Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 2 gün önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 2 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Mehmet Mert Demir
İnceleyen 1 gün önce
Filmde her ne kadar Sarışın iyi, Melek Göz kötü, Tuco ise çirkin olarak gösterilse de üç karakter de aslında gri tonlardadır. Üçü de gömülü olan parayı bulmak için hareket eder. Tuco, Sarışın’ı ölüme terk edecekken para uğruna bundan vazgeçer. Sarışın ise parayı kimin alacağını belirlemek için bir Meksika açmazı yaratır. Melek Göz, Sarışın’ın kendisine ihanet etmesine ve yanındakileri öldürmesine rağmen, para için onu hayatta tutar.Finalde anlarız ki Leone’nin dünyasında “iyi” sadece daha az kötü anlamına gelir. Üç saatlik süresine rağmen son derece akıcı ve eşsiz bir filmdir. Western denince akla gelen o ikonik melodi de bu filme aittir.
9.6/10
(19 Kişi)
Puan Ver
The Good, the Bad and the Ugly
Yönetmen: Sergio Leone
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Yasin Serhat Bulut
Üye
Türkiye'deki bilim algısını değiştirdiğiniz ve adeta yasaklı bir halde bulunan evrim teorisini bize doğru bir şekilde anlatıp Türkiye'nin bilimsel aydınlanma sürecine katkı sağladığını için bütün Evrim Ağacı ailesine teşekkür ederim. Nice 11 yıllara...
Gülfem Akdemir
Seslendiren 6 Kasım 2024 6:41
Güneş Sistemimizde bilinen 200'den fazla uydu vardır. Uydular, çok farklı boyutlarda ve şekillerde olabilirler. Çoğunda atmosfer bulunmamasına rağmen,...
24
Berkay Atalas
Berkay Atalas
109.6K UP
Uyarlayan 12 Mayıs 2019 2 dk.

Günümüzde uçabilen memeliler kollarından bacaklarına kadar uzanan patagium isimli bir deri tabakası sayesinde kendilerini yüksek bir noktadan bıraktıklarında havada kalabilirler. Yarasalar ise bu deri tabakasını vücutlarını yerden havalandırmak için kullanabilmektedir. Çin’de keşfedilen yeni bir dinozor fosili ise bu yapının dinozorlarda da ortaya çıkmış olduğunu, daha önce bulunmuş kuzeni ile birlikte ispatlıyor. Ambopteryx longibrachium adı verilen bu türün üyelerinin kollarının altında bir deri tabakası bulunmaktaydı. Günümüzdeki yarasa kanatlarına benzeyen bu yapılar canlının süzülmesini hatta belki de yarasalarda olduğu gibi uçabilmesini sağlıyordu. Yaklaşık 160 milyon yıl önce Geç Jura'da yaşamış olan bu non-avian theropod, yaklaşık 32 santimetre boyunda ve 306 gram ağırlığındaydı. Ayrıca vücudunun oldukça küçük ve hafif olması, uçabiliyor olduğu tezini de desteklemekte.

Fosil bundan iki yıl önce Çin’in Wubaiding köyünde yaşayan bir köylü tarafından bulundu. Bulunan örnekler palentolog Min Wang tarafından incelendi ve bir dinozor olduğu tespit edildi. Bu bölgede daha önce bulunan fosillerin yalnızca birkaç semender fosili olmasından dolayı Min Wang örneklerin bir dinozora ait olduğunu tespit ettiğinde sevinç çığlıkları attığını söylüyor.

68
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Ece Müker
Ece Müker
598.5K UP
3 gün önce
NASA’nın Juno uzay aracından elde edilen yeni radyo ölçümleri, Jüpiter’in boyutlarının ve şeklinin yaklaşık 50 yıldır kullanılan değerlerden küçük ama anlamlı biçimde farklı olduğunu gösteriyor. 2 Şubat 2026’da Nature Astronomy dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, Jüpiter’in kutuplardan merkeze yarıçapı 66.842 km; bu değer önceki ölçümlerden 12 km daha küçük. Ekvator yarıçapı ise 71.488 km ve eski değerden 4 km daha kısa. Gezegen ayrıca sanılandan biraz daha basık.

