Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Ayşegül Şenyiğit Özdil
Yazar 12 Ocak 2016 18 dk.

Bilgisayar üreticilerince üretilen işlem gücü muazzam bilgisayarlara rağmen henüz, hız ve işlem kapasitesi bakımından günümüzün bilgisayarları, susuzluğumuzu gidermeye yetmemektedir. Ürettiğimiz bilim ve teknolojiler karmaşıklaştıkça, günümüzde var olan "geleneksel" bilgisayarların ve işlemcilerin (hatta "süperbilgisayarların" bile) işlem gücü, bu kadar devasa verileri işlemeye yeterli olamamaktadır. Örneğin Evren'in kapsamlı simülasyonları ya da evrimsel süreçte belli bir popülasyonun son 250.000 yıldaki değişiminin analizi gibi işlemleri tamamlayabilmek için evlerinizde kullandığınız bilgisayarların yüzlerce ve hatta binlerce yıl boyunca aralıksız çalışması gerekirdi! Süperbilgisayarlarla bile bu tür analizler kimi zaman birkaç ay kadar sürebilmektedir. Dolayısıyla incelemek istediğimiz veri miktarı arttıkça, devasa süperbilgisayarlarımız bile hesap makinesi gibi kalmaktadır. Peki, bir gün ihtiyacımız ve istediğimiz güçte işlem gücüne sahip bilgisayarlara sahip olabilecek miyiz?

Günümüz teknolojisine hız ve güç katan, her geçtiğimiz sene birazcık daha küçülen transistörler ve mikroişlemcilerdir. Küçülmek neden daha fazla hız ve güç demek diye sorabilirsiniz. Sebebi çok basit: Eskiden belli bir alana 100 işlemci sığdırabilirken, artık birebir aynı alana 100.000 işlemci sığdırabiliyoruz. Transistör kapı açıklıklarını daha da küçük boyutlarda ürettikçe, söz konusu işlemcilerin aynı alana sığabilecek olan sayısı daha da fazla olacaktır. 

105
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 4 Ocak 2015 21 dk.

Evrime ilişkin kanıtlar, son derece ikna edici ve kapsamlı niteliktedir. Canlı organizmaları inceleyen biyologlar, istisnasız her düzeyde şu veya bu şekilde evrimin bir imzasıyla karşılaşırlar. Darwin de Türlerin Kökeni adlı eserinin büyük bir bölümünü evrimle açıklanabilecek doğal örüntülere ayırmıştır. Evrim ve evrim mekanizmalarına yönelik kavrayışımız, Darwin'den bu yana çok daha netleşmiş ve genişlemiştir.

Modern bilimin olduğu yerden bakıldığında, evrimin en belirgin kanıtı canlı çeşitliliğinin ta kendisidir. Evren'de hiçbir şey son haliyle, birdenbire, yoktan var olmamaktadır. Galaksiler, yıldızlar, gezegenler, moleküller, atomlar ve geriye kalan her şey, kendinden önce gelen yapıların farklılaşması yoluyla oluşmaktadır. Dolayısıyla doğadaki envai çeşitliliği de bu şekilde kademeli bir şekilde oluşturacak bir mekanizma gerekmektedir. O mekanizma, evrimdir.

360
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.5K UP
Eseri Ekleyen 2 gün önce Film
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 3 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Tüm Reklamları Kapat
Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 2 gün önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 4 Temmuz 2024 2 dk.

Kelebekler üzerinde yapılan ve Communications Biology dergisinde yayınlanan yapay zeka destekli bir araştırma, dişi kelebeklerin pek incelenmemiş evrimini ele alıyor.[1] Bu çalışma, evrim teorisinin kurucuları Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace arasındaki arasındaki bir tartışmayı inceliyor.

Darwin, erkeklerin daha çok çeşitlilik gösterdiğini düşünüyordu. Çünkü dişiler genellikle eşlerini erkeklerin görünüşüne göre seçiyordu. Wallace ise cinsiyetler arasındaki farklılıkların en büyük nedeninin doğal seçilim olduğunu düşünüyordu.

15
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Nevzat Keskin
Seslendiren 4 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
9
Hayal Edilmiş Venüs Volkanı

Patlayan bir volkan Venüs‘te nasıl görünürdü? Gezegende şu anda aktif olan volkanların varlığı bu yılın başlarında, sadece antik volkanları içerdiği düşünülen bölgelerin açıklanamayan sıcaklığı sayesinde kanıtlandı. Venüs’ün büyük ölçekli görüntüleri radar yardımıyla çekiliyor olmasına rağmen, sülfürik asitten oluşan kalın bulutları görünür bölgedeki ışık manzaralarının alınmasını engelliyor. Bununla birlikte, bir sanatçı patlayan bir Venüs volkanını yeniden resmetti. Volkanlar Venüs’ün yaşam döngüsünde önemli bir rol oynayabilir. Kimyasal yiyecekleri, aç mikropların yüzüyor olabileceği daha soğuk olan üst atmosfere iterler. Görselde, patlayan bir volkandan yukarı doğru gelen duman, sıcak ve geniş bir lav alanı, Dünya’nın aşırı ısınmış ikizinin çatlamış yüzeyi görülüyor. Havada yüzen mikrobiyal Venüslülerin var olma olasılığı kesinlikle heyecan verici fakat şu anda tartışmalı bir konu.

27 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görselleştirme Kaynağı: NASA, JPL-Caltech, Peter Rubin
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Burak Albayrak
Burak Albayrak
356.0K UP
Ekleyen 5 Ekim 2022 16 dk.

Kaçıngan Kişilik Bozukluğu, yaygın bir sosyal inhibisyon (davranışsal ketlenme) modeli, yetersizlik duyguları ve olumsuz değerlendirilmeye karşı aşırı duyarlılık ile karakterizedir. Kaçıngan kişilik bozukluğu olan kişiler, kendilerini istenmeyen ve diğerlerinden izole olarak algılayarak, sosyal etkileşimlerden belirgin bir kaçınma gösterirler.

Zayıflatıcı doğasına rağmen, Kaçıngan Kişilik Bozukluğu nispeten az çalışılmıştır. Mevcut araştırmaların çoğu tanısal yönlere odaklanırken, farmakolojik tedavilerin etkileri büyük ölçüde bilinmemektedir ve psikoterapötik müdahaleler üzerine araştırma azdır.

