Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Irène Joliot-Curie


Doğum: 12 Eylül 1897, Paris, Fransa

Ölüm: 17 Mart 1956, Paris, Fransa

Enstitü: Radyum Enstitüsü

İlgi Alanı: Radyoaktif Kimyasallar

Bilime Yaptığı Katkılar: Marie Curie ile Pierre Curie'nin kızı olan Irène Joliot-Curie, eşi Frédéric Joliot-Curie ile birlikte yapay radyoaktivitenin kaşifidir. Onları bilim camiasında önemli bir yere yerleştiren keşif 1934 yılında doğal olarak var olan radyoaktif elementler gibi yapay radyoaktif elementleri üretmeyi başarmalarıyla gelmiştir. Boron kullanarak radyoaktif azot üretmeyi başaran Irène Joliot-Curie, bu başarısını magnezyum kullanarak aluminyum ve silikon üretmeyi başararak katlamıştır. Bu başarıları, onların adeta birer "simyager" olarak görülmelerine neden olmuştur; çünkü elementleri birbirine dönüştürmeyi başarmışlardır (bu tabii ki tamamen bilimsel temelli bir dönüşümdür). Aynı zamanda Irène Joliot-Curie ve ekibinin radyum çekirdeğiyle yaptığı çalışmalar, daha sonrasından nükleer fisyonun keşfinin önünü açmıştır. Irène Joliot-Curie, yıllar boyu radyoaktif elementlerle çalışmanın karşılığını lösemi olarak almıştır. 1946 yılında laboratuvarda patlayan polonyum, ömrü boyunca lösemiyle mücadele etmek zorunda bıraktı. 

Ödüller: Yaptığı çalışmalardan ötürü, tıpkı annesi gibi 1935 yılında Nobel Ödülü'ne layık görüldü. Ayrıca bilime yaptığı katkılardan ötürü 1940 yılında Bernard Koleji Altın Madalyası'na layık görüldü.

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Radyum Enstitüsü, Paris, Fransa

Ödül Konusu: Yapay Radyoaktivite ve Yeni Radyoaktif Elementlerin Sentezi

Rosalyn Sussman Yalow

Doğum: 19 Temmuz 1921, New York, NY, ABD

Ölüm: 30 Mayıs 2011, New York, NY, ABD

Enstitü: Veterans Administration Hastanesi, Bronx, NY, ABD

İlgi Alanı: Tıp ve Fizik

Bilime Yaptığı Katkılar: Daktilo kullanabilmeyi bildiği için Columbia Üniversitesi Hekimler ve Cerrahlar Okulu'nda görev yapan Dr. Rudolf Schoenheimer yanına sekreter olarak alınır. Ancak sonradan becerileri sayesinde üniversiteye kabul alır ve 1941'de Hunter Koleji'nden stenografi (sembolik yazı bilimi) alanından mezun olur. Günümüzün en saygın üniversitelerinden University of Illinois at Urbana-Champaign'de, 2. Dünya Savaşı süresince eğitim vermesi için işe alınır, çünkü savaş nedeniyle eğitim verebilecek neredeyse kimse kalmamıştır. Bu dönemde New York Üniversitesi'nde ücretsiz fizik dersleri almaya başlar. Üniversitedeki 400 öğrenci arasındaki tek kadın olan Rosalyn, 2 çocuğu olmasına rağmen 1945'te doktorasını radyoizotoplar konusunda yaptığı çalışmalarla alır. Solomon Berson ile birlikte insan kanı gibi akışkan sıvılar içerisindeki çeşitli özellikleri ve ufak moleküllerin varlığını ve miktarını ölçmeye yarayan, radyoimünoassey adı verilen radyoizotop takip yöntemlerinden birini geliştirmeye başlar. Bu yöntem sayesinde hem diyabet hastalarının insülin seviyeleri güvenle ölçülebilmeye başlamış, hem de sayısız hormon, vitamin, enzim takip edilebilmiştir. Böylece kan bağışları sırasında donörlerin kan bileşenleri artık çok daha güvenli bir şekilde tespit edilebilmiş ve olası hastalıkların önüne geçilebilmiştir. Hatta kanserlerin tespitinde bile kullanılabilmiştir. Ancak bu devasa ticari potansiyeline rağmen Rosalyn ve çalışma arkadaşları ürünü patentlememiş ve herkese açık hale getirmiştir. Çalışmalarından ötürü Rosalyn 1975'te AMA Bilimsel Başarı Ödülü'ne layık görülmüş, 1976'da Albert Lasker Temel Tıp Araştırmaları Ödülü'nü kazanan ilk kadın olmuş, 1977 yılında Nobel Tıp/Fizyoloji Ödülü'nü kazanmış, 1978'de Amerikan Sanat ve Bilimler Akademisi üyeliğine kabul edilmiş, 1988'de ise Ulusal Bilim Madalyası'na layık görülmüştür.

Ödüller: 1977 Nobel Fizyoloji/Tıp Ödülü

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Washington Üniversitesi, St. Louis, MO, ABD

Ödül Konusu: Radyoimünoasseylerinin Geliştirilmesi

Genetiğin Annesi: Barbara McClintock

Doğum: 16 Haziran 1902, Hartford, CT, ABD

Ölüm: 2 Eylül 1992, Huntington, NY, ABD

Enstitü: Cornell Üniversitesi, Missouri Üniversitesi

İlgi Alanı: Botanik

Bilime Yaptığı Katkılar: Yoğunlukla mısır bitkisi üzerinde sitogenetik (hücre genetiği) çalışan Barbara McClintock, kromozomların üremeyi nasıl etkilediği alanına yoğunlaştı. Araştırmaları tek başına bilim tarihini değiştirmeye yetti: kromozomların mikroskop altında görüntülenebilmesini sağlayacak bir yöntem geliştirdi, üreme sırasında crossing-over denen bir olay sırasında genlerin yer değiştirebileceğini ve böylece genetik rekombinasyon sağlanabileceğini ortaya çıkardı, kromozomlardaki telomer ( bölgeler) ve sentromer (orta bölgeler) gibi yapıların işlevlerini ortaya koydu, kromozomlar üzerinde sıçrayan bazı elementler (transpozonlar) olduğunu keşfetti, bitki ırkları üzerinde çok detaylı analizler yaptı, genetik düzenleme mekanizmalarını keşfetti ve daha nicesi... Tek başına evrimin iki ayrı mekanizmasını, crossing-over olayının detaylarını ve transpozonal sıçramaları ortaya koyarak evrimsel biyolojiye de derin katkılar sundu. Bu çalışmalarından ötürü 1947 yılında Amerikan Üniversiteli Kadınlar Derneği Yüksek Başarı Ödülü'ne, 1967'de Kimber Genetik Ödülü'ne, 1970 yılında Amerikan Başkanı Richard Nixon tarafından Ulusal Bilim Madalyası'na layık görüldü. 1973 yılında Cold Spring Harbor yeni bir binaya onun adını verdi. 1978 yılında Louis ve Bert Freedman Vakfı Ödülü'ne ve S. Rosensteil Ödülü'ne layık görüldü, 1981 yılında Dünyaca ünlü MacArthur Vakfı Bursu'nu kazanan ilk kişi oldu. Aynı sene Albert Lasker Temel Tıp Araştırmaları Ödülü'ne, Tıp dalında Wolf Ödülü'ne ve Amerikan Genetik Cemiyeti tarafından verilen Thomas Hunt Morgan Madalyası'na layık görüldü. 1982 yılında Columbia Üniversitesi tarafından verilen Louissa Gross Howitz Ödülü'nü, "genetik bilginin evrimi ve genetik ifadelerin kontrolü" alanındaki çalışmalarından ötürü kazandı. 1983 yılında ise Fizyoloji/Tıp alanında bir başkasıyla paylaşmadan Nobel Ödülü alabilen tek kadın bilim insanı oldu, hala da bu unvanı korumaktadır. Ancak bununla da bitmedi. 1989 yılında Kraliyet Cemiyeti'ne üye olarak kabul edildi, 1993 yılında Amerikan Felsefi Cemiyeti tarafından Benjamin Franklin Ayrıcalıklı Bilim Başarıları Ödülü'ne layık görüldü, aynı sene 14 farklı üniversitede kendisine fahri doktora verdi, 1986 yılında Ulusal Kadın Onur Listesi'ne girdi. Sanıyoruz muazzam başarısını şu da özetleyecektir: İsveç Bilimler Akademisi, McClintock'un ismini ve genetik alanında yarattığı devrimi Genetiğin Babası olarak bilinen Gregor Mendel'in yaptıklarıyla kıyasladı. Bu açıdan, sanıyoruz ki Evrim Ağacı olarak McClintock'u "Genetiğin Annesi" olarak ilan etmemiz abartılı olmayacaktır. 

Ödüller: 1983 Nobel Fizyoloji/Tıp Ödülü

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Cold Spring Harbor Üniversitesi, NY, ABD

Ödül Konusu: Hareketli Genetik Elementlerin (Transpozonlar, Evrim Mekanizmaları'ndan Biri) Keşfi

Gerty Theresa Cori

Doğum: 15 Ağustos 1896, Prag, Avusturya-Macaristan (şimdi Çek Cumhuriyeti)

Ölüm: 26 Ekim 1957, St. Louis, MO, ABD

Enstitü: Karl Ferninand Üniversitesi ve Roswell Parkı Kanser Enstitüsü

İlgi Alanı: Biyokimya

Bilime Yaptığı Katkılar: Karbonhidrat metabolizması üzerinde çalışmıştır. İnsanlarda (ve diğer hayvanlarda) glikozun vücutta nasıl metabolize edildiğini ve bu sürece etki eden hormonları araştırmıştır. Roswell'de çalışırken 50'den fazla makale basmıştır, bunlardan en meşhurunda başyazardır, 11 tanesini ise tek başına, kendi ismiyle yayımlamıştır. 1929 yılında bugün Cori Döngüsü olarak bilinen ve glikojen gibi büyük şekerlerin nasıl laktik aside dönüştürüldüğünü ve bu süreçte diğer kimyasalların nasıl sentezlendiğini açıklayan teorisiyle 1947 yılında Nobel Ödülü'ne layık görülmüştür. Nobel Ödülleri tarihinde, Nobel Ödülü alan 3. kadın ve ilk Amerikalı kadın olmuştur. Daha sonradan yaptığı çalışmalarda Cori esteri olarak da bilinen glikoz-1-fosfat isimli ara basamağı ve fosforilaz enzimini keşfetmiştir. Ayrıca glikojen depolama hastalığı üzerinde çalışarak en az 4 farklı tipini keşfetmiştir. Gerty, bir enzimdeki bozulmanın insan genetik hastalıklarından birinin nedeni olabileceğini keşfeden ilk insandır. Bunlar haricinde bilime yaptığı katkılardan ötürü Ay'da bir kratere ismi verilmiş, fotoğrafı Nisan 2008'de Amerikan posta pullarından birinin üzerine basılmış, 1948'de Garvan-Olin Madalyası'na layık görülmüş, Amerikan başkanı Harry Truman tarafından doğrudan Ulusal Bilim Vakfı üyeliğine terfi edilmiş, Ulusal Bilimler Akademisi üyeliğine layık görülen 4. kadın olmuş, çalışmaları Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan Ulusal Kimyasal Tarihi Anıt olarak sergilenmiştir.

Ödüller: 1947 Nobel Fizyoloji/Tıp Ödülü

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Washington Üniversitesi, St. Louis, MO, ABD

Ödül Konusu: Glikojenin Katalitik Dönüşümü

Ödül Yılı ve Alanı: 1947, Fizyoloji/Tıp

Rita Levi-Montalcini

Doğum: 22 Nisan 1909, Turin, İtalya

Ölüm: 30 Aralık 2013, Roma, İtalya

Enstitü: St. Louis Washington Üniversitesi, Turin Üniversitesi Tıp Fakültesi

İlgi Alanı: Nöroloji

Bilime Yaptığı Katkılar: İlk genetik laboratuvarının evindeki yatak odasında kurduğunu anlatan Levi-Montalcini, akademik yaşantısının erken evrelerinde tavuk embriyolarının büyümelerini inceleyerek çığır açacak çalışmalarının temelini attı. 1946 yılında Washington Üniversitesi'ne kabul edildi ve Prof. Dr. Viktor Hamburger ile çalışmaya başladı. 1952 yılında kanserli dokulardaki hızlı sinir büyümesini inceleyerek Sinir Büyüme Faktörü'nü (SBF) keşfetti. 30 yıl boyunca Washington Üniversitesi'nde araştırma yapan Levi-Montalcini, 1961-1969 yılları arasında Roma Nörobiyoloji Araştırma Merkezi'ni ve 1969-1978 yılları arasında Hücresel Biyoloji Laboratuvarı'nı yürüttü. 2002 yılında, günümüzün en büyük beyin araştırma enstitülerinden olan Avrupa Beyin Araştırmaları Enstitüsü'nü kurdu ve başkanlığını yaptı.

Ödüller: 1986 Nobel Fizyoloji/Tıp Ödülü'ne layık görülen Levi-Montalcini'nin ödül geçmişi de oldukça zengin: 1968 yılında Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'nin 10. kadın üyesi oldu. 1974'te, iyi bilinen bir ateist olmasına rağmen yaptığı bilimsel çalışmalar nedeniyle Papa'nın Bilimler Akademisi'ne üye olarak kabul edildi. 1983 yılında Columbia Üniversitesi'nin prestijli ödülü Louissa Gross Hewitz Ödülü'ne, 1986 yılında Nobel Ödülü'ne, 1987 yılında Amerika'nın en üst düzey bilimsel onuru olarak kabul edilen Ulusal Bilim Madalyası'na layık görüldü. 1999 yılında yaptığı politik ve barış temelli çalışmalar nedeniyle Birleşmiş Milletler Besin ve Tarım Örgütü İyi Niyet Elçisi olarak seçildi. Ömrü boyunca 3 saygın üniversite ona fahri doktora ünvanı verdi.

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: CNR Hücre Biyolojisi Enstitüsü, Roma, İtalya

Ödül Konusu: Büyüme Faktörlerinin Keşfi

Gertrude B. Elion

Doğum: 23 Haziran 1918, New York, NY, ABD

Ölüm: 21 Şubat 1999, Chapel Hill, NC, ABD

Enstitü: Ulusal Kanser Enstitüsü, Amerikan Kanser Araştırmaları Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü

İlgi Alanı: Biyokimya ve Farmakoloji

Bilime Yaptığı Katkılar: 1937 senesinde Hunter Koleji Kimya Bölümü'nden mezun olan Elion, 1941 yılında New York Üniversitesi'nde yüksek lisansını tamamladı. Kadınlara öncelik tanınmadığı için doktoraya devam edemedi ve bir laboratuvar asistanı ve lise öğretmeni olarak çalışmalarını sürdürdü. Daha sonradan şu anda ismi GlaxoSmithKane olan ilaç firmasında işe girdi. Başarılarından ötürü doktoraya kabul edildi, ancak uzun yıllar boyunca çalışmaları giderek yoğunlaşınca, hem işi hem doktorayı bir arada götüremeyeceğini fark etti. İşi bırakarak doktorayı tamamlamaya karar verdi; ancak asla doktorasını alamadı, derslerinde hiç o kadar başarılı olmamıştı. Yaşantısının bir bölümünde George Hitchings ile birlikte çalıştı ve bu sırada belli patojenleri, o patojenlerin bulaştığı hücreleri öldürmeden başarıyla ortadan kaldırabilen ilk kapsamlı ilaçları geliştirdi. Elion'un geliştirdiği ilaçlar arasında bugün lösemi ve organ transferindeki tedavilerde kullanılan Purinetol, organ transferleri sırasında savunma sistemi baskılayıcı Imuran, gut hastalığının tedavisinde kullanılan Zyloprim, sıtma tedavisinde kullanılan Daraprim; üreme ve solunum sisteminde görülen enfeksiyonlarda ve menenjit, kan zehirlenmesi, bakteriyel enfeksiyonlar gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan Septra, virüs yoluyla bulaşan herpes tedavisinde kullanılan Zovirax ve kanser tedavisinde kullanılan Nelarabin bulunmaktadır. Bir dönem Duke Üniversitesi'nde araştırmacı profesör olarak çalışmalar yürüttü. Ömrü boyunca Ulusal Kanser Enstitüsü'nde, Amerikan Kanser Araştırmaları Birliği'nde ve Dünya Sağlık Örgütü'nde görev aldı. 1967-1983 yılları arasında Burroughs Vakfı'nda Deneysel Terapi bölüm başkanlığını yürüttü.

Ödüller: Tüm bu çalışmalarından ötürü 1988 yılında Nobel Ödülü'ne layık görüldü. Bunun haricinde 1968 yılında Garvan-Olin Madalyası'na, 1991 yılında Ulusal Bilim Madalyası'na, 1997 yılında Lemelson-MIT Ömür Boyu Başarı Ödülü'ne layık görüldü. 1991 yılında Ulusal Mucitler Onur Listesi'ne girmeyi başaran ilk kadın oldu. Hiçbir zaman resmi bir doktora alamamış olsa da, 1989 yılında New York Politeknik Üniversitesi ve 1998 yılında Harvard Üniversitesi'nden fahri doktora ünvanı aldı. 

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Wellcome Araştırma Laboratuvarları, Reseach Triangle Park, NC, ABD

Ödül Konusu: Birçok yeni ilacın ve hastalık tedavisinin keşfi

Christiane Nüsslein-Volhard

Doğum: 20 Ekim 1942, Magdeburg, Almanya

Ölüm: -

Enstitü: Tübingen Üniversitesi, Max Planck Gelişimsel Biyoloji Enstitüsü

İlgi Alanı: Evrimsel Biyoloji ve Embriyoloji

Bilime Yaptığı Katkılar: Drosophila melanogaster üzerinde yaptığı gelişim ve evrim deneyleri Nüsslein-Volhard'ı bilimin gidişatını değiştiren kişilerden biri yapmaktadır. Nüsslein-Volhard'ın deneylerine başladığı sıralarda, yani 1970'lerin başında, henüz tek bir hücre olan zigottan, embriyogenez sonucunda nasıl karmaşık bir canlının oluştuğu, bu sürece etki eden genetik ve moleküler mekanizmalar tam olarak bilinmiyordu. Nüsslein-Volhard ve ekip arkadaşları, genetik görüntüleme yöntemleri kullanarak embriyonik gelişime etki eden genleri tespit ettiler. Kimyasallar kullanarak meyve sineklerinde rastgele mutasyonlar yarattılar ve gelişim üzerindeki etkilerini incelediler. Nüsslein-Volhard, günümüzde gelişime etki eden en önemli genler olarak bilinen kirpi genleri ile HOX genlerini gibi çok sayıda önemli genin çalışma prensiplerini ortaya koydu. Nüsslein-Volhard'ın keşfettiği bu genlerin kısa sürede evrimsel önemi de anlaşıldı ve birçok türdeki genlerle homolog olduğu keşfedildi. Nüsslein-Volhard'ın keşifleri, protostomlar ile deuterostomların ortak atasına dair cevaplanamamış gelişim ve evrim sorularına yanıtlar bulunmasını sağladı. Ayrıca çalışmaları, genetik transkripsiyonun detaylarını aydınlattı. Nüsslein-Volhard halen Max Planck Gelişimsel Biyoloji Enstitüsü Genetik Bölümü'nün başkanlığını yürütüyor. 2004'te kurduğu Christiane Nüsslein-Volhard Vakfı ile çocukları olan, genç Alman kadın bilim insanlarına destek olup yol gösteriyor. Bu bilim insanlarının çocuklarına günlük bakım hizmetleri veriliyor, böylece annelerinin bilime katkı vermesini sürdürebilmesi sağlanıyor.

