Çift Yarık Deneyinde Gözlemci, Bilinç ve Dolanıklık Kavramları

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Şu konuyu duymuşsunuzdur: 

Çift yarık deneyinde ölçüm yaparak/gözlemleyerek düzeneğe müdahale edildiğinden dolayı, elektronların davranışlarında değişiklikler meydana geliyor.

Pekala, buraya kadar her şey normal! Gözlemci var ve onun varlığından ötürü ortam teknik olarak değişiyor. Elektronlar da bu önemli değişimden etkilenebilecek kadar hassas oldukları için, bizlerin varlığı deney sonuçlarını değiştiriyor. Durum bundan birazcık daha karmaşık ancak sorun bu değil, ona geleceğiz. Sorun şu: Anlatımların çoğunda, elektronlardan sanki gözlemlendiğinin farkında olabilen varlıklar olarak bahsediyorlar! 

Elektronların gözlendiklerinin ''farkında'' olmaları, bilinç sahibi olmalarını gerektirir fakat elektronların bilinç sahibi olduklarına dair en ufak bir bilimsel veri bulunmamaktadır. Eh, bilinç de "sinir hücrelerini" gerektirir ve elektronlarda sinir hücresi olmadığını size temin edebiliriz! Bu hatanın, ''What the Bleep Do We Know?'' (Ne Halt Biliyoruz Ki?) isimli büyük oranda sahte-bilimle çevrelenmiş; ancak gerçek bilim insanlarına da bol bol yer vererek "profesyonel bulandırıcılık" yapmayı başaran belgeselin yapımcıları tarafından -olaya biraz daha gizem katmak için- bilinçli olarak dahil edilmiş mistisizmden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Dikkat edilirse (ve belgesel izlenirse), o belgeselde ''Ramtha'' isimli sahtebilim şarlatanına söz verilmesine de bir anlam vermek zordur. O kadar saygın bilim insanının olduğu bir yapımda böylesine bir hayal tacirinin yer alabilmesi belgeselin ciddiyetine gölge düşürmüştür.

Konumuza dönersek, temelde kuantum parçacıkları, aynı anda hem dalga hem parçacıktır. Fakat ölçmeye veya gözlemlemeye kalkarsanız ya dalgayı ya da parçacığı bulursunuz. İkisi aynı anda saptanamazlar. Dalga ve parçacığı aynı anda net bir şekilde saptayamama durumu, Heisenberg’in belirsizlik ilkesinin özüdür. Bizim çift yarık deneyinde ekrana gönderdiğimiz parçacıklar, başta parçacık gibi davranırken, yarıklardan geçerken dalga gibi davranıyorlar. Bu davranış, parçacıkların birbirlerini etkilemelerinden kaynaklıdır.

Her parçacık birbiriyle bağlıdır; evet. Bu, şöyle açıklanıyor: ''dolanık parçacıklar'' denilen bu parçacıklar, birbirlerinden ne kadar uzaklaşırlarsa uzaklaşsınlar; bir bağ ile birbirlerine bağlı durumda oluyorlar. Birine uygulanan etki, ''eş zamanlı'' olarak diğerinde de görülüyor. Bunun dışında biz biliyoruz ki, Evren Büyük Patlama ile oluştu. Yani tüm Evren'in maddesi, yani Evren'de olan bütün parçacıklar, Evren'in ilk anında birbiriyle bitişikti. Bu da dolanıklık ilişkisini açıklayabilmemizde önemli rol oynar.

Peki bu ne demek oluyor? Tüm evrendeki parçacıklar aslında dolanık parçacıklar. Bu yüzden birbirleri ile fiziksel olarak açıklanamayan bir bağ kuruyorlar.

Kuantum mekaniğine göre ışık, ''foton'' adı verilen parçacıklardan oluşmaktadır. Tek renkli bir ışığın fotonlarını tek tek gönderebilen bir ışık kaynağının önüne çift yarıklı bir levha konuyor. Çift yarığın ardında da bir ekran var. Fotonlar, ekrana ayrık birer olay olarak ulaşmakta ve sanki sıradan parçacıklarmışçasına ayrı ayrı saptanabilmektedirler. Kuantum davranışındaki gariplik ise şu noktada ortaya çıkmaktadır: iki delikten birini açtığımızda, fotonları beklediğimiz bölgelerde bulabiliyoruz. Fakat iki yarığı da aynı anda açık tutarak fotonları yollarsak fotonları tek yarık açıkken bulduğumuz bölgelerde bulamıyoruz. Fotonun yapmayı seçebileceği iki olası şey, her nasılsa birbirini götürmektedir. Bu tarz bir davranışa klasik fizikte rastlamak mümkün değildir. Ya birisi olmaktadır ya öteki; olması mümkün olan (önünde bir engel bulunmayan) iki olası şeyin ikisini de aynı anda elde edememektesiniz çünkü birbirlerini yok etmek için her nasılsa birbirlerine tuzak kurmaktadırlar.

Kuantum kuramına göre bu deneyin sonucunu şu şekilde açıklamaktayız: foton, kaynakla ekran arasında seyir halindeyken içinde bulunduğu kuantum hali, yarıkların birinden ya da diğerinden geçmesiyle belirlenen durum değil, daha çok ikisinin karmaşık sayılardan oluşan çarpanlarla oranlanan gizemli bir birleşimidir.

Bizlerin, deney düzeneğini gözlemlerken yaptığımız iş, ''gizemli'' ya da ''olağanüstü'' birşey değildir. Sadece parçacıkların birbirleriyle etkileşmelerinde rol oynarız; parçacıklar da zaten dolanık olduklarından, aynı anda aynı etkinlikleri gösterebilirler. Burada işin matematiği devreye girer; o konuya burada değinmeyeceğiz.

Son kez değinmek gerekirse: elektronlar ya da diğer parçacıklar, ''bilinçli'' değillerdir. Sadece aralarında, henüz tam olarak açıklayamadığımız bir mekanizma mevcuttur. Dolanıklık da bu mekanizmanın bir parçasıdır.

İleri Düzey Anlatım

Bu karmaşık ama bir o kadar da nefes kesici videoda, meşhur "çift yarık deneyleri" ve onların gelişmiş versiyonlarını kullanarak, gözlemlerimizin bir elektronun davranışını nasıl etkilediğini anlamaya çalışacağız. Kuantum Mekaniği'nin sağduyuya tamamen aykırı doğasını en harika biçimde gösteren bu deneyler, sadece gözleme bağlı olarak bir fotonun milyarlarca yıl önceki davranışını değiştirebileceğini göreceğiz. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 09/12/2019 12:07:56 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/857

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Modern biyolojinin her parçası, türlerin birbiriyle akraba olduğunu ve atasal türlerden zaman içindeki kademeli değişimler sonucu var olduklarını doğrulamaktadır.”
Helena Curtis
Geri Bildirim Gönder