Bu, modern temel fiziğin merkezindeki sorulardan biri. Bugün bildiğimiz kadarıyla kanıtlanmış tek bir “gerçeklik katmanı” yok; fakat kuantum mekaniği, uzay-zaman, kütleçekim, entropi ve bilginin daha derindeki ortak bir yapıdan türediği fikrini destekleyen güçlü ipuçları var.
En ilginç olasılık şu olabilir: Uzay, zaman, madde ve hatta klasik anlamdaki nedensellik temel olmayabilir. Temel olan, kuantum bilgi/ilişki yapısı olabilir. Bunu parçalara ayıralım.
1. Uzay-zaman temel olmayabilir. Genel görelilikte uzay-zaman dinamiktir: madde ve enerji geometrisini değiştirir, geometri de maddenin hareketini belirler.
Fakat kuantum mekaniğiyle birleştirmeye çalışınca sorun çıkıyor. Kuantum teorisi genellikle olayların üzerinde gerçekleştiği bir zaman/arka plan varsayarken, genel görelilikte o arka planın kendisi fiziksel ve dinamiktir.
Bazı kuantum kütleçekimi yaklaşımlarında bu nedenle başlangıç noktası uzay-zaman değildir.
Uzay-zamanın, daha temel kuantum derecelerinin kolektif davranışından ortaya çıktığını düşün: temel kuantum yapı - ilişkiler/dolanıklık - geometrik yapı - klasik uzay-zaman, Suyun akışkanlığı gibi. Tek bir H₂O molekülü “ıslak” değildir; ıslaklık çok sayıda molekülün kolektif özelliğidir. Benzer biçimde, temel gerçekliğin tek tek parçalarında bildiğimiz anlamıyla “uzaklık” veya “uzay” bulunmayabilir.
2. Dolanıklık geometriyle bağlantılı olabilir. Burada özellikle holografik ilke ve AdS/CFT çok önemli.
Bazı holografik modellerde bir bölgenin kuantum dolanıklık entropisi ile daha yüksek boyutlu uzay-zamandaki geometrik alan arasında matematiksel bağlantı kurulabiliyor. Bu olağanüstü bir ipucu çünkü: bilgi - entropi - geometri arasında sandığımızdan çok daha derin bir ilişki olabileceğini gösteriyor.
Hatta belirli koşullarda kuantum dolanıklığının özelliklerinden Einstein denklemlerinin bazı biçimlerini elde etmeye yönelik sonuçlar var.
Bu, genel göreliliğin temel teori olmak yerine daha derindeki kuantum yapının makroskopik denklemi olabileceği ihtimalini doğuruyor. Tıpkı sıcaklığın temel parçacık özelliği olmaması gibi.
3. Kara delikler bütün parçaları aynı yerde buluşturuyor. Kara delik fiziğinin bu kadar önemli olmasının nedeni tam olarak bu.
Bir kara deliğe baktığımızda aynı anda:
genel görelilik - olay ufku ve uzay-zaman geometrisi,
kuantum teorisi - Hawking ışıması,
termodinamik - sıcaklık ve entropi,
bilgi teorisi - kara delik bilgi problemi ortaya çıkıyor. Daha da şaşırtıcısı, kara deliğin entropisi kabaca hacmiyle değil olay ufkunun alanıyla orantılı.
Bu, holografik düşüncenin doğmasına yol açan temel ipuçlarından biri:
Bir uzay bölgesinin içerdiği fiziksel bilginin daha düşük boyutlu bir sınır üzerinde kodlanabilmesi mümkün olabilir.
Dolayısıyla geometri ile bilgi aynı yapının iki farklı tanımı olabilir mi? Sorusu artık yalnızca felsefi değil, ciddi bir teorik fizik sorusu.
4. Peki zamanın yönü?
Burada başka bir tuhaflık ortaya çıkıyor. Temel fizik yasalarının çoğu zamanın yönü konusunda yaklaşık simetriktir. Ama günlük dünyada:
geçmiş - gelecek
ayrımı çok nettir.
Bir bardak kırılır; parçalarının kendiliğinden birleşip masaya geri sıçradığını görmeyiz.
Bunun en önemli açıklaması entropinin artmasıdır.
Evren geçmişte olağanüstü düşük entropili bir durumda bulunmuş görünüyor. Bu başlangıç koşulu nedeniyle istatistiksel olarak entropinin arttığı yön bizim “gelecek” dediğimiz yön oluyor.
Ve burada sorunun diğer parçaları birleşiyor:
Zamanın oku neden var? - Evren neden düşük entropiyle başladı? - Evrenin başlangıç kuantum durumu neden öyleydi?
Yani zamanın yönünü tam açıklamak, muhtemelen kozmolojinin başlangıç koşullarını da açıklamayı gerektiriyor.
5. Büyük Patlama gerçekten “başlangıç” mı?
Bunu bilmiyoruz.
Genel göreliliği geçmişe doğru uygularsak klasik teori bizi Büyük Patlama tekilliğine götürür. Ancak tekillik büyük olasılıkla bize genel göreliliğin artık geçerli olmadığı bir rejime ulaştığımızı söylüyor.
Orada kuantum kütleçekimi gerekiyor.
Dolayısıyla
“Büyük Patlama'dan önce ne vardı?”
sorusu bile yanlış kurulmuş olabilir.
Daha temel teoride zamanın kendisi ortaya çıkan bir özellikse, “önce” kavramı o rejimde mevcut olmayabilir.
Ve senin asıl soruna gelirsek
Şöyle bir tablo hayal edebiliriz:
Daha temel kuantum/ilişkisel yapı
|
bilgi ve kuantum dolanıklığı
|
uzay-zaman geometrisi
|
alanlar ve parçacıklar
|
madde ve enerji
|
istatistiksel davranış
|
entropi ve termodinamik zaman oku
Eğer böyle bir teori doğruysa, kuantum durumu, uzay-zaman, madde, enerji, entropi ve bilgi aynı ontolojik seviyede olmayabilir.
Fakat önemli bir nokta var: “En temelde bilgi vardır” sonucuna henüz ulaşmış değiliz. Bilginin kendisi de daha temel bir ilişkisel veya cebirsel yapının ortaya çıkan açıklaması olabilir.
String teorisi/holografi, loop quantum gravity, causal sets, tensor network modelleri, emergent gravity ve başka kuantum kütleçekimi programları bu resmin farklı parçalarını araştırıyor. Hiçbiri henüz deneysel olarak doğrulanmış nihai teori değil.
Uzay-zamanın, kuantum durumunun ve belki zaman kavramının kendisinin neden ortaya çıktığını açıklayacak.
O zaman kuantum mekaniği ile genel göreliliği “birleştirmekten” ziyade, ikisinin de aynı daha derin ilkeden çıktığını keşfetmiş oluruz.
Ve bence sorunun en keskin biçimi tam burada:
Gerçekliğin temel nesneleri nelerdir?
Parçacıklar mı? Alanlar mı? Kuantum durumları mı? Bilgi mi? İlişkiler mi?
Yoksa bunların hepsi, henüz matematiksel dilini bile tam bulamadığımız bir yapının farklı gölgeleri mi?
Şu anda fizik bunun cevabını bilmiyor. Ama kara delik termodinamiği, holografi ve kuantum dolanıklığı bize “aynı şeyin farklı yüzleri olabilirler” ihtimalini ciddiye almamız için oldukça güçlü nedenler veriyor.
[1]
Kaynaklar
- Yazar: Shinsei Ryu 2. Yazar: Tadashi Takayanagi, et al. (2006). Holographic Derivation Of Entanglement Entropy From Ads/Cft. Physical Review Letters. doi: 10.1103/PhysRevLett.96.181602. | Arşiv Bağlantısı