Gece Modu

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Geri kalmış, doğaya saygı duyacak olgunluğa erişememiş, betonlaşmayı medeniyet sanan toplumlarda giderek büyüyen şehirler adeta ormanları ve yeşil alanları bir canavar gibi yutarken, modern, gelişmiş, aydın toplumlarda her ne kadar betonlaşma en az bu ilk gruptaki şehirler kadar fazla olsa da, doğaya olan saygı da olabildiğince korunmaktadır. Elbette her insanın olduğu gibi, her toplumun ve ülkenin hataları vardır; ancak özellikle son günlerde minik bir parkın korunmasıyla başlayan özgürlük direnişi, dikkati diğer ülkelerdeki "şehir parklarına" da çekmiştir. 

Bir parkı yok etmeden de şehri güzelleştirmek imkansız mıdır? İstanbul'un (veya diğer kentlerimizin) modernleşmesi ve gelişmesi için illa parklarının yıkılması, yağmalanması veya kısmen/tamamen değiştirilmesi mi gerekmektedir? Bu sorunla yüz yüze gelen diğer birçok ülkenin cevabı açık ve çarpıcıdır: HAYIR! 

İşte size betonlaşmaya insanları sayesinde yıllardır meydan okuyan ve giderek güçlenen, herhangi bir direnişe ihtiyaç duymadan da ayakta durabilen 9 şehir parkı. Öncelikle, elbette ki, şehir parklarının efsaneleşmiş örneği olan Central Park ile başlamak gerekir...

1.  Central Park

Ana görselde gördüğünüz New York’taki Central Park, Amerika’daki -hatta tüm dünyadaki- en meşhur yeşil alan olabilir. Parkı yılda 35 milyon kişi ziyaret ediyor ve bu da biraz sessizlik arayan turistleri uzaklaştırıyor. 2800 dönümlük Central Park’ın elbette daha sakin alanları da bulunuyor. Ramble adı verilen yürüyüş alanı, kuş gözlemcileri için ideal. Parkın diğer alanlarında da yürüyüş yapabilir, koşabilir, bisiklete binebilir, arkadaşlarınızla futbol, voleybol, frizbi gibi sporları yapabilir, kayak yapabilir, parkın ortasındaki gölde kışın buz pateniyle kayabilir ve deniz bisikletine binebilirsiniz. Temiz hava almak ve biraz dinlenmek isteyenlerin yanı sıra, konser ve enstalasyonlara ev sahipliği yapan park, hem sportif, hem de kültürel aktiviteler için kusursuz bir buluşma mekanı.

 

2.  Parc Guell, Barcelona

 

 

Bu park dünyadaki en sıradışı şehir parklarından bir tanesi. Guell Parkı, ünlü İspanyol mimar Antoni Gaudi’nin tasarladığı binalarla süslü. Bu binalar daha önce yaşam alanı olarak tasarlanmış olsa da, bu girişim başarısızlıkla sonuçlanmış. Binalar parkın sadece bir bölümünü kaplıyor, diğer bölümlerinde bahçeler ve doğal alanlar var. Şehrin silüetinden sıkılan ve doğal elementlerle Gaudi’nin ilginç bir mimarisinin karışımı olan ve adeta bir tema parkını andıran Guell parkı, turistlerin uğrak yeri.

 

3.  Bukit Timah Doğa Koruma Alanı, Singapur

1200 dönümlük bu doğal yaşam parkındaki tropik bitkiler ve hayvanlar, ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekiyor ve benzersiz bir park deneyimi sunuyor. Doğa aşıkları parkta farklı mantis gibi farklı böcek türlerine, tatlı su yengeçlerine, uçan sincaplara ve karınca yiyen pangolinlere rastlayabilir. Parktaki patikalar, Singapur’un en yüksek tepelerine çıkan ormanlara kadar gidiyor. Bukit Timah, turistlere ülkenin hala doğal kalmış bölgelerine ulaşma imkanı veriyor.

 

4.  Phoenix Park, Dublin

 

 

5250 dönüm ile Phoenix Parkı Avrupa’nın en büyük şehir içi parklarından biri. İrlanda’nın başkentinde yer alan park, tarihi ve dini anıtlara ev sahipliği yapıyor. Geyik ve pek çok çayır hayvanı özgürce parkta yaşıyor. Doğal güzelliğinin yanı sıra, parkta konserler ve koşu yarışları düzenleniyor, hatta parkta bir kriket kulübü de var. Dublin Hayvanat Bahçesi de parkın içinde yer alıyor.

 

5.  Stanley Park, Vancouver

 

 

3000 dönümlük park her yıl 8 milyon ziyaretçi alıyor. Doğa yürüyüşü yapmak ve bisiklete binmek isteyenler için ayrı parkurların ayrıldığı parkta toplam 193 km’lik bir yürüyüş ve bisiklet yolu bulunuyor. Parkın içindeki bazı ağaçlar birkaç yüzyıldır ayakta duruyor. Şehre yakın olan Stanley Parkı, İngiliz Kolombiyası’nın doğal güzelliklerini seyretmek için ideal. Aynı zamanda parkta akvaryum, golf sahası, spor yapmak için farklı alanlar ve küçük bir tren de bulunuyor.

 

6.  Monsanto Orman Parkı, Lizbon

 

 

Portekiz’in başkenti olan Lisbon’un 7200 dönümünü kaplayan orman parkı, Portekiz’in silüetini izlemek isteyen ve aynı zamanda doğayla kucaklaşmak isteyenlerin ortak ziyaret alanı. Parkın çoğunluğunu kaplayan ağaçlar ve hayvanların yanı sıra, parkın içinde eğitim merkezi olan Lizbon Ekoloji Parkı da bulunuyor ve burada sunumların yapıldığı bir oditoryum var.

 

7.  Griffith Park, Los Angeles

 

 

Los Angeles’ın Santa Monica Dağları’ndaki, California’nın en uzun koşu parkurunun da yer aldığı 12000 dönümlük Griffith Parkı, parkların doğal haliyle kalmasını isteyenler için ideal. Dağ yürüyüşü yapmak isteyenler, parkın içindeki yollardan Santa Monica Dağları’na kadar çıkabiliyor. Parkın içinde ayrıca konser alanları, bir gözlemevi, golf sahası ve Los Angeles Hayvanat Bahçesi bulunuyor.

 

8.  Lüksemburg Bahçesi, Paris

 

 

Paris, dünyanın en etkileyici bahçelerine ev sahipliği yapmasıyla ünlü ancak Luxembourg Bahçesi bunların içinde en iyisi. Düzgün biçilmiş çimenleri, karışık çiçek yatakları, heykelleri ve fıskiyeleri ile pek çok Parisliyi kendine çeken park, rahatlatıcı atmosferi ile şehrin karmaşasından kaçmak için birebir. Parkta küçük cafe’ler ve canlı müzik yapılan çardaklar var. Bu park koşmak ya da doğa yürüyüşleri yapmak için ideal değil ama parkın doğal güzelliği huzurlu bir kaçış imkanı sağlıyor.

 

9.  Lumphini Park, Bangkok

 

 

Bangkok, trafik kaosunun ve bitmek bilmeyen şehir dokusuyla meşhur. Tapınakları, müzeleri, alışveriş olanakları ve farklı kültürü ile turistleri mıknatıs gibi çeken şehir, bazen bunaltıcı olabiliyor. 435 dönüm arazideki Lumphini Parkta, göl kenarındaki çimenlere uzanmak, göldeki balıkları beslemek, parkın etrafını çevreleyen 3.2 km’lik parkurda yürüyüş yapmak, oyunparklarında ailece oyun oynamak ve spor yapmak mümkün. Belirtmek gerekir ki bu parkta sigara içmek ve evcil hayvanları parka getirmek yasak.

 

Kaynak: MutluMikrop

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16/09/2019 02:20:26 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1261

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilim, tıpkı bir okyanusun kıyıya vurması gibi direnilmez, şahane ve acımasız bir şekilde büyümektedir.”
Oliver Wendell Holmes
Geri Bildirim Gönder