Çakraların Bilimsel Analizi

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Çakralar derin bir konudur ve bazılarınız bu konuyu ilk kez duyuyor olabilirsiniz. Bu tarz konular bir sürü detaya sahip olduğundan burada en anlaşılır şekilde bunu ele almaya çalışacağız. Yazı boyunca konunun inanç ile ilişkili olduğunu görseniz de, biz burada bu konuya bilimsel bir açıdan bakmaya çalışacağız çünkü günümüzde insan bedeninde çakraların var olduğunu düşünen bir sürü insan bulunduğundan ve Evrim Ağacı’nda diğer canlılar kadar insan türünü de incelediğimizden bu konuyu da ele almamız gerekiyordu. Bilimsel analizlerine geçmeden evvel biraz bu sistemin nereden geldiğini ve geliştiğini anlatmak istiyoruz.

Çakraların var olduğu düşüncesinin ana kaynakları Budizm ile Hinduizm inançlarındaki geleneklerdir. Bu gelenekler genel olarak Yoga ve Tantra’dır. Bilmeyenleriniz için “Tantra” Ortaçağ Hindistan'da oluşturulan dini, ruhsal ve meditatif uygulamaya verilen addır. Çakra kelimesi de Sanskritçe dilinden gelir ve anlamı “tekerlek” ya da “dönmektir”. Söylenenlere göre, çakralar bedenimizdeki enerji merkezleridir ve vücudumuzun önemli organlarıyla diğer vücut parçalarını kontrol eden yapılarımızla bağlantılıdır. Nefes kanalları yoga uygulamalarında Upanishad'larda bilinse bile, Çakra hiyerarşisi 8.yüzyılda Buddhist Hevajra Tantra ve Caryāgiti tarafından tanıtılmıştır. Günümüzde çakraların sayısı 7 olarak bilinse bile, metinler ve öğretilerde farklı sayılar mevcuttur. Kısacası, belirli bir çakra sistemi yoktur ve herkes farklı bir şekilde bunları öğretir, fakat bazı ortak özelliklere de sahiptirler. En bilinen çakra sistemlerinden biri Hindu çakra sistemi olan Kundalini’dir. İnsan vücudundaki gizemli bir evrim enerjisi olarak nitelendirilen Kundalini enerjisi, organizmada uyuyan (bir yılan olarak tasvir edilir), hareketsiz potansiyel bir güç anlamındadır.

Buraya kadar her şeyin anlaşıldığını umuyoruz. Şimdi de Çakraların ortak özelliklerini inceleyelim:

  1. Süptil bir enerji bedeni ve kanalları oluştururlar.
  2. Çakralar fiziksel olmaktan çok süptildir, fakat fiziksel sağlığımızla ilişkilidir.
  3. Mantralar, renkler ve ilahlarla ilişkilendirilirler.
  4. Şekillerinde belirli sayıda yapraklar bulunur.
  5. Merkezi kanalın üzerinde bulunurlar.
  6. İki taraflı kanalları merkezi kanalından çakralar üzerinden geçerler.

Burada bahsedilen Süptil beden mistik, okült ve ezoterik öğretilerde canlıların eterik, görülmeyen bedenidir. Dokuzuncu beden olarak da bilinir ve ruha benzetilmektedir.

Çakraların sadece organlarımızla değil, aynı zamanda duygularımız, düşüncelerimiz, yaşam kalitemiz ve davranışlarımız üzerinde de etkili olduğu söylenir. İnsanların stresli olması ya da mutluluk duyması, benliğimizle baş başa olmamız ya da bilincimizle öte alemlere yolculuk etmemiz bütünüyle çakralarla ilişkili olduğu anlatılır.

