Sokaklarda, pazar yerlerinde, toplu taşıma araçlarında veya akşamüstü çay sohbetlerinde bir uğultu yükseliyor. Birbirinin sesini bastırmaya çalışan, kendi doğrusunu bir sancaktar gibi taşıyan binlerce ses... Ancak bu ses kalabalığının içinde derin bir sessizlik hüküm sürüyor. Çünkü artık kimse birbirini duymuyor. Toplum olarak kolektif bir sağırlığa doğru sürükleniyoruz; herkesin anlatacak bir hikâyesi, bir şikâyeti, bir "ahkamı" var ama o hikâyeyi kabul edecek bir kulak, sığdıracak bir gönül kalmadı.
Sözün Enflasyonu ve Sessizliğin Kaybı
Ekonomide bir mal ne kadar çoksa değeri o kadar düşer; biz buna enflasyon diyoruz. Bugün toplumumuzda "sözün enflasyonu" yaşanıyor. Kelimeler o kadar ucuzladı ve o kadar hoyratça sarf ediliyor ki, anlamın ağırlığı kayboldu. Eskiden "söz gümüşse sükût altındır" denirdi; çünkü susmak, dinlemeye hazırlık yapmaktır. Dinlemek ise muhatabına "Sen varsın, senin varlığını ve düşüncelerini önemsiyorum" demenin en insani yoludur.
Oysa bugün, birinin cümlesini bitirmesini beklemek bir nezaket kuralı değil, bir zaman kaybı olarak görülüyor. Karşımızdaki kişi konuşurken biz aslında onu dinlemiyoruz; sadece lafın ona geçeceği boşluğu kolluyor ve o esnada kendi vereceğimiz cevabı zihnimizde parlatıyoruz. Bu durum, toplumsal iletişimi iki kişinin birbirine bakarak kendi monoloğunu seslendirmesine dönüştürüyor.
Psikolojik Bariyer: "Haklı Çıkma" Arzusu
Peki, bizi bu kadar "konuşkan" ama bu kadar "sağır" yapan şey ne? Psikolojide bu durumun kökeninde derin bir onaylanma ihtiyacı ve yetersizlik hissi yatar. Birey, toplum içinde görünür olmak için sadece konuşması gerektiğini sanıyor. Dinlemek, edilgen bir eylem gibi algılanıyor; oysa dinlemek en aktif zihinsel süreçlerden biridir.
Günümüzün sertleşen toplumsal ikliminde, dinlemek bir "teslimiyet" olarak kodlanmaya başladı. Birini dinlediğimizde sanki onun fikrine yenilecekmişiz, sanki kendi mevzimizi kaybedecekmişiz gibi bir korku yaşıyoruz. Bu "haklı çıkma" takıntısı, empati yeteneğimizi köreltiyor. Empati kuramadığımız her an, aramızdaki toplumsal bağları birer birer koparıyoruz. Komşusunun derdini dinlemeyen bir apartman sakini, esnafın halini sormayan bir müşteri, sadece kendi haklarını haykıran ama ötekinin ihtiyacını görmeyen bir vatandaş profili, bizi "yığın" haline getiriyor ama "toplum" olmaktan uzaklaştırıyor.
Sokaktaki Kopuş: Göz Temasından Kaçış
Toplumsal sağırlığın en somut yansıması, sokaktaki göz teması eksikliğidir. Dinlemek sadece kulakla olmaz; gözle, duruşla, kalple olur. Birine gerçekten kulak verdiğinizde bedeniniz ona döner, gözleriniz onun anlam dünyasına açılır. Ancak bugün sokaklarımızda herkes bir yerlere yetişme telaşında, herkes kendi zihnindeki bitmek bilmeyen tartışmalarla meşgul. Bir selamın, bir "nasılsın" sorusunun ardından gelen cevabı gerçekten bekleyen kaç kişiyiz?
Haber bültenlerinde her gün izlediğimiz incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerden çıkan sokak kavgaları, aslında bu dinleyememe halinin bir patlamasıdır. İnsanlar duyulmadıklarını hissettiklerinde seslerini yükseltirler; bağırarak duyulacağını sanmak, aslında bir çaresizlik çığlığıdır. Eğer birbirimizi sakin zamanlarda dinlemeyi becerebilseydik, bu kadar çok bağırmak zorunda kalmazdık.
Dinleme Kültürüne Dönüş: Bir Toplumsal Reçete
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Bu sağırlık sarmalından çıkışın tek yolu, dinlemeyi bir erdem olarak yeniden keşfetmektir. Dinlemek, sadece sessiz durmak değildir; karşındakinin acısına, sevincine ve fikrine yer açmaktır. Toplumsal huzur, en gür sesli olanın değil, en iyi dinleyenin etrafında filizlenir.
Gelin, bugünden itibaren bir deney yapalım: Bir dostunuzla, ailenizle veya bir yabancıyla konuşurken sadece "duymak" için değil, "anlamak" için dinleyin. Onun sözünü kesmeden, kendi yargılarınızı bir kenara bırakarak, sadece onun penceresinden bakmaya çalışın. Göreceksiniz ki; siz dinledikçe karşınızdaki sakinleşecek, o sakinleştikçe aranızdaki o görünmez ama sağlam köprü yeniden kurulacak.
Çünkü toplumun şifası, herkesin aynı şeyi söylemesinde değil; herkesin birbirini duyabilmesindedir. Unutmayın; dünya sadece konuşanlar sayesinde dönmüyor, dinleyenlerin omzunda yükseliyor.
- 1
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 12/01/2026 08:40:36 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22068
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.