Artemis II'den Sonra 2026 Yılında Başlaması Planlanan En Heyecan Verici 6 Uzay Görevi!!
BBC Science Focus Magazine
- Çeviri
- Yer Bilimleri
- Mühendislik
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Artemis II görevi, 1972'den sonra Ay çevresinde insanlı seyahatin yeniden başlamasını sağlayarak Artemis III'ün Ay'a iniş ve ilk kadın astronot hedefinin yolunu açtı.
- Chang'e 7, Ay'ın güney kutbundaki su buzunu keşfetmek için mini roketli uçan sondalar kullanacak ve bu yöntem Ay'da ilk defa test edilecek yenilikçi bir teknoloji sunuyor.
- Nancy Grace Roman Teleskobu, geniş alan taraması yaparak yıldızlar, kara delikler ve ötegezegenler gibi gökbilimsel olayları hızlı ve detaylı inceleyerek evrenin yapısını anlamamıza katkı sağlayacak.
Bir uzay tutkunu olmak için heyecan verici bir dönemdeyiz! Artemis II mürettebatının Dünya'ya güvenle dönmesi tarihi bir dönüm noktası oldu, zira insanlar 1972'deki Apollo 17'den bu yana ilk kez Ay'a seyahat etmiş oldular.
Görev Ay yüzeyine iniş yapmamış olsa da dört kişilik mürettebat en yakın gök komşumuzun etrafında nefes kesici bir sekiz yörüngesi çizerek evlerine sağ salim dönmeyi başardı. Elde edilen bu başarı, Ay'a iniş yapması ve ilk kadının Ay'a ayak basmasını sağlaması beklenen Artemis III'ün önünü açtı.
Ne yazık ki Artemis III, 2027 yılına kadar fırlatılmayacak ancak uzay keşiflerine duyduğumuz heyecanı tazelemek için o zamana kadar beklememize gerek yok.
Şu an ile o tarih arasında, devasa bir uzay teleskobundan cesur bir Mars görevine kadar fırlatılmayı bekleyen pek çok görev bulunuyor. Artemis II'nin ardından, 2026 yılında başlaması planlanan en heyecan verici altı görevi sizler için derledik.
Chang'e 7
Artemis II, 2026 yılında Ay'a doğru yola çıkan tek görev değil. Ağustos ayında China National Space Administration (CNSA), en yeni iniş aracı olan Chang'e 7'yi Ay yüzeyine göndermeyi planlıyor.
Araç, doğrudan Ay'ın güney kutbuna yönelecek. Bu bölge, derin kraterlerin kalıcı olarak gölgede kalan kısımlarında su buzu izlerinin bulunmasının ardından son yıllarda büyük bir ilgi odağı haline geldi.
Milyarlarca yıldır el değmeden kalan bu buz, Güneş Sistemi'nin gençliğinde nasıl göründüğüne dair kilit soruları yanıtlayabilir. Bunun yanı sıra bu devasa buzul kütleleri, gelecekteki Ay kâşifleri için potansiyel bir kaynak işlevi de görebilir.
Plana göre Chang'e 7, Ay'ın güney kutbunun hemen yanındaki Shackleton Krateri'nin kenarına inecek. Araç, ana iniş modülüyle birlikte çalışarak çevredeki su izlerini arayacak olan küçük ve güneş enerjisiyle çalışan keşif aracını burada serbest bırakacak.
Ancak görevin en cesur kısmı, bünyesinde barındırdığı küçük uçan sonda. Bu sonda, kraterin gölgeli kısımlarına kısa uçuşlar yapacak ve oradaki suyu tespit etmek için moleküler analizörünü kullanacak.
Böylesi bir uzay aracı Ay'da daha önce hiç test edilmedi. NASA, 2024 yılında Mars'ta Ingenuity adlı uçan bir sonda kullanmıştı ancak Çin'in aracı, pervaneler yerine mini roket iticileri kullanarak uçacak. Eğer bu girişim başarılı olursa Ay'ın karanlık gölgelerinde hangi hazinelerin saklı olduğuna dair son derece önemli ipuçları elde edebiliriz.
Nancy Grace Roman Teleskobu
NASA'nın Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu'nun Eylül ayından sonra fırlatılmasıyla birlikte bu yıl Hubble ve James Webb Uzay Teleskobu'na (JWST) bir başka süper yıldız uzay gözlemevi daha katılmış olacak.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Söz konusu teleskop birçok açıdan Hubble'a oldukça benziyor; aynı 2,4 metre genişliğindeki aynaya ve aynı çözünürlüğe sahip, ayrıca her ikisi de yaklaşık bir otobüs büyüklüğünde. Ancak Roman'ı farklı kılan şey, gökyüzünde 100 kat daha geniş bir alanı aynı anda gözlemleyebilmesidir.
Bu özellik, Roman'ın kızılötesi kameralarının gökyüzündeki devasa alanları olağanüstü bir hızla taramasını sağlıyor. Nitekim teleskobun beş yıllık birincil görevinin büyük bir kısmı, devasa ölçekli üç gökyüzü taramasına ayrılacak.
İlk tarama, Samanyolu Gökadası'nın merkezine yönelerek yeni yıldızları, kara delikleri ve hatta uzak gezegenleri arayacak.
Diğer iki tarama ise daha geniş bir evrene bakacak. Bunlardan ilki, tüm gökyüzünün 12'sini kapsayarak kozmosun nasıl şekillendiğini ve nasıl genişlediğini araştırmayı hedefliyor.
Bu sırada son tarama ise yaklaşık 90 dolunay büyüklüğünde, çok daha küçük bir alana odaklanacak ancak bu alanı her beş günde bir yeniden inceleyecek. Bu sayede, süpernovalar veya kara delikler tarafından yutulan yıldızlar gibi geçici gökbilimsel olayları yakalamayı umuyoruz.
PLATO
Geçtiğimiz otuz yıl boyunca gökbilimciler, Güneş Sistemimizin ötesinde 6.000'den fazla gezegenin varlığını doğruladılar. Ancak bunca ötegezegen arasında henüz kimsenin Dünya'ya tam anlamıyla benzeyen bir gezegen bulamamış olmasının temel nedeni, bu tür gezegenleri tespit edebilecek kapasitede gözlemevlerine sahip olmamamızdır.
European Space Agency'nin (ESA) 2026'nın sonlarına doğru fırlatılması planlanan PLATO uzay aracı bu durumu kökünden değiştirecek. Birlikte eşgüdümlü olarak çalışan 26 kamera kullanan PLATO, bir gezegen kendi yıldızının önünden geçerken yarattığı çok küçük parlaklık düşüşlerini tespit etmek için gökyüzünü tarayacak.
PLATO, Güneşimiz gibi yıldızların yörüngesinde dönen küçük ve kayalık gezegenleri tespit edebilecek kadar güçlü olacak. Daha da önemlisi, yaşanabilir bölgede, yani bir yıldızın etrafında sıvı suyun gezegen yüzeyinde birikebileceği ılıman bölgede yörüngeye sahip olan ötegezegenleri bulabilecek.
Dünya'mızda su, yaşamın oluşumu için kritik bir bileşendir. Bu uzak dünyaların herhangi birinde uzaylı yaşamı olduğunun kesin bir garantisi olmasa da PLATO, aramaya tam olarak nereden başlayacağımız konusunda bize son derece iyi bir fikir verecek.
Mars Uyduları Keşif Görevi
Kasım 2026'da Japan Aerospace Exploration Agency (JAXA), daha önce kimsenin denemediği bir şeyi başarmayı amaçlayan cüretkar bir görev başlatacak: Mars'ın uydularından birine inmek. Daha da şaşırtıcı olanı, uydunun yüzeyinden bir parça alıp Dünya'ya geri getirme planlanıyor.
Mars'ın Phobos ve Deimos adında iki küçük uydusu bulunuyor ancak gezegen bilimciler bunların tam olarak nasıl oluştuğundan henüz emin değiller. Bunlar Mars'ın kütleçekimi tarafından yakalanan sıradan asteroitler mi? Yoksa devasa bir meteor çarpması sonucunda ana gezegenden mi koptular?
Mars Uyduları Keşif Görevi, bu köken sorusunu iki uydunun daha büyüğü olan 27 kilometre genişliğindeki Phobos için yanıtlamayı amaçlıyor.
Uzay aracının 2027 yılında Phobos'un yörüngesine girmesi ve burada üç tam yıl geçirerek uyduyu detaylı bir şekilde incelemesi bekleniyor. Bu süre zarfında aracın uyduya inmesi, yüzeyden bir miktar materyal toplaması ve 2031 yılında bu örneklerle Dünya'ya geri dönmesi hedefleniyor.
