişi olarak aktardılar.

Daha da ilginci, Hristiyanlık’ın erken eleştirmenleri için erken Hristiyanlar’ın İsa’nın tarihselliğine inanmamaları çok güçlü bir argüman olacak olmasına rağmen, bu dönemde yapılmış apolojetik örneklerinde İsa’nın var olmadığı iddialarına hiç rastlamıyoruz! Pagan ve Yahudi eleştirmenlerin İsa’nın bir deli, bir sihirbaz, Romalı bir askerin gayri meşru oğlu, bir sahtekar olduğu vb. iddialarına dönemin apolojistleri Justin Martyr, Origen ve Minucius Felix gibi kişilerce cevap verildiğini görüyoruz. Ancak bu apolojetik örneklerinden birinde bile İsa’nın var olmadığı iddiasına rastlamıyoruz. Eğer bu tarz bir erken Hristiyanlık varsa, neden eleştirmenlerin gözünden kaçtı? En basit açıklama, böyle bir "sahte Hristiyanlık" versiyonunun hiç var olmamış olması.

 

b) İnciller, İncil yazarlarının anlatılan olayları “tuhaf” bulduklarını gösteren işaretler barındırıyordu.

Bunun ilk örneği İsa’nın vaftiz olmaya gittiği zaman bir ses duyup çöle gidip oruç tutması. Markos İncili’nde İsa’nın vaftiz olması ve günahlarının yıkanması normal bir olay olarak görülüyor. Çünkü Markos, İsa’nın ancak bu olaydan sonra mesih olduğunu, olaydan önce tam anlamıyla insan olduğunu düşünüyor. Matta İncili’ndeyse çok farklı bir tasvir var. Matta, İsa’nın anne karnına düşüşünden itibaren mesih olduğunu savunuyor. Dolayısıyla İsa’nın vaftiz edilip günahlarından arınması ona absürt geliyor. Bu nedenle Matta İncili’nde İsa’nın vaftiz olmaya gittiği kişi Vaftizci Yahya’nın İsa’yı vaftiz etmeye itiraz ettiği ve İsa’ya aslında onun İsa tarafından vaftiz edilmesi gerektiğini söylediği bir pasaj bulunuyor bu İncil’de... Yuhanna ise İsa’nın ruhsal bir var oluş biçimiyle zamanın başlangıcından beri var olduğunu kabul etmekte olduğu için, İsa’nın vaftiz edilmesini daha da tuhaf buluyor ve bu durumu vaftizi inanç sisteminden tamamen çıkararak çözüyor. Bunun yerine Vaftizci Yahya insanları vaftiz ederken mesihin geleceğini söylüyor ve İsa’yı görüp mesihin o olduğunu söylüyor. Bu İncil’de İsa vaftiz olmuyor.

Gördüğümüz üzere bir tarihsel olayı felsefi anlayışlarını kullanarak çözmeye çalışan üç farklı kaynak var. Sorumuz bu kaynakların yazarının neden böyle bir şeye kalkışmış oldukları. Bu olayın tarihsel olduklarını düşünüyorlar ki İncillerden çıkaramıyorlar. Yoksa böyle bir zahmete kim, neden girsin? Neden aynı olay bu şekillerde kaydedilmiş olsun? Unutmayın, kağıdın kıt ve pahalı olduğu zamanlardan bahsediyoruz.

 

c) İsa’dan Hristiyan olmayan Tacitus ve Josephus gibi tarihçiler bahsetmekte.

Özetle, hem Tacitus’un, hem de Josephus’un İsa’dan bahsetme biçimleri ve eserlerinde kullandıkları dil incelendiğinde bu tarihçilerin İsa’yı tarihi bir figür olarak kabul ettiklerini görüyoruz. Hatta Tacitus açık bir şekilde Hristiyanlık’a karşı nefret duyuyor gibi görünüyor ancak buna rağmen İsa’nın Tiberius zamanında Pontius Pilae tarafından cezalandırılmasından bahsediyor. Bu argümanların detaylı savunularını incelemek isteyenler, lütfen kaynaklarımızda bulunan ateist tarihçi Tim O’Neill tarafından yazılmış “An Atheist Historian Examines the Evidence for Jesus Part 2” başlıklı yazıyı okusunlar.

 

Anlamak gerekiyor ki, bu yazıdaki amaç şu veya bu görüşün daha doğru olduğunu ispatlamak değildir; bu kadar dar bir alanda bunu yapmak olası değildir. Burada gösterilmek istenen, popüler kültürde duyabileceğiniz argümanların temellerinin sandığınız kadar sağlam olmadığı ve karşıt tarafın argümanlarının tarihsel tutarlığının bulunduğudur. Bütün bunlar düşünüldüğü zaman, İsa’nın tarihsel bir kişi oluşu lehine kanıtların en az muadili diyebileceğimiz türden tarihi kişiler için olanlar kadar, hatta belki daha fazla sağlam olduğunu görüyoruz. Bu nedenle akademik tarihçilerin bu konuda neden hemfikir olduğu rahatlıkla anlaşılırdır.

Yazının Orijinali: Medium

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Did Jesus Exist? The Historical Argument for Jesus of Nazareth
  2. An Atheist Historian Examines the Evidence for Jesus (Part 1 of 2)
  3. An Atheist Historian Examines the Evidence for Jesus (Part 2 of 2)

92 Yaşındaki Nine ve 2 Günlük Bebek

Uzay Kıyafetinde Mikrometeroitlerin Açtığı Yarıklar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim