Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Yeni Soru Sor
Paylaşım Yap
2,500 ATP Ödüllü Soru: Dinozorların etini, kırmızı et ya da beyaz et olarak sınıflandırabilir miyiz? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Eğer Karadeliğin yuttuğu maddeler bir yerden çıkıyorsa bu gök cisimlerinin büyümemesi gerekmez mi? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Atomların çekirdekleri ve elektronları arasındaki kısımda ne var? Hemen cevapla!
Sorulara Dön
Meryema Şermet
Meryema Şermet
128.7K UP
Üye 13 saat önce
4

"Onun gibi düşünmeyi bilmek isterdim" Dediğiniz biri/birileri var mı?

Bu cümleyi okuduğum kitabın yazarı olan Oğuz Atay'da dahil "onun gibi düşünmeyi bilmek isterdim" dediğim birçok insan var; Atatürk, Franz Kafka, Christopher Nolan, Oppenheimer ve daha bir sürü bilim insanı. Hatta Trump bile! Her zaman kahramanların zihnini değil bazen canavarların da gerçekte ne düşündüklerini bilmek iyi olurdu. Kitapata sözün tam olarak bu anlamda kullanılmadığını biliyorum ama ben biraz bu şekilde yorumladım. Siz ne dersiniz?
2 Cevap
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
2 Cevap
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
200.5K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 6 saat önce

Merhaba

Bu yorumunuz oldukça dürüst ve aslında beklenenden daha derin bir yerden geliyor. Çünkü “onun gibi düşünmeyi bilmek isterdim” cümlesi çoğu zaman hayranlıkla ilişkilendirilir, ama siz bunu merak ve anlama isteği üzerinden okuyorsunuz. Bence bu daha felsefi bir yaklaşım.

Oğuz Atay’ın metinlerinde bu tür cümleler genelde bir yabancılaşma hissi taşır ve insanın hem kendine hem başkalarına uzak kalması. Ama senin yorumun biraz daha farklı bir yere gidiyor sadece “anlaşılmak” değil, başkalarının zihninin içine girebilmek. Bu, empatiyi aşan bir şey; neredeyse zihinsel bir deneyim arzusu.

Tüm Reklamları Kapat

Mustafa Kemal Atatürk gibi birini düşündüğümüzde, mesele sadece “nasıl düşündüğünü bilmek” değil aslında. O kadar kritik anlarda, o kadar büyük sorumluluk altında nasıl karar verebildiğini anlamak istiyorsun. Bu biraz hayranlık, ama biraz da “ben o durumda ne yapardım?” sorusunun dürüst bir versiyonu. Franz Kafka için bu istek bence daha karanlık bir yerden geliyor. Kafka gibi düşünmek demek, dünyayı sürekli bir yabancılık ve sıkışmışlık hissiyle görmek demek. İnsan bunu gerçekten ister mi, emin değilim. Ama yine de o zihnin nasıl çalıştığını merak etmek çok insani.

Christopher Nolan veya J. Robert Oppenheimer gibi isimlerde ise merak daha çok “nasıl bu kadar farklı bağlar kurabiliyorlar?” sorusuna dönüşüyor. Yani olay sadece zeka değil, düşüncenin yönü. Aynı veriye bakıp bambaşka bir sonuç çıkarabilmek. Trump örneğini vermeniz de ilginç ve aslında önemli. Donald Trump gibi tartışmalı bir figürü anlamak istemek, onu onaylamak anlamına gelmiyor. Tam tersine, sizin dediğiniz gibi “canavarın ne düşündüğünü bilmek” arzusu. Bu, insan doğasının daha karanlık tarafını anlamaya yönelik bir merak. Bence bu tür bir merak, yüzeysel bir yargıdan daha değerli. Çünkü anlamaya çalışmak, otomatik olarak haklı bulmak değildir.

Psikolojik bir vaka üzerinden düşünürsem, “onun gibi düşünmek isterdim” diyebileceğim karakterlerden biri Hannibal Lecter olurdu. İlk bakışta bu seçim rahatsız edici görünebilir; çünkü Lecter, ahlaki açıdan son derece problemli ve hatta tehlikeli bir figürdür. Ancak tam da bu nedenle, onun zihinsel işleyişini anlamaya yönelik bir merak doğuyor. Lecter’ın düşünme biçimi, olağanüstü bir gözlem gücü ve insan davranışlarını çözümleme kapasitesi içerir. Karşısındaki kişinin korkularını, zaaflarını ve bilinçdışı motivasyonlarını neredeyse anında kavrayabilmesi, onu klasik bir “kötü karakter” olmaktan çıkarıp, karmaşık bir psikolojik vakaya dönüştürür. Onun gibi düşünmeyi istemek, aslında bu keskin farkındalık düzeyine sahip olma arzusudur. İnsanların söylediklerinden çok söylemediklerini anlayabilmek, davranışların ardındaki gizli nedenleri çözebilmek oldukça güçlü bir zihinsel beceridir. Bununla birlikte bu isteğin tamamen bir hayranlık içerdiğini söylemek doğru olmaz. Daha çok kontrollü bir merak söz konusu. Çünkü Lecter’ın zihni aynı zamanda empati sınırlarının silikleştiği, etik kısıtların zayıfladığı bir alanı temsil eder. Onun gibi düşünmek, sadece analiz gücünü değil, aynı zamanda o mesafeli ve soğukkanlı bakış açısını da beraberinde getirir. Bu da insanı insan yapan bazı duygusal bağların kaybı anlamına gelebilir.

Bu yüzden burada ince bir ayrım yapmak gerekir. Lecter gibi düşünmek istemek, onun gibi olmak istemek değildir. Daha çok, insan zihninin ulaşabileceği uç noktalardan birini deneyimleme isteğidir. Yani kendi düşünce sınırlarımızın ötesinde nasıl bir algı ve analiz mümkün olabileceğini görmek.

Tüm Reklamları Kapat

Benim kişisel yorumuma gelince “Onun gibi düşünmek istemek” çoğu zaman aslında “kendi düşünce sınırlarımızdan çıkmak istemek” demek. Yani mesele o kişi olmak değil, kendi zihnimizin dışına kısa süreliğine de olsa çıkabilmek. Çünkü insan en çok kendi düşünme biçimine hapsoluyor.

Her zihni anlamaya çalışmak geliştirici olabilir, ama her zihni “yaşamak” istemek aynı şey değil. Kafka gibi düşünmek ilginç olabilir ama sürekli öyle hissetmek ağır olurdu Oppenheimer gibi düşünmek büyük bir kavrayış sağlar ama beraberinde ciddi bir yük de getirir.

Sizin yorumunuz bence şu açıdan güçlü sadece “iyi” gördüğün zihinleri değil, zorlayıcı ve hatta rahatsız edici olanları da anlamaya açık olman. Bu, gerçekten düşünmeye çalışan birinin refleksi. Çünkü dünya sadece hayran olunacak zihinlerden ibaret değildir. Bazen en çok şey, anlamakta zorlandığımız insanları anlamaya çalışırken öğreniliyor.

Teşekkür ederim.

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yılkan Esen
Yılkan Esen
53.1K UP
Araştırmacı 9 saat önce

Büyük olasılıkla ikisi de — dinozor türüne ve kas grubuna göre değişirdi.

Kırmızı Et ve Beyaz Et Ayrımı Ne Demek?

Önce temel ayrımı netleştirelim. Kırmızı et ve beyaz et ayrımı aslında miyoglobin miktarıyla ilgilidir — hemoglobine benzer, oksijen depolayan bir protein. Miyoglobin yoğunluğu yüksek olan kaslar kırmızı görünür; düşük olan kaslar beyaz.

Tüm Reklamları Kapat


Peki miyoglobin miktarını ne belirler? Temel olarak kasın nasıl kullanıldığı:


Sürekli, düşük yoğunluklu hareket gerektiren kaslar (yürüme, duruş) → yavaş kasılan kas lifleri → yüksek miyoglobin → kırmızı et

Tüm Reklamları Kapat

Kısa süreli, yüksek yoğunluklu patlama hareketi gerektiren kaslar (kaçma, ani hareket) → hızlı kasılan kas lifleri → düşük miyoglobin → beyaz et

Tavuk göğsü beyazdır çünkü kanatlarını sürekli kullanmaz — sadece kısa mesafeli, ani uçuşlar için. Ama tavuk budu kırmızımsıdır çünkü bacaklar sürekli yürüme ve denge için çalışır.


Dinozorlar Ne Olurdu?

Burada işler ilginçleşiyor.


Büyük theropodlar (T. rex, Allosaurus gibi): Bacak kasları sürekli ağır vücudu taşımak zorundaydı → yüksek miyoglobin → büyük olasılıkla kırmızıya yakın et. Kuyruk kasları da denge için sürekli çalışırdı → yine kırmızımsı.


Ama kollar? T. rex'in küçük ön kolları çok az kullanılırdı → beyaza yakın olabilirdi. Tıpkı tavuk kanadı gibi.


Tüm Reklamları Kapat

Uzun boyunlu sauropodlar (Brachiosaurus, Diplodocus gibi): Devasa boyunlarını taşıyan kaslar sürekli çalışırdı → kırmızı et. Bacaklar da aynı şekilde. Sauropodların eti büyük olasılıkla büyük ölçüde kırmızı olurdu — sığıra daha yakın.


Küçük, hızlı theropodlar (Velociraptor, Compsognathus gibi): Hız ve patlama hareketi ön planda → hızlı kasılan lifler daha baskın → daha beyaza yakın olabilirdi. Ama yine de tam beyaz değil — sürekli hareket halinde olan hayvanlar.

Tüm Reklamları Kapat


Kuş benzeri dinozorlar (Microraptor, Anchiornis gibi): Bunlar zaten modern kuşların doğrudan atalarına çok yakın. Kas yapıları büyük olasılıkla modern kuşlara benziyordu → karışık, kullanıma göre değişen.


Bunu Destekleyen Kanıtlar Var mı?

Tüm Reklamları Kapat

Doğrudan dinozor eti inceleyemiyoruz elbette — yumuşak doku fosillerde nadiren korunur. Ama dolaylı kanıtlar var:

1. Kas izi fosilleri: Bazı fosillerde kas bağlantı noktaları korunmuştur. Bu izler, kasın ne kadar büyük ve güçlü olduğunu gösterir — dolaylı olarak ne kadar yoğun kullanıldığına işaret eder.

2. Filogenetik parantez yöntemi: Dinozorların en yakın yaşayan akrabaları kuşlar ve timsahlardır. Her ikisinde de benzer kas gruplarının yapısına bakarak dinozorların kasları hakkında çıkarım yapılabilir. 2008'de Science dergisinde yayımlanan bir çalışma, bu yöntemi kullanarak T. rex'in bacak kaslarını yeniden yapılandırdı.[1]

3. Kollajen analizi: 2009'da Mary Schweitzer ve ekibi, T. rex kemiğinden korunmuş protein kalıntıları tespit etti. Bu proteinler tavuk ve devekuşuyla en yakın benzerliği gösterdi — kas proteini değil ama evrimsel yakınlığı destekliyor.


Dinozorların eti muhtemelen türe, kas grubuna ve yaşam tarzına göre değişirdi — tıpkı bugünkü hayvanlar gibi. Büyük, ağır sauropodlar ve theropodların bacak ve kuyruk kasları büyük olasılıkla kırmızıya yakındı. Küçük, hızlı türlerin ve az kullanılan kas gruplarının eti daha beyaza yakın olabilirdi.

"Kırmızı mı beyaz mı?" sorusunun cevabı aslında "hangi dinozor, hangi kası?" sorusuna bağlı. Evrim bu konuda da tek tip bir cevap bırakmamış. 🦕

Kaynaklar

  1. Mary Schweitzer ve Ekibi, et al. (Science dergisi, 2009). Kollajen Analizi.
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Hızlı gitmek istiyorsan, yalnız git. Uzağa gitmek istiyorsan, birlikte gidelim."
Afrika Atasözü
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)