Ölüm demek yok olmak demek, "bir varmış bir yokmuş" demek benim için.
Epeydir benimsedigim, Epikür 'ün ölüme ilişkin; "ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum o halde korkulacak ne var?" parolasına, Ahmet Kaya' nın şu sözleri eşlik ediyor; "ecel kapını çaldığında evi telaşa verme, o geldiği zaman sen gitmiş olacaksın" iste benim ölüme dair benimsedigim mottolar.
Kazılan çukura kefeniyle yerleştirilirken izliyorum babamı. Ölüm bilincim yerinde. Üzerine toprak atılışını izliyorum babamın. Boşluk hissimden kaynaklanan sükunet iradem yerinde.
Yabancıyım. Tıpkı Albert Camus ' un "Yabancı" adlı kitabındaki Meursault gibi . Meursault' un annesinin cenazesindeki kayıtsızlığını yaşıyorum. Hatta bu kayıtsızlık ve ifadesizlik yüzünden belki yakın gelecekte toplum denen hastalıklı kitle tarafından manen infaz edileceğimi de düşünüyorum. İşte, ben de kendi babamın cenazesinde yabancıyım, öyle ki, bir ara hayalet gibi hissediyorum kendimi. Babamın bizden sonraki ailesi ve çevresi tarafından uğurlanırken ki anlara tanıklık ediyorum sadece .Birlikte büyümediğim ve tanımadığım kardeşlerimin göz yaşlarına şahit oluyorum. Başınız sağ olsun diyorum, başımız değil, diyemiyorum.
Hakkınızı helal edin diyor hoca. Kardeşimin o an beddua ettiğini sonradan öğreneceğimi bilmeden dudaklarımı sıkıyorum öylece. Fatiha okunuyor, mırıldanıyorum sadece.
Üzülüyorum neden üzüldüğümü anlamaya çalışıyorum. Ölen babama üzülmediğimi, bizden sonraki çocuklarının onun için ağladığına ve benim bu bağ duygusundan mahrum bırakıldığıma üzüldüğümü fark ediyorum. Ne kadar da sevmek istediğimi bir kez daha fark ettiğim için üzülüyorum.
El ayak çekilirken baş başa kalmak istiyorum babamla. Mezar taşı yerine geçici olarak koyulan isimlik tabelasıyla baş başa kalıyorum bir an. "Hacı İdris Dede" sadece bir isimlikten ibaret işte. Konuşmak istiyorum daha çok soru sormak. Neden neden neden. Ağlamak istiyorum hem de çok. Geçmişimin gölgesinde, geleceğe umutla tutunmaya çalışan beni kendinden neden mahrum bıraktın diye . Başıma gelen insanlık suçlarından bi haber gitmesini sindiremiyorum işte.
Ancak düşüyor gözlerimden yaşlar, şu satırları karalarken ama yetmeyecek biliyorum. Yine gideceğim mezarına babamla yalnız kalmayı umarak. Hiç konuşamayacağız ya da çok şey konuşacağım......
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 10/05/2026 17:52:20 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22900
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.