Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Astrolojiye İnananlara Hatalarını Nasıl Gösterirsiniz?

Basit Bir Astroloji Deneyi/Oyunu ile Astrolojinin Tutarsızlıklarını Gösterebilirsiniz!

14 dakika
123,353
Astrolojiye İnananlara Hatalarını Nasıl Gösterirsiniz? Editus
Evrim Ağacı Akademi: Astroloji Yazı Dizisi
Bu yazı, Astroloji yazı dizisinin 4. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan " Astroloji Nedir? Astrolojinin Bilimsel Analizi..." başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?

  • Astrolojinin temel iddiaları bilimsel testlerden geçememekte ve gök cisimlerinin doğum anındaki konumları ile bireylerin kişilikleri arasında nedensel bir ilişki kurulmamaktadır.
  • Yapılan deneyler ve çift kör testler, astrologların kişilik analizlerinin rastgele ve güvenilmez olduğunu göstermekte, astroloji bilimsel metodolojiye uygun hareket etmemektedir.
  • Astroloji, bireylerin gerçek algılarını saptırarak sahte umutlar pazarlamakta ve bu nedenle hem bilimsel açıdan geçersiz hem de toplumsal olarak zararlı bir etkisi bulunmaktadır.

Richard Dawkins'in astrolojiye inananlara yönelik yaptığı kapsamlı analiz videosunu artık izlemeyen kalmamıştır. Kaçıranlar, aşağıda izleyebilirler.

Astrolojiyle ilgili bilimsel temelinizi sağlamlaştırmak isterseniz buradaki yazımızı okuyabilirsiniz. Ola ki bilimsel araştırmalar, halk efsanelerinin geçersizliğini görmeniz için yeterli değilse, kendi testlerinizi uygulayarak kendi gözlerinizle astroloji safsatası üzerinden para kazananların gözünüzün içine baka baka yalan söylediğini ve paranızı çaldığını görebilirsiniz.

Deneysel Oyunla "Burçlara Ait Karakter" İddialarını Çürütün!

Deney oldukça basit ve Dawkins'in gösterdiği deneylerin bazılarından esinleniyor. Diyelim ki astrolojiye göre "Yengeç" burcusunuz. Astrolojiden anladığını iddia eden ve sizi kısmen tanıyan birine, konu açıldığında Yengeç harici bir burç söyleyin (mesela "İkizler"). Sonra İkizler ile ilgili bilgiler vermesini ve size ne kadar da uyduğunu, olumlu ve olumsuz taraflarınızı anlatmasını izleyin. Sonrasında, sözünü keserek yalan söylediğinizi, aslında İkizler olmadığınızı söyleyin.

Tüm Reklamları Kapat

Muhtemelen "Hahah, tahmin etmiştim, çok da uymuyor sana şimdi düşününce; nesin aslında?" minvalinde bir şeyler diyeceklerdir. Bunu söylediklerinde, biraz utangaç ama karşı tarafa güven verecek şekilde yine yanlış olan başka bir burç söyleyin (mesela "Aslan"). Biraz utangaç olmalısınız, çünkü az önce yalan söylediğiniz için kendinizden utandığını karşı taraf anlamalı. Eğer aşırı emin gözükürseniz, karşı taraf kendisini yine kandırmaya çalıştığınızı düşünecektir.

Ola ki foyanız açığa çıkarsa, şakayla karışık bir şekilde yanlış bir doğum tarihiyle birlikte ona uygun bir burç söyleyin. Mesela 23 Ocak deyin ve Kova olduğunuzu söyleyin. Böylece fazladan bilgi vererek karşı tarafı ikna etme şansınızı arttırmış olacaksınız.

Her neyse, karşı taraf ikna olduğunda ve Kova'nın size ne kadar uyduğunu, olumlu-olumsuz taraflarınızı saymaya başladığında, bir süre sonra yine lafını kesin ve tekrar yalan söylediğinizi söyleyin.

Bu işlemleri karşı taraf yalan söylemekten veya siz oynamaktan bıkana kadar devam ettirin. Teorik olarak 11 defa burç değiştirmeniz mümkündür. Çünkü astrolojinin tamamı ve burçların hepsi uydurmadır. Ancak çoğu zaman kişiler 3-4 yalandan sonra sıkılırlar. Farklı farklı astroloji safsatasına inananlarla rekorunuzu kırmaya çalışın. Deneyimlerinizi bizlerle paylaşın.

Tüm Reklamları Kapat

Astroloji Neden En Basit Bilimsel Testleri Geçemiyor?

Tabii ki astrolojiye inanan bilim karşıtları genellikle süreç içerisinde bu tür çürütmelere, eşit derecede geçersiz savunmalar geliştirmişlerdir. Bunların bir tanesi, "Ama yükselen var, diğer gök cisimlerinin etkisi var, şimdi onları katmadan astrolojiden bahsedemezsiniz." gibi bir savunmadır. Ülkemizin en değerli astronomlarından Dr. Ethem Derman'ın sözleri, bu noktada ete kemiğe bürünerek anlam kazanmaktadır: "Hayatınızda ebenin etkisi Satürn'den fazladır."

Gerçekten de öyle! Burada tüm detaylarıyla gösterdiğimiz üzere, hem matematiksel olarak hem de fiziksel olarak astrolojinin herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır! Yani elektromanyetizma, gök cisimlerinin kütle çekim kuvveti, vb. ile astrolojiye bilimsel bir temel bulmak imkansızdır. Odada oturan arkadaşınızın veya doğum sırasında orada bulunan doktorun sizin üzerinizdeki kütleçekim kuvveti, herhangi bir gezegenin, hatta Ay'ınkinden bile daha güçlüdür! Cebinizdeki telefonun veya doğum anında kullanılan oksijen ve kalp ritmi monitörlerinin elektromanyetik kuvveti, herhangi bir gezegenin ve hatta Güneş'in elektromanyetik kuvvetinden daha fazladır. Bu durumda, etrafımızda bu kadar faktör varken, spesifik bir gök cisminin göz ardı edilebilecek kadar ufak fiziksel etkisinin sistemsel bir mekanizma olarak ileri sürülmesi geçersizdir. Eğer bu saydığımız diğer faktörlerin de bizi etkilediği kabul edilecek olursa da, astrolojinin tüm iddiaları geçersiz konuma düşmektedir; çünkü astrologlar yaptıklarını iddia ettikleri analizlerin hiçbirinde bu tür sinyal gürültülerini (etkisini incelediğimiz şey haricindeki diğer şeylerin etkisini) dikkate almamaktadırlar. Yani her iki durumda da astrolojinin bilimsel bir temele oturtulması imkansız gözükmektedir - ki bu nedenle de bugüne kadar oturtulamamıştır.

Astrologlar genellikle bu tarz bilimsel analizlere yönelik olarak çok sayıda asılsız, temelsiz, gerçekliği ispatlanmamış ek iddia ile argümanlarını bulandırmaktadır. Ancak ispatsız olan tüm üst-iddiaları görmezden gelip, astrolojinin yine ispatsız olan temel argümanlarına odaklandığınızda (yani örneğin gök cisimlerinin doğum anında bireylerin psikolojisini sistemli ve tekrar eden bir şekilde etkileyebildiği gibi iddialara odaklandığınızda) geriye kalan, basitçe, "insani karakterlerin doğum anıyla hiçbir alakası olmadığı, astrologların kafalarına göre yorum yaptıkları" gerçeğidir. Çünkü gök cismi ile davranış arasındaki nedensellik (yani her seferinde davranışsal kategorilere karar verenin doğum anındaki gök cismi pozisyonları olduğu ve bunun her seferinde kendini tekrar ettiği iddiası) bilimsel olarak gösterilemediği müddetçe, bunun üzerine inşa edilen karakter analizlerinin, burç kategorilerinin, geleceğe yönelik tespitlerin hiçbiri geçerli görülemez.

Astrologların katılımıyla gerçekleştirilen, onların katkılarıyla yapılan ve Nature dergisinde yayınlanan bir deneyde, 28 astrologa 256 katılımcının 480 soruya verdikleri cevaplardan toplanmış kişilik verileri gönderilmiş ve bu bilgilerden yola çıkarak astrologların burç ve kişilik analizleri yapması istenmiştir. Birden fazla şekilde yapılan testler sonucunda, astrologların birbirleriyle ortak sonuçlara varamadıkları gibi, astrologlar tarafından tespit edilen sonuçların kişiler tarafından doğru bulunmadığı, rastgele üretilen veya başkalarına ait olan kişilik analizlerini kendilerine özel üretilenlere istatistiki olarak eşit sıklıkta tercih ettikleri gösterilmiştir. Aynı deney, 2008 yılında 52 üniversite öğrencisi ile tekrar edilmiştir ve aynı sonuçlara ulaşılmıştır.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Dolayısıyla yukarıdaki basit oyunda yaptığınız da bir nevi kontrollü deney gibidir. Astrologların ne tür savunmalarla sizi kandırmaya çalıştıklarını kolayca görmenizi sağlayacaktır. Teknik olarak, eğer ki burçlar doğru olsaydı, burcunuz (ve sadece burcunuz) size uymalıdır. Bir astrolog, net bir şekilde bu burcu tespit edebilmelidir.

Çoğu zaman kişiler "Ama gerçekten burcum bana çok uyuyor!" derler. Bunun sebebi burçların gerçekten size uyuyor olması değil, astrologların Forer-Barnum Etkisi denen bir psikolojik/istatistiki yönteme başvurarak size yalan söylüyor olmasındandır. Eğer ki 12 burçtan (aslında 13 burç var ama karıştırmayın şimdi, astrologlar da ne yapacaklarını bilmiyorlar bu konuda) herhangi birini size "sizin burcunuzu okuyoruz" diyerek okusaydık, büyük oranda uyduğunu görecektiniz. Dawkins'in deneyi bunun bir örneğidir. Forer-Barnum Etkisi ile ilgili buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Ama... Astroloji Gerçekten, Cidden Geçersiz mi?

Astrolojiye inananların hatalarını göstermenin bir yolu da onlarla mantığa ve bilime dayalı bir sohbet olabilir. Bu çoğu zaman işe yaramaz; çünkü sahtebilim inancı oldukça derindir ve mantıklı bir sohbet zor olabilir. Ancak ola ki bunu yapabilecek birini tanıyorsanız, belki de onları gerçeğe yönlendirmenin yolu yukarıdaki oyun gibi zokaya düşürmek değil; bir iddiaya bilimsel olarak nasıl yaklaşmaları gerektiğini öğretmektir.

Şöyle düşünün: Yukarıdaki eğlenceli deneyi/oyunu ele alın. Bu bir fizik deneyi olsaydı, kimi zaman çalışıp, kimi zaman çalışmamasını bekler miydiniz? Hayır! Tıp olsaydı, "Valla şekerim şimdi diyabet var, kalp var, böbrek var, neyin olduğunu nihayetinde elbette bilemeyiz ama biz gene de bu tedaviyi bir deneyelim." denmesini ister miydiniz? Elbette hayır!

Daha netleştirelim: Diyelim ki babanız kim, net olarak biliyorsunuz ve genetik biliminin isabetliliğini tespit etmek istiyorsunuz. Baba olabilecek yaşta 12 kişiyi alıp bir hastaneye gidiyorsunuz. Sizden ve bu 12 kişiden kan alınıyor, genler dizileniyor. Araştırmacılara diyorsunuz ki, 4 numaralı kişi babamdır. Ama aslında yalan söylüyorsunuz, gerçekte babanız olan kişi 9 numaralı kişi. Genetik sonuçlar geliyor ve sonuç net: 9 numaralı kişi babanız. Diyorsunuz ki "Hayır, yalan söyledim. Aslında 11 numaralı kişi babamdı. Tekrar edelim testi." Tekrar test yapılıyor ve yine genetik testin sonucu aynı: 9 numaralı kişi babanız. Bunu istediğiniz kadar tekrar edin, genetik testlerin akademik olarak yayınlanan hata paylarının içinde kaldığınız müddetçe ısrarla sonuç 9 numara olacaktır. Bu size güven vermelidir. Benzer şekilde, astrologların belirsizliği de size güvensizlik vermelidir.

Eğer fizikte, kimyada, biyolojide bir iddianız varsa, en azından istatistiki olarak anlamlı bir tekrar boyunca sonuçlarınızın aynı olması gerekirdi. Hatta temel bilimleri geçtik; psikoloji ve sosyoloji gibi sosyal bilimlerde bile belli (ve son derece üst düzey) bir istatistiki standart vardır. Örneğin buradaki örneği okuyarak, bilimsel bir mesele söz konusu olduğunda, araştrımacıların en ufak bir hatasında bile bilim camiasının ne kadar katı, sert ve net bir tepki verdiğini, kişileri doğru yöne sevk edecek uyarıları yaptığını ve bilimsel iddiaların yayınlanmadan önce ve sonra ne tarz katı bilimsel testlere tabi tuttuğunu görebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat

Astrolojinin Bilimselliğine Yönelik Kontrol Listesi

Bir alanın bilimselliğine yönelik yaptığımız incelemeyi astrolojiye uygulayalım, bakalım nasıl bir sonuç çıkacak?

  1. Astroloji, doğal dünyaya mı odaklanmaktadır? Evet; ancak astrolojinin temel iddiası, başımızdan geçen olayların doğum tarihimiz ve gök cisimleri ile ilişkilendirilebileceğidir. Yani Dünya'nın Güneş etrafında bulunduğu konuma yönelik tamamen rastgele geliştirdiğimiz ve milenyumlar içinde değişen takvim sistemi ve bu takvimde hangi günde ve saatte doğduğunuzdaki astronomik cisim konumları ile, bugün, yarın, birkaç yıl sonra başınızdan geçecekler arasında bir ilişki olduğunu iddia etmektedir. Bu, standart bir bilimsel neden-sonuç iddiasıdır ve bilimsel olarak test edilebilir. Fakat bunu yapıp da başarılı bir neden-sonuç ilişkisi kurabilen kimse olmamıştır. Astrolojinin geçerli olmasını mümkün kılacak, söz konusu ilişkileri sağlayabilecek herhangi bir fiziksel kuvvet bulunmamaktadır.
  2. Astroloji, doğal dünyayı açıklamaya çalışmakta mıdır? Evet; ancak astrolojinin yaptığı, aradaki nedenselliği ispatlamaksızın çıkarım üzerine çıkarım inşa etmektir. Örneğin bahar ekinoksunda doğmuş olmak ile girişimci olmak arasında bir ilişki olduğunu ileri sürer. Bu tarz ilişkileri ortaya koyan herhangi bir bilimsel araştırma bulunmamaktadır. Buna rağmen astroloji, bu iddiadan yola çıkarak ek karakteristik kategorizasyonlara girmekte ve ispatlamadığı bir iddia üzerine hikayeler oturtmaktadır.
  3. Astroloji, test edilebilir iddiaları kullanmakta mıdır? Hayır; çünkü astroloji tarafından ileri sürülen iddialar öylesine geneldir ki, herhangi bir diğer özellik de aradaki nedenselliği açıklamaya yetecektir. Zaten Forer-Barnum Etkisi de bunu ispatlamakta; astrolojinin geçersizliğini ve neden bize uyuyormuş gibi gözüktüğünü izah etmektedir. Öte yandan, test edilebilir olan iddiaları da vardır. Örneğin bir kişinin burcunun, o kişinin yönetimsel becerilerini etkilediği iddiası test edilebilir bir iddiadır. Ancak bunu test edip de başarılı bir sonuç üretebilen kimse olmamıştır. Yani astroloji, kendi test edilebilir iddialarının sınanmasında bile başarısızdır.
  4. Astroloji, kanıta dayalı bir uğraş mıdır? Hayır; çünkü astrologlar kendilerine sunulan kanıtlar ışığında iddialarını ve hipotezlerini terk etmezler; tam tersine, onları daha da sıkı savunarak alternatif açıklamalar üretmeye çalışırlar (ne var ki bu açıklamalarını yukarıdaki testlere tabi tutmazlar). Daha önceden de bahsettik; ancak astrologları çok basit bir çifte kör testine tabi tutan ve Nature dergisinde yayınlanan araştırmayı hatırlayın. Astrologlar sistematik sonuçlar üretemedikleri gibi, kanıt ışığında fikir değiştirmek yerine bahanelerle neden başarısız olduklarını geçiştirmeye çalışmaktadır.
  5. Astroloji, bulgularını bilim cemiyeti ile paylaşmakta mıdır? Hayır. Bilimin en temel mekanizması, bilimsel bulguları hakemli, güvenilir ve akran denetiminden geçen akademik jurnallerde yayınlamaktır. Böylece diğer bilim insanları metotlarınızı, sonuçlarınızı, bu sonuçlardan ulaştığınız çıkarımları test edip, onları kendi araştırmalarında kullanarak sizi sınayabilirler. Astrolojide böyle bir mekanizma bulunmamaktadır. Astrologlar iddia ve bulgularını akademik dergiler yerine magazin dergilerinde paylaşmaktadırlar.
  6. Astroloji devam eden bilimsel araştırmalar üretebilmekte midir? Hayır. Astrolojinin iddiaları bilimin evrimi içinde test edildi, sınandı ve başarısız oldu. Bu nedenle bilim cemiyeti bu iddiaları terk edip, daha gerçekçi ve bilimsel açıklamalara yöneldi. Astroloji, icadından beri hiçbir bilimsel keşfe veya bulguya katkı sağlamadı.
  7. Astrologlar bilimsel metodolojiye uygun davranmakta mıdır? Bilimde bir iddia ileri sürülürken, "Aman canım biri zaten hatamı bulur." diyerek konuya yaklaşılmaz; daha yayın aşamasına gelmeden iddialar tekrar tekrar çürütülmeye çalışılır, alternatif açıklamalar üzerinde durularak iddialar sınanır. Astrologlar ise daha kendi iddialarının akademik temelini sorgulamaksızın halka yaymaktadır. Dahası, yukarıda da izah ettiğimiz gibi, kendileriyle çelişen akademik sonuçları görmezden gelirler.

Astroloji Bireylere Zarar Verebilir!

Sırf bu temel kriterlerdeki başarısızlığı bile astrolojiyi ciddiye almadan reddetmek için yeterlidir. Ancak astrolojiyi reddetmenizin sebebi sadece bilim felsefesine dayalı sebepler olmak zorunda değildir: Astroloji, insanlara zarar verebilir; yani toplum üzerinde doğrudan olumsuz etkisi vardır!

Çünkü astroloji, temelsiz varsayımlardan büyük iddialar üzerine inşa edilmiştir. Öte yandan bilimin her alandan uzmanlar, zayıf verilerden büyük iddialar çıkarmamaya özen gösterirler: Bir psikolog, herkesin standart kalıplara bölünemeyeceğini bilir; bu nedenle bireysel terapiler uygulanır. Bir hekim, hasta hikayesi gibi bireysel özelliklerden yola çıkarak tedavi önerir, insanları standart kategoriler bölmez (öyle ki tıbbın evrimi "bireysel tıp" dediğimiz çok özelleşmiş bir alana evrimleşmektedir). Ancak astrologlar, gök cisimlerinin konumlarından yola çıkarak kişiliklerin 12 kalıba ayrıldığını ve bunların spesifik bir birey için genel geçer yargılar üretmekte kullanılabileceğini iddia ederler.

Tüm Reklamları Kapat

Astroloji, bu yolla halka sahte umutlar pazarlamaktadır. İnsanlar, şu 3 şeyi duymak isterler, çünkü bunlar onları mutlu eder:

  1. Kendilerine dair olumlu yanlar,
  2. Gelişmekte olan olumsuzluklar,
  3. Geleceğe yönelik bilgiler.

Bunlar, kişilerin özgüvenini artırır. İlki, başkalarından beklediğimiz onaylanma hissini tatmin eder. Diğer ikisi ise bilinmezlikleri azaltarak bizi psikolojik olarak sorunlara ve bilinmezlere hazırlar. Ancak bir sorun var: Astrolojinin size sundukları gerçek değildir! Astroloji kişilere sadece duymaktan hoşlanacağı veya hoşlandığını sandığı şeyleri pazarlar; gerçekleri değil.

Bu büyük bir problemdir; çünkü hatalı yönlendirme dolayısıyla astrolojinin iddiaları insanların gerçeğe yönelik algılarını saptırabilmektedir. Örneğin bir üniversite öğrencisi adayına sınavı kazanacağının söylendiğini ve bu nedenle çalışmalarını gevşettiğini düşünün! "Sorumlu bir astrolog" bundan kaçınabilir; ancak astroloji bir sınava yönelik başarı oranımızı tahmin edemedikten sonra gerçekten ne işe yarar ki? "Sıkıntıların var ama bunları aşacaksın." gibi bir bilginin kişiye faydası nedir? Sıkıntıların er ya da geç aşılacağı gerçeği, sıradan bir istatistiki önermedir, gizemli bir astrolojik öngörü değil.

Tabii ki astrolojide istenmeyen, olumsuz, üzücü iddialar da bulunmaktadır ("Yakında başına üzücü bir ayrılık gelecek; bu bir sevgili olabilir, bir akraba olabilir." gibi). Bu, hiçbir sağlam temele dayanmıyor olsa da, astrolojinin inandırıcılığını arttıran bir taraftır: "Aman canım, sadece iyi şeyler söylemiyorlar ki!" yaygın bir astroloji savunusudur. Ne var ki bu da bireyler için zararlıdır; çünkü kişileri tamamen asılsız bir şekilde strese ve paranoyaya itebilir.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)

Bedreddin: Hayatı ve Düşünceleri

Murat Küçük

“Adil bir dünyanın özlemini duyuyordum. O dünyada hepimize yer olmalıydı. Oysa iktidar savaşlarıyla birbirini boğazlayan orduların ayakları altındaydı insanlık. Yoksulların çaresizliğini düşündükçe bir şeyler yapmamız gerektiğini hissediyordum.”

Söz konusu Şeyh Bedreddin olunca yanıtları belki de her daim muğlak sorularla baş başa kalırız. Bir medrese âlimiyken neden tasavvuf yolunda menzil almıştır? Fikirlerinin Anadolu ve Balkanlar’da bu kadar etkili olabilmesinin nedeni nedir? Dinlerin eşitliğine dair düşüncelerinde Hıristiyan-Helen köklerinin etkisi var mıdır? İsyancılara atfedilen özel mülkiyet karşıtı fikirlerin ilham kaynağı gerçekten Şeyh Bedreddin midir? Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’le yolları nasıl kesişmiştir? İsyanı planlamış mıdır yoksa rüzgârın yönüne doğru mu yürümüştür sadece?

Murat Küçük zihninde bu sorularla altı yüzyıl önceye gidip söyleşiye davet ediyor Bedreddin’i. Daha yakından tanımak istiyor bu akılcı fıkıh âlimi, gönül gözü açık sufi ve isyankarların yoldaşı şeyhi… Tarihin karanlıklarında kalmış olayları hayali bir Bedreddin’le aydınlatma emeliyle akıl ve kalple dolu bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Okuyucuya Not: Hayali söyleşiler, dünyayı değiştiren, onu anlamamızı sağlayan önemli isimlerle tanışmak veya onları yeniden keşfetmek isteyenlere keyifli bir okuma sağlamak amacıyla hazırlandı. Bu söyleşiler hayal ürünü olsa da biyografik gerçeklere dayanıyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori

Murat Özbank

2013 yılının Haziran ayında, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nı dolduran çok dilli, çok dinli, çok ideolijili, çok kimlikli insan çoğulluğu arasında bir “ruh” dolaştı: özgürlük ve demokrasi ruhu. Bu ruh, Türkiye’de siyasal hayatı ve siyasal tahayyülü derinden etkileyebilecek gelişmelerin ve arayışların yolunu açtı. Peki nasıl doğmuş, nasıl büyümüştü bu ruh? Dile gelecek olsa hangi kavramlarla konuşur, nasıl bir kuramsal zemine yaslanırdı?

Gezi Ruhu ve Politik Teori bu sorulara yanıt arayan, öznellikle nesnelliği, bir siyaset gözlemcisinin kavramsal bakışıyla bir katılımcının heyecan, umut ve öfkesini harmanlayan, hem politik hem de teorik bir kitap. Bir yandan 2013 Haziran’ının o ateşli günleri üzerine yeniden düşünmek için bir fırsat veriyor, bir yandan da Weber, Arendt, Schumpeter ve Habermas’ın siyasete dair teorileri ve kavramlarıyla tanıştırıyor bizi. Hem politikaya ve politik teoriye merak duyanlar için bir başlangıç sunuyor, hem de Gezi olaylarının demokratik siyasetin bugünü ve geleceği açısından anlamı üzerine düşünmek isteyenlere özgün, berrak ve samimi bir üslupla rehberlik ediyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori olayların gerçekliğini doğrudan sunan bir fotoğraf değil, çıplak gözle görülenlerin gerisindeki ruhu, “Gezi Ruhu”nu yansıtan bir portre çalışması. Tam da o ruhun içerdiği öznelerarası niteliğe uygun şekilde…

WEBER’DEN ARENDT’E GEZİ’DE POLİTİK GÜÇ VE ŞİDDET

ERDOĞAN’DAN SCHUMPETER’E GEZİ’DE DEMOKRASİ VE POLİTİK MEŞRUİYET

GEZİ’DEN HABERMAS’A DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI

İşgal Et-İtaatsizlik Üzerine Üç Tez

W. J. T. Mitchell, Bernard E. Harcourt, Michael Taussig

Occupy hareketinin bir başka örneği de 2013 yılında Gezi Parkı Direnişi’yle Türkiye’de yaşandı. Direnişle birlikte Türkiye’de birçok ezberin bozulduğuna şüphe yok. Peki, Tahrir Meydanı’yla Zuccotti Park’ın “işgal”inin ardından tüm dünyayı etkisi altına alan bu hareketin temeli neye dayanıyor, talebi ne?

İşgal Et, Orta Doğu’dan New York, Chicago, Londra, Berlin, Frankfurt, Quebec ve Hong Kong gibi şehirlere uzanan “kamusal alanı işgal etme” eylemlerinin dinamiklerini üç farklı açıdan ele alıyor.

Taussig’in, eylemcilerin işgal ettiği Zuccotti Park üzerine kendi gözlemlerini etnografyayla harmanlayarak yazdığı açılış makalesinin ardından Bernard E. Harcourt “sivil itaatsizlik” ile “siyasi itaatsizlik” arasındaki önemli farkı inceliyor. Occupy Wall Street eylemcilerinin “siyasi itaatsiz”ler olarak, yani siyasi söylemleri ve stratejileri reddederek yeni, radikal bir protesto biçimini nasıl hayata geçirdiklerini gözler önüne seriyor. Son olarak medya eleştirmeni ve kuramcısı W. J. T. Mitchell, Occupy imgelerinin kitle iletişim araçları ve sosyal medya aracılığıyla tüm dünyaya yayılmasını mercek altına alıp devrim anıtı olarak “boş alan”ın nasıl kullanıldığını irdeliyor.

“Belirli talepleri olmadığı için Occupy hareketinin ilkel ve dağınık olduğunu düşünüyorlar. Sanki eşitlik bir talep, üstelik bireyi de gerçekliği de yeniden tanımlayan hem ahlaki hem ekonomik bir talep değilmiş gibi.”

-Michael Taussig

“İktidarla uzlaşmayı, geleneksel siyasete uymayı, kurallara göre oynamayı en baştan reddeden Occupy yeni bir siyasi angajman, yeni bir siyaset biçimi yarattı. Geleneksel siyasetin kelime haznesine meydan okuyan, kullandığımız grameri muğlaklaştıran, siyasetin dilini bütün oyunbazlığıyla çarpıtan yeni bir angajman biçimiydi bu.”

-Bernard E. Harcourt

“Belki de ‘boş alan’ yalnızca devrimin değil… gelecek yeni bir demokrasi, yeni bir küresel düzen ihtimalinin de tek gerçek anıtıdır.”

-W. J. T. Mitchell

Marcel Duchamp ve İşin Reddi

Maurizio Lazzarato

Zamanı ve dünyayı yaşamanın bambaşka bir yolu olarak tembel eylem!

“Duchamp kapitalist toplumdaki vazife, rol ve ölçülere teslim olmayarak hem sanatsal hem de ücretli işi inatla reddetmiş, üstelik sanatın ve sanatçının tanımlarına meydan okumakla da yetinmemiştir.” Onun radikal eylemsizliği kapitalist toplumun üç sacayağına birden meydan okumasından ileri gelir: Mübadele, mülkiyet ve emek.

Maurizio Lazzarato, Marcel Duchamp’ın yerleşik iktidar ilişkilerini askıya almanın, politik kırılmayı mümkün kılan koşulları yaratmanın ve yeni bir öznelliğin inşasının başlangıç noktası olarak tanımladığı “işin reddi” ve “tembel eylem” kavramlarını, hem sosyoekonomik bir eleştiri hem de felsefi bir kategori olarak ele aldığı kitabında, henüz çözülememiş bir ihtilafa işaret ederek Duchamp üzerinden yeni bir kapı aralıyor: “Amaçlanan çalışmama özgürlüğü müdür yoksa çalışarak özgürlüğe kavuşmak mıdır?”

“İşin reddi” ve “tembel eylem” bir olanağa işaret eder ve “Olanak bir zerreciktir,” der Duchamp. Artık aynı şekilde görüp aynı şekilde duymadığımız bu olanağa erişmekse başka bir yaşam biçimine bağlıdır, “zerreciğin tembel sakinleri” gibi.

Marx Okumak

Slavoj Žižek , Frank Ruda ve Agon Hamza

Bu kitapta sunulan felsefi okuma, Marx ile Platon, Descartes ve Hegel arasında üretken olabilecek kısa devreler sunmak üzere şekilleniyor: Kapitalist mağarada Platoncu Marx, öznellik düşmanlarına öznelliği savunan Kartezyen Marx, emek temelinde özilişkisel bir olumsuzluk gören Hegelci Marx bir araya geliyor.

Günümüzün önemli Marksist düşünürlerinden Žižek, Ruda ve Hamza, cesur bir felsefi hamleyle Marx’ı yeni bir özgürleşme siyasetine zemin sunabilecek tarzda yeniden yorumluyorlar. Sonuçta, parçacık fiziğinden güncel siyasi eğilimlere uzanan bir turla kapitalizmin içinde bulunduğu krize farklı bir yaklaşım getiren muhayyel, yaratıcı ve deneysel bir okuma çıkıyor karşımıza.

“Çok yerinde bir zamanlamayla kaleme alınmış bu eserde yazarlar, alışılagelmiş şekilde Hegel eleştirisi üzerinden Marx’ı anlama yaklaşımını tersine çeviriyor, işe Marx’tan başlayıp sonra Hegel’e dönüyorlar. Önümüze yepyeni bir entelektüel ufuk açıyorlar.”

Kojin Karatani

“Marx Okumak bizi günümüzde Marx’ın kazandığı yeni önemi anlamaya çağırdığı kadar, felsefe ile Marx’ı buluşturmanın gücünü de ortaya koyuyor. Her sayfası felsefi bir Marksizmi nasıl tasavvur edilebileceğini ortaya koyan ilham verici fikirlerle dolu.”

Todd McGowan, Vermont Üniversitesi

Mümkün Ütopya: Yaşanabilir Bir Toplum İçin Stratejiler

Michael Albert

“Zihinler değişiyor. Rejimler çöküyor. Yeni yapılar doğuyor. Çalkantılı zamanlar, çalkantılı değişimler yaşanıyor. Yine de zaferin kaçınılmaz olduğunu söyleyemeyiz. Peşine düşülen hedeflere erişmek için insanlar acı ve öfkeden sıyrılıp harekete geçmeli, bölünmüşlükten beraberliğe ve mücadeleden zafere yürümeli. Anlık zaferlerin ötesinde yeni toplumsal ilişkiler biriktiren ve çeşitlendiren kazanım yörüngelerine ihtiyacımız var.”

“Yeni bir toplum yaratma yolunda aktivist bir ‘toplumsal değişim ekibi’ işe nereden başlayacağını, nihai hedefini ve başlangıç noktasından bitiş noktasına nasıl gideceğini bilmek zorundadır. Bu kitabın konusu işte tam olarak budur.”

Mümkün Ütopya yaşanılabilir bir toplum için yeni seçenekler, davranışlar ve sonuçlar doğuracak yeni uygulamalar üzerine bir çalışma. Michael Albert mevcut gerçekliğe dair kıyamet senaryolarının kurgulandığı günümüzde sabırlı, ağırbaşlı ve cüretkâr olmanın altını çizerek “İnsanların küçümsendiği bir sığınak yerine karşılıklı yardım için bir aracıya dönüşen hareketleri” nasıl yaratabileceğimize kılavuzluk edecek bir teori ortaya koyuyor. Bunu yaparken bizi bir arada tutan hükümet, ekonomi, akrabalık ve kültürün birbirleriyle, değişimle ve tarihle ilişkisini anlamaya ve bildiğimiz toplumsal hiyerarşileri yaratmadan işlevlerini nasıl yerine getirebileceklerini görmeye yardımcı oluyor.

Birbirimiz adına nasıl harekete geçebiliriz?

Harekete geçtiğimizde karşılıklı olarak nasıl fayda sağlarız?

Kendimizi nasıl örgütleriz?

Siyasal bağlantılarımız sebebiyle ne tür faydalar ve sorumluluklar ediniriz?

İnsanlar bir toplumsal harekete katıldıktan ve o hareketin tanımlanmış hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden o hareketi terk ederler?

Mevcut kurumların kalıcılığını önden kabullenerek yalnızca kötü yanlarını iyileştirmekle mi yetineceğiz (yani reformist olacağız) yoksa mevcut kurumları ihtiyaç duyulan işlevlerini yeni yollarla karşılayan yeni kurumlarla mı değiştireceğiz (yani devrimci olacağız)?”

“Mümkün Ütopya adil bir dünya yaratabilecek dinamik bir hareket isteyen aktivistlerin yüzleştiği birçok soruyu yanıtlıyor.”

Bill Fletcher, Jr.

Rota

Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?

Bruno Latour

“Yaşayabileceğimiz bir toprağı nasıl bulacağız? […] Nereye gideceğimizi de, nasıl yaşayacağımızı da, kimlerle birlikte yaşayacağımızı da bilmiyoruz. Bir yer bulmak için ne yapmalıyız? Yönümüzü nasıl bulacağız?”

Toprak mefhumunun yapısı değişiyor, tüm aidiyetler dönüşüm sürecinde, herkes evrensel anlamda paylaşılabilir bir dünyanın, içinde yaşanabilir bir toprağın eksikliğiyle karşı karşıya ve yerküre direnmeye başladı; tarihte ilk defa insan toplumları, yer sisteminin insan eylemine verdiği tepkileri kavramak zorunda… Bruno Latour, Rota’da çizdiği bu manzaranın “belli bir tarihsel eğrinin sonu”na işaret ettiğini iddia ediyor ve bunu toplumsal sınıf mücadelesinin, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşümü olarak yorumluyor.

Latour dünyanın karşılaştığı üç büyük sorunu bu dönüşüm temelinde değerlendirerek göç krizinin, iklim durumunun inkârının ve inanılmaz boyutlara ulaşan eşitsizliğin aslında tek bir olay olduğunu iddia ediyor. Artık Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine “Modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki hareketi” gözetmemiz gerektiğini söylüyor: bir yandan toprağa bağlanmak, öte yandan dünyasallaşmak.

Devamını Göster
₺1,299.00
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)

Hayat elbette üzüntüler ve mutlulukların bir toplamı, bir karışımıdır. Elbette yeterince süre beklerseniz başınıza iyi ve kötü şeyler gelecektir. Bunu fark etmek için astrolojiye ihtiyaç yoktur. Ancak astrologlar, burç ve fallardan yola çıkarak bu iyi ve kötü şeylerin yaşanabileceği alanları çok spesifik bir konuya/olaya odaklayabileceklerini iddia etmektedirler. Bunu yaptıklarında, kişilerin psikolojisini de bu iddialarına göre şekillendirmekte ve onlara önyargılar yüklemektedirler. Örneğin sevgilinizin sizden ayrılacağının söylenmesi, sevgilinize yönelik psikolojinizi doğrudan değiştirmektedir ve belki de gerçekten bir kavgaya ve nihayetinde ayrılmaya yol açacaktır. Halbuki astrologların sevgilinizle ilişkinize dair en ufak bir fikri yoktu!

Astroloji, Bireysel Çeşitliliği Temelsiz Kategorilere Böler!

Tür içindeki davranışlar geniş bir çeşitlilik göstermektedir. Ancak astrolojinin özünde pazarlamaya çalıştığı şey, gök cisimlerine ve hareketlerine bakarak, sizi sizden daha iyi bilebilecekleri iddiasıdır. Bu sahte kategorizasyon olmasaydı, astroloji de olamazdı; çünkü astroloji, davranışlarımızın gerçekten de olduğu gibi kişisel özelliklere göre değişiyor olduğunu kabul etseydi size herhangi bir umut pazarlayamazdı; çünkü dayanacağı bir kalıp olmazdı. Her davranış, sıradan bireysel özelliklerden ibaret olurdu.

Bilim insanları her zaman matematiksel hata paylarından, istatistikten, çift kör deneylerinden, akran denetiminden söz ederler. Astrologlardan bunları duymayız; çünkü astroloji bir bilim değildir. Eğer astrolojinin iddiaları basit bir çift kör testinden geçirilecek olsaydı (ki söylediğimiz gibi bilim insanları bunu zaten yapmışlardır), astrologların iddialarının rastgelelikten öte olmadığı, hiçbir somut ve tekrar edilebilir sisteme dayanmadığı, çünkü insanların söz konusu burçlara bölünemeyeceği gerçeği görülürdü - ki görülmüştür.

Sonuç

Astrolojiyi bilimin geri kalanıyla aynı bilimsel standartlara tabi tuttuğumuzda, bilimin sınavlarını geçememektedir. Bu, astrolojiye karşı özel bir düşmanlık olmasından kaynaklı bir durum değildir. Astroloji, bilimsel standartları tutturabilen bir altyapıya sahip değildir. Çoğunluğu antik, büyük kısmı mistik, neredeyse tamamı hatalı iddialar üzerine kuruludur ve en basit testlerde bile başarısız olmaktadır.

Eğer öyle olmasaydı ve astroloji temel bilimsel testlerimizi geçebilseydi, bilimin geri kalanı astrolojiyi memnuniyetle kucaklar; araştırma programlarına dahil ederdi. Düşünsenize, gök cisimleri ile insan psikolojisi arasında test edilebilir, güvenilir, tekrar edilebilir bir ilişki kurulacak ve bilim camiası buna sırt çevirecek! Tam tersine, bilim insanları böyle bir mekanizmanın üzerine atlarlardı! Kazların davranış kalıplarının keşfine Nobel Ödülleri verilmişken, sırf astrolojinin insan davranışları ve evrenin işleyişi üzerindeki etkileri alanından kaç adet Nobel Ödülü dağıtılacağını hayal edebiliyor musunuz? Ancak bilim insanları bu alanın üzerine atlamıyorlar; çünkü alanın vadettiği bilimsel hiçbir veri bulunmuyor.

Uzun lafın kısası astroloji, sadece bir sahtebilimden ve para tuzağından ibaret. Ve bu belki hukukta geçerli değil ama, büyük fizikçi Edward Teller'ın da dediği ve bilimde her zaman geçerli olduğu gibi astroloji, aksi kanıtlanana kadar suçludur!

Evrim Ağacı, sizlerin sayesinde bağımsız bir bilim iletişim platformu olmaya devam edecek!

Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...

O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...

O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.

Avantajlarımız
"Maddi Destekçi" Rozeti
Reklamsız Deneyim
%10 Daha Fazla UP Kazanımı
Özel İçeriklere Erişim
+5 Quiz Oluşturma Hakkı
Özel Profil Görünümü
+1 İçerik Boostlama Hakkı
ve Daha Fazlası İçin...
Aylık
Tek Sefer
Destek Ol
₺50/Aylık
Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
141
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.

İlgili Sorular
Soru & Cevap Platformuna Git
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 114
  • Bilim Budur! 57
  • Muhteşem! 43
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 22
  • Umut Verici! 13
  • İnanılmaz 11
  • Güldürdü 10
  • Merak Uyandırıcı! 10
  • Grrr... *@$# 3
  • Üzücü! 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/02/2026 02:36:10 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4079

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
Ç. M. Bakırcı. Astrolojiye İnananlara Hatalarını Nasıl Gösterirsiniz?. (6 Ocak 2016). Alındığı Tarih: 8 Şubat 2026. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/4079
Bakırcı, Ç. M. (2016, January 06). Astrolojiye İnananlara Hatalarını Nasıl Gösterirsiniz?. Evrim Ağacı. Retrieved February 08, 2026. from https://evrimagaci.org/s/4079
Ç. M. Bakırcı. “Astrolojiye İnananlara Hatalarını Nasıl Gösterirsiniz?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, 06 Jan. 2016, https://evrimagaci.org/s/4079.
Bakırcı, Çağrı Mert. “Astrolojiye İnananlara Hatalarını Nasıl Gösterirsiniz?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, January 06, 2016. https://evrimagaci.org/s/4079.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close