86
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Ardil Yıldırım
İnceleyen10 1 gün önce
Tolstoy'un en önemli üç eserinden biri olan "Diriliş"te; insanın hayvani yönü ve bu hayvani yönün değişim ve dönüşümü üzerinde durulmuştur. Kitabın ilk bölümünde insanın tamamen sezgisel ve Tolstoy'un deyişiyle "hayvani yönünü" anlatır. Bu hikâyede aslında ana karakterlerden olan "Nehlüdov" ve "Maslova" ön plandadır. Maslova, Nehlüdov'un bir aynası niteliğindedir.
Hikâyenin ikinci bölümünde Nehlüdov; kendinin bulunduğu iğrenç ve pis kokan dünyada bir piyon olduğunu ve var olan duyguların yapaylığını fark edip kendi dönüşümünü başlatmıştır. Bu dönüşümde toprak mülkiyeti gibi temel felsefelere de atıfta bulunulur. Nehlüdov toprakları tamamen bedava vermek ister; ancak köylülerin bunu onur meselesi yapacağını veya sistemin buna izin vermeyeceğini anlayınca, geliri yine köylülerin ortak ihtiyaçları için kullanılacak olan sembolik, çok düşük bir kira (Henry George’un "tek vergi" sistemine atıfla) belirler. Çünkü ona göre toprak herkesindir ve hiç kimseye ait olamaz.
Bu farkındalık içerisinde; özellikle cezaevlerinde tutuklu bulunan ve çoğu suçsuz olan insanları ve Nehlüdov'un geçmiş hatalarından kaynaklı cezaevine düşen Maslova'yı kurtarmaya çalışmak için çabalar. Bu süreçte kendi eski ve pis kokan dünyasından yardım alma zorunluluğu duyar. En sonunda Tolstoy bizlere; "hayvani yönü baskın olan bir insanın" gerçeklik perdesini aralaması sonucu aydınlığa ulaşmasındaki aşama ve zorluğu dile getirir.
( Yazım tamamen bana aittir. Lakin sadece noktalama işaretleri bir yardımcı tarafından düzenlenmiştir)
Kitap
10.0/10
(7 Kişi)
Puan Ver
Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi CXI (111) - Fransızca Aslından Çeviren: Alev Özgüner
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yapısal Mantık Hatası
Safsata Safsatası Ahmet Arlı tarafından eklendi
Argüman bir mantıksal safsata içerdiği için savunulan sonucun yanlış olmak zorunda olduğunu iddia etmektir.
  • 1. Öncül | Hatalı Öncül!
    Hiçlik
  • 2. Öncül | Hatalı Öncül!
    Hiçliğin varlığını yok eder.
  • 1. Sonuç | Hatalı Sonuç!
    Çelişki
Mantık Hatası Açıklaması
Hiçlik var olamaz var olsaydı zaten hiçlik olmazdı. Haliyle hiçlik kendi "varlığını" yok edemez. Bundan dolayı sonuç çelişkidir.
1
Mantık Hatasını Göster
Söz
Ardil Yıldırım
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Hiçliğin varlığı , hiçliğin varlığını yok eder.
Kaynak: Zihin süzgeci
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Asya Serin
Üye 5 gün önce
Lütfen yanlarında bilimsel adları da olsun. Lütfen çok acil ihtiyacım var.
195 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 26 Haziran 2011 17 dk.

Evrimsel biyolojinin bize açtığı en temel ufuğun, var olmuş, var olan ve var olacak tüm canlıların birbiriyle akraba olduğu gerçeği olduğunu biliyoruz. Evet, türlerin birbirleriyle akraba olduklarını bilmek önemli bir adım; ancak bu akrabalık ilişkilerini nasıl göstereceğiz? İşte burada bilimsel bir metodolojinin takip edilmesi gerekmektedir. Bu makalemizde sizlere en ilkin evrim ağacı oluşturma ve filogeni yaratma yöntemlerinden birini adım adım öğretmeye çalışacağız. Bu analizimizde genlere ve daha kapsamlı analizlere girmeyecek, sadece elinizde belli sayıda tür varken, bunları dış görünümlerine bakarak hangi sırayla evrimleştiklerini ve birbirleriyle olan akrabalık ilişkilerini bir evrim ağacı üzerinde gösterebilmenizi sağlayacak kadar bilgi vereceğiz. Dolayısıyla biliniz ki modern evrimsel biyolojide burada öğreteceklerimizden kat kat daha derin ve kapsamlı yöntemler kullanılmaktadır; ancak bunlardan en basitini öğrenmenin, evrimle ilgilenen birçok kişi için faydalı bir bilgi olacağını düşünüyoruz. 

Giriş kısmında da belirttiğimiz gibi, burada göstereceğimiz analiz genetikte pek doğrudan kullanılmamaktadır. Bizler genlere değil, canlıların dış görünümlerine bakarak bir sınıflandırma yapacağız. Bu, gerçek analizlerin isabetliliğinden farklı sonuçlar verebilir. Çünkü dış görünüm aldatıcıdır. Birbirinden tamamen farklı gözüken canlılar aynı türün bireyleri olabileceği gibi, birbirlerinin tıpatıp aynısı gözüken canlılar evrim ağacının iki apayrı dalı üzerinde bulunuyor olabilir. Örneğin taksonominin babası olarak bilinen Linne bile, sadece dış görünüşlere bakarak sınıflandırma yaptığı için, Agelaius phoenicus türünün erkeği ile dişisini birbirinden farklı türler olarak sınıflandırmış ve büyük bir hataya düşmüştü. Çünkü bu kuş türünün iki cinsiyeti birbirinden tamamen farklı gözükmektedir; ancak aslında aynı türe aittirler. Benzer bir şekilde, Microcebus cinsine ait lemurların bazıları farelere büyük oranda benzemektedirler. Çok dikkatli yapılmayan bir analizde bu iki tür kolayca birbirine yakın akraba olarak kabul edilebilecektir. Ancak genetik analizler sayesinde emin olabilmekteyiz ki, fareler ile lemurlar evrim ağacının iki ayrı dalında yer almaktadırlar. 

65
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
598.5K UP
3 gün önce
NASA’nın Juno uzay aracından elde edilen yeni radyo ölçümleri, Jüpiter’in boyutlarının ve şeklinin yaklaşık 50 yıldır kullanılan değerlerden küçük ama anlamlı biçimde farklı olduğunu gösteriyor. 2 Şubat 2026’da Nature Astronomy dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, Jüpiter’in kutuplardan merkeze yarıçapı 66.842 km; bu değer önceki ölçümlerden 12 km daha küçük. Ekvator yarıçapı ise 71.488 km ve eski değerden 4 km daha kısa. Gezegen ayrıca sanılandan biraz daha basık.

Bu farklar küçük görünse de, Jüpiter’in iç yapısına dair modelleri doğrudan etkiliyor. Yeni ölçümler, gezegenin kütleçekim alanı verileri ile atmosferik gözlemleri aynı anda daha iyi açıklayan modeller kurulmasını sağlıyor. Çalışmanın yazarlarına göre, yarıçaptaki birkaç kilometrelik düzeltme bile çekirdek, metalik hidrojen katmanları ve derin atmosfer dinamiklerinin daha tutarlı biçimde anlaşılmasına olanak tanıyor.

Önceki standart ölçümler, 1970’lerdeki Voyager ve Pioneer görevlerinden elde edilen sınırlı radyo verilerine dayanıyordu. Juno ise 2016’dan bu yana Jüpiter çevresinde çok sayıda yakın geçiş yaparak, özellikle son iki yılda daha yoğun ve hassas radyo sinyali verisi topladı. Araştırmacılar, Juno’dan Dünya’ya gönderilen sinyallerin Jüpiter atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü ve gezegen tarafından ne zaman kesildiğini analiz ederek, rüzgârların şekil üzerindeki etkisini de hesaba kattı.

Sonuçlar, yalnızca Jüpiter’in değil, Güneş Sistemi dışındaki gaz devlerinin de daha doğru modellenmesine katkı sağlayacak. Araştırmacılara göre Jüpiter muhtemelen Güneş Sistemi’nde oluşan ilk gezegenlerden biri; bu nedenle iç yapısının daha net anlaşılması, gezegenlerin nasıl oluştuğu ve evrildiği konusunda temel bilgiler sunuyor.

263 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Alparslan Güler
Türü Ekleyen 1 Mart 2024
Batı uzun burunlu dikenli karınca yiyenin ön ayaklarında 3, arka ayaklarında ise 3 pençesi bulunmaktadır. Doğudaki türden daha kısa kıllara sahiptir. Bu tür, Endonezya'nın Batı Yeni Gine'sindeki Kuş Başı ve Bomberai Yarımadaları'nda, 2.500 metreye (8.200 ft) kadar yüksekliklerde bulunur. Tercih ettiği habitatlar genellikle tepe ve dağlık ormanlardır. Günümüze kadar gelen en büyük tek delikli türüdür ve ağırlığı 16.5 kilograma kadar ulaşabilir.
7
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
151.8K UP
İnceleyen 1 ay önce
Paul C. Taylor – Irk Kavramına Felsefi Bir Giriş (Race: A Philosophical Introduction), “ırk” kavramını ne biyolojik bir veri ne de yalnızca ideolojik bir yanılsama olarak ele alan indirgemeci yaklaşımlardan bilinçli biçimde uzak duran, dengeli ve eleştirel bir çalışmadır. Taylor’ın temel başarısı, ırk meselesini hem kavramsal titizlikle hem de toplumsal gerçekliğin sertliğiyle birlikte düşünmeye zorlamasıdır.