 

Batı Çakra Modeli

1927 yılında Sir John Woodroffe (takma adı: Arthur Avalon) “Sat-Cakra-Nirupana” ve “Padaka-Pancaka” Hint dilinde yazılmış metinleri tercüme ederek “The Serpent Power” (Yılanın Gücü) adlı eserinde içermiştir. Yedi Çakralı Sistem batıda bu kitap sayesinde popüler bir hale gelmiştir ve aşırı detaylı olan bu kitap başkalarının da bu konu üzerinde durmasını sağlamıştır. Daha sonra çakralar konusunda fikirlerin gelişmesi C.W. Leadbeater tarafından yazılan “The Chakras” (Çakralar) ile olmuştur. Çakralar bu haliyle de 20.yüzyılın ikinci yarısında oluşturulan Batı kültürün ruhsal hareketi olan New Age'de (Yeni Çağ) de görülmektedir. Çakralar Reiki'de de kullanılmaktadır. Enerjinin süptil bedende aktığı söylenen Nadis'den hayat enerjisi (Hint dilinde: Prana) akar ve buna aynı zamanda şakti (Hintçe), qi (Çince), ki (Japonca), koach-ha-guf (İbranice), bios (Yunanca) ve esîr (Yunanca, İngilizce) denir. Elbette bunca kelimeyi aklınızda tutmak zor olabilir ama yine de bilmeniz açısından paylaşıyoruz. Bunu anlayabilmek için şöyle basit bir örnek sunmak isteriz: Siz bir cep telefonu gibisiniz, bedeninizde birkaç tane priz bulunuyor ve hayat sizi şarj ediyor.

 

Yedi Çakra

  1. Sahasrara: Taç Çakrası
  2. Ajna: Göz Çakrası
  3. Vishuddha: Boğaz Çakrası
  4. Anahata: Kalp Çakrası
  5. Manipura: Solar Plexus Çakrası
  6. Swadhisthana: Sakral Çakrası
  7. Muladhara: Kök Çakrası

Bazı insanlar modern insanlardaki çakralarla eski insanlardaki çakraların benzemediğini, bir değişimin, bir evrimin olduğunu söylemiştir. Bazı insanlar da çakraların sadece duygu ve düşüncelerimizle değil, ama fiziki görünüşümüz ile de bağlantılı olduğunu söylemiştir. Çakraları endokrin sistemiyle ilişkilendirenleri de görüyoruz. Renklerle de bir ilişkilendirme söz konusudur, örneğin başımızın üstünde olan çakra (taç çakrası) mor renginde gösterilir ve bu haliyle baş ağrısı olan bir insan başına mor renginde bir taş (örnek: Ametist) tutarsa iyileştirici gücü görüleceği söylenir. Kısacası, çakra sistemleri konusunda benzer özellikler olsa bile, herkes farklı şekillerde yorumladığı için belirli bir çakra sistemin olduğunu söylemek mümkün görünmüyor. Bu arada endokrin sistemin ne olduğunu bilmeyenlere şöyle bir özet sunalım: İç salgı bezleri; salgılarını, vücudun başka bölgelerindeki hedef hücrelere ulaştırabilmek için kana veya lenfe veren bezlerin tümüdür. Hipofiz, tiroit, paratiroit, epifiz ve böbreküstü bezleri, iç salgı bezlerine örnektir.

Kristal Işık Yatağı (Çakra Yatağı)

 

Çakralara Şüpheyle Bakmak

Peki bütün bunlara bakarak, yapılan araştırmalar ve incelemeler de neler söyleniyor? The Skeptic Encyclopedia of Pseudoscience (Sözdebilim'in Skeptik Ansiklopedisi) çakraların sayısı konusunda net bir cevabın olmadığını vurguluyor. Aynı zamanda insan bedenin anatomisi ve fizyolojisi ile ilgili herhangi bir bağı gösterecek kanıtın bulunmadığını ve insan bedenin dikkatlice incelenmesine rağmen, çakraların varlığını ortaya koyacak herhangi bir şeyin olmadığını da belirtiyor. İnsan bedenin fiziksel incelenmesinde ve otopsilerde çakraların görülmeyeceğini savunanlar ise çakraların fiziki bedende değil ama süptil bedende bulunmasından dolayı görünmez olduklarını söylüyor. Bir şeyin varlığı sorgulanırken görünmez olduklarını belirtmek ve somut bir kanıt göstermemek şüphe eden insanların şüphe duymasını haklı kılıyor, çünkü aynı savunma görünmez olduğu belirten binbir çeşit şey için de kullanılabilir.