Ödüller: Nüsslein-Volhard'ın çalışmaları sayesinde aldığı ödüller sonsuz... En önemlisi, 1995 yılında aldığı Nobel Ödülü. Ancak bunun haricinde 1986 yılında Alman Araştırma Vakfı tarafından verilen Gottfried Wilhelm Leibniz Ödülü'ne, aynı yıl Franz Vogt Ödülü'ne, 1992'de Alfred P. Sloan Ödülü'ne, 1992'de Louisa Gross Howitz Ödülü'ne ve Otto Warburg Madalyası'na layık görüldü. 1989 yılında Avrupa Akademisi'nin kurucu üyesi oldu. 1989 yılında Heidelberg Bilimler Akademisi'ne, 1990 yılında North Rhine-Westphalia Bilimler ve Sanat Akademisi'ne, aynı yıl Kraliyet Cemiyeti'ne ve Ulusal Bilimler Akademisi'ne üye olarak kabul edildi. 1991'de Alman Bilimler Akademisi'ne üye olarak alındı. Utrecht Üniversitesi, Princeton Üniversitesi, Freiburg Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi ona fahri doktora verdi. Bunun haricinde birçok okuldan ödüller aldı ve birçok bilim kurumunun kuruluşunda görev aldı.

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Max Planck Enstitüsü, Tübingen, Alman Federal Cumhuriyeti

Ödül Konusu: Erken Embriyonik Gelişimin Genetik Kontrolü ve Evrimsel Mekanizmaları

Linda B. Buck

Doğum: 20 Ocak 1947, Seattle, WA, ABD

Ölüm: -

Enstitü: Washington Üniversitesi, Harvard Üniversitesi, Columbia Üniversitesi

İlgi Alanı: Koku Biyolojisi, Psikoloji

Bilime Yaptığı Katkılar: Buck'ı bilimsel camiada meşhur eden konu kuşkusuz ki "koku"dur. Koku biyolojisinin gidişatını değiştiren makalesini 1991 yılında yayımladı. Bu makalede fare koku reseptörleri kopyalandı ve yapılan genetik analiz, koku ve koku reseptörleriyle ilişkili 1000 civarında genin genomlarımızda var olduğu ortaya çıkarıldı. Bu sayede ilk defa koklama duyusunun genetik temellerine yönelik çalışmalar başlayabildi. Sonraki çalışmalarında Buck ve arkadaşları kokuyla ilişkili reseptör nöronlarının her birinin sadece 1 tip koku reseptör proteini salgıladığını ve aynı proteini üreten tüm sinirlerin her birinin, beynimizdeki olfaktör ampuldeki tek ve özel bir glomerulusta toplandığını gösterdi. Tüm bunlar haricinde feromonlar ve koku arasındaki ilişkiler üzerine de çalışmalar yürüttü.

Ödüller: Koku konusunda bize kazandırdıkları sayesinde Linda Buck 2004 yılında Nobel Ödülü'ne layık görüldü. Akademik yaşantısı içerisinde Harvard Üniversitesi'nde doçentlik yaptı, Fred Hutchinson Kanser Araştırmaları Merkezi'nin tam üyeliğine layık görüldü, Washington Üniversitesi'nde fizyoloji ve biyofizik bölümlerinde profesörlük yaptı. 2004 yılında Ulusal Bilimler Akademisi'ne üye olarak kabul edildi, 2008 yılında Amerikan Sanatlar ve Bilimler Akademisi'ne üye seçildi. Ayrıca kendisi prestijli Shaw Ödülü'nün seçim jürisinde yer almaktadır.

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi, Seattle, WA, ABD

Ödül Konusu: Koku Reseptörlerinin Keşfi ve Koklama Sisteminin Organizasyonunun Evrimsel Gelişimi

Carol W. Greider

Doğum: 15 Nisan 1961, San Diego, CA, USA

Ölüm: -

Enstitü: Cold Spring Harbor Laboratuvarı, Santa Barbara Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kaliforniya Üniversitesi

İlgi Alanı: Moleküler Biyoloji

Bilime Yaptığı Katkılar: Carol Greider, ölümün moleküler nedenlerinden biri olarak görülen ve ölümün evrimiyle ilişkilendirilen telomeraz evriminin kaşifidir. Telomerler ve genel olarak kromozomlar ile ilgili çalışmaların öncülerinden biri olarak görülmektedir. Farelerde gen eleme yöntemiyle telomeraz enzimini keşfetmiştir. Aynı zamanda telomerazın her ne kadar yaşam için vazgeçilmez önemi olmasa da, aşırı kısalmasının erken yaşlanmaya neden olacağını fark etmiştir. Günümüzde halen araştırmalarını sürdürmektedir.

Ödüller: Telomerazın keşfi nedeniyle Carol Greider'e 2009 Nobel Ödülü verildi. Bunun haricinde 2006 yılında Lasker Ödülü'ne, 2007 yılında prestijli Louisa Gross Horwitz Ödülü'ne layık görüldü.

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi, Baltimore, MD, ABD

Ödül Konusu: Kromozomların Telomerler Tarafından Nasıl Korunduğu ve Telomeraz Enziminin Keşfi

Elizabeth H. Blackburn

Doğum: 26 Kasım 1948, Hobart/Tazmanya, Avusturalya

Ölüm: -

Enstitü: Yale Üniversitesi, San Francisco Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kaliforniya Üniversitesi

İlgi Alanı: Moleküler Biyoloji

Bilime Yaptığı Katkılar: Elizabeth Blackburn de, Carol Greider ile birlikte çalışmıştır ve ölümün moleküler nedenlerinden biri olarak görülen ve ölümün evrimiyle ilişkilendirilen telomeraz evriminin kaşiflerinden biridir. Telomerler ve genel olarak kromozomlar ile ilgili çalışmaların öncülerinden biri olarak görülmektedir. Farelerde gen eleme yöntemiyle telomeraz enzimini keşfetmiştir. Aynı zamanda telomerazın her ne kadar yaşam için vazgeçilmez önemi olmasa da, aşırı kısalmasının erken yaşlanmaya neden olacağını fark etmiştir. Günümüzde halen araştırmalarını sürdürmektedir. Ayrıca biyoetik alanındaki çalışmalarıyla da ün kazanmıştır. 2002 yılında Rektörlük Biyoetik Konseyi üyeliğine atanmıştır. Bunun haricinde Genetik Politikalar Enstitüsü'nün Bilim Danışma Kurulu'nda görev almaktadır.

Ödüller: Telomerazın keşfi nedeniyle Elizabeth Blackburn'e 2009 Nobel Ödülü verildi. Bunun haricinde 1999 yılında Harvey Ödülü'ne, Heineken Ödülü'ne, Lasker Ödülü'ne, Lousia Gross Horwitz Ödülü'ne, L'Oreal-UNESCO Bilim İnsanı Olan Kadınlar Ödülü'ne layık görüldü.

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: San Francisco Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco, CA, ABD

Ödül Konusu: Kromozomların Telomerler Tarafından Nasıl Korunduğu ve Telomeraz Enziminin Keşfi

Dorothy Crowfoot Hodgkin

Doğum: 12 Mayıs 1910, Kahire, Mısır

Ölüm: 29 Temmuz 1994, Shipston-on-Stour, Birleşik Krallık

Enstitü: Oxford Üniversitesi, Cambridge Üniversitesi

İlgi Alanı: Protein X-Işını Kristalografisi

Bilime Yaptığı Katkılar: Hodgkin, biyomoleküllerin üç boyutlu yapısını keşfi sayesinde bilim camiasında önemli bir katkı sunmuştur. İlk olarak 1945 yılında steroitlerin üç boyutlu yapısını ortaya çıkaran Hodgkin, sonrasında penisilin, B12 vitamini gibi çok önemli kimyasalların da analizini mümkün kılmıştır.

Ödüller: Çalışmalarından ötürü 1964 yılında Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülmüştür. Bunun haricinde 1965 yılında Liyakat Nişanı'nı almaya hak kazanan ikinci kadın olma ünvanına erişmiştir. Bunun haricinde Dünyaca ünlü bilim ödülü Copley Madalyası'nı alan ilk kadındır. Kraliyet Cemiyeti üyesidir, Lenin Barış Ödülü'nü kazanmıştır. Bath Üniversitesi kendisine 1978 yılında fahri doktora vermiştir.

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Oxford Üniversitesi, Kraliyet Cemiyeti, Oxford, Birleşik Krallık

Ödül Konusu: Önemli Biyokimyasal Yapıların X Işınları Tekniğiyle Analizi

Ada E. Yonath

Doğum: 22 Haziran 1939, Kudüs, İsrail

Ölüm: -

Enstitü: Weizmann Bilim Enstitüsü, Rehovot, İsrail

İlgi Alanı: Ribozomal Kristalografi

Bilime Yaptığı Katkılar: Ada Yonath, ribozom konusunda yaptığı çığır açan çalışmalarıyla moleküler biyolojinin gidişatını etkileyen önemli isimlerden birisidir. 1969 yılında Carnegie Mellon Üniversitesi ve 1970 yılında MIT'de doktora sonrası çalışmalar yürütmüştür. 1970'de İsrail'de kurduğu ve ülkenin tek protein kristalografi laboratuvarı olan araştırma birimini kurmuştur. Daha sonradan Max Planck Enstitüsü Moleküler Genetik Bölümü'nde çalışmıştır. Protein biyosentezi alanında ribozozomal kristalografi konusunda çalışmıştır. Uzun yıllar boyunca uluslararası bilim camiası tarafından bu çalışma sahasına şüpheyle yaklaşılmıştır. Normalde ribozomun asimetrik bir yapı olduğunu, sadece alt birimleriyle bir araya geldiğinde simetrik bir hal aldığını ve bu simetrik bölgenin polipeptitlerin üretimini sağladığını ortaya koymuştur. Dahası, abiyogenez teorisinin öngörüsünü doğrulayan şekilde, ribozomun bir tür ribozim (en ilkel RNA-temelli enzimlerden birisi) olduğunu göstermiştir. Ayrıca Yonath, ribozom içerisindeki süreçleri ortaya çıkaran ilk insandır. Tüm bunlar haricinde 20'den fazla ribozom-hedefli antibiyotiğin çalışma prensibini açıklamayı başarmıştır. Üstelik bunları başarırken, ilk defa kendisi tarafından uygulanan cryobiokristalografi isimli bir teknik geliştirmiştir. Günümüzde bu teknik, biyolojik araştırmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ödüller: Yonath ömrü boyunca birçok ödüle layık görülmüştür; ancak kuşkusuz bunlardan en değerlisi 2009 yılında aldığı Nobel Kimya Ödülü'dür. Yonath, Nobel Ödülü almaya hak kazanan ilk İsrailli'dir. Bunun haricinde 2000'de Avrupa Kristalografi Ödülü'ne, 2002 yılında kimya dalında İsrail Ödülü'ne, 2006 yılında kimya dalın Wolf Ödülü'ne, 2007 yılında Paul Ehrlich ve Ludwig Darmstaedter Ödülü'ne, 2008 yılında L'Oreal-UNESCO Kadın Bilim İnsanları Ödülü'ne (bunu alan ilk İsrailli'dir), 2008'de Albert Einstein Dünya Bilim Ödülü'ne layık görülmüştür. 

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Weizmann Bilim Enstitüsü, Rehovot, İsrail

Ödül Konusu: Ribozomun Yapısı, Kökeni ve Fonksiyonları

Marie Curie

Doğum: 7 Kasım 1867, Varşova, Rusya İmparatorluğu (şimdi Polonya)

Ölüm: 4 Temmuz 1934, Sallanches, Fransa

Enstitü: Paris Üniversitesi

İlgi Alanı: Radyoaktivite

Bilime Yaptığı Katkılar: Gelmiş geçmiş en başarılı bilim insanları arasında yer alan Marie Curie'nin bilime kattıklarını saymakla bitmez. Kendisi ile ilgili bilgileri buradaki yazımızdan okuyabilirsiniz. Ancak kısaca özetlemek gerekirse radyoaktivitenin kaşifidir (ve bu kelimeyi de o icat etmiştir). İzotopları tespit etmiş, polonyum ve radyum elementlerini keşfetmiştir. Marie Curie sayesinde Dünya'da ilk defa tümörlerin tedavisine yönelik bir adım atılabilmiştir. 1. Dünya Savaşı boyunca gezici arabalarla hastalara ve yaralılara kendi icadı olan X-Işını makinelerini götürmüş ve onları tedavi etmeye çalışmıştır. Tüm Avrupa'da, fizik dalında doktora alabilmiş ilk kadındır. Bilim tarihinde Nobel Ödülü alan ilk kadındır. İki dalda birden (hem kimya, hem fizik) Nobel Ödülü almış tek kadındır. Sırf kadın olduğu için üniversiteye kabul edilmemiştir; ancak daha sonradan Avrupa'nın en üst düzey üniversiteleri arasında görülen bir üniversitede ders veren ilk kadın olmuştur. Üniversitesinde, "profesör" ünvanına layık görülen ilk kadındır. Herhalde daha fazla saymaya gerek yoktur, detayları yazımızda bulabilirsiniz. 

Ödüller: Marie Curie, kuşkusuz ki bilimsel camiada olduğu gibi, popüler kültürde de bir ikondur. Örneğin 2009 yılında New Scientist dergisinin yaptığı bir ankete göre Marie Curie, tüm zamanların en etkileyici kadın bilim insanı seçilmiştir. En yakın takipçisi olan, DNA'nın kaşifi Rosalind Franklin'den tam 2 kat fazla oy almıştır (bunun bir sebebi muhtemelen insanların Franklin'i tanımıyor olmasıdır; onu tanımak için buraya tıklayınız). Ancak Marie Curie, sonuna kadar bu ünvanları hak etmektedir: 1903 yılında Fizik dalında ilk Nobel Ödülü'nü almıştır. Aynı sene eşiyle birlikte Davy Madalyası'nı, 1904'te Matteucci Madalyası'nı, 1909'da Elliot Cresson Madalyası'nı kazanmıştır. 1911 yılında ikinci Nobel Ödülü'nü Kimya alanında almıştır. 1921'de Franklin Madalyası'nı kazanmıştır.

Ödülleri Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Sarbonne Üniversitesi, Paris, Fransa

Ödül Konusu: Radyum ve Polonyum Elementlerinin Keşfi konusunda 1 Nobel Ödülü, Radyasyonun Keşfi Konusunda 1 Nobel Ödülü

Maria Goeppert Mayer

Doğum: 28 Haziran 1906, Kattowitz (şimdi Kattowice), Almanya (şimdi Polonya)

Ölüm: 20 Şubat 1972, San Diego, CA, ABD

Enstitü: Göttingen Üniversitesi, Johns Hopkins Üniversitesi, Columbia Üniversitesi, Los Alamos Laboratuvarı

İlgi Alanı: Çekirdek Kabuğu Modeli, Nükleer Fizik

Bilime Yaptığı Katkılar: Mayer'in bilime yaptığı en büyük katkılardan birisi, çekirdek kabuklarının matematiksel modelinin ortaya konması ve atom çekirdeğinde bulunan nükleonların sayısının, atomun sabit olma durumuna nasıl etki ettiğinin keşfidir. Eşinin Johns Hopkins'de profesör olmasından ötürü bu üniversite onu fakülte üyesi olarak kabul etmedi (nepotizm kuralları gereği). Ancak asistan olarak çalışmasına göz yumuldu ve kendisine çok az bir maaş verildi. Fakat bu düşük maaş karşılığında yaptığı yoğun çalışmalar sırasında ikili beta ışıması ile ilgili fiziğe yön verecek kadar önemli bir makale yayımladı. Çalışmaları sayesinde o zamanlar kuantum mekaniğine pek ilgi göstermeyen Johns Hopkins Üniversitesi'nde ilk defa kapsamlı kuantum mekaniği araştırmaları başladı. Eşinin çeşitli sebeplerle üniversiteden kovulması sonucu Columbia Üniversitesi'ne geçtiler ve kısa sürede abiyogenez kuramının temellerini inceleyen büyük bilim insanı Harold Urey ile fiziğin köşebaşı taşlarından biri olan Enrico Fermi ile tanıştı, yakın arkadaş oldular. Birlikte yaptıkları artık kabuk araştırmaları sayesinde transuranik elementlerle ilgili bilgilerimizi değiştirdiler. Sonradan, 2. Dünya Savaşı sırasında atom bombasının araştırıldığı ekibe kabul edildi. Teller'ın "Süper" Bombası ile ilgili araştırmada, önemli problemleri çözen kilit isimlerden biri oldu.

Ödüller: Mayer, 1963 senesinde çekirdek kabuk yapısının keşfi dolayısıyla Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü. Bu, onu Nobel Ödülü kazanan ikinci kadın yaptı (ilki Marie Curie idi). Başarıları sebebiyle Amerikan Fizik Cemiyeti onun adına, genç kadın fizikçilere Maria Goeppert Mayer Ödülü vermeye başladı. Venüs'te keşfedilen 35 kilometrelik bir kratere de Goeppert-Mayer Krateri adı verildi. Ayrıca Amerikan posta pullarının "bilim insanları" serisinde Mayer'in fotoğrafına da yer verildi.

Ödülleri Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: University of California, La Jolla, CA, ABD

Ödül Konusu: Çekirdek Kabuk Yapısının Keşfi

Françoise Barré-Sinoussi

Doğum: 30 Temmuz 1947, Paris, Fransa

Ölüm: -

Ödülü Aldığında Bağlı Olduğu Kurum: Retroviral Enfeksiyonların Kontrolü Birimi, Viroloji Departmanı, Pasteur Enstitüsü, Paris, Fransa

Ödül Konusu: HIV'in Keşfi

Ödül Yılı ve Alanı: 2008, Fizyoloji/Tıp

Rosalind Elsie Franklin

Doğum: 25 Temmuz 1920, Nottingham Hill, Londra, İngiltere

Ölüm: 16 Nisan 1958, Chelsea, Londra

Enstitü: İngiliz Kömür Kaynakları Araştırma Birliği

Bilime Katkıları: DNA'nın İkili Sarmal Yapısının Keşfi, Grafitin ve Kömürün İnce Detaylarının Keşfi, Virüslerle İlgili Çalışmaları

Halet Çambel

Doğum: 27 Ağustos 1916

Ölüm: -

İlgi Alanı: Arkeoloji

Enstitü: Sorbonne Üniversitesi, Paris, Fransa

Bilime Yaptığı Katkılar: Hitit Kralı Azatiwadda'nın Şehri'nin Keşfi, Türkiye'de Tarihi Eserlerin Korunmasına Yönelik Çalışmalar

Ödüller: Prince Claus Ödülleri

Hatice Nüzhet Gökdoğan

Doğum: 14 Ağustos 1910, İstanbul, Türkiye

Ölüm: 24 Nisan 2003

Enstitü: İstanbul Fen Fakültesi

İlgi Alanı: Gökbilimi (Astronomi)

Bilime Yaptığı Katkılar: TÜBİTAK Gözlemevi'nin Açılması

Dilhan Eryurt

Doğum: 1926, İzmir

Ölüm: -

İlgi Alanı: Gökbilim (Astronomi)

Enstitü: Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü

Bilime Yaptığı Katkılar: Güneş'in ve Diğer Yıldızların Doğumu ve Evrimi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gökbilim Bölümü'nün Açılması

Ödülleri: Apollo Başarı Ödülü (NASA)

Remziye Hisar

Doğum: 1902, Üsküp, Türkiye

Ölüm: 1992, İstanbul, Türkiye

İlgi Alanı: Kimya

Enstitü: Sorbonne Üniversitesi, Paris, Fransa

Bilime Yaptığı Katkılar: Türkiye'de Kimya Biliminin Önünün Açılması

Ödüller: TÜBİTAK Hizmet Ödülü

Fazıla Şevket Giz

Doğum: 1903, İstanbul, Türkiye

Ölüm: 1981, Türkiye

İlgi Alanı: Biyoloji

Enstitü: İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Genel Zooloji Enstitüsü

Bilime Yaptığı Katkılar: Türkiye'de Hidrobiyoloji Alanı'nın Önünün Açılması

Cecilia Payne-Gaposchkin

Doğum: 10 Mayıs 1900, Wendover, İngiltere

Ölüm: 7 Aralık 1979, Cambridge, ABD

Enstitü: Harvard Koleji Gözlemevi ve Harvard Üniversitesi

İlgi Alanı: Gökbilimi (Astronomi)

Bilime Yaptığı Katkılar: Güneş'in maddesel içeriğini (hangi kimyasallardan oluştuğunu) ilk defa keşfetmiş ve yıldızlara dair 3.000.000'dan fazla gözlemde bulunmuştur.

Ödüller: Astronomi Alanında Annie J. Cannon Ödülü (1934), Rittenhouse Madalyası (1961), Radcliffe Koleji Erdem Ödülü (1952), Harvard Üniversitesi Fahri Profesörlüğü (1967), Henry Norris Russell Ödülü (1976)

Maria Sibylla Merian

Doğum: 2 Nisan 1647, Frankfurt, Almanya

Ölüm: 3 Ocak 1717, Amsterdam, Hollanda

Enstitü: -

İlgi Alanı: Böcekbilim (Entomoloji)

Bilime Yaptığı Katkılar: Henüz modern bilimin emekleme dönemlerini yaşadığı zamanlarda, dişilerin pek fazla bilimle ilgilenmediği bir dönemde, özellikle bitkiler ve böcekler üzerinde yaptığı gözlemler ve çok detaylı çizimler sayesinde dönemin ve gelecek zamanların bilim insanlarına ve doğa bilimcilerine yol gösterici olmuştur. Özellikle bir tırtılın kelebeğe metamorfozunu ilk defa tüm detaylarıyla resmeden doğa gözlemcisi ünvanına sahiptir. Döneminin en meşhur botanik çizerlerinden biri haline gelmiştir. Ne yazık ki dönemin bilim dili olan Latinceye hakim olmamasından ötürü çalışmaları bilim camiasında çok kalıcı olamamıştır. Ancak 186 farklı türün çok detaylı yaşam döngülerini tanımlaması ve dönemdaşlarından Redi'nin ispatlamak için ilk adımlarını atacağı "canlılık bir anda, karmaşık haliyle, cansızlıktan var olamaz" ya da "canlılık canlılıktan gelir" ilkesini doğrulayan yüzlerce keşif yapmıştır. O dönemlerde spontane jenerasyon ile canlıların oluştuğu düşünülmekteydi. Bu konular hakkında şuradan bilgi alabilirsiniz.

Ödüller: -

Elif Yavuz

2013'te Kenya'daki Nairobi alışveriş merkezine Somali tabanlı İslami terör örgütü El Şebab (El Kaide'yle bağlantılıdır) tarafından düzenlenen terörist saldırıda, Harvard Üniversitesi'nde araştırmalar yürüten ve Uganda'da sıtma ile mücadele eden Elif Yavuz da, acımasızca katledilen 69 kişinin arasındaydı.

Elif Yavuz, Clinton Vakfı çalışanlarından biriydi ve öldürüldüğünde, hamileliğinin bitimine 2 hafta vardı. Clinton ailesi, parlak zekası Cambridge'de çalıştığı sıralarda Harvard Üniversitesi'nden bir profesör tarafından fark edilip, hemen araştırma görevlisi olarak işe alınan Elif Yavuz'un ölümüyle şok olduklarını söyledi. Aile, Elif'i ABD'de en iyi tanıyan insanlar arasında bulunuyordu. Aile, Elif'e özel olarak yaptıkları açıklamada, şu sözlere yer verdi:

Nairobi'de gerçekleşen acımasız saldırıda Elif Yavuz'un ölümüyle şok olduk ve berbat bir şekilde üzüldük. Elif hayatını başkalarına yardım etmeye adamıştı, özellikle de HIV/AIDS ile mücadele eden ülkelerde... Temel olarak bizim Sağlığa Erişim Girişimi'mizde doktora yapmaktaydı ve Tanzanya'daki bir aşı çalışmasında bize katıldığı için çok mutluyduk. Elif çok parlaktı, kendini adamıştı ve iş arkadaşlarından saygı görürdü. Şimdi ise onu çok özleyecekler. Clinton Vakfı adına, Elif'in ailesine ve Dünya'nın her yanındaki arkadaşlarına yürek dolusu baş sağlığı diliyoruz.

Elif Yavuz 33 yaşındaydı ve Hollanda asıllıydı. O gün, alışveriş merkezinde eşi Ross Langdon ile bulunuyordu. Langdon, Tazmanya'da çok başarılı bir mimardı. 

Elif Yavuz, parlak ve insanlığa büyük katkılar sunma potansiyeli olan bir bilim insanı olarak, boş zamanını geçirmek üzere bulunduğu alışveriş merkezinde, siyasi ve dini emellerle kurulmuş bir terör örgütü sebebiyle, eşi ve doğmamış, neredeyse 9 aylık bebeğiyle birlikte acımasızca katledildi.

Evrim Ağacı ekibi olarak Bilimin Altın Kadınları'ndan olan Elif'i acıyla, öfkeyle ve üzüntüyle anıyor, tüm yakınlarına ve arkadaşlarına baş sağlığı diliyoruz.

Azza Abdel Hamid Faiad

16 yaşında Mısırlı bir öğrenci olan Azza Abdel Hamid Faiad, atık plastikleri düşük masraflı bir katalizör yardımıyla parçalayarak biyoyakıt üretimine yönelik yeni bir yöntem geliştirdi. Bu kimyasal sürecin önümüzdeki aylarda İngiltere'de daha da geliştirilmesi bekleniyor. Azza, Mısır'ın İskenderiye ilindeki Zahran Dil Okulu'nda bir öğrenci...

Azza, bu önemli başarısıyla 23. Avrupa Birliği Genç Bilim İnsanları Yarışması dahilinde Avrupa Füzyon Gelişimi Anlaşması Ödülü'ne layık görüldü. Yarışmaya 37 ülkeden 130 yarışmacı katıldı ve geçtiğimiz sene, 23-28 Eylül'de Finlandiya'da düzenlendi. 

Azza, bu yöntemi Mısır'ın yılda 1 milyon tona ulaşan plastik tüketimini manipüle etmek için kullanmak istiyor. Azza'nın İskenderiye Üniversitesi'nden danışmanı Nourwanda Sorour çalışmayı şöyle özetliyor:

Plastik atıklar Mısır'da -ve tüm gelişmekte olan ülkelerde- ciddi bir sorun ve bu proje, bu sorunu basit bir çözüme dönüştürüyor.