Bu farklar küçük görünse de, Jüpiter’in iç yapısına dair modelleri doğrudan etkiliyor. Yeni ölçümler, gezegenin kütleçekim alanı verileri ile atmosferik gözlemleri aynı anda daha iyi açıklayan modeller kurulmasını sağlıyor. Çalışmanın yazarlarına göre, yarıçaptaki birkaç kilometrelik düzeltme bile çekirdek, metalik hidrojen katmanları ve derin atmosfer dinamiklerinin daha tutarlı biçimde anlaşılmasına olanak tanıyor.

Önceki standart ölçümler, 1970’lerdeki Voyager ve Pioneer görevlerinden elde edilen sınırlı radyo verilerine dayanıyordu. Juno ise 2016’dan bu yana Jüpiter çevresinde çok sayıda yakın geçiş yaparak, özellikle son iki yılda daha yoğun ve hassas radyo sinyali verisi topladı. Araştırmacılar, Juno’dan Dünya’ya gönderilen sinyallerin Jüpiter atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü ve gezegen tarafından ne zaman kesildiğini analiz ederek, rüzgârların şekil üzerindeki etkisini de hesaba kattı.

Sonuçlar, yalnızca Jüpiter’in değil, Güneş Sistemi dışındaki gaz devlerinin de daha doğru modellenmesine katkı sağlayacak. Araştırmacılara göre Jüpiter muhtemelen Güneş Sistemi’nde oluşan ilk gezegenlerden biri; bu nedenle iç yapısının daha net anlaşılması, gezegenlerin nasıl oluştuğu ve evrildiği konusunda temel bilgiler sunuyor.

263 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 3 gün önce 54s

Son birkaç gün içinde bazı "gazete"ler (!) de dahil olmak üzere sosyal medyadaki birtakım hesapların, Evrim Ağacı olarak 2013 yılında Richard Dawkins ile ilişkili bir ismi Türkiye'de ağırlamış olmamızdan ve Richard Dawkins'in bilimsel çalışmalarından bahsetmemizden yola çıkarak ve Dawkins'in de Epstein'le (o yönde hiçbir kanıt olmamasına rağmen) kriminal bir bağlantısı olduğu varsayımıyla, Evrim Ağacı olarak bizim de Jeffrey Epstein ile bir bağlantımız olduğu yönünde abesle iştigal ve çocukça bir iddiası, artık tetikçilik boyutuna ulaşacak seviyede paylaşıldığı için, bu açıklamayı yapmak elzem olmuştur.

Bunu açıklamak zorunda kalmak bile utanç verici olsa da Jeffrey Epstein adlı canavar veya onunla işbirliği yaptığı bilinen herhangi bir kişiyle herhangi bir maddi veya manevi işbirliğimiz bulunmamaktadır. Benzer şekilde, Richard Dawkins'den veya vakfından hiçbir şekilde para almadığımız gibi, herhangi bir dernek, vakıf, örgüt, devlet vb. kurumla hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır.

12
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hayal Edilmiş Venüs Volkanı

Patlayan bir volkan Venüs‘te nasıl görünürdü? Gezegende şu anda aktif olan volkanların varlığı bu yılın başlarında, sadece antik volkanları içerdiği düşünülen bölgelerin açıklanamayan sıcaklığı sayesinde kanıtlandı. Venüs’ün büyük ölçekli görüntüleri radar yardımıyla çekiliyor olmasına rağmen, sülfürik asitten oluşan kalın bulutları görünür bölgedeki ışık manzaralarının alınmasını engelliyor. Bununla birlikte, bir sanatçı patlayan bir Venüs volkanını yeniden resmetti. Volkanlar Venüs’ün yaşam döngüsünde önemli bir rol oynayabilir. Kimyasal yiyecekleri, aç mikropların yüzüyor olabileceği daha soğuk olan üst atmosfere iterler. Görselde, patlayan bir volkandan yukarı doğru gelen duman, sıcak ve geniş bir lav alanı, Dünya’nın aşırı ısınmış ikizinin çatlamış yüzeyi görülüyor. Havada yüzen mikrobiyal Venüslülerin var olma olasılığı kesinlikle heyecan verici fakat şu anda tartışmalı bir konu.

27 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görselleştirme Kaynağı: NASA, JPL-Caltech, Peter Rubin
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Nevzat Keskin
Seslendiren 4 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
9
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
İşte burada duruyor: Atomların oluşturduğu bir bilinç, meraklı bir madde... Denizin kenarında duruyor ve düşünüyor: Ben... Atomların evreni, evren içerisinde bir atomdan ibaretim!
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
24
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Albayrak
Burak Albayrak
356.0K UP
Ekleyen 5 Ekim 2022 16 dk.

Kaçıngan Kişilik Bozukluğu, yaygın bir sosyal inhibisyon (davranışsal ketlenme) modeli, yetersizlik duyguları ve olumsuz değerlendirilmeye karşı aşırı duyarlılık ile karakterizedir. Kaçıngan kişilik bozukluğu olan kişiler, kendilerini istenmeyen ve diğerlerinden izole olarak algılayarak, sosyal etkileşimlerden belirgin bir kaçınma gösterirler.

Zayıflatıcı doğasına rağmen, Kaçıngan Kişilik Bozukluğu nispeten az çalışılmıştır. Mevcut araştırmaların çoğu tanısal yönlere odaklanırken, farmakolojik tedavilerin etkileri büyük ölçüde bilinmemektedir ve psikoterapötik müdahaleler üzerine araştırma azdır.

86
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 27 Aralık 2023 17 dk.

Antenlerin elle tasarlanması ve optimize edilmesi şeklindeki mevcut uygulama, önemli bir alan uzmanlığı gerektirdiği ve hem zaman hem de emek bakımından yoğun olduğu için yeni ve daha iyi anten tasarımları geliştirme becerisi açısından sınırlıdır. Buna alternatif olarak, araştırmacılar, 1990'ların başından beri evrimsel anten tasarımı ve optimizasyonunu araştırıyor ve bilgisayar hızının artması ve elektromanyetik simülatörlerin gelişmesiyle bu alan son yıllarda büyüdü. Bu teknikler, doğadaki biyolojik evrimden esinlenen ve bir çözüme daha iyi ve daha iyi yaklaşımlar üretmek için en uygun olanın hayatta kalması ilkesini kullanarak potansiyel çözümler popülasyonu üzerinde çalışan bir stokastik arama yöntemi ailesi olan evrimsel algoritmalara (EA) dayanmaktadır.

Anten dizileri ve kuadrifilar sarmal antenler de dahil olmak üzere birçok anten türü incelenmiştir. Ayrıca, evrimsel algoritmalar antenleri yerinde (in-situ) yani, elektromanyetik etkileşimlerin karmaşıklığı nedeniyle anten tasarımcılarının elle yapması çok zor olan, çevredeki yapıların etkilerini dikkate alarak geliştirmek için kullanılmıştır. Yakın zamanda, NASA'nın Uzay Teknolojisi 5 (ST5) görevindeki üç uzay aracı için bir anten evrimleştirmek üzere evrimsel algoritmaları kullandık ve İzleme ve Veri Aktarım Uydularından (TDRS) biri gibi, yaklaşan diğer NASA görevleri için antenler üzerinde çalışıyoruz. Bu makalenin geri kalanında hem ST5 hem de TDRS görevleri için anten evrimi çalışmalarımızı tartışacağız.

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ardil Yıldırım
3 gün önce
Evrimsel biyoloji.
63 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 26 Haziran 2011 17 dk.

Evrimsel biyolojinin bize açtığı en temel ufuğun, var olmuş, var olan ve var olacak tüm canlıların birbiriyle akraba olduğu gerçeği olduğunu biliyoruz. Evet, türlerin birbirleriyle akraba olduklarını bilmek önemli bir adım; ancak bu akrabalık ilişkilerini nasıl göstereceğiz? İşte burada bilimsel bir metodolojinin takip edilmesi gerekmektedir. Bu makalemizde sizlere en ilkin evrim ağacı oluşturma ve filogeni yaratma yöntemlerinden birini adım adım öğretmeye çalışacağız. Bu analizimizde genlere ve daha kapsamlı analizlere girmeyecek, sadece elinizde belli sayıda tür varken, bunları dış görünümlerine bakarak hangi sırayla evrimleştiklerini ve birbirleriyle olan akrabalık ilişkilerini bir evrim ağacı üzerinde gösterebilmenizi sağlayacak kadar bilgi vereceğiz. Dolayısıyla biliniz ki modern evrimsel biyolojide burada öğreteceklerimizden kat kat daha derin ve kapsamlı yöntemler kullanılmaktadır; ancak bunlardan en basitini öğrenmenin, evrimle ilgilenen birçok kişi için faydalı bir bilgi olacağını düşünüyoruz. 

Giriş kısmında da belirttiğimiz gibi, burada göstereceğimiz analiz genetikte pek doğrudan kullanılmamaktadır. Bizler genlere değil, canlıların dış görünümlerine bakarak bir sınıflandırma yapacağız. Bu, gerçek analizlerin isabetliliğinden farklı sonuçlar verebilir. Çünkü dış görünüm aldatıcıdır. Birbirinden tamamen farklı gözüken canlılar aynı türün bireyleri olabileceği gibi, birbirlerinin tıpatıp aynısı gözüken canlılar evrim ağacının iki apayrı dalı üzerinde bulunuyor olabilir. Örneğin taksonominin babası olarak bilinen Linne bile, sadece dış görünüşlere bakarak sınıflandırma yaptığı için, Agelaius phoenicus türünün erkeği ile dişisini birbirinden farklı türler olarak sınıflandırmış ve büyük bir hataya düşmüştü. Çünkü bu kuş türünün iki cinsiyeti birbirinden tamamen farklı gözükmektedir; ancak aslında aynı türe aittirler. Benzer bir şekilde, Microcebus cinsine ait lemurların bazıları farelere büyük oranda benzemektedirler. Çok dikkatli yapılmayan bir analizde bu iki tür kolayca birbirine yakın akraba olarak kabul edilebilecektir. Ancak genetik analizler sayesinde emin olabilmekteyiz ki, fareler ile lemurlar evrim ağacının iki ayrı dalında yer almaktadırlar. 

65
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mustafa İrvem Keskinoğlu
Çeviren 27 Ekim 2013 3 dk.

Çin’in güneybatısındaki iki mağarada bulunan fosiller hem şimdiye kadar bilinmeyen bir taş devri halkı hakkında ipuçları ortaya çıkarttı, hem de Asya’nın ilk halkları hakkında şaşırtıcı çağrışımlar yaptırarak insanoğlunun evriminin son aşaması hakkında şimdiye kadar duyulmadık bilgiler verdi. 

Bu türe ait fosiller, şimdiye bulunanların en yenileri olan bu fosiller eskil [arkaik] ile çağdaş anatomik özelliklerin hiç alışılmamış bir karışımını içeren bir halka aitti. New South Wales Üniversitesi doçentlerinden Darren Curnoe ile Yunnan Kültürel Kalıntılar ve kazıbilim [arkeoloji] Enstitüsü'nden Profesör Ji Xueping’in yönetimindeki uluslararası bir bilim insanları ekibi bundan 14.500 ilâ 11.500 yıl önce yaşamış olan bu insanların Çin’de ilk ekici kültürlerin başlamakta olduğu bir zamanda araziyi çağdaş görünümlü insanlarla paylaşmakta olduklarının anlaşılmakta olduğunu söylemektedir. 

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ayşegül Şenyiğit Özdil
Yazar 12 Ocak 2016 18 dk.

Bilgisayar üreticilerince üretilen işlem gücü muazzam bilgisayarlara rağmen henüz, hız ve işlem kapasitesi bakımından günümüzün bilgisayarları, susuzluğumuzu gidermeye yetmemektedir. Ürettiğimiz bilim ve teknolojiler karmaşıklaştıkça, günümüzde var olan "geleneksel" bilgisayarların ve işlemcilerin (hatta "süperbilgisayarların" bile) işlem gücü, bu kadar devasa verileri işlemeye yeterli olamamaktadır. Örneğin Evren'in kapsamlı simülasyonları ya da evrimsel süreçte belli bir popülasyonun son 250.000 yıldaki değişiminin analizi gibi işlemleri tamamlayabilmek için evlerinizde kullandığınız bilgisayarların yüzlerce ve hatta binlerce yıl boyunca aralıksız çalışması gerekirdi! Süperbilgisayarlarla bile bu tür analizler kimi zaman birkaç ay kadar sürebilmektedir. Dolayısıyla incelemek istediğimiz veri miktarı arttıkça, devasa süperbilgisayarlarımız bile hesap makinesi gibi kalmaktadır. Peki, bir gün ihtiyacımız ve istediğimiz güçte işlem gücüne sahip bilgisayarlara sahip olabilecek miyiz?

Günümüz teknolojisine hız ve güç katan, her geçtiğimiz sene birazcık daha küçülen transistörler ve mikroişlemcilerdir. Küçülmek neden daha fazla hız ve güç demek diye sorabilirsiniz. Sebebi çok basit: Eskiden belli bir alana 100 işlemci sığdırabilirken, artık birebir aynı alana 100.000 işlemci sığdırabiliyoruz. Transistör kapı açıklıklarını daha da küçük boyutlarda ürettikçe, söz konusu işlemcilerin aynı alana sığabilecek olan sayısı daha da fazla olacaktır. 

105
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Melih B
Melih B
58.9K UP
Matematiğe meraklı birisi 1 gün önce Sen de Cevap Ver
"3, 6 ve 9’un ihtişamını bilseydiniz evrenin anahtarını elde edebilirdiniz" ifadesi ne anlama gelmektedir?
"3, 6 ve 9’un ihtişamını bilseydiniz evrenin anahtarını elde edebilirdiniz" ifadesi ne anlama gelmektedir?

Kötü haber, böyle bir şey yok...

Nikola Tesla'ya atfedilen sözlerin çoğunluğu gerçek değil, zamanında "enerji", "frekans" gibi konularla ilgilenmiş ve popüler bilimde adı en çok duyulan kişilerden biri olduğu için bu "enerji", "frekans" gibi bilimsel bağlamda derinliği olan konuları bilimsel niteliklerinden tamamen arındırıp çoğunlukla bir ticari kapı olarak kullanan sahtebilimciler, Tesla'yı çok fazla kullanıyorlar. Aynı kişiler, Tesla'nın

If you want to find the secrets of the universe, think in terms of energy, frequency and vibration”

gibi bir sözü olduğunu da iddia ediyorlar... Gerçek şu ki, bunların hiçbiri güvenilir kaynaklara dayanan atıflar değiller, aksine bu sözlerin dayandığı kaynaklar genellikle insanların "enerji", "frekans" algısını sahtebilimsel yollarla değiştirip onlardan ticari amaçlarla faydalanan kaynaklar oluyorlar. Dahası, soruda bahsi geçen atıf üzerine bu sahtebilimci insanlar "369 Metodu" diye tamamen sahte metotlar bile oluşturmuşlar...

Tüm Reklamları Kapat

Tesla böyle şeylere malzeme olmak için her anlamda güzel bir seçim, hem popüler, hem enerji gibi konularla ilgili hem de halihazırda kendisinin sayılara takıntılı olduğunu -Çoğu kişiye göre OKB düzeyinde bir takıntısının olduğunu- biliyoruz... Yine de, hayır, Tesla'nın böyle bir sözü yok.

Merak ediyorsanız, sizlere 3-6-9'un neden evrenin sırrı olduğunu açıklayan bir dizi paragraf yazabilirim... ve sayılarının en yakın oldukları tam sayının 3 olması tesadüf mü? 3'ten büyük her asal ayının 6k-1 veya 6k+1 formunda olması peki? Ya bütün n-gen'lerin iç açılarının toplamının rakamları toplamının 9 veya 9'un katı olmasına ne demeli... Nümeroloji -hemen hemen*- böyle bir zırva işte, bunları yazarken 36 saniye bile düşünmedim, az da olsa matematikle ilgilenen birisine 3-5 sayı verseniz sizlere o sayıları evrenin sırrı gibi açıklamakta zorluk çekmeyecekler zaten.

Son olarak, bilimin bilim olarak devam etmesi adına, lütfen "wikiquote" gibi kaynaksız/güvenilir olmayan kaynaklar kullanarak veri girebildiğiniz sitelere ve bariz biçimde sahtebilimsel içerikleri olan sitelere aldanmayın... Sağlıcakla kalın.

*:"hemen hemen" diyorum çünkü sahtebilimciler yalanlarını oldukça büyüterek daha geniş bir kapsama almaktan, daha inandırıcı ve sistematikmiş gibi göstermekten hiç çekinmiyorlar...

bkz: astroloji

Kaynaklar

  1. K. Lacapria. Nikola Tesla ‘369 Theory’ – Truth Or Fiction?. Alındığı Tarih: 7 Şubat 2026. Alındığı Yer: Truth or Fiction? | Arşiv Bağlantısı
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close