Eldeki Eksik Veriler ve 2 Çeşit İnsan...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Her ne kadar bu görsel esprili bir şekilde insanları iki kategoriye bölüyor olsa da, aslında anlatmak istediği şey gerçekten çok değerli. Çünkü bilim insanını "bilim insanı" yapan en önemli özellik, kendisinden öncekilerin yaratımlarının sonucunda ortaya çıkan devasa bilgi birikiminden edindiği deneyimi kullanarak, elindeki yetersiz verilerden isabetli bir şekilde yola çıkarak doğru sonuçlara varabilme becerisidir. Eldeki veriler her zaman eksiktir ve her daim eksik olacaktır. Ancak araştırma merakına susamış eğitimli bir beyin, eldeki verileri nasıl ve ne biçimde okuması gerektiğini bilecek, bir sonraki adımları yol belirsiz de olsa isabetle takip edebilecektir.

Bu çok zorlu bir iştir; çünkü insan aklının zafiyeti bile bizleri kolayca kandırabilir. Örneğin, istediğimiz bir sonucu doğrulamak adına argümanlarımızı yanlışlayan verileri görmezden gelmek oldukça çekici bir seçenektir; ancak bilim insanının sorumluluğu, ispatlamak istediklerine uygun veriler bulmak değil, verilerin ispatladığı sonucu ortaya çıkarmaktır.

Bu, bilim karşıtı gericilerin en net özelliklerinden birisidir. Bilimsel gerçeklere karşı olan ve bilimi istedikleri gibi eğip bükebileceklerini düşünenler, işlerine gelmeyen verilerin tamamını göz ardı ederler; mecburen kulak asmak zorunda kaldıkları verileri de gerçekten saptırarak amaçlarına uygun hale getirmeye çalışırlar. Bu kişilere öğretilmesi gereken ilk şey, bilimin bir "yarış" olmadığı (ya da olmaması gerektiği), bir "gerçeğe ulaşma macerası" olduğudur. Ne yazık ki at yarışı mantığıyla eğitilen insanlar, bilim de dahil olmak üzere öğrenmeye dair heyecan verici ne varsa yitirmişlerdir. Bizlere düşen, bilimin heyecan verici doğasını ve "bilmek" fiilinin gücünü, unutanlara hatırlatmaktır. 

Eğer ki "bilme" amacınız birilerini "bozguna uğratmak" ise, siz bilmeyi bir "amaç" olarak değil, "araç" olarak görüyorsunuz demektir. 

Evrim Ağacı olarak bizler, böylesi bir hayat görüşüne hapsolmayı asla istemezdik.

Zira bugüne kadar Evren'e dair bir gıdım daha fazla bilmenin verdiği keyiften daha tatmin edici bir hedefle karşılaşmadık.

Belki bira... 

Ama yok, bilmek daha güzel. :)

Kaynak: IFLS

John Lennon ve ''Imagine''

Doktorlar ve Photoshop

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim