Acıya karşı verdiğimiz ilk tepki ondan kaçmaktır. Bu neredeyse içgüdüsel bir davranış. Elimizi yakan ateşten nasıl çekiyorsak, ruhumuzu yakan şeylerden de öyle uzaklaşmak isteriz. Fakat burada tuhaf bir durum var: Fiziksel acıdan kaçmak çoğu zaman mümkündür, ama zihinsel ve duygusal olan için aynı şeyi söyleyemem.
Bir süredir şunu düşünüyorum: Acıdan kaçamadığımız durumlarda ona karşı nasıl bir tavır almalıyız? Onu yok saymak mümkün değil, bastırmak ise çoğu zaman onu daha inatçı hale getiriyor. O halde geriye tek bir seçenek kalıyor gibi görünüyor: onunla yaşamayı öğrenmek.
Bunu bir piyano gibi düşünmek cazip geliyor bana. Tuşa basıldığında telin titreşmesi için bir darbe gerekir. O darbe olmadan ses de yoktur. Bu benzetme ilk bakışta ikna edici: belki de hayatın melodisi dediğimiz şey, bu darbelerin bir toplamıdır.
Ama burada kendime şu soruyu sormadan geçemiyorum: Gerçekten her darbe bir melodiye dönüşür mü? Yoksa bazı darbeler sadece gürültü müdür?
Çünkü hayatın sunduğu acılar, bir enstrümanın ölçülü darbeleri gibi değildir. Çoğu zaman düzensiz, kontrolsüz ve hatta anlamsızdır. Bir müzisyen hangi tuşa ne zaman basacağını bilir; oysa hayatın ne zaman, nereden ve ne şiddette vuracağını bilemeyiz. Bu yüzden acıyı bütünüyle estetik bir şeye dönüştürmek bana biraz zorlama geliyor.
Yine de şunu inkâr edemem: Bazı acılar insanı değiştirir. Hatta çoğu zaman geri dönüşü olmayan biçimde değiştirir. Bu değişimin iyi mi kötü mü olduğu ise baştan belli değildir. Friedrich Nietzsche’nin söylediği gibi, öldürmeyen acının güçlendirdiği söylenir. Ama gözlemim şu ki, bu her zaman böyle olmaz. Bazen acı insanı güçlendirmez, sadece başka birine dönüştürür.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Belki de mesele acının kendisi değildir. Belki mesele, ona verdiğimiz anlamdır. Aynı olay bir insanı yıkarken, bir başkasını dönüştürebilir. Bu farkın kaynağı ne? Karakter mi, deneyim mi, yoksa tamamen rastlantı mı? Bu soruya kesin bir cevap verebildiğimi söyleyemem.
Şu kadarını söyleyebilirim: Acıya karşı direnmek çoğu zaman onu ortadan kaldırmaz. Ama onu olduğu gibi kabul etmek de tehlikesiz değildir. Çünkü kabul ile teslimiyet arasındaki çizgi düşündüğümüzden daha incedir.
Bu yüzden acıyı ne yüceltmek ne de yok saymak gerekir. Onu olduğu gibi görmek ve mümkünse ondan bir anlam çıkarmaya çalışmak belki de daha dürüst bir yaklaşımdır. Ama bu anlamın her zaman bulunacağını iddia etmek de bana fazla iddialı geliyor.
Sonuçta acı, ne bütünüyle bir düşmandır ne de güvenilir bir öğretmen. Bazen ikisi de değildir. Bazen sadece vardır.
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 26/03/2026 10:03:51 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22562
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.