Azza, plastikleri kalsiyum bentonit isimli bir katalizörü tanımlaması sayesinde, oldukça ucuz bir şekilde, yakıt hammaddesine (biyoyakıt üretimi için kullanılan işlenmemiş madde) dönüştürüyor. Atıklar parçalandığında, metan, propan ve etan içerikli bir gaz üretiliyor ve bunlar da, etanole dönüştürülerek biyoyakıt olarak kullanılıyor.

Plastik ve polimerleri yüksek sıcaklıkta parçalamak elbette yeni bir fikir değil, ancak Azza'ya göre kullanılan katalizörün tipi fikrin asıl güçlü noktası. Sorour durumu şöyle anlatıyor:

Bu proje güvenli bir şekilde uygulanabilir çünkü benzer projelerdeki güvenlik önlemleri alındığı sürece çevreye hiçbir zehirli gaz salmıyor.

Mısır Petrol Araştırmaları Enstitüsü'nden Mamdouh Elmelawy, projenin birçok ülkede fosil yakıtların yerini alacak önemli bir keşif olduğunu söylüyor ve şunları ekliyor:

Bu proje, daha büyük ölçekte, Mısır hükümeti veya özel sektör tarafından kolayca uygulanabilir.

Azza ise son sözler olarak şunları aktarıyor:

Projemin bu sene içerisinde Mısır Patent Ofisi tarafından patentlenmesi ve somut olarak üretilmesi için çalışmalarımı sürdüreceğim.

Biz de, Evrim Ağacı olarak Azza'nın projesinin başarıya ulaşmasını ümit ediyor, bilim camiasındaki çalışmalarını merakla bekliyor ve sonuna kadar destekliyoruz.

Elaine Morgan

4 Haziran 1965'te doğan Walker, 15 Haziran 2010'da yapılan 24. Seyahat ile ilk defa uzaya çıktı. Eşi Andy Thomas gibi bir NASA astronotu olan Walker, 25 Eylül 2010'da yapılan 25. Seyahat'te de Uçuş Mühendisi olarak görev aldı. Walker, Rice Üniversitesi'nde Fizik Bölümü mezunu. Yüksek lisans ve doktorasını da Uzay Fiziği alanında, aynı üniversiteden aldı. 

Walker, genç yaşına rağmen Uluslararası Uzay İstasyonu Grup Başarı Ödülü'ne layık görüldü. Sürekli olarak kendisinden beklenenden fazlasını yapmasından ötürü 3 defa "Üstün Başarı Ödülü"ne, İstasyon'a katkılarından ötürü "Uzay Uçuşu Bilinçlendirme Ödülü"ne ve 9 adet "Performans Ödülü"ne layık görüldü.

Bilge Yıldız

Bilge Yıldız, İzmir doğumlu olan ve 2 matematik öğretmeninin kızı olan, şu anda Dünya'nın en kapsamlı teknik üniversitesi kabul edilen Massachusetts Institute of Technology'de (MIT) doçent olarak araştırmalarını sürdürmekte olan bir nükleer fizik mühendisi. İzmir Fen Lisesi'nden mezun olduktan sonra, Hacettepe Üniversitesi'nde Nükleer Enerji Teknolojileri üzerine çalıştı. 1999 yılında ise MIT'ye kabul alarak, 2003'te doktorasını buradan almayı başardı. Hacettepe'deki bölümü için şöyle söylüyor:

Harika bir ders programımız vardı; ancak Türkiye'de ne yazık ki bu konuda bir kariyer yapmak çok zordu.

MIT'den mezun olduktan sonra, ABD'nin Illinois eyaletindeki Argonne Ulusal Laboratuvarı'nda bir süre doktora sonrası araştırmacısı olarak görev aldı. Burada, elektrokimya ve enerji sahasında kullanılan malzemelerin yüzeyi üzerine çalışmalar yürüttü. Şu anda da, malzeme bilimiyle malzeme yüzeylerinin matematiksel modellemesini birleştiren bir sahada çalışıyor. Bu saha, PhD (doktora) araştırmaları sırasındaki çalışmalarından epey farklı. Söylediğine göre araştırmaları, yapay zeka ve olasılık metotları kullanarak nükleer reaktörlerdeki arıza ve hataları öngörebilmeyi içeriyor.

Temel olarak yaptığı, reaktörlerde kullanılan malzemelerin zorlu çevre koşullarına (yüksek sıcaklık, reaktif gazlar, elektrik alanları ve mekanik stres gibi) nasıl tepki verdiğini analiz etmek. Bunu başarabilmek için, gerçek zamanlı olarak yakıt hücrelerine duyargaçlar yerleştiriyor ve veriler topluyor. Şöyle anlatıyor:

Bu araçlar gelecek için büyük önem taşıyor: çünkü bu yüzeylerin nasıl davrandığını anlarsak, daha yüksek performans ve dayanıklılığa sahip olacak şekilde üretebiliriz. Bu da, sürdürülebilir enerji açısından çok önemli.

Yıldız'ın bu sahaya yaptığı katkıların büyük bir kısmı, gerçek zamanlı tünelleme spektroskopisi ile kendisine ait yeni atomik simülasyonları ve X-Işını spektroskopisini birleştirerek malzeme yüzeylerinin nasıl davrandığını anlamak çerçevesinde toplanıyor. Şöyle anlatıyor:

Malzemelerin en dış yüzeyindeki atomların zorlu koşullar altında nasıl davrandığını görmemizi sağlayan sensörleri yerleştirmek kolay bir iş değil. Yüzey, çoğu zaman malzemenin geri kalanından ciddi anlamda sapmalar gösteriyor. Bu nedenle, malzemenin başka bir yerinden aldığımız verilere güvenemeyiz.

İşte Bilge Yıldız'ın bu yaptıkları sayesinde, çok daha güçlü, dayanıklı ve güvenli nükleer reaktörler ve diğer enerji kaynaklarını üretmemiz mümkün olacak. Dahası, bu malzemelerin davranışını daha iyi anlayarak, onların ne zaman hatalar verip bozulacaklarını da öngörmemiz mümkün olacak. Bu, nükleer reaktörlerle ilgili en kritik sorunlardan biri olan patlama tehlikesinin daha da azaltılması anlamına geliyor.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 5
  • 7
  • 3
  • 1
  • 1
  • 2
  • 3
  • 3
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 22/09/2019 03:32:55 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/609

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğer paranın çevreden daha önemli olduğunu düşünüyorsanız, bir de nefesinizi tutarak paralarınızı saymayı deneyin.”
Guy McPherson
Geri Bildirim Gönder