Kitap, şu temel soruyla açılır.Irk nedir? Taylor bu sorunun basit bir tanıma indirgenemeyeceğini gösterir. Biyoloji, genetik ve evrimsel antropoloji açısından bakıldığında “ırk”ın bilimsel olarak temellendirilemeyen bir kategori olduğu açıktır. Ancak Taylor’a göre buradan “ırk yoktur” sonucuna atlamak felsefi olarak acelecidir. Çünkü ırk, biyolojik bir gerçeklik olmasa bile toplumsal, tarihsel ve siyasal olarak son derece etkili bir gerçekliktir.

Kitabın önemli katkılarından biri, ırk realizmi ile ırk eliminativizmi arasındaki tartışmayı açık ve anlaşılır biçimde ortaya koymasıdır. Eliminativistler ırk kavramının tamamen terk edilmesi gerektiğini savunurken, Taylor bu yaklaşımın iyi niyetli olmasına rağmen sorunlu olduğunu öne sürer. Çünkü ırk temelli adaletsizlikler, kimlik deneyimleri ve yapısal eşitsizlikler hâlâ somuttur. Irk kavramını teorik olarak ortadan kaldırmak, bu eşitsizlikleri pratikte ortadan kaldırmaz; aksine görünmez kılabilir.

Taylor’ın yaklaşımı eleştirel toplumsal inşacılık olarak özetlenebilir. Irk, doğada var olan bir öz değildir; fakat tarih, hukuk, ekonomi ve kültür aracılığıyla gerçek sonuçlar doğuran bir anlamlar sistemidir. Bu nedenle felsefenin görevi ırkı sadece “yanlışlanmış bir biyoloji” olarak reddetmek değil, onun nasıl üretildiğini, nasıl sürdürüldüğünü ve nasıl dönüştürülebileceğini analiz etmektir.

Kitap boyunca kimlik, tanınma, adalet ve eşitlik kavramları ırk bağlamında yeniden düşünülür. Taylor, ırkın salt baskı kategorisi değil, aynı zamanda birçok insan için deneyim, dayanışma ve politik özneleşme alanı olduğunu da teslim eder. Bu yaklaşım, kitabı yalnızca analitik felsefenin sınırlarında kalmaktan çıkarır ve onu siyaset felsefesi ile etikle doğrudan ilişkilendirir.

Üslup açısından Irk Kavramına Felsefi Bir Giriş, akademik olmasına rağmen didaktik değildir. Taylor, karmaşık tartışmaları sadeleştirirken meseleyi yüzeyselleştirmez. Bu yönüyle kitap, hem felsefeye yeni başlayanlar hem de ırk, kimlik ve adalet meseleleriyle derinlemesine ilgilenen okurlar için güçlü bir giriş metnidir.

Sonuç olarak bu eser, ırkı ne doğallaştıran ne de bütünüyle görmezden gelen bir çizgide durur. Irkın ne olduğu kadar, ne yaptığıyla ilgilenir. Taylor’ın asıl sorusu şudur: Irk kavramını nasıl düşünürsek daha adil, daha dürüst ve daha yaşanabilir bir toplumsal düzen kurabiliriz? Bu nedenle kitap, sadece “ırk” üzerine değil, modern dünyada felsefe yapmanın etik sorumluluğu üzerine de önemli bir katkı sunar.
Puan Ver
Orjinal Adı : Race: A Philosophical Introduction
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 2 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Arda Çelikli
İnceleyen10 12 Ağustos 2023
Mükemmel bi dizi izleyin izlettirin
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
10
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Yapay Zeka konusunda geliştirebilirsin.

Yaşam Ağacı Gözlemi
Sefer Kılıç
Gözlemi Yapan 23 Nisan 2023 Türkiye
14
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close