Çakraların ve savunucularının en büyük problemlerinden bir diğeri, çakra enerjisi olarak bahsettikleri enerjinin fiziksel anlamı hakkında hiçbir açıklama yapamıyor oluşlarıdır. Günümüzde fizik-üstü olan hiçbir şey keşfedilemediği gibi, çakraların da fizik-üstü bir etkisi olduğuna dair hiçbir bulgu yoktur. Çakralar ve bunun üzerine kurulu sistemler kısmen psikolojik rahatlık ve fayda sağlıyor olsa da, bunun sebebi "gizemli enerjileri" değil, yapılan meditatif çalışmaların psikoloji, dolayısıyla da beden üzerindeki olumlu etkisidir. Dolayısıyla "çakralar" denen olguların fiziksel çalışma yöntemi bilinmekte; ancak fiziksel biçimde izah edilememektedir. Bu da, faydalı olanın çakralar ve üzerindeki çalışmalar değil, psikolojik telkin mekanizmalarının bedeni ve bireyi rahatlatıyor ve daha iyi hissettiriyor olmasıdır. Bunun haricinde, çakraların beden ve fizik üstü bir boyutuna hiç rastlanmamıştır ve bu iddianın sahipleri tarafından hiçbir bilimsel yöntem kullanılarak ispatlanamamıştır.

Çakraların enerji bakımından sorunu, ne tür bir enerji formu olduğunun hiçbir şekilde izah edilmemesidir. Günümüzde çok sayıda enerji formu tanımaktayız: potansiyel enerji, kinetik enerji, termal enerji, kimyasal enerji, elektrik enerjisi, elektrokimyasal enerji, elektromanyetik enerji, ses enerjisi, nükleer enerji ve daha nicesi bunların sadece birkaçıdır. Fiziksel olarak bir sistem (örneğin vücut) herhangi bir şekilde iç veya dış enerji değişiminden etkileniyorsa, bunun fiziksel boyutu hesaplanabilir ve gözlenebilir olmalıdır. Ne var ki çakralardaki değişimlerin hiçbiri, bu fiziksel enerji formlarından herhangi biriyle izah edilememekte, bu formlarla izah etmeye çalışanların hiçbiri konuyu bilimsel açıdan temellendirememektedir. İsminin havalı olmasından ötürü çakraların "elektromanyetik enerji" olduğu sıklıkla iddia edilse de, yapılan çalışmalar bu yönde bir bulguya rastlamamıştır. Bu yönde bilimsel çalışma olarak yapıldığı iddia edilen ve çakra bölgelerinde elektromanyetik dalgalanmaların olduğunu gösterdiğini iddia eden bazı çalışmaların ise sonradan tekrarlanmasında aynı sonuçlara ulaşılamamış ve sahtekarlık girişimi olarak bilim dışına itilmiştir. Kısaca, çakraların enerji bazında hiçbir bilimsel açıklaması bulunmamaktadır.

Bunu atlatmak isteyen çakra savunucuları, "ruh enerjisi" isimli yeni bir enerji türü uydurmaktadırlar ve çakraları bununla açıklamaya çabalamaktadırlar. Bunun, kanıtsız olarak ileri sürdüğümüz her şeye takabileceğimiz uydurma kulplardan bir farkı yoktur. Bu insanların "bilimsel ispat" konusundan anladıkları, "Çok sinirli bir insandım, yoga yapıp çakralarımı iyileştirdim, artık çok sakinim." gibi anektotlara dayalı, bilimsel olmayan ve bilimsel olarak incelenmemiş açıklamalardan başka hiçbir dayanakları bulunmamaktadır. Bilimde aradığımız ispatlar, birden fazla araştırmacı tarafından aynı koşullarda tekrar edildiğinde, aynı sonuçları veren verilerdir. Ne yazık ki çakra konusunda bu şekilde ortak bir sonuca varılmış değildir. "Ruh" kavramının da bilimsel bir tabanı ve gerçekliği olmadığı gibi, var olmadığının da biliniyor olması, buna dayalı olarak yapılan "çakra" ve "ruh enerjisi" açıklamalarını bilimsel olarak geçersiz kılmaktadır.

Çakralarla ilgili bir diğer sorun, bedenle olan etkileşimlerinin izah edilemiyor oluşudur. Nasıl ki ne tür bir enerji formu olduğu bilimsel olarak temellendirilemiyorsa, cisimlerle olan fiziksel etkileşimi de, 4 temel fizik kuvvetine (kütleçekim, elektromanyetizma, kuvvetli nükleer kuvvet, zayıf nükleer kuvvet) bağlı olarak açıklanamamaktadır. Yine başarısız birkaç denemeyle "elektromanyetizma" iddiaları ileri sürülmüş olsa da, yapılan hiçbir fizik deneyinde, çakralardan etkilenen elektromanyetik dalgalara rastlanmamış, dolayısıyla bu yapıların bedenle etkileşimi bir safsatadan ibaret kalmıştır.

Yine bir diğer sorun, çakraların konvansiyonel veya modern fizik terimlerince açıklanamıyor olmasıdır. Uzun yıllar evrenin maddeden ibaret olduğunu sandık ve şu anda karanlık madde ve enerji gibi yeni varlıklarla karşılaşıyoruz. Bazı çakra savunucuları, bu tip bir "şu anda bilmiyoruz"culuğa sığınarak kendilerini sağlam bir limana çekmekte ve bilimsel şüphecilikten korunduklarını sanmaktadırlar. Bu da geçersiz bir iddiadır, çünkü karanlık madde ve enerjinin temeli de, temel fizik ve kuantum fiziği dahilinde bildiklerimiz sayesinde keşfedilmiştir ve onların üzerine eklenerek geliştirilmektedir. Dolayısıyla çakra gibi bir iddianın öncelikle klasik fizik veya en azından kuantum fiziği ile açıklanması gerekmektedir. Ne var ki çakraların fiziksel etkisine veya beden üzerindeki doğrudan etkisine ("iyi hissetmek" gibi dolaylı etkilerin çakraları ispatlamadığına dikkat ediniz) hiçbir bilimsel araştırmada rastlanmamış, bu iddiaları ileri sürenlerin çalışmaları tekrarlandığında aynı sonuçlara varılamamıştır. Dolayısıyla çakraların ispatını gelecekteki bilime yüklemek, var olmayan fiziksel kuvvetler uydurmaktan farksızdır.

 

Özetlemek gerekirse fiziksel bedenimize bağlı olan ve fiziksel etkilerini gösterebildiği söylenen çakraların sırf görünmez veya henüz açıklanmamış oldukları için onları gerçek olmadığını iddia edemeyiz, sonuçta radyo dalgalarını da göremediğimiz halde var olduğunu biliyoruz. Fakat herhangi bir şekilde doğrudan ispatı bulunmayan bir iddiayı, sırf görünmezlik ve henüz açıklanamamış olma iddiasıyla gerçek sınıfına sokmak ve bunun üzerinden çalışmalar yürüterek, para kazanma temelli uygulamaları yürürlüğe sokmak, bilimsel açıdan kabul edilemezdir. Görünmez bir şeyin varlığını ortaya koyabilmesi için etkilerini görebilmemiz gerekmektedir, mesela 21 Aralık 2012 tarihinde beklenen X gezegeni gerçekte var olsaydı fakat gözle tespit edilmesi zor olsaydı diğer gezegenler üzerinde oluşturduğu çekim kuvvetindeki değişiklere bakarak belki varlığı konusunda daha net bilgiler elde edebilirdik. Carl Sagan’ın söz ettiği gibi “Muhteşem bir şey bir yerde keşfedilmeyi bekliyor” olabilir; bu ihtimali tamamen yok saymıyoruz (her "olağanüstü" iddia gibi). Ancak o zamana dek o şey ya da şeylerin varlığından kesin olarak bahsedemeyiz, bu sebeple çakraların olduğunu düşünenler ya daha sıkı çalışmalar yapması gerekecek ya da eli boş geleceklerdir. Bilim camiası yeni şeylere her zaman açıktır.

Geliştiren: Çağrı Mert Bakırcı

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Wikipedia "Chakra" Makalesi
  2. The Skeptic's Dictionary "Chakra" Makalesi
  3. The Skeptic's Dictionary "Energy Healing" Makalesi
  4. Skeptoid "New Age Energy" Makalesi
  5. Skeptics SA "Guide To Chakras" Makalesi

Bilimde Bugün: 14-15 Ağustos

Yüksek Yerlerde Yaşamanın Genetik Adaptasyon Mekanizması Aydınlatıldı!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim