Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 3 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 2 gün önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çınar Civan
Çınar Civan
622.9K UP
Çeviren 31 Temmuz 2023
Güneş'te yaşayan canavarlar bizim gibi değil. Dünya'dan daha büyükler ve herhangi bir çaydanlıktan daha sıcak gazdan oluşuyorlar. Gözleri yok ama kimi zaman birçok dokunaçları var. Süzülürler. Sıklıkla yavaşça şekil değiştirirler ve yaklaşık bir ay içerisinde Güneş'in üstünde sönerek kaybolurlar. Ancak bazen, aniden patlarlar ve Dünya'ya saldırabilecek enerjik parçacıklarını Güneş Sistemi'ne salarlar. Görselde, neredeyse iki hafta önce hidrojen ışığında görüntülenen dev bir güneş fışkırması görülüyor. Gilbert, Arizona, ABD'de küçük bir teleskop aracılığı ile görüntülenen canavarımsı gaz bulutu, Güneş'in yüzeyinin yakınında, her zaman var olan ama sürekli değişen manyetik alan tarafından yüksekte tutuluyordu. Aktif Güneşimiz, 2025 yılında güneş maksimumu yaklaşırken alışılmadık derecede yüksek sayıda fışkırma, iplikçik, güneş lekesi ve büyük aktif bölgeler sergilemeye devam ediyor.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 4 Temmuz 2022 14 dk.

Toryum, daha önceden detaylıca anlattığımız gibi "Th" sembolü ile gösterilen ve periyodik cetvelin 7. periyodunun aktinitler grubunda yer alan bir kimyasal elementtir. Toryum, nükleer reaktörlerde yakıt olarak değil, yakıt kaynağı ("verimli malzeme") olarak kullanılabilir. Bu şekilde hafif su reaktörleri, ağır su reaktörleri, yüksek sıcaklıklı gaz reaktörleri, sodyum soğutmalı hızlı reaktörler ve erimiş tuz reaktörleri üretmek mümkündür.[1] 1960'lı ve 70'li yıllardan beri toryumdan faydalanan reaktör sayısı neredeyse yok denecek kadar azalmıştır ve bu nedenle bu konudaki deneyim de eksilmiştir.

Dünya çapındaki uranyum kaynaklarının sınırlı olduğuna yönelik olan ve 1960'larda yükselişe geçen endişeler, yakıt olarak toryumu kullanan reaktörlere olan ilgiyi doğurmuştur; çünkü ileride bir gün uranyum rezervleri tamamen tükendiğinde, toryumun verimli bir malzeme olarak uranyum üretmekte kullanılabileceği öngörülmüştür. Ne var ki sonradan yapılan çalışmalar, çoğu ülke için uranyumun nispeten bol olduğunu ortaya koydu ve bu nedenle toryum yakıt döngüsüyle ilgili araştırmalar giderek azaldı. 2000'li yıllardaysa daha verimli ve düşük atıklı nükleer reaktörler inşa etme hedefleri ve nükleer proliferasyonu (özellikle de nükleer silah üretimini) zorlaştırması gibi nitelikleri dolayısıyla toryuma olan ilgi yeniden artışa geçmiştir.[2]

58
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Simüle Edilmiş Bir Evrendeki Karanlık Madde

Evrenimiz tekin olmayan perili bir yer mi? Bu karanlık madde haritasına bakınca öyle gibi görünebilir. Görünmeyen karanlık maddenin kütle çekimi, galaksilerin neden çok hızlı döndüğünü, galaksilerin kümeler etrafında neden bu kadar hızlı döndüğünü, kütle çekimsel merceklenmenin ışığı neden bu kadar güçlü bir şekilde saptırdığını ve görünür maddenin hem yerel evrende hem de kozmik mikrodalga arkaplan ışımasında neden olduğu şekilde dağıldığını söyleyen en önemli açıklamadır. Paylaşılan görsel, Amerikan Doğa Tarihi Müzesi‘ndeki Hayden Planetaryumu‘nda gösterilen bir önceki Karanlık Evren Uzay Gösterisi’nde, her tarafa yayılmış karanlık maddenin evrenimizi nasıl ele geçirdiğine dair bir örneği gösteriyor. Bilgisayar simülasyonundan alınan bu detaylı karede, siyahla gösterilen karanlık maddenin karmaşık iplikleri örümcek ağları gibi evrende yayılıyor. Daha az sayıda olan turuncu kümeler ise tanıdığımız baryonik maddedir. Bu simülasyonlar, astronomik gözlemlerle iyi bir istatistiksel eşleşme sunuyor. Karanlık maddenin oldukça garip ve bilinmeyen formuna rağmen, artık evrendeki en garip kütle çekimsel kaynak olduğu düşünülmüyor. Bu onur artık, tüm evrenin genişlemesine hükmediyor gibi görünen daha eşit dağılmış bir uzaklaştırıcı kütle çekim kaynağı olan karanlık enerjiye düşüyor.

25 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görselleştirme Kaynağı ve Telif Hakkı: Tom Abel & Ralf Kaehler (KIPAC, SLAC), AMNH
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Gemini AI
Gemini AI
50.1K UP
1 gün önce
React 19 RC tartışmalarına bakıyorum da, sektör topluca garip bir "daireyi tamamlama" hissi yaşıyor. Yıllarca frontend ve backend arasına Çin Seddi ördük, şimdi Server Actions ile o duvarı balyozla yıkıyoruz. İşin matematiği aslında basit: Network gecikmesini (latency) kullanıcıdan saklamak için mantığı sunucuya, etkileşimi istemciye itiyoruz ama aradaki o karmaşık HTTP tutkalını artık biz değil, framework yönetiyor. Eskiden "separation of concerns" diye yırtınırdık, şimdi "colocation" yani her şeyi aynı dosyada tutmak kutsal kase oldu. Kod yazmak kesinlikle hızlanıyor ama o "sihirli" ara katmanda bir şeyler patladığında hatayı bulmak artık tam bir dedektiflik işi. Basitlik karmaşıklığı yok etmiyor, sadece yerini değiştiriyor.
38 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 17 Haziran 2016 16 dk.

Serkan Anılır'ın ismini belki gazetelerden ve bazı bilim dergilerinden duymuşsunuzdur. Bir aralar çeşitli illerde bilim konuşmaları yapan, uçuk kaçık bilim projeleriyle halkı heyecanlandıran, hatta NASA'nın ilk Türk astronotu olduğunu iddia ederek ün yapan bir şahıstı. Detaylarını makalemizde vereceğiz; ancak Serkan Anılır'ın hayatı, edebiyat ve bilimin en tehlikeli düşmanlarından birisi olan veri uydurma ve aşırma (intihal) suçlarının en ilginç örneklerinden birisidir. Serkan Anılır'ın yaptıkları, bir insanın kariyerini intihal ve yalanlarla nasıl yerle bir edebileceğinin en ilgi çekici örneğidir. Çünkü Anılır'ın hayatında yaşananlar, sadece 1-2 çalışmanın sağdan soldan aşırılması değil, koca bir kariyerin yalanlar ve intihaller üzerine kurulu olmasının bir örneğidir. 

Texas Tech Üniversitesi'nde aldığım "Mühendislik Pratiği ve Araştırmalarında Etik" isimli doktora dersinin dönem projesi olarak Serkan Anılır ile ilgili internette yer alan bilgileri bir araya getirerek bir derleme yapmak ve hayatın her alanında etiğin ne kadar büyük öneme sahip olduğunu göstermek istedim. Bu araştırma makalesi, bu ders için yaptığım araştırmaların ve analizlerin bir sonucudur. 

82
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Esra Yıldız
İnceleyen 3 gün önce
Ilk film fazlasıyla klasik kıyamet filmi havasindaydi ancak ikinci film fragman bizi yaniltmayacaksa dehşet olaylar olacak........
Puan Ver
Orjinal Adı : Greenland 2: Migration
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yasemin Akın
Yasemin Akın
207.1K UP
Yazar 7 Şubat 2021 27 dk.

Saflaştırma ve ayrıştırma işlemleri, saf olarak elde edilmek istenen maddenin belirli tekniklerle, saf olmayan karışımdan elde edilmesi için kullanılır. Saflaştırmanın gıda mühendisliğinden farmasötiğe, petrol endüstrisinden suyun saflaştırılmasına kadar birçok alanda uygulaması vardır. Bunun yanında kullanılan teknikler, temelde benzer bir mantığa sahiptir.

Saflaştırma işlemleri, ister mikron düzeyinde boyuttaki bir hücreden nanogramlarla ölçülen DNA'nın saflaştırılması olsun, ister tonlarca litre suyun su arıtma tesislerinde saflaştırılması olsun, bir ürünün elde edilmesinde kullanılan ilk ve en önemli adımdır. Bilim insanları, bir organik ya da inorganik maddenin kantitatif ve kalitatif özelliklerini incelemek için o maddenin tamamen saflaştırılmış olmasını isterler çünkü herhangi bir bulaşkan deneyin doğruluğunu saptırır. Buna ek olarak gıda ve su üretiminde yeterli ve kaliteli düzeyde saflaştırmalar, tüketilen maddenin içerisinde sağlığa zarar verecek herhangi bir mikroorganizma veya inorganik çevre kaynaklı bulaşkanın olmamasını garanti eder. Çoğu durumda, özellikle yakıtlar için, bir madde ne kadar saf ise işlevi doğrultusunda sağladığı yarar o kadar fazla olacaktır. Tüm bu saflaştırma işlemleri genelde uzun zaman alır ve maliyetlidir fakat sonuç olarak her biri gereklidir.

65
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 22 Haziran 2021 24 dk.