Eğer başarılı olursa bu girişim, Mars sisteminden şimdiye kadar bir örneğin getirileceği ilk görev olacak; üstelik bir süreliğine göreceğimiz son örnek getirme görevi de olabilir. NASA'nın Perseverance keşif aracı, hâlâ geliştirilmekte olan ilgili kurtarma görevlerinin yardımıyla nihayetinde onları Dünya'ya getirme umuduyla 2021 yılından bu yana gezegenin yüzeyinden toz ve kaya topluyor.
Ancak ABD Kongresi, ocak ayında söz konusu örnek getirme projesi için sağlanan tüm fonları keserek görevi fiilen iptal etti. Bu nedenle gözler şimdilik tamamen MMX görevine çevrilmiş durumda.
Hera
Yaklaşık 66 milyon yıl önce Dünya'ya çarpan devasa bir asteroit, gezegendeki yaşamın büyük bir kısmını yok etmişti. Benzer bir olay gelecekte tekrar yaşanabilir ancak neyse ki artık gelişmiş uzay programlarımız var. Bu da ölümcül bir asteroit bizi dinozorların kaderiyle baş başa bırakmadan önce, onun yönünü değiştirebilme potansiyeline sahip olduğumuz anlamına geliyor.
NASA, 2022 yılında yürüttüğü DART görevi ile Dimorphos adlı asteroide bilerek çarparak onu rotasından saptırabileceğimizi kanıtlamıştı; bu çarpışma, hedefin daha büyük olan partner asteroit Didymos etrafındaki yörünge süresini tam 32 dakika değiştirmişti.
Kasım 2026'da ise European Space Agency'nin devam niteliğindeki Hera görevi, yarattığımız bu hasarı yerinde incelemek üzere asteroide ulaşacak.
Uzay aracı, özellikle çarpışma alanına odaklanarak Dimorphos'u detaylıca denetleyecek. Ayrıca asteroidin hangi materyallerden oluştuğunu belirlemek ve iç yapısını üç boyutlu olarak haritalamak amacıyla iki küçük CubeSat uydusunu yörüngeye yerleştirecek.
Buradaki temel amaç, asteroit ve DART çarpışmasının onu yapısal olarak nasıl etkilediği hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmektir. Eğer günün birinde Dünya ile çarpışma rotasında olan gerçek bir uzay kayası tespit edilirse Hera'dan elde edilen bu kritik veriler görev planlayıcılarının asteroidi gezegenimizden uzağa saptırmak için nereye ve ne kadar sert vurmaları gerektiğini hesaplamalarına ve asteroidin darbeden sonra nereye gidebileceğini tahmin etmelerine yardımcı olacaktır.
BepiColombo
Güneş Sistemi'ndeki tüm kayalık gezegenler arasında Merkür, üzerinde en az durulan ve en çok göz ardı edilenidir. Bugüne kadar Merkür'ü yakından inceleyen sadece iki görev gerçekleştirildi ancak BepiColombo'nun sekiz yıllık zorlu bir yolculuğun ardından Güneş'e en yakın dünyaya nihayet ulaşacağı 21 Kasım 2026 tarihinde bu sayının ikiye katlanması bekleniyor.
Çünkü bu görev ikisi bir arada bir yapıya sahip ve uzay aracı, hedefe varmasından kısa bir süre sonra iki ayrı bilimsel yörünge aracına ayrılacak.
ESA tarafından inşa edilen Merkür Gezegen Yörünge Aracı, gezegenin yüzeyini ve iç yapısını detaylıca haritalandıracak. Ayrıca yüzeydeki kayalardan yayılan veya uzaydan yakalanan gazların oluşturduğu ince "atmosfer" tabakası olan ekzosferi inceleyecek.
Bu sırada JAXA'nın Merkür Manyetosfer Yörünge Aracı , gezegenin manyetik alanını inceleyecek ve Güneş'in en yakın komşusunun acımasız Güneş rüzgârlarına maruz kaldığında nasıl tepki verdiğini gözlemleyecek.
Hedefimiz, yalnızca kendi Güneş Sistemimizi değil, aynı zamanda yıldızlarına çok yakın yörüngelerde dönen binlerce bilinen ötegezegeni de daha iyi anlamaktır. ESA, Güneş'in adeta dibinde yer alan Merkür'ü yakından inceleyerek bu tür dar yörüngelerin o uzak dünyaları ve sahip oldukları atmosferleri nasıl etkileyebileceğini daha net bir şekilde anlamayı umuyor.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- Çeviri Kaynağı: BBC Science Focus Magazine | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 13/04/2026 15:20:39 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22684
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
This work is an exact translation of the article originally published in BBC Science Focus Magazine. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.