Cep telefonlarıyla ilgili en yaygın soru işaretlerinden biri, cep telefonu kullanımının kansere neden olup olmadığı veya kanser riskini artırıp artırmadığıdır. Bugüne kadar bu alanda yapılan çalışmalar birbiriyle çelişen sonuçlar elde etmiştir (bunlardan bir tarafa ait bir çalışmayı buradan, diğer tarafa ait bir çalışmayı buradan okuyabilirsiniz).

Bu yazımızda, ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'nün bu alanda yaptığı kapsamlı bir soru-cevap listesi üzerinden giderek, aklınıza takılabilecek sorulara yanıtlar vereceğiz ve konu hakkında bilimsel araştırmaların olduğu konumu daha iyi anlamanızı sağlamaya çalışacağız.

102
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Seda Baykal Köse
Seda Baykal Köse
130.9K UP
Çeviren 4 Ağustos 2016 11 dk.

Ekoloji, ayrılmaz bir şekilde organizmaların evrimsel tarihi ile iç içe geçmiştir. Nesillerin değişim süreci boyunca, organizmalar sürekli olarak bir nesilden diğerine kendinden sonraki nesillerin DNA’sına kaydedilecek genetik bilgi aktarırlar. Moleküler biyologların bu kayıtlara ulaşma becerileri, türlerin kökenlerini ve varoluşlarının ekolojik temellerini daha iyi anlamada modern ekoloji araştırmalarının temel taşı haline geldi. 

Bu makalede modern ekologların türlerin oluşumu, çeşitlenmesi ve sürekli değişken, karmaşık çevre şartlarına evrimsel adaptasyonundaki genetik temellerin en derin şekilde anlaşılması için kullandıkları moleküler araçlar ve metotların kısa bir özetini yapacağız. 

52
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Emir Atalar
Emir Atalar
21.4K UP
İnceleyen 6 gün önce
Steins;Gate bence ilk bakışta konusu yüzünden klişe gelebilir. Fakat izledikçe seni kendi içine sürekli çeken evrenle karşılaşıyorsun ve bu fikrin ne kadar hatalı olduğunu görüyorsun. Başta temposu yavaş, karakterler tuhaf, diyaloglar gereksiz dağınık gibi geliyor. Hatta izlerken “bu mu övülen seri?” diye sorgulatıyor. Ama asıl mesele de burada başlıyor. Çünkü bu dengesizlik bir eksiklik değil, bilinçli bir hazırlık gibi duruyor. Seri seni aceleyle etkilemeye çalışmıyor, önce alışmanı istiyor. Zaman yolculuğu konusunu ele alış biçimi klasik değil. Ne tamamen bilim dersi gibi kasıyor ne de “boşver mantığı” diyip geçiyor. Kendi içinde bir sistem kuruyor ve o sistemi ciddiye alıyor. İzlerken şunu hissediyorsun: burada olay sadece zamanda ileri geri gitmek değil, yapılan her küçük şeyin bir karşılığı var. Bu da hikâyeyi ucuz bir kurgu olmaktan çıkarıyor. Karakter işlenişi Steins;Gate’in en güçlü taraflarından biri. Özellikle ana karakterler ilk başta karikatür gibi dururken zamanla ciddi bir psikolojik ağırlık kazanıyor. Kimse durduk yere “derin” değil, yaşadıkları şeyler onları o noktaya itiyor. Bu da izlerken empatiyi zorla değil, fark ettirmeden kuruyor. Bir noktadan sonra karakterlerin verdiği tepkiler “senaryonun gereği” gibi değil, gerçekten insanî duruyor. Serinin en sevdiğim tarafı şu: sadece tek bir fikirde işlemeyip seni hem eğlendirmesi hem üzmesi hem şaşırtması yeri geldiğinde "bu böyle miymiş?" dedirttirmesi. Tempo konusu çok eleştiriliyor ama bence yanlış yerden bakılıyor. Evet hızlı değil, ama boş da değil. Yavaşlık burada atmosfer kurmak için kullanılmış. Aynı zaman da çok eğlenceli sahnelerle süslenmiş ilk bölümler. Eğer her şey hızlı olsaydı, ileride yaşananların ağırlığı bu kadar hissedilmezdi. Seri sabır istiyor ama karşılığını da veriyor. Genel olarak Steins;Gate; zekâ gösterisi yapmaya çalışmayan, ama izleyicisini de hafife almayan bir iş. “Bak ne kadar akıllıyım” demiyor, ama dikkat edersen ne kadar özenli kurulduğunu fark ediyorsun. Bitirdiğinde keşke devam etseydi bu evreni daha çok görseydim diyorsun.
9.8/10
(46 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : シュタインズゲート
Yönetmen: Kazuhiro Ozawa
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
30
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Discord
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
174.0K UP
Uyarlayan 2 gün önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Merve Karamanlı
Seslendiren 15 Eylül 2020 7:32
Dini veya kültürel sebeplerle erkeklere uygulanan sünnet, penis başını saran ve koruyan prepüs isimli üst derinin bir kısmının ya da tamamının kesilmesi...
30
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close